
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde Zeynep, bugün hala resimlerine paha biçilemeyen, dünya sanat tarihinin en önemli isimlerinden olan Monet hakkında konuşuyor. Ünlü ressamın hırslı hayat yolculuğunu bu bölümde dinleyebilirsiniz.
Zeynep'i instagramdan takip etmek etmek için tıkla!
Podcastin instagram hesabını takip etmek için tıkla!
Transkript
Herkese merhaba. Konuşulacak Çok Şey Var! podcastine.
Hoş geldiniz. Ben Zeynep.
Ben aslında uzun zamandır biyografi bölümleri kaydetmek istiyorum ama diğer bölümlerden birazcık daha fazla okuma gerektirdiği için bir de benim mükemmelliyetçi olmamın verdiği bir ertelemeyle ben
bunu iki senedir yapamadım.
Bu mükemmelliyetçilik kısmını epey aştım.
Son zamanlarda Mone hakkında epey okuma da yaptım.
Bu sebeple bugün Mone severleri mutlu edecek bir bölümle geldim.
Onun hayatını ve eserlerini yakından inceleyeceğiz.
Detaylı fırça hareketleri ve ışığı mükemmel resmetme olarak bilinen resim tekniğinde ilk defa siyah değil de renkli gölge kullanan empresyonizm ya da diğer adıyla
izlenimcilik akımının yaratıcısı ve de isim sahibi olan Monet.
Asıl adı... Oscar Claude Monet.
Önce hayatından biraz bahsedip sonra kariyerine ve sanat anlayışına geçelim istiyorum.
Kendime böyle bir yol haritası çizdim bu bölüm için.
Monet Fransa'da doğdu arkadaşlar.
14 Kasım 1840'da evin ikinci oğlu olarak dünyaya geliyor.
Bu genç aile Lafite Caddesi 45 numarada Montmartre bölgesinin diğer sakinleri gibi gayet basit koşullarda yaşıyor o dönemde.
Bu kadar detaylı bir adres verdim.
Evet. Çünkü o mahalle özellikle de o cadde daha sonra Fransa'da sanat eserlerinin alım satımını yapan ünlü isimlerinde gözde adresi haline geliyor çünkü.
Ama tabii Monet'in yaşadığı dönemde mağaza sahipleri, işçiler, sıradan memurlar ve sanatçıların olduğu bir bölge sadece.
Monet'in babasının ne iş yaptığı pek bilinmiyor aslında.
Ama bakkal işleten bir adam olduğunu biliyoruz.
Daha doğrusu Monet'in ailesinin küçük bir dükkanları varmış.
Hiç para kazanamadıkları için 1845'te Paris'i terk ederek Normandiya'da...
artık nasıl okunuyor bilmiyorum.
Oraya yerleşiyorlar.
Monet'in babası da orada.
Eşinin erkek kardeşinin büyümekte olan bakkaliye işinde çalışmaya başlıyor diye biliniyor.
Daha sonra zaten işler bu aile için gayet iyi gitmeye başlıyor.
Monet ve erkek kardeşi Leon nispeten iyi koşullarda büyüyorlar.
Monet'in annesi de sanatçı bu arada.
Müzikle ilgileniyor.
Düzenli bir şekilde balolar, konserler vs.
düzenliyor. Ve Monet'in resmi olan ilgisi şaşırmayacağınız üzere çok küçük yaşlarda başlıyor zaten.
Ve babası da diğer ressamların hayat hikayelerinde olduğu gibi sadece ticarete ilgi duyan bir adam ve oğullarının da burju ve eğitimi alarak buna uygun bir meslek edinmelerini istiyor.
Daha doğrusu bakkal işini devam ettirmeleri gerektiğini düşünüyor.
Bu konuların gündemde olduğu dönemlerde Monet ile babasının ilişkisi genellikle soğuk.
Ama annesi hiç öyle değilmiş.
Oğlumu hep desteklemiş.
