
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Sayılar binlerce yıldır hayatımızın her köşesinde anlamlarını koruyor, farklı inançlarda, kültürlerde ve coğrafyalarda kendine yer ediniyor. Bu bölümde Zeynep, sayıların hikayesini anlatıyor.
Zeynep'i instagramdan takip etmek etmek için tıkla!
Podcastin instagram hesabını takip etmek için tıkla!
Transkript
Herkese merhaba, Konuşulacak Çok Şey Var! podcastine hoş geldiniz.
Ben Zeynep. Bugün konuşacağımız konu her bölümde aslında ufak ufak girdiğimiz ama üstüne daha önce hiç bu kadar detaylı konuşmadığımız bir konu.
Bugün sayıların gizemi üzerine konuşacağız.
Normalde biyografi bölümlerinde ne yapıyoruz ilk önce?
O kişinin çocukluğuna iniyoruz.
Bu sefer de sayıların çocukluğuna ineceğiz.
Bu sayılar nasıl ortaya çıktı?
Önce bir bunu konuşalım.
Tabii ki de bir dahi çıkıp ben sayıyı buldum demedi.
İnsanların ihtiyaçlarından ötürü doğdu aslında sayılar.
Aynı matematik gibi düşünebiliriz.
Çünkü matematiğin doğuşu da buradan gelir.
Şimdi bazı eski insanlar direkt olarak sayı kullanmaktansa her bir objenin yerine geçen çizgiler, taşlar gibi objeler kullandılar.
Ama bu yöntem... büyük sayıları belirtme konusunda çok da başarılı değildi.
Bunun yerine bazı milletler özel objeler seçtiler ve onlara daha büyük sayılara karşılık gelecek şekilde ayarladılar.
Mesela Antik Mısır'a bakalım.
Onların sayı sisteminde bir halat yüzü, lotus bitkisi bini temsil ediyordu.
Bunda amaç ne Zeynep derseniz?
Daha büyük sayıları temsil edebilmek.
Bu. Ama... Bildiğiniz gibi insan sürekli değişen, gelişen bir varlık.
Durum böyle olunca da daha fazla dal ortaya çıkıyor ve dolayısıyla daha etkili sayı sistemleri gerekiyordu.
Mesela takas sisteminde insanların bir şeyleri takas edebilmeleri için takas edilecek şeylerin sayısal değerini bilmeleri gerekiyordu.
Hani şey gibi bu, 5 fındık karşılığında 1 ceviz alman gerekiyor gibi.
Ama bu işlemlerin sayısı da çok artınca eski sayı sistemleri de etkili olmadı.
Hem daha karışık hem de takdir...
edersiniz ki güvenli değildi.
Daha rasyonel bir ölçüm şekli gerekiyordu.
Mısırların sayıları tekabül eden simgelerine bakalım mesela.
Çubuk 1'i, topuk 10'u, halat 100'ü, lotus bitkisi de 1000'i, parmak da 10.000'in yerini tutuyordu.
Ama şimdi mesela 72.658 sayısını bir yazalım.
İnanılmaz karışık bir durum oluyor.
Dediğim gibi daha rasyonel teknikler gerekiyordu.
Bunun üzerine çeşitli milletler çeşitli sayı sistemlerini kullandılar.
Mesela Babeliler.
Bu Babeliler için ayrı bir bölüm yapacağım sonunda.
Çünkü konuş konuş bitiremeyiz gibi geliyor.
Neyse onlar da 60 tabanında sayı sistemi kullandılar mesela.
Hatta bu kadar temel bir sistem ki zamanlarımızın 60 ile bölünmesi de buradan gelir arkadaşlar.
Ama sonra ne oldu? İslam bir icat yaptı.
Bu da tüm dünyayı sardı.
10 tabanında sayıları icat ettiler arkadaşlar.
Neden 8 değil, 16'lık değil de bu?
Çünkü insanın 10 parmağı var.
Temel nedeni bu. 10'luk sistemin çünkü en büyük özelliği de insanın kağıt kalem kullanmadan direkt olarak parmaklarıyla işlem yapabilmesi.
Bu durumda zaten hani baktığımızda günlük hayattaki ihtiyaçların çoğunu karşılıyor aslında basit işlemler için.
10 tabanının yaygınlaşmasını...
Sebebi bu. Evet, bunun yanında bir de baharat yolunun etkisi var.
Çünkü Hindistan'da onlu taban kullanılmaya başladığında tabii ki de ticaret de bununla yapılacaktı.
Bu yüzden yolun geçtiği yerlerde bu çok yaygınlaştı.
