
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Antik Yunan’da koşu yarışlarıyla başlayan Olimpiyatların üç bin yıllık tarihi... Bu bölümde Zeynep, Olimpiyatların nerede, nasıl başladığından, sembollerinin nasıl ortaya çıktığından bahsedecek.
Zeynep'i instagramdan takip etmek etmek için tıkla!
Podcastin instagram hesabını takip etmek için tıkla!
Transkript
Herkese merhaba.
Konuşulacak Çok Şey Var! podcastine, hoş geldiniz.
Ben Zeynep. Biliyorsunuz ki şu an 2024 Olimpiyatları Paris'te gerçekleşiyor.
Orada olanınız, canlı canlı izleyenleriniz varsa keyfinin çıkarını şu an sizi çok...
Çok kıskanıyoruz bunu da bilin yani.
Ben de bugün hala Türkiye sınırları içerisindeyken Antik Yunan'da koşu yarışlarıyla başlayan olimpiyatların 3000 yıllık tarihi hakkında konuşacağım sizlerle.
Olimpiyatların nerede nasıl başladığından, sembollerinin nasıl ortaya çıktığına kadar tüm detayları konuşacağız.
Şimdi, hani bilim adamları şöyle söyler ya.
Tarih yazı ile başlar.
Bu açıdan baktığımızda dünya tarihi Sümerlerle başlamış denilebilir.
Ama Yunan tarihi bu tarife göre M.Ö.
776'da başlamıştır.
Çünkü eldeki en eski yazılı belgeler, kayıtları tutulmuş ve o yıl yapıldığı saptanmış olan olimpiyatlara ait arkadaşlar.
Tarihteki en eski olimpiyatların M.Ö.
776 yılında günümüzde Yunanistan sınırları içerisinde yer alan olimpiya bölgesinde yapıldığı düşünülüyor.
Olimpiyat ismini de buradan alıyor zaten.
Ve olimpiyatlar 12 asır boyunca sürekliliğini de korumuş.
Aynı dönem içerisinde diğer şehirlerde de benzer oyunlar düzenlenmiş aslında.
Ama hiçbiri olimpiyatların önüne ulaşamamış.
Zaten antik Yunan'da hayatı güzelleştiren her detaya önem verilmiş bildiğiniz gibi.
Bunlarla ilgili sık sık yarışmalar, etkinlikler...
düzenlediklerini biliyoruz.
Hatta Homeros'un İlyadası'nda ve Vergelius'un Ayene'sinde tiyatrolar, şarkılar, şiirlerle ilgili bir araya gelinip böyle etkinlikler yapıldığından bahsediliyor.
Olimpiyatların başlangıcı da buradan çıkıyor.
İsmini Olimpia'dan aldığını söylemiştik.
Antik Yunan mitolojisine göre Tanrı ve Tanrıçalar insanların ulaşamadığı yüksek bir dağın zirvesindeki saraylarda yaşıyorlar.
Ve bu dağ da Olimpia.
Deniliyor arkadaşlar. Zaten olimpiyat oyunlarının temelinde de Tanrı Zeus'a adanmışlık söz konusu.
Ama o zamanlar tabii ki şimdiki gibi birçok spor dalı da bulunmuyordu.
Olimpiyatlar tarihte ilk başladığında sadece koşu yarışından ibaretti arkadaşlar.
Ve tüm bu yarışlardaki amaç sadece şampiyon olmak ve zafere ulaşmak.
İkinci olan sporcuyu kimse hatırlamazmış ama birinci olanın adı...
Tüm imparatorluk sınırlarında dolaşırmış yani.
Bu arada bu yarışlar esnasında sporcular çıplak bir şekilde yarışıyorlar.
Hani böyle daha rahat etmeleri için.
Ve güneşten korunmak için de vücutlarına zeytinyağı sürerlermiş.
Şöyle de bir detay var ki sporcuların başarıya ulaşırken yaptıkları her şey kabul edilebilirmiş.
