
Doğan Cüceloğlu’nun İş Hayatına Dair 5 Tavsiyesi
22 Ağustos 2025 · 12 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Doğan Cüceloğlu, sadece özel hayatımızda değil, iş hayatımızda da bize yol gösterecek cümleler bıraktı. Bu bölümde Zeynep, onun iş yaşamına dair 5 tavsiyesini anlatıyor. Belki de kariyer yolculuğunuzda ihtiyacınız olan küçük bir hatırlatma tam da burada.
Transkript
Herkese merhaba, Konuşacak Çok Şey Var podcastına hoş geldiniz.
Ben Zeynep. Bugün size benim de hayatımda çok kıymetli bir yeri olan birinden bahsedeceğim.
Doğan Cüceloğlu.
Onu tanıyanlar, onu okuyanlar çok iyi bilir.
O sadece bir psikolog değildi.
Aynı zamanda çok iyi bir dinleyiciydi.
Çok iyi bir gözlemciydi.
Ve hepimizin günlük hayatta yaşadığı o küçük ama önemli sıkıntılara kocaman bir ışık tutmayı başarırdı.
Konferanslarını izlediğinizde, kitaplarını okuduğunuzda fark edersiniz.
Onun dili akademik bir kürsüden değil.
Tam yanınızda oturan, elinde çayı ile sizinle sohbet eden bir dost gibiydi.
Bugün de onun iş hayatına dair 5 tavsiyesinden bahsedeceğim.
Ama öyle maddeler halinde sıralayıp geçmeyeceğim tabii ki.
Her birini kendi cümleleriyle, kendi bakış açısıyla, iş hayatının karmaşasında bize nasıl yol gösterebileceğini konuşacağım.
Çünkü emin olun ki...
Bu tavsiyeler sadece iş için değil, insan ilişkilerinin geçtiği her yer için geçerli.
Doğan Cüceloğlu'na göre iş hayatında başarılı olmanın en temel adımı önce kendini tanımakla başlıyor arkadaşlar.
Hep söylerdi ya hani kendini tanımayan insan nereye gideceğini bilmez.
Nereye gideceğini bilmeyen de başkalarının rüzgarında savrulur diye.
Bu yüzden işin teknik kısmına geçmeden önce...
Önce kendi değerlerinizi, güçlü ve zayıf yönlerinizi, sizi motive eden şeyleri anlamanız gerekiyor.
Çünkü bunları bilmeden attığınız her adım biraz da başkalarının yönlendirmesiyle şekilleniyor.
Hatta Cüceloğlu iş hayatındaki hataların büyük bir kısmının kişisel farkındalık eksikliğinden kaynaklandığını söylerdi.
O yüzden daha kariyer planınızı yapmadan önce kendinize şu soruları sormanız çok önemli.
Ben kimim? Ben ne istiyorum?
Ve hangi ortamlarda daha verimli çalışıyorum?
Bu soruların cevapları asacağınız adımların bir pusulası olacak adeta.
Ve bu kendin tanıma meselesi sadece iş hayatına başlamadan önce böyle bir kere düşüneceğiniz bir konu değil.
Cüceloğlu'nun en çok altına çizdiği şeylerden biri de...
Bunun sürekli devam eden bir süreç olması.
Yani bugün farkında olmadığınız bir yönünüzü bak yıllar sonra bir iş krizinde keşfedeceksiniz.
Ya da güçlü olduğunuzu sandığınız bir yanınızın aslında birazcık daha geliştirilebileceğini fark edeceksiniz.
İşte bu yüzden her deneyimi bir ayna gibi görmek çok önemli arkadaşlar.
Size kendinizi yansıtan, güçlü yanlarınızı pekiştiren, eksikliğinizi gösteren her olay...
İş hayatında sizi bir adım daha sağlamlaştırıyor.
Peki kendini tanıdıktan sonra ne geliyor Zeynep?
İşte Doğan Cüceloğlu'nun ikinci tavsiyesi burada devreye giriyor.
Güçlü bir iletişim becerisi geliştirmek.
Çünkü ne kadar bilgili ya da ne kadar yetenekli olursanız olun, bunu karşı tarafa doğru şekilde aktaramıyorsanız etkili bir iş hayatı kurmak mümkün değil.
Doğan Cüceloğlu, iletişim sadece konuşmak değildir.
Karşındakini gerçekten anlamaktır derdi.
İş hayatındaki en büyük problemlerden biri insanların birbirini dinlemeden sadece cevap vermek için konuşması.
Oysa ki o iletişimi bir köprüye benzetirdi.
