
İkigai: Japonların Mutlu ve Uzun Yaşam Sırları
29 Kasım 2023 · 20 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde japonların mutlu ve uzun yaşam sırlarını, hayat amacımızı nasıl bulabiliriz sorusunu konuşacağız.
Zeynep'i instagramdan takip etmek etmek için tıkla!
Podcastin instagram hesabını takip etmek için tıkla!
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhaba.
Ben Zeynep. Konuşulacak Çok Şey Var! podcast'ine.
Hoş geldiniz. Hazırsanız bugün uzak diyarlara gideceğiz.
Japonya'ya gideceğiz.
Bu bölümde Japonların uzun yaşam sırlarından, hayat amaçlarını bulup nasıl uzun yıllar yaşadıklarından bahsedeceğiz.
Çok da keyifli bir sohbet olacak bence.
Ben bu konulardan konuşmayı çok seviyorum çünkü.
Ben genel olarak Japonya'yı çok seviyorum.
İleride gerçekten gezip görmek istediğim bir yer.
O yüzden bölüme önce Japonya'yı anlatacağım.
Mesela çoğu insan Japonya'yı Tokyo, Kyoto ve Osaka gibi büyük şehirler olan tek bir ada olarak düşünebilir.
Ama Japonya kilometrelerce uzunluğunda 6000'den fazla adadan oluşuyor.
Başkenti olan Tokyo'da 38 milyondan fazla insan yaşıyor.
38 milyon.
Bu yüzden de tabii ki de dünyanın en kalabalık şehri.
Ama çok sessiz olmasıyla da çok ünlü.
Bunun sebebi de... Japonlar gerçekten çok sessiz, saygılı ve kibarlar.
Şimdi böyle söylüyorum hani sessizler falan diye ama yemek masasına oturunca...
Asla öyle değiller.
Çünkü Japonya'da gürültülü bir şekilde yemek yemek sunulan yemeğin beğenildiğini ifade eden bir görgü kuralı.
Evet yani beğendiğinizi göstermek için yemeği böyle sesli sesli yemeniz gerekiyor.
Çok şaşırmıştım ben bunu öğrendiğimde.
Tek sebebi de bu değil gerçi.
Çünkü pek çok Japon yemekten gerçek anlamda tat almak için de yemek böyle yenmelidir diyor.
Yani böyle şapur şupur yiyeceksin ki gerçek tadını alabil.
Çok farklı bir düşünce benim için yani.
en azından. Ama bunların dışında gerçekten çok fazla garip bir ev sahipliği yapıyor bu ülke.
Bazı metrolarında kadınlara özel vagonlar var mesela.
Hatta bazı işletmelerde aşırı kilolu insanları çalıştırmak yasak.
Yani çok üzücü bir şey bence bu.
Ama Asya'da kiloya karşı çok farklı bir bakış var.
Bu güzellik halklarından vs.
başka bir bölümde konuşalım bence kesinlikle.
Japonya hakkındaki enteresan bilgilere devam edelim.
Ben oraları gezen insanların videolarını izlemeyi çok seviyordum.
Hep çok seviyordum. Bölümden önce de bana da biraz bahane oldu.
Çok fazla vlog izledim.
Çok da keyif aldım bu durumdan hiç şikayetçi değilim.
Bir gün benim de oradan attığım videoları izlersiniz inşallah yani.
Çok isterim gitmeye. Bir videoda Yakuza mafyalarından ayrılıp yeni hayat kurmak isteyenlerin bir sürü suçla dolu geçmişlerinden kurtulmak için yeni parmaklar yaptırdıkları dükkanlar mı dersiniz?
Ya da yüzyıllık aile şirketlerini devam ettirmek isteyip de varisi olmadığı için yetişkinlere evlat edinen binlerce zengin mi dersiniz?
Gerçekten çok enteresan bir video.
ülke. Japonya hakkındaki ilk ama asla son podcast'ım olmayacak bu bölüm.
Bundan emin olabilirsiniz.
Japonya'da suç oranı da çok düşük.
Dünyanın en güvenli ülkelerinden biri bu yüzden.
Güvenliğin yanında bir de çok temiz bir ülke.
Çünkü bu da kültürlerinin çok önemli bir parçası.
