
Bu bölümde Klinik Psikolog Merve Tokgöz ve Ürolog Op. Dr. Buğra Çetin, ayrılık sonrası kadın ve erkek beyninin yaşadığı görünmez süreci konuşuyor.
Bu bölümde kadınların ayrılığı neden daha yoğun yaşadığını, erkeklerin neden duygularını daha geç işlemeye başladığını, ayrılık sonrası yapılan davranışların arkasındaki nöropsikolojik mekanizmaları ve beynin kaybı nasıl anlamlandırmaya çalıştığını ele alıyoruz.
Ayrılıkların bilinmeyen taraflarını, kadın ve erkek beyninin farklı çalışma biçimlerini ve kalp kırıklığının beyinde bıraktığı izleri merak ediyorsanız, bu bölüm tam size göre.
---
Happ Health'i telefonuna indirmek için tıkla!
---
Uzm. Klinik Psikolog Merve Tokgöz’den seans almak için tıklayın.
Uzm. Klinik Psikolog Merve Tokgöz Instagram:@psikolog.mervetokgoz
---
Happ Health Instagram: @happ.health
Youtube: @happ.health
Reklam ve İş birlikleri için: happdestek@gmail.com
--
Bu bölüm “Happ” hakkında reklam içerir.
Transkript
HepAlt Kendini İyileştir'i sunar.
HepAlt dijital sağlık uygulaması, Sağlık Bakanlığı tescilli bir platformdur.
Psikolojik danışmanlıktan beslenme desteğine ve daha birçok sağlık hizmetine evinizin konforunda ulaşabilirsiniz.
Herkese merhaba, ben Merve.
12 yıldır insanların Kendini İyileştir'melerine yardım ediyorum.
Şu an kanalım müdahamelerinin yarısını paniğe soktuğumu biliyorum ama merak etmeyin.
Ben Buğra Çetin, üroloji uzmanıyım ve Merve burada.
Bugün Merve'ye ayrılık sonrası kadın ve erkeklerin davranışlarına dair merak edilen soruları soracağım.
Ve birazcık da erkeklerin avukatlığını yapmaya çalışacağım.
Başarabilir miyim bilmiyorum, bakalım.
Merve hoş geldin.
Hoş buldum Buğra, sen de hoş geldin.
Böyle açılışta kısa sürede bir kimlik karmaşası yaşattın ama erkeklerin avukatlığını yapacağım için asıl paniği ben yaşıyorum şu an.
Şaka bir yana bu bölümün güzel bir tarafı ayrılığı kadınlar duygusaldır, erkekler umursamazdır gibi kolay cümlelerle anlatmayacak olmamız.
Çünkü klinikte gördüğümüz tablo çok daha karmaşık biliyorsun.
Bazen kadın ilişki bitmeden aylar öncesinde yasını tutmuş oluyorken bazen erkek ayrılıktan aylarca sonra böyle hiçbir şey olmamış gibi geri dönüyor.
Bazen de iki taraf aynı acıyı birbirlerinden tamamen farklı davranışlarla gösteriyorlar.
O yüzden bugün beynin, bağlanmanın, bedenin ve ilişkide üstlendiğimiz rollerin ayrılık sonrası neler yaptığını konuşalım istiyorum.
Tabii erkekleri burada hormonal ve biyolojik olarak en iyi tanıyan da sen olduğun için bize artık yardım edersin.
Bakalım umarım öyle olacak ama şimdi moderatör gene olarak ben olacağım ve ben sana sorular soracağım.
Evet.
Evet Merveciğim en temel soruyla başlayalım.
Ayrılık neden bu kadar kötü hissettiriyor?
Sonuçta ortada fiziksel bir yara yok, görünür bir hastalık da yok ama insanlar bazen iştahını kaybediyor, bir şey yiyemiyorlar, uyuyamıyorlar, çalışamıyorlar.
Beynimiz ayrılığı neden bu kadar ağır yaşıyor?
Bura bunu biraz nöropsikolojik temellerle açıklamak istiyorum.
