
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Hayatı daha sakin, bilinçli ve dengeli yaşamak mümkün mü? Bu bölümde Zeynep, Japonların Zen felsefesiyle anda kalmayı, huzuru bulmayı ve hayatı daha derin hissetmeyi keşfediyor.
Zeynep’i Instagram’dan takip etmek için tıkla!
Zeynep’i Youtube’dan takip etmek için tıkla!
Podcast hesabını Instagram’dan takip etmek için tıkla!
“Bunları Sadece Günlüğüm Biliyordu” podcastini dinlemek için tıkla!
Transkript
Herkese merhaba, Konuşacak Çok Şey Var podcastine hoş geldiniz.
Ben Zeynep. Bugünkü bölümümüzde çok özel bir konuyu, Japonların yaşam felsefelerinden biri olan zen'i konuşacağız.
Zen sadece bir felsefe değil.
Aynı zamanda bir yaşam biçimi.
Bu felsefe Japon kültüründe çok derin bir iz bırakmış ve zamanla tüm dünyada da ilgi görmüş bir felsefe.
Bu yaşam felsefesi hayatın daha anlamlı, daha huzurlu ve daha bilinçli bir şekilde yaşamanın anahtarı olarak kabul ediliyor arkadaşlar.
Ama zen sadece bir öğreti değil, aynı zamanda bir uygulama.
Zen'in kökenleri Budizm'in bir dalı olarak ortaya çıkmış ancak zamanla sadece dini bir inançtan çok bir yaşam biçimi haline almış.
Yani Japonların Zen'e bakış açıları sade bir hayatı, doğayla uyumu ve her anı derinlemesine yaşama arzusunu içeriyor aslında.
Bu felsefenin özünde anın değerini anlamak ve her şeyin birbirine bağlı olduğunu görmek var.
Peki... Zene dayalı bu yaşam tarzı modern dünyada nasıl yer buluyor Zeynep diyeceksiniz.
Yani yoğun bir iş temposu, bilgi kirliliği ve sürekli değişen gündemle dolu bir dünyada zen gibi bir felsefe bize ne sunabilir?
Şöyle ki arkadaşlar, zeni anlamaya çalıştıkça belki de fark edeceğiz ki bu felsefe tam da günümüz insanın ihtiyaç duyduğu bir anlayışa sahip.
Mesela... Zen'in en dikkat çeken yanlarından biri sadeliği yücelten o anlayışı bence.
Birçok Japon Zen'in etkisiyle sadelikten ve karmaşadan kaçınarak bir denge oluşturur.
Bir Japon çayı seremonisi Zen'in en güzel örneklerinden biridir mesela.
Ki bu çay seremonisini başka bir bölümde uzunca konuşacağız.
Çok keyifli bir bölüm olacağını düşünüyorum.
O küçük anlar, ince detaylar ve her hareketin anlamı Zen'in basit ama derin dünyasını yansıtıyor.
Bu anlamda bu yaşam felsefesi çok da günlük bir felsefe değil.
Sadece belli bir yaşam biçimini benimsemekle kalmaz, aynı zamanda her an bilinçli bir şekilde yaşama tutkusunu taşır.
Yani Zen'in bize sunduğu bu değerli perspektif, Zihinsel ve ruhsal dengeyi bulmamıza yardımcı olabilir.
Evet ama ben size hızlı yaşam koşullarında sessizliğe ve sadeliğe ne kadar değer veriyoruz diye bir sormak istiyorum.
Belki de bu felsefeyi anlamak kendimize ve çevremize bakış açımızı tamamen değiştirebilir.
Zen'i öğrenmek ve hayatımıza katmak sadece bir düşünce biçimini değiştirmek değil aynı zamanda tüm varlığımızla her anı daha anlamlı kılmak aslında.
İşte tam da burada zen'i keşfetmeye başlıyoruz.
Zen'in hayatımıza nasıl dokunduğunu anlamak belki de bizleri de dönüştürebilir.
Bunu daha derinlemesini anlamak için hazırsanız zen'i oluşturan öğretileri ve hayatımızda nasıl yer bulabileceğini bir inceleyelim.
Zen aslında basitçe ifade edilmek istendiğinde Doğru düşünme, doğru yaşama olarak tanımlanabilir.
Zen bize anı yaşamanın önemini hatırlatır.