Yani neler neler dönüyordur.
Siz düşünün. Bir de oyunlara sadece erkekler katılabiliyormuş bu arada.
Esirler ve kadınlar yarışmalara katılamazmış.
Hatta katılmayı geçen izleyici olarak bile yarışlarda bulunmasına izin verilmezmiş.
Antik olimpiyatlarda kurallar çok sert.
Bu kuralları çiğneyen insanlara ne oluyor derseniz de ceza olarak yüksek bir dağın tepesinden atılarak öldürülür ya da dövülürmüş bu insanlar.
Yarışlara katılmak için sporcu olmanıza da gerek yok bu arada.
Erkekler zaten genelde askeri özelliklerini öne çıkarıyorlar.
Hani böyle daha güçlü.
Çünkü dediğim gibi o yolda ne yaparsanız müba.
Sadece hırsızlık veya cinayet sabıkanız olmadığını kanıtlamak zorundasınız.
O kadar. Şimdi bu olimpiyatlar takdir edersiniz ki Yunan halkı tarafından çok sevildi.
Bir süre böyle adeta bayram havasında kutladılar bu yarışları.
M.Ö. 776 yılında başlayan olimpiyatlar.
1000 yıl kadar 4 yılda bir organize edilmiş.
M.S. 4. yüzyıla gelindiğinde artık çılgın bir aktiviteye dönmüş.
40.000'den fazla seyirci toplayan, sokak satışları vs.
yapılan çok büyük bir eğlence olmuş yani.
Ama dönemin Roma İmparatoru I.
Theodosius olimpiyatları Hristiyanlığın yayılmasına engel olarak.
görüyor ve bu gelenin paganlığa ait olduğunu iddia ederek M.S.
391 yılında bir daha düzenlenmesini yasaklıyor.
Peki ne zaman dönüyoruz bu olimpiyat ruhuna Zeynep diye soracaksanız.
Bu olimpiyat enerjisi gerçekten çok güçlü arkadaşlar.
1800'lerin yarısında Büyük savaşlar öncesi dönemde bir millet olma bilinciyle tekrar canlanıyor buru ve 1896 yılında modern olimpiyatlar olarak tanımlanarak yeniden
ve güncel haliyle tekrar başlatılıyor.
Modern olimpiyat oyunlarının mimarı da Baron Pierre de Coubertin kendisi olimpiyatların dünya barışının temeli olduğunu düşünüyor ve eski olimpiya oyunlarını yeniden canlandırarak
modern şartlarla modern şartlara adapte etme fikrini araştırıyor.
Coubertin sporu şöyle tanımlıyor.
İsteyerek, arzu ederek, kurallara uyarak...
Muhtemel bazı riskleri de göze alarak ve daima ileriye gitmek üzere yapılan çalışmalardır.
Ve bu çalışmalar cesareti, iradeyi, soğukkanlılığı, dayanıklılığı, aynı zamanda ahlakı geliştirmektedir.
Spora kıymet veren insanların olması çok önemli bence.
Olimpiyatların günümüzde geldiği noktaya bir bakın.
Yani ne kadar heyecanlı, ne kadar birlik oluyoruz bir anda değil mi?
Çok kıymetli bir şey bence bu.
Cobertin de bu fikrine birçok kongrede sundu.
Red de aldı çok defa.
Ama 23 Haziran 1894 yılında yaptığı konuşmasından sonra olimpiyat oyunlarının yeniden başlatılması kararı alkışlarla ve oy birliğiyle kabul edildi.
Ve bu komitenin aldığı ilk karar da 1.
olimpiyat oyunlarının 1896'da Atina'da yapılması oldu.
Öyle de yaptılar. Şimdi Cobertin ne kadar ilk resmi olimpiyat olarak tarihe geçen Atina 1896'nın uluslararası bir organizasyon olmasını istemişse de 5
kıtadan birden sporcuların katıldığı ilk olimpiyat 1912'de gerçekleşti arkadaşlar.
