
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Nemrut Dağı’ndaki heykellerin neden yapıldığını, keşfediliş hikâyesini ve “tümülüsün içinde ne var?” sorusunu konuşuyoruz. Bu bölümde Zeynep, Nemrut’un efsanelerini ve ardındaki anlamları anlatıyor.
Kişisel hesabıma ulaşmak için: https://www.instagram.com/zeynephantik?igsh=c3hrNTd1NjlhejRq&utm_source=qr
Podcast hesabıma ulaşmak için: https://www.instagram.com/gunlugumdecokseyvar?igsh=c245NTZpa2Ywc3Rm
Transkript
Herkese merhaba, Konuşacak Çok Şey Var podcastına hoş geldiniz.
Ben Zeynep. Şimdi sizden istediğim bir şey var aslında bölüme başlamadan önce.
Şöyle bir gözlerinizi kapatın.
Şu an deniz seviyesinden tam 2150 metre yüksektesiniz.
Tamam mı arkadaşlar? Toros dağlarının doğu silsilesinde, gökyüzüne en yakın noktalardan birindeyiz.
Hava böyle buz gibi, rüzgar çok sert esiyor.
Karanlığın içindesiniz ama yalnız değilsiniz.
Arkanızda binlerce küçük kırmataştan yığılmış, insan eliyle yapılmış devasa bir tepe ve tümülüs duruyor.
Ve önünüzde... Karanlığın içinde böyle silüetleri beliren devler var.
10 metre boyunca kireç taşından yontulmuş devasa yüzler size bakıyor.
Burası Nemrut'ta arkadaşlar.
Burası antik dünyanın en hırslı krallarından birinin yani Komagene kralı 1.
Antiochus'un kendisine ve tanrılara adadığı ebedi istirahatgahı.
Kutsal koltuk adını verdiği bir yer.
Ancak bugün size sadece o bildiğiniz Nemrut'u da anlatmayacağım.
Bugün bu dağın nasıl bir yanlış anlama sonucu keşfedildiğini, taşların altındaki siyasi dehayı, dağın kraliçesi olarak bilinen bir kadının azmini ve modern bilimin bu heykelleri kurtarmak
için nasıl nano boyutta bir savaş verdiğini konuşacağız.
Yani... Ben Zeynep, Doğu ve Batı'nın tam ortasına, Tanrıların tahtına hoş geldiniz arkadaşlar.
Peki şimdi Zeynep, bulutların üzerindeki bu devasa tapınak nasıl bulundu diye soracaksınız.
Yani yüzyıllarca orada sessizce beklemiş miydi?
Cevap evet. Yerel halk ve çobanlar vesaire orayı biliyordu elbette ama modern dünyanın Nemrut'tan pek de haberi yoktu.
Ta ki 1881 yılına kadar.
Hikayemiz burada bir arkeologla değil bir yol mühendisiyle başlıyor.
Karl Sester. Sester o dönemde Osmanlı hükümeti adına bölgede yol etütleri yapan Alman bir mühendis aslında.
Diyarbakır taraflarında çalışırken köylülerden şöyle bir söylenti duyuyor.
Dağın tepesinde devasa heykeller var.
gibi ve merakına yenik düşüyor.
Oranın yerlisi bir rehberle o zorlu tırmanışı yapıyor ve zirveye ulaşıyor.
Gördüğü şey karşısında büyüleniyor tabii ki ama burada büyük bir hata da yapıyor.
Gördüğü bu devasa heykelleri Asur kalıntıları zannediyor ve bu büyük keşfi hemen Berlin'e Prusya Kraliyet Bilimler Akademisi'ne bildiriyor.
Berlin tabii heyecanlanıyor ama bir emin olmaları da lazım.
İşte burada sahneye bu bölümün kilit ismi giriyor.
Genç ve hırslı arkeolog.
Otto. Otto sırada Mısır'da görevli aslında.
Akademi Otto'yu bu iddiayı araştırması için görevlendiriyor hemen.
Ve o da Kahire'den çıkıyor yola.
Sestur'la buluşuyor ve 1882 yılında karların bu erimeye başladığı zorlu dönemlerde Nemrut'un zirvesine tırmanıyorlar.
Otto zirveye vardığında Sestur'un Asur dediği heykelleri bir inceliyor ama bir gariplik var.
Heykeller Asur tarzında değil.
Yani hem Yunan hem Pers özellikleri taşıyor.
Sonra gözü o uzun Grekçe yazıtları yani nomosa takılıyor.
Otto eski Yunanca da biliyor bu arada.
Ve o taşların üzerindeki o uzun metni okumaya başlıyor.
Ve arkadaşlar tarihin akışını değiştiren o cümleyi çözüyor.
Ben büyük kral Antiochus.