Dediğim gibi ortada görünür bir yara olmasa da beynin açısından gerçekten bir bağ kopuyor.
Uzun süre böyle birlikte olduğumuz kişi yalnızca sevdiğimiz biri değil.
aynı zamanda günümüzü böyle öngörülebilir hale getiren, stresimizi düzenleyen, sevindiğimizde belki de ilik aradığımız ya da kötü bir şey olduğunda yanına gitmek istediğimiz bir bağlanma figürü oluyor.
İlişki bittiğinde beyin sadece o kişiyi kaybetmiyor.
O kişiyi kullanarak kurduğu güvenlik, ödül düzenini de kaybediyor.
Bu nedenle ayrılık sonrasında dediğin o iştah kapanmaları, uyku düzeninin bozulması, böyle bir sıkışmışlık hissi, mide bulantısı ya da çalışamama gibi belirtiler hiç şaşırtıcı olmuyor.
İlişkilerde reddedilme ile ilgili, ayrılıkla ilgili beyin görüntüleme çalışmalarında böyle sosyal acının fiziksel acıyla bazı sinir ağlarında kısmen örtüştüğünü görüyoruz.
İşte bunu tam aşk acısı fiziksel acıyla aynıdır diye basitleştirmemek gerekir ama beyin bu kaybı sıradan bir düşünce gibi değil bedensel önemi olan bir tehdit gibi işliyor.
Peki Buğra aldın sazı eline.
Şimdi ben sana şunu sormak istiyorum.
Bedensel taraftan bir şey soracağım bir soru yönelteceğim.
Erkeklerde ayrılık sonrası uyku, iştah, keyif nasıl etkileniyor?
Erkek bunları duygusal acı olarak tanımadığı için bazen yalnızca bir beden sorunu yaşadığını mı düşünüyor?
Muhtemelen öyle.
Yani aslında erkeklerin bedeni burada bence ipucu veriyor.
Mesela yoğun stres dönemlerinde kanda kortizol seviyesi yükseliyor.
Ve bunun sonucunda da uyku düzensizliği olabiliyor.
Uykuya meyil olabiliyor ya da az uyuyabiliyor.
İştah azalabiliyor.
Günlük enerjisi düşebiliyor.
Ve tabi ki cinsel isteği ve cinsel fonksiyonları da etkilenebiliyor.
O yüzden ayrılık sonrası görülen mesela ereksiyon problemleri ya da cinsel istekteki azalma çoğu zaman bedensel bir hastalıktan değil de beynin yaşadığı yoğun stresin vücuda yansımasından kaynaklanıyor olabilir.
Erkek bunu kabul ediyor mu?
Yani genelde bize sertleşme problemi olarak geliyor ama bunu bir ayrılığın acısı olarak genelde düşünmüyor.
Ama biz bunu biliyoruz.
Sen biliyorsun evet.
Hep ayrılığın böyle kötü hissettirdiğini konuştuk ama bazı insanlar ayrıldıktan sonra üzülmek yerine rahatlayabiliyor.
Hatta yani iyi ki bitmiş bu ilişki diyebiliyor.
Bir ilişkinin bitmesi bazen neden kayıp değildi özgürleşme gibi hissettiriyor?
Çünkü Burak her ayrılık ilişkinin bittiği gün başlamıyor.
Bazı insanlar özellikle de kadınlar benim terapilerde gördüğüm ilişkinin içindeyken çok uzun süre yalnız kalıyor.
Defalarca konuşmaya çalışıyor, düzenmesi için çabalıyor ama hayal kırıklığı yaşıyor.
Ve farkında olmadan yasın büyük bir bölümünü biliyor musun ilişkinin içindeyken tutmaya başlıyor.
Dışarıdan baktığınızda ayrılığı yapan kişi ertesi gün rahatlamış gibi görünebilir.
Ama onun zihinsel ayrılığı bazen aylar önce başlamış oluyor.
