
Erkek Beyninin Gerçekleri - 1 Ürolog 1 Psikolog - Bölüm 1
19 Mart 2025 · 17 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Erkekler gerçekten düşündüğümüz gibi mi? Beyinleri nasıl çalışıyor? Klinik Psikolog Merve Tokgöz ve Üroloji Doktoru Buğra Çetin bilimsel gerçekler ve çarpıcı analizlerle erkek beynini tüm yönleriyle masaya yatırıyor!
❓ Erkekler neden ilgisini kaybeder?❓ Erkekler sevdiği kadını aldatır mı?
Görüşmelerinizi %15 indirimle planlamak için IYILES15 kodunu kullanabilirsiniz.
Biyolojinin ve psikolojinin kesiştiği bu büyüleyici sohbete hazır olun! 🎧🔥
---
Happ’i indirmek tıklayın
---
Uzm. Klinik Psikolog Merve Tokgöz’den seans almak için tıklayın
---
Uzm. Klinik Psikolog Merve Tokgöz instagram:@psikolog.mervetokgoz
Op. Dr. Buğra Çetin instagram: @drbugracetin
---
Happ Health Instagram: @happ.health
Youtube: @happ.health
Reklam ve İş birlikleri için: happdestek@gmail.com
--
Bu bölüm “Happ” hakkında reklam içerir.
Transkript
HepAlt, Kendini İyileştir'i sunar.
HepAlt, dijital sağlık uygulaması, Sağlık Bakanlığı tescilli bir platformdur.
Psikolojik danışmanlıktan beslenme desteğine ve daha birçok sağlık hizmetine evinizin konforunda ulaşabilirsiniz.
Herkese merhaba, ben Merve.
Yaklaşık 11 yıldır insanların kendilerini iyileştirmelerine yardım ediyorum.
Bu podcast kanalında da Kendini İyileştir'mek isteyen insanlara terapi odasında verdiğim önerileri paylaşacağım.
Kendini İyileştir'menin en önemli aşamalarından biri artık kendini kandırmayı bırakmak.
O yüzden bugün yanımda gerçeklere yüzümüze yüzümüze çarpacak bir konumum var.
Kendisi hastanede hem kapı komşum hem de en iyi arkadaşlarımdan Doktor Buğra Çetin.
Buğra bir ürolog. Yani bence erkek sistemini en iyi bilen kişilerden.
Erkek beynini hormonlar açısından, biyolojik açıdan, fizyolojik açıdan ve psikolojik açıdan bize analiz edecek.
Bugün ona sosyal medyada kafa karıştırıcı varsayımlardan kurtulmamız için erkek beyninin gerçeklerini soracağım.
Biliyorsunuz bu soruları Instagram'dan sizin merak ettikleriniz arasından seçtik.
Bazılarını nasıl soracağım bilmiyorum ama neyse.
O zaman başlayalım. Buğra hoş geldin.
Hoş bulduk Merve. Nasılsın?
İyiyim, heyecanlıyım biraz.
Ben de heyecanlandım. Tek konuşurken heyecanlanmıyordum.
Öyle gerçekten.
Bugün bize gerçekleri anlatacaksın, söz ver.
Tamam, söz veriyorum.
Söz veriyorum. Yani bakalım şimdiye kadar tabii birçok hikayeye şahit oldum.
Bunları kendi tecrübelerimle anlatacağım, anlatmaya çalışacağım.
Umarım çok zor sorular gelmez.
Bakalım, bekliyorum soruları.
Umarım bizim de kalbimiz çok kırılmaz.
Umarım, umarım. Başlayalım mı ilk sorudan?
Başlayalım. Şimdi birinci sorum şu.
Erkekler kendilerine para harcatan kadınları gerçekten daha çok seviyor mu?
Bence şöyle, erkekler beraber oldukları kadınlar için para harcadıkları zaman daha...
Erkeksi daha eril hissediyorlar ve o eril enerjileri artıyor.
Sanırım bu durumun da mantığı şu.
Erkekler bir şey sunduğunda değer verdiğini gösterdiğini partnerine ve karşı tarafın mutluluğunu gördüğünde kendini daha güçlü, etkili ve tatmin olmuş hissediyor.
Ve aynı zamanda bu davranış onun...
Erkeksi tarafını da güçlendiriyor.
Erkeksi kimliğini güçlendiriyor.
Bu sebeple erkek kendini daha erkeksi, daha maskülen hissettiren kadınların yanında olmayı tercih ediyor olabilir.
Ama tabii tam tersi de var.
Yani harcama yapıyor olmak bazı erkekler için daha kabul edilmeyecek bir durum da olabiliyor.
