
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Son günlerde gelen bir mesajdan sonra bu bölümde Zeynep, kitap okumanın öneminden, başarılı insanların kitap okuma alışkanlıklarından ve buna nasıl vakit ayırabileceğimizden bahsediyor.
Zeynep'i instagramdan takip etmek etmek için tıkla!
Podcastin instagram hesabını takip etmek için tıkla!
Transkript
Herkese merhaba, Konuşulacak Çok Şey Var! podcastine hoş geldiniz.
Ben Zeynep.
Bugün benim çok sevdiğim bir konudan bahsedeceğiz.
Çok da kıymeti verdiğim bir konudan.
Ama öncesinde neden bu hafta bu bölümden konuştuğumuzu bir anlatmak isterim.
Çünkü enteresan bir çıkış noktası var.
Geçenlerde, daha doğrusu ben sık sık zaten Instagram'da okuduğum kitapları paylaşıyorum.
YouTube'da da keza öyle.
Instagram'da bu storylerimden birine bir geri dönüş aldım.
Bir mesaj şu şekilde yazmıştı mesajda hanımefendi.
Kitap okuyan mı kaldı artık gibi bir...
Yorum gördüm.
Ve dürüst olayım. Gerçekten insanlar biraz bu kafaya girmiş gibi geliyor bana.
Yani bundan seneler önce kitap okumak gerçekten normal karşılanan bir şeydi.
Ve şu an kitap okuyan insanlara hani böyle uzaylı gibi falan bakılıyor gibi geliyor bana yani.
Neyse ki çevremdeki insanlar, kitap okuyan insanlar bu beni çok mutlu ediyor.
Paylaşacak da çok şeyim oluyor onlarla.
Ben de bu mesajı aldıktan sonra kendisine zaten bir geri dönüş yapmadım.
Çünkü çok anlaşamayacağımızı düşündüm.
Mesajla geri dönüş yapmayıp koskoca bir podcast bölümü hazırlamak da enteresan.
Ama yapacak bir şey yok. Dedim ki bu konuda birazcık konuşalım.
Çünkü şu an bana çok fazla soru gelen de bir konu bu.
Kitap okumaya vakit bulamayanlar ya da kitap okumaya nereden başlayacağını bilemeyenler ilginçtir ki.
Çok var. Bu tarz sorular çok geliyor bana.
Ben ilk başta bu kitap okumaya vakit bulamıyorum diyen kısım için ufak birkaç araştırma...
bahsedeceğim. Beni üzen araştırmalar bunlar.
Şöyle ki VR Social'ın 2024 raporuna göre 8 milyara ulaşan bu dünya nüfusumuzun %62'si yani 5 milyar kişi sosyal medya kullanıyor arkadaşlar.
Ve rapordaki verilere göre kullanıcılar ortalama 2.23 saat yani 2 saat 23 dakikalarını sosyal medyada geçiriyorlar bir günde.
Ama Türk kullanıcılar takdir edersiniz ki dünya ortalamasından biraz daha fazla Fazla vakit geçiriyor.
Bizler dünya ortalamasından 1 saat daha fazla vakit geçiriyormuşuz.
Yani 3,5 saat gibi bir ortalamamız var sosyal medyada.
İnternet kullanımında da 7 saatle, 7 saat, günde 7 saatle 42 ülke arasından 20.
sıradayız arkadaşlar. Ben bu podcast bittikten sonra herkesin ayarlar kısmına gidip ekran süresine bir bakmasını istiyorum.
Bununla bir yüzleşmemiz gerekiyor çünkü.
Ben son birkaç aydır, yani herhalde 5-6 ay...
oldu. Yaz gelmemişti henüz.
Sosyal medya kullanımımı epey düzelttim.
Yani daha sağlıklı bir şekilde kullanıyorum ve bu beni çok mutlu ediyor.
Bundan kesinlikle bahsedeceğim başka bir bölümde.
Ekran sürenize neden bakmanızı istiyorum?
Çünkü bana bazen SS'ler geliyor.
Ben bunu daha önce de söylemiştim.
Ekran sürenize bakın diye.
Günde 7 saatini, 6 saatini sosyal medyada geçirenler var.
Biliyorum. Belki aranızda da varlar.
Ama arkadaşlar günde 6 saatini sosyal medyada geçiren birisi yılda toplam 2190 saatini sosyal medyada geçirmiş oluyor.
Bu da 91.25 gün demek.
Yani 3 ay. Senede 3 ayı komple sosyal medyada gitmiş oluyor.
oluyor o insanın. Bu can alıcı kısmı bırakıyorum artık.
