
Renk Sembolizmi - Breaking Bad - Naziler - Kalıplaşmış Düşünceler
29 Mart 2022 · 16 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Zeynep'i instagramdan takip etmek etmek için tıkla!
Podcastin instagram hesabını takip etmek için tıkla!
Transkript
Altyazı M.K.
Selamlar, nasılsınız?
Uzun bir süredir, yani gerçekten uzun bir süredir görüşemedik sizinle burada, konuşamadık.
Aslında benim bazı yeterli sebeplerim var ama bunları burada anlatmayacağım bugün.
Böyle uzun uzun iç dökmeli, dertleşmeli başka bir podcast bölümü yaparız belki bir gün.
Ama o gün bugün değil.
Keyfim gayet yerinde çünkü her şey yolunda.
Hayat güzel ama sıcacık bugün.
Gerçekten o karabüğün koyu...
Bulutlu günlerini birazcık bıraktık.
O yüzden modum da çok yüksek.
Böyle günlerde renkler böyle daha bir canlı canlı gelir ya dışarıda insana.
Bu his çok güzel geliyor bana. Böyle bir günde böyle uzun uzun renklerden bahsedecek olmamız da çok tatlı bir tesadüf oldu.
Peki nereden çıktı bu renkler falan Zeynep'ciğim derseniz de şöyle.
Bu sıra böyle bir dergi okuma isteği var içimde.
Genelde online olarak yapıyorum.
Hatta hep öyle yapıyorum. Gidip offline olarak bulup takip ettiğim bir dergi yok şu anlık pek.
Geçenlerde denk geldiğim bir yazıda da böyle renklerin geleneksel anlamlarından, hangi renklerden ortaya çıkmış vs.
bunlardan bahsediyordu.
Ben genel olarak bir şeyin ilk çıkışını çok merak ediyorum.
Yani enteresan da bir konu bence.
Bir de yazıda bunların üstünde renklerin temsil ettiği fikirlerden falan bahsedince ben zaten ince kafayı yedim çok keyif aldığımı bildiğim için.
Şimdi bugün sizlerle böyle renk sembolizminden falan da bahsederiz.
Özellikle filmlerde kullanılanlara bakarız.
Çünkü hali hazırda Breaking Bad'a da yeniden başlamış biri olarak özellikle o dizi için yazılmış gerçekten bir sürü araştırma bulabilirsiniz.
Ben de çok azıcık ucundan bahsedeceğim.
Bu diziyi çok inceliyorlar çünkü renkleri ciddi anlamda en iyi kullanmış dizilerden biri olarak geçiyor.
Çok enteresan detaylar var çünkü.
Çünkü her bölümde belki de.
Dizinin bu kadar efsane olmasının tek sebebi bu değil ama.
Yani sakın yanlış anlaşılma olmasın.
Bu dizide renkleri güzel kullanmışlar derken neyden bahsediyorum peki?
Belki Instagram ya da böyle Twitter'da denk gelmişsinizdir.
Bu dizilerin, filmlerin eklerini analiz eden infografikleri.
Hani böyle hangi filmde hangi renk ağırlıklı olarak kullanılmış vesaire çok da güzel bir görsel ortaya çıkıyor.
Hatta böyle kimisi onu tablo yaptırıp asıyor onun için kıymetli anlamı olan bir dizi ise, film ise.
Breaking Bad içinde direkt olarak tek tek böyle tüm karakterler hangi bölümde ne renk giymiş, işte ne yapmış bunları içeren infografikler var.
Çünkü renklerin anlatmak istediği çok şey var bu dizide.
Mesela ilk olarak Pinkman'a bakacağız.
Şimdi diziyi izlemediyseniz de ben böyle çok küçük özet geçeceğim zaten.
Dizideki ana kahramanımızın böyle lisedeki eski bir öğrencisi bu.
Genelde böyle hep sarı renkler giyen bir eleman.
Kendinizi bilirsiniz ki sarı da zehirli elementlerle epey ilişkili bir renk.
Neyse. Ana karakterimize çok yakın...
olan biri de eşi Skyler.
Genelde mavi tonlarını giyen bir hanımefendisi kendisi de.
Yani bu resme dışarıdan baktığınızda şöyle gözüküyor.
