
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bir Uzak Doğu felsefesi olan Feng Shui, bulunduğumuz ortamla uyum içinde yaşama sanatıdır. Bu bölümde Zeynep, Çin’den tüm dünyaya yayılan bu öğretiden bahsediyor.
Zeynep'i instagramdan takip etmek etmek için tıkla!
Podcastin instagram hesabını takip etmek için tıkla!
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhaba.
Konuşulacak Çok Şey Var! podcastine.
Hoş geldiniz. Ben Zeynep.
Sizin de böyle bazı mekanlara girdiğinizde orada çok huzurlu hissettiğiniz ve Saatlerce çıkmak istemediğiniz oluyor mu?
Hatta bazı yerlerde de böyle kendinizi dışarı nasıl atacağınızı şaşırdığınız oluyor mu?
Benim oluyor. Bugün bunu konuşacağız.
Bu neden oluyor diye soracağız.
Aslına bakarsanız böyle dışarıdaki mekanlardan ziyade kendi yaşam alanımız üzerine duralım istiyorum.
Belki evimiz, belki ofisimiz.
Bu alanlar bize çok şey anlatıyor aslında arkadaşlar.
Evinizin ya da ofisinizin size neler fısıldıyor.
Çünkü arkadaşlar...
Eviniz ve çalışma alanınız sadece zamanınızın çoğunu geçirdiğiniz bir yer değil.
Aynı zamanda bilinçaltınıza açılan bir pencere ve onun bir uzantısıdır diyor Dorena.
Zeynepciğim dur şimdi hani Feng Shui nedir?
Sen oradan bir başla diyebilirsiniz.
Çok haklısınız. Şöyle gireyim konuya.
Ben üniversitedeyken bir sene apartta kalmıştım.
Belki hatırlayanlar bile çıkar o daireyi.
Salonunda... Tutup duruncu bir duvar vardı.
Bayılıyordum ben o duvara.
Bana inanılmaz iyi hissettiriyordu çünkü.
Ben bunu dedikten sonra böyle kirada olduğu halde aman boyayacağım ya deyip salonunda, yatak odasında, mutfağında bir duvarını farklı bir renge boyayan çok fazla insan olmuştu.
Ve çok iyi geldi çoğuna da.
Bu boyama işini keşke daha önce yapsaymışım dediler.
Biliyorum çok ufak bir şey gibi duruyor.
Hani ne fark edecek ya falan diyebilirsiniz.
Çünkü alt tarafı bir duvarın rengi belki de.
Ama... Arkadaşlar daha bölümün başında da dediğim gibi bazı evlere girdiğinizde size bir huzur verir.
Bazı evlerde de içiniz bunalır böyle aşırı derecede.
Belki ev ışık almıyordur, belki mobilyalarını beğenmeyiz, belki o farklı duvar rengi hoşunuza gitmiyordur.
Bunların hepsi tabii ki bir bütün.
O evin atmosferini bunların hepsi etkiliyor bir şekilde.
Ama bu konuyu Çinliler şöyle yorumluyorlar.
Yani yaşam enerjisi arkadaşlar, kozmik nefes.
Eğer ki o evde çiğ rahat rahat akmıyorsa o ortam bizi basar, bunalırız.
Orada öyle uzun uzun oturamayız yani.
Ya da biz de o evdeki eşyalar gibi ağırlaşırız.
Ama çiğ enerjisi rahat rahat dolaşacak boşluğu, ferahlığı bulabiliyorsa o evin enerjisi bizi de rahatlatır.
Peki Zeynepciğim bu çiğ enerjisi, yaşam enerjisi benim evimde nasıl efil efil, rüzgar gibi esecek?
Nasıl ferahlatacak?
Çinliler bunun için feng shui öğretisini ortaya çıkartmışlar.
Feng shui, feng ve shui kelimelerinden oluyor.
Feng, rüzgar.
Shui ise su anlamına geliyor.
Feng Shui felsefesine göre rüzgar ve su dünyadaki enerji akışını sağlar arkadaşlar.
Diğer bir deyişle olumlu ve olumsuz enerjilerin dolaşımı rüzgar ve su yoluyla olur.