Ben bu bölümde kitap okumanın neden önemli olduğunu, size nasıl yardım edebileceğini, nasıl kapılar açacağını dünyanın en başarılı insanların kitap okuma alışkanlıklarından bahsedeceğim.
Peki önce bir soru. Ben severim size soru sormayı biliyorsunuz.
Kitap okumak bir hobi midir?
Yani hani hobileriniz nelerdir deyince kitap okuyorum diyenlerden misiniz?
Ben hiç sevmiyorum çünkü bu tabiri.
Çünkü kitap okumak bir hobi değil bence.
Hatta kitap okumak boş zamanlarımızda yapacağımız bir eylem de değil.
Yani kitap okumak vakit ayırılacak, planlı yapılacak.
bir şey benim gözümde. Boş zamanlarımızda yapamaz mıyız?
Tabii ki. Ben kitabımı hep yanımda taşıyan bir insanım.
Şu an Anna Karenina'yı okuyorum.
Onu bile yanımda taşıyorum.
Zeliş'le her buluştuğumuzda sinirleri bozuluyor.
Yani bunu yanımda taşıyamazsın diye.
Ama otobüs beklerken okuyorum.
Otobüsü de okuyorum. Eğer ki oturacak yer bulduysam.
Kafeye erken gittiysem ki genelde erken gidiyorum.
Oraya gittiğimde okuyorum arkadaşım beklerken falan.
Bunlar aslında ufak vakitler gibi gözükse de benim hoşuma gidiyor.
Yani otobüsü beklerken telefonda Reels izlemektense açıp böyle birkaç sayfa kitap okumak daha bir iyi geliyor bana.
Onu fark ettim ve o yüzden bu şekilde yapıyorum.
Bu vakit ayıramıyorum kısmına daha fazla girmeyeceğim.
Yeterince açık konuştuğumu düşünüyorum çünkü.
Kitap okumak tabii ki de emek istiyor bence.
Ama ne yazıktır ki insanlar günde 4-5 saatini internette insanların ne giydiğine, ne yediğine, ne içtiğine bakarak geçirebiliyorlar.
Ama 1 saatlerini kitap okumaya ayıramıyorlar.
Ve ben buna üzülüyorum.
Ama bir şey demiyorum. Zaten bu bölümü izliyorsanız bir şeyleri ya değiştirmeye çalışıyorsunuzdur ya da değiştirmişsinizdir zaten.
O yüzden rahatça konuşacağım.
Bir kitap okumak bizi nasıl değiştirir?
Şimdi bu alışkanlık bence bu insanı her yönden etkileyecek bir alışkanlık.
Bir kere beynimizin algılama kapasitesini yani bilgileri işleme hızını arttırıyor.
Hafızayı geliştiriyor, yaratıcılığınızı geliştiriyor ki birazdan bahsedeceğim isimlerde göreceksiniz bunların örneklerini.
Günümüzün en önemli yetkinliklerinden olan empati kurmayı öğretiyor.
Mesela bu benim çok mutlu olduğum bir konudur ve gerçekten de böyle düşünüyorum.
Problemlere... mantıksal çözümler üretebilmemizi hızlandırıyor ve kritik ve analitik düşünme becerilerimizi geliştiriyor.
Ve inanır mısınız mesela stresimizi azaltıyor.
Kitap okumak bizi motive ediyor, özgüvenimizi artırıyor.
Evet ama stres konusunda 2009 yılında Sussex Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma kitap okumanın stresi yenmeniz için en etkili yollardan biri olduğunu söylüyor.
Kan basıncı ve tansiyonu kontrol edilerek yapılan bazı ölçümlerde sayfaları çevirmeye başlayan katılımcıların 6 dakika sonra streslerinin azaldığını gözlemliyorlar.
Çok kıymetli bir araştırma bence bu ve ben böyle hissediyorum ve bunu bilimsel olarak...
olarak kanıtlanmış olması beni çok mutlu ediyor.
Bir de günümüzün en büyük sorunlarından olan, insanların kaybettiği bir yetkinlik olan odaklanma yetkinliğini de geliştiriyor.
Arkadaşlar okuduğunuz her kitap yapıyor bunu.
Bir de tabii ki kelime haznemizin gelişmesiyle iletişim ve kendimizi ifade etme becerilerimizi de geliştiriyor.
Şimdi ben birazdan birkaç isimden bahsedeceğim bu ilham verici kısımdan.
Ama bu bahsettiğim dünyanın en başarılı ve en zengin insanlarının ortak özelliği Sadece başarılı olmadan önce değil, başarıya ulaştıktan sonra da çok kitap okuyor
olmaları bence ortak noktaları.