Mesela Avrupa. Bunlardan önce tabii ki bir de maya sistemi vardı.
Mayalar çok büyük sayılarla astronomik hesaplamaları bile hatasız yapabilecek bir sisteme sahiplerdi.
Eski medeniyetlerden en çok ilgimi çekenlerden biri de Mayalar.
Bence Babililerden önce Mayaları konuşalım.
Şu an buna karar verdim. Hatta biliyorsunuz Atatürkçe bu konuyla ilgilenmişti.
Baya mayalar konusunda yani.
Tahsin Maya Tepekli diye bir diplomatı var.
Onu direkt Meksika'ya gönderiyor.
Tarih ve dil araştırması yapabilmesi için.
O yüzden soyadı mayadır zaten.
Neyse. Bence konuya güzel bir giriş yaptık.
Biz bu sayılarla sadece işimizi görebilirdik.
Bir şeyleri sayıp geçebilirdik.
Neden bir anlam yüklendi bu sayılara?
Değil mi? Önce bunu sorgulayalım isterseniz.
Bunu sorgularken...
Tüm oklar birden bir kişiye çevrilecek.
Kendisi zaten matematik deyince, daha doğrusu böyle hipotenüs falan deyince aklımıza gelebilecek bir isim.
Pisagor tabii ki arkadaşlar.
Pisagor ve öğrencileri her şeyin matematikten ibaret olduğunu düşünüyorlardı.
Yani bu sayılara ve onların özelliklerine gösterilen bu ilgi aslında Pisagor'dan geliyor.
Pisagor adeta bir din gibi yaklaşıyor matematiğe.
Öğrencileriyle bir toplulukları da var.
Pitagorasçılar diyoruz onlara.
Ve Pitagorasçılara göre evrendeki her şey iki kategoriye bölünebilir.
Tek sayılar ve çift sayılar olarak.
Tek sayılar sağ tarafa ait.
Bunlar eril, sınırlı, ışık saçan ve iyilik dolu.
Ve geometrik olarak belirtilirken de karedir arkadaşlar.
Çift sayılarsa sonsuz gök küreğe aittir.
Sınırsızdır. Yani sonsuz bölünebilir ve dişildir.
Yalanlarla doludur.
Kötüdür, karanlıktır ve dikdörtgendir.
Ah şu aterkilik.
Neyse. Yani onlara göre tek sayılar eril, çift sayılar da dişil enerjiye sahip.
Bunu aklımızda tutalım.
Ve onlar şöyle derler.
Tanımamız için bize sunulan tüm şeylerin bir sayısı vardır.
Sayılar olmadan hiçbir şey anlaşılamaz ve bilinemez.
Yalnız... cisimlerin de değil, mesela adalet gibi, evlilik gibi durumların da, ilişkilerin de belli sayıları var.
Mesela 4 adalettir, 3 evliliktir, 10 yetkinliktir gibi.
Ben birazdan bu sayıların anlamlarını tek tek anlatacağım.
Böyle biraz kafamızda otursun diye öncesinde bunlardan bahsetmek istedim.
Bir tek Pisagor'da değil tabii ki.
Platon da bu konunun oldukça içinde aslında.
Ona göre de bilginin en üst düzeyi bugün bizim numaroloji olarak adlandırdığımız şey.
Platon'da Çift sayılar kötü yazgılıdır der.
Böyle düşünür. Bu kadar mı?
Hayır. Shakespeare'de der ki tek sayılarda tanrısallık vardır.
Tek sayılara duyulan bu tutku çok fazla geleneği de ortaya çıkarıyor.
Mesela büyü edimleri 3 veya 7 defa yapılıyor.
Bir duaya 3 defa tekrarlanıyor ya da 3 defa amin denilerek bitiriliyor.
Hatta ilk zamanlarda hekimler ve büyücü hekimler hastalarına tek sayıda hap verirlerdi.
Büyü düğümleri tek sayıda sayıda bağlanmak zorundaydı.
Cadılık veya kara büyü yapılırken tek sayıda kişi mevcut olmalıdır mesela.
Tüm bunların altında Pythagorasçıların etkisi var mıdır diye sorarım size.
Kesinlikle vardır. Bu arada Pitagorasçılara göre sistemdeki en mükemmel sayı da 10.
Çünkü ilk 4 tam sayının toplamı 1 artı 2 artı 3 artı 4.
Sonrasında hatta 10'un mükemmel olduğuna karar kılıp kozmik düzenlerine uygun 10 göksel cisim keşfetmeye uğraşmışlar.
