
Klinik Psikolog Merve Tokgöz, yakınlık isteyip yakınlıktan korkan, sevilmek isteyip biri gerçekten yaklaştığında geri çekilen insanların iç dünyasını konuşuyor.
Bağlanma stili testini uygulayarak başlayan bölümde;
- Yakınlık arttıkça neden geri çekildiğimizi,
- İlişkide “boğuluyormuş” hissinin aslında ne anlama geldiğini,
- Mesafenin neden geçici rahatlama sağladığını,
- Ve gerçek iyileşmenin neden sadece düşünerek değil, temas içinde mümkün olduğunu keşfedeceksiniz.
Ve belki de iyileşmenin sandığınız kadar büyük bir adım olmadığını fark edeceksiniz.
Bazen sadece biri size yaklaştığında refleks olarak geri çekilmemek,
birkaç saniye daha kalmak,
görünür olmaya izin vermek…
Çünkü gerçek iyileşme, kaçmadığınız o küçük anda başlar.
---
MERVE30 Koduyla Uzm. Klinik Psikolog Merve Tokgöz’ün seansları Happ Health’e özel %30 indirimli! Hemen Happ Health’ i telefonuna indir. Kupon kodunu kullan. Hazırsan Kendini İyileştirmeye başlayalım…
Happ Health'i telefonuna indirmek için tıkla!
---
Uzm. Klinik Psikolog Merve Tokgöz’den seans almak için tıklayın.
Uzm. Klinik Psikolog Merve Tokgöz Instagram:@psikolog.mervetokgoz
---
Happ Health Instagram: @happ.health
Youtube: @happ.health
Reklam ve İş birlikleri için: happdestek@gmail.com
--
Bu bölüm “Happ” hakkında reklam içerir.
Transkript
HepAlt Kendini İyileştir'i sunar.
HepAlt dijital sağlık uygulaması, Sağlık Bakanlığı tescilli bir platformdur.
Psikolojik danışmanlıktan beslenme desteğine ve daha birçok sağlık hizmetine evinizin konforunda ulaşabilirsiniz.
Herkese merhaba, ben Merve.
Yaklaşık 12 yıldır insanların kendilerini iyileştirmelerine yardım ediyorum.
Bu podcast kanalında da Kendini İyileştir'mek isteyen insanlara terapi odasında verdiğim önerileri paylaşacağım.
Bugün çok az konuşulan ama aslında çok fazla insanın içten içe yaşadığı bir yerden bahsedeceğiz.
Kaçıngan bağlanma.
Yakınlık isteyip yakınlıktan korkmak, sevilmek isteyip biri gerçekten ona yaklaşınca geri çekilmek, ilişki kurmak isteyip ilişkinin içinde bir noktadan sonra boğuluyormuş gibi hissetmek.
Bunlar çoğu zaman dışarıdan mesafeli karakter, özgürlüğüne düşkün insan, duygusal olmayan gibi etiketlerle açıklanır.
Oysa içeride olan şey bundan daha karmaşıktır.
Şimdi bağlanma stilinizin önce kaçıngan olup olmadığını anlayacağınız mini bir test yapalım istiyorum.
Kalem kağıt alırsanız çok iyi olur.
Çünkü birkaç tane soru soracağım ve kaç tane evet dediğinizi saymanızı isteyeceğim.
İlk sorumuzla başlıyorum.
Birisi duygusal olarak bana fazla yaklaştığında içimde geri çekilme isteği olur.
Evet mi hayır mı not alın.
İkinci soru. Birisi bana çok bağlandığında sorumluluk hissi çok ağır gelmeye başlar.
Üçüncü soru, sorun yaşadığımda anlatmak yerine içime kapanırım.
Dördüncü soru, kendi kendimi halletmek bana her zaman daha güvenli gelir.
Beşinci soru, ilişkilerde özgürlüğümü kaybedecekmişim gibi hissederim.
Altıncı soru, sevildiğimi hissedince bir süre sonra karşı tarafın kusurlarına odaklanmaya başlarım.
Yedinci soru, mesajlara geç dönmek, mesafeyi korumak bana rahatlık verir.
Sekizinci soru, birisi beni çok iyi tanımaya başladığında huzursuz olurum.
Dokuzuncu soru, duygusal konuşmalardan kaçınırım ya da konuyu değiştiririm.
Ve son soru, onuncu soru, ilişki çok ciddileşince soğumaya başlarım.
Şimdi sizden evet dediğiniz yanıtları saymanızı istiyorum.
