
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
bu bölümde yasaklı meyvelerden, hikayelerinden ve biraz da anlamlarından bahsettiğim kısa bir sohbeti dinleyeceksiniz. bana eşlik etmek ister misiniz?
Zeynep'i instagramdan takip etmek etmek için tıkla!
Podcastin instagram hesabını takip etmek için tıkla!
Transkript
Altyazı M.K.
Merhabalar herkese. Ben Zeynep.
Hoş geldiniz. Uzun bir aradan sonra gerçekten benim için çok uzundu.
Ve bu özlem karşılıklıydı.
Çünkü vize haftasından çıktım ve gerçekten berbat geçen bir vize haftası.
Dehşet derecede yorucuydu.
Hem psikolojik olarak hem fiziksel olarak.
Ama neyse ki bitti diye seviniyorum şu an.
Ama bu dönemde bir bölüm çekemedim.
Hatta iki bölüm eksiğimiz var şu an.
Ama ben telafi ederim. Kendime bazı sözler verdim falan diyormuşum.
Bugün sizin karnınızı acıktıracağım ben.
Çünkü meyvelerden falan...
bahsedeceğiz. Ama nasıl meyveler?
Böyle birazcık derinliğine ineceğiz o meyvelerin.
Yasaklı meyvelerden bahsedeceğiz.
Zaten ilk hangisi aklınıza geliyor?
Direkt yani yasaklı meyve deyince aklınızda canlanan ilk meyveyi şöyle söyleyin.
Muhtemelen elmadır.
Çünkü yani genel olarak çevremize duyduklarımızdan, aşkı memnunun kapağından mesela ya da twilight'ın kapağından yani böyle şeyler çok etkili bence.
Görsel hafızanızda varsa.
Ama bu elma bir tek bunları yapmamış.
Savaşlar başlatmış, İskandinav mitolojisinde İdu'nun elmaları sayesinde tanrılar ölümsüzlüklerini falan koruyorlar.
Pek kıymetli bir meyve ama bildiğimiz elma yani.
Yani düz elma. Bu sembolizm gerçekten inanılmaz derin bir konu.
Gerçekten böyle çok fazla gerçekten dedim ama.
Böyle yani üstüne saatlerce konuşulur, günlerce konuşulur.
Oku oku bitmeyen bir konu.
Bence çok da gerekli bir konu.
Çünkü böyle filmler, kitaplar, tablolar çok fazla yorumlanabiliyor.
Ve bunlara hakim değilseniz birazcık böyle soy şey kalıyor, havada kalıyor o konular.
Onlara birazdan değineceğim.
Şimdi biz elma ile ilgili çok öncelere gidelim.
İlk başlara çoğumuzun bildiği başlangıca.
Adem ile Havva'nın ağaçtan koparttığı ve cennetten kovalamalarına yol açan o meyveden bahsedeceğiz.
Bu arada bu hikayede meyvenin ne olduğu aslında özel olarak belirtilmemiş.
Ben bunu ilk duyduğumda çok şaşırmıştım.
Çünkü hep duyuyoruz yani yasak meyve, yasak elma, hep elma, elma, elma diye.
Ama bu işte Hristiyan inancına göre özellikle bu yasak elma nedenmiş bu kadar derseniz.
Hemen bunun etimolojisine inelim.
Hemen hemen hemen iniyoruz altlara.
Bunun için iki sebep var.
Şimdi birincisi bu Yunanca'da ağaçta yetişen meyve olarak kullanılan kelime.
Bu anlama gelen kelime melon kelimesi.
Latince elma olarak geçiyor.
Bu yüzden de bu meyvenin elma olduğu düşüncesi yayılıyor yani doğal olarak bence de.
Ama tabii bu dini metinleri çevirenler vs.
oturup o elmanın etimolojisini araştırmadığı için bu şekilde böyle bir algı ortaya çıkıyor.
