
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bir yılı daha geride bırakıyorken neden noel hakkında konuşmayalım ki? Bu bölümde Zeynep, Noel Babanın hikayesinden, noelden ve yeni yıl kutlama ritüellerinden bahsediyor.
Zeynep’i Instagram’dantakip etmek için tıkla!
Zeynep’i Youtube’dantakip etmek için tıkla!
Podcast hesabını Instagram’dantakip etmek için tıkla!
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhabalar.
Konuşulacak Çok Şey Var! podcastına.
Hoş geldiniz. Ben Zeynep.
Bu bölümün gelmesi için 24 Aralık'ı uygun buldum.
Çünkü 24'ü 25'ine bağlayan gece Noel olarak kabul edildiği için dedim ki birazcık bu konu üzerinde konuşabiliriz.
Birçok şeyi karıştırıyoruz.
Bunların ayrımını biraz konuşalım istiyorum.
Noel baba nereden geliyor bunu konuşalım.
Çam ağacı süslemek ya da yeni yıllar üçerleri bunların hepsine böyle ufak ufak bakalım istiyorum.
Keyifli de bir bölüm oldu. O yüzden hemen başlayalım.
Şu an zaten sosyal medyaya girdiğinizde çok fazla yeni yıl ritüeline denk gelebilirsiniz.
Ben izliyorum, çok meraklıyımdır böyle şeylere.
Farklı geliyor bana böyle bambaşka kültürlerde herkes başka bir şey yaparak yeni yıldan huzur bekliyor, şans bekliyor, hayatının aşkını bekliyor.
O yüzden öncelikli olarak bir böyle karşımıza çıkabilecek ritüelleri bir bakalım istiyorum.
Mesela yeni yılda 12'den geriye doğru sayarken 12 adet üzüm yeme geleneği var.
Görmüşsünüzdür muhakkak.
12 ay olduğu için 12 adet üzüm yemeyi başarırsanız daha sağlıklı ve mutlu bir yıl geçireceklerini düşünüyorlar.
Ya da 12 üzümün her biri için dilek dileyenler de var.
Ya da bir masanın altına girip bu üzümleri yediğinde hayatının aşkını bulacağını düşünenler var.
Ama biz yeni yıl dediğimiz en çok ne görüyoruz?
Noel Baba görüyoruz.
Çam ağaçları görüyoruz.
Peki bu Noel tam olarak nasıl bir şey?
Şöyle ki bu bir Hristiyan bayramı.
Evet. Ama bu Noel ile yeni yıl kutlamayı çok fazla karıştıran bir kesim de var.
Noel dediğimiz bayramı Protestanlar, Katolikler ve Ortodoksların bir bölümü Miladi yani Gregorian takvime göre 24 Aralık'ı 25'ine bağlayan gece kutluyorlar.
Yani bu gece. Eğer ki bu bölümü 24'ünde dinliyorsanız.
Doğu Ortodoks kiliseleri ise Jülyan takvime göre 6 Ocu 7 Sinan.
bağlayan gece kutluyorlar.
Peki neyi kutluyor bu insanlar?
İsa peygamberin doğumunu kutluyorlar.
Bu şekilde yapılan kutlamaları tabii ki Noel diyoruz ama şu an dünyanın büyük bir çoğunluğu Noel'den ziyade yeni bir yılı kutluyorlar.
Yeni bir yılın gelmesinin heyecanını yaşıyorlar.
Bu bahsettiğim tarihlerde neye göre seçilmiş bir ona bakalım.
Mesela Gregorian takvim.
dedim. Nedir bu? Bu takvim bugün kullandığımız modern miladi takvim.
Ne zaman ortaya çıkmış?
Papa 13. Gregorius'un döneminde ortaya çıkıyor.
O yüzden onun adını alıyor zaten.
Bu takvimi bulan kişi kim peki?
Christopher Clavius.
Bu beyefendi Alman bir cizvit.
Yani bir din adamı aslında.
Keşiş ve aynı zamanda gökbilimci.
Yani bir astronom.
Böyle karmakarışık birisi kendisi.
Christopher Clowes'un önerdiği takvimi Papa XIII.
Gregorius kabul ediyor ve onun emriyle 1582'den itibaren tüm Katolik ülkelerde bu takvim kullanılmaya başlanıyor.
Bu takvim, bu takvim arkadaşlar Hz.
