
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Hiçbir şeyin mükemmel olmadığı bu hayatta bazen kendimizden mükemmel olmayı bekliyoruz, değil mi? Bu bölümde Zeynep, mükemmeliyetçi karakterin altında yatan olası sebeplerden ve bu tavrın sonucunda oluşan bazı durumlardan bahsedecek.
Zeynep'i instagramdan takip etmek etmek için tıkla!
Podcastin instagram hesabını takip etmek için tıkla!
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhaba, Konuşulacak Çok Şey Var! podcastine hoş geldiniz.
Bugün yine birçoğumuzun dert saydığı, kimisine göre de güzel olan, ki bu kısmı zaten iyice tartışacağız, mükemmelliyetçi olmaktan bahsedeceğiz.
Bu bölümü kaydetmeden önce tabii ki sizlere bir anket bıraktım ben ve kendinizi mükemmelliyetçi olarak tanımlıyor musunuz diye sordum.
Şaşırtıcı bir şekilde 162 evet tanımlarım.
çıktı sonuç. Aslında bahsettiğim bu mükemmelliyetçilik çok basite indirgenecek bir şey değil.
Hani ben bir iş yaptım mı var ya çok güzel yaparım, mükemmel olmaya çalışırım demek değil.
Bunu iyice açıklayacağım zaten ama bir sonraki storyde de şunu sordum size hemen.
Daha doğrusu evet diyenlereydi sorum.
Dedim ki bu mükemmelliyetçi tavır hayatınızı nasıl etkiliyor?
Çok büyük bir çoğunlukta tabii ki zorlaştırdığını söylemiş.
Ben de böyle düşünüyorum ama aşırıya kaçıldığında bu böyle oldu.
Sürekli ertelememe sebep olduğu için hayatımı inanılmaz zorlaştırıyor demiş birisi.
Evet. Mükemmelliyeti insanlar bir iş aldığında bunu sürekli ertelerler çünkü öylesine yapıp geçemezler hiçbir işi.
Bu yüzden de aldıkları ufak bir iş bile gözlerinde büyür, büyür, büyür ve günün yoğunluğu içerisinde de aslında ufacık olan o işe bile çok fazla vakit ayırma ihtiyacı hissederler.
Bu yüzden de islamsız olarak ertelenir, ertelenir, ertelenir.
Kesinlikle zorlaştırıyor.
Aslında tatmin olunabilecek bir seviyede iş yapsam bile her zaman yetersiz hissediyorum demiş birisi.
En iyisini yapamayacağımı bildiğim için hiç yapamıyorum Yapacaksam en iyisi olmalı diyerek bu zamana kadar kafamdaki çoğu şeye adım atamadım diye belirtmiş birisi.
Ne kadar kötü değil mi? Aslında sadece kendimize sınırlar çiziyoruz.
Bu hayatta kim mükemmel?
Arkadaşlar bana o insanı gösterir misiniz?
Hiçbir kusuru yok.
Hiçbir işinde asla hataya pay vermeyen bir insan bulabilir miyiz?
Bunu cevaplamalıyız bence önce.
Biri demiş ki bu cevap bu bölümün özeti gibi olmuş bence hata.
Cevap şöyle. Hem de çok zorlaştırıyor Zeynep.
Hayatta önüme çıkan engel çoğunlukla ben olurum.
Bir şey diyeceğim. Sürekli en iyisini yapmayı hedeflemeden yaşamak nasıl olur?
Hiç düşündünüz mü? Bazı kurallarınızı esnetebilseydiniz, bazı konularda kendinize izin verebilseydiniz, hata yapmanın da insanın doğasında olduğunu kabul edebilseydiniz, sadece elinizden
geleni ve karşınızdaki insanın da elinden geleni yaptığını kabul edebilseydiniz mesela.
Hayat nasıl bir yer olurdu?
Bunu düşündünüz mü hiç?
Ben bu işi yaparsam en iyisini yapacağım dediğiniz.
Bu yüzden de başlamaya hiç cesaret edemediğiniz o işleri düşünün şu an.
Belki de kendinize bir şans verseydiniz.
Olsun hata da yapabilirim.
Ya ben de insanım sonuçta deseydiniz.
Nasıl olurdu acaba? Konuya böyle giriş yaptık gibi oldu ama ben biraz temelden başlamak istiyorum aslında.
