
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Yıl sonlarında bizi en çok motive eden şeylerden biri yeni yıl hedefleri oluyor. Hedefleri hazırlamadan önce bu bölümde Zeynep, yeni yılda kendine nasıl davranacağından, bu hedefleri hazırlarken nelere dikkat edeceğinden ve hiçbir şeyin mükemmel olamayacağından bahsediyor.
Zeynep’i Instagram’dantakip etmek için tıkla!
Zeynep’i Youtube’dantakip etmek için tıkla!
Podcast hesabını Instagram’dantakip etmek için tıkla!
Transkript
Herkese merhaba, Konuşulacak Çok Şey Var! podcastına hoş geldiniz.
Ben Zeynep. 2024'ün sonlarına yaklaşıyorken...
Bazı hedefleri koymadan önce konuşmamız gereken bazı konular olduğunu düşünüyorum.
Aralık ayı geldiğinde diğer sosyal medya hesaplarımda da biraz bu konularda konuşmaya başladığımı fark ettim.
Bunun sebebi de özellikle bu dönemlerde herkes de böyle bir önümüzdeki sene artık şöyle bir olacağım.
Şunları yapan. biri olacağım gibi bir tavır olduğundan olabilir.
Bu konuda mesajlar almaya başladım çünkü.
Çok da doğal bence.
Ben de aynı bu moda giriyorum sene sonunda.
Ve daha önce mükemmeliyetçilik üstüne konuştuğumuz bölümü hatırlarsanız ya acımasız davranıyoruz kendimize bu süreçte ya da çok hafife alıyoruz neler yapabileceğimizi.
Ben bu sene Kendimizi seçelim istiyorum.
O mükemmelliyetçi tarafımızı ya da kendimize çok acımasız yaklaştığımız o tarafımızı bir kenara koyalım.
Geçen gün ben YouTube'da bir videonun ardından birkaç şey konuşmuştum bir vlogumda.
Bugün bu podcast bölümünün kaynağı da aslında o video sayılabilir hatta.
What's My Line adında bir yarışma programına denk geldim.
Ben. 1957 yapımıydı sanırım.
Bu yarışma programında 4 tane yarışmacı oluyor.
Hepsinin de gözleri bağlı.
Sonrasında stüdyoya ünlü bir isim getiriyorlar.
Bu kişi bir yazar olabilir, bir oyuncu olabilir ya da ressam olabilir.
Her şey olabilir. Beni izlediğim bölümde stüdyoya Dali geliyor arkadaşlar.
Ki bence yarışmanın en zor bölümlerinden birine dönüşüyor o bölüm.
Çünkü Dali her soruya evet diyor.
Yazar mısın diyorlar.
Evet diyor. Çünkü 4 kitabı var.
Performans sanatçısı mısın diyorlar.
Evet diyor. Çünkü öyle.
Film senaryosu da yazmış.
Disney'in animasyon filminin çizimini de yapmış.
Moda sektöründe dahi yaptığı bir şeyler var.
Yani komik olan tüm soruların cevabının gerçekten evet olması.
Bulması bence çok da zor bir isim.
Sürelist bir ressam çünkü Dali.
Ben de çektiğim vlogta bu yarışmadan bahsettikten sonra kafamdan geçenleri de anlattım.
Birazcık. Dedim ki biz bir şeyleri yapmaya karar verirken çok düşünmüyor muyuz?
Yani önümüze bir fırsat çıktığında bazen onu değerlendirmiyoruz.
Şunu yaparsan bana ne katacak diyoruz.
Bunu yapmak istiyorum ama bu alandaki en iyisi nereden biri olabilecek miyim diye sorguluyoruz.
Böyle böyle şeyler konuştum ve o videonun altına o kadar çok yorum geldi ki bazıları hala böyle düşünüyor olabilir.
Ama ben artık bu kafada olmadığımı fark ettim.
Yapmakla dünyanın en başarılı insanı olamayacağım belki o konuda.
Ama kendimi zenginleştireceğim.
Bu çok kıymetli bir şey bence.
Dali bir dahinin güncesinde der ki, mükemmellikten korkmayın.
Zaten ona hiçbir zaman ulaşamayacaksınız.
Mükemmel olmaya çalışarak vakit kaybetmemek lazım.
