
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Dünya harikaları tamamen insan eliyle inşa edilen olağanüstü güzellikteki yapılar olarak öne çıkıyor. Bu bölümde Zeynep, antik Dünya’nın 7 harikasını ve hikayelerini anlatıyor.
Zeynep'i instagramdan takip etmek etmek için tıkla!
Podcastin instagram hesabını takip etmek için tıkla!
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhaba arkadaşlar.
Konuşulacak Çok Şey Var! podcastine, hoş geldiniz.
Ben Zeynep. Bugün dünyanın yedi harikasından bahsedeceğim.
Böyle her taraftan duyduğumuz ama detaylarını çok da bilmediğimiz bir konu bence.
O yüzden oturup bu yedi harikayı bir güzel inceleyelim istedim.
Bunlar tamamı insanoğlu tarafından inşa edilmiş, olağanüstü antik yapı ve yapıtlar.
Ayrıca antik dönemin yedi harikası olarak da biliniyorlar.
Bu kavramı ilk defa M.Ö.
5. yüzyılda Herodot ortaya atıyor aslında.
Ama daha sonra M.Ö.
2. yüzyılda Yunan şairi Sidonlu Antipatros dünyanın yedi harikası üzerine bir şiir yazıyor.
O şiirde de biraz sonra bahsedeceğim yedi harikayı sıralıyor bize.
Peki nedir bu yedi harika Zeynepciğim?
Önce hepsini bir sırala diyeceksiniz.
Şöyle ki Keops 1.
Mısır'da, Babil'in asma bahçeleri, Zeus heykeli Olimpos'ta, Rodos heykeli, İskenderiye feneri, Halikarnas mozolesi.
ve Artemis Tapınağı arkadaşlar.
Şimdi çoğunun günümüze kadar ayakta kalamadığı bu muhteşem antik yapılardan sadece bir tanesi günümüze kadar ulaşabildi.
O yüzden ilk onunla başlamak istiyorum.
Keops piramidi. Giza piramitleri Mısır'ın Kahire bölgesinde Giza semtinde bulunan 3 piramidin genel adıdır.
Miras listesine de bu 3 görkemli yapıdan en büyüğü ve en ihtişamlı olanı Keops piramidi girmiş.
Yaklaşık 138 metre bir uzunluğa sahip.
Normalde 147 metreymiş ama erozyondur, aşınmadır, azalı azalı yüksekliği düşmüş.
M.Ö. 2560 yılında Firavun Keops tarafından yaptırılmış ve bu piramit için yaklaşık 2,5 milyon taş blok işlenmiş arkadaşlar.
Yapımının da yaklaşık bir 20 sene falan sürdüğü tahmin ediliyor.
Bu piramidin 19.
yüzyılın sonunda ilk kez kesin ölçümlerini yapan Sir Flanders Petrie demiş ki piramidin yüzeylerinin matematiksel ilişkileri ve dairesel orantıları dairesel
oranları rastlantıyla açıklanamayacak derecede o kadar sistemlidir ki bunların projede öngörüldüğünü yani inşaatçıların tasarımında mevcut olduğunu kabul etmek zorundayız demiş.
Yani ileri derecede bir matematikleri olduğu düşünülüyor o dönemde tabii.
Şey de diyebiliriz.
Uzaylılar yapmıştır falan.
Ama maalesef arkadaşlar insan gücüyle yapılmış oldukları kanıtlandı.
Ben Mısır'a hiç gitmedim bu arada.
Ama çok istiyorum.
Gerçekten çok istiyorum.
Şu dünyada gitmeyi en çok istediğim yerlerden biri.
Turgay Tuna'yı çok severek takip ediyorum.
Bazen turları oluyordu Mısır'da.
Ah ya yani nasip olur mu kendisiyle şöyle bir Mısır turu.
O kadar keyif alırdım ki anlatamam size.
Şimdi bir diğer... antik dünya harikasına geçiyoruz.
Babil'in asma bahçeleri.
Bu listedeki en gizemli harika bu arkadaşlar.
Çünkü bu bir efsane de olabilir.
Gerçekte var olup olmadıklarını tam olarak da bilmiyoruz.
Ama varmış gibi davranmak istiyorum.
