
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bilim dünyasında bir devrim yaratan, Nobel’i iki kez kazanan tek kadın: Marie Curie. Bu bölümde Zeynep, onun zorluklarla dolu hayatını, keşiflerini ve ilham veren hikayesini anlatıyor.
Zeynep’i Instagram’dan takip etmek için tıkla!
Zeynep’i Youtube’dan takip etmek için tıkla!
Podcast hesabını Instagram’dan takip etmek için tıkla!
“Bunları Sadece Günlüğüm Biliyordu” podcastini dinlemek için tıkla!
Transkript
Herkese merhaba.
Konuşacak çok şey var podcast'ına.
Hoş geldiniz. Ben Zeynep.
Hayatta bazı isimler vardır ki sadece yaşadıkları döneme değil tüm insanlığa iz bırakır.
Bugün bu bölümde bahsedeceğimiz kadın da onlardan biri bence.
O yalnızca bir bilim insanı değil, aynı zamanda cesaretin.
azmin ve kendini bir ideali adamışlığın sembolüydü arkadaşlar.
Bugün Marie Curie'den bahsedeceğiz.
Zeynep'cim onu bu kadar özel kılan neydi diye soracaksınız.
Bugün Marie Curie'nin ilham verici hayatına yakından bakacağız.
Onun çocukluğundan bilim dünyasındaki devrimlerine, karşılaştığı zorluklardan, kadınları açtığı yola kadar konuşulacak gerçekten çok şey var.
Öncelikle biraz geçmişe gidelim.
Polonya'da Varşova'da doğuyor Mary.
Asıl adı Maria Sklodowska.
O dönemde Polonya Rus işgali altında ve kadınların eğitim alması neredeyse imkansız.
Düşünsenize yani içinizde müthiş bir öğrenme arzusu var ama önünüzde kapalı kapılar.
Mary'nin babası bir öğretmen olarak ona hep öğrenmenin gücünü aşılamıştı aslında.
Fakat ailesinin maddi durumu onun iyi bir eğitim almasını çok zorlaştırıyordu.
Ama Mary de... kolay pes eden biri değildi zaten.
Henüz küçük bir çocukken annesini ve en büyük ablasını tüberkülozdan kaybediyor.
Bu kayıplar onun bilime olan ilgisini daha da derinleştiriyor.
Mary'nin bilime tutkuyla bağlı olmasının ardında belki de hayatını ona erken yaşta öğrettikleri vardı.
İnsanlara yardım edebilmenin yolunu bilimde görmüştü o.
Ama eğitim almak için önündeki en büyük engel kadın olmasıydı.
Polonya'da kadınlar üniversiteye gidemiyordu.
Fakat Mary gizlice kadınlara eğitim veren yeraltı süzülen üniversite adlı bir okulda derslere katılmaya başladı.
Gizlice diyorum çünkü bu okullar yasaklanmıştı arkadaşlar.
Ama Mary için bilgiye ulaşmanın bir sınırı yoktu asla.
Sonrasında Paris macerası başladı.
Bence hayatının ilk büyük dönüm noktası burası.
24 yaşında hayallerinin peşinden giderek Sorbonne Üniversitesi'ne kaydoluyor.
E bu da kolay olmadı tabii ki.
O dönemde partiste kadın bir bilim insanı olmak demek sadece bir yabancı olmak değil.
Aynı zamanda büyük bir ön yargı dalgasıyla da karşı karşıya kalmak demekti.
Çok az parası vardı.
Yani doğru düzgün beslenemiyordu bile.
Hatta soğuk kış gecelerinde odasında battaniyeye sarılıp çalışıyordu dersini.
Fakat ona soracak olursak bunların hiçbirinden şikayet etmezdi.
Çünkü onun için bilim her şeyin üzerindeydi.
Paris'te hayata değişti desek yeridir bence.
Burada hem kendisini geliştirdi hem de hayatının aşkı Pierre...
Curie ile tanıştı arkadaşlar.
İkisi de bilime gerçekten aşık insanlardı.
Ama Mary hiçbir zaman sadece bir bilim insanının eşi olarak anılmak istemedi.