Kimse mükemmel olamıyor ki zaten bu hayatta.
O yüzden bu yılki hedeflerime becerebileceğimden emin olmasam dahi yeni şeyler denediğim maddeler eklemek istiyorum.
Bunları yaparken de kendime iyi davranmak istiyorum.
Çünkü tüm o yazdıklarımı...
Bana iyi hissettirsin diye yapacağım aslında.
Güzel vakit geçirmek istediğim için yapacağım.
Bu mükemmelliyetçilik konusu da zaten 10 bölüm konuşulsa da bitmiyor biliyorsunuz ki.
Ben de bu bölümde ufak bir öykü anlatmak istiyorum.
Çok yakışıklı bir delikanlı olan Narsisus kendisine aşık olanlara tepeden bakmayı ve kibirlenmeyi alışkanlık haline getirir.
Bu halini gören tanrılar onu cezalandırmaya karar verirler ve bir su birikintisinin kenarındayken onun kendi...
ve aksine aşık olmasını sağlarlar.
Zaman içinde aslında sudaki yansımasına tutulduğunu ve aşkına hiçbir şekilde karşılık alamayacağını anlayan Narşasus sonunda bu duruma dayanamayarak intihar eder.
Bir diğer mitolojik perspektifte de Narsius'un güzel peri kızı Eko'nun aşkına karşılık vermediği için cezalandırılarak kendisinin dağ gölündeki yansımasına karşı sonsuz
bir aşkla tutulmakla lanetlendiği, sudaki yansımasına hasret çektiği ancak ona dokunamadığı için oracıkta eriyip gittiği ve sonunda güzel bir çiçeğe dönüştüğü betimlenir.
Şimdi her iki yaklaşımda doğru olabilir.
Ancak şu nettir ki Yunan mitolojisinin bu pek bilinen öyküsündeki özsever bu kimlik en nihayetinde kendi varlığını son vermiştir arkadaşlar.
Yani aslında bu öykü mükemmellik kavramının kendi kendini imha edişiyle mükemmellik tanımının...
Çin'in ne kadar boş ve anlamsız olduğunu ispat eden mitolojik bir trajedidir.
Çünkü insan mükemmel değildir ve insandan mükemmel olmasını beklemek de pek güzel bir hareket değildir.
Nedir peki mükemmel olmak tanım olarak?
Türk Dil Kurumu'na göre eksiksiz, kusursuz, tam ve yetkin olmak.
Ama... Eksiksizlik, kusursuzluk, tamamen yetkin olmak felsefi olarak çoğu filozofa göre imkansızdır zaten.
Ben çok duyuyorum, siz de çok duyuyorsunuzdur.
Hani ben birazcık mükemmeliyetçiyimdir lafını.
Bunu ben daha önceki bölümde anlatırken de pek de güzel bir şey olmadığını ima ederek anlattım.
Pişman değilim, ben de öyle hissediyordum.
Ve bu duygu bana çoğu zaman hiç de iyi gelmedi.
Ama kimisi de bunun çok güzel bir şey olduğunu düşünüyor.
Bunu nereden çıkarttın şimdi Zeynep'ciğim?
Şöyle ki ben yeni yıl hedeflerinizi hazırlamaya başladınız mı tarzında bir story paylaştım.
Ve o story'e cevap olarak aldım bunu.
Hedeflerin içerisinde mükemmelliyetçi ol gibi bir şey yazıyordu.
Yani en iyi yapmaya çalış.
Her konuda. En iyi arkadaş ol, en iyi anne ol, en iyi sevgili ol, en iyi öğrenci ol ya nasıl yorumlarsanız.
Ben şaşırdım önce bu hedefe.
Sonrasında kendisine cevap verdim.
Böyle birazcık konuştuk.
Hala da şaşırıyorum.
Tabii ki orası ayrı ama şunu sormak istiyorum.
Herkes en iyi istiyor.
Tamam en güzeli olmak istiyor, en zekisi olmak istiyor, en bilgelisi olmak istiyor.
Reklamlar hep en iyiyi vaat ediyor.
Sosyal medyada bile bir şekilde herkes kendinin en iyi halini sunarak bir çeşit rekabete giriyor.