Hayatın çok hızlı geçtiğini düşündüğümüzde birçok şeyin önemini yitiriyor gibi hissedebiliriz.
Ancak zen...
her anı derinlemesine yaşamanın ve her şeyin aslında birbirine bağlı olduğunun farkına varmanın yollarını gösterir.
Bu yaşam felsefesi meditasyonla yakından ilişkili.
Bu meditasyon sadece bir teknikten ibaret değil tabii ki.
Zen meditasyonu zihnin dağılmasını engellemeyi, sadece olmak ve var olmakla bir bağ kurmayı amaçlar.
Zene göre kişi meditasyon sırasında bir hedefe ulaşmaya çalışmaz.
Aksine zihni nakışını olduğu gibi kabul eder.
Birçok ünlü zen ustası şimdi ve burada olmanın önemine vurgu yapıyor arkadaşlar.
Ki zen'in en bilinen öğretilerinden biri de bu.
Zen'e göre geçmişe ve geleceğe dair kaygılar insanın anı doğru yaşamasını engelliyor.
Gerçekten böyle değil mi yani?
Geçmişi fazla düşünüyoruz bazen.
Bazen de geleceği fazla düşünüyoruz.
Bu yüzden geçmişin ağırlığından ya da geleceğin belirsizliğinden bir sıyrılmak gerekiyor.
Çünkü bütünsel bir varlık olmak sadece geçmişin ve geleceğin değil, mevcut anın da farkında olmakla mümkün oluyor.
Yani bu farkındalık bence hem zihinsel hem de ruhsal olarak özgürleştiriyor insanı.
Ve zen tabii ki yalnızca fiziksel pratiklerle ilgili değil.
Düşüncelerimizle de ilgili.
Düşüncelerimiz şekillendirir, varlığımızı yaratır.
Şurun Yusuzuki Zen üzerine yazdığı eserlerinde Zen pratiğinin içsel bir dönüşüm gerektirdiğini belirtiyor.
Diyor ki yani Zen zihinsel arınma ve şu anı kabullenme ile ilgili.
Sadece fiziksel değil ruhsal bir sadelik arayışı da var yani.
Zihnimizdeki o gereksiz düşüncelerden arınarak hayatı sadeleştirmek ve derinlemesini yaşamak için bir araç aslında bu.
Japon zen ustalarının öğretilerinde sıkça karşılaştığımız bir diğer tema ise tabii ki de doğanın derin anlamı.
Zen doğayla iç içe bir yaşamı savunuyor.
Yani Japonlar zen'i ve doğayı birbirinden asla ayıramıyorlar arkadaşlar.
Her zen öğretisi doğayla bağlantı kurmanın bir yolunu arıyor.
Mesela Japon bahçeleri bu en güzel örneklerden biri bence.
Bir zen bahçesi hem bir meditasyon alanı hem de doğanın sadeliğinin bir yansıması.
Her bir taş, her çimen bir anlam taşır orada.
Zen de doğanın kendisi bir öğreticidir çünkü.
Her şeyi doğal haliyle kabul etmek zen'in...
Temel ilkesidir. Bir başka temel ilkeden biri de yokluk ilkesi arkadaşlar.
Bir şeyin değerini onun yokluğunda anlamak mümkündür.
Bu felsefe aslında günümüz dünyasında bu tüketim çılgınlığına karşı bir duruş gibi.
Zene göre hayatın değeri işte eşyaların, statünün, başarılarının değeri değil.
Bu unsurların hayatımızdaki yeri tamamen geçici.
Zenginlik mutlaklık değil asla.
Zen içsel zenginliği plana çıkarıyor.
Yani bir zen ustası mutluluğu dışsal unsurlarda değil içsel huzurda buluyor.
Ve zen basitliği yüceltiyor.
Bugün birçok insan daha çok sahip olmak, daha fazla başarı elde etmek istiyor.
Ama zen bunun ötesine geçmeyi ve gerçek mutluluğu bulmayı öğütlüyor.
Her şeyin basit bir şekilde olduğu gibi kabul edilmesi bir zen pratiği aynı zamanda.
Sadeleştirme zende sadece bir öğreti değil bir yaşam biçimi haline gelmiş artık.
Yani aslında Japonlar minimalizmi sadece evlerinde değil yaşam biçimlerinde.
dede benimsemişler. Ve ne dedik?