Bu temizlik eğitimini çok küçük yaşlarda başlatıyorlar çocuklarda.
Mesela Japonya'daki devlet okullarında okulun temizliğinden öğrenciler sorumlu.
Hatta bu temizlik olayına çok garip bir örnek daha vereceğim.
Dönemde bu olay olduğunda tüm dünya da çok etkilenmiş bu hareketten zaten.
Olay şu. Japon futbol taraftarları 2018 Dünya Kupası sırasında maçlardan sonra orada kalıp stadyumdaki çalışanların temizliğine yardım etmişler.
Yani maçı kim kazanmış, kim kaybetmiş bundan bağımsız olarak tüm taraftarlar maç sonrasında temizliğe kalmışlar.
Ve herkes şok olmuş tabii ki.
Ama ne demiştim yani bu temizlik gerçekten kültürlerinin çok önemli bir parçası.
Bir araştırma sonucu.
Japonya'nın güneyindeki Okinawa adasında dünyanın herhangi bir yerindeki diğer insanlardan daha uzun süre yaşadıkları görülmüş.
Yani peki bu insanlar nasıl bu kadar uzun yaşıyorlar?
Ne yiyorlar? Aktif kalmak için ne yapıyorlar?
Zorlukların üstesinden nasıl geliyorlar?
Ya da sosyal yaşamları nasıl mesela?
Bütün bunlar Ikigai'ye Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırrı kitabında ele alınıyor.
Çok güzel bir kitap. Bundan bahsedeceğim bölümün ileriki kısımlarında.
Japonlar herkesin bir iki gayisi olduğunu inanıyor ve herkesin ölmeden önce kendi iki gayisini bulması gerektiğini düşünüyor.
Peki nedir bu iki gayi Zeynep derseniz?
Bu terim iki Japonca kelimeden oluşuyor.
İki, hayat...
Canlı anlamına, gayi de hedef ve amaç anlamına geliyor.
Yani iki gayi sözcüğü Türkçe'ye hayatta kalmak için bir neden, yaşam için bir anlam, yaşamı yaşamaya değer kılan şey anlamında çevriliyor.
İki gayi batılı ülkelerde bilinen dört çemberli Venn diagramı ile ilişkilendiriyor.
Ben bunun görselini Instagram'da paylaşırım.
Oradan da bakabilirsiniz. Ama burada da size anlatacağım tam olarak nasıl bir şey olduğunu.
Bu Venn diagramı birbiriyle kesişen dört başlıktan oluşuyor.
iki grey'nizi bulmak için şu dört başlığa da sahip olmanız gerekiyor.
Birinci olarak sevdiğiniz şeyi mutlaka yapıyor olmalısınız.
Yani eğer sevmediğiniz bir şeyi yapıyorsanız bu sizin iki grey'niz değildir.
Sevmek tabii ki de çok göreceli bir kavram.
Yani düşündüğümüzde yaptığımız her işi çok mu severek yapıyoruz?
Şöyle ki hayalini kurduğumuz o büyük resmi sevmemiz gerekiyor.
Evet. Ama bu büyük resim için yapmamız gereken Çok da hoşlanmadığımız şeyleri de mecburen tabii ki yapıyor olacağız.
Bunu böyle düşünebilirsiniz.
İkinci olarak olay tamamen sadece sevdiğiniz şeyi yapmak değil.
Yaptığınız şeyde de iyi olmanız gerekiyor.
Bunu örnek olarak da şöyle diyor.
Diyelim ki müziği, şarkı söylemeyi gerçekten çok seven birisiniz.
Ama maalesef ki sesiniz çok da güzel değil.
Bu tabii ki de sizin iki gayeniz olamıyor.
Üçüncü olarak da iki gayeniz hem sevdiğiniz şey hem iyi yaptığınız şey.
Hem de para kazandığımız şey olmalı.
Yoksa yine iki gayeniz olamıyor bu şey.
Yani hem müziği seviyorsunuz, hem sesiniz güzel, hem de bu işten para kazanıyorsunuz.
O zaman okey, iki gayeniz için gerekli olan son maddeye geçebilirsiniz.
Son maddemiz yani dördüncü olarak yaptığınız şeyin dünyaya bir faydası olmalı diyor.
Bir önceki örnekten devam edeceğim konuya.