Ana kahramanımız mavi mavi giyinen eşiyle sıradan böyle monoton bir hayat yaşıyorken sarı sarı giyinen eski lise öğrencisiyle karşılaşıyor ve bu karşılaşmaları onun hayatını değiştiriyor.
Kendisi de değişiyor haliyle.
Bambaşka biri oluyor. Yani başka bir değişle Heisenberg ortaya çıkıyor.
Ve ana karakterimiz Heisenberg'e dönüştüğünde genelde hangi rengi giymeye başlıyor biliyor musunuz?
Yani arasında kaldığı mavi ile sarının bir karışımı.
Dizinin ağırlıkta olan rengi de zaten bu yeşil rengi oluyor.
Çok da severim yeşili bu arada.
Sarıyı da maviydi. O yüzden görsel olarak da çok keyif veriyor bu dizi bana.
Biraz da belki ondan mı bağlanıyorum bilmiyorum.
Çok severim öyle. Sarı ve turuncu benim en sevdiğim renkler.
Böyle küçük infolar vereceğim arada.
Kendimi de sıkıştıracağım.
Aslında maviyi de seviyorum.
Ama böyle spesifik olarak üstüne çok şey yüklenmiş renkleri ben ister istemez ön yargıla yaklaşabiliyorum yani.
Muhtemelen çok yanlış bir şey yapıyorum ama ben hala işte pembe kızlar içindir.
Erkekler mavi giymelidir.
algısına çok agresifleşiyorum.
Çünkü kapitalizmin boynlarına yenik düşmeyeceğim falan diye böyle aseli bir giriş yapıyormuşum.
Yok. Ama sahiden de öyle.
Yani bu olaya kim karar verdi diye ben epey düşündüm bir ara.
Çünkü neden sarı değil mesela ya da siyahla beyazı niye yapmadılar falan diyorum hani direkt zıt renkleri.
Yani işte ne dertler var görüyorsunuz.
Dedim ki yani tarihin hangi noktasına biri çıkıp dedi ki kadınlar pembe giysin erkekler mavi giysin.
Ve şunu öğrendim.
Aslında tarihte ilk başta bunun tam zıttı söylenmiş biliyor musunuz?
Yani demişler ki kadınlara mavi erkeklere pembe.
Gerçekten bunu demişler.
Bu renklerin cinsiyetlere atanması konusunda böyle en temele gitmek lazım önce.
Hani bu renkler neleri temsil etmiş, nelere göre karar verilmiş yani bu şeyler.
Önceden yani önceden dediğim...
Rönesans'tan itibaren bu kutsal tasvirlerde vesaire genelde mavi ve kırmızı kullanılıyormuş.
Yani bu tasvirlerde kullanılan o göksel mavi de işte saflık, yücelik bunları temsil ediyorken kırmızı da İsa'nın kanını temsil edermiş.
Yani o acısını, ruhunu daha doğrusu.
Bu Hristiyan sanatında renklerin çok büyük...
Önemi varmış o dönemde çünkü.
Peki Rönesans'tan sonra ne olmuş?
Bu seferki tasvirlerinde de özellikle Meryem için onun kutsallığını ve bekaretini temsil etmek için hep mavi kaftanlarla resmedilmiş o.
İşte gariplik burada başlıyor mesela.
Çünkü kadınlara genel olarak mavi atanmış diyebiliriz.
Biraz daha ileriye gidelim.
Mesela sizinle şu an 19.
yüzyıla gidelim. O zamanın İngiltere'sine bakalım.
O zamanlar İngiliz askerler o dönem kırmızı üniformalar giyiyorlardı.
O zamanki erkek çocuklarına da bu yüzden pembe giydiriyorlardı.
Çünkü pembe henüz tam böyle olmamış, daha genç bir anlama geliyordu.
Çünkü baktığımızda pembe de kırmızının bir tonu.
O mantıkla düşünmüşler muhtemelen.
Kırmızı kurdeleler, elbiseler vs.
giydirmişler. O dönemin bakış açısıyla bakıldığında aslında demişler ki pembe kuvveti çağrıştıran kararlı bir renk.
Bunu erkeklerde kullanalım.
Mavi ise çok zarif, naif bir renk.
Bunu da kadınlarda kullanalım.