Feng Shui kimilerine göre bir ev dekorasyon sanatı, kimilerine göre dünyevi astroloji.
Her ne kadar farklı tanımları olsa da aslında öz olarak Feng Shui...
Çevreyle ve doğayla uyum sağlamaya yönelik bir sanat.
Peki nasıl başladı bu felsefe Zeynep'cim?
Nereden çıktı yani? Feng Shui'nin çıkış tarihi çok eski zamanlara dayanıyor.
Bu konuda net bir fikir birliği yok.
Ama yapılan arkeolojik kazılar Feng Shui'nin M.Ö.
2. ve 4. yüzyıllar arasında Çin'de başladığını gösteriyor.
Hatta Çin'de icat edilen ilk pusulanın yön bulmak değil, Feng Shui için kullanıldığı söyleniyor.
O dönemde insanlar için enerji ve o enerjiyi doğrulttu.
Zaten biliyorsunuz Çin, Kore, Japon kültürlerinde insanlar böyle arı gibi vızır vızır çalışıyorlar.
Çok disiplinliler ve yaşam alanlarına çok özenliler.
Yaklaşık 7000 yıl öncesinde...
Dere yataklarına ya da tepelere kurulan evler hasar görüyor.
Sel basıyor ya da fırtınada zarar görüyor.
Bu yüzden yaşam alanlarını güvenli ve ışığı iyi alan yerlere kuruyor Çinliler.
Sonra bu yöntemi geliştiriyorlar.
O dönemde imparatorlar zenginliklerini gösterirken de yine bu felsefedeki yöntemleri kullanıyorlar.
Peki Feng Shui'nin temeli dediğimiz bu Qi nedir?
Qi terimi... Daha önce de dediğim gibi yaşam enerjisi ve kozmik nefes anlamlarına geliyor.
Bizim için nefes almak ne kadar önemliyse yaşam alanlarımızın nefes alması da o derece önemli.
Feng Shui de yaşam alanlarına nefes aldırır arkadaşlar.
Evrendeki Qi enerjisinin doğru bir şekilde akması için gerekli olan düzenlemeleri sağlar.
Zaten Feng Shui Qi temeli üzerine kuruludur ve yaşamın her yerinde dolaşan bu kozmik nefesi yönlendirir.
Bu Qi enerjisi evrende serbestçe dolaşır.
Ve bazı mekanlarda bu enerji akışının engellenmesi, sağlığı, mutluluğu, şansı ve...
parayı negatif yönde etkileyebilir.
Bu durumun pozitife çevrilmesi mümkün değil mi?
Peki Zeynepciğim, tabii ki mümkün.
Bu eşyaların konumu, rengi ya da biçimleri değiştirilerek düzeltilebilir.
İşte tam da burada devreye Feng Shui sanatı giriyor arkadaşlar.
Peki evimizde neler yapmalıyız?
Feng Shui kurallarına birazcık bakalım istiyorum.
Arkadaşlar, Feng Shui der ki, hayatta dağındıklığa yer yok.
Çünkü dağınıklık yaşam enerjisini engeller.
Bu yüzden aslında mottosu şu.
Gereksiz eşyalardan kurtulacaksın.
Evin en önemli alanları temiz ve düzenli olmalıdır diyor.
Ama evin neresi önemsiz bir alan bilmiyorum.
Genel olarak evin her yeri temiz ve düzenli olmalı.
Ve diyor ki eşyanın hakkını vereceksin.
Kitabın varsa oku.
Giymediğin, kullanmadığın eşyaları elden çıkart.
Ben bunun insana gerçekten çok iyi geldiğini söyleyebilirim.
Bu podcast'tan sonra artık kullanmadığınız, bozuk, eski, kırık, tüm gereksiz gördüğünüz o şeyleri elden çıkarın.
Samir edilecek bir şeyse tabii ki edin.
Ona hiçbir şey demiyorum. Peki neden böyle bir şey öneriyor Feng Shui'yi?
Çünkü bu öğretiye göre kullanmadığın her şey sana yük.
