
Bu bölümde Klinik Psikolog Merve Tokgöz, , zihnin neden sürekli en kötü senaryoya hazırlandığını ve bu döngüden nasıl çıkabileceğimizi anlatıyor. Beynimizin alarm sistemi olan amigdalanın gerçek tehlike ile hayali tehlikeyi neden ayırt edemediğini, bu yüzden hiçbir şey yokken neden “tehlike varmış gibi” hissettiğimizi bilimsel bir dille açıklıyor. Anksiyeteyi sadece teoride değil, kendi yaşam deneyimiyle de tanıyan Merve Tokgöz, zihnin aşırı koruma eğilimini fark ederek onu yeniden programlamanın yollarını paylaşıyor. Bu bölümde beyninizi susturmaya değil, onu anlamaya davet edileceksiniz. Gerçek bir yangın mı var, yoksa sadece zihninizin yanlış çalan alarmı mı? Dinledikten sonra, “ya kötü bir şey olursa?” cümlesine artık bambaşka bir yerden bakacaksınız.
Görüşmelerinizi %15 indirimle planlamak için IYILES15 kodunu kullanabilirsiniz.
---
Uzm. Klinik Psikolog Merve Tokgöz’den seans almak için tıklayın.
Uzm. Klinik Psikolog Merve Tokgöz Instagram:@psikolog.mervetokgoz
---
Happ Health Instagram: @happ.health
Youtube: @happ.health
Reklam ve İş birlikleri için: happdestek@gmail.com
--
Bu bölüm “Happ” hakkında reklam içerir.
Transkript
HepAlt Kendini İyileştir'i sunar.
HepAlt dijital sağlık uygulaması, Sağlık Bakanlığı tescilli bir platformdur.
Psikolojik danışmanlıktan beslenme desteğine ve daha birçok sağlık hizmetine evinizin konforunda ulaşabilirsiniz.
Herkese merhaba, ben Merve.
Yaklaşık 12 yıldır insanların kendilerini iyileştirmelerine yardım ediyorum.
Bu podcast kanalımda da Kendini İyileştir'mek isteyen insanlara terapi odasında verdiğim önerileri paylaşacağım.
Bugün bu bölümde beynimizin tehlike algısını abartma eğilimini konuşacağız.
Zihninizin neden sürekli sizi en kötüsünü hazırladığını ve bu döngüden nasıl çıkabileceğinizi anlatacağım.
Biliyorsunuz anksiyete ile ilgili çok çalışıyorum.
En sevdiğim alan burası ve bununla ilgili birkaç bölümüm daha var.
Düşünceler gerçek değil, takmamak mümkün mü, zihnini sessize al gibi bölümlerimiz var.
Bunları dinlemenizi öneririm.
Üçüncü olarak da bu bölümü dinleyebilirsiniz.
Ben nöropsikolojiyi terapilerime entegre etmeyi çok faydalı buluyorum.
Çünkü sistemin nasıl çalıştığını bilmezseniz, beyin dediğimiz sistemin, neyi neden yaptığınızı anlayamazsınız.
Aldığınız terapilerde bu yüzden havada kalır.
Kalıcı ve anlamlı olmaz.
O yüzden anksiyete ile ilgili tüm terapilerimde ilk anlattığım şey, beyin dediğimiz sistemin nasıl çalıştığıdır.
Gelenler biliyor. O zaman başlayalım.
Bana gelen insanlar, anksiyete ile başvuran insanlar, Genelde zihinlerinde bir şeyin yanlış çalıştığından yakınıyorlar ama bence ansiyeti yaşayan insanların zihni asla tuhaf değil, sadece fazla
sadık. Zihninizin görevi hoş duygular üretmek, huzur, size mutluluk vermek falan değil bu konuda anlaşalım.
Zihninizin tek görevi sizi hayatta tutmak ve korumak.
Beynimizin ortasında badem büyüklüğünde bir bölge var, amigdala dediğimiz yer.
Onun görevi tehlikeyi fark etmek.
Amigdala, beynin alarm merkezi bu arada, sizi hayatta tutmak için evrimleştirilmiş ve tek işi tehlike aramak.