Bu nedenle bu iyi ki bitmiş gibi cümleler her zaman işte sevginin bittiği anlamına gelmiyor da
bazen kronik çatışmanın işte belirsizliğin sürekli kavga etmenin sona ermesiyle
işte sinir sisteminin verdiği bir rahatlama tepkisi gibi de düşünülebilir.
İnsan aynı anda hem üzülüp hem de rahatlayabilir bu arada.
Bir kişiyi özlerken ilişkinin bitmiş olmasına da şükredebilir.
Terapi odasında özellikle zorlayıcı ilişkilerden çıkan kadınlar da bunu çok görüyorum.
Biliyor musun? Önce kendilerini suçlu hissediyorlar.
Çünkü rahatlamayı sanki sevmemek gibi yorumluyorlar.
Oysa rahatlama sevginin olmadığı değil de yükün çok fazla olduğu anlamına geliyor.
Ama bence burada sen daha doğru yorum yaparsın.
Erkeklerde bu rahatlama daha fazla oluyor ayrılık sonrası.
Ama bir süre.
Ne dersin?
Olabilir.
Erkeklerde ilişki henüz resmen bitmeden duygusal olarak geri çekilme sence nasıl görünüyor?
Nasıl belli oluyor?
Bir erkeğin susması, cinselliğin azalması ya da eve daha geç gelmesi her zaman böyle ilişkiden vazgeçtiği anlamına geliyor mu?
Bence bunu direkt söylemek çok doğru olmaz yani.
Her zaman ilişkiden vazgeçtiği anlamına gelmeyebilir.
Çünkü erkeklerde ilişki içinde geri çekilme bazen iş stresi, bazen ekonomik kaygılar, depresyon, tükenmişlik ya da fiziksel sağlık sorunları da erkeğin hem duygusal hem de cinsel olarak geri çekilmesine neden olabiliyor.
Ama belki şunu söyleyebiliriz. Erkekler birçok duygusal sıkıntıyı konuşarak değil de davranış değişiklikleriyle gösterme eğiliminde oluyor.
Daha az konuşurlar, daha az temas kurarlar ve cinsellik azalabilir ya da evde olmasına rağmen zihinsel olarak ilişkide olmayabilirler.
Yani tek bir davranışa bakarak yorum yapmak çok doğru değil.
İzlemek lazım.
Ama ben terapilerde şunu çok görüyorum Bora.
Erkeklerin ayrılma stili genelde kadından ilgiyi çekerek, onun soğumasını sağlayarak ayrılığın yükünü de kadınlara bindirmek.
Yükü paylaşıyor.
Paylaşmıyor Bora.
Kadına veriyor ve kadın ayrılmış olsun, üzerine sorumluluk kalmasın diye bunu yapıyor bence.
Olabilir bir şey söyleyemeyeceğim bu konuda.
Linçlenmeyi hak ediyorsun şu an.
Peki Merve bir şey soracağım. Ayrıldıktan sonra yeni bir ilişkiye başlamak için beklemek gerekiyor mu? Yoksa bazen yeni bir ilişki hemen iyileşmenin bir parçası olabilir mi?
Hımm. Bura bence hayat bir acıyı uzun süre ev bellemek için fazla kısa.
Şimdi sık duyduğumuz bir şey var. Önce tamamen iyileş sonra ilişkiye başla.
Şimdi bunları çok sık duyuyoruz ama bence biraz gerçek dışı bu.
İnsanlar yalnızken iyileştiği kadar güvenli bir ilişkinin içinde de yeni deneyimler yaşayarak iyileşebilir.
Bence burada önemli olan yeni partneri böyle bir tedavi aracı haline getirmemek.
Çünkü insan senin boşluğunu kapatmak için hayatına girdiğinde ona kendisi olma hakkı tanımıyoruz.
Ondan sanki böyle eski hikayenin ağrısını susturmasını bekliyoruz.
Çok fazla şey talep ediyoruz.
Dolayısıyla beklenmesi gereken belirli bir süre değil de eski ilişkinin yeni ilişkinin üçüncü kişisi olmaktan çıkması.