Ve 10'uncunun mevrut olmadığını görmüşler.
Demişler ki o da dünya olsun.
Hani 9 gezegen bir de dünya.
Aristoteles de metafiziğin birinci kitabında Pitagoras...
Bu sayı gizemciliğini eleştiren bir biçimde ele almış.
Ona göre de yani Aristoteles'e göre de en önemli sayı 4 adaleti işaret ettiği için.
Çünkü 4 eşit faktörlerin sonucudur.
ilk kare sayıdır.
Aristoteles'in dışında bu Pitagorasçıları bir de Platon eleştirmiş.
Ama o bile sayıların doğanın gizemlerini çözecek belli anahtarlar içerdiğini kabul etmiş.
Şimdi aslında burada anlatılacak daha çok şeyimiz var.
Bunları başka bir bölümde devam ederiz belki.
Ben şimdi artık sayılara geçmek istiyorum.
Bir ile başlayacağız.
Bir her zaman aynı ve değişmezdir arkadaşlar.
Her sayıya nüfus etmiştir.
Bütün sayıların ortak ölçüsüdür.
Kendisiyle çarpıldığında yine kendisini verir.
Parçası olmasa da bölünebilir.
Ve bir sayıların ilk başlatıcısı olduğundan tek sayı bile olsa hem eril hem de dişilidir.
Biz ne demiştik? Aslında tek sayılar eril, çift sayılar dişildi.
Ama 1 öyle değil.
1 eril bir sayıya eklendiğinde sonuç dişil.
Dişil bir sayıya eklendiğinde sonuç eril oluyor.
3 artı 1. Ama bir tanrıdır arkadaşlar.
Tanrı ile özdeşleştirilmiştir.
Yani her şeyin köküdür, başlangıcıdır.
Tanrı'da her şeyin kökü ön varsayım olduğuna göre o mutlak birdir denir.
Arap alfabesinin ilk harfi olan elifin de sayısal değeri birdir mesela.
Şimdi sıradaki sayımız 2.
Pisagora göre iki çeşitliliği ifade ettiği için düzensizlik yani kötülük potansiyeli taşıyor.
Ama bazı inanışlara göre de yiğit...
Ve yang bir olduklarından dengenin de sembolü oluyor iki.
Ve şunu kabul etmek lazım ki çoğu zaman da inanışlarda korku saldığını da görüyoruz bu sayıda.
Hemen bakalım. Mesela aynı günde iki evlilik olmaz derler.
İki kardeş iki kız kardeşle aynı gün evlenmemelidir.
Hristiyan Mısır köylüleri birisinin öleceğinden korktukları için asla aynı gün aynı kilisede iki çocuk birden vaftiz ettirmezler mesela.
Benzer batıl inançlara baktığımızda Balkan...
Altyazı M.K.
İki kişi aynı anda aynı çeşmeden su içemez derler.
Yani genel olarak iki aslında uyuşmazlığın ve kutupsallığın sembolü diyebiliriz.
Gelelim üçe. Bu sayı çoğu dinde kutsal sayılırdı arkadaşlar.
Antik Mısırlıların tanrılar üçlüsü var mesela.
İsis, Osiris ve oğulları kurtarıcı Horus'tan oluşan.
Hinduizm'de de büyük üçleme vardı.
Yaratıcı Brahma, yok edici Şiva ve güç veren Vişnu.
Bunlara tapıyorlar. Üç gerçekten çok.
fazla yerde karşımıza çıkıyor zaten.
Hani gördüğümüz, yaşadığımız dünyayı algıladığımız boyut 3 boyuttur.
Uzunluk, genişlik ve yükseklik.
Güneşe bakarız. Sabah, öğlen, akşam farklı yön ve biçimlerdedir.
Zamana baktığımızda geçmiş, şimdi ve gelecek vardır.
Bütün yaşam, başlangıç, orta ve sonun 3 katlı özellikleri altında görülür.
Yani daha soyut ifade etmek gerekirse oluş, varoluş ve yetiştir.
3 temel renk vardır.
Kırmızı, sarı ve mavi ve bunlar diğer tüm renkleri verebilirler.
Ve 3 aynı zamanda geometrik şekil oluşturan da ilk sayıdır arkadaşlar.
3 de önemli bir sayı yani gördüğünüz gibi.
Biz gelelim sıradaki sayımıza.
4. Evrensellik sembolü diyebiliriz bu sayı için ve ilk kare sayı olmasından ötürü de Aristoteles çok sever bu sayıyı demiştim.