İkinci sebep de Latince'de şeytan anlamına gelen malum kelimesi aynı dildeki elma kelimesine işte yani malum kelimesine olan benzerliğinden ötürü bu iki kelimenin bir karmaşıklığı oluyor.
Yani bir karışıklık çıkıyor ortaya.
Bir de hani yasak yasak.
Sonuçta şeytan anlamına da gelebiliyordur falan gibi bir algı oluyor.
Yani aslında burada suçlu meyve de değil aslında.
Meyve sadece yapılan eylemin yasaklı olmasını sembolize ediyor.
Biz de bunu birazcık irdeleyeceğiz.
Bu dini resimlerde Hristiyan'ın gelmesiyle yasak elma söz konusu haline geliyor zaten.
İşte Apple of the Fall olayı.
İlerleyen zamanlarda yapılan tablolarda ve çoğu dini resimde de bebek İsa elinde elma tutuyor ama buradaki elma başka bir anlam.
Yani burada kurtuluşu falan temsil ediyor.
Bu farklı. Orada böyle geleceğindeki görevi insanlığın günahlarını temizleyen bir kurtarıcı olduğunu falan sembolize ediyor onu.
Ama biz konumuza dönelim.
Çünkü böyle birazcık olumlu anlamlarından bahsetmeyeceğiz.
Yasaklardan bahsedeceğiz. Yasaklar daha böyle ilgi çekici.
Çünkü mitolojide yani elmalar işte doğurganlığı, gençliği...
sağlığı falan da sembolize ediyor.
İskandinav mitolojisi, İran mitolojisi hepsinde böyle farklı farklı sembolize ettiği şeyler var.
Ama biz ne dedik? Biz yasaklardan bahsedeceğiz bugün.
Çünkü elma bir savaş başlatmış.
Yani inanamazsın.
Ama bu işte elma kıskançlığın, aşkın sembolü falan olmuş.
Çok da güzel bir hikaye değil aslında ama neyden bahsediyorum?
Belki bazılarınız biliyordur.
Çoğunuz biliyordur belki. Yunan mitolojisinden bahsedeceğiz.
Ben bu arada bu son birkaç podcast'tır.
Yani sürekli diyorum ki mitolojiyle alakalı bir şeyler yapayım.
Çünkü çok ilgimi çekiyor.
Dinlemesi de okuması da çok ilgimi çekiyor.
Ve bölüm yapmak için de bana bahane olur gibi hissediyorum.
Böyle biraz daha beni motive eder, daha fazla okurum gibi geliyor.
Bu yüzden önümüzdeki birkaç bölümde aralara sürekli mitolojik bir şeyler sıkıştırabilirim.
Bunun önceden haberini vereyim.
Altın elmayı kelsin duymuşsunuzdur.
Eğer ki duymadığınız varsa ben hemen ufak bir araya sıkıştıracağım.
Çünkü çok güzel. güzel bir hikaye.
Zeus, Truva prensi Paris'ten çok zor bir seçim yapmasını istiyor.
Bu seçim ney? Üç güzel tanrıçadan birini seçip altın elmayı ona vermesini söylüyor yani.
Bu ama çok zor bir karar çünkü o üç tanrıça kim?
Afrodit, Hera ve Athena.
Yani üçlüye bakar mısınız?
Şampiyonlar Ligi. Bir de bunlar Yunan tanrıçası.
Yani bunların sağı solu da belli olmaz maazallah.
Bu tanrıçalar hani Paris'te elma karşılığında bir sürü vaat sunuyor ama neler neler yani.
Afrodit de Paris'e dünyanın en güzel kadını Helen'in aşkının sözünü veriyor.
E tabii ki Paris... birazcık tab oluyor bu teklifi.
Paris elmayı ona veriyor.
Helen'le kaçıyor ve böylece Truva Savaşı başlamış oluyor.
Yani enteresan bir hikaye ama bunun hakkında ne tablolar böyle ne şeyler var.
O tabloları ben hep genelde bu şeylere denk geldiğimde açıyorum insanlar böyle yorumlamış vesaire oluyorlar.