Yani onu gerçekten bir karşı tarafta ilişki yaşanacak insan gibi konumlandırmak bence önemli olan.
Peki Burak, ben burada ve bir sürü kadın arkamı alarak erkek beynini merak ediyorum.
Ayrıldıktan hemen sonra artan flört ve cinsellik isteği gerçekten böyle yüksek libidodan dolayı mı?
Yoksa bazen erkeklerde reddedilme duygusunu telafi etme ve hala arzu edilebilir, kabul görebilir olduğunu kanıtlama çabası mı?
Bak dürüst cevaplar istiyoruz.
Ama şimdi burada erkekler adını konuşurken dikkatli olmam lazım.
Çünkü bu bölümden sonra birçok erkek gereksiz yere sorguya çekilebilir.
Bence bu durum her zaman yüksek libido ile ilişkili değil.
Bazen erkek sadece hala beğeniliyor muyum sorusuna cevap veriyor olabilir.
Çünkü partneri ondan ayrıldıktan sonra egosu incinmiş olabilir.
Ama hem ayrılan taraf kendisi hem de yeni heyecanlar peşindeyse orada gerçekten yüksek bir libido ihtimali olabilir.
Ben böyle multi partnerli olmayı yani çok sık partner değiştirip tamamen işte tek gecelik ilişkiler, anlamsız ilişkiler, yüzeysel ilişkiler tarafında olmayı yine erkeğin egosal işte arzu edilebilir olduğunu, kendi özgüvenini, özdeğerini başkasının gözünden görmeye ihtiyacı olduğunu besleyen bir şey olduğunu düşünüyorum.
Yani hormonal bir şey ve libido ile alakalı olduğunu düşünmüyor musun? Sadece ego mu buradaki?
Bence evet.
Zihinsel bir tatmin olduğunu düşünüyorum.
Kaç kadını elde ettiğini, kaç kadın tarafından beğenildiğini.
Peki bunu birileriyle paylaşıyor mu?
Erkekler genelde paylaşıyor.
Skor tutuyor yani.
Skor tutuyor.
Sen söyle yani erkekler bunu kendi ortamlarında çok konuşmuyorlar mı?
Yani konuşmayan da var.
Bir ortalama ver bana.
Yok benim çevremde hiç böyle erkekler yok.
Hepsi çok iyi arkadaşlar.
Tamam iyilerdir muhakkak ama klinik deneyimlerini falan da soruyorum.
Böyle sen çok erkekle temas kuruyorsun.
Günde bir sürü insan hayatını sana açıyor, özel hayatını.
Bir de cinsel sağlık üzerine çok çalışıyorsun, bunu biliyorum.
Yani erkekler bunları övünerek anlatmıyorlar mı birbirlerine?
Ama işte bana problemli olanlar geldikleri için onlar çok hani skor yüksek olan kişiler çok bana gelmiyor.
Yani gizli mi tutuyorlar?
Ya bence birbirlerinin ortamında, arkadaş ortamında bunu konuşup paylaşıyor olabilirler.
Bununla böbürleniyor olabilirler.
Bunu diyorum işte, yapıyorlar bunu.
Hayır ama hep bunu yapanların hepsi bunun için mi yapıyor?
Diğer erkeklerden daha üstün olduğunu, daha fazla kişiyle beraber olduğu zaman daha üstün bir erkek olduğunu göstermek için mi yapıyor?
Tamamen bu değil ama bence bununla beraber de bir kimlik buluyor.
Çok kadını elde etmiş olmak erkeğin kendiyle alakalı bir özgüveni aslında.
Ne kadar kadın seni tercih ederse sanki o kadar değerli ve özel bir erkeksin gibi düşünülüyor.
Yorumlarınızı bekliyoruz.
Tamam. Peki o zaman erkekler için böyle dedik.
Yani skor önemli dedik.
Mesela kadınlarda nasıl oluyor?
