
Bu bölümde Klinik Psikolog Merve Tokgöz, neden bazı insanların kendilerini tekrar tekrar aynı tür ilişkilerin içinde bulduğunu ve "yanlış insanlara çekilmenin" arkasındaki psikolojik nedenleri anlatıyor.
Neden bizi bekleten insanlara bağlanıyoruz? Neden bizi seçmekte zorlanan kişiler daha çekici gelebiliyor? Neden huzurlu ilişkiler bazen sıkıcı, karmaşık ilişkiler ise tutkulu gibi hissettirebiliyor?
Bu bölümde çocukluk deneyimlerinin partner seçimlerimizi nasıl etkilediğini, sinir sisteminin aşkı nasıl tanımladığını ve çoğu zaman aşk sandığımız şeyin aslında neden tanıdık gelen duygular olabileceğini konuşuyoruz.
Belki de mesele hayatınıza sürekli yanlış insanların girmesi değil. Belki mesele, size iyi geleni değil, size tanıdık geleni seçiyor olmanızdır.
Eğer kendinizi sürekli benzer hayal kırıklıklarının içinde buluyorsanız, duygusal olarak ulaşılması zor insanlara çekiliyorsanız ya da huzurlu ilişkilerde aynı heyecanı hissedemiyorsanız, bu bölüm size aşk, bağlanma ve geçmişiniz arasındaki görünmeyen bağlantıları gösterebilir.
Çünkü bazen iyileşmek, daha iyi insanları bulmakla değil; neden aynı insanları seçtiğinizi anlamakla başlar.
---
Happ Health'i telefonuna indirmek için tıkla!
---
Uzm. Klinik Psikolog Merve Tokgöz’den seans almak için tıklayın.
Uzm. Klinik Psikolog Merve Tokgöz Instagram:@psikolog.mervetokgoz
---
Happ Health Instagram: @happ.health
Youtube: @happ.health
Reklam ve İş birlikleri için: happdestek@gmail.com
--
Bu bölüm “Happ” hakkında reklam içerir.
Transkript
HepAlt, Kendini İyileştir'i sunar.
HepAlt, dijital sağlık uygulaması, Sağlık Bakanlığı tescilli bir platformdur.
Psikolojik danışmanlıktan beslenme desteğine ve daha birçok sağlık hizmetine evinizin konforunda ulaşabilirsiniz.
Herkese merhaba, ben Merve.
Yaklaşık 12 yıldır insanların kendilerini iyileştirmelerine yardım ediyorum.
Bu podcast kanalımda da Kendini İyileştir'mek isteyen insanlara terapi odasında verdiğim önerileri paylaşacağım.
Biliyor musunuz?
Belki de mesele neden yanlış insanlara çekildiğimiz değildir.
Belki de mesele neden bize tanıdık giren insanlara çok çekildiğimizdir.
Çünkü çoğumuz hayatımızdaki ilişki problemlerini şanssızlıkla açıklamayı tercih ederiz.
Hep yanlış insanları buluyorum, karşıma neden hep aynı tip insanlar çıkıyor, benim kaderim mi böyle diye düşünür dururuz.
Oysa yıllardır terapi odasında gördüğüm şey şu, insanların karşısına çıkan kişiler birbirlerinden çok farklı görünseler bile, onları çeken dinamikler çoğu zaman şaşırtıcı derecede benzer oluyor.
İnsan zihni yeniden çok tanıdığı şeyi tercih etme gerçekten meyilli.
Bu yalnızca ilişkiler için değil bu arada, hayatın her alanında geçerli.
Hep aynı sokaktan gitmemiz, aynı kahve dükkanından sipariş vermemiz, aynı düşünce kalıplarına dönmemiz gibi ilişkilerde de daha önce öğrendiğimiz duygusal iklimi hep tanırız.
Orası bize hep daha güvenli gelir.
Sorun tam da burada başlıyor.
Çünkü beynin tanıdığı her şey, Her zaman bize iyi gelen şeyler değil.
Şöyle çocukluğunuzu bir düşünün.
Eğer sevgiye ulaşmak için sürekli çabalamanız gereken bir ortamda büyüdüyseniz, sevgi bazen var bazen yoksa, bir bebeğiniz duygusu olarak mesafeliyse ya da fark edilmek için fazladan
performans göstermeniz gerektiyse, beyniniz sevgiyle mücadeleyi birbirine karıştırabilir.
