
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Daha önce hiç “Bilmediğim Şeyler Defteri” yapmayı düşündün mü? Bu bölümde Zeynep, Feynman’ın öğrenme tekniğinden ve hayatından bahsediyor. 20. yy’ın en önemli bilim insanlarından olan Feynman’dan öğrenecek çok şey var, keyifli dinlemeler!
Zeynep’i Instagram’dantakip etmek için tıkla!
Zeynep’i Youtube’dantakip etmek için tıkla!
Podcast hesabını Instagram’dantakip etmek için tıkla!
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhabalar.
Konuşacak çok şey var podcastine.
Hoş geldiniz. Ben Zeynep.
Bu bölümde Richard Feynman'ın meşhur tekniğini anlatacağım.
Ama tabii ki hayatından da biraz bahsedelim istiyorum ben.
Kendisi 20. yüzyılın en büyük bilim insanlarından ve çok renkli bir karakter bence.
O yüzden bu sohbetin de böyle çok keyifli geçeceğini düşünüyorum.
Çok da sevilen bir isim zaten Feynman.
Renkliden kastım da aslında hani böyle o sıkıcı bilim insanlarından.
Kafamızda biraz böyle monoton bir hayatı olan insanlar canlanıyor ya, öyle değil.
İnsanlara bir şeyler anlatabilme yeteneğiyle meşhur.
Derslerde böyle bonga adı verilen darbuka benzeri bir aleti var, onu falan çalıyor.
Çok da sevilen bir öğretmen bu yüzden.
Müziğe, sanata, şiire de ilgisi var.
O yüzden dediğim gibi sıradan bir fizikçi değil.
Bilim zümresi tarafından büyük öğretici olarak anılır Feynman.
Bir meslektaşı da onu şöyle tanımlıyor.
2 tip dahi vardır.
Sıralan dahiler büyük işler yapsalar da yeterince sıkı bir çalışmayla kendinizin de aynı şeyi yapabileceğinizi düşündüğünüz bir aralık bırakırlar size.
Bir de sihirbazlar vardır.
Yaptıklarının nasıl yaptıkları hakkında en ufak bir fikir sahibi olamazsınız.
Feynman bir sihirbazdır demiş.
Aylar öncesinde Harari'nin 21.
yüzyıl için 21 ders kitabını okurken Cehalet bölümünün en sonunda şu soruyla karşılaştım.
Dünyayı anlayamıyorsak doğruyla yanlışı, haklıyla haksızı nasıl ayırt edeceğiz?
Orası öyle. Hayat boyu öğrenciyiz, bir şeyler öğreniyoruz sürekli.
Ama en verimli nasıl öğreneceğiz?
Asıl soru bu. Feynman tekniği de öğrenmeyi öğrenirken bize yardımcı olacak.
Bu teknik neden bu kadar önemli peki Zeynepciğim?
Çünkü Feynman bilmek nedir sorusu üzerinde yoğunlaşır.
O dünyanın herhangi bir disiplinden çok daha ilginç olduğunu inanıyordu.
Yani dünya dediğimiz yer...
Pek çok karmaşık bilginin iç içe geçici bir laboratuvar gibiydi Feynman için.
Ve bu dünya üzerine gördüğümüz herhangi bir şeyi gerçekten biliyor olmamız da imkansızdı.
Birazcık kafa karıştırıcı gibi oldu ama aslında hiç değil.
Feynman şöyle diyor. Şu kuşu görüyor musun?
Kahverengi boğazlı bir ardıç kuşu.
Ama Almanya'da ona Hasenfugl deniyor.
Ve Çince'de de ona Chunling, Chunling diyorlar.
Ve onun için tüm bu isimleri bilseniz bile kuş hakkında hala hiçbir şey bilmiyorsunuz.
İnsanlar hakkında sadece bir şey biliyorsun.
Kuşa ne isim verdikleri.
Artık ardıç kuşu şarkı söylüyor.
Yavrularına uçmayı öğretiyor ve yaz boyunca ülkenin dört bir yanından kilometrelerce uzağa uçuyor ve kimse onun yolunu nasıl bulduğunu bilmiyor.
Yani bir şeyi bilmek var bir de bir şeyin adını bilmek var.
Bir şeyi öğretme konusunda Feynman'a neden bu kadar güveniyoruz diye soracak olursanız da şöyle.
Üniversitede ders anlatırken hiç bilmeyen birinin bile anlayabileceği bir şekilde anlatma çabası var hep.
Feynman'ın ki zaten çok sevilen bir bilim insanı olduğunu söyledim.
Öğrenciler de aynı şekilde çok severmiş onu.