Bu isimlerin başında hiç şüphesiz Bill Gates geliyor.
Şimdi şöyle bir şey yapalım istiyorum.
Kendinizi Bill Gates'in yerine koyun.
arkadaşlar ve 65 yaşında olduğunuzu hayal edin.
Yaklaşık 110 milyar dolar servetiniz var.
Yani şöyle ki yarından itibaren her gün 3 milyon dolar para harcasanız bugünden sonra hiç para kazanmasanız bile sahip olduğunuz servet size 100 yıl yetecek miktarda.
Ama 65 yaşındasınız.
Bunu unutmayın. Önünüzde o kadar yıl da yok yani.
Nasıl bir hayat sürerdiniz?
Kitap okumak böyle bir hayat için öncelikli uğraşlarınızdan bir tanesi.
olur muydu? Mesela her gün sabahın altısında kalkar mıydınız?
Kıyafetlerinizi giyip elinizde bir pazar çantası dolu yükle arabanıza geçip oradan da ofise gitmeye devam eder miydiniz diye sorarım.
Böyle koca koca beyaz tahtaların önünde problem çözmeye çalışır mıydınız?
Zamanın en büyük kaynak olduğunu anladığı için böyle davranan 65 yaşındaki bu emekli arkadaşımız dünyanın en zengin insanlarından olan Bill Gates.
Onun takıntısı da bu her zaman yanında taşıdığı Pazar çantası.
İçinde ne var? Kitaplar var.
Ve bu çantadaki kitaplar her hafta yenileniyor.
Tabii ki hepsini baştan sona okuyor mu?
Hayır. Ama onlarla vakit geçiriyor.
Toplantılar arasında dahi okuyor.
Bilges'in kitap okuma alışkanlığının Microsoft sonrasında bir emeklilik aktivitesi olduğunu düşünmeyin sakın.
Çünkü çocukluğundan itibaren okumaya düşkün olduğunu söylüyor.
Günlük okumalarının dışında her yıl bir hafta süreli inzivaya çekiliyormuş.
Sosyal medya, televizyon ve süre gelen iş temposundan kendisini soyutluyor ve bu zamanı sadece kitap okumaya ayırıyor.
Kendisi haftada en az bir kitap bitiriyormuş.
Bunların çoğunu da halk sağlığı, hastalıklar, mühendislik, iş hayatı ve bilimle ilgili kurgusal olmayan kitaplar oluşturuyor.
Ama tabii ki bir de kendisini romana kaptırdığını hatta bazen bir otur...
Duruşta bir roman bitirdiğini de söylüyor.
Tatlı yani tabii ki de kafada atacak şeyler de okuyoruz bolca.
Bill Gates'in yakın bir dostu var.
Warren Buffett. Sık sık bir araya geliyorlar, oturuyorlar falan.
Kendisi dünyanın en zengin insanlarında ilk onda Buffett'ta yani.
Kendisi yatırım uzmanı, portföy yöneticisi.
Bu ikisi aynı masadayken 200 milyar doları kontrol eden iki insan görüyoruz.
İlk bakışta öyle bir şey görüyoruz.
Ay çok sinirlerim bozuldu.
Bu ikisinin ortak özellikleri ne?
Biz oraya dönelim. Çok zengin olmalarının dışında okumak.
Buffett günde 5-6 saatini okumaya ayırıyor arkadaşlar.
Yatırımcı olduğu için tabi kitaplardan çok gazeteleri, kurumsal raporları falan okuyormuş.
Kış geldi belki araya bir Twilight falan.
Koymalı diye düşünüyorum.
Onunla yapılan bir röportajda bu kadar çok içeriğin üretildiği çılgın bir dünyada nasıl ayak uyduruyorsunuz diye soruluyor.
Kendisi şöyle demiş. Okuyorum, okuyorum ve okuyorum.
Muhtemelen günde 5-6 saat okuyorum.
Gençliğimde olduğu kadar hızlı değilim.
Ama günde 5 gazete okuyorum.
Ciddi miktarda dergi okuyorum.
Yıllık şirket raporlarını okuyorum.
Okumayı her zaman çok sevdim.
Özellikle de biyografi kitaplarını okumaktan çok hoşlanıyorum.
Demiş. Röper... Röper...
Röperta... Ama röpertajımı veriyorsun.
Ay ben niye bu konuyu ciddiye sizin bu bölümde ya?
Röportaj... Ay doğru mu okuyorum ya?