Öncelikle bu mükemmelliyetçilik ne demek ona bakalım istiyorum.
Bu konuda araştırma yapan uzmanlar ve araştırmacılar tek bir ortak tanımda buluşamamışlar.
Ama mükemmelliyetçilik genel olarak...
kişinin kendisi için aşırı yüksek beklentiler koyması ve bu beklentilere ulaşma konusunda oldukça endişe duyması.
Dolayısıyla bunlarla ilgili kendine aşırı eleştirel yaklaşması durumunu ifade ediyor.
Bir bakıma bu tanım aslında kusursuzluğu arama gibi bir şey bence.
Peki Zeynep, mükemmelliyetçilik her zaman kötü bir şey mi?
Hayır. Bir yararlı mükemmelliyetçilik var.
Bu güzel bir şey. Bir de yararsız olanı var tabii ki de.
Hepsi kötü değil arkadaşlar.
İyi ve kötü halini farklı boyutlardan inceleyeceğiz birlikte.
Ondan önce birkaç soru sormak istiyorum ben size.
Belki mükemmeliyetçi misiniz, değil misiniz?
Bunu öğrenmek istiyorsunuzdur.
İlk olarak şunu cevaplayalım.
Siz de hata yaptığınızda kendinize çok fazla yükleniyor musunuz?
En ufak bir başarısızlıkta kendinizi çok değersiz bir konumda mı buluyorsunuz?
Ve mesela arkadaşlarınızdan, çevrenizden bir şey isterken 50 defa düşünüyor musunuz?
Çünkü mükemmeliyetçi insanlar o işi...
Erdiği insanın kendisinden daha iyi yapamayacağını düşündüğü için çevresinden bir şey istemekten de çekinirler.
Çünkü hani en iyisini ben yaparım, en mükemmeli benim elimden çıkar gibi düşünürler.
Sonra bir bakmışlar ben bunu tek başıma hallederim ya deyip 10 kişinin yapması gereken tüm işi omuzlarına almışlar.
Bu olay bana çok tanıdık geldi.
Nereden bildiğimi sormayın.
Çünkü ben de gerçekten çok yakın bir geçmişte bıraktım bunu yapmayı ve iyi ki de bıraktım.
İşte o zaman potansiyelimi görebildim.
Sırf benim elim değsin, en son dokunuşları ben yapayım vs.
diye diye o kadar çok sorumluluk alıyordum ki.
Ve bu durum beni çok yormuştu artık.
Eminim aranızda benim gibi olanlar vardır.
O yüzden şunları söylemek istiyorum.
Önceliği kendinize verin arkadaşlar.
Ya o iş hallolur.
Her şeyle sırtlanmak zorunda değilsiniz.
Kendinize de ayırabileceğiniz bir vakit olsun.
Bu kadar yıpratmayın kendinizi.
Peki bu mükemmelliyetçi bireyler nasıl oluştu?
Aslında temelinde ne yatıyor yani bu karakterin?
Ne yapacağız? Çocukluğumuza mı ineceğiz?
Tabii ki de çocukluğumuza ineceğiz.
Çünkü bu özelliklerin nasıl oluştuğuna dair farklı modeller sunulmuş araştırmalarda.
Ben bunlardan bahsedeceğim şimdi size.
Mesela bazı ebeveynler endişeli yetiştirme tarzına sahiptirler ve hatalara çok fazla takılırlar.
Bu yüzden de çocuklarına da hatalardan korkmayı, hata yapmamaya çalışmayı ve hataların sonucuna odaklanmayı öğretirler.
haliyle hata yapmamak için mükemmelliyetçi özelliklerini geliştirirler.
Bu karakterler belki de çok tanıdık gelmiştir bazılarınıza.
Siz de şu an çocukluğunuzu bir düşünebilirsiniz.
Böyle gözünüzün önünden geçsin hani.
Aslında ne yatıyordu bunun temelinde?
Çünkü bunu çözdüğümüzde aslında sorunu da çok rahat çözebiliyoruz.
Bir başka modelde de mesela çocukken takdir edilme, kabul görme ve sevilme gibi ihtiyaçlarının karşılanması belli başarılara bağlanmış olan çocuklar var ve eleştirilen Değiştirilmemek için, sevilmek
ve kabul görmek için mükemmel olma çabası içinde büyüyorlar.
Ben bu konuya değiniyorken bir şey anlatmak istiyorum.