Sana hizmet etmiyorsa boş yere hayat...
Bırakman lazım. Bırak ki yaşam enerjisi hayatında aktif olarak aksın, dursun.
Ben de bu kafada bir insanımdır.
Yani bir şey aldıysam kullanırım, kullanmayacaksam zaten almam.
Bir kere üniversitede bir arkadaşım evime geldi doğum günümde.
Ben mum aşığı bir insanımdır.
Böyle mis gibi kokan.
Kocaman 3 tane mum almış bana.
Çok da güzel gözüküyorlar.
Böyle gerçekten. Yemek yedik ettik.
Balkonda oturacağız. Sohbet edeceğiz.
Bir kahve demledim.
Mumları da koydum balkona masaya.
Aldım çakmağı.
Çak. Yaktım üçünü de.
Arkadaşımın tepkisi.
Sanki böyle kıyamet kopmuş gibi bir tepki.
Ne oldu be dedim. Dedi ki neden yaktın?
E dedim çok güzeller çünkü ve mum bunlar.
Ya ne yapmam lazımdı?
Ama çok güzel gözüküyorlar.
Bende de var aynısından.
Süs gibi koyuyorum orta sehpama dedi.
Hiç yakmadın mı dedim.
Hayır dedi. Biz bunun üstüne o gece 3'e kadar yeni mumlarımın ışığında konuştuk.
Birkaç gün sonra o beni çağırdı evine.
Kahve yaptım. Hadi gel yazdı.
Gittim ben de. Bir baktım.
Orta sehpasında mumlar.
Hepsi yanıyor. Dedi ki o kadar iyi hissettim ki şunları yakmak çok kıymetli hissettirdi bana.
Saçma sapan bir şekilde.
Hem çok da güzel koktu bunlar sayesinde evimde de.
Bazen bir şeyler alıyoruz ve kıyamıyoruz ya böyle.
O şeyi yapılış amacıyla bile kullanamıyoruz yani.
Ama yapın bunu. Eğer ki arkadaşım gibi biriyseniz bir şans verin derim.
Neyse konuyu çok dağıtmayayım.
Evimize dönelim. Şimdi girişten başlayalım.
Dış kapı çok önemli arkadaşlar.
Çatlak, paslı, kilidi kırık, menteşesi problemli kapıyı asla kabul etmiyoruz.
Feng Shui'ye göre ön kapınız çiğinin yani yaşam enerjisinin evinize ve hayatınıza girebileceği bir geçit.
Bu yüzden eve giriş zor olmamalı.
Yani kapıdan içeri girerken girişimizi zorlayan bir eşya bulunmamalı etrafımızda.
Bir de kapıdan içeriye girdiğimizde ilk gördüğümüz şey çok önemli.
Şu an evinizi bir düşünün burada.
Kapıdan girdiğiniz ilk ne görüyorsunuz?
Mutfağı görüyorsanız bu oburlu simgeler.
Yatak odasını görüyorsanız bu tembelliği simgeliyor.
İdeali oturma odasıdır.
E ne yapalım Zeynep? Şimdi evi yıkıp mutfakla oturma odasının yerini mi değiştireyim?
Haklısınız ama eve girdiğinizde girişe koyduğunuz bir heykel, resim ya da aksesuar da bu açığı kapatır.
Sonuçta tabii ki herkesin giriş kapısı oturma odasını görmüyordur diye düşünüyorum.
Evin girişinde antre dediğimiz yerde mutlaka ayrı tutulmalıymış.
Öyle bir alanınız yoksa oraya bir paspas, yine bir obje vs.
konulabilir. Bu objeleri neye göre koyacağız?
Bir o konuyu sıkıştırayım istiyorum araya.
Ying yang arkadaşlar. Bu çok önemli bir konu çünkü.
Feng Shui'nin temeli neredeyse.
Qi yani yaşam enerjisi Ying ve Yang olarak iki farklı şekilde kendini gösterir.
Her şeyin yaratılmasına neden olan bu iki karşıt güç bir araya geldiklerinde yaşamda denge ve uyumu sağlarlar.
Evrende her şey, her olgu kendi karşıtı ile birlikte var olur.