Yani şu soruyu sormanız gerekiyor.
Dünyanın müziğe ihtiyacı var mı?
Tabii ki de var. İnsanlarda bazı hisleri uyandırmak da çok büyük bir güç bence.
Müzik de onlarda farkındalık katmak için çok güzel bir yol.
O yüzden bu soruya çok rahatlıkla evet diyebiliriz.
Bu diagramda iki gaye için yapmak istediğiniz için mutlaka bu dört unsur kapsıyor olması lazım.
Yoksa diyor ki yani iki gayeniz değil bu.
Ama Japonlar için bu felsefe birazcık daha farklı.
Japonlara göre bir kişinin iki gayesi geliri...
bağlantılı olmak zorunda değil.
Hatta Japonya'da 2010'da Hatta Japonya'da 2010'da bir araştırma yapılmış 2000 kişiyle.
Katılımcıların sadece %31'i iş hayatını kendi iki gayeleri olarak tanımlamış.
Ama tabii ki de bir kişinin yaşamına anlam katan şey işi de olabilir.
Ama olay tabii ki bununla sınırlı da değil.
Çünkü bunun emekliliği de var.
Öyle bir durum da var.
Ama tabii ki herhangi bir sınır yok.
Şöyle düşünebiliriz.
Çok sevdiğiniz, akıcı bir kitabı okuduğunuzu ya da...
Sevdiklerinizle beraber geçirdiğiniz zamanları düşünün bir.
Zaman böyle sanki su gibi akıp geçmiş gibi hissediyorsunuz değil mi?
Yani böyle bakıyorsunuz 2 saat olmuş 3 saat olmuş.
Ama hiç istemediğiniz bir işi yapmak zorunda kaldığınız anlarda da zaman bir türlü ilerlemiyor böyle.
Bir bakıyorsunuz sanıyorsunuz ki 1 saat olmuş bir bakıyorsunuz 15 dakika.
İşte biz iki gaye arayışında da zamanın su gibi akıp gittiği alışkanlıkları arıyoruz.
Benim baş ucu kitaplarımdan biriydi bu kitap.
Japonların uzun ve mutlu yaşam sırrı adı da.
Altını çok çizdiğim, üstünde böyle uzun uzun düşündüğüm çok fazla kısım vardı.
Şimdi ben size de kısaca iki grenin on kuralını anlatacağım.
Bence bu bölümden sonra siz de çok fazla şey düşüneceksiniz.
Belki de hayata böyle başka bir açıdan bakacaksınız.
O yüzden başlayalım. İlk olarak aktif kalın, emekli olmayın diyor.
Hatta birazcık sert olacak ama Japonlarda şöyle bir deyim de var.
Ölmek istiyorsan emekli ol diyor yani.
Çünkü onlar için aktif kalmak gerçekten çok önemli.
Kitapta da altına çizdiğim bir alıncıyı okumak istiyorum size.
Yaşlılıkta zinde olmanın sırrı parmaklarınızdadır.
Parmaklarınızdan beyninize ve beyninizden parmaklarınıza.
Parmaklarınızı meşgul ederseniz bir yüzyıl görürsünüz diyor.
Japonların uzun yaşam sırlarından en önemlisi de bu.
Hareketsiz kalmalı.
Her gün en az 20 dakikalık yürüyüşlere çıkabilirsiniz.
Asansör yerine merdiven kullanabilirsiniz.
Doğru miktarda uyuyup sosyal etkinliklere katılın diye de öneriyor kitapta da.
Bu çok önemli. Altın kural.
İkinci kurası ağırdan almak.
Yazar diyor ki uzun ömrün sırrı her zaman kendime ağır ol ve rahatla demektir.
Acele etmezseniz çok daha uzun yaşarsınız.
Japonlar stres kontrolünde işte çeşitli meditasyon yöntemlerini kullanmayı çok iyi biliyorlar.
Yüksek stres insan sağlığı için zararlıyken düşük dozda stres insan sağlığı için faydalı diyebiliyorlar.
Böyleymiş yani. Bu yüzden de stres seviyesini dengelemeyi öğrenmişler.
Hayatı biraz da ağırdan almak için meditasyon yapmayı deneyebilirsiniz.
Ben çok seviyorum.
Uzun süredir de elimden geldiğince yapmaya çalışıyorum.