Kaç tane evetiniz var? Eğer böyle hiç evetiniz yoksa veya iki tane evetiniz varsa bu sizin ana bağlanma stiliniz değil.
Ya güvenli ya da kaygılı bağlanıyorsunuz.
Onu bir sonraki bölümde konuşacağız.
Eğer üçle beş arasında evetiniz varsa zaman zaman kaçıngan bir bağlanma kullanıyorsunuz demektir.
Altı ve üzeri evet varsa büyük ihtimalle kaçıngan bir bağlanma örüntüsüyle ilişki kuruyorsunuz demektir.
Yani bu bölüm tam sizin için demektir.
Ve şimdi en kritik noktayı netleştirelim.
Kaçıngan bağlanma, özellikle şunu söylemek istiyorum, bir kişilik patolojisi, kişilik kusuru değildir.
Mesafeyi seven biri olman, bağımsız olman, güçlü görünmen bununla aynı şey değil.
Bu farklı bir şey, bu bir sinir sistemi adaptasyondur.
Çocuklukta ya da erken ilişkilerde öğrenilmiş bir hayatta kalma yöntemi diyebiliriz hatta.
Kaçınan kişi aslında sevgiden kaçmaz, bunu söylemeliyim.
Sevginin getirdiği bağımlılıktan, kontrol kaybından, incinme riskinden kaçınır.
Çünkü geçmişte yakınlık ona çok yük olmuştur.
Ve aşırı eleştirilmiş olabilir, duygusal ihmal olabilir, geçmişte çok reddedilmiş olabilir.
Beyin bunları kaydeder ve çok basit bir denklem kurar.
Mesafe güven demektir der.
Şimdi bu bağlanma problemini çözmek istiyorsan ama tek başına nereden başlayacağını bilmiyorsan HepAlt ekibi benden terapi almak isteyenlere özel 31 Mart'a kadar sürecek %30 indirim
kodu tanımladığı detayları açıklamada bulabilirsiniz.
Şimdi iyileşme kısmına gelmeden önce şunu bilmek gerekiyor.
Kaçıngan bağlanan biri yakınlığı öğrenmeden iyileşemez.
Yani sadece analiz ederek, kitap okuyarak, düşünerek değil.
Gerçek bir ilişkide, gerçek bir temas içinde iyileşebilir.
Çünkü bu bir düşünce sorunu değildir.
Bu bir temas sorunudur.
Bu bir yakınlık sorunudur.
Kaçıngan sistem şöyle çalışır.
Yakınlık arttıkça sinir sisteminiz alarm verir.
Alarm zihinsel eleştiri üretmesine sebep olur.
Yani karşınızdakine eleştirecek şeyler bulursunuz.
Eleştiri başladığında soğuma hissedersiniz.
Soğuma aranıza mesafe koymayı gerektirir.
Mesafede size geçici bir rahatlama sağlar.
Ve rahatlama kaçınmayı yani uzak durmayı daha da arttırır.
İşte bu bir döngüdür.
Ve bu döngüyü kıran şey sadece farkındalık değil.
Deneyim etmeye devam etmektir.
Bir deneyimdir. Terapide bu noktada kullandığımız çok az bilinen bir yaklaşım vardır.
Kaçıngan kişiler genellikle iki uçta yaşarlar.
Ya tamamen çok yakın olurlar ya da tamamen uzaklaşırlar.
Orta alanda kalmayı bilemezler.
Aslında iyileşmek, kaçmak istediğin anda hemen gitmemek, kendini zorlayıp boğulacak kadar da kalmamak demektir.
Sadece birkaç saniye daha kalmak, sadece birkaç an daha orada bulunmak.
Mesela partnerin duygusal bir şey anlatıyor ve içinde konuyu değiştirme isteğin yükseliyor.
Tam o anda o konuyu değiştirmemek ama çözümde üretmemek, iyileşmek gerçekten böyle bir şey.
Sadece dinlemeye devam etmek işte bu sinir sistemine çok güçlü bir mesaj veriyor.
Yakınlık zannettiğim kadar da ölümcül bir şey değil.
Kaçıngan bağlanmanın işte ilk kırıldığı yer tam burasıdır.
Bir diğer önemli nokta ise duygusal gecikmeyi fark etmektir.
Yani ne demek istiyorum? Kaçıngan kişiler duyguyu o anda yaşamazlar.
Sonradan yaşarlar.
Tartışma anında sakin görünürler ama saatler sonra içten içe huzursuzlukları artar.
Ve bu sırada onlar zaten çoktan mesafe koymuşlardır, ayrılık planları yapmışlardır.