Bu konuda çok katıldığım bir sözü var.
Feynman der ki öğrencilerin mükemmel bir öğretmene ihtiyacı yoktur.
Öğrencilerin okula gelmek ve öğrenme sevgisini büyütmek için onları heyecanlandıracak mutlu bir öğretmene ihtiyacı vardır.
Kesinlikle böyle düşünüyorum.
Yani fizik hocamız bu beyefendi olsaydı biz fiziği sevmezdik.
miydik diye sormak istiyorum.
İşini severek yapmanın etkisini görüyoruz bence burada çok açık bir şekilde.
Kendi kendine öğrenmeyi zaten misyonu edinmiş bir isim.
Şöyle de bir sözü var.
Neden merak ediyorum?
Neden merak ettiğimi de merak ediyorum.
Neden merak ettiğimi merak ettiğimi de merak ediyorum.
Nasıl bir kafa yapısı olduğunu bence az çok anladınız.
Dönemindeki teknolojik gelişmeleri de çok yakından takip ediyormuş.
Kıymetini de biliyormuş. Şimdi günümüze baktığımızda bizler de defterleri bir kenara attık aslında.
Dijital araçlara kapıldık.
Onlarla devam ettiriyoruz hayatımızı.
Ama ben tüm bunlara rağmen her bölümde olduğu gibi yazmanın gücünü...
Yatsınamaz bir gerçek olduğunu düşünüyorum.
Feynman da böyle düşünüyor olacak ki...
bilmediğim şeylerin not defteri ismini verdiği bir defter edinmiş.
Onun zamanında yoktu tabii böyle dijital araçlar falan ama bence yaşasaydı Feynman yine de bir yerlere yazıp ederdi, böyle not alırdı.
Ve anlatacağım bu tekniği de her alanda uygulayabilirsiniz arkadaşlar.
Herhangi bir konuyu daha hızlı ve daha etkili öğrenmek istiyorsanız da çok işinize yarayacaktır.
Bu tekniğin dört temel adımı var.
Ve bu arada bu teknik sadece öğrenmeye değil, öğrenmeye...
Benimle sağladığımız gelişimimizi de kalıcı hale getirmeye katkı sağlıyor.
Şimdi ne dedik?
Birinci adım. Konuyu belirlemek.
Burada çok genel bir konudan ziyade daha çok bir alt başlık seçmek çok daha sağlıklı bence.
Konuyu seçtikten sonra artık çalışmaya başlayabiliriz.
Bir kağıt kalem alıyoruz ve bu konu hakkında bildiğimiz her şeyi bu kağıda yazıyoruz.
Bu teknikte bence en önemli şey kendi cümlelerimizle yazmak.
Bunun gerçekten çok etkisi oluyor arkadaşlar.
Denendi, onaylandı.
Konuyu iyice inceleyip hatırladığımız her bilgiyi not ediyoruz.
Öğrendikçe de buraya ekliyoruz.
Ama nasıl ekliyoruz?
Kendi cümlelerimizle ekliyoruz.
Sonra ne yapıyoruz? İkinci adıma geldik.
Burada da benim özellikle üniversitedeyken çok fazla kullandığım bir şey var.
Diş Hekimliği Fakültesi inanılmaz yoğun.
Bu da çok fazla ders demek, çok fazla konu demek.
Ve ezber yapılması, daha doğrusu kafaya sokulması gereken, kalıcı olarak yerleştirilmesi gereken çok fazla şey demek.
Ve bu adımdaki şekilde çalışmak çok işime yarıyordu benim.
Nedir bu Zeynepciğim derseniz de üzerinde çalıştığımız konuyu...
O konu hakkında hiç bilgisi olmayan birine öğretir gibi açıklamaya çalışıyoruz.
Şimdi öğrenmeye çalıştığınız konuyu genellikle okuyup not alsanız bile öğrenme gerçekleşmiyor.
Kendinizi biliyor gibi hissediyorsunuz ama açıklamaya geldiğinde ya da başka bir konuyla ilişki kurmaya geldiğinde çok zorlanıyorsunuz.
Kendinizi kandırmadığınızdan emin olup Konuyu öğrenmeye odaklanın.
Feynman tam burada diyor ki ilk prensip kendinizi kandırmamanız gerektiğidir ve kandırılması en kolay kişi sizsiniz.
Biz şimdi üçüncü adıma geliyoruz buradan sonra.
Bu adımda şöyle yeniden bir bakıyoruz, göz gezdiriyoruz.
Öğrenme dediğimiz şey zaten yinelemeli olmalıdır.