Kadınlar bunu daha fazla erkekle beraber olduğu zaman ya da daha fazla erkeği elde ettiği zaman daha egosu tatmin mi oluyor?
Bunda da böyle mi kadınlar?
Çok dürüstçe söyleyeyim mi?
Evet.
Kadının çok eşli olması kadının değerini aksine düşüren bir şey.
Bir kadın ne kadar çok partner değiştirirse, ne kadar çok bunu ifade ederse, yayınlarsa aslında öz değerini o kadar kaybediyor demektir.
Kadının ne kadar erkekle beraber olduğundan çok erkeğin kalitesiyle alakalıdır kadının öz değerini tatmin etme şeyi.
Mesela güçlü bir erkek, statü sahibi bir erkek, saygın bir erkek.
Kadın bunlarla övünür.
Mesela kaç tane olduğuyla değil de böyle bir adamı elde etmekle aslında birazcık kendini iyi hisseder, gururlanır.
Bu kadının çok ilkel bir yapısı bu arada.
Doğru.
Peki erkek kadında neyle övünüyor?
İşte sayı dedik.
Sadece sayı mı?
Tabii güzel olması ve herkes tarafından belki ilgi duyulan bir kadını elde ediyor olmak belki dediğin gibi hissettirebilir.
Hemen yeni sevgili yapan insanlar daha mı hızlı toparlanıyor sence?
Yoksa bazı şeyleri sadece erteliyorlar mı?
Bence bazı insanlar yeni ilişki sayesinde böyle günlük hayatına daha hızlı dönüyorlar.
Kendini daha canlı, daha arzulanabilir hissediyorlar.
Bu da gerçekten toparlanmayı destekliyor bu durağa dürüst olmak gerekirse.
Ben klinikte böyle yeni biri var mı sorusundan çok yeni biri olmadığında ne oluyor ya odaklanıyorum.
Yani yalnızlık birkaç saat içinde dayanılmaz hale geliyorsa ve hemen bir mesaj, hemen bir flört arayışı ya da cinsel yakınlıkla o duygu kapatılmaya çalışılıyorsa
bence orada ertelenmiş bir yaz ihtimali var, tutulmamış bir yaz var.
Ertelenmiş yaz böyle bekleyerek de kaybolmuyor.
Böyle çoğu zaman yeni ilişkide güvensizlik, karşılaştırma ve ani uzaklaşma gibi geri geliyor.
O yüzden her zaman yeni ilişki hızlı toparlanmakla sonuçlanmıyor.
Peki Buğra, erkekler bu arkadaş kalalım teklifini çok yapıyor.
Sence bunun altında hangi düşünce yatıyor?
Şimdi arkadaş kalalım diyen bu sefer bütün erkekler zan altında kalacak ama birkaç tane ihtimal var bence.
Yani tek bir anlamı yok.
Şimdi gerçekten hayatında olmasını istediği için olabilir.
Yani çünkü ona saygı duyuyordur ve arkadaş kalmak istiyor olabilir ki bu çok olgun bir hareket bence.
Bu olabilir.
Hayır diyorsun ama olabilir.
Bazen vicdanını rahatlatmak için sırf laf olsun diye söylüyor olabilir.
Bunu yapmayın arkadaşlar insanlara gereksiz umut vermeyin.
Değil mi?
Evet.
Bazen de kapıyı tamamen kapatmaya henüz hazır olmadığı için olabilir.
Yani o da kendinden çok emin olmayabilir.
Yani o ilişkiyi aslında kafasında tam olarak bitirmemiş olabilir.
Bunların bu ihtimallerinin hepsi olabilir.
Yani bence arkadaş kalalım cümlesi tek bir şey ifade etmiyor.
Sen söyleyemiyorsun ben söylüyorum. İlki asla değil bence. Kesinlikle 2 ve 3.
Tamam.
Hayır ama niye mesela şey de olabilir. Şimdi sen bunu sadece yeni başlayan bir ilişki olarak düşünüyorsun ama bunlar 5 yıllık, 10 yıllık, 20 yıllık karı koca ilişkisi de olabilir bu.