Bu insanın var ya böyle kafasındaki tüm dağınıklığı topluyor.
Bugünlük hayatın koşuşturmacasından 10 dakikalığına bile olsa bakın.
Hani 5 dakika, 10 dakika istiyorsanız 20 dakika uzaklaşıyorsunuz.
Böyle çok iyi geliyor benim için.
Denemediyseniz mutlaka...
Bir deneyim derim.
Üçüncü kuralımıza gelelim.
Midenizi tıka basa doldurmayın.
Eski bir Japon atasözleri var.
Bunu ben böyle direkt okuyacağım kusura bakmayın ama.
Harahachibu. Bu cümle şu demek.
Midenin %80'ini doldur.
Bu anlamı geliyor. Fazla yemiyorlar ve ihtiyacımız olandan birazcık daha az yemenin daha sağlıklı olduğunu inanıyorlar.
Uzun yaşamın en önemli kurallarından biri de bu diyorlar.
%80 kuralı.
Yani doydum gibi ama az daha yiyebilirim duygusu geldiğinde yemek yemeyi bırakıyorlar.
Zaten kullandıkları tabaklar da küçük.
Sıradan bir öğünde 4 küçük.
Bir tane büyük tabak yemek tüketiyorlar ama bu tabaklar çok küçük.
Ana yemek tabağı küçük tabaklardan birazcık daha büyük.
Bunlara çok dikkat ediyorlar.
Zaten böyle belki filmlerde falan izlerken de denk gelmişsinizdir buna.
Dördüncü kuralımız ise şu.
Çevrenizde iyi arkadaşlar olsun.
Sevdiğiniz insanlarla her gün konuşmak.
İşte uzun yaşamın sırrı.
Bu diyor yazar. Çok kıymetli bir şey bence de.
Çevrenizde size iyi gelen, enerjinizi aşağıya çekmeyen insanların olması çok çok çok önemli.
Bu tarz insanlarla çünkü bir arada olmak, bir kahve içip sohbet etmek bile tüm gününü güzelleştirebilir bence insanın.
Ben çok önemli buluyorum böyle şeyleri.
O yüzden de bu Mart diye okuduğumda böyle birazcık şey olmuştum.
Çünkü arkadaşlarımdan çok uzak bir şehirdeyim ve çok hissediyorum bu eksikliği.
O yüzden arayıp konuşmak, sohbet etmek gerçekten...
Gerçekten çok kıymetli. Neyse ben ağlamadan devam edelim bölüme.
Beşinci kuralımız. Bir sonraki doğum gününüze kadar şekle gidin.
Yazar kitapta zaten bazı insanlarla röportaj yapıp onlardan da kesitler veriyor.
Aralarından biri de diyor ki ben her gün saat dörtte kalkarım.
Alarmımı o saate kurarım.
Bir fincan kahve içerim ve kollarımı kaldırarak biraz egzersiz yaparım.
Bu bana günün geri kalanı için enerji verir.
Bunu diyor. Yani güneşi selamlamak tabii ki herkesin düzenine uymayabilir.
Çalışma saatlerinizi vs.
bilmiyorum. O yüzden böyle diyorum.
Ama en azından sabah kalktığınız gibi biraz da olsa hareket etmek gerçekten çok etki ediyor.
Bunun için YouTube'da bazı videoları yapıyordum ben.
Sabah yatakta yapabileceğiniz çok basit egzersizler bunlar.
Güne hareketle başlamanın gün içerisindeki enerjinizi de çok değiştirdiğini söylüyorlar.
Denendi, onaylandı arkadaşlar.
Lütfen üşenmeden 1-2 haftada olsa aralıksız yapın bunu.
Hatta ben de yaptıkça Instagram'da story atarım.
Size de böyle hatırlatma olur ya da beğendiğim videoları bırakabilirim.
Öneri gibi olur o da. Bir faydam olur belki.
Şimdi gelelim 6.
kurala. Gülümsemek çok basit gözüken ama çok etkisi olan bir şey.
Bu bilimsel olarak da kanıtlanmış bir şey zaten.
Gülümseyerek durduğunuzda beyin sizi mutlu edecek şeylerin gerçekleştiğini düşündüğü için mutluluk hormonu savruluyorsunuz.