Ama ben bu şekilde olduğunu düşünüyorum.
Yani daha eril, daha maskülen hissetmek erkeğin o ilişkide kalmasını sağlıyor gibi.
Buna %100 katılıyorum bu arada.
Peki... Ben şöyle düşünüyorum katılır mısın bilmiyorum ama bence erkek harcama yapacağı kadını seçiyor.
Yani her kadına harcama yapmıyor gibi geliyor bana.
Bence de doğru olabilir evet.
Düşününce öyle gerçekten öyle.
Tamam ilk sorumuz ağır geçti biraz.
İkiye geçiyorum. Erkekler partnerlerine duydukları sevgi arttıkça onlara karşı daha fazla cinsel çekim hissediyor mu?
Aslında arasındaki ilişki yani cinsellikle sevgi arasındaki ilişki biraz karmaşık.
Birbirini besliyor evet. Ama her zaman bir orantı yok bunların arasında.
Mesela bazen uzun süreli ilişkilerde sadece sevgiyi değil de fiziksel çekimi canlı tutmak için çaba göstermek gerekiyor.
Mesela yeni evliliklerde veya ilişkinin başlarında evet sevgi ve cinsel istek çoğunlukla paralel gidiyor.
Çünkü hem duygusal hem de fiziksel bir heyecan var.
Ve bu taze ama ilişki süresi uzadıkça yani sevgi olsa bile O cinsellik birazcık daha ikinci planda kalabiliyor.
Alışkanlıklar, o monoton hale gelmesi, sevgi güçlü olsa bile o cinselliği azaltmasına sebep oluyor bence.
Bir de erkeklerde bazen sadece bir fiziksel ihtiyaç cinsellik.
Yani sevgi hiç olmasa bile o fiziksel ihtiyacı karşılamak için cinsellik yaşanabiliyor.
Ve sıklıkla yaşıyorlar. Bir diğer soruma geçiyorum o zaman.
Erkekler sevdiği kadını mı yoksa onu seven kadını mı tercih eder?
Şimdi burada olgun bir erkek karşılıklı.
Bence sevgi ve saygının olduğu bir ilişki tercih etmeli.
Ama bazı erkekler için sevdiği kadının peşinde koşmak, onun için mücadele etmek, onun sevgisini kazanmak onlar için daha anlamlı olabiliyor.
Ama burada bir problem olabiliyor.
O eğer sevgisine karşılık bulamazsa orada biraz işler karışabiliyor.
O yüzden biraz daha garantici oluyor bazı erkekler.
Sevildiklerini hissettikleri ilişkide...
O ilişki içinde daha mutlu ve daha huzurlu hissedebiliyorlar.
Çünkü sevildiğini bilmek, takdir görmek, hayranlık duyulmak erkek için güçlü bir motivasyon kaynağı yine sevginin içinde olmak için.
Ben buna bağlanma teorisiyle bir açıklık getirebilirim.
Bence bu seçimi nasıl yapacağı erkeğin ego gücüne ve bağlanma stiline çok bağlı.
Güvenli bağlanan bir erkek varsa karşınızda yani senin olgun diye tabir ettiğin erkekler sevdiği kadının peşinden gitmekten vazgeçmiyorlar.
Ne olursa olsun. Ama kaçıngan bir bağlanan erkek varsa ve terk edilme korkuları varsa kendisini seven kadını tercih ediyor.
Kaygılı bağlananlar ise garantici davrandıkları için yine kendilerini seven kadınları tercih ediyorlar.
Sanırım burada bireyin ego gücü, özgüveni çok önemli değil mi?
Evet. Bir diğer soruma geçiyorum o zaman.
Bize gerçekleri söylüyorsun değil mi?
Şu anda duygusal ediyoruz.
Bunları sürekli teyit edeceğim.
Dinleyenler için sürekli teyit almak istiyorum tamam mı?
Erkekler Buğra neden hayatından çıkardıkları kadına geri dönmek istiyor?
Muhtemelen daha iyisini bulamıyor.
Yani orada daha iyi yaşadığı bir şeyler var.
Sonra başka arayışlara giriyor.
O heyecanı başka şekilde tatmak istiyor ama sanırım daha iyisini bulamıyor ve geri dönüyor.
Ya da belki kaybettiğinin farkına varıyor.
Ya da eski ilişkideki o konforunu, o tanıdığı şeyleri özlüyor.
Bilmiyorum olabilir. Burak benim bir fikrim var.
Burada senin görüşünü merak ediyorum.
Bence hiçbir erkek ayrıldığı kadının iyi bir yaşam sürmesinden haz almıyor.