Kendi kimliğini inşa etti.
Bağımsız bir bilim insanı olarak kabul görmek için mücadele etti.
Bence onun en büyük miraslarından biri de buydu.
Kendi yolunu çizmek.
Pierre ile birlikte radyoaktivite üzerine çalışmaya başladılar ki aslında radyoaktivite terimini bile ilk kez Mary kullandı.
Çalışmaları sırasında uranyumun yaydığı enerjiye dair ilginç şeyler keşfettiler ve sonunda tüm dünya tarihini değiştirecek iki yeni element buldular.
Polonyum ve radyum.
Polonyum adını kendi vatanı olan...
Polonya'da nesillenerek vermişti Marie Curie.
Ne kadar güçlü bir bağlılık değil mi?
Bu keşifler ona ilk Nobel ödülünü getirdi.
Ama işin ilginç yanı şu.
Nobel komitesi başlangıçta ödülü sadece Pierre'e vermek istedi.
Marie'nin adı ilk başta ödül listesinde bile yoktu yani.
Ancak Pierre, canımız Pierre Curie, onun çalışmalarının ne kadar önemli olduğunu vurgulayarak ödülü birlikte almaları gerektiğini söyledi.
Nobel fizik ödülü alan ilk kadın oldu arkadaşlar.
Şimdi burada bir durup düşünelim.
Yani bir kadının 1900'lerin başında erkeklerin egemen olduğu bir alanda böylesine büyük bir başarıya ulaşması aslında ne kadar zor bir olaydı.
Ama Mary durmadı.
Yıllar içinde daha da büyüdü.
1911'de bir kez daha Nobel aldı.
Bu sefer de kimya alanında.
Ve böylelikle dünyada iki farklı alanda Nobel kazanan ilk insan oldu.
Ve bu başarılarının hiçbirini gösteriş için yapmadı.
Ama başarıya giden yol hiç kolay da olmadı.
Mary bir kadın olarak bilim dünyasında hep önyargılarla karşılaştı.
Meslektaşlar arasında pek çok kişi onun çalışmalarını küçümsedi.
Hatta zaman zaman dışladılardı.
Ama o tabii ki eleştirilere hiç kulak asmadı.
Fakat Pierre'in 1906 yılında trajik bir kazada hayatını kaybetmesi Mary için büyük bir yıkımdı.
Yine de bilimden uzaklaşmadı.
Pierre'in ölümünden sonra onun yerine Sorbonne'da profesör olarak...
Ve bu üniversitede ders veren ilk kadın oldu.
Mary'nin bilim dünyasındaki başarısının yanı sıra onun bir anne olduğunu da unutmamak gerek.
Çünkü Pierre ile olan evliliğinden iki kızı oldu.
İren ve Eve.
İlginç bir şekilde büyük kızı İren de annesinin izinden giderek bir bilim insanı oldu.
Ve o da... Bir gün Nobel ödülü kazandı.
Mary yoğun çalışmalarına rağmen çocuklarına zaman ayırmaktan asla vazgeçmedi.
Onlara bağımsız, güçlü bir kadın olmanın ne demek olduğunu kendi hayatıyla gösterdi aslında.
Küçük kızı ilse farklı bir yol seçerek yazar oldu ve annesinin biyografisini kaleme aldı.
Mary yoğun bilimsel çalışmalarına rağmen anneliği hep önemsedi.
Bilime olan tutkusuyla annelik sorumlulukları arasında hassas bir denge kurmaya çalıştı.
Ki bu ne kadar zordur yani bir tahmin etsenize.
Hele ki o dönemde.
Kızlarına özellikle de İren'e bilim sevgisini aşılamak için elinden geleni yaptı.
İren daha küçük yaşlardan itibaren annesinin laboratuvarında zaman geçirerek deneylere tanıklık etti.
Ve annesinin azminden ilham aldı aslında.
Mary çocuklarının güçlü ve bağımsız bireyler olmasını istiyordu arkadaşlar.
Tıpkı kendisi gibi onlara sadece akademik başarıyı değil aynı zamanda disiplinli ve azimli olmanın da önemini öğretti.