Bu yüzden de daha enerjik, daha mutlu hissediyorsunuz.
Ve bu tabii ki de tüm gününüze yansıyor.
O yüzden bu da bence çok önemli bir kural.
Yedinci kuralımız...
Doğayla tekrar bağlantı kurmak.
Okinawa'da yaşlıların hepsinde zaten bir sebze bahçesi vs.
var. Çoğunda da işte çay, mango gibi tarlalar var böyle.
Japonya'daki bu yaşlı insanlar birbirleriyle görüşmek için de hep böyle yeşillik alanları falan tercih ediyorlar.
Çok da tatlı bir şey bence.
Böyle parklarda falan oturuyorlar.
Burada vurgulanmak istenen şey de zaten doğayla bağ kurmanın yanında parmaklarınızı hareket ettirmek, yürümek, temiz hava almak bu gibi şeyler.
sürekli altı çizilmiş zaten kitapta.
Sekizinci kuralımız Teşekkürlerinizi sunun.
Röportajdaki adam şunu söylüyor.
Burada doğduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum.
Bunun için her gün şükrediyorum.
Şükretmek gerçekten çok önemli.
İnsanın ruhuna da çok iyi gelen bir şey.
Ben günlük tutuyorken 1-2 ayda böyle bir sayfa yapardım.
Sadece şükrettiklerimi yazardım.
Hatta sizinle birlikte günlük tutuyorken bir gün bu soruyu vermiştim ben size.
Dedim ki bugün şükrettiklerinizi yazar mısınız?
Kalanıza ne gelirse, ufacık bir şey bile olabilir yani.
O günün ertesinde o kadar güzel geri dönüşler almıştım ki çok mutlu olmuştum.
Çoğu mesajın ana fikri genel olarak şöyleydi.
Zeynep sayfayı doldurmak için hayatımı o kadar düşündüm ki hayatıma ufacık bir katkısı olan bile her şeyi yazdım, şükrettim.
Ne kadar çok şeye varmış hayatta şükredeceğim yani hiç farkında değildim.
Gerçekten de böyle oluyor.
O yüzden bu bölümü dinlediğiniz gün akşamında böyle bir defterinize...
Alın şükür ettiklerinizi yazın.
Yani çok çok iyi gelecek.
Denemeden bilemezsiniz bence.
Çünkü şükür etmemiz gereken gerçekten çok fazla şey var.
Bu da böyle bir etkinlik olsun bu bölüm için.
Şimdi 9. kuralımıza geldik.
Ananı yaşamak. Yazar burada şunu diyor.
Bunun bir sırrı yok. İşin püf noktası yaşama.
Yani araştırmacılar yaşamda mutlu olmanın sırrının akışta olmakla ilgili olduğunu söylüyorlar.
Peki yani biz akışta olup olmadığımızı nasıl anlayacağız diye sorarsanız bana.
Yaptığınız şeyi yaparken zamanı, mekanı yani böyle her şeyi unutup yaptığınız şeyle bütünleşip bütünleşmediğinize bakmanız gerekiyor.
Japonlarsa kendi ikigainizi bulduğunuzda akışı yakalamanın mümkün olduğunu düşünüyorlar.
Ve akışta olmak için o...
uygulayabileceğiniz bazı stratejilerden bahsetmişler.
Mesela diyor ki göreviniz zor olsun.
Yapılan işiniz kolay olursa sıkılırsınız, zor olursa akışlı olur, çok zor olursa kaygılanırsınız.
O yüzden seçtiğiniz işin zorluk seviyesinin orta seviyede olması sizi akışta tutabilir.
Orta seviyede zorluğun yanında somut bir hedefinizde olması çok önemli diyor.
Ama bu hedefi takıntı haline getirmeyeceksiniz.
Yani sürece odaklanacaksınız ve süreci nasıl daha da iyi hale getirebilirim diye.
uğraşacaksınız. Öyle takıntılı bir durum söz konusu değil.
Ve son olarak da tek bir göreve yoğunlaşmanızı öneriyorlar.
Ve bu tabii ki bence her zaman çok da kolay olmuyor.
Çünkü teknoloji çok gelişti ve aynı anda bir sürü farklı işe götürmeye çalışıyoruz.