Röportajın devamında diyorlar ki peki bu kadar çok bilgiyi nasıl işleyebiliyorsunuz?
O da diyor ki, burası çok kıymetli bence.
Bu kadar çok okuduktan sonra kafamda filtreler oluşmaya başlıyor.
Birisi benimle bir yatırım fırsatı için görüştüğünde ya da bir şey okumaya başladığımda bu filtreler sayesinde...
2-3 dakika içerisinde karar verebiliyorum.
İşte burası çok etkileyici bence.
Yani aslında şöyle çok okuması onun çok bilgili olmasını sağlamıyor.
Yani artık bilgiye ulaşmak gerçekten kolay.
Çok okuması onun bilgi işlem gücünü arttırıyor.
Yani karar verme sürecini hızlandırıyor ve daha doğru bir karar verir hale geliyor.
Peki bir tek bu ikilimi kitap okuyor.
Hayır arkadaşlar. Günde 3 saat okuma yapan bir başka zengin Mark Kuban da diyor ki okuduğum her şey herkesin açıktan erişebileceği bilgiler.
İsteyen herkes bu kitaplara ve dergilere erişebilir.
Anlaşılan çoğu insan bunlara erişmek istemiyor demiş.
Gerçekten böyle. Artık bir şeyler öğrenmek çok kolay.
İnterneti zaten biliyorsunuz.
Önemli olan Bunu istemek.
Peki bu kadar zengin insansaydık.
Elon Musk'ın da adını ben bir geçirelim isterim şahsen.
Elon'a roketler hakkında nasıl bu kadar çok şey bildiğini sormuşlar.
O da demiş ki... Çok fazla kitap okuyorum.
Bu kadar. Yani Tesla'nın CEO'su olmadan hatta PayPal'dan önce bile günde saatlerce bazen 10 saate yakın bilim kurgu romanları okuduğunu söylüyor.
Hatta 9 yaşındayken Britannica Ansiklopedisinin tamamını okumuş.
Kendisi dünyanın en eski ve büyük genel kültür ansiklopedisi olur bu arada.
Ve o çocuk şu an dehşet şeyler yapıyor yani.
Geçen haftalarda yaptıkları, başardıkları o çılgın şeyi görmüşsünüzdür.
Bir de Kütüphane oluşturmak olayı bana inanılmaz tatlı geliyor.
Çok güzel hissettiriyor. Ben bazen kitaplara bir şeyler yazıp eden de bir insanımdır bu arada.
Acımam kitaba yani.
Ay şurası kıvrılmasın, ay kitabı tamamen açmayayım, iz olmasın falan.
Asla. Yaşanmışlıktır o ya.
Yani seneler sonra dönüp bakarsın.
Belki böyle elinde haftalarda sürünen o kitabın yıpranmışlığını görürsün.
Yani hüzünlü de yani. Ben böyle bir insanım.
Çok yargılanıyorum bu konuda.
Kitaplarıma acımadığım için.
Ben kitapta kaldığım yeri belli etmek için sayfayı kıvırmıştım ve bunu story atmıştım.
Ve çok öfke dolu mesajlar aldım.
Böyle yapmayın arkadaşlar.
Kitaplar anılardır aynı zamanda yani.
Neyse. Nike'ın kurucusu olan Phil Knight için de kütüphane kutsal bir yer.
Ama benimki onun kadar değil.
Yani o biraz değişik bence.
Öyle ki onun kütüphanesine girmek istiyorsanız önce ayakkabınızı ve şapkanızı çıkartmak zorundasınız.
2007 yılında New York Times röportajında Knight'a 3 yıl sonra bambaşka bir konumda olduğunda kütüphanesini hala muhafaza edip etmeyeceği soruluyor.
Ve şöyle cevaplıyor. Tabii ki kütüphanemi muhafaza edeceğim.
Her daim öğrenmeye devam ediyorum.
Bu insanların okudukları kitaplar aslında onların dünyalarını değiştirdi.
Okuduğu kitaplarla başkalarının göremediği şekilde gördüler.
Öyle algıladılar dünyayı.
Okuduğu kitaplarla dünyası değişen bu insanlar dünyayı değiştirdiler.
Yani geleceği şekillendirdiler.
Neden kitap okumalıyız sorusuna mı?
Dönelim yine. Dönelim.
Okuyalım arkadaşlar ya.
Hayatı daha anlamlı yaşamak için.
Geçmişi öğrenmek.
Geceyi anlamak için okuyalım.
Dünyayı keşfetmek için zihnimizi ve ruhumuzu...
korumak için okuyalım.