İyileşme duyguyu gecikmeden konuşmakla başlar.
Mesela... Kaçmak veya soğumak yerine şu an konuşmak istemiyorum ama içimde bir şey beni rahatsız etti diyebilmek.
Bu cümle kaçıngan bir bağlantı için devrim cümlesidir.
Çünkü ilk kez kaçınmadan, kaçmadan temas kurmaya çalışmıştır.
Bir diğer adım ihtiyaç dile getirme kısmını geliştirmek.
Kaçıngan kişi genellikle ihtiyaç hissetmediğini zanneder ama aslında bastırılmış bir ihtiyaç vardır.
Yanımda olmanı istiyorum.
Bunu yalnız yaşamak istemiyorum.
Benim galiba biraz sarılmaya ihtiyacım var gibi cümleler başta sizin için yapay hissettiriyor olabilir.
Ama tekrarlandıkça beyin yeni bir harita çizer.
Bağımlılık zayıflık değildir.
Yakınlık kaybolmak değildir.
Bunu öğrenmeye başlar.
En kritik farkınalıklardan biri de şudur.
Kaçıngan bağlanan kişi genellikle doğru insan geldiğinde değil yanlış insan geldiğinde rahat hisseder.
Çünkü mesafe tanıdıktır ona.
Duygusal ulaşılmazlık tanıdıktır, soğukluk tanıdıktır.
Güvenli biri geldiğinde ise iç sistem biraz böyle alarm vermeye başlar.
Bu kadar sakin olamaz, bir yerde sorun var, çok sıkıcı, sıkılıyorum hisleri oluşmaya başlar.
Aslında sıkıcı değildir, sadece yabancıdır.
Dramayla güvenliği karıştırır.
İyileşme aslında sakinleşik ya dayanabilmekle başlar.
Tartışmasız bir gün geçirmek, mesaj beklerken kaygılanmamak, sürekli yoğun hissetmemek başta boşluk gibi gelebilir ama o boşluk aslında sizi iyileştirecek güvenli bir şeydir.
Ve şimdi en dürüst yerden devam edelim.
Kaçıngan bağlanma yalnızlık üretir ama yalnızlık korkusu...
Yani kişi yalnız kalabilir, kendi kendine yaşayabilir, güçlü görünebilir ama gerçek temas kuramaz.
Hayatında insanlar vardır ama kimse aslında gerçekten içeriye giremez.
İyileşme, birinin seni görmesine izin verdiğin bir anda başlar.
Kusurunla, o kaçmaya çalıştığın halinle, soğuduğun zamanla.
Çünkü kaçıngan sistemin panzehiri şudur.
Görülmek, Ama yine de reddedilmemek.
O zaman beyin ilk defa şunu öğreniyor.
Yakınlık beni zannettiğim kadar da mahvetmiyor, zannettiğim kadar da acı vermiyor.
Yani kaçıngan insanlar genelde şu soruyu soruyorlar.
Sevmiyor muyum yoksa korkuyor muyum?
Cevap çoğu zaman şudur.
Çok seviyorsun ama sevginin getirdiği açıklığa dayanmayı henüz öğrenmedin.
Sevgi mesafe kaldırmaz.
Sevgi görünürlük istiyor, bunu biliyoruz.
Ve görünür olmak kontrol kaybı demek oluyor.
İyileşme de tam da burada başlıyor.
Kontrolü biraz bırakmaya cesaret ettiğin anda.
Mesela bir gün geç mesaj atmazsın.
Duygusal konuyu değiştirmezsin.
İyiyim demek yerine gerçekten nasıl olduğunu söylersin.
Yani küçük bir risk alırsın ve dünya yıkılmaz.
O gün sinir sistemi yeni bir kayıt alır.
Yakınlık aslında galiba güvenli olabilir.
Kaçıngan bağlanma bir anda çözülmez.
Bir ilişkide, bir bakışta, bir kalma anında, bir dürüst cümlede.
Parça parça çözülür.
Ve bir gün fark edersin ki artık o kadar da otomatik kaçmıyorsun.
Durabiliyorsun, seçebiliyorsun, sabredebiliyorsun.
Bu bölümün sonunda senden tek bir şey rica ediyorum.
Bugün biri sana yaklaştığında refleks olarak geri çekilme.
Sadece birkaç saniye daha kal.
Bedeninde olanları fark et.
Nefesinin nasıl hızlandığını fark et.
Ona rağmen gitmemeyi dene.
Çünkü iyileşme bazen terapi odasında değil, tam da o birkaç saniyelik kalış anında başlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