Onun bir sanayi... İzlediğiniz
için teşekkür ederim.
daha o zaman bile desteklenmiş olmalı bence.
Ve öğretmenlerinin portreleri yani karikatürleri arkadaşları tarafından kısa sürede büyük bir ilgi görmüş ve ödüllendirilmişti zaten.
Ve bu da Monet'in hayatına kazandığı ilk şöhret aslında baktığımızda.
Bu arada 1855 ile 57 arasında sonunda muhtemelen diploma sınıfı almadan okulu terk ediyor.
17 yaşındaki Monet bu tür karikatürlerle de ilk parasını o yaşta kazanmaya başlıyor.
Monet'in etrafındaki insanları böyle esprili bir gözle görebilme özelliği o küçük yerde çabuk yayılan bir haber oluyor tabii ki.
Bu olayda bir de şunun payı var.
Karikatürleri Paris caddesindeki Gravier'in sanat malzemeleri ve çerçeve dükkanının vitrininde sergileniyor.
İnsan grupları bu son çıkan karikatürlere bakmak için vitrinin önünde duruyorlar.
Kendilerince bir yorumlayıp gülüp eğleniyorlar vs.
Mona da kısa zamanda sadece herkesin gazetelerden tanıdığı politika ve kültür hayatının ünlü simalarını çizmekle kalmayıp çevresindeki arkadaşlarından da siparişler almaya başlıyor.
Ben bu karikatürlerden bazılarını Instagram'da, storylerde paylaşacağım.
Sonrasında öne çıkarılanlara sabitlerim.
Gördüğüm yanı da özellikle böyle görmenizi istediğim şeyleri buradan gösteremiyor oluşum sanırım.
Neyse onun da çözümü var sonuçta.
Canımızı sıkmayalım. Nerede kalmıştık?
Karikatürler diyorduk.
Aslında arkadaşlar Moni ilk başta ne olmak istediğini de tam bilmiyor.
İş olarak karikatür onu tatmin ediyor o dönem.
Hani bırakmak için bir sebep de görmüyor aslında.
Ama Budin onu 1858'in yazında manzara resmiyle tanıştırıyor.
Budin bu arada bir manzara ressamı olarak doğada atılan 3 fırça darbesinin bile şövalye başındaki 2 günlük atölye çalışmasıydı.
daha değerli olduğunu savunan bir ressam.
Mona de açık havada yağlı boya eskizler yapınca inanılmaz heyecanlanıyor.
Ve şöyle araya bir bilgi sıkıştırayım.
Bu yağlı boya resimlerin dış mekanda yapılması 1950'lerin sonunda bulunuyor arkadaşlar.
Nedeni de şöyle ki boyalar hazır halde satılmıyordu o dönemde.
Yani ressamlar boyalarını atölye ortamında kendileri yapıyorlardı.
Boya pigmentlerinin tozlarını bezir yağı denilen yani bildiğimiz keten yağı ile ezip karıştırarak yapıyorlardı bu boyaları.
Sonra çok şükür ki boyalar teneke tüplere koyulup satılmaya başlandığında artık ressamlar da bir rahatlıyorlar tabii ki.
Artık yağlı boyanın da üretimiyle ressamlar doğada ya da açık alanda çalışıyor.
Neyse, Moni ressam olmaya Paris'e gitmeye karar veriyor.
Ama daha önce de dediğim gibi Moni bu klasik eğitim kalıplarına çok da uyabilen biri değil.
Ressam olmak istiyor o dönem evet ama peyzaj ressamlığı pek aklına gelmiş midir bilmiyorum.
Çünkü karikatürist olarak kazandığı başarı zaten ortada.
O zamanlar fazla itibarı olmayan peyzaj ressamlığını seçmek pek de parlak bir fikir gibi gelmeyebilir başlangıçta.
Ama Budin ile tanışıyor demiştik.
Bu ikilinin tanışması da her ikisinin de eserlerini sergileyen çerçeveci sayesinde oluyor.