Doğan Cüceloğlu bir konuşmasında anlatıyor bunu ve ben kendisini çok severim.
Çok çok kıymetli bir insandı gerçekten.
Bu mükemmeliyetçilik konusu hakkında konuşurken şöyle anlatıyor Cüceloğlu.
Bütün bunların...
Arkasında ne var biliyor musun diyor.
Benim içimdeki gerçek doğan utanıyor kendisi olmaktan.
Utanç içerisinde olduğundan dolayı ben buyum diyemiyor.
Ben bu şekilde söylemek istiyorum, bu şekilde var olmak istiyorum.
diyemiyorum. Varoluşumun koşulu bu.
Çünkü ben büyürken aldığım sınav sonuçlarına göre babam bana gülümsemiş, dokunmuş.
Benim kendim olarak yaşadığım zaman dönüp bana bakıp ne kadar mutlusun Doğan ya.
Ay canım benim ya, aslan oğlum benim.
Senin şu türkü söylemen, şu hoplayıp zıplaman, duvara tırmanman çok hoşuma gidiyor.
Aslan oğlum benim denmemiş.
Sınavın kaçıncısıydın?
Kaç aldın? senden daha yüksek notlar alan var mıydı?
denmiş. Evet. Ve bundan sonra şöyle eklemiş.
Mükemmel olmayı arayan insanların içinde korkak, var olmaktan çekinen, yalnız bir...
Ve sevilebilmek için, kabul edilebilmek için mükemmel olma arayışı içindeler ve pek umutları da yok.
O yüzden de hep hüzünlüler.
Ne güzel anlatmış değil mi?
Ben de çok tanık oluyorum çünkü bu durumlara.
Çocuk 90 alıyor, anne mutsuz, baba mutsuz.
Çocuk sınavda ikinci oluyor, anne baba yine mutsuz.
Neden? Başarı dediğimiz şey hep en iyi yapan olmak mıdır?
Sırf birinci olamadık diye verdiğimiz onca emek, gecelerce çalışmaya ayırdığımız o kadar.
saat, o yorgunluklarımız hepsi boşa mı gitti yani?
Bu kadar değersiz mi ki bizim çabalarımız?
Değil mi? Bunu bir düşünelim.
Ya da huzursuz, fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldığı bir aile ortamında büyüyen çocuklar var.
Bunlar kendi şartlarıyla mücadele edebilmek için mükemmelliyetçi özelliklerini geliştiriyorlar.
Bu da çok farklı bir model tabii ki.
Çünkü herkesin hikayesi çok farklı.
Bu yüzden de bu karakterlerin oluşma sebebi de takdir edersiniz ki Çok çok çok farklı.
Son olarak da şöyle bir model belirtmişler.
Ebeveyni mükemmelliyetçi olan çocuklar öğrenme yoluyla da anne babalarını taklit ediyorlar ve onlar gibi olmak istiyorlar.
Bu mükemmelliyetçilik her alanda olabilir bu arada.
Yani kimisi işinde böyledir, kimisi aşk hayatında böyledir.
İşte kusursuz olsun ister mesela karşısındaki.
Kimisi evinin düzeninde böyledir, temizlik konusunda böyledir.
Yer dağılsın, kafayı yer.
Sürekli ev her gün inanılmaz temiz olur.
Böyle şeylere çok takılabilir spesifik bir konuda insanlar.
Bu kadar mükemmelliyeti insanlarla plan program da yapmak çok zor oluyor bence.
Maalesef bunu bir kez yaşadığım için söylüyorum.
Çünkü her şeyin tıkır tıkır işlemesini ister o insanlar.
Bir tatile çıkacaksınız mesela o gün neler yapacaklarına o gün karar vermek istiyor kimi insan.
Ama mükemmelliyeti insan için bu mümkün değil.
Sırf bu yüzden de içinde bulundukları anın bile keyfini çıkaramıyor olabilirler bence.
Çünkü o an içindeyken yarın neler yapabileceğini düşünüyor.
Onları planlamak istiyor.
Ve bu yüzden de aslında içinde bulunduğu mekanın, belki şehrin, belki ülkenin hiç farkında bile değil.
Çünkü sadece bir şeyler çok yolunda gitsin istiyor.
Bavuluma şunu koymuş muydum?
Kafasında sürekli bu var.