Çünkü harika bir yere benziyor gerçekten.
Bazı yazarlar, Yunan tarihçilerden bazıları falan bu bahçeyi gördüklerini söyledikleri için ben şu an var kabul edeceğim.
Bu arada Babil'in asma bahçeleri derken buradaki asmayı asma kat gibi düşünün arkadaşlar.
Çünkü tonoz bunlar. Yani tonozlar ve yapılan yapay teraslar üzerinde yer alan bahçeler.
Hani yukarıda asılı bahçeler.
anlamında. Öyle canlandırın gözünüzde.
Peki yani orada hiç kanıt aramadık mı?
Aradık tabii ki. 19.
yüzyıl başlarında Alman bir arkeolog buraya gidiyor.
Kazı yapıyor Babil'de.
Aslında Babil'in bu planını büyük ölçüde çıkarıyor ama bir sıkıntı mevcut.
Bu da bulduğu alan Fırat Nehri'ne çok uzak bir yerde.
Kazıda tuttuğu raporlarda da aslında şöyle diyor.
Bu alanda yer alan küçük hücrelerden birinde bir hidrolik mekanizma var.
Yani bulduğu odanın Bunun sulamayla alakalı bir görevi olduğunu düşünüyorlar ama dediğim gibi antik kaynaklarda Babil'in asma bahçelerini Fırat'ın yakınında olarak belirttikleri için bu durumda bir şüphe
uyandırmış insanlarda.
Ama ne dedik? Buranın var olduğunu söyleyen insanlar da var.
Mesela 5. yüzyılda Babil'de yaşamış Babil'li bir rahip.
Kitabında bahsediyor bu asma bahçelerden.
Ve biz şöyle bir hikaye biliyoruz.
Bu asma bahçeleri M.Ö.
605 yılında 43 sene Babil Krallığı yapmış olan Nebukadnezar inşa ettirmiş.
Ve tüm bunları memleket hasreti çeken, o Mezopotamya'nın sıcak ortamından bunalmış olan karısı için, Semiramis için yaptırmış.
Bu asma bahçeler adeta o karısının şehrinin yapay hali gibi olmuş arkadaşlar.
yapmışlar rivayetlere göre birçok yapay dağlar yeşillikler teraslı bahçeler akan sular gibi yapılara yer vermiş ve çok da kısa bir sürede inşa edilmesini sağlamış oranın bu bahçenin
Dış duvarların 80 km uzunlukta, 25 metre kalınlıkta ve 100 metre yükseklikte olduğunu, 4 atlı bir arabanın gezinmesine uygun olduğunu belirtmişler.
Duvarların içinde de somaltıdan yapılmış büyük heykeller bulunan kaleler ve tapınaklar olduğunu da belirtmişler.
Ve burası tahmin edebileceğiniz gibi halka açık bir yer değil.
Krallara mahsus. Muhtemelen de Fırat'ın taşkınları sebebiyle de ortadan kalktığı düşünülüyor.
Arkasında bir kanı... Anıt bir şeyi bırakmış mı derseniz de işte kulaktan kulağa böyle söylencesi kalmış.
Şu an sadece bir kum dağından ibaretmiş öyle diyorlar.
Şimdi biz antik dünyanın bir başka harikasına geçiyoruz.
Zeus heykeli. Bunun ne olduğu çok bariz ortada zaten.
Nerede peki bu heykel?
Olimpiyatların kökeni olan yere gidiyoruz.
Yunanistan'da arkadaşlar. Olimpia şehrinde.
O dönemde önce bir tapınak inşa ediliyor.
Ardından da bu tapınağın batı ucuna Zeus'un heykeli dikiyorlar.
7 metre genişliğinde ve 12 metre yüksekliğinde bir heykel.
Tahta oturan bir Zeus'u betimliyor.
Çok da böyle heybetli tahmin edebileceğiniz gibi.
Büyük Yunan heykel tıraşı Fidias tarafından yapılıyor.
Kendisi M.Ö.
5. yüzyılda antik dünyanın en iyi heykel tıraşı olarak bilinirdi.
Ayrıca Atina'da Athena heykeli ve Parthenon üzerinde de çalışmış.
