
İnsanın kendini keşfetme yolculuğu nasıl başlar? Hangi soruları sormak gerekir? Bu bölümde Zeynep, bu yolculuk için atılacak ilk adımı anlatıyor.
Heltia uygulamasını denemek ve ÇOKŞEY10 koduyla %10 indirimden faydalanmak için: https://heltia.go.link?adj_t=1ftraq20_1fepjyym
Zeynep'i instagramdan takip etmek etmek için tıkla!
Podcastin instagram hesabını takip etmek için tıkla!
Transkript
Her TİA Uygulaması Konuşulacak Çok Şey Var! podcastini sunar.
Herkese merhabalar, ben Zeynep.
Bugün sizlerle bir yolculuğa çıkıyoruz.
Kendi içimize doğru bir yolculuk bu.
Ve bence üzerine çok düşünebileceğimiz, keyif alacağımız bir sohbet olacak.
Virginia Satir diyor ki, kim olduğunuz hakkında sizi heyecanlandırmak istiyorum.
Hayatınızda daha neler olabileceğini görmelisiniz.
Şu an olduğunuz yerden sizi çok daha ileri götürebilecek ilhamı vermek istiyorum demiş.
Ben de bu bölümde kim olduğumuzu sorgulayalım istiyorum.
Nasıl biriyim ve neleri yapabilirim?
Sen kimsin sorusu her ne kadar kolay bir soru gibi gözükse de bence değil.
Çünkü sen zannettiğin biri olarak yaptığınız ettiğiniz şeyler sizin kim olduğunuzu anlatmıyor aslında.
Yani kendinizi tanımak zorundasınız.
Yalnız bir kere dilsiz kaldım.
Biri bana kimsin sen diye sorduğunda demiş Halil Cibran.
Konunun ne kadar derin ve aslında üstüne çok vakit harcanması gerektiğini belli etmek istedim bölüme giriş yapıyorken.
Sonrasında bu yolculukta neler yapabileceğimizden, hangi soruları yanıtlamamız gerektiğinden ve nasıl sonuçları olabileceğinden bahsedeceğim.
Şimdi ben şu an bir taşınma sürecindeyim.
Sürecindeydim daha doğrusu.
Bitti gibi sayılır yani.
Başka bir eve taşındık.
Ve bu olay aslında fazlalıklardan arınmam için de çok güzel bir fırsat oldu.
Bir şeyleri kolilerken normalde oturup yapmaya asla vakit bulamayacağım şeyi yaptım.
Ve defterlerimi, kitaplarımı, kalemlerimi, her şeyimi ayıkladım.
Bunu yaparken kutuya denk geldiğimde hiç dokunmadığım, direkt yeni eve getirdiğim tek bir kutu vardı.
O da günlüklerim.
Onlar benim için çok kıymetli.
Senelerimi görebildiğim, hangi olaylara uyuşumdayken içimde nasıl tepkiler verdiğimi okuyabildiğim kocaman bir anı defteri.
Kutuya şöyle bir baktım tabii ki.
Eski günlerimi okumak çok güzel ve aynı zamanda da...
Çok da hüzünlü hissettiriyor bana.
Tatlı bir hüzün böyle. Pandemi döneminde tuttuğum günlüğe denk geldim.
Ve 2020'nin Ocak ayının sonlarında yazdığım sayfalarda böyle bir takılıp kaldım.
O kadar çok şey yazmışım ki sayfalarca.
Bazı günler 4-5 sayfa.
Doğan Cüceloğlu o pandemi döneminde canlı yayınlar yapıyordu.
Belki bilenleriniz vardır.
Ben çok severdim onlara katılmayı.
Ve siz kimsiniz diye bir bölüm yapmıştı.
Çok soru sordu. Bu soru...
Kendinize de sorun dedi ve ben de o günlerde hep günlüğüme yazdım bunları cevapladım.
Sonrasında kendi özünüzü keşfetmek için bunları yapabilirsiniz dediği çoğu şeyi de hayatıma dahil etmeye çalıştım.
Yolculuğa çıkmak için ilk adım kritik ve can alıcı soruları sormaktır diyor Doğan Cüceloğlu.
Bunu kendinize sorabilirsiniz ya da sohbet içerisinde bulunduğunuz bir dost da sorabilir.
Bugün o kişi ben olacağım.
Peki hangi soruları soracağız?
Bilmiyoruz ama o sorular çok önemli sorular.
En azından bunu biliyoruz.
Ben bu sorulara geçmeden önce günlüğüme şu cümleyi yazıp altını defalarca çizmişim.