İnanamazsınız ya neler neler.
Oradaki en ufak detaydan başka şeylerin hikayesi vesaire.
Çünkü o yüzden bu özellikle mitolojik tabloları incelemek çok keyifli bir şey bence.
Bu masum Meyve felaketin ve muhteşem tablolarında kaynağı oluyor yani aynı zamanda.
Şimdi bu elma bir yerden daha tanıdık geliyor size.
Birazcık çocukluğumuza inelim.
Oturun ve çocukluğunuzu hatırlamaya çalışın şu an.
Pamuk Prenses'ten bahsedeceğim.
Şimdi bu Pamuk Prenses neden zehirleniyor?
Yani bunun altında yatan mesaj ne aslında?
Birazcık bunu düşünmenizi istiyorum önce.
Bu elmanın arkasında yatan hikayelerden.
Bazılarını öğrendik az önce söyledim.
Peki pamuk prenseste ne yatıyor?
Şimdi ne oluyordu? Yaşlı cadı kılığındaki kraliçe geliyordu.
Pamuk prensese zehirli elmayı veriyordu.
Pamuk prenses ısırıyordu ve derin bir uykuya dalıyordu.
Bir prens gelip onu uyandırıncaya kadar.
Elma aslında masum bir meyve.
Yani bildiğimiz güzel. Tadı da güzel.
Ben çok severim. Masum bir meyve ama onu zehirlediğinizde artık çok masum da bir meyve olmuyor.
Kirleniyor. Yani artık...
Öldürücü bir şey oluyor o meyve.
Pamuk Prenses için de kilenen bir masumiyet, boşa çıkan bir güveni de temsil ediyor elmamız.
Aslında bu Pamuk Prenses vs.
gibi batı masallarının altında yatan şeyler çok çok farklı.
Başka bir bölümde ondan da bahsedelim.
Peki bu tek yasaklı meyve elma mı?
Buna birazdan değineceğim ama bugün size şeyden bahsetmek istiyorum.
Andrea Tarkovski belki duymuşsunuzdur ve emin...
Belki özellikle sinemaya falan ilgisi olanlar duymuşlardır.
Kendisi Rus film yönetmeni ve yazar aynı zamanda.
Sembolizmden dehşet derecede faydalanıyor, yararlanıyor.
Yani özellikle böyle onun filmlerinde insanlar belli tabloları falan yan yana koyup incelemeler falan yapıyorlar.
İnanılmaz bir şey. O bir yazısında diyor ki...
Edebiy bir eser yalnız semboller ve konseptlerle doğru algılanabilir.
Çünkü kelimeler bunun için vardır.
Gerçekten de böyle. Ortaya bir şeyler çıkarıyorlar ve diyorlar ki mesela bu bir elma.
Bunu ben buraya koydum.
Yani yaz bunun arkasını doldur diyor sana yani.
Ben bunu burada neden kullandım?
Herkes farklı şeylerle yorumluyor ediyor.
İnanılmaz güzel hikayeler çıkıyor.
Çok enteresan bir konu bence.
Hatta bugün ortamlarda satılacak bilgi Merve'nin hikayelerinde görmüştüm.
Paylaşmış oldaki o. Tarkovski'nin bir filminde kullandığı bir tabloyla işte filmden bir kesti falan incelemiş, karşılaştırmış.
Çok keyifli bir hikaye serisiydi o an benim için.
Çünkü tam da bu sıralar bunlar hakkında bir şeyler okuyorken.
Peki, yasaklı tek meyve elma mıdır?
Sorusuna gelecek olursak.
Hayır. Bilirsiniz ki pazardan aldığınız bir tane, eve geldiğiniz bin tane olan bir meyve vardır.
Çocukluğumuzun vazgeçme bilmecesi.
Nar. Gerçekten nar da yasaklı bir meyve.
Ama hikayesi ne? Bunun çok daha farklı bir hikayesi var.