Ama tabii ki verimlilik açısından aynı zaman diliminde tek bir işe konsantre olmak çok çok daha faydalı.
Ve son kurala gelelim.
Bu madde işine bitsin.
Son olarak da diyorlar ki iki gayenizi takip edin.
Yani bu ikigai denen şey içinizde, derinlerinizde bir yerde bir saklı.
Bu ikigai denen şey, içinizde, derinlerde bir yerde saklı.
Onu bulmak için sabırlı bir arayış gerektiriyor.
İkigai'nin temel olarak 10 kuralı bunlardı.
Okinawa'da yaşayan yaşlılar da bu kuralları destekliyorlar.
Japonların uzun yaşam sırları arasında mavi bölge olarak bilinen alanlar var.
Bu bölgeleri sayıyorum şimdi size.
Yunanistan'da Ikarya Adası, Japonya'da Okinawa Adası, İtalya'da Sardunya Adası, Amerika'da Loma...
Bu bölgede konaklayan insanlar sağlıklı ve güçlü bir hayata sahip.
Bu yüzden de Mavi Bölge olarak adlandırılıyorlar.
Ve dünyada 110 yaşı geçenlere...
Süper asırlık deniyor.
Yani çok tatlı. Süper asırlık.
Yaşlılık araştırmaları grup bir liste tutmuş.
Bu listeye göre dünyada bugün 110 yaşını geçen 33 kişi var.
Ve bunların yarıya yakını Japonya'da yaşıyor.
Örneğin Everest'e tırmanan en yaşlı dağcı unvanı da bir Japona ait.
Dünyanın en yaşlı erkeği.
Of bunun da adını... Doğru okurum inşallah da.
Masazo Nonaka.
113 yaşında öldü.
Ve tahmin edebileceğiniz gibi Japonya'da yaşıyordu o da.
Gerçekten okudukça okuyası geliyor insanın bu önerileri.
Uzun ve mutlu yaşamın sırları hakkında çok fazla şey anlatıyorlar.
Paylaşıyorlar. Röportaj yapıyorlar.
Çok tatlılar. Bazı röportajlarda insanlara örnek durumlar vermişler ve bu konularda neler yapabiliriz diye sormuşlar.
Mesela endişelenmek konusunda fikirlerini sormuşlar.
Onlar da demiş ki kalbi genç tutmak ve hoş bir gülümsemeyle yaşamak stresi azaltır ve yaşam süresini uzatır.
Örnek olarak da şunu söylüyor beyefendi.
Kalbinizi gülümseyerek açarsanız torunlarınız dahil herkes sizi görmek için istekli olacaktır.
Ya of çok tatlı değil mi?
Sonra iyimser olmak hakkındaki fikirlerini ve önerilerini sormuşlar.
Her sabah uyandığımda kendime dediğim ilk şey bugün sağlıklı ve enerji dolu geçecek diyor o da.
Ve her sabah olumlu düşüncelerle uyanmanın ve gülmenin yaşam süresini de arttırdığını söylüyor.
Sağlıklı beslenme konusunu zaten biliyorsunuz çok hassaslar.
Çok nadir şeker tüketiyorlar ve tükettiklerinde de şeker kamışından üretilenleri tercih ediyorlar.
Çay konusunda da birkaç öneri yapmışlar.
Yeşil ve beyaz çay, Yasemin çayı en sık tükettikleri çaylar.
Bu önerileri okumak çok güzel.
Sizinle paylaşmak da çok güzel.
Şu an sadece bunları uygulamaya geçirmek kaldı bildiğiniz gibi.
Herkesin hayatta iki gıyısını bulması dileğiyle artık bölümün sonuna...
geliyorum. Japonya hakkında tekrar bir bölüm kaydetmeyi çok istiyorum.
Çünkü anlatmak istediklerim hala bitmedi.
Ama bir sonraki bölümü Japonya'ya gittikten sonra kaydedeceğim.
Bu da böyle bir manifesto olsun bu videoya dair.
Ben de buradayım demek isterseniz bana Instagram'dan yazabilirsiniz.
Dinlediğinizi bilmek ve yorumlarınızı da almak beni gerçekten çok mutlu eder.
Instagram adresimi açıklamaya bırakacağım.
Kendinize çok çok çok iyi bakın.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bay bay. Kısa
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