Onu okumak istiyorum. Yaşam her gün bize birçok fırsat veriyor.
Soru sormamız için birçok fırsat veriyor.
Ve arkadaşlar bunun farkına varıp, durup, düşünürsek...
hakikaten muhteşem bir yolculuğa çıkabiliriz.
Bugünden itibaren başlayabiliriz.
Nasıl mı? Duygularımızın farkında olarak.
Duygularımızın bize söylediklerini fark edip bunların üzerine düşünüp derinliğine gitmeye başlarsak harika bir yolculuğa çıkarsınız diyor Doğan Cüceloğlu.
Hem de bedavaya. Yani trene binmeniz gerekmez, uçağa binmeniz gerekmez.
Sadece sizin şöyle kendi başınıza yolda yürüyor olmanız lazım.
Şimdi diyelim ki bugün...
Keyiflisiniz. Keyifli olduğunuzun farkında mısınız?
Bu çok önemli. Kaynağı ne?
Bu keyif hali sizin hakkınızda size ne söylüyor?
Yaşadığınız her duygu için farkında olup bu soruyu sorabilirsiniz.
Bu inanın o kadar çok şey katıyor ki insana.
Gerginim mesela o gün.
Neden gerginim?
Kaynağı ne bunun? Bir şey söylemeye, anlatmaya çalışıyor bana bu gerginlik.
Ama ne demek istiyor? Hüzünlüyüm bugün.
Neden? Ne demeye çalışıyor bu duygu bana?
Endişeliyim. Tedirginim.
Ne anlatmaya çalışıyor bana bu duygular?
Ben o gün günlüğüme şunu not almışım.
Çok çok kıymetli bir sayfa boyunca yazmışım bunu.
Sen kimsin dediklerinde şöyle bedenine bir bakıp ben benim işte diyebilirsin.
Ama ben dediğin şu bedenine bir bak.
Bebektin, ufacıktın, büyüdün, 8 yaş, 10 yaş, ergenlik, yetişkinlik.
Senin bedenin sürekli değişiyor.
Çocuklukta, ergenlikte, yetişkinlikte, yaşlılıkta bedenin hep değişim içinde.
O zaman sen kendini bu sürekli değişen bedeninle tanımlayamazsın.
Çünkü o sürekli değişiyor.
Ben, benim işte aklımım mı diyeceksin?
Ama aklın 3 yaşındayken başkaydı, ergenken başkaydı, aşık olduğun zamanken bambaşkaydı, öfkeliyken başkaydı.
O zaman ben kendimi aklımla tanımlıyorum da diyemiyorum.
Mümkün değil. Duygularımla tanımlıyorum da diyemem.
O daha da değişken çünkü.
Ben anneyim sosyal kimlik olarak.
Ben babayım. E ama senin anne ya da baba olduğun koşullar da değişebilir.
O zaman ne oluyorsun?
Yok mu oluyorsun? Sen kimsin?
Bedenin, aklın, duyguların, ilişkilerin ötesinde.
Ben kimim? Aslında ben, biz...
Bütün bu soruları sorabilen, bütün bu gözlemleri yapabilen bir bilinciz.
Ve buna gözlemleyen bilinç denir.
Ben o canlı yayınların üstüne çok yazmışım.
Çok düşünmüşüm belli ki arkadaşlar.
Gördüğünüz gibi. Ama hala üstünden 3-4 sene geçmiş de olsa okuduğumda bana iyi geliyor.
Hala öğreniyorum bir şeyleri.
Peki bu her zaman bu kadar kolay oluyor mu?
Bu sorular her zaman yanıtlanabiliyor mu?
Hayır, yolumuzu bulamıyoruz bazen.
Kendimizi bulamıyoruz. Böyle zamanlarda birinin yol göstermesini isteyebiliyoruz ki ben bunu da çok sağlıklı buluyorum.
Ben de böyle bir dönemdeyim.
Bir şeyleri oturtamıyorum.
Gitmek istiyorum ama yolun neresindeyim onu bile bilmiyorum diye soruyor olabilirsiniz.
Bana tam da böyle bir anımda çok yardımcı olan bir şeyden bahsedeceğim şimdi.
Terapi. Bu terapide bence hep ertelenen bir şey oluyor.
Hani spora başlayacağım ama sonraki pazartesi olsun gibi bir şey.
Kime gideceğimizi bilmiyoruz.
Acaba nasıl biri olacak? Anlaşabilecek miyim?
Bana iyi gelecek mi? Gibi gibi sorular.