Ve sürekli geri dönüp oralarda bir yerde hala bir yeri var mı diye, hala kalbinde bir yerlerde duruyor mu diye kontrol etme ihtiyacı duyuyor.
Ne dersin? Yani bilmiyorum.
Hiç böyle olmadım.
Hiç böyle bir erkek olmadım ama olabilir yani.
Bunu bu şekilde düşünen erkekler olabilir.
Yani her erkek biraz da orada mıyım hala diye uğramıyor mu?
Zannetmiyorum. Bir diğer soruma geçiyorum o zaman.
Erkeğin sosyal medyada stalk yapması yani ayrıldığı kadını stalklaması hala unutamadığının bir göstergesi midir?
Yani bu erkek kadın fark ediyor mu?
Mesela bir kadın ben de sana tersini sorayım o zaman yani.
Kadın stalkladığı zaman onu unutamadığını mı gösteriyor?
Gerçekleri mi duymak istiyorsun? Evet.
Kesinlikle evet. O zaman bence bir şey değişmiyor.
Yani erkek ya da kadın burada bir cinsiyet ayrımı olduğunu düşünmüyorum.
Eski sevgilisi ise ve onu gizliden takip ediyorsa unutamadığı bir şeyler olabilir tabii ki.
Bir merak da söz konusu olabilir.
Fikrimi söyleyeyim mi? Dinliyorum.
Stalk bazen sevgi, bazen ego, bazen de...
Merakın esir aldığı bir davranış.
Beyin tamamlanmamış her hikayeyi kapatmak istiyor.
Belirsiz her hikayede bir anlam bulmak istiyor.
Ama hala merak varsa kesinlikle hala duygu var demektir.
Fakat bu duygunun adını bilemem.
Buna sevgi mi dersin, buna tutku mu dersin, işte buna hırs mı dersin onun adını bilemem.
Peki mesela hiç tanımadığın bir insan için de bunu yapıyor olabilirsin yani stalk.
Bu ne? Sadece merak mı bu?
Orada da bir duygu yok mu? Orada sana çekici gelen bir şey var.
Hiç tanımadığım bir insan olsa bile çekici gelen bir şey var.
Tabii orada bir duygu var. Herkesi stokluyor musun?
Herkesi stoklamıyorsundur herhalde.
Kimi stokluyorsun? Tamam diğer soruma geçiyorum.
Bu gerçekten toplum için önemli bir soru bence.
Erkekler için kadının bekareti neden önemli?
Bunu ben de merak ediyorum.
Yani merak ettim ve aslında araştırdığım bir konu oldu.
Yani bu bekaret kavramı nedir?
Nereden geliyor? Çok yakın bir tarihte olan bir şey mi yoksa daha eskiye dayanan bir şey mi diye.
Sonra biraz okumalarımda gördüm ki bekaretin anlamı her çağda değişmiş.
Mesela M.Ö.
3000'li yıllarda Mezopotamya krallıklarında bekaret bugünkü gibi bir namus meselesi değil.
Mesela tapınak rahibeleri var.
Bunlar kutsal insanlar ve belirli ritüeller gereği bu bekaretlerini kaybediyorlar.
Ama mesela o zamanki halka baktığın zaman bu bir zorunluluk değil.
Yani bekaret bir zorunluluk değil ya da bir halkta toplumda bir baskı unsuru değil.
Sonra Antik Roma'ya gittiğimiz zaman orada da sadece aslında üst sınıf kadınlar için bir bekaret bir evliliğin değerini arttıran yani değerli bir kadın.
O bekaret başka devletler arasında devletleri birleştiren bir şey gibi.
Öyle bir unsur olarak kabul ediliyor.
Mesela erkeklerde de evlilik, öncesi cinsellik tamamen normal orada.
Yani kadının bekareti o zaman daha çok miras, işte soy takibi ya da sosyal statü açısından önemli.
Sonra işte bu tek tanrılı dinlerde, Hristiyanlıkta biliyorsun Meryem Ana işte o bir ana figürü, bekaretin, saflığın, kutsallığın sembolü.
Sonra bekaret bu şekilde toplumda bir ahlaki bir değer gibi, ahlaki bir erdem olarak değerlendirmeye başlıyor.
Sonra İslam toplumlarında da bekaret namus kavramıyla iç içe geçiyor.
Kadının bekareti artık sadece onun bekareti, onun bireysel bir meselesi olmaktan çıkıyor ve ailesinin, işte toplumun onuru gibi ilişkilendiriliyor.
Bu da kadının cinsel yazışamı üzerinde bir toplumsal baskının artmasına neden oluyor.