İsa'nın doğumunu milat alıyor.
Zaten milat demek Hz.
İsa'nın doğduğu gün demek.
İsa 1 Ocak doğumunu kabul ediliyor.
Bir de az önce Jülyen takviminden bahsetmiştim.
Hani Doğu Ortodoks kiliseleri Jülyen takvimine göre kutluyorlar demiştim.
6 Ocağı 7'sine bağlayan gece.
Jülyen takvimde adı üstünde Jül Sezar'dan geliyor.
Milattan önce 46'dan, milattan sonra 1582'ye kadar...
Bu takvim kullanılıyor. Peki neden Jules Cesar'ın takvimini değiştiriyorlar?
Çünkü her 128 yılda bir kayma yapıyordu arkadaşlar.
Yani bir gün geri kalıyordu.
Hatalı bir takvim aslında.
Ama böyle hani dini etkisi böyle bir yüksek diye bu kullanılıyordu.
Şimdi Noel dediğim gibi bu takvimlere göre bu tarihlerde.
Ama ne zaman ortaya çıkıyor?
Ben bunu hep çok merak etmiştim.
Yani çünkü büyük bir kutlama şu an.
Çok büyük hem de. Birazcık gerilere gideceğiz o yüzden.
Buna paganik bir ritüel diyebilir miyiz?
Peki diyebiliriz.
Çünkü neden biliyor musunuz?
Çünkü Hristiyanlık öncesi Roma'da zaten Güneş Bayramı diye bir bayram var.
Yine 25 Aralık'ı kabul ediyor bu bayram.
Ama Roma'da da şöyle düşünün.
Tamamen Hristiyanlığı kabul etmişler.
Evet ama bu adamların eski hali pagan.
Yani bir şeyleri... Silip atamıyorsunuz.
Bizi düşünün mesela. Hani bizler de şamanik ritüellerle hala iç içeyiz aslında.
Bazılarının farkında değiliz ama gerçekten o zamanlardan gelen ritüelleri yapmaya hala devam ediyoruz.
O yüzden bunu da böyle düşünün.
Bizler Noel mi kutluyoruz?
Hayır. Hani Müslümanlar Noel'i kutlamaz şeyi doğru.
Biz Türkiye'de yeni yılı kutluyoruz.
Yani tüm dünya aslında yeni yılın gelişini kutluyor.
Arkadaşlar Hz. İsa'nın doğumu bambaşka bir olay.
Peki bu çılgın kutlamalar neden?
Bunların amacı ne yani?
Aslına baktığınızda yani ipin ucu yine kapitalizme çıkıyor.
Bu hani cadılar bayramı gibi o da paganik bir ritüeldi ama sonrasında zamanla şu anki bu çılgın eğlenceli halini aldı.
Noel de aslına bakarsanız tam da bu şekilde.
Peki Hristiyanlığın en başlarına gittiğimizde de bu tarz kutlamaları rastlıyor muyuz?
Hayır. Yok Noel'miş, Christmas'mış falan bunlar çok sonradan oluyor.
Yani ilk 300 yılda böyle şeylere rastlamıyoruz.
İlk defa 4. yüzyılın ortalarına doğru tahminen böyle 336 yılında.
Roma kilisesinde kutlanmaya başlanmıştır 25 Aralık'ta.
Noel zaten Latince'de Tanrı'nın doğum günü anlamına geliyor.
Fransızca'da da Noel zaten haber demek.
Christmas'da İsa'nın ayini demek.
Bir de bu Noel'in yayılışı var tabii ki.
Her kültür her kültürden besleniyor.
Bizler aslında 2. Dünya Savaşı'ndan sonra Noel'in tüm dünyaya yayıldığını görüyoruz Amerikan askerleriyle.
Ve daha sonrasında şu anki durumuna geleceğiz.
O çok yaygın bildiğiniz gibi.
Ben tüm dünya yeni yılı kutluyor dedim.
Yeni bir yılın gelişini kutluyor daha doğrusu.
Peki bunun Noel'den farkı ne?
Yani mesela Hristiyanlar 25 Aralık'ta yani Christmas'ta ne yapacaklar?
Ne yapıyorlar? Kiliseye gidiyorlar arkadaşlar.
İlahiler okuyorlar.
Neticede bu dini bir bayram dediğim gibi.
Hz. İsa'nın doğumunu kutluyorlar.