Sorum şu, hepimizin aynı anda en iyi olması mümkün mü?
Ya da her konuda en iyi olmamıza gerek var mı?
Dalin'in konuk olduğu programı anlatma sebebim de buydu benim.
En iyisi olamayacağımızı düşündüğümüz hiçbir şeyi...
Yapmamaya çalışmak. Yani bir işi yapacaksak ya mükemmel yapacağız ya da hiç yapmayacağız.
Gerek var mı? Yani gerçekten en iyisi olmasak da o yaptığımız şeyden çok keyif alıyorsak ihtiyacımız var mı?
Yine de en iyisi olmaya.
Burada beni yanlış anlamayın.
İnsan tabii ki kendine büyük hedefler koyabilir.
Enzi ve kendine hedef belirleyebilir.
Benim bahsettiğim şey, yani zamanında çok mükemmelliyetçi davranan biri olarak konuşuyorum.
Mükemmelliyetçi karakterler kendine kapasitesinin belki de çok üstünde ulaşmasının çok zor olduğu hedefler koyabiliyorlar.
Neden? Çünkü iyi hissetmek için...
En iyiyi başarmak zorunda olduğunu düşünüyor olabilir.
Hata toleransı da çok düşük olur böyle düşünen insanların.
Kendini bir zaferin tadını çıkaramadan hep bir sonraki hedefe doğru koştuğu bir yarışın içinde gibi hissedebilir.
Durup dinlenmeye, iyi hissetmeye, ihtiyaçlarını karşılamaya zaman bulamayabilir.
Başarılarından çok başarısızlıklarına odaklanır mesela.
Kendini bir kusursuzluk idealine hapseder.
En iyiyi ulaşmayı bekler o insan.
O gün geldiğinde çok mutlu, çok huzurlu olmayı hak edebileceğini düşünür.
Ama o gün bir türlü gelmez arkadaşlar.
Ben bu yüzden bu yıl mükemmel olmayı değil, kendim olmayı seçiyorum.
Kendimi seçmek istiyorum.
Mükemmelle hiçbir zaman ulaşamayacağım çünkü.
Bunu bir ara şöyle düşündüm.
Bu özelliğim yani. Dedim ki bu özellik zaten başarıya götürür insanı.
Ama gelin görün ki öyle olmadığını çok yorulduğumda anladım.
Biliyor musunuz yani bir şeyleri çok erteledim mesela.
Çünkü eyleme geçmekte çok zorlandım.
Yapacağım işin kusursuz olması gerektiğini düşündüğüm için.
O şey gözümde böyle dağ gibi büyüdü ve ona başlamak çok zor geldi.
2024 bunu aşmak için çok çabaladığım da bir yıl oldu.
Ve gönül rahatlığıyla kendime şöyle bir sarılarak bu yolculukla çok iyi gittiğimi söylemek istiyorum kendime.
Bu yüzden de önümüzdeki senenin hedeflerini bu yeni Zeynep için belirleyeceğim.
Çok heyecanlıyım bu konuda.
Çok ufak gördüğüm, bunu yapmak bana ne katacak ki diyerek yapmadığım...
Ama onu yapsam psikolojik olarak böyle çok iyi geleceğini bildiğim şeylerin hepsini yapmaya çalışacağım.
Bu bölümden sonra sizin de biraz düşünmenizi istiyorum.
Hani ne yapmak istiyorsunuz?
Şöyle yapmayı ertelediğiniz, ruhunuza iyi gelecek bir şey düşünün.
Çok basit bir şey bile olabilir bu gerçekten.
Ben boyama yapmayı ekleyeceğim mesela.
Komik gelebilir kimisine ama yapmak istiyorum.
Geçen bir kahve içmek için buluştuğumuzda da bunu konuştuk Zeliş'le.
Böyle telefonu, bilgisayarı bir kenara bırakıp boyama yapmak istiyoruz.
Bunu yaparken ilk defa dinleyeceğim sanatçılarla tanışmak istiyorum.
Daha önce hiç dinlemediğim bir albüm açıp dinlemek istiyorum mesela.
Çok basit evet ama bana iyi geleceğini düşünüyorum.
Çok gereksiz bularak erkek...