Çok iyi arkadaşlarsa zaten sevgili ya da eş olmayı çok iyi yaparlar. Nokta.
Niye şimdi bir sürü ünlü görüyoruz. Onlar mahkemeye gidiyorlar, el ele gidiyorlar.
Çocukları için bence o.
Sonra devam ediyorlar arkadaş. Beraber tatile de gidiyorlar. Beraber vakit de geçiriyorlar.
Ben onu sağlıklı bulmuyorum. O normal bir ilişki değil.
Orada başka ikincil kazançlar var. Bunları şimdi konuşmayalım.
O zaman. Şimdi sen ne kadar böyle erkekler, kadınlar diye kategorize etsen de
ben ayrılık sonrası tepkilerin cinsiyetlerden kaynaklı bir fark yarattığı konusunda çok emin değilim.
Çünkü ayrılık sonrası böyle perperişen erkekler de var.
Ayrılığı çok hızlı atlatan kadınlar da var.
O yüzden sana sormak istiyorum şimdi.
Sence gerçekten kadınlar ve erkekler ayrılığı farklı mı yaşıyor?
Yoksa benzer şeyleri hissedip sadece farklı şekillerde mi gösteriyoruz?
Burada dediğim gibi en önemli şey kadın ve erkek olmaktan ziyade ayrılığı kimin başlattığı ve bağlanma biçimi.
Sosyal destek ağı da tabii etkili bir faktör.
Kişinin daha önceki kayıpları çoğu zaman cinsiyetten daha çok etkiler kendisini.
Yine büyük bir araştırmada şunu görüyorlar.
5700 kişiyle yapıyorlar buğra bunu.
Kadınlar ayrılık sonrası duygusal acıyı 10 üzerinden 6.8 hissediyor.
Erkekler de 10 üzerinden 6.58.
Fiziksel acıyı ise kadınlar 4.2 hissediyor 10 üzerinden.
Erkekler 3.7.
Şimdi fark var ama sosyal medyada anlatıldığı kadar uçurum değil gerçekten.
Bence asıl fark duygunun varlığından çok duygunun nasıl düzenlendiğinde ortaya çıkıyor.
Kadınlar ortalama olarak arkadaşlarıyla konuşmaya,
böyle hikayeyi tekrar tekrar anlatmaya, yardım istemeye çok daha yatkın.
Bu bence ilk dönemde daha kötü görünmelerine yol açabiliyor.
Ama kaybın da bir an önce işlenmesini ve iyileşmeyi destekliyor.
Erkekler bu konuda daha dezavantajlı diye düşünüyorum.
Ama onların da şöyle bir avantajı var.
İşe ve spora, yeni ilişkilere daha çok yöneliyorlar.
Bu da ilk dönemde güçlü görünmelerini sağlıyor.
Ama duygunun yok olduğu anlamına tabii ki gelmiyor.
Yani bazen benzer acıyı hissediyoruz.
Sadece bir taraf acıyı konuşmanın kısmında diğer tarafta davranışın içine yerleştiriyor.
Yani erkekler biraz daha duyguları böyle altyazısız daha farklı şekilde yaşıyorlar.
Onlar daha farklı meşguliyetler buluyorlar.
Kadını o acıyı tutuyor içinde kalarak duygunun.
Peki Burak sen erkeklerle çalışan bir hekim olarak şunu gözlemliyor musun?
Erkekler duygusal acıyı doğrudan üzüntü olarak anlatmak yerine uyku, öfke ya da bedensel yakınmalar üzerinden yaşıyor olabilir mi?
Olabilir. Bahsettiğim gibi hormonal seviyelerdeki değişiklikler bunlara sebep olabiliyor.
Evet uyku bozulabiliyor, iştaha kaybolabiliyor ya da cinsellik etkilenebiliyor.
Bu bedeni bir şeyler yolunda gitmiyor diyor ama kendisine sorsanız ben iyiyim diyebiliyor.
