
Anne Travması Olan Erkekler Nasıl İlişkiler Yaşar
5 Ağustos 2026 · 14 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bazı erkeklerin ilişkilerinde görünmeyen bir kadın daha vardır: anneleri.
Bu bölümde “anne travması”nı bir etiket gibi değil, erkeklerin yakınlık, ihtiyaç, eleştiri, sorumluluk ve kadınların duygularıyla kurduğu ilişkinin görünmeyen kökü olarak ele alıyoruz.
Neden bazı erkekler sevildiği halde kaçıyor? Neden bazıları sürekli ilgi ve güvence istiyor? Neden bazı erkekler partnerini sevgili gibi değil, hayatını toparlayacak biri gibi görüyor? Neden bazı erkekler bir kadının duygusunu duymak yerine hemen savunmaya geçiyor?
Bu bölümde anneyle kurulan ilişkinin yetişkin aşkta nasıl tekrarlandığını, hangi erkeklerin ilişkide çocuklaştığını, hangilerinin yakınlıktan kaçtığını ve bu döngüden nasıl çıkılabileceğini bir psikoterapist gözüyle konuşuyoruz.
Çünkü bazen ilişkiyi yoran şey sevgisizlik değil; geçmişte öğrenilmiş bir ilişki biçiminin bugünkü aşka karışmasıdır.
---
Happ Health'i telefonuna indirmek için tıkla!
---
Uzm. Klinik Psikolog Merve Tokgöz’den seans almak için tıklayın.
Uzm. Klinik Psikolog Merve Tokgöz Instagram:@psikolog.mervetokgoz
---
Happ Health Instagram: @happ.health
Youtube: @happ.health
Reklam ve İş birlikleri için: happdestek@gmail.com
--
Bu bölüm “Happ” hakkında reklam içerir.
Transkript
HepAlt Kendini İyileştir'i sunar.
HepAlt dijital sağlık uygulaması, Sağlık Bakanlığı tescilli bir platformdur.
Psikolojik danışmanlıktan beslenme desteğine ve daha birçok sağlık hizmetine evinizin konforunda ulaşabilirsiniz.
Herkese merhaba, ben Merve.
Yaklaşık 12 yıldır insanların kendilerini iyileştirmelerine yardım ediyorum.
Bu podcast kanalımda da Kendini İyileştir'mek isteyen insanlara terapi odasında verdiğim önerileri paylaşacağım.
Bazı erkeklerin ilişkilerinde görünmeyen bir kadın daha var ve çoğu zaman bu kadın partnerlerinin zannettiği kişi değil.
Bir erkek sevgilisinden sürekli ilgi beklerken, en küçük eleştiri de içine kapanırken, ilişki ciddileştiğinde uzaklaşırken ya da karşısındaki kadından hayatını toparlamasını isterken aslında yalnızca
bugünkü ilişkisine tepki vermiyor.
Çocukluğunda annesiyle kurduğu ilk bağın izlerini taşıyor.
Çünkü bir erkek sevgiyi ilk kez anneyle öğreniyor.
yakınlığın güvenli mi yoksa tehlikeli mi olduğunu, duyguların kabul edilip edilmediğini, bir kadının sevgisinin istikrarlı mı yoksa aniden geri çekilebilir mi olduğunu ilk kez o ilişkiyle deneyimliyor.
Yıllar sonra onun sevgilisiyle, partneriyle yaşadığı birçok gerilim, dışarıdan bencillik, bağlanma korkusu ya da ilgisizlik gibi görünse de bazen bu davranışların altında hala annesinin
sevgisini kaybetmekten korkan, eleştirilmekten kaçan, ya da bir kadının duygusal yükünü taşımaktan yorulmuş bir çocuk olarak ortaya çıkıyor.
Bir terapist olarak ilk başta şu ayrımı söylemek istiyorum.
Anne travması klinik bir tanı değil ve annesiyle zor ilişki yaşamış bütün erkekler aynı ilişki örtüsünü geliştirmiyor.
Annesi fiziksel olarak yanında olmayan bir çocukla, annesi sürekli yanında olmasına rağmen duygularını hiç görmeyen, görünmeyen bir çocuk aynı şekilde büyümüyor.
Aşırı eleştiren, kontrol edilen, annesinin duygusal yükünü taşımak zorunda kalan ya da annesinin sevgisini ne zaman vereceğini kestiremeyen çocuklar da yetişkinlikte birbirinden farklı savunmalar
geliştirebiliyor. Fakat bütün deneyimlerin ortak bir noktası var.
Erkekler kadınlarla kuracakları yakın ilişkinin ilk duygusal taslağını çoğu zaman annesiyle olan bağın içinde öğreniyor.
