
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Hiç bitmeyen bir çaba, her seferinde başa dönen bir yük… Peki Sisifos’un hikâyesi gerçekten bir ceza mıydı, yoksa hayata anlam katmanın başka bir yolu mu? Bu bölümde Zeynep, mitolojiden felsefeye, Sisifos’un kayasında kendi hayatımızı arıyor.
Transkript
Herkese merhaba, konuşacak çok şey var podcastına hoş geldiniz.
Ben Zeynep. Bugün size antik mitolojinin en ilginç ve en düşündürücü karakterlerinden biriyle geliyorum.
İsmi Sisyfos.
Belki kitaplardan, belki bir felsefe videosundan ya da Albert Camus'un meşhur denemesi sayesinde duymuşsunuzdur bu ismi.
Ama bugün bu hikayeye sadece bir mitoloji anlatısı olarak değil, hayatla kurduğumuz ilişkinin bir metaforu olarak bakacağız.
Yani Sisyfos'un cezası gerçekten bir ceza mıydı?
Yoksa biz mi onu öyle sandık?
Hikaye şöyle başlıyor.
Sisyfos ancak Yunan'da Korinti kentinin kralı.
Oldukça zeki, kurnaz, düzenbaz biri.
Tanrıları kandırıyor, ölümleri erteliyor, kaderle oynuyor.
Ama sonunda bu yaptıklarının bir bedeli oluyor tabii ki.
Zeus ona sonsuz bir ceza veriyor.
Sisyfos koca bir kayayı bir dağın tepesine kadar yuvarlayacak.
Ama tam zirveye vardığında kayı tekrar aşağı düşecek.
O da yeniden başa dönecek ve bu döngü sonsuza kadar sürecek.
Bu hikayeyi ilk duyduğumda dedim ki yani bu nasıl bir ceza böyle?
Gerçekten de fiziksel değil ama psikolojik bir yıkım gibi.
Çünkü sonu olmayan bir çaba, meyvesini asla vermeyen bir uğraş, insana tahammül edemeyeceği bir şey.
Ama sonra Albert Camus çıktı ve tüm bu hikayeye bambaşka bir bakış açısı getirdi.
Camus'a göre Sisyphos aslında trajik bir kahraman değil.
Özgürlüğün ta kendisi.
Çünkü ne yaptığını biliyordu, kaderinin farkındaydı ve buna rağmen devam ediyordu.
Camus'un en meşhur cümlesiyle söylemek gerekirse Şöyle Sisyfos'un mutlu olması gerekir.
İlk duyduğumdan bu cümle bana biraz tuhaf geldi.
Nasıl ya? Aynı taşı, aynı dağ, aynı sona mahkum bir adam nasıl mutlu olabilir?
Ama düşününce Kamu'nun söylediği şey şu.
Hayatta tıpkı Sisyfos'un taşı gibi.
Çoğu zaman tekrar eden bir döngü.
Sabah kalkıyoruz, işe gidiyoruz, yemek yiyoruz, bir şeyler planlıyoruz.
Sonra ertesi gün yine başa dönüyoruz ve biz bu döngünün içinde bir anlam arıyoruz.
Bazen o anlamı buluyoruz, bazen kaybediyoruz.
Ama önemli olan anlamın dışarıdan gelmesi değil.
Bizim onu yaratmamız.
Sisyfos'un hikayesi hayatın anlamsızlığına karşı bir başkaldır aslında.
Eğer hayatın anlamı yoksa biz ona bir anlam verebiliriz.
Camus bunu absürt felsefe olarak tanımlıyor.
Yani hayatın saçmalığına rağmen yaşamak.
Hatta bu saçmalığın farkında olarak yaşamak.
Şimdi bir düşünelim. Hayatımızda kaç kere aynı şeyi yapıyoruz?
Kaç kere tekrar başlıyoruz?
Yani bitmeyecek gibi gelen işlerin, hiç sonu gelmeyecek gibi duran sorumlulukların peşindeyiz.
Evet. Ama yine de devam ediyoruz.
Tıpkı Sisyfos gibi.
Belki o kaya bizim için bir tez, bir çocuk büyütmek, bir ilişkiyi ayakta tutmak ya da sadece sabahları yataktan kalkabilmek.