Stockholm'da yapıldı.
Bir yıl sonra da yani 1913'de de Cobertin 5 halkalı olimpiyat bayrağını tasarladı.
Şimdi gelelim bu bayrağın taşıdığı...
Bu bayraktaki beş halkanın her biri bir kıtayı temsil ediyor arkadaşlar.
Amerika, Avustralya, Asya, Afrika ve Avrupa.
Ve halkanın renkleri de olimpiyatlara katılan ülkelerin bayraklarında kullanılan en temel renkler olan mavi, siyah, kırmızı, sarı ve yeşilden ilhamını alıyor.
Bir de olimpiyatların sloganı olarak kabul edilen Stius Altius Fortius var tabii ki.
Bu da yine Cobertin tarafından söylenmiş.
Latince'de Daha hızlı, daha yüksek, daha güçlü anlamına gelen bu motto.
Olimpiyatların antik zamanlardaki bu rekabetçi ve sadece kazanmanın önemli olduğu bir felsefeyi değil de yapabildiğinin en iyisi felsefesine uyduğu için seçilmiş.
Söylemiştim ya hani antik zamanlardakinde sadece kazanmak için yarışıyorlar o yolda.
Ne yaparsan müba, kazanırsan şanın tüm imparatorlukta yürüyüp gidiyor diye.
Ama şu an bu böyle değil.
Orada oyunlara katılmak bile, madalya almasanız dahi...
Gerçekten çok çok kıymetli bir şey bence.
Ben bu kaydı alıyorken de günlerden perşembe bizim kızların da İtalya ile maçı vardı bildiğiniz gibi bugün.
Yani o kadar heyecanlıydı ki çok gurur duyuyorum ben hepsiyle.
Bu maçı kaybetmiş olsak da üçüncülük için oynayacağız yine de.
Ama her ne olursa olsun yarı final gördük.
Bu bile çok çok büyük bir başarı bence.
Hepsine bol şans diliyorum.
Gerçekten hiç kolay bir şey değil bence yaptıkları.
Ben izlerken gerginlikten falan perişan oluyorum.
Bir de oyuncu olduğunuzu düşünün.
Yani binlerce insan izliyor falan.
Çok da tatmin edici bir şeydir bu arada.
Yani tüm ülke o sırada arkanda.
Herkes tek yürek.
Hadi kızlar falan diyor.
Benim kardeşim de voleybol oynuyor bu arada.
Voleybolcu olmak istiyorum diyor.
Maçları falan izlerken böyle Esmoş'un sahada olduğunu düşünüyorum.
Bir iki saniyeliğine.
Ay çok... Büyük bir gurur ya gerçekten.
Neyse konuyu dağıtmayayım ben.
Zaten şu an kaydı nerede ve nasıl yaptığımı bir bilseniz gerçekten çok komik.
Bugün taşındık biz. Sabah 9'da başlayan nakliye işimiz akşam 8'de bitti.
Ev nanay şu an. Saat 3 oldu.
Ben mikrofonun başına ancak geçebildim.
Bir kolinin üzerine oturuyorum şu an.
Önümde de mikrofonum. Dedim ki yani ne olursa olsun Cuma sabahı 6'da buluşacağız.
Başka yolu yok. O yüzden de bölümümüze devam ediyoruz.
Şimdi gelelim olimpiyat meşalesine.
Bu meşale Prometheus'un Zeus'dan çaldığı ateşi.
Yani Zeus'un gücünden bir parçayı sembolize ediyor.
Antik dönemdeki oyunları simgeleyen bu ateş her sene aynen antik dönemlerde olduğu gibi olimpiyadaki antik kentte bulunan İç bükey bir aynanın güneş ışığını yansıtmasıyla yakalıyor
ve olimpiyatların düzenlenince ülkeye taşınmaya başlıyor.
Olimpiyat meşalezi hiç sönmeyen ateş olarak tanımlansa da bu aslında sadece olimpiyatların...