Budin de aslında kendi yöresinde epey tanınsa da pevzaj ressamı olarak öyle çok inanılmaz başarılı biri de değil.
Ama yine de kendisinden 16 yaş küçük olan Mone'deki o ışığı görüyor.
Ve karikatür çizmekle sınırlı kalmayıp resmi de denemesi için çok destekliyor onu.
Mone başlangıçta birazcık kararsız kaldı.
Kalsa da sonunda Atlantik kıyısına yaptığı seyahatlerde Budi'ne eşlik etmeye karar veriyor.
Monet'in anlattığına göre kendisi önceleri böyle mutlu mesut, acemice resimler yaparmış.
Ama kısa zamanda Budi'nin basit ve sade peyzajlarının değerini anlamış ve onun kendisine yol göstermesine izin vermiş.
Küçük yağlı boya eskizlerinde dikkatle gözlem yapmayı, doğanın renk ve biçimlerini resme nasıl aktaracağını öğrenmiş.
başlamış Budin'den.
Hepsinden önemlisi de öğretmeni ona ışığın farklı durumlarını ve bulutların biçimlerini nasıl resmedeceğini öğretmiş.
Budin de çünkü o dönemde doğayı bu şekilde betimlemeyi tercih ediyor.
Çağdaşlarının peyzajlarını süsleyen o perilerden, tarihi figürlerden vesaire pek de hoşlanmıyor kendisi.
Monet Budin'in öğrettiklerini kendi resimlerine aktararak 1858'de Le Havre diyeceğim yine buraya.
Oradaki Seri'ye Malzara adlı resmiyle katılıyor.
O dönemde hala ısrarla babasının karşı çıkmalarına rağmen kesin olarak ressam olmaya karar veriyor artık.
Babası da bakıyor ki oğlu gerçekten son kararını vermiş.
Tamam diyor ve eğitim için bir kamu bursuna başvuruda bulunuyor.
Ve burs başvurusu maalesef daha önceki ciddiyetsiz karikatür kariyeri nedeniyle kabul edilmiyor.
Ama Monet o tırnak içinde ciddiyetsiz kariyerden kazandığı para sayesinde başvurunun cevabını bile beklemeden Paris'e gidiyor zaten.
Ama ne dedik?
Klasik eğitimi sevmiyor bu Monet.
O yüzden de vaktini yine karikatürlere ayırıyor.
Onları satmakla uğraşıyor.
Ve 1861 yılında...
Monet 7 yıl sürecek bir anlaşma imzalayarak Fransız ordusuna katılıyor ve ilk olarak göreve Cezayir'e gönderiliyor.
Peki sizce askere gittiğinde resme ara vermiş midir kendisi?
Tabii ki de hayır. Askerde de bolca resim yapıyordu.
Monet gerçekten hayatının her döneminde kendine bir şeyler katmaya çalışan bir insan.
Gerçekten çok hırslı.
Mesela askerdeyken Cezayir'e özgü ışığın, yoğun renklerin ve egzotik kültürün...
Resim stilinin gelişimini etkilediğini dile getiriyor.
Aslında askerlik hayatını epey de sıkıcı bulmuş.
Hep öyle bahsediyor.
Ama resimleri ve gelişimi onu çok mutlu ediyordu tabii ki.
O dönemden bahsederken de şöyle diyor ki çok etkileyici bir bakış açısı bence.
Sürekli olarak yeni şeyler gördüm.
Boş vakitlerimde gördüklerimi resmetmeye çabaladım.
Bilgimin ne derece arttığını ve vizyonumun ne seviyeye vardığını hayal dahi edemezsiniz.
Başta ben de tam olarak farkında değildim bunun.
Burada yakaladığım ışık ve renk izlenimleri kendisini hemen belli etmedi.
Fakat gelecek dönemlerdeki araştırmalarımın ilk meyvelerini içeriyordu.
diyor Monet. Ve Cezayir'de bir rahatsızlık geçirdiği için Fransa'ya geri dönmek zorunda kalıyor.