Bu heykelde de Zeus'un tahtında oturduğu, teninin fil dişinden ve elbisesinin dövülmüş altından olduğu tasvir edilir.
Olimpiyadaki tapınağa gelenler de bir hayranlık uyandırsın diye tasarlanmış aslında ama herkes de hayranlık duymamış arkadaşlar.
Çünkü çok eleştirilmiş heykel.
Şöyle demişler, tapınağın kendisi çok...
büyük olsa bile heykeltıraş doğru oranları değerlendirmedi.
Çünkü hani Zeus'u otururken gösterdi ama kafasıyla neredeyse zaten tavana değiyordu.
Bu yüzden Zeus ayağa kalkmak için hareket ederse tapınağın çatısını böyle delip çıkacakmış gibi bir izlenime kapılıyorlarmış.
Ama Fidias'ın burada istediği şey zaten o heybetli duruşu vermekmiş.
Yani bilerek böyle yapmış zaten.
Amacına da ulaşmış bence.
Peki Zeus heykele duruyor mu?
Neresi sağlam kaldı Zeynep diye sordu.
olacak olursanız da maalesef arkadaşlar.
Roma İmparatoru Caligula bu kocaman Zeus heykelini Roma'ya götürmeye çalışmış.
Niye yani değil mi? Kalsın orada koskoca heykel zaten.
Ne yapacakmış? Onun kafasını söktürüp kendi kafasını taktıracakmış oraya falan filan.
Böyle saçma sapan bir şey yani.
Ama bunu yapamamış zaten.
Çok genç bir yaşta suikaste uğradı kendisi biliyorsunuz ki.
Daha sonra bu paganist inançlar yasaklanınca tapınaklar kapatılıyor.
Yağmur Seller, depremler derken tapınak yok oluyor ama heykelin İstanbul'a getirildiği yani Bizans'a getirildiği söyleniyor.
Ama orada da çıkan büyük bir yangında da yok oluyor heykel.
Ufak tefek böyle kalan parçaları var ama burada değiller maalesef.
Lourdes Müzesi'ndeler. O yüzden şu an Türkiye'de gezip göremiyoruz.
Geldik dördüncü harikamıza.
Rodos heykeli. Rodos adasını biliyorsunuz.
Bu Rodos heykeli de Rodos şehrinin limanının hemen girişinde yer.
alıyormuş. Yunan güneş tanrısı Helios'un heykeli bu arkadaşlar.
M.Ö. 480 yılında yapılmış.
Bronzdan ve demirden yapılmış.
32 metre yüksekliğinde.
Antik dünyanın en büyük heykellerinden biriymiş Rodos heykeli.
Hatta yapımının da 12 yıl sürdüğü düşünülüyor.
Ama çok da uzun süre ayakta kalamıyor.
56 yıl sonra şiddetli bir deprem sırasında kırılıp devriliyor arkadaşlar.
Dizlerinden kırılıp devriliyor.
Ayakta durması 56 yıl sürse de devrik şekilde 880 yıl kalıyor.
Bu heykelin baş parmağı bile bir insan boyutunda deniliyor arkadaşlar.
Yani bir düşünün. Bu arada bu heykelin ayakları böyle limanın iki farklı tarafında gibi rivayet ediliyor.
Hani bacaklarının arasından gemiler geçiyor gibi böyle.
Ama bu bir rivayet. Çünkü o zamandaki teknolojiyle vs.
bunun çok da mümkün olmayacağını düşünüyorlar.
Ama çizimlere falan baktığımızda bu şekilde görebiliyoruz.
Şimdi gelelim 5. Dünya Harikamıza.
İskenderiye Feneri.
Bu fener Mısır.
İskenderiye kent açıklarına bulunan Paros adasında inşa edilmiş.
Kendi döneminin en uzun yapılarından olduğu biliniyor ve 146 metre yüksekliğinde olduğu düşünülüyor arkadaşlar.
Bunu böyle hani bir 40 katlı falan bir apartman gibi düşünebilirsiniz.
Bir dönem Roma sikkelerinde falan da var hatta bu fener.
Fenerin en üstünde yanan bir ateş var.