Dilediğim bir şeydi bu. Yani ee boyama yapacağım sonra ne olacak?
İyi gelecek bana. Bu kadar.
Bitti yani tartışma.
Bazı şeyleri sadece bana iyi hissettirdiği için de yapabilmeliyim.
Bunu öğrendim aslında bu yıl.
Bununla bağlantılı olarak bu yıl öğrendiğim bir başka şey ise mutlu ve huzurlu bir hayat için mükemmel olmak zorunda olmadığım.
Hepimizin yetersiz kaldığı noktalar var.
Hep de olacak. Ve bu yetersizliklerin hepsiyle de bütün cephelerde savaşmam gerekmiyor.
Bir şeyi benden daha iyi yapan birileri olabilir.
Olacak da yani.
Bu arayışın sonu yok çünkü.
Kimseyle yarışmak zorunda değiliz.
Kimseye yetişmek zorunda değiliz.
Kusursuz olmak zorunda değiliz.
Kendimizin iyi bir versiyonuyla gayet de mutlu olabiliriz.
İyiyi hedefleyebiliriz tabii ki ama ona ulaşamadığımızda suçluluk hissetmek ve utanç duymak zorunda değiliz.
Bu podcast bölümünde duymak istediklerinizi duyduğunuzu bilmiyorum ama anlatmak istediklerim tam olarak bunlardı.
Bir de... Hepimiz sevilmeyi hak ediyoruz arkadaşlar.
Koşulsuz sevgiyi kendimize verebilirsek, kendimize en çok da başarısızlıklarımıza şefkat gösterebilmeyi öğrenebilirsek daha huzurlu bir hayat bekliyor olacak bence bizi.
Mükemmel olmasak bile böyle olacak.
Ben kendimle ilgili bu öz eleştirileri en rahat ne zaman yaptım biliyor musunuz?
Eski günlüklerime şöyle bir göz atarken.
Evet o zamanlar o kadar normal gelirdi ki o yazdıklarım.
Geçen haftalarda bazılarına şöyle bir bakarken böyle bir öküz oturdum içime.
Çok üzüldüm. Gerçekten çok üzüldüm.
Çok yükleniyordum kendime çünkü.
Bunu yapmayı bıraktım.
Böyle kuş gibi hafif hissediyorum.
Belki aranızdan bazılarının da bunları konuşmaya ihtiyacı vardı ve bu podcast denk geldi.
Ben böyle işaretlere çok inanırım.
O yüzden umarım ki buna ihtiyacı olan birilerinin karşısına düşer bu bölüm.
Bu arada günlük tutmak demişken de 2025'de günlük tutma alışkanlığı edinmek istiyorsanız Instagram'da tekrardan birlikte günlük tutmaya da başlayacağız.
Haberiniz olsun. Günlük soruları hazırlamaya başladım.
YouTube'a günlük tutmakla alakalı bir video çekmiştim.
Onun yorumlarında da çok fazla vardı bu istek.
O yüzden... Geri dönüyoruz.
Birlikte günlük tutuyoruz.
Benim hazırladığım soruları cevaplayacağız.
Ben her gün bir soru cevaplayarak ilerliyorum aslında.
Hani bana çok iyi geliyor. Bak gece yatağa girdiğimde bir şeyler yazmak.
Ama dileyen tabii ki iki günde bir de yazabilir.
Hatta haftada bir bile yazabilir.
O tamamen size kalmış.
Umarım ki soruları yanıtlamak, içinize dökmek çok iyi gelir.
Çünkü o soruları cevaplarken epey düşünüyor insan.
Yani şöyle bir içine dönüyor.
Bazen geçmişine bakıyor.
Bazen geleceğini hayal ediyor.
Ben çok mutlu oluyorum geri dönüşlere.
Bu seferkinde de öyle olur umarım.
Çok heyecanlıyım. O zaman ne diyoruz?
Bu yıl kendimizi seçiyoruz.
Kendimize şefkatli davranıyoruz.
Onu seviyoruz ve kocaman sarılıyoruz.
Kendinize çok iyi bakın.
Beni sosyal medyada takip etmek isterseniz açıklamalar kısmında bulabilirsiniz hesaplarımı.
Haftaya tekrardan görüşmek üzere.
Hoşçakalın. Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