Burada Healthier uygulamasından bahsetmek istiyorum.
Çünkü bu uygulamanın çok güzel bir algoritması var.
Terapi yolculuğuna başlamaya karar verdiğinizde bu uygulamayı indiriyorsunuz.
Sonrasında uygulama size çeşitli sorular sorarak ihtiyacınızı anlayıp ona göre yönlendirmeler yapıyor.
Bu konuda gerçekten başarılı da buluyorum.
Çünkü zaten danışanların %90'ı uygulamanın ilk başta önerdiği psikologla devam ediyormuş terapi yolculuklarına.
Ki zaten 15 dakikalık ücretsiz ön görüşmede sağlayabiliyorsunuz.
Terapistinizle tanışmak ve süreçle alakalı kafanızdaki sorulara cevap almak için de bence çok güzel bir fırsat.
Ve Heltia'nın en sevdiğim yanlarından biri, dilediğiniz yerde istediğiniz vakitte terapiye girebilmenizin dışında mental sağlık, beslenme ve fiziksel...
sağlık alanlarında da eş zamanlı olarak destek alabilmeniz.
Bunun yanında üye olduktan sonra destek almak istediğiniz konularda makale, video, meditasyon ve çeşitli egzersizlerin yer aldığı kocaman bir içerik dünyaları da var.
Bunlar benim bayıldığım özellikler.
Siz de uygulamayı deneyimlemek isterseniz çok şey 10 koduyla %10 indirim fırsatından yararlanabilirsiniz.
Ben detayları açıklamaya yazıyor olacağım.
Şimdi evet biz nerede kalmıştık?
Gözlemleyen bilinç dedik.
Farkında olan bilinç.
Ve farkında olan bu bilinç yolculuk yapıyor.
O yüzden işte ben çocuktum, ben ergendim, ben diş hekimi oldum, ben şimdi anne oldum, ben yaşlandım diyebiliyor.
Bu gözlemleyen bilinci keşfettiğiniz andan itibaren de bölümün başında da dediğim gibi muhteşem bir yolculuk başlıyor.
Burada da duygularımız çok önemli.
Onları fark etmek çok önemli.
Ve duygularımızı fark etmeye başladığımız zaman yani keyifliyim ya, bu keyfin kaynağı nereden geliyor dediğimiz zaman Doğan Cüceloğlu bu soruyu şöyle cevaplıyor.
Ben sana söyleyeyim bu keyfin kaynağı ne?
Kendin gibisin, kendinle ahenk içindesin, kendi özünü yaşıyorsun o sırada.
Farkına var. Ve bu konudan bahsederken eşi Yıldız Hanım'ın çok güzel bir anısını paylaşıyor.
Ben de size anlatmak istiyorum.
Yıldız Hanım'ın sabahleyin bir 20 dakikası var işten önce.
Kabataş da deniz otobüsünden çıkıyor, simidini alıyor, çayını koyuyor.
Yerken elinde etrafına da kuşlar geliyor.
O kuşlar toplanınca da bir kendisi yiyor, bir kuşlara veriyor.
Kuşlar toplaşıyorlar, uçuşuyorlar bir sürü falan.
Hoşuna gidiyor onun da.
Ya diyor yani şu kuşların cıvıltısı, ben onları besliyorum.
Ve her gün bunu yapmaya başlıyor.
Bir gün diyor açım.
Ben iki simit aldım.
Yani bir onlar için, kuşlar için bir de kendim için.
Oturdum. Kendiminkini yerken kuşlarınkini de ufak ufak parçalamaya başladım.
Etrafta kuş yok. Böyle parçaladım.
Önümde yığıldı. Küçük küçük simit parçaları.
Sağa sola atmaya başladım.
Kuşlar görsün de gelsin diye.
Ama kuş yok. Bir iki kuş geldi.
Attığım simitler kaldı.
Önüm böyle simit.
İçime baktım. İçimde bir hüzün var.
Hüznüme sordum. Ne demek istiyorsun bana?
Bu hüzün nereden geliyor?
Ve birdenbire fark ettim ki simidimin olması yetmez.
Kuşlara da ihtiyacım var.
Ve bir şey daha fark ettim o anda.
Kimin kime teşekkür edeceği belli değil.
Ben mi kuşlara teşekkür edeceğim, kuşlar mı bana teşekkür edecek?
Biz, kuşlar ve ben birbirimizi tamamlıyoruz.
Bu evrende kimsenin kimseye teşekkür borcu yok.
Öyle muhteşem bir etkileşim içindeyiz ki hepimiz birbirimize anlam katıyoruz.