O dönemde bu iki renk kafalarda böyle şekillenmiş.
Yani bugünün tam tersi şeklinde.
Bu düzen nasıl tersine dönecek bunu daha az sonra anlatacağım.
Ama ilk önce bu düzenin tekrar nasıl bozulduğundan bahsedeceğim.
Çünkü bu işte kadınlara mavi, erkeklere pembe algısı da bir yerde bozulmuş.
Ve direkt beyaza dönmüşler.
O zaman zaten giysi uzmanı Joe Palaccio'ya göre de 1940'lara kadar böyle bir ayrım zaten yokmuş.
Yani erkek çocuğuna da kız çocuğuna da beyaz giydiriyorlarmış.
Hani sadece renk olarak değil genel olarak kullanılan eşyalarda da zaten çok bir farklılık yokmuş.
Hani kıyafet olarak vesaire de.
Ama böyle olmasının sebepleri var tabii ki.
Bu sebeplerin hepsi de ekonomiye çıkıyor.
Yani şimdi şöyle düşünün.
O zamanlarda yaşıyorsunuz ve bir çocuk sahibi oldunuz.
Ve o çocuk erkek değil.
İlk çocuğunuz. Ona çok güzel kıyafetler aldınız, ettiniz.
Erkek cinsiyetine uygun renklerde kıyafetler aldınız.
O dönemin anlayışına göre.
Daha sonraki ikinci çocuğunuz kız oldu.
Şimdi renklere atan cinsiyetler yüzünden bambaşka renklerde tekrar bir kıyafet alışverişi yapmanız gerekiyor.
Ama her iki cinsiyette de beyaz kullanırsanız böyle bir derdiniz olmayacak.
İkinci olarak da şöyle bir sorun var.
Şimdi henüz kimyasal devrim gerçekleşmemiş.
Bu yüzden de kıyafetlerin üretildiği maddeler zaten ne kadar kaliteli ne kadar uzun ömürlü olabilir.
Bu şu an renkli olan kıyafetlerden bahsediyorum.
Bu kıyafetleri kaynar suyla yıkadığınızda renkleri soğuduğu için de yine ekonomik olarak zorluk çıkarıyormuş insanlara.
Bu yüzden de genel olarak aslında alt ve orta sınıf anneler demişler ki bu iş böyle olmaz.
En iyisi biz beyazdan devam edelim.
Bu kararı vermesini ama sizce kapitalist sistem bu kararı destekler mi?
Tabii ki de hayır.
O yüzden 1918'de şöyle bir slogan patlamış.
Erkekler için pembe, kadınlar için mavi.
Şimdi bu slogan patlayınca da artık renklerle cinsiyetler arasında böyle çok keskin bir çizgi belirlenmiş.
Çünkü artık bir rengesiz, kadınsı ya da erkeksi yorumunu yapabiliyorsunuz.
Böyle bir kavram ortaya çıktı.
Mavi kadınsı bir renk haline geldi.
Bakın 1918'den bahsediyorum.
Hala hani çok uzak bir geçmişte değil ve hala günümüzdeki algının çok zıttı.
Çok enteresan bence.
Peki ne oldu da?
Her şey tepetaklak oldu.
Yani kim ne yaptı da bunu tam tersine çevirebildi.
Bu eşleşmeyi ters yüz ed...
Neden isim kim biliyor musunuz?
Belki de çok şaşıracaksınız ama Naziler.
Evet yanlış duymadınız Naziler.
Bu değişimin sebebinin Naziler olduğu çok konuşuluyor.
Çünkü onların asker üniformaları yüzünden 2.
Dünya Savaşı boyunca mavi erkeksi bir renk haline geldi.
Çünkü askerleri ortalıkta mavi üniformalarıyla dolaşıyordu.
Ve ebeveynler de erkek çocuklarına asker gibi de gözüksünler diye mavimsi kıyafetler almaya başladılar.
E tabi çek neden bu olamaz.
Bir asker üniforma her şeyi ters düz edemez.
Bence de. Başka nedenler de olması lazım.
Bu yüzden de bu konuya ikinci bir teori ortaya koymuşlar.
Demişler ki Rosa Winkel yani pembe üçgen yüzünden.
Dinsel yönelimleri yüzünden.