Ve 4 değişime uğramış bir haçtır aslında.
Ve bir istisna büyük bir olasılıkla da çok nadir olduğundan dolayı 4 yapraklı yoncanın da iyi şans geçirdiği varsayılır.
4 aslında Farsça'da ve Türkçe'de bazı deyimlerde geçer.
Mesela insan 4 elle kavrar ya da 4 gözle bakar mesela.
Ama Çince'de 4 kelimesiyle ölüm kelimesi Bu sayıdan çok kaçınırlar.
O yüzden gördüğünüz gibi kültürden kültüre çok fark ediyor.
4 de yine çok fazla yerde karşımıza çıkıyor.
Zaman 4 bölüme ayrılır mesela.
Gündüz, gece, ay ve yıl olarak.
İnsan ömrü de 4'e ayrılır.
Çocukluk, gençlik, olgunluk ve yaşlılık.
4 büyük melek vardır. Platon'un felsefesinde 4 büyük erdem vardır.
Hinduizm'de Tanrı Şiva'nın 4 kolu vardır.
4 kutsal kitap vardır.
Mahşerin... 4 adlısı vardır.
Yani 4 hem istikrar hem de kusursuzluktur.
Dişildir. 4 yön vardır mesela.
Yani 4 de önemli bir sayı gördüğünüz gibi.
Şimdi geldik 5'e. 5 insanla bağlantılıdır.
İnsanlığın iyi ve kötünün karışımı olması gibi.
5 bir tek ve bir çift sayıdan elde edilen ilk sayıdır arkadaşlar.
Ve 5 genellikle insan yaşamıyla, 5 duyuyla bağlantılıdır.
5'i doğal insanın sayısı olarak kabul eder.
Beden... Ve artı 2 olarak eller ve ayaklar olarak toplam 5 parça yapar.
Kadim Çin'de 5 uğurlu bir sayıdır.
Aristoteles 5 Erdem'den bahseder.
Mesela Fatma Anaeli vardır.
Bilirsiniz hani 5 parmaklı insan eli, nazarlık.
O da çok önemli. Beşgen olarak böyle.
Benim en sevdiğim ve muhtemelen çok keyif alarak konuşacağım sayılar 7 olabilir, 8 olabilir.
Bunları seviyorum. Ama sanırım benim de uğurlu sayım, bilmiyorum 7 gibi de hissediyorum.
Bazen 3 gibi de hissediyorum.
Bilmiyorum. Kim sayılar böyle insana sıcak gelir ya.
Ama şimdi anlamlarını öğrendikten sonra çok da objektif yaklaşabilir miyim onu da bilmiyorum.
Neyse biz gelelim bir sonraki sayımıza.
6. Kadim ve yeni platoncu sistemlere göre 6 hem toplamı hem de...
parçaları açısından en mükemmel sayı arkadaşlar.
Çünkü hem 1 artı 2 artı 3 toplamıyla hem de 1 çarpı 2 çarpı 3 çarpımıyla da elde edilebilir.
Uyum ve kusursuz dengenin sembolüdür.
Batı kültüründe zar üstündeki en büyük sayı olduğu için de şans sembolüdür.
Ama mayalar da ölüm anlamına gelir.
Genel olarak bir baktığımızda çoğunlukla şans olarak karşımıza çıkıyor.
Neden peki Zeynep? Çünkü yaratılmış dünyanın en mükemmel sayısı olarak.
olarak görülüyor arkadaşlar Tanrı dünyayı altı günde tamamladı diyor Hristiyanlar ve şu da önemli Hristiyan gelenek sadece altının mükemmelliğini bilmekle yetinmez altı ile haftanın
altıncı gününde yer alan ve günün altıncı saatinde sona eren İsa'nın haça gerilmesi arasında da bağlantı kurarlar bu altıncı saatte seksta olarak adlandırılır hatta sonrasında
İtalyanca'daki öğleden sonra dinlenmesi anlamına gelen Bu siesta terimine dönüşüyor.
Biz gelelim 7'ye.
Bu sayı Hinduizm'de, Müslümanlıkta, Yahudilikte, Hristiyanlıkta tüm bu kültürlerde uğurlu görülüyor.
Bir tamlığı sembolize ediyor.
Mesela Çin'de de insan yaşamıyla özellikle de dişil yaşamla bağlantılı olduğunu görüyoruz.
Kız çocuklarının süt dişleri 7 yaşındayken dökülür.
2x7 yani 14 yaşındayken ergenliğe ulaşıyor.
Yani yin yolu açılıyor.