Bu insanlar kitap okumanın kendilerine katmış olduğu geniş hayal gücü kabiliyeti sayesinde dünyaya, insanlığa ve teknolojiye katkı sunabilmişler.
Bu tabii ki şey değil. Hani kitap okursanız dünyanın en zengini olursunuz ya da teknolojiye katkı sunarsınız falan.
Siz beni ne demek istedim anladınız.
Kitap okumak öğrenme ve kendini geliştirme azminin bir işaretidir zaten.
Her kitap okuyan insanlığa katkı savunacaktır diye bir şey yoktur ama İnsanlar katkı sunan tüm yenilikçi fikirler kitap okuyan, öğrenme azmiyle yanıp tutuşan ve bilgiye hasret olan
zihinler arasından çıkar.
Zenginliğin de tek ölçütü cebinizdeki ya da banka hesabınızdaki para değildir zaten.
Okuduğunuz kitapların karakterinizde bıraktığı etki, hayata bakışınızda yarattığı vizyon ve...
Ufkunuzda oluşturduğu genişlik asıl zenginlik ölçüleridir.
Yani kitaplığınız 100 kitap içeriği olsa bile en az Bill Gates kadar zenginizdir bence.
Ki kendisi de asıl zenginliğin bilgi sahibi olmaktan geçtiğinin farkında.
Bu yüzden 10 dolarlık bir kitaba o da saatlerini ayırabiliyor.
Bir de şöyle bir şey var ki ben bunu çok kıymetli buluyorum.
Örneğin bir alanda yazılmış kıymetli bir eseri.
Bir haftada okudunuz diyelim.
Öyle farz ediyoruz. O eser uzunca bir uğraş, araştırma ve belki 50-60 yıllık bir tecrübe ışığında yazıldı.
Siz ödediğiniz küçük bir miktar ve ayırdığınız zamanla bu koca tecrübe ve emeğe sahip olabiliyorsunuz.
Bu ne kadar kıymetli ve kolay bir şey aslında değil mi?
Böyle farklı disiplinlerde yüzlerce kişi tarafından binbir uğraş ve araştırma ile yazılmış olan kitapları okuduğumuzda O
zaman ne yapıyoruz?
Okuyoruz. Hala...
Benim vaktim yok Zeynep diyorsanız şöyle yapın arkadaşlar ufak bir ödev.
Şimdiye dek her gün kitap okumak dışında yaptığınız şeyleri düşünün.
İnternette, sosyal medyada takılmak olabilir, televizyon izlemek olabilir, oyun oynamak olabilir.
Tüm bu yaptıklarınızı sorgulayın.
Bugüne kadar size bir şey kattı mı, bir fayda sağladı mı, kişiliğiniz ve kariyeriniz üzerinde nasıl etkisi oldu gibi sorular sorun kendinize.
Ve size bir şey katmayan alışkanlıklarınıza biraz sınır koyun.
Yani hiç yapmayın demiyorum.
Tabii ki yapacağız. İnsanız yani bazen bomboş şeyler de yapacağız.
Bazen bomboş bir şekilde uzanacağız hiçbir şey düşünmeden falan.
Bunları asla yapmayacaksınız.
Her boşlukta kitap okuyacaksınız demiyorum.
Ama bir sınır koyun.
Ve o kıstığınız vakti kitap okumaya ayırın.
Bunu yaptıktan sonra böyle birkaç hafta sonra birkaç ay sonra aslında ne kadar fark ettiğini göreceksiniz.
Bu insanı gerçekten mutlu ediyor.
Umarım denersiniz. Videoyu kapattıktan sonra ekran sürenize mutlaka bakın.
Hatta biraz daha vicdan azabı çekmek için bana atın tamam mı esas olarak.
Görmek istiyorum. Zaten ortalama gösteriyor ekran süresinde.
İşte bu hafta ortalama günde şu kadar kullanmışsınız gibi.
Bana bunu atın. Birkaç hafta sonra yine soracağım tamam mı?
Kaç saat oldu? Dikkat edebildiniz mi?
diye. Böyle. Umarım keyifli bir bölüm olmuştur.
Ben bu konu hakkında konuşmaktan çok keyif aldım çünkü.
Ben de buradaydım, dinledim demek isterseniz ben sosyal medya hesaplarımı aşağıya bırakıyor olacağım.
Podcast'in de artık kendine ait bir Instagram hesabı var.
Orayı da takip etmek isterseniz o da açıklamalar kısmında.
Kendinize çok iyi bakın. Her zaman olduğu gibi haftaya Cuma yine sabah 6'da yeni bölümde görüşmek üzere.
Bay bay. Kısa
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