Israrla söyledim bunu.
Zen sadece bir öğreti değil aynı zamanda hayatın her anında bulunabilecek bir hazine gibidir.
Birçok insan zenin sadeleştirilmiş minimal ve derin felsefesini günlük yaşamlarına entegre edebilmekte zorlanır.
Ama aslında zen o kadar basit bir yaşam biçimi sunuyor ki.
Şu, her anı dolu dolu yaşamak, her hareketi bilinçli bir şekilde yapmak.
Günlük hayatta bunu nasıl başarabiliriz Zeynepciğim?
Arkadaşlar. Zen, kişisel alanımızda küçük değişikliklerle hayatımıza dahil edilebilir.
Tabii ki. Örneğin her sabah birkaç dakikalık meditasyon yapmak günün başında zihni temizlemeye yardımcı olabilir.
Bu uygulama bizlere anı yaşama yeteneğini kazandırabilir.
Aynı şekilde zenin hayatımıza dahil olabilmesi için çevrimizi sadeleştirmemiz gerekebilir.
Minimalizm zenin bir uzantısı aslında.
Eşyalarla olan ilişkimizde bir sadeleşme zihinsel olarak da aramamıza olanak tanır.
Ha Zeynep'cim sen bunu becerebiliyorsun.
musun derseniz eşya kısmında maalesef hayır.
Gereksiz her şeyden uzaklaşmak sadece fiziksel değil aynı zamanda ruhsal bir temizlenmeye de zemin hazırlıyor.
Yani zen bu sadeleşmeyi sadece dış dünyamızda değil iç dünyamızda da yapmamızı istiyor.
Kendi içsel kaosumuzu yönetmek ve ona saygı göstermek zenin ana öğretilerinden biri.
Birçok zen uygulayıcısı günlük hayatlarında daha fazla farkındalık geliştirmek için işte meditasyon, çay seromonileri ya da doğa yürüyüşleri gibi pratikler yapıyor.
Bu tür uygulamalar sadece zihni sakinleştirme değil, aynı zamanda doğanın bir parçası olma hissini de yaratıyor onda.
Yani doğanın sadeliğinde kaybolmak, tüm düşünceleri ve kaygıları bir kenara bırakmak.
Bunlar insanın kendisini bulmasını sağlıyor.
Eğer siz de san felsefesini yaşamınıza dahil etmek isterseniz bir çayı sakin bir şekilde itmek, bir ağacın altında sessizce oturmak ya da derin bir nefes almak zenin öğretilerine
adım atmak anlamına gelir.
Zenin o gücü hemen her anınıza nüfus etmesindedir.
Zihinsel bir dönüşüm yaşamanın sadece meditasyon odasında gerçekleşmediğini, anlamak bence çok önemli.
Hangi aktiviteyi yaparsanız yapın zen'i hayatınıza entegre edebilirsiniz.
Eğer yemek yapıyorsanız o yemeği tamamen bilinçli bir şekilde yapmak yemek yediğinizde o anı doyasıya yaşamak işte bu zen'in felsefesini yansıtıyor.
Eğer yürüyüş yapıyorsanız her adımda her nefeste etrafınızdaki dünyayı derinlemesini hissedebilirsiniz.
Zen her hareketin içinde bir anlam bulmayı önerir.
Bu bir yaşam biçimi haline geldiğinde hayatın daha huzurlu ve dengeli bir şekilde geçmesini sağlar.
İnsanlar zen'i benimsemeye başladıkça daha fazla içsel huzura ve farkındalığa sahip olurlar bence.
Bu sadece kişisel yaşamlarına değil çevrelerine de yansır bu arada.
Çünkü zen'in o sadeleştirici gücü stresi azaltır.
karmaşayı ortadan kaldırır ve insanın yaşamına bir dinginlik getirir.
Bu yaşam felsefesini hayatına katmış bir insan sürekli koşan, koşuşturmacadan yorulan değil, her anın tadını çıkarmaya çalışan bir insan olur ve bu çevresindekilere de huzur verir.
Bu yüzden az önce hani çevrelerine de yansır dedim aslında.
Ve son olarak Zen'in sunduğu en büyük armağanlardan biri kişinin içsel huzurunu dış dünyaya yansıtmak.