Ama Monet'in 7 yıllık bir sözleşmesi var bildiğiniz gibi askerlik için.
Teyzesi Monet'in askerliğinin 2.
yılında sözleşme nefes edilmesini sağlıyor.
Ancak tek bir şartı var.
O da Monet'in üniversitede sanat eğitimi alması ve Parisli saygın bir ressamla çalışmalarını sürdürmesi.
Monet tabii ki de kabul ediyor bunu ve ailesinin etkisiyle Charles Gleyer'in ünlü atölyesine kaydoluyor.
Ve bu atölyeye Monet ile aynı zamanda 3 öğrenci daha katılıyor.
Bunlar Alfred Sisley, Pierre-Auguste Renaud...
Ve Frederick Basil.
Bu üç isim de empresyonizm akımının önemli isimlerinden bu arada arkadaşlar.
Bu isimleri aklımızda tutalım.
Bu atölye sürecinde izlenimciliğin temelleri dağıtılıyor diyebiliriz.
Aslında ışığın kullanımını, o kırılan renkleri ve hızlı fırça darbeleri hakkında yeni fikirleri bu süreçte öğreniyor Monet.
Daha sonra arkadaşı Basil'le birlikte açık hava resimlerinde ışığın özel kalitesinden yararlanmak için Normandiya'ya gireceğiz.
Genç Mone bu dönemde gerçekten inanılmaz üretken.
Durmadan çalışıyor, sürekli kendini geliştirmeye çalışıyor.
Bütün gününü açık havada resim yaparak geçiriyor ve doğanın o anlık değişimlerinden büyüleniyor adeta.
Mone ile babasının arası genellikle soğuk.
demiştim hatırlarsanız.
O geçirdiği yazın sonbaharında da ailesini ziyarete gittiğinde babasıyla çok ciddi bir tartışmaya giriyorlar ve sonu hiç de güzel bitmiyor.
Babası Moni'yi kovup Uzun bir sürede gelmemesini söylüyor ona.
Tahmin edersiniz ki maddi desteğini de çekiyor Mone'den.
Bir yanda özellikle maddi olarak çok sıkıntıya giriyor Mone.
Ama arkadaşı Basil Mone Paris'e dönebilsin diye ona bir bilet alıp bir atölyeyi paylaşmayı teklif ediyor.
Atölye merkezi bir konumda ve Mone'ye öyle ilham oluyor ki burası.
Sayısız resmini yapıyor arkadaşlar.
Yani sürekli her yeri geziyor ve her köşenin resmini yapıyor.
Bu süreçte kiminle tanışıyor biliyor musunuz?
Camille ile. O meşhur Camille.
Figür resmini geliştirmesi için Monet'in modeli ama aynı zamanda da sevgilisi.
Mone, Kamil'in çok fazla resmini yapıyor.
Gerçekten çok çok fazla hem de.
Hatta Mone, Kamil'i çizdiği bazı resimlerle de ünleniyor aslında.
Özellikle de yeşil elbiseli kadın resmiyle çok büyük bir beğeni topluyor Mone.
O resimde gelecekte karısı olacak olan biricik Kamil'i şık bir elbiseyle arkadan resmediyor.
Şimdi hayatından bahsediyoruz.
Evet. Biraz da aşk konuşalım değil mi?
Bu süreçte arkadaşlar Camille hamile kalıyor ve Jean adında bir oğulları oluyor.
Monet'in tabii ki, Monet'in babası tabii ki çok sinirleniyor bu duruma.
Ve Monet'i eğer ki oğlun aile mirasına yararlansın istiyorsan Camille'i bırakacaksın diyerek tehdit ediyor.
Monet de sanki babasının dediğini yapıyor gibi gözükmek için Camille'i Paris'te bırakıp teyzesinin yanına geri dönüyor, yerleşiyor.
Camille de diyor ki Sen de ailenin yanına dön.
Ben sana gerektiği miktarda para ileteceğim.