Bu köprünün sağlam olabilmesi için iki tarafında çok açık, net ve samimi olması gerekiyor.
Mesela iş yerinde yaşadığınız bir problemde karşı tarafa kırıcı olmadan duygunuzu ifade etmek ya da bir fikrinizi savunurken karşınızdakini küçümsemeden konuşmak mesela.
Bunlar hem profesyonel ilişkileri hem de güven ortamını güçlendiriyor.
Cüceloğlu anlamadan anlaşamazsın derdi.
Yani önce karşınızdakini anlamak için.
gerçekten çaba göstermek gerekiyor.
Bir de iletişimde samimiyet meselesi var.
Kendisi bu konuda çok net.
Maskelerle sürdürülen bir iletişim.
Eninde sonunda yıpranır diyor.
İş hayatında çoğu insan güçlü görünmek ya da hata yapmamış gibi durmak için çok yapay bir duruş sergiliyor.
Ama Cüceloğlu'na göre bu en büyük iletişim engellerinden biri.
Çünkü insanlar samimiyeti hisseder arkadaşlar.
Birinin içten mi yoksa rol mü yaptığını anlar.
İşte bu yüzden... hatanızı da, başarınızı da, fikrinizi de dürüstçe paylaşmak sizi hem daha güvenilir hem de daha etkili bir iletişimci yapar.
Ve bu güven kariyeriniz boyunca yanınızda taşıyacağınız en güçlü sermayelerden biridir.
Ve işte bu güven meselesi Doğan Cüceloğlu'nun üçüncü tavsiyesine çıkıyor.
Doğal bir köprü kuruyor.
Çünkü o derdi ki iş hayatında gerçekten başarılı olmak istiyorsan güven sadece başkalarıyla olan ilişkinde değil kendi içinde de var olmalı.
Yani önce kendi değerinize inanacaksınız.
Bir işi yapabileceğinize, yeni bir sorumluluğu kaldırabileceğinize, yeni bir ortamda ayakta kalabileceğinize dair o güven.
Bu güven olmazsa ne kadar iyi iletişim kurarsanız kurun.
İçten içe hep bir eksiklik hissedeceksiniz.
Cüceloğlu, insanın kendi değerini bilmesi, başkalarının ona değer vermesinin ön koşuludur diye anlatırdı.
Çünkü kendine güvenen biri hem karar alırken hem de zorluklarla karşılaştığında sağlam durur.
Bu da tabii ki çevresindekilere ilham verir.
Ve Doğan Cüceloğlu bu konuyu anlatırken hep şunu vurgulardı.
Kendine güven öyle havadan gelmez.
Küçük küçük adımların birikimidir.
Başardığınız en ufak şeyi bile zihninizde yapabilirim kısmını güçlendirir.
Mesela bir sunum yaptığınızda o sunumun %100 mükemmel olmasına gerek yoktur tabii ki.
Önemli olan sahneye çıkıp konuşabilmiş olmanız.
Sorulara cevap verebilmiş olmanız.
O deneyim bir kere yaşandı mı?
Sonraki seferin kapısı da kendiliğinden açılır.
Kendine güven başkalarını sana yapabilirsin demesiyle değil, sizin ben yapabilirim demenizle başlar.
Ve Doğan Cüceloğlu'na göre bu iş hayatında sizi ayakta tutan...
En önemli dayanaklardan biri.
Bazen biz böyle farkında olmadan kendimize en sert eleştirmen oluyoruz ya hani ya rezil olursam ya beceremezsem diye daha başlamadan yola set çekiyoruz.
Oysa ki Cüceloğlu bu korkularla baş etmenin tek yolunun onları pratiğin içinde eritmek olduğunu söylerdi.
Yani... Arkadaşlar denemek, hata yapmak, sonra bir daha denemek.
Böyle böyle hem iş hayatında hem de özel hayatınızda sizi taşıyacak o iç güven oluşuyor.
Ve işte tam burada Doğan Cüceloğlu'nun bir diğer altını çizdiği nokta devreye giriyor.
İlişkilerin kalitesi.
O iş hayatının sadece görevleri tamamlamak, hedefleri tutturmak değil, aynı zamanda insanlar arası bağlarla şekillendiğini söylerdi.
bir ekipte güven, saygı ve samimiyet yoksa en parlak fikirler bile havada kalabilir diye düşünürdü.
Ve derdi ki insan insana değer vermeden, o ilişkiye yatırım yapmadan başarı kalıcı olmaz.
Çünkü günün sonunda işlediğimiz şey insanlar arasında kurulan bir ağ.