Tabii günümüzde daha bireysel artık insanlar.
Bu sebeple de artık bir toplumsal bir olay yerinde bir bireysel bir tercih meselesi olduğunu düşünüyorum.
Soruna da gelecek olursak aslında erkekler için kadının bekaretinin biyolojik olarak bir önemi yok.
Bu biyolojik bir içgüdüden daha çok tarih boyunca oluşturulmuş bir toplumsal bir norm.
Ve bu zamanla değişiyor.
Yani bu bireysel haklar ve özgürlükler göz önüne alındığında değişiyor.
Mesela düşünsene bir kadın 35 yaşına kadar, 40 yaşına kadar evlenmiyor ve bekaretini korumak zorunda mı?
Yani bir gariplik var burada.
Peki Vura ben şunu merak ediyorum aslında.
Sebebi ne olursa olsun.
Geçmişten tabii mirası var o kökenlerimizin, düşüncelerimizde.
Bunlara toplumsal norm diyebiliriz.
Kuralları var ve bize yansıyor bir şekilde.
Ne kadar modern olursa olsun bir erkek, ne kadar açık fikirli olursa olsun.
Yeni tanıştığı bir kadının bakire olmasını içten içe arzu ediyor mu?
Buradaki bekaret belki çok fiziki bir şey mi acaba?
Yoksa ondan önce şöyle mi yani?
Benden... Daha önce kimseyi sevmedi.
Benden daha önce bunları kimseyle yaşamadı.
Ben onun ilkiyim. Belki istek uyandıran bir şey olabilir.
Aklından bunu geçiriyor mu?
Yani böyle olmasaydı iyi olurdu diyor mu?
İlk benim olmalı.
Yani diyen vardır bence.
Ama burada şunu sormak lazım.
Bu gerçekten kendi istediği bir şey mi?
Yoksa toplumsal yine ona toplumun dayattığı bir şey mi?
Bilmiyorum yani. Bence tecrübe bazı şeylerde daha önemli.
Yani ikili ilişkilere baktığımız zaman hiç tecrübesiz bir kadın.
Yani burada sonuçta cinselliği konuşuyoruz.
Değil mi? Aslında içgüdüsel olarak erkek kadının sadece onun olmasını her zaman istemiyor mu?
Zaten onun ki. Yani yine onun.
Daha önce yaşadığı şey bunu değiştirmiyor ki.
Zaten onun. Her şeyle onun. Değiştirmiyor.
Nasıl değiştirmiyor? Değiştiriyor bence.
Yani senin bir parçan daha öncekinde mi kaldı mesela?
Bence kalıyor ama.
Her kadının böyle sadece cinsel ilişkiye gerek yok.
Duygusal bağ kurduğu herkeste bir parçası kalıyor.
Yani bilmiyorum. Aynı şekilde düşünmüyorum seninle.
Hep tartışıyoruz seninle ya.
Ne yapacağız böyle? Bilmiyorum.
Dinleyiciler buna karar versin.
Rica ediyorum bizi bu kaostan kurtarın.
Bu konu ile ilgili.
Bize yazar mısınız?
Kim haklı sizce? Erkekler partnerlerinin onu bırakmayacağından emin olduğu için mi aldatıyor?
Yoksa yakalanmayacağına inandığı için mi?
Yani bence bu ikisi de erkeklerin aldatması için bir sebep değil yani.
Hani yakalanmayacağım o zaman aldatayım.
Ama tam tersi bence aldatmanın önüne geçen bir durum olabilir.
Yani ya yakalanırsam düşüncesiyle aldatmıyor olabilir.
Ben öyle düşünüyorum bilmiyorum.
Durdurucu bir güç mü diyorsun? Durdurucu bir güç olabilir yani.
O işte kesin yakalanırım, yalan söyleyemem.
O zaman onu kaybederim.
Bu düşünce daha ters bir mantıkla aldatmayı engelleyici olabilir.
Ben klinik tecrübelerimi söyleyeyim mi sana?
Bence erkekler nasıl olsa gitmeze çok güveniyor.
Çünkü araştırmaları söyleyeyim mi?
Kadınların üçte ikisi evlenmeden önce sorulduğunda eşiniz size bir sadakatsizlik yaparsa ayrılır mısınız sorusuna kesinlikle ayrılırım diyor.
Fakat sadece üçte biri ayrılıyor.
Ve erkekler bunu çok iyi biliyor.
Bu Türk toplumunda mı?
Evet. Erkekler cinsel sorunlarını eşi için mi yoksa yeni bir sevgilileri olduğunda mı çözmek için bürologlara gidiyor?