Çoğu zaman öğrenmek istediğimiz konuyu birkaç defa böyle bir denemeliyiz bence.
Bu teknikte bu basamak yani düzel...
Atma dediğimiz basamak öğrenme sürecimizin en önemli parçası.
Bu tekrardan böyle inceleyip açıklarken takıldığımız yerler olduğunda da asla endişelenmiyoruz.
Çünkü bu aslında öğrenmeye başladığımızı gösteriyor bize.
Ne yapıyoruz? Konuyla ilgili eksik olduğumuz yerleri tespit ede ede o açıkları kapata kapata ilerliyoruz.
Sonra geldik son adıma.
Dördüncü adım basitleştirmek arkadaşlar.
En başta da dediğim gibi en önemli nokta kendi dilimizi kullanmak.
Bu konuyu kendi cümlelerimizle basitleştirmemiz gerekiyor.
Bilimsel terimler kullanmak, konuyu o şekilde anlatmak biraz daha havalı geliyor kulağa farkındayım.
Ama bu aslında motivasyonumuzu düşürüyor.
Biz o yüzden basit kavramlarla devam ediyoruz.
Bu arada birazcık zor gözüküyor.
Evet çünkü bazı konuları basitleştirmek gerçekten çok zor.
Ama basitleştirmeye çalışma süreci bile...
Öğrenmenin en güzel aşamasıdır diyor Feynman.
Hatta Einstein'ın bir sözü var.
Bir şeyi 6 yaşındaki bir çocuğa anlatamıyorsanız zaten sizi de anlamamışsınız diyor yani.
Bazı açıklamaların içinde böyle çok gereksiz, çok anlamsız ifadeler olabiliyor.
Onu öğrenmeye çalışan kişiyi çok yoruyor bu ifadeler.
O yüzden dili teknik terimlerden uzaklaştırıyoruz ve yalınlaştırıyoruz.
Ama bunu kendi cümlelerimizle yapıyoruz.
Kendi dilimizle yapıyoruz.
Bu çok önemli. Feynman'ın bu tekniğinden ziyade bu duruma nasıl geldiğini de konuşmayı ben çok isterim.
Hani hayatından birazcık bahsedelim isterim.
Küçük yaşlarında dahi olduğu anlaşılandı biri aslında Feynman.
Ama 3 yaşına kadar hiç konuşmadığı için ailesi tarafından engelli olduğu düşünülüyor.
Yani konuşma engeli olduğu düşünülüyor.
Özel bir eğitim alması gerektiğine falan karar veriyor ailesi ama tamam ondan sonra böyle çat pat konuşmaya başlıyor.
Diyorlar ki tamam. Sonra...
zaten dahi bir çocukları olduğunu da anlıyorlar zamanla.
Babasının emi çok büyük Feynman'ın üstünde.
Küçükken ona Britannica Ansiklopedisinden bir bölüm okurmuş her gün.
Ansiklopedi yani bu sonuçta küçücük çocuk bunu anlar mı anlamaz mı bunu hiç düşünmezmiş.
Her gece okurmuş. Feynman da bu sayede ileriki hayatında ben artık her şeyi böyle başka açılardan yorumlayabildiğimi farkettim diyor.
Çok karmaşık konulara bile farklı bakış açıları getirebilmiş.
sebebinin bu olduğunu söylüyor.
Çok da şanslı bir çocuk yani aslında baktığınızda Feynman.
Annesinin de çok iyi bir dinleyici olduğunu söylüyor.
Bu bir çocuk için ne kadar anlamlı ve kıymetli bir şey aslında.
Şimdi diyeceksiniz babası da hani öğretmen miydi?
Böyle bilimli haşır neşir biri miydi?
Hayır. Askeri üniformalar satan bir yerde çalışan bir personel aslında babası.
Ama bilime çok meraklı.
Oğlunun ileride büyük bir bilim insanı olması gibi bir hayali de varmış.
Nitekim öyle de olmuş.
Ne kadar güzel. Daha anlatacak çok fazla şey var.
Mesela Ayman 9 yaşındayken evlerine hırsız alarmı yapmayı başarmış birisi.
Yani dahi olduğu çocukken de belliymiş demiştim.
Yaşı ilerledikçe böyle lisede falan artık elektrikli cihazlarla ilgilenmeye başlıyor.
Evde zaten bir laboratuvar var.
Bu laboratuvarı alacağı şeyleri de nasıl alıyor?
Mahalledeki radyoları tamir ederek satın alıyor.
Radyoları söküyor, sonra tekrardan birleştiriyor falan bir şeyler yapıyor ve bu şekilde karşılıyor laboratuvar ihtiyaçlarını.