Böyle bir durumda yetişkinlikte size düzenli ilgi gösteren, duygularını açıkça ifade eden, Ve sizinle istikrarlı bir şekilde ilişki kuran biri ilk anda size çok çekici gelmeyebilir.
Çünkü sinir sisteminiz sevgiyi huzurla değil, beklemekle, belirsizlikle, peşinden koşmakla ve kaybetme korkusuyla eşleştirmiş olabilir.
Bu yüzden bazen seçim yapan yalnızca kalbimiz olmaz.
Sinir sistemimiz de seçim yapar ve sinir sistemin mutlaka mutluluğu değil, tanıdığı yolu seçer.
İşte bu nedenle bazı insanlar hayatımıza girer girmez bize Çok tanıdık gelir.
Hatta deriz ki yıllardır seni tanıyor gibiyim.
Konuşmak kolay olur, çekim güçlü olur, bağ çok özel görünür.
Hatta bunu bazen ruh eşi bulmak olarak yorumlarız.
Oysa hissettiğimiz şey her zaman ruh eşini bulmak değil, bazen yalnızca geçmişimizin duygusal dilini konuşan birine rastlamış olmak.
Burada çok önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.
Her tekrar eden ilişkinin örüntüsünün nedeni çocukluk değil.
Ve çocuklukta yaşananlar da kader değildir.
Bağlanma araştırmaları şunu gösteriyor.
Geçmiş deneyimlerin yakınlık, reddedilme ve güvenle ilgili beklentilerimizi evet etkileyebilir diyor.
Fakat aynı araştırma alanı güvenilir ve ihtiyaçlara duyarlı ilişkilerin beklentileri zamanla değiştirebildiğini gösteriyor.
Yani iyi deneyimler, iyi partner seçimleri çocukluğumuzda yaşadığımız bağlanma sistemini değiştirebilecek kadar güçlü oluyor.
Bazen döngüyü sürdüren şey çocukluğumuzdan çok.
Bugün aynı insanlarla yola devam etmemiz, aynı ortamlarda bulunmamız, aynı ilk sinyalleri çekici bulmaya devam etmemiz ve yakınlık başladıktan sonra hep aynı savunma mekanizmalarını
ve baş etme mekanizmalarını kullanmamız.
İnsanlar partnerlerini yalnızca gelecek hayallerine göre seçmiyorlar.
Aynı zamanda geçmişin yaralarının da etrafında seçim yapıyorlar.
Bazen bir insana aşık olmamızın nedeni bize verecekleri değil, bize tanıdık gelen tarafı.
Zihnimizin derinlerinde çözülmemiş bir hikaye var.
Farkında olmadan bu kez farklı bir son yazmaya çalışıyoruz.
O hikayenin sonunu değiştirmek istiyoruz.
Çocukken görünmediysek bu kez mesafeli bir insan tarafından görülmeyi, seçilmediysek bu kez zor seçen bir tarafından seçilmeyi, sevgiyi kazanmak, emek vermek zorunda kaldıysak
bu kez sevgiyi daha çok emek vererek başarıyla elde etmeyi isteriz.
Fakat tekrar eden bu döngüler...
Yalnızca kimi seçtiğimizden ortaya çıkmaz.
Yakınlık başladıktan sonra bizim ne yaptığımız da döngünün bir parçası oluyor.
Kaygılı bağlanan biri mesela karşı taraf uzaklaştığında çok daha yaklaşıyor, daha çok açıklama yapıyor, daha çok teyit ve güvence istiyor.
Yakınlıktan kaçan biri ise ilişki ciddileştikçe kusur aramaya başlıyor.
Soğumaya ya da kendine alan yaratmak için karşı tarafı itmeye, ona kötü davranmaya başlıyor.
Sonra iki kişi birbirinin korkusunu doğruluyor.
Biri diyor ki nasıl olsa terk edeceğim.
Öteki diyor ki yakınlık beni boğuyor.
Ve sonunda herkes başlangıçta inandığı hikayeye geri dönüyor.
Terapi odasında en sık gördüğüm şeylerden biri bu.
İnsanlar yalnızca aynı kişiyi seçmiyor.
Aynı korkuyu uyandıran sahneleri birlikte tekrar tekrar kuruyorlar.