Otto buranın Asurlulara değil o güne kadar hakkında çok az şey bilinen Helen ve Pers kültürünü harmanlamış Komagene krallığına ait olduğunu dünyaya duyuran İlk kişi oluyor.
Hem Sestr'ın hatasını düzeltiyor hem de kayıp bir krallığın kimliğini ortaya çıkarıyor.
Bu yüzden çok çok önemli yaptığı şey.
Ancak hikaye burada tabii ki de bitmiyor.
1883 yılında Otto bu sefer yalnız gelmiyor.
Yanında Bergama sunağını Berlin'e taşıyan ünlü arkeolog Karl Hohmann var.
Birlikte detaylı böyle dağın bir planını çiziyorlar.
Tabii bu sırada Osmanlı tarafı da boş durmuyor arkadaşlar.
Aynı yıl... Yani 1883'te Müze-i Hümayun Müdürü Osman Hamdi Bey, kendisini kaplumbağa terbiyecisi tablosundan hatırlayabilirsiniz.
O ve heykeltıraş Osman Efendi de Nemrut'a çıkıyor.
Hatta ilginç şöyle bir detay verebilirim.
Batı terasındaki o meşhur aslanlı horoskopu taş yığınlarının altından çıkarıp ilk kez belgeleyen ekip Osman Hamdi Bey'in ekibiydi arkadaşlar.
Peki kim bu Antiochus?
Neden dağın tepesine böyle bir anıt dikmiş?
Değil mi? Şimdi haritayı gözünüzde bir canlandırın.
Fırat Nehri'nin kıyısındayız.
Doğuda yükselen bir imparatorluk.
Batıda Roma Cumhuriyeti.
İşte bu iki devin arasına sıkışmış küçük ama zengin bir krallık.
Komagene. Kral I.
Antiochus sadece romantik bir hayalpereste değil.
Aynı zamanda büyük bir siyasi satranç oyuncusuydu.
Genetik mirasıyla övünüyordu.
Babası Mitridates soyunu Perslerin krallar kralı Darius'a.
Annesi Leodike ise Büyük İskender'in generallerinden Seleucus'a dayandırıyordu.
Yani damarlarında hem Pers hem de Makedon kanı vardı.
O dönemde bölgede Seleucus İmparatorluğu çöküyor.
Büyük bir güç boşluğu oluşuyor.
Antiochus Nemrutlarındaki o devasa anıtları inşa ederken aslında dünyaya şu mesajı veriyordu bu arada.
İlk Klon İmparatorlukların gerçek varisi benim.
Kendisine Büyük Kral ünvanını da veriyor bu süreçte.
Bu ünvanı kullanması tesadüf de değil.
O Roma ve Persler arasında evlenen küçük bir kral değil.
İskender'in ve Darius'un mirasını devralan onlarla eşit seviyede bir tanrı kral olduğunu iddia ediyordu.
Şimdi ben burada zirveye bir bakmamızı istiyorum.
O büyülece hekerlere bir bakalım istiyorum.
Tümülüsün etrafında 3 teras var.
Heykeller senkretik yani birleşik isimlere sahip.
En başta tanrıların babası Zeus Oromastes, Yunan'ın Zeus'u İran'ın Ahuramazdası yani.
Yanında Apollon Mitras, güneş ve ışık tanrıları tek bedende.
Diğer yanda Herakles Artagnes, güç ve savaş tanrısı.
Ve elbette bu panteonun Çek kadın figürü...
Komagene yani bereket tanrıçası Tice.
Burada şöyle önemli bir detay var.
Genellikle gözden kaçar ama Nemrut sadece erkeklerin dünyası değildi arkadaşlar.
Antiochus Atalar Galerisi dediğimiz o kabartmalarda annesi Kraliçe Lodike'yi tanrıça unvanıyla onurlandırmış.
Annesinin soyunu vurgulamış.
Makedon kökenli krallık hakkını meşrulaştırmış.
Ve... Batı terasında bir taş levha daha var ki bu sadece arkeologlar değil astronomları da şaşkına çeviriyor.
Aslanlı horoskop.
Şimdi bir aslan kabartması düşünün.
Gövdesinde 19 yıldız, boynunda bir tane hilal.
Sırtında ise Mars, Merkür ve Jüpiter gezegenleri parlıyor.
Bilim insanları bu gökyüzü dizilimini hesapladı.
Bu yıldızlar tarihte sadece belli bir günde bu konumda olabilirdi.
O da M.Ö.
62 yılının Temmuz ayı arkadaşlar.
Bu tarih Antiochus'un tahta çıkışını veya Nemrut'un inşaatının başladığı o kutsal anı işaret ediyor.
Yani Antiochus zamanı taşa kazayarak dondurmuştu aslında.
O yüzden bu horoskop inanılmaz kıymetli.