Ancak annelik rolü bilim dünyasındaki mücadeleleri kadar kolay değildi.
Pierre Curie'nin ani ölümü Mary'i hem bir anne hem de bir bilim insanı olarak...
Daha büyük sorumluluklarla baş başa bıraktı.
Mary kızlarını tek başına büyütmek zorunda kaldı.
Onların iyi bir eğitim alması için gerçekten çok büyük bir çaba sarf etti.
Paris'teki eğitim sisteminin sınırlamalarına rağmen kızlarının potansiyelini en iyi şekilde değerlendirebilmeleri için evde bilimle iç içe büyümelerini sağladı.
Yani eğitimin...
Bir insanın en büyük gücü olduğunu inanıyordu o ve bu inanca doğrultusunda yetiştirdi çocuklarını.
Onun annelik tarzı nasıldı derseniz oldukça modern ve disiplinliydi.
Yani kızlarına küçük yaşlardan itibaren kendi kararlarını vermeyi ve sorumluluk almayı öğretti.
Onlara sık sık kadınların da bilim dünyasında var olabileceğini ve kendi yollarını çizebileceklerini anlatıyordu.
Annelik ve kariyer arasındaki dengeyi sağlamaya çalışırken Mary aynı zamanda onlara bilimin insanlığa hizmet etmesi gerektiğini öğütlüyordu.
Bu yüzden Curie ailesinin evinde bilimsel konular sadece laboratuvarla sınırlı kalmıyordu tabii ki.
Yemek masalısında...
yürüyüşlerde ve günlük sohbetlerde bile bilim konuşuluyordu.
Mary'nin çocukları onun mirasını farklı alanlarda sürdürse de her ikisi de annelerinin adanmışlığından ve güçlü karakterinden derin izler taşıdı.
Mary hayatında özellikle de araştırmalarını sürdürürken büyük zorluklarla karşılaştı dedim.
Evet, mesela laboratuvarda radyasyona uzun yıllar maruz kaldı ve bu durum sağlığını gerçekten çok ciddi bir şekilde etkiledi.
Radyumla çalışmanın tehlikeleri o dönemde tam olarak bilinmiyordu.
Hatta Mary çalışırken radyum şişelerini cebinde taşıyor.
Geceleri de onların yaydığı ışığa böyle hayranlıkla bakıyordu.
Ancak yıllar geçtikçe sağlığı tabii ki kötüleşmeye başladı.
1934 yılında aşırı radyasyon maruziyetine bağlı aplastik anemi hastalığı nedeniyle hayata gözlerini yumdu.
Mary Curie'nin karşılaştığı mesleki zorluklardan biri de Bilim dünyasındaki cinsiyet ayrımcılığıydı arkadaşlar.
Yani onun döneminde kadınların akademik çevrelerde kabul görmesi neredeyse imkansızdı.
Mary çalışmalarını sürdürürken sürekli olarak meslektaşlarının ön yargılarıyla mücadele etmek zorunda kaldı.
Üniversitelerde kadınların bilimsel çalışmalara katılımı pek de hoş karşılanmıyordu ve laboratuvarda erkek meslektaşları tarafından çok küçümseniyordu o.
Bazı bilim insanları onun başarısını sadece Pierre Curie'nin gölgesinde kalmasına bağladı.
Ki ne kadar üzücü bir şey.
Ancak Mary inatla kendi yolunda yürümeye devam etti.
Her türlü olumsuz eleştiriye rağmen titiz çalışmaları ve bilimsel keşifleriyle kendini kanıtlamayı da başardı.
Başarıları arttıkça basının ve toplumun ilgisi de büyüdü.
Ancak bu ilgi her zaman olumlu olmadı.
Çünkü Pierre'in ölümünden sonra yalnız bir Kadın bilim insanı olarak bağımsız hareket etmeye çalışan Mary özel hayatıyla da sık sık gündeme geldi.
Meslektaşları tarafından sadece bilimsel çalışmalarıyla değil özel yaşamıyla da yargılandı.