Ama önemli olan şu, bütün bu çabayı sadece sonuca ulaşmak için mi yapıyoruz?
Yoksa sürecin kendisini de sahiplenebiliyor muyuz?
Kamunun dediği gibi yani zirveden inerken ki o an çok kıymetli.
Yani kaya tekrar yuvarlanırken Sisyfos ne hissediyor?
İşte insan olmak da biraz orada başlıyor arkadaşlar.
Belki de hepimiz için de küçük bir Sisyfos.
bu kadar uğraşıyorum ama bir sonuca varamıyorum diye insanlar görüyorum.
Belki de mesele varmak değil.
Belki mesele o çabada kim olduğumuz, nasıl dönüştüğümüz.
Kayayı iten kişiyle kayayı bıraktığı kişi aynı değil çünkü.
Her tekrar içinde çok büyük bir değişim taşıyor.
Ve bu yüzden Sisyfos'un hikayesi sadece felsefi bir mesele değil, çok insani bir mesele.
Hayat bazen ilerlemek değil, sabretmek.
Bazen başarmak değil, vazgeçmeden denemek.
Ve bazen sonuç değil.
Niyettir kıymetli olan.
Kamunun Sisyfos hakkındaki bakışını ilk okuduğumda şöyle uzun bir süre düşündüm.
Bu kadar umutsuz bir döngüde mutlu olmak mümkün mü diye.
Sonra bir sabah kahvemi alıp böyle bilgisayar başıma geçtiğimde her zamanki gibi işte yazmaya başladım bir şeyler.
Belki milyonuncu kelimeyi yazıyorum.
Belki kimse okumayacak bu yazdıklarımı.
Ama o zaman şunu hissettim.
Bu eylem, bu tekrar.
Bu çaba aslında varlığımın bir ispatı.
Bazen hayat sadece şunu söyleyebildiğimize de güzelleşiyor.
Evet yoruldum ama yine de yapıyorum.
İşte o noktada Sisyfos'un gülümsediğini hayal edebiliyorum.
İşin ilginç tarafı şu ki Sisyfos'un çabası aslında hiçbir zaman bitmeyecek olmasına rağmen onu durduran hiçbir şey yok.
İsyan etmiyor, bağırmıyor, vazgeçmiyor.
Sessizce o kayayı...
Tekrar tekrar yukarı itiyor.
Sanki yaşamayı seçmek gibi bir şey bu.
Ne kadar saçma görünse de ben yine de devam edeceğim demek.
Bazen hayatın en büyük anlamı da burada gizli olabilir.
Ne kadar anlamsız gelirse gelsin.
Senin yine de sürdürmeyi seçmen.
Bu bana hep şunu düşündürür.
Belki de gerçek güç sonuç almaktan değil, anca her şeye rağmen tekrar yapabilme cesaretinden gelir.
Herkes zirvedeyken güçlüdür.
Ama yakaya tekrar aşağı yuvarlandığında, orası işte herkesin sustuğu, kimsenin görmek istemediği bir yerdir.
Ama belki de tam orada, o yalnızlıkta, insanın özüyle karşılaştığı o anda gerçek bir dayanıklılık doğar.
Çünkü hayat bazen öyle şeyler yaşatıyor ki, İnsanın elinden hiçbir şey gelmiyor.
Ne çözüm var, ne yol var.
Sadece bir taş var önünde ve onu tekrar yukarı çıkarmaktan başka hiçbir çaren yok.
İşte o anlarda anlamı aramak yerine sadece var olmanın gücünü hissetmek gerekiyor.
O taş bizim için bazen bir yaz, bazen bir hayal kırıklığı, bazen bir başarısızlık oluyor ama yine de taşıyoruz.
Çünkü yaşamak bazen sadece o kayıyı itmeye devam etmektir.
Kapanırken şunu söylemek istiyorum.
Eğer bugünlerde hayat size biraz ağır geliyorsa, yaptığınız şeyler tekrar gibi hissediyorsa unutmayın o kaya hep var olacak.
Ama siz onunla ne yaptığınıza karar verebilirsiniz.
Onu taşımanın bir anlamı olabilir.
Hatta belki bir mutluluğu da olabilir.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Kendinize çok iyi bakın.
Bay bay. Fikrinizden yayına, format, kayıt,
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