Yani bir erkek çocuk annesiyle ilişkisinde Sadece işte annem beni seviyor mu sorusunun cevabını öğrenmiyor.
Bir kadının yanında ihtiyaçlarının karşılanıp karşılanmayacağını, duygularını gösterdiğinde kabul edilip küçümselip küçümsenmeyeceğini, kadınların sevgisinin güvenilir mi yoksa her an geri gidecek
bir şey mi olduğunu da orada öğrenir.
Eğer anne hem sıcak hem sınırları olan, çocuğun duygularını taşıyabilen ama onu kendi duygusal ihtiyaçları için kullanmayan biri ise çocuk yakınlığın güvenli olduğunu öğrenebilir.
ve ihtiyaç duyabilirim, kendi başıma da var olabilirim demeye başlar.
Fakat anne tutarsız, aşırı müdahaleci, sürekli eleştirelse ve duygusal olarak böyle uzaksa çocuğa, çocuk kendi hayatını tek başına sürdürmeyi ve karmaşık sinyaller almayı
normalleştiriyor. Bu erkekler yetişkinlikte kadınlara çok hızlı bağlanıyor biliyor musunuz?
Bilişkinin daha başında yoğun mesajlar, her an işte merak etmeler, karşı tarafın ilgisini kontrol etmeler.
kısa bir mesafeyle bile terk edilme hisleri yaşamak gibi duygular geliştiriyorlar.
Dışarıdan bakıldığında büyük bir aşk gibi görünüyor.
Hatta kadın başlangıçta bu kadar beni isteyen biriyle karşılaşmamıştım diye düşünüyor işte bu love bombing dediğimiz şeyler.
Fakat ilişki ilerledikçe yoğun ilginin altında gerçek yakınlıktan çok sürekli yatıştırılmak istenen bir kaygı olduğu ortaya çıkıyor.
Kadın birkaç saat geç cevap verdiğinde huzursuz oluyor erkek.
Ses tondaki değişikliği fark ediyor, sorunlu var diyor, tekrar tekrar soruyor.
Çünkü çocukken annesinin sevgisi tutarsız olduğu için yetişkinlikte de sevginin bir kez verilmiş olması yetmiyor.
Sürekli doğrulanması gerekiyor.
Bazı erkekler ise bunun tam tersi.
Bir kadına ihtiyaç duymayı çok tehlikeli buluyor.
İlişki güzel giderken bir anda mesafe koyuyor, ortadan kayboluyor.
Duygular konuşulmaya başlandığında konuyu değiştiriyor.
ya da partneri ondan biraz daha fazla yakınlık istediğinde boğulduğunu hissettiğini söylüyor.
Bu erkek çoğu zaman kendisinin özgür ruhlu, bağımsız ya da işte ilişki insanı değil diye tanımlıyor.
Ama bu bağımsızlığın altında bir tercihten çok çocuklukta karşılanmamış ihtiyaçların bıraktığı bir savunma var.
Bunu biz terapilerde görebiliyoruz.
İnsan ihtiyaç duyduğu kişiden karşılık alamadığı zaman kimseye ihtiyacım yok demeyi öğreniyor.
kendi kendine kalmayı öğreniyor.
Böylece yetişkin olduğunda bir kadına bağlanmak yalnızca sevgi değil eski çaresizliğin yeniden ortaya çıkması demek oluyor.
Özellikle aşırı müdahaleci ya da kontrolcü bir anneyle büyüyen erkeklerde ilişkide alan ihtiyacı çok güçlü olabilir.
Partnerin neredesin sorusuna basit bir merak değil de özgürlüğüne müdahale gibi hissedebilir.
Birlikte plan yapmak, haber vermek ya da bazı kararları ortak almak Ona hesap vermek gibi hissettirir erkeğe.
Bu erkek için bağımsızlık yalnızca böyle kişisel bir tercih değil de çocuklukta koruyamadığı alanı yetişkinlikte sert biçimde ortaya koymaya çalışır.
Ama sağlıklı ilişkilerde hem yakınlık hem de özellik ister.
Her ortak beklentiyi kontrol edilmek gibi hisseder.
Her soruyu baskı gibi hisseder.
Duygusal ihtiyacı da özgürlüğe bir saldırı gibi hisseder böyle erkekler.
Kendisini korurken de...
İlişkiyi yalnız bırakır.
Bu yüzden de birçok ilişkisi aslında istediği gibi sonuç vermez.
Anne tarafından sık eleştirilen erkeklerde başka bir ilişki örüntüsü daha ortaya çıkıyor.