Gemilere yol gösteriyor zaten bu ateş ve en tepede de gizemli bir aynası var.
Bu ayna gündüzleri bile güneş ışığını denize yansıtmak amacıyla tasarlanıyor.
Cilalı bronz aynalar.
Geceleri de aynaların önünde ateşler yakılıyor.
Böylece aynanın yansıttığı ışık denizde 100 kilometre uzaktan bile görülebiliyormuş arkadaşlar.
Yani öyle büyük bir fener.
Ama burası da depremden ve tahribattan ötürü 15.
yüzyılda tamamen yok olmuş.
Şimdi benim en sevdiklerimden birine geldik.
6. Dünya harikası Artemis Tapını.
Yunan şair Sidonlu Antipat...
Demiş ki, Yüce Zeus heykelini, Babil'in eşsiz asma bahçelerini, Mısır'daki yüksek piramitlerin devasa işçiliğini gördüm.
Mozolos'un Engin mezarını da.
Ama Artemis'in bulutlar üzerine kurulmuş evini gördüğüm zaman diğer tüm harikalar parlaklığını zihnimde kaybetmişti.
İşte Olympus'un dışında güneş...
Hiç bu kadar büyük bir şeye bakmadı.
Artemis Tapınağı çok kıymetli arkadaşlar.
Efes'te, İzmir'in Selçuk ilçesinde çok önemli bir lokasyonda.
E hadi gidip görelim o zaman diyecekler için maalesef ki çok ufak bir kalıntısı kalmış.
Böyle bir iki mermi parçası yani.
Artemis kimdir peki?
Zeus'un kızı arkadaşlar biliyorsunuz ki.
Kızların, genç kadınların koruyucusu olarak görülür.
Apollo'nun ikiz kız kardeşidir.
Apollo güneşle eş tutulur.
Artemis de ayla eş tutulur arkadaşlar.
Simya bölümünde de bu konulardan bahsetmiştim hatırlarsanız.
Efes'in, Artemis'in doğum yeri olduğuna inanılıyor bu arada.
Artemis tapınağı da M.Ö.
550 yıllarında tamamlanıyor.
Harika bir yapı.
100 yıllık bir çalışmanın sonu.
ve çok çok büyük arkadaşlar.
Atina'nın Panteon Tapınağı'nın neredeyse iki katı büyüklüğünde.
127 sütundan oluşuyor ve bu sütunlar 18 metre yüksekliğinde.
Çok ağırlar. Her birinin 24 ton olduğu söyleniyor.
Yani böyle bir tapınağın nasıl inşa edildiğini bir düşünün.
Neden 100 yıl sürdüğünü ben az çok anlıyorum.
Çünkü bu yapıyı bitirdikten sonra Efesliler de bize Tanrıcı Artemis yardım etmiş olmalı demişler.
Yani o kadar büyük ağır bloklar düşünün bir.
Bu tapınağın 127 sütunu peristil şekilli bir çatıyı taşıyor.
Ama çatının ortası özellikle boş.
Olimpos'ta yaşayan Tanrıçanın kendi evine geldiği zaman gökyüzünden süzülerek kutsal alanına inmesini mümkün kılmak için bu şekilde yapmışlar.
Sunağıyla, süslemeleri ve kabartmalarıyla, merdivenleriyle, alınlığıyla, heykelleriyle yani eşsiz bir yapıymış.
Evet bir artemiz heykeli de varmış arkadaşlar.
Yaklaşık 115 metre ve 55 metre gençliğe sahip.
Bir hayal edin. Sadece hayal edin.
Peki ne olmuş bu tapınağa?
Yani bu güzelim yere ne olmuş?
Yine depremler falan filan mı dersiniz?
Hayır arkadaşlar. Tapınak tamamen mermerden yapılmış ama çatı ve iç arşitrav yani bu sütün başlığının üzerindeki kiriş sedir ağacından yapılmıştı.
Bunu bilenler arasında bir adam vardı ki...
Tapının sonunu da o getirdi.
Dünyanın ilk teröristi olarak da bilinen Yunanlı Herostratos.
M.Ö. 21 Temmuz 256 tarihinde bu ruh hastası adam tapını ateşe veriyor arkadaşlar.