Çatışmak yerine birbirini tamamlayarak uyumlu bir birliktelik yaratırlar.
Elin enerjidir arkadaşlar.
Sıcaktır, aktiftir, yukarıya doğrudur, aydınlıktır, ateş tarafından simgelenir.
Ying dişil enerjidir.
Sakindir, pasiftir, soğuktur, ıslaktır ve su elementiyle özdeşleşir.
Yaşam alanlarımızda hem yin hem de yang enerjiye ihtiyacımız vardır.
Çalışma ortamlarında daha aktif yani yang, dinlenme ortamlarında ise daha pasif yani yin enerjiye ihtiyacımız vardır.
Şimdi mesela fazla yin enerjide kalırsak yani fazla durağanlık eve ağırlık getiriyor.
Mesela kurutulmuş çiçekler ya da cansız bitkiler evi çok ağırlaştırır.
Yin enerjisini arttırır.
Ben önceden çok çiçek saklayan bir insanım.
Böyle gündüğümün arasına...
Ya da journal tarzı bir şey yaptıysam onun içine yapıştırırdım.
Öyle yapmıyorum artık.
Yani elimden geldiğince kurutulmuş bir çiçek saklamıyorum.
Bir buket ise o dışındaki kağıdından vesaire saklıyorum anısı varsa.
O da yoksa fotoğrafını çekiyorum.
Onu yazıcıdan çıkarıp journal'a ekliyorum.
Beni sadece benim gibi manyaklar anlar.
Bazılarınız ne diyor bu deli falan diyordur.
Neyse. Ağır hantal mobilyalar da bu etkiyi verir bu arada.
Ama yang... Yani eril enerji çok yükselince de eve öfke getirir.
O ateşimizi yükseltir çünkü.
Çok fazla eril enerjinin olduğu evlerde insanlarda öfke patlamaları da daha fazla görülebiliyormuş.
Feng Shui'ye göre. Ne yapabiliriz dengelemek için?
Deniz manzaralı bir eviniz varsa bunu evdeki şömine ile dengeleyebilirsiniz.
Bu çok az insanda mümkün olacağı için diğer seçeneklerimizde de gökkuşağı var.
Suyu ve ateşi barındıran bir semboldür.
Resim ya da bir obje.
Kristal bir avize de olabilir.
Ya da denizin üzerinde batan bir güneş resmi de olabilir.
Bir de mumlar çok önemli arkadaşlar.
Bir aynanın önüne koyacağınız mumlar ya da böyle suyun içinde yüzen küçük mumlar olabilir.
Bunlar tabii ki simgesel tamamen.
Feng Shui öğretisi beş temel elementin varlığını kabul eder.
Ve bu elementlerin her biri farklı özelliklere ve enerjilere sahiptir.
Bunlar ateş, su, hava.
Toprak ve metal. Bu beş elementin de dengeli kullanılmasına özen göstermemiz gerekiyor.
Aslında baktığınızda Feng Shui biraz sembolizm gibi arkadaşlar.
Evimizde gördüğümüz her şeyin bilinç düzeyinde bir anlamı var.
Mesela evinizde olan objelere ve tablolara tekrar bir bakın bugün.
Duvarlarınızda size hüzünlü hissettiren, yalnız hissettiren tablolar mı var?
Yoksa baktıkça size çok iyi gelen tablolar mı?
Buna bir bakın derim.
Şimdi devam edelim.
Işıklandırma. Çok önemli.
Gün ışığı ya da sarı ışık tavsiye ediliyor.
Beyaz florsan asla tavsiye edilmiyor.
Zaten uzun süre beyaz ışıkla çalıştığında da çok yoruluyor insan.
Hatta genel olarak tepe ışıkları çok yoruyor bence.
Abajür ve lambadar kullanılabilir diyor.
Ben de genelde böyleyimdir.
Akşamları böyle sakin, loş, tatlı bir ortamda oturup dinlenmek istiyorum akşamları.
Böyle tepede kocaman beyaz ışıklarla oturmaktan keyif alanları.
hiç anlamadım. Anlamayacağım da ben ve benim gibiler sarı ışıklı abajürlerimizle çok mutluyuzdur diye düşünüyorum.