7x7 yaşındayken yani 49 yaşındayken menopoz başlar diyor.
Mayalar için de çok önemli bu arada 7.
Çünkü göğün 7 katlı olduğunu düşünüyorlar.
Ve yine 7 çok çok fazla yerde karşımıza çıkıyor.
Süleyman'ın tapınağına çıkıyor.
Kur'an'ın ilk suresine baktığımızda Fatiha...
7 sözcükten oluşmuştur mesela.
Haftanın 7 günü vardır.
Mesela ilginç bir bilgi.
Pakistan'da gelin elbisesinin dikilişinde ilk 7 kesimi 7 mutlu evli kadın yapmalıymış.
Eğer biri hastalanırsa 7 evden bir yemek toplanır ve hastaya verilir.
Böyle iyileşeceği düşünülürmüş.
7 gerçekten üstüne çok çok konuşulacak bir sayı bence.
Ama ben şimdi 8'e geçiyorum.
8 uğurlu bir sayı arkadaşlar.
Çünkü cennetle bağlantılı olduğu düşünülüyor.
O yüzden çok uğurlu.
Tanrıların sayısı olarak adlandırılışı ta Babil'e kadar uzanıyor.
Müslümanlıkta da Tanrı'nın merhameti gazabından daha büyük olduğu için 7 cehennem 8 cennet vardır diye geçer.
Buda'nın öğretisinde ve Budizm'de Ve uğurlu sayı olarak 8 fikrinin kökleri.
8 taç yapraklı lotusun şans ve sonsuz mutluluğu temsil ettiğine inanılır.
Mesela Çin'de 7 sayısı dişillikle bağlantılı demiştik.
8 de erillikle bağlantılı.
Geldik 9'a. 9 çeşitli şekillerde yorumlanıyor.
Bazen acı ve kederle eşleştiriliyor.
Çünkü İsa günün 9.
saati yani güneşin doğuşundan itibaren öğleden sonra 3'de ölmüştür.
Ama aynı zamanda mükemmel.
3'ün yansıması olarak da düşünülebiliyor.
Çünkü 3 tane 3'ün toplamı 9.
Aynı zamanda Türkler için de 9 çok önemli.
Neden Zeynepciğim? Çünkü 9 Oğuzlardan dolayı hatta Türkler 9'dan öte hiçbir şey yoktur derler.
Başka nerelerde karşımıza çıkar?
Sibirya Yakutları arasında Şamanlar, Büyü Ayinleri başlamadan önce arkalarına 9 masum erkek çocuk ve 9 masum kız çocuk yerleştirirlerdi.
9 ayın çarşambası hep birlikte.
Kedilerin 9 canı vardır mesela.
İran'da 7 diyorlarmış buna bu arada.
Neyse şimdi geldik 10'a.
Size sayı sistemlerinden bahsetmiştim bölümün başında.
Şimdi 10 da sayı sisteminin temelini oluşturduğu için çok iyi.
İnsanın parmaklarının sayısı olduğu için çok güzel bir sayı.
Pisagora göre de mükemmel sayıydı zaten 10 hatırlarsanız.
Çünkü 10 tamlığı ve mükemmelliği sembolize ediyor.
Musa'ya verilen 10 emir vardır.
Budizm'de de 10 emir vardır.
Ve şöyle bir şey var. Türk bilginler 10.
Osmanlı İmparatoru Kanuni Sultan Süleyman'ın hicretin 10.
yüzyılının dönümünde doğduğunu ve 10 çocuğu olduğunu keşfetmişler.
Pet ettiği şehirler ve ülkeler de 10'un katlarıyla ifade edilir.
Ülkesindeki şair ve hukukçular da 10 ya da 10'un katları kadardır.
Yani ideal mükemmelliyet sayısına ulaşılmıştır.
Şimdi 13 çok önemli.
Batıl inançlar bölümünde bahsetmiştim ben aslında ondan.
40 çok önemli. 666 çok önemli.
Ya daha önemli çok fazla sayı var.
Onlara da başka bir bölümde değinelim uzun uzun.
Öyle planlıyorum. Şimdi bu podcast'in sonuna geldik.
Ben Seni Bekleyemem Zeynep derseniz de Anne Mary Schimel'ın Sayıların Gizemi kitabına göz atabilirsiniz.
Çok dolu dolu çok fazla detay alabileceğiniz bir kitap.
Bu da böyle bir öneri olsun.
Ama yine de Sayıların Gizemi 2 podcast'inde buluşalım biz sizinle daha sonra.
Ve o zaman bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Kendinize çok çok iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