Gücünü ve tarihteki yerini güçlendiren bir söylem.
İlk defa 1936 yılındaki Berlin Olimpiyatları'nda seromoniyle yakılan bu meşale o günden beri olimpiyat oyunlarında bir parçası.
Olimpiyat komitesi tarafından seçilen sahne sanatçıları seromoniyi sergiliyor, meşaleyi yakıyor ve yolculuğa çıkarıyor.
Meşale oyunların bitiminde ise söndürülüyor.
Bu sene bildiğiniz gibi Paris'te zaten.
4 sene sonra da Los Angeles'da olacak.
Yani nasip olur mu?
Acaba yani çok isterim gitmeyeyim.
O atmosferi görmeyi çok istiyorum kesinlikle.
Peki neden 4 yılda 1 diye sorabilirsiniz?
Olimpiyatlar antik tarihlerde bu kadar büyük bir organizasyon olmadan önce de 4 yılda 1 düzenleniyordu arkadaşlar.
Bununla ilgili olarak bazı kaynaklar Venüs'ün 4 yılda 1 gökyüzünde çizdiği köşeler olduğunu söylese de asıl nedeni Antik Yunan takviminde gizli.
Antik Yunan'da 30 günden oluşan 12 ay olsa da 4 yılda bir takvimin tamamlandığına inanılırdı.
Bunu antik zamanlardaki artık yıl hesaplaması gibi düşünebiliriz.
Bu döngüye de... Olimpiyat denirdi.
Cobertin de zaten olimpiyatların geri gelmesini isterken komite için şu şartı eklemiş.
Olimpiyatlar eskiden olduğu gibi her 4 yılda bir yapılacaktır.
Biz de şu an öyle yapıyoruz.
1896 yılından beri yani ilk modern olimpiyatların düzenlenmeye başladığı tarihten beri oyunlar sadece 3 kez iptal edildi.
Bir kez de ertelendi.
Bunlar dışında her 4 senede bir gerçekleşti olimpiyatlar.
Bu tarihler ise şöyle.
1916 olimpiyatları 1.
Dünya Savaşı nedeniyle iptal edildi.
1940 ve 1944 olimpiyatları...
İkinci Dünya Savaşı nedeniyle iptal edildi ve 2020 olimpiyatları da Covid-19 pandemisi nedeniyle ertelendi ve 2021'de yapıldı bildiğiniz gibi arkadaşlar.
Olimpiyatlar şu an hala inanılmaz bir heyecanla devam ediyorken tarihine de şöyle bir bakalım istedim.
Şu an itibariyle de karma 10 metre havalı tabancada iki tane gümüş madalyamız var.
Şevval İlayda Tarhan.
Ve Yusuf Dikeç.
Yusuf abi. Yani söylemeden geçemeyeceğim.
Karizmanla yerle bir ettim ortalığı.
Tüm dünya seni konuşuyor.
Sen nasıl bir kralsın.
Neyse. Daha sonra boksta bir gümüş madalyamızı var.
Hatice Akbaş.
Okçulukta bronz madalyamızı var.
Mete Gazoz, Ulaş Berkin Tümer ve Abdullah Yıldırmış sayesinde.
Güreşte bir bronz madalyamızı var.
Buse Torun Çavuşoğlu.
Ve boksta bir bronz madalyamızı var.
Esra Yıldız Kahraman sayesinde.
Umarım eksik söylememişimdir.
Burada adı geçmese dahi katılan tüm sporcularımızı tebrik ediyorum ben.
Hepinize gurur duyuyoruz.
Bizi harika temsil ediyorsunuz oralarda.
Kalbimiz sizinle her zaman.
Henüz final maçlarını oynamamış olan sporcularımıza da bol şans diliyorum.
Bol başarılar diliyorum.
Ve sizlere de hoşçakalın diyorum efendim.
Umarım ki keyifli bir sohbet olmuştur.
Kendinize çok çok çok iyi bakın.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bay bay. Kısa
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