Bunlar aslında işte ölümsüzlük, güzellik, aşk, hayat, neler işte yeniden doğmak falan böyle şeyleri de sembolize ediyor.
Ama bir de anlayacağın üzere az önce bahsettiğim bilmeceden ötürü de bereketi de temsil ediyor.
Ama Yunan mitolojisinde yasak aşkı ve takıntıyı da...
sembolize ediyor. Şimdi bu zaten Yunan mitolojisi deyince bu talihsiz aşk hikayeleri falan ya bir sürü yani doyamazsınız sürekli.
Hepsinin farklı farklı aşk hikayeleri bilmem neleri var işte.
Apollo ve Daphne var.
Bundan hatta toksik aşklardan bahsettiğimiz bir bölümde konuşmak istiyorum Apollo ve Daphne'den.
Çünkü çok farklı. Kafamda o ikiliyi canlandırdığımda o kadar farklı konuları atlayabilirim ki onu nota aldım zaten bu konuyu araştırırken.
İşte Afrodit ve Ares var.
Var da var yani Yunan mitolojisinde.
Şimdi bunların hepsini anlatamam ama size bugün Persephone ve Hades'ten bahsedeceğim.
Oldukça enteresan bir hikaye bence.
O yüzden kulaklarınızı dört açın.
Şimdi bu Persephone kim?
Bereket tanrıçası olarak bildiğimiz Demeter'in çok güzel bir kızı.
Çok güzel bahsediliyor yani her yerde.
O da Demeter gibi böyle toprağa, ilkbahara, çiçeklere falan çok hayran.
Babası ise... Kim?
Persephone'nin babası. Tahmin edeceğiniz üzere Zeus.
Persephone'de birazcık böyle anne kız ilişkisi çok baskın.
Annesine çok düşkün ve annesi de ona düşkün.
Yani bu duygu da çok karşılıklı.
Şimdi Yunan mitolojisi dedik.
O yüzden Persephone'nin başından çok trajik bir hikaye geçecek tabii ki de.
Bir efsane diyor ki bu Persephone'yi gören...
Ölüler tanrısı Hades onun gençliğinden ve hayat doluluğundan çok etkileniyor.
Ve bu aşk karşı koyamayacağı bir hale geliyor.
Bu karşı koyamayacağı hale geldiğinde de bir plan yapıyor onu yanında götürmek için.
Bir gün Persephone bir çiçek toplarken yer altındaki krallığından çıkıyor.
Persephone'ye kollarını sarıyor ve onu kendisiyle beraber yer altına götürüyor.
Yani ama ne dedik? Anne kız bunlar birbirine çok düzgün yani.
Bu ortadan kaçırılınca tabii ki annesi de hemen anlıyor bunu.
Demeter de Zeus'a gidiyor ve diyor ki kızım nerede?
Demeter Hades'e o kadar kızıyor ki Tanrı'nı cezalandırmaya karar veriyor.
Yani diyor ki ben artık Ekinler'e toprağa bakmayacağım.
Bakmayacağım diyor yani benim kızımı çaldınız.
O yüzden de ben de böyle bir ceza veriyorum diyor.
Ve Demeter görevini ara verince de...
Bir kıtlık başlıyor.
Yani tüm dünyaya yayılıyor bu açlık durumu.
Zeus da tabii ki bu durumu durdurmak istiyor ve ara buluculuk yapalım diyor.
Demeter, Zeus'la beraber Hades'in krallığına gidiyorlar.
Hades de bu gelen iki tanrının ziyaretini tabii ki biliyor.
Ama onun da bahanesi hazır.
Diyor ki Zeus'a, Persephone yer altındaki narlardan yedi diyor.
Şimdi oradaki kurallara göre de yer altındaki yiyeceklerden birini yerseniz artık yer altından çıkamazsınız.
Yasak yani oradan bir şey yediğiniz için.
Demeter yani o kadar kızıyor ki, o kadar sinirleniyor ki ve bunun acısını da çıkarmak istiyor.