Paskalya'da zaten Hz.
İsa'nın dirilişi. Çarmıhta ölüp 3 gün sonra dirilişi.
Ama ben ne dedim? Noel ve yeni yılın birbirinden farkını birazcık anlatmak istiyorum.
Aslında epey farklılar.
Özellikle sosyal medyada insanlara böyle saldıranları görüyorum.
Çok ağır şeyler de yazıyorlar.
Üzülüyorum ben böyle yorumlar gördüğümde.
Şöyle bir yanlış anlamı oluyor aslında.
Hani yeni yıl ağacı, hindi, Noel baba vs.
bunlar olayın yeni yılı kutlamaktan ziyade Noel'miş gibi algılanmasına sebep oluyor.
Ama artık bunlar da bir ritüele dönüşmüş arkadaşlar.
Yani seneler içerisinde her ülke kendi kültürüyle karıştırmış bunları.
Artık sadece yeni yılın sevincini ifade eden öğeler bunlar.
İnsanların gözünde.
Önceden mesela Noel kutlamalarında oruç tutuyormuş Hristiyanlar.
Gece ayinleri vs. yapıyormuş.
Ama şu anda böyle değil pek.
Yani dini anlamını yitirdi.
Çünkü biraz 20.
yüzyılda Yılın başlarından itibaren artık tüm dünyada kutlanıyor.
Yani Hristiyanlar, Müslümanlar, Yahudiler.
Neden? Çünkü az önce dediğim gibi dini motif yok artık.
Erimiş. Genelde böyle hani hediye alışverişi olan, ışıl ışıl, insanların partiledikleri, gezip eğlendikleri ve yeni bir yılı kucakladıkları bir.
Eğlence olmuş. Şimdi bu kısımda aslında bildiğimiz şeyleri konuştuk.
Ama ben Noel Baba kısmına gelmek istiyorum.
Çünkü burası beni heyecanlandırıyor.
Kimdir bu adam? Nereden gelmiştir?
Nereden çıkmıştır?
Neden böyle bacalardan girer, insanlara hediye dağıtır?
Bunları konuşalım. Noel Baba efsanesinin kökeni aslında Anadolu'da yaşamış Aziz Nikolas'la ilişkilendirilir.
M.S. 4.
yüzyılda Demre'de, bugünkü Antalya Kaş civarlarında doğduğu düşünülüyor.
Kaş'ta çok sevilen bir başbiskopoz Aziz Nikolas.
Ve onun ölümünden sonra Aziz Nikolas'ın anısı için her sene Hristiyanlar 6 Aralık'ta dini törenler düzenliyorlar.
Ve 4. yüzyıldan...
İtibaren ünü İtalya'ya kadar yayılıyor.
Sonrasında zaten diğer Hristiyan ülkelerde yayılıyor.
Ve tüm dünya haberdar oluyor kendisinden.
Şimdiye baktığımızda Noel Baba yani Aziz Nikolas Hristiyan'ın en önemli kültür öğelerinden.
biri haline gelmiş vaziyette.
Bir eşeğe ya da işte bir renge yine koşullu bir kıza binip ihtiyaç sahiplerine, çocuklara hediyeler dağıtan, heybesinde bir sürü hediyeler bulunduran üstelik böyle bacalardan da
sığabilecek kadar zarif bir beyefendiymiş.
Şimdi tonton bir dede olarak görüyoruz biz onu ama önceden uzun boylu zayıf bir azizmiş.
O hali şimdi tonton ve neşeli bir figüre dönüşmüş.
Psikoposluk kıyafeti de kırmızı bir giysiye dönüşmüş.
Antalya Demre'de 1981'den itibaren Noel Baba Şenlikleri düzenlenmeye başlıyor.
Hatta arkadaşlar 1955'te PTT Aziz Nikolas adını pul bastırmış.
Hani Noel Baba'nın bu şöhretinin de iyice arttığı dönemden sonra pul bastırmış PTT.
Peki Zeynepciğim bu adam gerçekten var mı?
Yani bir kanıt var mı bu konuyla alakalı?
Yok arkadaşlar. Hani böyle tarihi bir döküman arıyorsanız yok.
Ama çok iyi kalpli bir insan olduğu rivayeti var.
Herkes böyle her yerde çok yardımsever biri olduğunu söylüyor.
Nasıl bu kadar böyle yardım edebiliyor peki insanlara?