Peki kadınlar ve erkekler arasında en sık gördüğün fark ne bu ayrılık acısında?
Şimdi kadınlar ayrıldıktan sonra daha çok kendini sorguluyor Burak.
Erkekler ise daha çok böyle kaybın hayatındaki işlevini geç fark ediyor.
Kadın diyor ki ben nerede yetersiz kaldım, işte daha güzel ya da daha sakin olsaydım iyi gider miydi gibi böyle kendine bir suç atıyor.
Erkek ilk dönemde ilişkinin içindeki çatışmanın sona ermesine, özgürlük hissine ya da dikkat dağıtıcı şeylere en çok da işine odaklanıyor.
Fakat zaman geçtikçe yalnızca sevgiliyi değil, duygularını anlattığı kişiyi, gündelik düzenini, böyle sosyal etkinlikleri ve aitlik hissini kaybettiğini fark ediyor.
Erkeklerin ayrılık sonrası kullandığı en güçlü savunma mekanizması zaten inkar ve suçlama Burak.
Genellikle kadını suçluyorlar ve hissettikleri de boşluğu inkar ediyorlar kendilerine bile.
Burak bir şey daha merak ettim.
Erkekler böyle oturdukları masalarda ayrılıklarından ve üzüntülerinden bahsederler mi?
Yani ayrılıklarından ve üzüntülerinden de bahsetmezler. Biz ilişkilerimizden de çok açıkçası çok aşırı bahsetmeyiz ama ayrılıklardan hiç bahsetmeyiz. Bizim için gerçekten sıkıcı konular bu.
Yani birkaç tane erkeğin beraber olduğu iş arkadaşlarımız ya da arkadaşlarımız olan ortamda çok işte şu sevgilimden böyle ayrıldım, bu sebeple ayrıldım ya da şunları şunları yaşadık diye üzülmek ve ağlak bir şekilde anlatmak çok da böyle hoş karşılanan bir şey olmaz.
Çok paylaşmayız bunları.
Böyle küçümserler mi peki anlatanları?
Yani çok ilgilerini çekmez.
Biz daha eğlenceli şeylerden bahsetmeyi seviyoruz.
O yüzden böyle çok üzüntülü konulardan konuşmak istemeyiz.
Peki Burak, erkekler ayrıldıktan 3 ay sonra daha yoğun bir farkındalık yaşayıp geri dönüyorlar.
Sen bunu neye bağlıyorsun?
Şimdi tam 3 ay olarak şeyi bilmiyorum.
Şimdi tam zamanlamaya dair çok bir şey söyleyemem ama belki erkekler kadınlardan daha sonra ayrılığın verdiği üzüntüyü yaşıyor olabilir.
Evet. Bunun sebebi de başta dediğin gibi gerçekten başka şeylerle ilgileniyor.
İlgileniyor, belki kendini işte spora veriyor ve başka flörtöz ilişkiler yaşıyor.
Ama daha sonra aslında işlerin çok istediği gibi gitmediğini görüyor ve anlıyor olabilir.
Ve daha geç bu şeyi hissediyor olabilir.
Yani ayrılığın kafası daha geç geliyor olabilir evet.
Bence erkeğin zihninde böyle özellikle ciddi ilişkiler içindeyken bir hayal dünyası var.
Sanki tüm kadınlar onu dışarıda bekliyor ve o sadece tek bir kadına kalmış gibi bir şey var.
ayrılınca bir o rüyadan uyanıyor
aslında ama uyanması bence 3 ayı
buluyor yani. Erkek ayrılıktan sonra şöyle bir
pazar araştırması yapıyor Burak ama zannetiyor
hayal ürünü dışarıda yok
gerçek değil bununla yüzleşiyor. O yüzden
geri dönüyor. Peki varsa o 3
ayda o pazarı bulduysa ne oluyor?
O zaman niye hepsi geri dönüyor?
İşte dönmeyebiliyor. Çok nadir bence.