Bu yüzden Zeus da Hades'le bir anlaşma yapmak zorunda gibi hissediyor kendini.
Bu anlaşmaya göre de yılın yarısında Persephone Hades'in yanında kalacak.
İşte onunla beraber böyle yer altında hükümetecekler oraya falan.
Geri kalan yani yılın diğer yarısında da annesinin yanında olacak.
Hatta antik Yunan'da bu mit işte mevsim değişikliğiyle ilişkilendiriliyor.
Persephone Hades'in yanındayken kış, annesinin yanındayken yaz oluyor.
Yani bu mit... Mit Yunanlı için böyle oluyor ama ya bu mit bu arada çok önemli Yunanlı için ama önemi bu kadarla da sınırlı değil.
Hani bu mevsim değişikliğiyle alakalı.
Çünkü Yunanlı kadınlar bu mit adına kutladıkları bir bayram bile yapıyorlar yani.
8 gün sürüyor bu bayram.
Tesmaforia dedikleri bir bayram kutluyorlar ve bu bayramda kadınlar kocalarından uzaklaşıp anne kızın yeniden bir araya gelmesini kutluyorlar.
Çok ilginç bence.
Enteresan bir şey yani düşünsenize.
Herkes bir anda erkekleri bırakıyor ve...
Anne kız takılmaya başlıyor. Çok tatlı bir hafta sonu olabilir.
Ama 8 gün sürüyormuş gerçi.
Neyse. Şimdi aslında bu meyve yani bu nar dediğimiz şey aslında bu hikayede bir sürü şey temsil edebilir.
Ama biz şeye bakıyoruz. Demeter için ne sembolize ediyor?
Çünkü onun için orada nar yasak aşkı sembolize ediyor.
Asla yaşanmaması gereken bir durumu sembolize ettiği için yasak meyve olarak da görülüyor.
Peki bu nar nar nar dedik.
Bu bir tek Yunan mitolojisinde olan bir şey miydi?
Hayır. Çok yakın bir zamana dönelim.
Hadi çok da değil gerçi de. En azından diyorsanız ki işte ben Yunan mitolojisi bilmem.
Ama eminim ki duyduğunuz Romeo ve Juliette de geçiyor bu.
Romeo ve Juliette talihsiz aşıklar aşıklarının saflığını ve imkansızlığını konuşurken nar ağacının üstündeki bir bülbül ötmeye başlıyor.
Ve orada Romeo diyor ki eğer yaşamak istiyorsam gitmeliyim.
Burada kalırsam ölürüm diyor.
Juliette'nin yanından ayrılmadan önce.
İşte yani bu narlar, elmalar bu sembolize edilen şeyler hakkında çok fazla konuşulur.
Ama Ben sizin artık başınızı daha fazla şişirmeyeceğim.
Yani birazcık şey gibi oldu bu bölüm.
Böyle bir kelime seçeyim ve aslında o edebiyatta, sinemada, işte sanatta neleri temsil ediyormuş.
Bunların hakkında konuşalım gibi bir bölüm oldu.
Ve genelde elmayı seçtik burada.
Hatta böyle yapabiliriz.
Yani bir şey seçelim. Onun hakkında işte ben araştırayım.
Neyi sembolize ediyormuş, neler kullanılıyormuş bilmem ne.
İnanılmaz keyifim olur bence.
Bugünün meyvelerinin sonuna geldik.
Umarım ki evinizde bir elma ya da nar vardır.
Videomuzu çektiyse bir kutur kutur yiyin.
Artık yapacak bir şey yok.
Keyifle geçtiğini umuyorum.
Çok özleştik ama bundan sonra tabii ki bölümler düzenli gelecek.
Instagram adresimi aşağıya bırakıyorum.
Bölümü dinledikten sonra eğer ki sevdiyseniz, dinlemekten keyif aldıysanız bir selam verirseniz çok sevinirim.
Kendinize çok iyi bakın. Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