O ağ ne kadar sağlam olursa siz de o kadar sağlam durursunuz.
Çünkü iş hayatında çoğu zaman bizi en çok zorlayan şey teknik bilgi eksikliği değil, İletişim eksikliği oluyor.
Bir toplantıda fikrinizi net ifade edememek, geri bildirim verirken kırıcı olmak ya da tam tersi eleştiriden tamamen kaçmak.
Bunların hepsi görünmez bir şekilde ilişkileri yıpratıyor.
Cüceloğlu bunun farkında olan insanların küçük ama etkili adımlar atması gerektiğini söylerdi.
Yani bir ekip arkadaşının çabasını fark edip teşekkür etmek mesela.
Ya da bir problemi konuşurken Sen yerine biz dilini kullanmak ya da yoğun bir günün ortasında karşınızdaki kişinin hayli hatırını sormak.
Bunlar basit görünüyor farkındayım ama iş ortamındaki güveni adım adım inşa eden şeyler bunlar.
Ve güven inşa edildiğinde hem siz hem de ekip olarak çok daha güçlü bir noktada oluyorsunuz.
Ve gelelim şimdi Doğan Cüceloğlu'nun bence en insana dokunan.
En hayati tavsiyelerinden birine iş hayatında ne yaparsanız yapın.
Kendinize ve değerlerinize sadık kalın.
Çünkü bazen özellikle rekabetin yüksek olduğu ortamlarda farkında bile olmadan başkalarının yöntemlerine öykünmeye, onların hızına yetişmeye hatta onların değerlerini benimsemeye başlayabiliyoruz.
Cüceloğlu ise bunun uzun vadede insanı yoran, içini boşaltan bir tuzak olduğunu söylerdi.
İşin seni tanımlamasına izin verme derdi mesela.
Yani ne kadar yoğun olursanız olun, başarılarınızı...
Başkalarının onayına bağlamayın.
Yaptığınız iş sizin bir parçanız olabilir ama sizi tamamen tanımlayan bir şey değil.
İşte bu yüzden kariyer basamaklarını çıkarken durup kendinize şu soruyu sormak çok önemli.
Ben hala kendi hikayemi mi yaşıyorum yoksa başkasınınkini mi?
Ve belki de tavsiyenin en güzel yanı iş hayatına karar verirken iç sesinizi daha net duymanıza yardımcı olması.
Çünkü kendi değerlerini bilmek...
Hangi fırsatın size uygun olduğunu, hangisinin sizi yıpratacağını anlamanızı sağlar.
Doğan Cüceloğlu'nun da dediği gibi hayat başkalarının istediği gibi yaşanacak kadar uzun değil.
O yüzden bazen herkesin koştuğu yoldan çekilip kendi yolunuzu çizmek cesaret ister.
Ama sonunda sizi en çok tatmin eden şey de bu olur.
Yani başarının gerçek ölçüsü kendi değerlerine sadık kalarak ilerleyebilmektir.
Ve işte... Doğan Cüceloğlu'nun iş hayatına dair bu tavsiyeleri sadece çalışma masamızda değil, hayatın her alanında bize eşlik edebilecek şeyler.
Onun sözleri bana böyle sıkışıp kaldığımız dar bir koridorda önümüzü açıyor gibi geliyor.
Bazen de bildiğimiz ama unuttuğumuz şeyleri böyle çok nazikçe hatırlatıyor.
Çünkü arkadaşlar iş hayatı yalnızca para kazanmak ya da bir ünvan sahibi olmak değil.
aynı zamanda kendimizi gerçekleştirme, değerlerimizle yaşama ve anlam yaratma yolculuğu ve bu yolculukta atacağımız her adım aslında kim olduğumuzu birazcık daha netleştiriyor.
Belki bugün işinize giderken ya da masanızda çalışırken bu konuşmadan size kalan tek bir cümle olacak.
Ama eğer o cümle sizi kendi yolunuzu sorgulamaya ve değerlerinizi hatırlamaya itiyorsa zaten bu bölüm amacına ulaşmış demektir.
Unutmayın ki çalıştığınız işin sizi beslemesi kadar sizin de yaptığınız işi beslemeniz çok önemli.
Ve günün sonunda başarı dediğimiz şey başkalarının alkışında değil kendi iç huzurumuzda saklı.
Bunu unutmuyoruz. Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Ben de buradaydım dinledim demek isterseniz diğer sosyal medya hesaplarımda açıklamalar kısmından bulabilirsiniz.
Kendinize çok iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