Şimdi nedir bu pembe üçgen onu anlatacağım.
Dinsel yönelimleri yüzünden 2.
Dünya Savaşı boyunca toplama kamplarına götürülen eşcinsel bireylere takılan bir emblem bu pembe üçgen.
Pembe üçgen dedikleri şey aslında T böyle hani 2.
Dünya Savaşı'ndan da önce Hitler'in iktidara gelmesiyle gündeme geliyor zaten.
O dönemde siz mesela bu maddeden ötürü suçlandıysanız önce hapse atılıyorsunuz.
Sonra da toplama kampına gönderiliyorsunuz.
Aslında 1937 ile 39 yıllar arasında bu toplama insanların kamptaki cezası kısırlaştırılmaktı.
Yani hadım ediliyorlardı.
Ama 1942'de Hitler bu cezayı değiştirdi ve direkt idam cezası haline getirdi.
Yani bahsettiğim bu kamplarda mahkumların kendi arasında da bir hiyerarşi var.
Çünkü herkes suçunu belli eden üçgen emblemler takıyor.
Yani mesela kırmızı bir üçgen takıyorsanız siz siyasi bir suçtan buradasınız demek oluyor.
Pembe üçgen işte anlattığım sebeplerden.
Davut'un yıldızını temsil eden, sembolize eden iki sarı üçgenin olması da...
O kişinin Yahudi olduğunu işaret ediyor.
En kötüsü de sizce hangi üçgen?
Tabii ki de sarı üzerine pembe bir üçgen.
Yani eşcinsel bir Yahudi.
Yani uzun lafın kısası...
İkinci Dünya Savaşı bittiğinde genel olarak Avrupa'da zaten renklerin cinsiyeti değişmeye başlamış.
Yani günümüzdeki haline bürünmüş.
Bu renkler dünyada dönem dönem böyle zaten çok farklı anlamlara bürünmüşler.
Bu çok enteresan bence yani.
Çünkü ben tabii ki de burada hepsinin tarihini tek tek anlatamam.
Bu mümkün değil. Ama böyle okuduğum yazılarda bu Kleopatra döneminde de renklerin kullanımıyla alakalı çok enteresan bilgilere denk gelmiştim.
Ben şu an çok konudan konuya atlıyorum gibi oldu ama buna da alışıyorsunuz gibi yavaş.
Özür diliyorum bu durum için.
Mesela 1856'dan önce mor renk nasıl elde ediliyormuş?
Saylangoz sümüğünden. Evet bildiğiniz saylangoz sümüğünden.
Hatta Kleopatra bir keresinde kraliyet kıyafetine böyle bir parça mor eklemek istemiş.
Böyle ufak bir parça mor. Ve bu rengi elde etmek için...
10 gün boyunca sırılsıklam ıslanmış 20 bin saylangozla ihtiyacı duymuşlar.
Sırf kıyafete bir parça mor eklemek için.
Yani nazime bakın.
Bu yüzden mor renk Rönesans ve Orta Çağ dönemlerinde bulunması en zor renklerden biri.
Çünkü zaten saylangozlar da genelde sadece kraliyet ailesi için kullanılıyor.
Şimdi bulunması zor pahalı olduğu için zaten kraliyet ailesi için de mantıklı bir seçim.
O dönemde. Çünkü onlar da altı sınıflar o maddelere erişemediği için kendilerini böyle daha özel, daha kıymetli hissediyorlardır belki.
Şimdi bulunması zor, pahalı dedik.
Bu aileler için harika bir seçim.
Dedik yani. Hatta özellikle Roma imparatorları için de öyleymiş.
Yani o dönemde eğer başka biri mor renk giyerse ölümle cezalandırmaya kadar gidiyormuş bu durum.
Gerçekten üst düzey bir sahipleniş şekli bu arada.
Bir rengi kendime yakıştırdığımda bu ben.
Aynı. O dönemde yaşasak mor giyemezmişiz gibi sanki ama olsun.
Zaten beni biraz kapatıyor.
Ben çok sevmiyorum mor.
Böyle teselli edeceğim kendimi şu an.
Ama Rönesans döneminde açık mavi giyerseniz mesela şu an kadınlar adına konuşuyorum.