O uçakta mesela sürekli bu sorunla boğuşuyor.
Ve herhangi bir şeye çok önemli bir şey olmak zorunda bile değil.
Bunu kafasına çok taktığı için belki de uçaktan şöyle aşağı bir bak.
Yoksa o kadar güzel bir manzarayı kaçırıyor ki o unuttuğu ufacık şeyin ne kadar önemsiz olduğunu anlayabilir o an.
Ama bunu yapamıyor. Bu bence çok üzücü bir şey.
Bu tavrı kimisi kendi için takınırken kimisi de çevresindekilere karşı da bu tavrı takınmaya devam ediyor.
Hep beklenti içerisindeler.
Çünkü bu mükemmel olma ihtiyacını çevresinden de bekliyor.
Herhangi bir olayda mesela karşısındaki insan hareketini onaylamıyorsa çünkü içinden şöyle diyor.
Ben olsaydım böyle yapmazdım.
Bu mükemmelliyetçiliğin olumsuz kısımlarından tabii ki.
Çünkü sonuca bakmamız gerekiyor bunlar için.
Mesela cevaplardan çoğu şu şekildeydi bana gelen.
Bir işe başladığımda çok iyi olmuyorsa onca emeğimi bir kenara koyup o işi çöpe atabiliyorum.
Bu da bana her zaman beceriksizmişim gibi hissettiriyor.
Bu kötü. Gerçekten kötü.
Çünkü kendisinin üstüne bu kadar gitmesi sonucunda bu psikolojik olarak da hiç iyi gelmiyor mükemmelliyetçi insanlara.
Şöyle de diyebiliriz hatta.
kabul eden insanlar kendilerine tolerans gösterebiliyorlar.
Bir hata yaptıklarında kendilerine dönüp içlerine dönüp olabilir.
Yani bu sefer böyle oldu.
Bir sonrakinde daha iyisini yapabilirim diyebiliyor.
Ama mükemmelliyeti insan için bu cümleler asla mümkün değil.
Çünkü hatalarıyla, kusurlarıyla kabul edilmeyeceklerini düşündükleri için.
Araştırmalar böyle söylüyor.
En büyük endişelerinden biri bu diyor.
Belki de kendi iç sesinize kulak vermeyin.
E olsun bak sen elinden geleni yapıyorsun.
Aferin deyip böyle omzunuza pat pat bir vurabilmeniz için bu bölüm bir işarettir.
Bu podcastı arkadaşınızdan gelen bir ses kaydı gibi düşünün.
Ve ses kaydı da şu şekilde sonlanıyor.
Çok değerlisin. Bazen hata da yapsan, bir şeyleri eline yüzüne de bulaştırsan bu halinle o kadar güzelsin ki.
İnsansın çünkü. Sen de hata yapabilirsin.
Sen de bazen bir şeylerden korkabilirsin.
Ama bir şeyleri yap... Yapabilme cesaretinin içinde bir yerlerde olduğunu biliyorum.
İnsanların ne düşündüğünü hiç umursamıyorum.
O an elinden ne geliyorsa onu yap.
Şu hayatta mükemmel olan hiçbir şey yok çünkü.
Sense mükemmelliğe ulaşmak için ki bu bana sonsuzluğa ulaşmaya çalışmak gibi geliyor.
Hayatını geçiriyorsun öyle.
Kendine sınırlar koyarak, kendi üstüne bu kadar giderek yıpratıyorsun kendini.
Aslında tatmin edebilecek işler çıkardığın halde emeklerini görmüyorsun.
Kendine haksızlık... etme artık.
Sen takdiri her zaman hak ediyorsun.
Bir işi yapıyorken bunu takdir edilmek için daha fazla sevilmek için yapma.
Sen zaten seviliyorsun.
Ben sizi çok seviyorum.
Siz de kendinizi çok sevin.
İnanın. Çok iyi gelecek.
Bu bölümün de yani bu ses kaydının da sonuna geldik.
Umarım ki keyif aldığınız bir sohbet olmuştur.
Kendinize çok çok çok iyi bakın.
Ne demiştik? Önceliği kendimize veriyoruz.
Kendimize çok iyi davranıyoruz.
Bu hayatta hiçbir şey mükemmel değilken biz kendimizden neden mükemmel olmayı bekliyoruz diye sorarak bölümü bitirmek istiyorum.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