Ama şimdi dağın sakladığı en büyük sır gökyüzünde değil aslında yerin altında.
Kralın mezarı nerede?
diyeceksiniz. Otto ve Hamdi Bey'den sonra dağın gerçek sırrını çözmeye hayatını adayan kişi Amerikalı bir kadın arkeolog oldu.
Teresa Goel.
Ona bölge halkı dağın kraliçesi diyordu bu arada.
Teresa Goel işitme engelliydi.
Dudak okuyarak iletişim kuruyordu.
1950'lerde Erkek egemen arkeoloji dünyasında Nemrutlu'nun zirvesinde elektriğin ve suyun olmadığı zorlu şartlarda yıllarca kamp kurdu.
Goel'in tek bir amacı vardı burada.
Kralın mezarını bulmak.
Tümülüsün içine ulaşmak için tüneller açtı.
O dönemin yöntemleriyle jeofizik taramalar yaptı.
Ama Antiochus mühendisleri zekiydi.
Tümülüs küçük kırma taşlardan yapıldığı için kalılan her yer yukarıdan akan taşlarla anında kapanıyor.
Bu hırsızlara karşı tasarlanmış mükemmel bir tuzak aynı zamanda.
Teresa Goyle mezarı bulamadan 1985 yılında vefat etti ama Nemrut'tan hiç ayrılmadı.
Vasiyeti üzerine külleri hayatını adadığı o tümülüsün tepesinden rüzgara savruldu.
Bugün o dağda esen rüzgarda Antiochus'un ruhuyla birlikte dağın kraliçesinin de izleri var yani.
Şimdi gelelim günümüze.
2000 yıldır orada duran bu heykeller şimdi en büyük düşmanlarıyla savaşıyor.
İklim değişikliği, sert kışlar ve zaman arkadaşlar.
Kışın kar ve buz heykellerinin üzerindeki o kılcal çatlaklara giriyor.
Donarak genleşiyor ve taşı çatlatıyor.
Ancak Türk Bilim İnsanları ve Kültür Bakanlığı bu mirası korumak için bilim kurgu filmlerini aratmayan bir yöntem kullanmaya başladı.
Nanoteknoloji. 2022 yılında başlayan ve 2025'de kapsamlı hale gelen bir proje ile heykelleri nano kireç enjekte ediliyor.
Nedir bu nano kireç Zeynep'ciğim?
Şöyle restoratörler heykellerin üzerinde gözle görülmeyen çatlaklara kalsiyum hidroksit nano parçacıkları içeren özel bir solüsyon enjekte ediyorlar.
Bu malzeme taşın içine nüfuz ediyor.
Boşlukları dolduruyor ama taşın nefes almasını da engellemiyor.
Özellikle Doğu Terası'ndaki Kartal Heykeli ve Batı Terası'ndaki Zeus'un oğlu Herakles'in ayakları bu yöntemle çok güçlendirilmiş.
Yapılan testler de bu yöntemin kış şartlarına dayandığını kanıtlamış.
Yani modern bilim antik kralın ölümsüzlük arzusuna 21.
yüzyıl teknolojisiyle destek veriyor şu anda.
Genel olarak baktığımızda ben maalesef ki gidip göremedim.
Hala çok istiyorum gitmeye.
O taraflara çok gittim ama bir türlü fırsat olmalı Nemrut Dağı'na çıkmaya.
Gideniniz, edeniniz, göreniniz var mı bilmiyorum.
Mutlaka yazın bana.
Benim giden her arkadaşım çok hayran bir şekilde dönüyor çünkü.
Bu kadar şey anlattıktan sonra şunu diyebilirim ki Nemrut Dağı sadece bir taş yığını değil.
Orası hani ben buradaydım, yaşadım ve unutulmayacağım diyen bir...
Kralın taşa kazınmış sesi aslında.
Antiochus o meşhur nomos yazıtında şöyle vasiyet etmişti arkadaşlar.
Kim ki bu kutsal alana zarar verirse tüm tanrıların laneti üzerinde olsun.
Ama kim ki burayı korur ve saygı gösterirse atalarımın ve tanrılarımın lütfu onunla olsun.
Bugün o doğa çıkan, o heykellere dokunmadan gözleriyle seven, onları korumaya çalışan herkes bu vasiyetin bir parçası oluyor.
Komagene'nin rüzgarlı zirvesinden, tarihin derinliklerinden gelen bu hikayeyi dinlediğiniz için, beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Bir gün Nemrut'ta hakkında konuşurken çekeceğim podcastın onun yakınlarında bir yerden olmasını istiyorum.
Bakalım. 2026 neler gösterecek.
Ben de buradaydım, dinledim.
Zeynep demek isterseniz bana ulaşabileceğiniz sosyal medya hesaplarını açıklamalar kısmından bulabilirsiniz.
Kendinize çok iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