Bir de en önemli özelliklerinden biri sinestezik bir beyni var Feynman'ın arkadaşlar.
Bu sinestezik konusuna mutlaka başka bir bölüm gelecek çünkü çok enteresan bir şey bence.
Nedir bu sinestezik?
Beynin böyle sayı, koku, renk, tat duyularının bazen karışması arkadaşlar.
Sinestezik olanlar bazen sayıları renkler...
kafalarında, tadını alırlar, onların böyle kokularını alırlar.
Richard Wyman der ki ne zaman denklemlere baksam renklendirilmiş harfler görüyorum.
der. Böyle de ilginç bir şey.
Bunun hakkında mutlaka konuşalım bir ara.
Sonrasında zaten MIT'ye gidiyor üniversiteye.
Sonra Princeton Üniversitesi'nde doktorasını yapıyor ve bunu yaparken seminerlerini dinlemeye kimler kimler geliyor.
Einstein geliyor. Oppenheimer geliyor.
Yani çok büyük isimler geliyor.
Bu eğitimden sonra zaten 1942'de kendisine atom bombası hazırlaması için Manhattan projesinden teklif geliyor.
Bu atom bombası olayına bence başka bir bölüm ayıralım.
Çünkü çok büyük bir konu bu.
Ama ufacık şöyle bir bahsedersen bu konu hakkında biyografisinde şöyle diyor Feynman.
Dönemin çok ünlü bilim insanları bu projede yer aldığı için onlarla çalışmak için aslında ben bu projede yer aldım diyor.
Bu projeyi zaten biliyorsunuz.
İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD'nin ilk nükleer silahlarını üretmek üzere oluşturulan bir araştırma geliştirme projesi bu.
Manhattan projesi. Ben bu bölüm hakkında konuşana kadar sizler Oppenheimer'ı zaten izlemişsinizdir.
İzlemediyseniz de mutlaka bir bakın derim.
Etkileyici bir filmdi bence.
Oppenheimer'da bu bombaları tasarlayan Los Alamos Laboratuvarı'nın yöneticisi, ilk nükleer bombanın babası, Manhattan projesinin de başkanı zaten.
Peki Zaynep Feynman'ın burada işi ne?
Yani çok renkli, çok...
Çok eğlenceli bir karakter dedik.
Ne yapıyor burada? Feynman'ın ifadeleri Times'da şu şekilde arkadaşlar.
Savaşın başlarında Manhattan projesinde çalışmaya karar vermemin nedeni bombayı Almanların yapacağını düşünmemdi diyor.
Yani sadece bir saniyeliğine böyle bir bombanın Hitler'in elinde olduğunu düşünün.
Amaç bu aslında. Onlardan önce yapmaya çalışıyorlar.
Ve diyor ki Bunun doğru bir karar olup olmadığını bilmiyordum.
Benim daha doğrusu hepimiz için geçerli olan şuydu ki işe başlamak için iyi bir gerekçemiz vardı.
Gerekçe de zaten hani az önce bahsettiğim şey.
Ama bunun da ötesinde bir şey başarmak için çok büyük bir çaba harcıyorduk diyor.
Ve bu çok büyük bir zevkti, çok heyecan veriyordu diyor.
Ve böyle bir durumda düşünmeyi bırakıyorsunuz.
diye de ekliyor. Biyografi kitabından bu süreç zaten böyle uzun uzun anlatılıyor.
Dediğim gibi bu konu hakkında da mutlaka başka bir bölüm kaydedeyim.
Hatırlatın bana. O kadar yoğun bir çalışma var ki o dönemde bu hani atom bombası yapılırken işin sonunda adamlar ne yaptığını unutuyorlar.
Yani tek hedefleri Bir şeyi başarmak gibi bir şey oluyor.
Bu arada projede Einstein var.
Hani sadece Feynman da değil.
Faşist rejimlerden kaçan bilim insanları da var.
Ama tabii ki buranın arka planını dediğim gibi başka bir bölümde uzun uzun konuşuruz.
Şimdilik benden bu kadar.
Ama dediğim gibi daha Konuşulacak Çok Şey Var!.
Kendinize çok iyi bakın.
Sosyal medya hesaplarımdan beni takip etmek isterseniz açıklamalar kısmında bulabilirsiniz.
Bir de 2025'te bir kitap kulübüne başladık.
Bu arada haberiniz olsun. Onun bilgilerine de YouTube'dan ve Instagram'dan ulaşabilirsiniz.
Haftaya salı sabah 6'da görüşmek üzere.
Hoşçakalın. Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