...paket mi diyor. Sonra arkadaşlar...
Camille doğum yapıyor. Monet inanılmaz mutlu oluyor tabii ki.
Bu arada evli değiller.
Monet'in babasının bu kadar sinirli olma sebebi de bu aslında.
Aynı şekilde Camille'in ailesi de bu sebepten ötürü çok kızgın.
Sonrasında zaten çok kötü bir dönemden geçiyorlar.
Monet Jean'i oğlu olarak kaydettiriyor ama Camille ile nikah kıymadığı için iki tarafın ailesi de çok öfkeleniyor ve bir ceza gibi maddi desteklerini tamamen kesiyorlar.
Monet bu süreçte resme hiç ara vermiyor bu arada.
Gerçekten inanılmaz hırslı bir adam.
Ara ara siparişler de alıyor hatta ama tabii ki üçünü geçindirmiyor.
yetecek paralar değiller bunlar.
Bir süre sonra Monet Camille ile evleniyor.
Muhtemelen Prusya ve Fransa arasındaki askeri ihtilaf onları buna zorlamış da olabilirdi.
Zaten uzun bir anlaşmazlık döneminin ardından yaşanan bu diplomatik sorunlardan dolayı savaş ilan ediliyor.
Ülkedeki politik durum kötüye giderken Monet'in zorunlu askerliğe alınmaması için Londra'ya gitmeye karar veriyorlar.
Bu savaş süreci Monet'i gerçekten Çok etkiliyor arkadaşlar.
Çünkü arkadaşlarından Renoir askere alınıyor.
Diğer arkadaşı Basil de savaşa gönüllü olarak giderek hayatını kaybediyor savaşta.
Ama İngiltere'de bulunması Monet'in sanatına fayda sağlıyor tabii ki.
Ressamlarla tanışıyor.
Resimleri satılmaya başlıyor.
Resme ve üretme ara vermeden devam ediyor tabii ki.
Londra'da bir süre kaldıktan sonra orayı terk edip Hollanda'ya taşınıyor.
Kamil ile. Artık ekonomik durumu da oldukça düzeliyor bu arada.
Babasını kaybettikten sonra Monet'e ufak bir mirasta kalıyor.
Eşi Kamil artık Fransızca dersleri vermeye başlıyor.
Kamil'e de ailesinden ufak bir miras kalıyor bu arada.
Böylece bir süre Hollanda'da rahatça kalabiliyorlar.
Bu dümdüz doğa parçası kanalları ve yel değirmenleri ile Monet'i inanılmaz etkiliyor.
Hatta arkadaşı Pissarro'ya şöyle yazıyor bir mektubunda.
Burada Tüm hayatım boyunca resim yapabileceğim kadar çok şey var.
Peki sonuç ne oluyor?
Orada kaldığı 5 ay sürecinde 20'den fazla büyük boy resim.
Ben size Monet'in çok çalışkan bir adam olduğunu söylemiştim.
Sonra 1871 yılında Fransa'ya geri dönüyorlar.
Monet bu süreçte doğal ve yapay nesneleri resimlerinde birlikte işlemeye başlıyor.
Ve artık 1870'lerin sonlarına doğru kazancı...
önceki yıllara kıyasla neredeyse iki katına çıkmış oluyor ama asla Artık rahattım dememiş.
Elindekileri yine değerlendirmiş.
Elindekileri yine değerlendirmiş ve kendini geliştirmiş.
Bir tekne kiralamış mesela.
Doğanın ışık değişimlerini, suyunu, görünümünü güneşin doğumundan batışına kadar farklı farklı resmetmiş.
Ekonomik durumunda daha da iyiye gidince daha güzel bir eve taşınıyorlar mesela.
Ve elindeki her şeye çok güzel bakıyor Moni o dönemde.
Evin büyük bir bahçesi var.
Bir bahçıvan tutuyor ve...
çok güzel bir yere dönüştürüyor orayı.
Eve bir aşçı da tutuyor o dönemde.