Bu erkekler dışarıdan son derece özgüvenli, başarılı ve güçlü görünüyorlar.
Ancak eleştiriye karşı çok hassas oluyorlar.
Küçücük bir rahatsızlığını dile getirdiğinde bunu böyle davranışa yönelik bir söyleme olarak değil de kişiliğine yönelik bir saldırı gibi algılıyorlar.
Kadın mesela işte beni dinlemediğini hissediyorum derken Erkek demek ki senin gözünde hiçbir şeyi doğru yapmıyorum diye düşünüyor.
Konu kadının böyle ne istediğinden ve ihtiyacından çıkıp kendi yetersizliğine dönmeye başlıyor ve aslında bir öfke geliştiriyor kadına karşı.
Şimdi başka bir durum daha var.
Annesinin duygusal yükünü taşıyan erkeklerde bu durum ortaya çıkıyor.
Bazı anneler oğullarına açıkça kötü davranmazlar.
Aksine onları çok severler, onlara güvenirler ve hayatlarındaki en önemli kişi haline getirirler.
Fakat çocuk yaşına uygun olmayan bir sorumluluk üstlenmeye başlar.
Annesini teselli eder, onun yalnızlığını azaltır, evlilik sorunlarını dinler ya da annenin mutluluğundan kendisini sorumlu hisseder.
Dışarıdan bakıldığında anne-oğul ilişkisi aslında çok yakın, çok tatlı görünür.
Fakat çocuk kendi ihtiyaçlarını hep geri plan atmayı öğrenmiştir.
Bu erkek yetişkin olduğunda kadınların duygularını sürekli taşımak zorunda hisseder.
Partneri üzgün olduğunda hemen çözüm bulmak ister, sakinleştirmeye çalışır.
Aslında ilk bakışta çok sanki ilgili bir partnermiş gibi görünür bu kişiler.
Fakat kadının duygusu hemen geçmediğinde, onu yatıştıramadığında bir kendi sorumluluk hissettiği için öfke hisseder.
İşte daha ne yapayım, sürekli mutsuzsun, hiçbir şey seni memnun etmiyor diyebilir.
Çünkü onu teselli etmekten de çok yorulur.
Oysa kadınların çoğu sizden çözüm değil, duyulmak ister.
Bu erkeklerde bir de şu görülebiliyor.
Çocukken annesinin bütün duygularını taşımış biri yetişkin olduğunda kadınların duygusal ihtiyaçlarından tamamen kaçabiliyor.
Partneri üzüldüğünde donuklaşıyor, konuyu kapatıyor, fiziksel olarak ortamdan uzaklaşıyor.
Bu kişiler dışarıdan duyarsız gibi görünüyor ama içeride çoğu zaman çok tanıdık bir yük hissi oluyor.
Yine bir kadının bütün duygularından ben sorumlu olacağım diye düşünmeye başlıyor.
Ve bazı erkeklerde Romantik ilişkilerde bir sevgiliden çok anne beklerler.
Kadının ona sürekli bir şeyleri hatırlatmasını, düzenlemesini, motive etmesini, biraz yönlendirmesini ve hayatlarını toparlamasını isterler.
Randevuları kadınlar planlar, evdeki sorumlulukları kadınlar hatırlatır, sağlık kontrollerini takip ederler.
Erkeğin ailesiyle ilişkisini yine kadınlar düzenler.
Sonra kadın zamanla eş gibi değil de anne gibi hissetmeye başlar.
Ve cinsel çekimin azalmasıyla da bu ilişki sonuçlanıyor.
Çünkü bir yetişkini sürekli yönetmek zorunda kaldığınızda onunla eşit bir romantik ilişki sürdürmek çok zor oluyor.
Bir de şöyle bir örneğimiz var.
Annesinin sevgisini başarıyla kazanan erkekler.
Yetişkinlikte de ilişkileri bir performans alanı gibi yaşayabiliyorlar.
Başarılı, güçlü, çözüm üreten, kusursuz olduklarında bir kadının onları seveceğini düşünüyorlar.
Partnerlerine duygularını göstermek yerine hep başarılarını gösteriyorlar.
Sevgilerini maddi destek ya da problem çözme üzerinden ifade etmeye çalışıyorlar.
İşte sana her şeyi sağlıyorum, daha ne istiyorsun cümlesini çok sık duyarız bu erkeklerde.
Çünkü sevgiyi varlıkla, duygusal yakınlığı ise zayıflıkla eşleştirmiş oluyorlar.
Başka bir önemli örüntü ise erkeğin kadınları idealize edip sonra değersizleştirmesi.