Sürekli hediyeler dağıtan, paralar veren biri çünkü.
Şöyle ki Noel Baba'nın ailesi salgından vefat ediyor.
Ondan sonra kendisine çok yüklü miktarda bir para kalıyor miras olarak.
O da bu parayla yardıma ihtiyacı olanlara el uzatıyor.
Tamam Zeynep yardımını yapsın yapmasına da ev eline...
Neden? Bacadan giriyor.
Şöyle arkadaşlar zamanında Antalya'da böyle çok varlıklı bir ailesi olan bir adam varmış.
Ama sonradan bu adam inanılmaz bir yokluğa düşüyor.
Ve 3 tane de kızı var bu adamın.
Babası bu kızlarını köle olarak satmak istiyor.
Çadesizliğinden ötürü. Kendini de hatta böyle köle olarak satmak istiyor.
Bu şekilde anlatılıyor bu hikaye hep.
Daha sonra Aziz Nikolas bunu duyuyor ve onlara yardım etmek istiyor.
Ama şimdi bu yardımı da böyle güpe gündüz yapmak da istemiyor.
Hiç kimse görmeden, onları da incitmeden yapmak adına 1 Aralık gecesinde bir kesenin içerisine paraları koyup adamın evinden bacadan aşağı atıyor.
Ya da pencereden attığını da söyleyenler var.
Adamın 3 kızı var demiştim.
Noel Baba da bu yardımı 3 defa yapıyor.
Daha sonra bu adam da çok mutlu tabii ki.
Kızlarını bu parayla evlendiriyor ediyor.
Ama gelin görün ki Noel Baba...
Bir gece yakalanıyor eve para atarken.
Noel Baba adama diyor ki bak bu aramızda kalsın.
Kimseye hiçbir şey söyleme diyor.
Ve Avrupa'da Noel Baba ikonasında fark ettiyseniz 3 tane top asılıdır.
Bu 3 kız kardeşin hikayesinden dolayı.
Günümüzde de zaten dediğim gibi dini motiflerden uzaklaştığı için Tüm dünyaca sevilen böyle ton ton, şeker, neşeli bir fenomene dönüşmüştür Noel Baba.
Ama bu yılbaşı sezonu dediğiniz bir tek Noel Baba figürüyle de bitmiyor.
Bildiğiniz gibi bir çam ağacımız da mevcut.
Herkesin şu an evine aldığı süsleriyle böyle ışıl ışıl yaptığı gerçekten çok tatlı bir görüntüsü var.
Normalde Hristiyan inancında Noel ağacı geleneğinden zaten...
çok daha öncesinde dünya ağacı simgesi diye bir şey var.
Ama zaten ağacın Hristiyan dünya görüşünde yeri çok başka.
Asıl ve en önemli sembolü Hz.
İsa'nın çarmıha gerildiği ağaç.
Neden? Çünkü o cennetteki hayat ağacından yapılmıştır ve ölüleri diriltme gibi bir özelliği vardır.
Noel ağacı ilk defa 1521 veya 1605'de Almanya'da ortaya çıkıyor.
Almanlar ilk olarak Ren Nehri kıyılarında Cennet ağacını temsil eden bir kökner ağacını ışıklarla, meyvelerle, böyle parlak süslerle donatıyorlar.
Bu geleneğin Fransız ihtilalinden sonra da Amerika'ya ulaştığı söyleniyor.
Bu çam ağacındaki aydınlatmaların ve mumların ölümsüzlüğü temsil ettiğine, kötü ruhları ve canavarları kovduğuna inanılırmış.
Işıkların haricinde Noel ağacına kurumuş meyve kabukları, küçük oyuncaklar, geyik figürleri ve böyle hani yıldıza benzer şekilde nesnelerdi.
Noel ağacı inanışa göre hayattır arkadaşlar.
Yaşamın sembolüdür.
Üzerindeki meyveler de yaşamın bize sunduğu sonsuz ve çeşitli hediyeleri sembolize edermiş.
Bu tabii ki kültürler boyu yayılıyor.
Herkes birbirine eskileniyor.
Bu birazcık böyle. Bazı şeylerden vazgeçseniz de bir yerlerden sızıyor o gelenekler.
Çam ağacı da aslında baktığınızda aynı Noel Baba gibi olmuş.