Çok güzel şaraplar sipariş ediyor kendisini.
Ama Mone bu ekonomik durumla pek istikrarlı olamıyor yine.
Yani bir iyiler bir kötüler.
Biraz dengesiz bir durum söz konusu.
Çünkü o dönemde henüz izlenimcilik halk tarafından pek rağbet görmüyor.
O yüzden resimlerini de Mone'nin kıymetini bilenler yani o dönemde bilenler daha doğrusu alıyorlar sadece.
Sonra maalesef Bir anda iyice kötüleşiyor maddi durumu.
O dönemki resimlerinde de anlayabilirsiniz hayatını.
dönemine yerleşmiş olan kasveti.
Çünkü Monet sadece doğayı olduğu gibi çizen bir ressam değil.
Doğanın onda uyandırdığı hisleri resmeden bir ressam.
O yüzden ruh halini yarattığı renkleri resimlerinde de izleyebilirsiniz az çok.
O dönemdeki resimleriyle sergilere de katılıyor tabii ama istediği başarıyı elde edemiyor.
Ama yine de bazı eleştirmenler tarafından biraz biraz beğenilmeye başlıyor.
Hatta teori satındaki bir eleştirmen izlenim İzlenimci ressamlar adlı bir kitap yazarak izlenimcilik adını sanat tarihine de kazandırmış oluyor.
Sonra sene 1876'da Monet, Ernest ve Alice çiftiyle tanışıyor.
Burası çok önemli.
Bu insanlar... Çok zengin insanlar arkadaşlar.
İş insanları kendileri.
Çok da sağlam koleksiyonerler aynı zamanda.
Monet'in çalışmalarını da satın alıyorlar bir süredir.
Hatta şatoları için.
Evet şatoları için.
Büyük bir dekoratif panel siparişi.
Ve yanında da birkaç küçük çalışma siparişi falan da veriyorlar.
Ama bir süre sonra Ernest iflas ediyor.
Böyle zor bir duruma düşünce de sanat koleksiyonunu açık artırmada satıyor.
Ama Monet'in güzel...
16 adet çalışması gerçekten çok komik ve çok...
Küçük sayılara satılıyor.
Boy çıkarttırma sürecinde Kamil ile ikinci çocuğunu hamile bu arada.
Ama doğumdan sonra Kamil'in sağlığı pek de iyiye gitmiyor.
Çok zayıf düşüyor ve bazı ilaçlar kullanması gerekiyor.
Moni'nin de parası yok o dönem.
Gidip Ernest'e bir mektup yazmaya karar veriyor.
Ve diyor ki bir bebeğimiz daha oldu ve ben tamamıyla meteliksizim.
Anne ile bebeğin alması gereken bakım maliyetlerini bile karşılayamıyorum.
Baba aldıklarında Ernest, Mone ve Kamil'i ve de iki çocuğunu birlikte yaşamaya çağırıyor kendi evlerine.
Mone'nin içi çok rahatlıyor çünkü Alice de hem...
Camilla hem de bebeklere yardımcı olacak.
Bu çok çok büyük bir yardım gerçekten.
Bu Alice'teki yüce gönül.
Yani inanılmaz bir şey bence.
Sonradan Monet ile evlenecek bu arada.
Ama olsun. Şartlar öyle gerektirmiş o dönemde.
Birazdan anlatınca anlayacaksınız.
Tabi arkadaşların evinde kalıyorlar diye çalışmayı bırakmıyor Monet tabi ki.
O kışta inanılmaz soğuk geçiyor bu arada.
Ama Monet yine de çıkıyor dışarı.
Karda, kış... da hala devam ediyor resimlerine.
Bir süre sonra Kamil maalesef tüberküloz nedeniyle hayatını kaybediyor arkadaşlar.
Mone mahvoluyor.
Gerçekten çok üzülüyor o dönemde.
Ama karısını ölüm döşeğinde dahi resmediyor arkadaşlar.