Çünkü Zen her şeyin geçici olduğunu kabul etmeyi öğretir.
Bu anlayış... İnsana olumsuzlukları daha kolay kabullenme ve yaşamın zorlukları karşısında daha esnek olma yeteneği kazandırır arkadaşlar.
Ve bu gerçekten... İnanılmaz önemli bir şey.
Zen, yaşamın her anında bir derinlik bulmamızı sağlar.
İnsan her anın farkında olarak her şeyin geçici olduğunu bilerek yaşadığında tüm yaşam daha anlamlı hale geliyor.
Yani bu yaşam felsefesi bize yaşamın geçici güzelliklerine odaklanmayı ve onlardan tamamen tat almayı öğretiyor.
O yüzden zenin en büyük hediyesi bence zamanın ve anın kıymetini bilmek.
Bazen saatlerce düşünmekten sadece bir anın içine dalmak, o anın derinliğine inmeye çalışmak çok daha değerli olabilir.
Her şey, her an o kadar derin ve o kadar anlamlı ki eğer gerçekten dikkatli bakarsak her bir saniye Hayatın tüm güzelliklerini taşıyor olabilir.
Zen'i bir yaşam biçimi olarak kabul ettiğimizde insanın kendisiyle olan ilişkisi de değişir arkadaşlar.
Daha az yargılayarak, daha az koşullandırılmış şekilde yaşarız.
Kendimize karşı daha nazik oluruz ve her hatada ya da zorlukta kabulleniriz.
Bize öğretilen mükemmel yetkilik anlayışının yerini sabır ve anlayış alır belki.
Çünkü zen mükemmel olma zorunluluğundan kurtarır insanı.
ve insana olduğu gibi olduğu yerde değerli olduğunu hatırlatır.
Ve Zen'in çok güçlü yönlerinden biri de onun sadeliğinden doğan derinliği bence.
Hayatın karmaşasında kaybolmuşken bir dakika sessizlik, bir nefes alışığı bütün dünyayı bir araya getirebilir.
Birçok insan karmaşık ve dolambaçlı yollarda mutluluğu arar.
Oysa Zen... Mutluluğun ve huzurun her an bizimle olduğunu öğretir.
O anı yaşayarak basitlik içinde o büyük anlamları buluruz.
Bir çiçeği koklamak, bir anı hissetmek, yaşamı kutlamak için büyük bir felsefeye ihtiyaç yok.
Sadece o anı tam anlamıyla yaşamak yeterli bence.
Zen her zaman sahip olduğumuz bir güç.
Sadece onu hatırlamak ve ona dönmek gerekiyor.
Günlük yaşamın koşuşturmacasında...
bu kalayışın arasında kaybolmuşken bu güce sahip çıkmak ve ona sımsıkı sarılmak insana gerçekten özgürlük sunuyor.
Sadece meditasyon sırasında değil her anımızda bu farkındalıkla yaşamayı öğrenmek bizi daha güçlü ve dengeli kılıyor aynı zamanda.
Eğer Zen felsefesini hayatınıza entegre ederseniz hayatta karşılaştığınız zorluklar daha anlamlı hale gelir.
Her sıkıntıyı bir öğrenme fırsatı olarak görebiliriz.
Çünkü Zen her şeyden Her şeyin bir döngü olduğunu kabul eder.
Zorluklar gelir ama geçer.
Yaşamda her şey bir denge halindedir.
Ve zen de bu dengeyi hissetmemize yardımcı olur aslında ve zor anlarda bile bir sakinlik bulmamıza olanak tanır.
Belki de zenin en büyük güçlerinden biri de insanın gerçek özüne dönmesini sağlamasıdır.
Bizi içsel dinginliğimize, kim olduğumuza ve ne yapmak istediğimize dair farkındalıkla tanıştırır.
Onun ışığında tüm hayatımızı daha anlamlı bir şekilde yaşayabiliriz.
Zen, basit bir yaşam, sade bir zihin.
Ve huzurlu bir kalp için bize ilham verir arkadaşlar.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Bu hasta sesime katlandığınız için de çok teşekkür ederim.
Buraya kadar dinlediyseniz.
Ben de buradaydım dinledim demek isterseniz diğer sosyal medya hesaplarım açıklamalar kısmından bulabilirsiniz.
Kendinize çok iyi bakın.
Bay bay. Kısa
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