Fransa'da yaşadığı dönemde bir bilim insanı olarak elde ettiği saygınlığa rağmen akademik kurumlarda hak ettiği pozisyonlara gelememesi onun için büyük bir hayal kırıklığıydı tabii ki.
Bilim camiasında karşılaştığı dışlanmalara rağmen Mary yılmadan çalıştı.
çalışmaya devam etti ve araştırmalarını dünyanın dört bir yanına yaymayı da başardı.
Radyoaktivitenin etkileri üzerine yaptığı araştırmalar ona büyük bir ün kazandırsa da sağlık açısından gerçekten çok ciddi bedeller oldu.
Yıllar geçtikçe kronik yorgunluk, görme bozuklukları, kemik ağrıları gibi belirtiler ortaya çıkmaya başladı.
Fakat bu sağlık sorunları tabii ki de onun bilim aşkını asla köreltmedi.
Aksine yeni tedavi yöntemleri geliştirmek için daha da fazla çalışmasına neden oldu.
Özellikle 1.
Dünya Savaşı sırasında Mary tüm sağlık risklerine rağmen taşınabilir röntgen cihazlarını cepheye götürerek yaralı askerlere yardım etti arkadaşlar.
Bu cihazlarla binlerce askerin hayatını kurtardı ve adesa cephe gerisinde bir kahraman haline geldi.
Ancak radyasyona sürekli maruz kalması bağışıklık sistemini çok zayıflattı ve sonunda aplastik anemi hastalığına yakalanmasına neden oldu.
1934 yılında hayatını kaybettiğinde geride sadece bilim dünyasına değil insanlığa da büyük bir miras bırakmıştı.
Bugün hala not defterleri yüksek seviyede radyoaktif olduğu için kurşun kaplı kutularda saklanıyor arkadaşlar.
Bu defterler Paris'teki Bibliotheque National'da kurşun kaplı kutularda muhafaza ediliyor ve radyoaktif koruma ekipmanı olmadan incelenmeleri mümkün değil.
Bu da onun bilime adanmışlığının ve fedakarlıklarının en somut kanıtlarından biri olarak kabul ediliyor.
Merik ürünün mirası sadece bilimsel buluşlarla sınırlı değil.
O kadınların bilime katkı sağlayabileceğinin de kanıtı.
Onun aç... Yolda bugün binlerce kadın bilim insanı yürümeye devam ediyor.
Şu sözünü çok severim hatta.
Hayatta hiçbir şey korkulacak bir şey değildir.
Sadece anlaşılmalıdır.
Bu söz onun hayata bakış açısını çok güzel özetliyor bence.
O korkuların bilgiyle aşılabileceğine inanıyordu ve bu inancıyla bilim dünyasında devrim yaptı.
Bugün Marie Curie'nin mirası her bir kadının potansiyelini gerçekleştirebileceği ve dünyayı değiştirebileceği bir hatırlatma aslında.
O hiçbir zaman durmadı.
Hiçbir zaman geri adım atmadı.
Bilimin insanlığın iyiliği için ne kadar değerli olduğunu onu savunarak yoluna devam etti.
Melih'in hayatı herkese hatırlatıyor ki, içimizdeki gücü keşfetmek, sınırlarımızı zorlamak ve en karanlık anlarda bile bir ışık bulmak mümkün arkadaşlar.
Onun hayatı sadece bilim dünyası için değil tüm insanlık için ilham kaynağı olmaya tabii ki devam ediyor.
Merik ürünün hayatı bize gösteriyor ki hayallerimiz ne kadar büyük olursa olsun azimle ve cesaretle hepsini gerçekleştirebiliriz.
Sıkça altını çizdiğim gibi o sadece bilimle ilgilenenler için değil herkes için bir ilham kaynağı ve belki de en önemlisi bir kadının neler başarabileceğini dünyaya kanıtlamış olması.
Konuşulacak Çok Şey Var! ama şimdilik burada noktalayalım.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Ben de buradaydım, dinledim demek isterseniz diğer sosyal medya hesaplarımı da açıklamalar kısmından bulabilirsiniz.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Kendinize çok iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