Onu hızlı bir şekilde resmediyor.
İçini döktüğü mektuplarından birinde de bu ölüm döşeğindeki resmediş hakkında şöyle yazıyor.
Şafak vakti. Kendimi sevgilim olmuş ve daima öyle kalacak olan kadının yatağının başucunda buldum.
Gözlerim onun acıklı şakaklarına sabitlenmişti ve kendimi gölgeleri ve renk nüanslarını gözlemlerken yakaladım.
Çehresine ölüm düşmüştü.
Maviler, sarılar, griler ne olduğunu bilmiyorum.
İçinde bulunduğum durum buydu.
İçimde bir istek belirdi.
Bizden sonsuza kadar ayrılırken onun görünümünü kaydetmek.
Fakat bu çok... iyi bildiğim ve sevdiğim yüzünü resmetme fikri oluşmadan önce beni sarsan bu renkleri organik otomatik bir hisle algıladım.
Ne yazık bana dostum.
Kamil'in ölümünden sonra Alice'in kocası da Belçika'ya kaçıyor zaten arkadaşlar.
Orada da hayatını kaybediyor zaten.
İkisi de hayatını kaybettikten bir süre sonra Monet ile Alice evleniyor.
İkisi de çok büyük bir yas içinde.
Alice o dönemde hem kendi çocuklarına hem de Monet'in çocuklarına bakıyor.
Ve arkadaşlar Monet o dönemde kendine bir söz veriyor.
Bir daha... Asla yoksulluk çekmeyeceğim diyor.
En güzel resimlerini yapmak için eskisinden de çok çalışmaya başlıyor.
İnanılmaz bir hırs.
Hiçbir şey yolundan çekemiyor onu.
Beğenilmese de daha çok hırslanıyor.
Fransa'yı karış karış gezip her köşesini resmediyor.
Ve ismi duyulmaya da başlıyor tabii ki.
Ama beğenilerin arttığı kadar eleştiriler de artıyor.
Peki Monet pes ediyor mu?
Asla. Rodin gibi çeşitli ressamlarla sergiler açıyor ve bu sergiler büyük başarılar da getiriyor ona.
Artık Monet için tanınan bir ressam bile diyebilirsiniz.
Saman balyaları serisini yaptı.
Çok büyük bir beğeni de topladı.
Ben bu adı geçen resimleri storide paylaşmaya çalışacağım zaten.
Bu şeylerle iyice ünlü olmaya başladı Monet.
O anı tek bir resimle noktalandırmaktansa bu resmin farklı ışık görünümlerini de ele almaya başladı.
Yani hem gece hem gündüz hem gün doğumunda hem gün batımında gibi gibi şekillerde resim etti aynı yeri.
Sonra Alice ile taşınıyorlar Giverny'e.
Çok güzel bir eve. Yine inanılmaz güzel bir bahçesi var.
Alice ve Monet burada kendilerine bir cennet yaratıyor diyebiliriz.
Monet 60'lı yaşlarına geldiğinde artık çok güzel kazanan ve bilinen bir ressam diyebiliriz.
Günün pek çoğunu bu güzel bahçesini resmederek geçiriyor.
Ot yığınları serisi de bu bahçedendi mesela bilenleriniz varsa.
Giverny'deki manzaraları içeren resimleri hakkında şöyle söylüyor Monet.
Toprak güzel kokuların bu...
Bu arada Nilüfer serisine de başlamıştı.
Giverni'deki bu araziyi satın alan Mone bahçeyi yeniden düzenlemeye başlıyor.
Böyle bir tık büyütüyorlar hatta.
Akıllıca düşünerek yerleştirilmiş bitkiler ve yeni Nilüfer havuzu çok sayıda bahçe resmi yaratmasında Mone'ye ilham kaynağı oluyor.
Nilüferlere duyduğu tutku hakkında da şöyle diyor.
biraz zamanım aldı.
Onları sırf zevk için dikmiştim.
Dikerken aklımda resimlerini yapmak yoktu.