Şimdi gelelim bitkilere.
Bu da çok önemli. Çünkü bitki eve canlılık getiriyor arkadaşlar.
Geniş yapraklı ve yukarıya doğru olması lazım yapraklarının.
Bitkiler çiğ yani yaşam enerjisiyle dolu oldukları için onlar büyüdükçe bizim evimizde de yaşam enerjisi artıyor.
Ölmüş, kurumuş bir bitkiyi de evde tutmuyoruz.
Bir bitkiniz varsa ve sararmışsa buduyoruz.
Gerekli tedavileri yapıyoruz.
Sağlıklı hale getiriyoruz bitkilerimizi.
Bir de her bitki evin her yerinde kullanamıyoruz.
Mesela kaktüs. Dikenli bir bitki bildiğiniz gibi.
Onu dışarıda işte balkonda ya da bahçede falan kullanıyoruz.
Evin dışında kullanın ki dışarıdan gelen bir şeye karşı o dikenler evinizi korusun.
diye böyle bir anlamı var.
Şimdi ben bu kadar şey anlattım ama evinizde birden inanılmaz büyük değişimlerde yapmayın.
Küçük küçük başlamak lazımmış.
Yaptığınız değişikliklerin etkilerini gözlemleyerek devam etmeliymişiz.
Daha çok bu tavsiye ediliyor.
Bir de yatık odamıza bakalım.
Şimdi şöyle ki insan kendini güvende hissettiği yerde daha rahat uyur.
Çünkü beynimiz alarmda olmayı bırakıp daha rahat uykuya dalar.
Bu yüzden yatağımızın konumu çok önemli.
Yatak, masa, koltuk bunların hiçbiri kapının karşısında olmamalı.
Ama sırtımızı da kapıya dönmeyeceğiz.
Bunun bizim içsel korkularımızı, dürtülerimizi titikleyen bir tarafı var.
Kapıya sırtınızı döndüğünüzde oradan gelecek tehlikeyi de...
Kapısı açıkken uyuyamayan insanlar da vardır mesela.
Misafirimizin oturduğu koltukta kapıyı görmeli.
Ki kendini güvende hissetsin.
Oturma odası zaten çok sıcak, böyle çok huzurlu bir ortam olmasını istediğimiz bir oda.
Koltukların arasına ortaya koyduğumuz bir sehpada ortama sıcaklık katıyor Peng Shui'ye göre.
Özellikle yuvarlak ya da yuvarlak köşeli olursa daha güzel olur.
Yuvarlak oval eşyalar sınırları yumuşatırlar arkadaşlar.
Peng Shui'de zehirli ok denilen bir tabir var.
Bunlar sivri uçlu köşeler, keskin uçlu mobilyalar oluyor.
Bunların çok fazla kullanılmaması lazım.
E her şey mi yuvarlak olacak Zeynep?
Hayır. Denge dedik arkadaşlar.
Denge çok önemli. Çünkü hayatta da bazen yumuşak ve esnek olmamamız gereken durumlarla karşılaşabiliyoruz.
O köşelerimiz, sivri yanlarımız bizi ve sınırlarımızı koruyorlar aslında.
Bu ikisinin de yine dengeli kullanılıyor olması lazım.
Zaten bu liste uzayıp gidiyor arkadaşlar.
Derya deniz bir konu.
Bu konuya devam etmemiz... isterseniz bir podcast daha kaydedeyim.
Evin diğer kısımlarına bir göz atalım o bölümde de.
Ama sözün özü şu ki hayatınızda ne istiyorsanız evinizde de o olsun.
Eşyalarınız temiz olsun, düzenli olsun.
Bozuk olmasın, kırık olmasın.
İhtiyacınız yoksa, size hizmet etmiyorsa evinizde de yer kaplamasın diyorum ve bölümü böyle bitireyim istiyorum.
Her hafta olduğu gibi haftayı cuma sabah 6'da yeni bölümde görüşmek üzere.
Kendinize çok iyi bakın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