Hem de hiçbir sebep yokken.
Peki bunu neden yapıyor?
Çünkü adını tarihe yazdırmak istiyormuş.
Asla unutulmamak için yapmış bunu.
Herastratos'u mahkemede yargılıyorlar ve verdiği ifade şu şekilde arkadaşlar.
Artemis Tapınağı'nı ben kendi başıma yaktım.
Bu zeferi başkalarıyla paylaşamazdım.
Ben korkunun bütün basamaklarını tek tek çıktım.
Her aşamasını iliklerime kadar yaşadım ve bitti.
Birincisi, yaptığım şey ilk düşündüğüm an duyduğum şey korkuydu.
Ama şan ve şöhret kazanacağım bildiğim için bu korku uçup gitti.
İkincisi, beni tapınağın içinde yakaladı.
Duvarlara zift sürüp çırayla tutuştururken birkaç vuruş o korkuyu da alıp götürdü.
Ama en berbatı üçüncüsüydü.
Tapınak yanıyor, tavan çatırdıyor, sütunlar devriliyor, mermer parça parça oluyordu.
İnsanlar çığlık çığlığa saçlarını yolarak benim yaktığım ateşi görmeye geliyorlardı.
Bunu da çabuk atlattım.
Yanan tapınağın yanında bir tümseğe çıktım ve haykırdım.
Hey, beni dinleyin.
Bu tapınağı ben yaktım.
Ben Herostratos.
Beni duydular ve birden suspus oldular.
Ortalıkta sadece yanan tapınaktan çıkan sesler vardı.
Sonra üstüme doğru gelmeye başladılar.
O suratları, gözlerindeki alevi gördüm.
İşte o an dördüncü korkuyu duydum.
Ölüm korkusu. Ama Angel's'ı da buydu.
Çünkü ben ölüme inanmam.
Ben Herostratos'um.
Artemis Tapınağı'nı ben yaktım.
Adım çağlar boyunca hatırlanacak.
Ama sen, sen baş yargıç Kleon, seni...
Kim hatırlayacak? Ve bu kadar.
Tabii ki idam cezasına çarptırıldı arkadaşlar kendisi.
Bir daha da adı anılmasın diye böyle resmi kayıtlardan falan ismini siliyorlar.
Ama gelin görün ki çok da işe yaramıyor bu.
Şu an bile herostratik şöhret diye bir deyim var arkadaşlar.
Yani şöhret uğruna her şeyi yapmak demek.
Yani her türlü zarar verici, yıkıcı eylemi yapmak.
Herostratik şöhret bu demek oluyor.
Şimdi Artemis üstüne...
Çok çok daha fazla konuşmak istesem de artık son harikamıza geliyoruz.
Halikarnas Mozelesi.
Pers İmparatorluğunda vali olan Mozolos'un karısı ve kız kardeşi tarafından yaptırılmış bir mezar bu.
Halikarnas da yani Bodrum'da yaptırılmış ve yapımı M.Ö.
350 yıllarında tamamlanmış.
Mozolenin toplam yüksekliği 45 metre arkadaşlar ve dört tarafındaki heykellerin her biri ayrı bir heykeltıraş tarafından yapılmış.
Ve bu heykellerin tanrılar değil de insanlardan ve hayvanlardan olması da tarihte böyle özel bir yer tutmuş burası için.
Tabi yıllar içinde deprem oluyor, zarar görüyor Halikarnas mozelesi.
Sonrasında da haçlı seferleri oluyor.
O sırada Sanjön şövalyeleri bu anıttan geri yakılan o taşları Bodrum kalesini yapmak için kullanıyorlar.
Ve Halikarnas mozelesinden de bizlere bir şey kalmıyor arkadaşlar.
Antik dünyanın yedi harikası.
bu şekildeydi. Umarım ki keyifli bir sohbet olmuştur.
Ben de dinledim demek isterseniz Instagram hesabımı açıklamalar kısmına bırakıyor olacağım.
Her cuma olduğu gibi haftaya cumada sabah 6'da yeni bölümde görüşmek üzere.
Kendinize çok çok çok iyi bakın.
Bay bay. Fikrinizden yayına, format, kayıt,
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