Bu genç ve evlenebilir olduğunuz anlamına geliyormuş.
Yani o dönemde de çok zor karar vermek.
Ne giyseniz apayr bir anlamı var.
Yani çok riskli değil mi?
Az önce de işte sürekli pembe mi giyeceğiz falan diyordum ama gerçi o konuda yarım kaldı.
Çünkü hani bu Avrupa'da yaşanan bahsettiğim olaylar dışında aslında Amerika'da da gerçekleşen bazı olaylardan ötürü pembe giderek kadınsı bir fenomen olmaya başladı.
Peki bunun böyle olması da mesela Amerika'da ne yol açtı derseniz pek çok tarihçi bu ismi Mamie olduğunu düşünüyor.
Bu kim bu Mamie?
Kim bu kadın? Kendisi Amerika'nın 34.
Bakanı David Eisenhower'un eşi.
Bu kadın tam bir... Pembe aşığı.
Yani her anlamda bir pembe obsesifi.
Bir insanın her şeyi pembe olabilir mi?
Olabiliyormuş. Sürekli pembe giyiyor.
Pes pembe eşyalar kullanıyor.
Eşya derken de hani böyle banyosudur, yatak odasıdır, çay takımıdır.
Her şeyi pembe. Hatta bu yüzden o dönemde bir ara Beyaz Saray'a pembe saray falan da demişler yani.
Mamie o dönemde Beyaz Saray'a bir etkinlik düzenliyor.
O etkinliğe de üstünde böyle 2000 tane yapay elmas bulunan pes pembe bir elbiseyle gidiyor.
Zaten ondan sonra olanlar oluyor.
Meymi'de kim ikonikleşiyor?
Elbise de ikonikleşiyor.
Pembe de ikonikleşiyor.
Yani Amerika'da, Avrupa'da bu pembe olayı bu şekilde ilerliyor.
Ama aslında hadi tamam bunlar bu şekilde.
Türkiye'deki değişimleri de az çok fark edebilirsiniz.
Aslında böyle dikkatle bakarsınız.
Mesela eski kimliklerinizi hatırlayın en basitinden.
Çünkü yanlış hatırlamıyorsam 2017'de tedavülden kalktılar.
Ama 1976'da girdiler bizim hayatımıza.
Yani ne oldu? Kadınlar...
için pembe, erkekler için mavi.
Böyle oldukça pastel tonlarda kimlikler verildi bize.
Şu an güncel olarak kullandığımız kimlikleri de zaten biliyorsunuz.
Peki siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?
Yani bu renklere bu kadar anlam yüklemek ya da bir renk kullanıldığında ardında yatan düşünceler için mantık yürütmek, yürütebilmek normal mi?
Bunları yapabiliyor musunuz?
Çünkü özellikle filmlerde kullanılan renklerin anlamlarını böyle film izlerken çözebilen insanlara ben hayran oluyorum.
Gerçekten çok kıskanıyorum.
Aslında tabii dikkat etmek lazım.
Çünkü sinemanın ilk yıllarında renkli filmler yokken anlatılmak istenen şeyi tam olarak anlatmak adına başka yollara başvuruluyordu belki.
Ama şu an renk sembolizminden çok yararlanılıyor.
Sinemanın bu ilk yıllarında hatta filmleri yapmak için, renkli filmleri yapmak için sinemacılar renksiz kaydeddikleri görüntüleri böyle kare kare elle boyuyorlarmış.
Yani bu kadar uğraş ne için?
Anlatılmak istediğim daha güçlü anlatabilmek için.
Biz bu renkler hakkında daha çok konuşurduk ama başka bir bölüm devam ederiz diyeyim.
Bu renkleri böyle stratejik olarak işte markalarına, logolarda kullananlardan vs.
bahsederiz bir günde. Ama bugünlük bu kadar.
Benim bugün vize haftam başladı ama ben mikrofonu açmış.
Ya biz pembe giymek zorunda mıyız ya falan diye böyle isyan ediyorum burada.
Olsun ben de böyle keyif alıyorum.
Yani keyif alıyorum fazlasıyla gerçekten.
Umarım siz de keyif almışsınızdır.
Bölümü dinledim, ben de buradayım demek isterseniz Instagram adresini ben açıklamalar kısmına bırakıyorum.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