Belki de bu yüzden duygusal olarak mesafeli ve soğuk insanlara daha çok çekiliyoruz.
Bizi seçmekte zorlanan kişileri seçiyoruz ve sürekli kendimizi kanıtlamak zorunda kaldığımız ilişkilerin içinde buluyoruz kendimizi.
Çünkü zihnimizin bir parçası hala geçmişte yarım kalan bir cümlenin peşinde koşuyor.
Bu kez beni görecek ve seçecek ve ben bu kez yeterli olacağım.
Erişilmeyen kişi zihnimizde büyüyor, biz onu idealize ediyoruz ve diyoruz ki onun sevgisini kazanırsam kendi değerimi de kendime kanıtlamış olacağım.
böyle biri tarafından seçilmiş olmak bana değerli hissettirecek.
Ama bazen karşımızdaki insanla değil de onun bizi onaylama ihtimaline bağlanıyoruz.
İlişkiden çok kendi değerimizi aslında ispatlamaya çalışıyoruz.
Burada çok önemli bir gerçek var.
Bir yara ona benzeyen insanları buldukça iyileşmez.
Çoğu zaman daha da derinleşir.
Bir ilişkinin seni sürekli kaygılandırması onun çok özel olduğu anlamına gelmez.
bazen yalnızca en hassas yerine temas ettiğin anlamına gelir.
Bu noktada insanların çoğunun duymaktan hoşlanmadığı ama hayatı değiştirecek bir gerçeği söylemek istiyorum.
Sağlıklı ilişki ilk başta size sıkıcı gelecektir.
Eğer sinir sisteminiz yıllarca kavosa alıştıysa huzur size yabancı gelir.
Mesela düzenli ilgi, açık iletişim, tutarlılık, bir tutku eksikliği, bir arzu eksikliği gibi yorumlanabilir kişi tarafından.
Fakat burada dengeyi korumak gerekiyor.
Her sakin ilişki doğru ilişki değil tabii ki ama çekimin hiç olmadığı ilişkiyi de sırf sağlıklı diye yürütmek zorunda değilsiniz.
Asıl mesele huzuru otomatik olarak sıkıcılık, belirsizliği de otomatik olarak tutku sanıp sanmadığınızı fark etmeniz.
Peki bu döngüden nasıl çıkacaksınız?
İlk adım tabii yeni birini bulmak değil eski örüntüyü kendinize daha görünür hale getirmek.
Bunun için size çok önemli bir egzersizden bahsedeceğim.
Son üç ilişkinizi.
Ya da yoğun çekim yaşadığınız son 3 kişiyi bir kağıda yazın.
Ve her biri için şu sorulara dürüstçe cevap verin.
Başlangıçta beni en çok ne çekti?
İlk rahatsız edici işaret neydi?
O işareti nasıl kendimce açıklayıp önemini küçülttüm?
Aramızdaki yakınlık arttığında ben nasıl davrandım?
İlişki sonunda kendim hakkında hangi eskiden kurduğum cümleleri tekrarladım?
Yine yeterli olmadım, yine terk edildim, yine kimseye güvenilmez mesela böyle cümleler.
Ve yazdığınız şeyler birbirine benziyorsa üç kişi içinde, döngülerin ortak noktası kişilerin mesleği, görünüşü ya da burcu değil.
Sende uyandırdıkları temel hikaye.
İnsan isimlerini değiştirmek kolaydır fakat hiç senaryoyu görmeden oyuncular değişse de oyun aynı kalır, senaryo aynı kalır.
Bir diğer pratik bunları fark etmeniz için.
Güçlü bir çekim hissettiğinizde kendinize yalnızca onu ne kadar istiyorum diye sormamaktır.
İlk birkaç buluşmadan sonra şu soruları kendinize sorun.
Bu kişinin yanında bedenim gevşiyor mu yoksa sürekli tetikte miyim?
Bu kişinin söyledikleriyle yaptıkları birbirini tutuyor mu?
Merak ettiği kişi gerçekten ben miyim yoksa ona sunduğum ilgi mi?
Bir sınır koyduğumda bana saygı mı duyuyor yoksa geri çekilerek beni cezalandırıyor mu?
İlk çekim çoğu zaman bize arzuyu anlatır.
Bu sorularsa ilişkinin kapasitesini gösterir.