Bir görüntü tek gün içinde içinize işlemez.
Sonra aniden havuzumuzun aslında ne kadar güzel olduğunu fark ettim ve hemen paletime uzandım diyor.
Ya bu arada Giverny'deki bu bahçeyi büyütüyorlar dediğim gibi.
Bu bahçeye Mutlaka bakın arkadaşlar.
Mutlaka yani böyle bir şey yok.
Bayıldım ben. Mone bu bahçede resim yapmak şifa veren bir deneyim gibi diyor.
Gerçekten de öyledir.
Yani o kadar inanıyorum ki buna.
Neyse. Sonra arkadaşlar bir süre sonra Alice hayatını kaybediyor.
Ondan birkaç yıl sonra da Mona'nın oğlu Dean hayatını kaybediyor.
Onların ölümünden sonra Mona gerçekten çok zor seneler geçirdi.
Aylar boyunca hiçbir şey yapamadı.
Hiç resim dahi yapmadı.
Bir arkadaşına yazdığı mektupta zaman geçiyor ve ben acılı varlığımın üstesinden gelemiyorum.
Yılın sonunda da başka bir arkadaşına resim yapmayı sonsuza kadar bırakacağını söylemiş.
Bu arada Jean hastayken Monet'in de bir gözü kör olmuştu.
Uzmanlar katarak teşhisi koyuyorlar o dönemde.
Ameliyat edilmesini de öneriyorlar.
Ama Monet... Ya görüşümü tamamen kaybedersem diyerek reddediyor ameliyat olmayı.
O dönemden sonra Alice'in oğlu olan Michelle rahatsızlanıyor.
Monet artık eve kapanıyor.
Seyahatlere dahi çıkmıyor artık.
Hep bahçesinde vakit getiriyor ve bahçesini resmediyor.
Ama artık eskisi gibi değil.
Devasa tuvallere resmediyor bahçesini.
Bu süreçte Monet'in körlük tehlikesi de gitgide artıyor tabii ki.
Bir mektubunda arkadaşına bir daha hiçbir şey göreme...
Her şeyin resmini yapmak isterdim.
Ama artık sağ gözü tamamen göremez hale geliyor arkadaşlar.
Sol gözü de %10 oranında görüyor sadece.
Bir yıl sonra çok isteyerek olmasa da tam 4 ameliyat geçiriyor.
Gözleri düzeliyor ve yine o çılgın çalışma düzenine geri dönüyor Mone.
Ve 86 yaşına geldiğinde akciğerindeki doku sertleşmesinden dolayı hayatını kaybediyor arkadaşlar.
Mone hiçbir zaman yaptıklarıyla yetinen biri olmadı.
Azmi hiç azalmadı.
Bu cin ile tanışıp yaşadığı bölgeyi açık alanda resmetmeye başladığı ilk günden 86 yaşının son günlerine kadar hiç pes etmeden üretmeye devam etti.
Ve yaşamanın tamamında 2000'e aşkın resim 500'den fazla desen üreterek yaratıcılığının sınırsızlığını sonraki nesillere de göstermiş oldu.
Onun sanatı çağına göre bir devrim niteliğindeydi.
Garipsendi. Eleştirildi, dalga geçildi ama o yine de özgün çizgisinden ve hedeflerinden vazgeçmedi.
Monet hayata gözlerini yummadan önceki son mektuplarının birinde şunları yazmış.
Çalışmama dönmek için paletimi ve fırçalarımı hazırlamayı düşünüyordum.
Ama ilerleyen hastalığım ve artan ağrılarım buna engel oldu.
Umut etmekten vazgeçmiyorum.
Sizler de umut etmekten hiçbir zaman vazgeçmeyin arkadaşlar.
Daha konuşacak çok şeyimiz var.
Empresyonizme başka bir bölümde detaylı bir şekilde değiniriz.
Şimdilik sizlere hoşçakalın diyorum.
Kendinize çok çok çok iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