O yüzden anksiyete ile başvurduğunuzda aslında zihninizin tıkır tıkır çalıştığını söyleyebiliriz.
Ama beyninizin bir sorunu var.
Gerçek tehlikeyle hayali tehlikeyi ayırt edemiyor.
Ya kötü bir şey olursa düşüncesi geldiğinde beyin bu cümleyi sanki gerçekten olmuş gibi algılıyor ya da her an olacakmış gibi.
Tıpkı bir yangın alarmının gerçek ateşle tütün dumanını ayıramaması gibi o dumanı hissettiğinde sanki ortamda gerçek bir yangın varmış gibi alarm veriyor.
Ve o anda bütün sistem ayağa kalkıyor.
Kalbiniz hızlanıyor, kaslarınız geriliyor, nefesiniz sanki yetmiyormuş gibi hissediyorsunuz.
Çünkü beyniniz diyor ki ortamda tehlike var.
Bir şey yap, kaç, hazırlan, çözmemiz lazım bu konuyu diyor.
Sihin, hazırlıklı olursam daha az incinirim.
Beklersem hayal kırıklığı olmaz gibi bir ilizyonun içinde ama bu strateji aslında duygusal acıyı önlemiyor.
Sadece onu, belki hiç olmayacak bir şeyi erkenden yaşamanıza sebep oluyor.
Yani kötü bir şey olur mu diye korkarken siz zaten kötü hissetmeye başlıyorsunuz.
Zihninizi kontrol etmeye çalıştıkça kaygınız sadece daha da büyüyor.
Ama ortamda tehlike yok, sadece bir düşünce var.
Ve bu yüzden siz hiç olmayan bir yangında yanıyorsunuz.
Yani dediğim gibi bu garip bir şey değil, yanlış ayarlanmış bir koruma sistemi.
Zihninizin kötüyü düşünmesi bozuk bir sistem değil, sadece fazla duyarlı bir güvenlik mekanizması diyebilirim.
Bir dönem sizi koruduğu için eminim çok işe yaradı.
Ama artık o dönem bitti ve beyin bunu fark edene kadar sizin göreviniz sadece şu.
Alarm çaldığında, yani o yangın alarmı çaldığında koşmak yerine bir pencereyi açıp dışarı bakmak.
Gerçekten yangın var mı yoksa sadece zihniniz yine sizi korumaya mı çalışıyor?
Artık göreviniz alarmı susturmak değil.
Çünkü alarmı susturmak sistemi bozuyor.
Sizin göreviniz alarm çaldığında gerçekten bir duman var mı diye bakınmak.
Bir düşünce geldiğinde eğer gerçeklikle ilgili bir kanıtınız yoksa tek kanıtınız sadece o düşüncenin aklınıza gelmesi ve gerçekleşecekmiş gibi hissetmekse
Aslında alarman çakmak tutuyorsunuz demektir.
Yani yangın yok, tehlike yok, sadece bir çakmağın minicik bir alevi var demektir.
Ve o an beyninize yeni bir şey öğretirsiniz.
Teşekkür ederim ama bu sadece küçük bir çakmak alevi.
O anda bile nörolojik olarak amigdalanın aktivitesi düşünmeye başlar.
Korku merkezi demiştik ya, beyin yavaşça yeniden gerçekliğe kalibre olur ve bir süre sonra her sıcaklığı yangın sanmamayı öğrenir.
Aklınıza gelen kötü düşünceleri lütfen bir tren gibi düşünür müsünüz?
Her kötü düşünceye bir vagon gibi bakın.
Siz o vagona binerseniz nereye gideceğinizi bilemezsiniz.
Ama peronda kalır ve sadece geçişini izlerseniz düşünceler gelir ve giderler.
Sizin yapmanız gereken zihninizi susturmaya çalışmak ya da onun paniğine kapılmak değil, bunun sadece bir düşünce, sadece bir senaryo olduğunu hatırlamak ve sadece yola devam etmek.
Hepelt Kendini İyileştir''i sundu.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