İyi bir partnerin en güçlü işareti sizi hiç tetiklememesi değil, tetiklendiğiniz bir anda sizinle güvenli bir iletişim kurabilmesidir.
Bu döngüden çıkmanız için üçüncü önerim potansiyele değil tekrarlanan davranışlara yatırım yapmanız.
Bir insanın aslında çok iyi biri olması ya da zor dönemden geçmesi ya da ileride değişebilecek özelliklerinin olması bugün size ilişki sunabildiği anlamına gelmez.
6 hafta boyunca gördüğünüz tutarlılık 6 saatlik yoğun bir sohbetten çok daha değerlidir.
Sizi özlediğini söylemesinden çok plan yapıp gelmesine, bağlanmaktan korktuğunu anlatmasından çok korkusuna rağmen sorumluluk almasına, ben böyleyim demesinden çok verdiği zararı
onarmaya çalışmasına bakmalısınız.
Bu döngüden çıkmanız için bir diğer önerim, ilişkiyi en güzel anında değil de küçük bir hayal kırıklığında değerlendirmektir.
Yanlış kişilere çekilmekten artık vazgeçmek ve iyileşmek istiyorsanız tetiklendiğiniz anda alıştığınız davranışı hemen uygulamamalısınız.
Mesela mesajınıza geç cevap verdi ve arka arkaya mesaj atıyorsunuz ona ulaşmak için.
Ya da uzaklaştığını hissedince uzun bir açıklama mesajı yazıyorsunuz paragraf paragraf.
Ya da yakınlık arttığında aniden kusur bulup kaçmak istiyorsunuz.
Ya da sırf özlediniz diye Bitmiş bir ilişkiye geri dönmek istediğinizde kendinize hiç zaman vermeden tekrar barışma mesajı atıyorsunuz.
Bunları yapmak istediğinizde kendinize bir gece verin.
Bu sürede deyin ki şu an ne hissediyorum?
Zihnim benden neyi yapmamı istiyor?
Peki bu yapacağım şey gerçekten olmak istediğim kişiye uygun bir davranış mı?
diye sorun. Özgürlük, dürtünün yok olması değil de dürtüyle davranış arasında seçim yapabileceğiniz bir alan koyabilmek aslında.
İyileşme burada başlıyor.
Bir diğer en önemli şey sizi iyileştirecek.
İstikrarlı ve tutarlı birine zaman tanımak ama kendinizi zorlamamak.
Kaosa alışmış bir zihin güvenilir birini ilk anda renksiz ve eğlencesiz bulur, arzu hissetmez.
Bu nedenle orada saygı, merak, temel bir çekim varsa birkaç buluşma boyunca kelebek aramak yerine midenizde ilişkinin size nasıl bir his bıraktığını gözlemleyin.
Fakat hiçbir merak, çekim ya da ortaklığın olmadığı bir ilişkiyi de Kendinize tedavi diye dayatmayın.
Amaç heyecansız bir hayat seçmek değil de heyecanın kaynağını fark etmek diyebiliriz.
Bu heyecan yakınlıktan mı geliyor yoksa kaybetme ihtimalinden mi ona bir bakın.
Son olarak döngüyü kırmak nasıl mümkün biliyor musunuz?
Daha iyi bir partner bulmak değil.
İlişkinin içinde daha farklı bir kişi olmayı öğrenmek lazım.
Sürekli kendini kanıtlayan biriyseniz bir adım geri çekilip karşı tarafın da emek verip vermediğine bakmalısınız.
Duygularınızı saklayan biriyseniz küçük dozlarda açık olmaya çalışmalısınız.
Sınır koyamıyorsanız reddedilme ihtimaline rağmen hayır diyebilmelisiniz.
Ya da her sorunu tek başına çözmeye çalışıyorsanız yardım isteyebilirsiniz.
Çünkü bazen sorun aynı tip insanları seçmemiz değil.
Aynı korkuyla hareket ettiğimiz için farklı insanlarla aynı sonucu üretmemiz.
İnsanın hayatındaki en büyük dönüşümlerden biri tanıdık olanı seçmekten vazgeçip gerçekten iyi geleni seçebilmeyi öğrenmesi.
Bu yeni yollar size ilk başta yabancı gelebilir ama yabancı olan her şey yanlış değil, bazen yalnızca daha önce hiç yaşamadığınız kadar güvenli olabilir.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