Hediyeler veriyoruz. Ve bunlardan biri eksik olduğu zaman için diyor ki bir eksiklik var.
Oysa hüzün olarak geliyor o.
Yıldız Hanım o hüzünün farkına varmasaydı eğer bunu keşfedemezdi diyor Doğan Cüceloğlu.
Böyle de güzel anlatıyor bu anıyı.
Dinlediğimde çok dokunmuştu bana.
Çok etkilenmiştim. Konuyu buradan şuna getirmek istiyorum.
Duygularımızın bilincinde olduktan sonra nasıl...
tanıyacağız kendimizi. Buzdağının suyun altında kalan bölümünü keşfetmek yolunda bazı aşamalar olacak tabii ki.
Bunlar ne diye soracaksınız biliyorum.
Kendini keşfetme yolculuğunun ilk adımı zaman ayırmak arkadaşlar.
Bilinçlenmek, günlük yaşamın hızına kapılmadan düzenli olarak kendinize zaman ayırmak bu sürecin temeli.
Bir günlük tutmak da benim yaptığım gibi mesela duygularınızı, düşüncelerinizi ve deneyimlerinizi kaydetmenize yardımcı olacak.
Bu da bu süreçte iç dünyanızı daha iyi tanımanıza katkı sağlayacak.
Bu günlük konusunda beni biliyorsunuz.
Ben konuştukça konuşurum.
Elimden geldiğince herkese teşvik etmeye çalışıyorum.
Instagram'da günlük soruları paylaşıyorum.
En azından ne yazacağını bilemeyenler için.
Diyorum ki bu soruları cevaplayalım.
Bu hafta her gün bir soruyu cevaplayalım.
Binlerce kişiyle birlikte günlük tutmuştuk geçen sene.
İnanılmaz hissetmiştim yani.
Çok mutlu olmuştum. Bunun üstüne podcast bölümünü de yapmıştım ben zaten.
Günlük tutmak bölümünü de dinleyebilirsiniz.
Kendinize zaman ayırın arkadaşlar.
Ben bunu zaten her podcast bölümünde söylüyorum galiba ama çok kıymetli bir şey olduğunu düşünüyorum.
Uzun yürüyüşler yapabilirsiniz kendinizle baş başa.
meditasyon yapabilirsiniz.
Kitap okuyabilirsiniz. Doğayı gözlemleyebilirsiniz.
Ayrıca hangi yeteneklere sahip olduğunuzu ve hangi aktivitelerin sizi heyecanlandırdığını veya tutkulu hissettirdiğini düşünmek de potansiyelinize daha iyi anlamanıza yardımcı olabilir.
Bu sürecin bir sonraki adımı da hedefler belirlemek diyebiliriz.
Kısa vadeli ve uzun vadeli hedefler belirlemek yaşamınıza daha fazla amaç kazandırabilir.
Bu hedefler konusu da çok çok derin bir konu bence.
Bu yolculuğa bugünden itibaren çıkabiliriz bence.
Kendinizi keşfetme yolculuğu, kendi özünüze dönebilme yolculuğu artık adına ne koyarsanız.
Bu bölümden sonra en azından o duyguları yaşıyorken, o andayken sebebini sorgulamak, neden böyleyim, bu duygu neden var şu an mı sorabilmek ilk adım olabilir.
Bu bölümden sonra bunu yapmanızı öneririm.
Ben bu bölümü uzattıkça da uzatabilirim ama tüm bu maddelerin üzerine çok kısa da konuşmak istemiyorum.
O yüzden kendine vakit ayırmak üzerine de, hedefler koymak üzerine de birçok podcast bölümü gelecek.
Onun sözünü vermiş olayım burada.
Bölümün sonuna gelmişken bir de şunu söylemek istiyorum.
Bazen çok güzel mesajlar alıyorum.
İşte Instagram'daki içerikler içinde, podcastler içinde.
Çok teşekkür ederim. Bu paylaştığım çok iyi geldi.
Bu sohbeti dinlemek çok iyi geldi, çok güzel bir zamanda çıktın karşıma gibi gibi.
O mesajlarda ben Yıldız Hanım'ın bu anısını hatırlıyorum.
Ben de size teşekkür ederim arkadaşlar.
Siz olmasanız benim bu bütün çabalarımın hiçbir anlamı yok.
İyi ki varsınız ki benim hayatıma anlam katıyorsunuz.
Ben bunun için çok mutluyum.
Umarım ki simidimi sizinle paylaşabiliyorumdur.
Kendinize çok çok çok iyi bakın.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