Yani yeni yıl kutlamamızla özeşleştirilmiş.
Baktığınız zaman 31 Aralık ile 25 Aralık çok yakın tarihler.
Zamanla ikisi iç içe geçmiş aslında.
Bize farkında olmadan böyle hani zamanla bir eğlence ritüeli olmuş.
Tüm dünya olarak kutluyoruz bunu.
Ama zaten geçmişe baktığımızda ağaç süsleme geleneği çok fazla kültürde var arkadaşlar.
Mesela eski Türklerde hatta Osmanlı döneminde hayata geçirilmiş bir ağaç süsleme geleneği var zaten.
Nahıl ağacı. bu.
Böyle aynı yılbaşı ağacı gibi süslenen bir ağaç.
Düğünlerde kullanılıyormuş özellikle.
Nahıl kelimesinin aslı Arapça nahıl kelimesine dayanıyor ve hurma ağacı anlamına geliyor.
Böyle çok görkemli ağaçlar bunlar.
Süslemeleri de öyle.
Bazı kaynaklarda bu ağaçların 2 ile 25 metre arasında olabileceği söyleniyor.
Vakti zamanında yapılmış yani böyle gelenekler.
Bir de mesela 1 Ocak 1926'da elektrik idaresi ilk resmi yeni yıl kutlamasını yapmıştır.
Gece 12'de böyle bir 1 dakika tüm ışıkları söndürmüşler.
İlk defa yeni yılı kutlamışlar bu şekilde.
Sonrasında seneler sonra 1935'te de inönü sayesinde yeni yıl artık yasalaşıyor.
Yeni yıl tatil kabul ediliyor yani artık.
Bizi bir ülkemizde de aslında farklı rüterler var.
Yeni yılda yapılan dilek dilemek için, güzel bir sene olması için.
Ama biraz da böyle bir dünyaya bakalım istiyorum.
Hani bahsettim ya bu üzüm yemek gibi çok değişik gelenekler olanlar var.
Mesela Danimarka'da çok...
enteresan bir gelenek var.
Tabak kırıyorlar. Yani yıl boyunca bir tabak kırıldı.
Böyle ucundan azacak ya da bir çatladı.
Bunların hiçbirini atmıyorlar.
Hepsini yılbaşı gecesi kırmak için saklıyorlar.
Sonra 31 Aralık'ta komşularının evinin önüne gidip bu tabakları kırıyorlar.
Ve bu şekilde kutluyorlar yılbaşını.
Bir de hangi evin önünde en çok tabak kırılırsa o evin şanslı bir yıl geçireceği anlamına geliyormuş.
Neye göre hangi komşusunun önüne Kırıyorlar tabakları vesaire.
Zormayın çünkü hiçbir fikrim yok.
Brezilya'da da yeni yılda plaja gitmek gibi bir ritüel var.
Herkes böyle bembeyaz giyiniyor yeni yıl günü.
Zaten beyaz bildiğiniz gibi iyi şans ve huzurdur.
Sonra denize giriyorlar ve yedi dalganın üzerinden atlıyorlarmış.
Her bir dalga içinde bir dilek tutuyorlarmış.
Son olarak bir de Japonya'nın bir ritüeline bakalım.
Yeni yıl arifesinde...
Japonya'da 108 kere çan çalınıyormuş.
Budist tapınaklarında 108 kere çan çalıyorlarmış arkadaşlar.
Neden 108? Çünkü bu Budist inancına göre insani arzularının toplam sayısı.
Bu çanı yılbaşı harifesinde 108 kere çaldıktan sonra negatif duygulardan, böyle düşüncelerden arındıklarına inanıyorlar Japonlar.
Dediğim gibi bir sürü farklı ritüel var.
Daha anlatmadığım da birçok şey var.
Ama artık bölümü aslında var ya çok istiyordum.
Çünkü benim espri anlayışım tam olarak...
Bu seneye görüşürüz diye kapatmayı çok isterdim.
Fakat cuma günü tekrardan görüşeceğiz.
O yüzden 2024'teki buluşmalarımız henüz bitmediği için bu esprimi bir sonraki bölüme saklıyorum.
Sizler kendinize çok iyi bakın.
Beni sosyal medyadan takip etmek isterseniz açıklamalar kısmında bulabilirsiniz hesaplarımı.
Gerek Instagram'dan gerek YouTube'dan nasıl isterseniz.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