Bence burada...
Kimin durumdan şikayetçi olduğu önemli.
Yani eşi mi şikayetçi bu durumdan?
Sevgilisi mi şikayetçi?
Yoksa kendisi mi şikayetçi?
Şimdi diyelim ki bir kişi 10 yıllık evli.
Yani cinsel hayata ilk başladığından beri erken boşanması var.
Ama 10. yılında geliyor bununla alakalı tedaviye.
Ne oluyor orada? Allah aşkına bize söyler misin bunu?
İşte ne oluyor orada? Ne oluyor genelde?
Ya araya biri giriyor.
Bunu onun yüzüne vuruyor.
Ya başka problemleri başlıyor yani erken boşanmayı bir şekilde çözebiliyor o.
Sonra yaşla beraber bu sefer sertleşme problemi araya girebiliyor.
O zaman o erken boşanma problemi hem erken boşalıyor hem de bitiyor.
Belki daha önceden performans sergileyebiliyor yani erken boşalsa bile belki devam edebiliyor.
Peki sence araya başka biri giriyor dediğin burada erkeğin hayatına mı başka biri giriyor yoksa erkek eşinin hayatına başka bir erkeğin girdiğini düşündüğü için mi çözmeye çalışıyor?
Bence ikisi de olabilir. İkisi de olabilir.
Sonuçta eğer bir rakip varsa zaten o zaman tam bütün tuşlara basar tabii.
Dinleyenlerin bilgisine. Buğra bak çok önemli bir şey soracağım şimdi yine.
Bu soruyu sana bugün tüm gün sordum bana cevap vermedin.
Dedin ki podcast'e söyleyeceğim.
Erkekler ilgi seviyor mu?
Bence seviyor. Erkekler ilgi seviyor genel olarak.
Ama tabii ilginin dozu...
Şekli önemli yani çok anaç bir ilgiyi sevmeyebilir.
Çünkü o birazcık böyle libidoyu azaltan bir durum olabilir yani anaç bir ilgi.
Ama tabii baskı altına alınıyor hissi de olabilir erkeklerde.
Bunlar kaçırır o ilişkiden.
Ama tam tersi böyle ilgisizlik.
Erkeğin... İlgiyi bu sefer dışarıda aramasına neden olabilir.
O yüzden bence dozu iyi ayarlamak.
Yani dozunu, ilginin dozunu ve şeklini iyi ayarlamak lazım.
Bu da tabii ilişki içindeki dinamikle bence ayarlanabilir.
Bunun için direkt bir şey yok, tarife yok bence.
Yani şunu seviyor mu? İşte yemeğini yedin mi?
İlacını içtin mi? Ama bu ana çişte.
Bunu sevmiyor mu gerçekten? Bunu sevmez ki yani.
Annem soruyordu bana onları.
Peki sevdiği ilgiden biraz örnek verebilir misin?
Kadınlarımıza bir tüyo verelim.
Mesela eğer evdeyse erkek...
Eve sonradan geliyorsa.
Kapıyı açarken bir güzel güler yüzlü bir hoş geldin demekle sarılmak bile bazen çok bir şeyleri değiştirebiliyor.
Bu güzel bir ilgi gösterme olabiliyor bence.
Çok ufak şeyler. Çok böyle sürekli ne yaptın, onu ne yaptın, bunu ne yaptın demek yerine.
Peki bir şey daha merak ediyorum ilgi deyince.
Erkekler böyle hizmet edilmesini seviyor mu?
Çaylar, kahveler, yemek yaptım sanalar, kek getirdimler falan.
Yani seviyor olabilir.
Bunu anaç bulmuyor değil mi?
O hizmeti anaç bulmuyor ama onda ne önemli acaba?
Ayarı nerede kaçırıyoruz? Hizmet sadece yemekte kalmamalı diye düşünüyorum.
Yani kadın aslında her alanda erkeğe onunla olmaktan hoşlandığını göstermeli diyorsun.
İlginin her alanı. Tamam peki.
Buğra gerçekleri bu kadar sert yüzümüze çarpmasaydın iyiydi.
Kalbimiz azıcık kırık ama buna ihtiyacımız vardı.
Tüm dinleyenler adına sana teşekkür ediyorum.
Ben de teşekkür ederim. Buraya beni konuk olarak aldığın için çok güzel bir program.
Çok severek dinliyorum ben de podcast'ini.
Başarılar diliyorum sana. Çok teşekkür ederim.
Rica ederim. O zaman kalbinizi iyileştirirken gerçekleri görmezden gelmeyin diye kapatalım bugün.
Görüşmek üzere. Görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