Çoğu dönüyor. Peki Burak
şunu da sormak istiyorum. Erkek
ayrılıktan sonra barışma aşamasında
diyor ki ben ders çıkardım
bir daha yapmayacağım özür dilerim.
Fakat sonra şunu görüyorum çok kısa sürüyor bu ve ardından eski davranışlarına geri dönüyor.
Sence bunu neden yapıyor?
Muhtemelen canının yanmasıyla yani o ilişkiden sonra ayrılınca ki o canın yanması ve ayrılık acısıyla ders çıkarmak aynı şey değil.
Şimdi ayrılık sonrası herkes bazı kararlar alıyor evet ama gerçek değişim insan aynı durumda tekrar karşılaştığında farklı davranabiliyorsa oluyor.
Yoksa can acısının etkisiyle verilen kararlar acı geçince tekrar eski gücünü kaybediyor.
Bir de bazen erkekler ayrılıktan sonra ders çıkarıyor ama çoğu zaman yanlış ders de çıkarabiliyorlar.
Mesela sorun partleriyle olan iletişimse gidip spor salonuna yazılabiliyorlar o ayrılık sürecinde.
Ya da sorun duygularını paylaşamamaksa gidip işte saç modelini değiştirip kılık kıyafetini değiştirebiliyor.
Böyle yanlış şeyler de yapabiliyorlar.
Yani davranış değişiyor ama ilişkinin dinamiği değişmeyince yine aynı hatalar devam edebiliyor.
Evet. Sanırım erkek böyle hep kısa vadeli sonuçlar almaya odaklı.
Hani hemen çözülsün çok da uzamasın konu ve sonra eski hayatıma geri döneyim.
Onarma kısmı pek onda böyle inşa etme kısmı pek yok.
Sabırsız o anlamda bence.
Hemen aramız düzelsin.
Yani o anı düzeltmek için bir şeyler yapıyor.
O anı düzeltmek için kısa süreli yapıyor ve sonra yine dediğin gibi ilişki dinamiği değişmeyince aynı krizler ortaya çıkıyor.
Peki Merve sana son bir soru.
Şu an ayrılık acısı yaşayan, canı gerçekten yanan ve bizi dinleyen birileri varsa ona tek bir şey söyleme hakkın olsa ne söylerdin?
Şu an canı çok yanan birine şunu söylemek isterdim.
Bugünkü zihnin sana bunun hep böyle kalacağını söylüyor eminim.
Ama acı içindeki beyin geleceği güvenilir biçimde tahmin edemez.
Bunu sakın unutma.
Şu anda özlediğin kişiyle yeniden birleşmek tek çıkış yolu gibi görünüyor biliyorum.
Çünkü beynin bildiği güvenli düzeni geri istiyor.
Fakat bugün hissettiğin o yoğunluk, o ilişkinin sana mutlaka iyi geldiğinin kanıtından çok alışkanlığın koptuğunun göstergesi olabilir.
kendinden hemen güçlü olmanı, unutmanı ya da ders çıkartmanı bekleme.
Önce yemek yemeyi, uyumayı, insanlarla temas kurmayı
ve günün küçük sorumluluklarını sürdürmeyi biraz daha önemse.
Aynı yarayı sosyal medya üzerinden tekrar tekrar açma
ve bu ayrılığı kendi değerin hakkında verilmiş bir karar gibi görme.
Bir insanın gitmesi senin sevilmeye layık olmadığını göstermez.
Şu an hayatının sonu gibi gelen şey bir süre sonra hayatında kapanmış bir bölüm olacak.
Sana söz veriyorum.
Ama buna bugün inanmak zorunda değilsin.
Yalnızca kendine zarar vermeden bugünü geçirmen yeterli.
Evet teşekkür ediyoruz Merve.
Bugünkü bölümün sonuna geldik.
Eğer siz de bu bölümde kendinizden bir parça bulduysanız yalnız olmadığınızı bilin.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Hoşçakalın.
Hepelt Kendini İyileştir'ir sundu.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