İlişkinin başında kadını kusursuz, farklı ve hayatını değiştirebilecek biri gibi görüyor.
Kadının onun bütün ihtiyaçlarını karşılıyor, işte onu anlıyor ve hiç zorlamıyorsa çok güçlü bir bağ kuruyor.
Fakat kadın gerçek bir insan olarak sınır koymaya, yorulmaya, işte ihtiyaçlarını dile getirmeye başladığında erkek çok ciddi bir hayal kırıklığı yaşıyor.
Sen de herkes gibisin diyor.
Burada erkek bazen gerçek bir kadınla değil de onu böyle koşulsuz kabul eden ideal bir anne imgesiyle ilişki kurmaya çalışıyor.
Tabii ki bazı kadınlar bu rolü sürekli sürdürmek istemeyebiliyor.
Annesi tarafından aşırı yüceltilen erkek modelleri de var.
İşte hiçbir sınırla karşılaşmayan, bilirsiniz özel muamele yapılan erkekler, partnerlerinden de onları sürekli takdir etmesini, hatalarının tölere edilmesini ve ihtiyaçlarının önceliklendirilmesini bekliyorlar.
Kadın sınır koyduğunda bunu bir saygısızlık, sevgisizlik ya da nankörlük olarak yorumluyorlar.
Bu örüntünün altında tabii kibir gibi bir şey görmüyoruz biz.
Çocuklukta gelişmemiş bir hayal kırıklığı toleransı.
Yani çocukken her isteği karşılanan biri yetişkin ilişkilerinde de sevginin böyle sınırlar içerdiğini öğrenmekte zorlanabiliyor.
Peki bu döngüden nasıl çıkacağız?
İlk adımımız tabii ki anneyi suçlamak değil.
Kadınların duygularının sizde hangi eski hissi uyandırdığını fark etmelisiniz.
Partneriniz bir ihtiyacını söylediğinde kendinize şunu sorun.
Şu anda karşımdaki kadını mı duyuyorum yoksa geçmişte hissettiğim baskıyı mı duymaya başlıyorum?
Partneriniz kızdığında gerçekten saldırıya mı uğruyorsunuz yoksa eleştirilmiş bir çocuk gibi mi hissediyorsunuz?
Ya da yakınlık arttığında...
Gerçekten bir uyumsuzluk gördüğünüz için mi uzaklaşıyorsunuz yoksa birine ihtiyaç duymanın yarattığı savunmasızlıktan mı kaçıyorsunuz?
Bugünkü ilişkiyle geçmişte yaşadıklarınızın duygusunu ayırmak tam olarak değişmenin başladığı yer olacak.
Size bir diğer önerim bir kadının duygusunu hemen çözmeye çalışmadan yanında kalmayı öğrenmek.
Çünkü siz böyle bir durum karşısında sürekli bir alternatif üretmeye çalışırsanız aslında kadının gerçek ihtiyacını görmezden geliyor oluyorsunuz.
Diğer bir önerim, sorumlulukla bakım görmeyi birbirinden ayırmalısınız.
Partnerinizin size sevgi göstermesi çok güzel olabilir fakat hayatınızı yönetmesi onun görevi değildir.
Bunu kesinlikle kendinize hatırlatmalısınız.
Size sürekli hatırlatılmadan sorumluluk almak, ev işlerine ve ortak planlara dahil olmak, ailenizle alakalı yükleri üstlenmek, duygusal ihtiyaçlarınızı yalnızca partneriniz üzerinden karşılamamanız
gerekiyor. Birazcık hayatın içinde siz de sorumluluk alabilirsiniz.
Bir diğer önerim eleştiri karşısında savunmaya geçmeden önce duyduğunuzu tekrar etmek.
Yani partneriniz ben yalnız hissediyorum dediğinde hemen haklı olduğunuzu anlatmak yerine son zamanlarda yanında olmadığımı ve bunun seni yalnız hissettirdiğini söylüyorsun diyebilirsiniz.
Bu kadınları gerçekten çok yatıştıran bir teknik.
Bir diğer önerim yakınlık arttığında kaçma dürtünüzü hemen ilişki hakkındaki bir karar gibi düşünmeyin.
Bir kadın size bağlandığında bir anda kusur aramaya, sıkılmaya ya da başka insanları merak etmeye başlıyorsanız lütfen kendinize zaman verin.
Deyin ki bu gerçekten uyumsuz olduğum biri mi yoksa ben bağlanmaktan dolayı bir kaygı yaşıyor olabilir miyim?
Diğer önerim size partnerlerinizi annenizin tam zıttı ya da telafisi olarak seçmemek.
Anneniz kontrolcü ise tamamen mesafeli kadınlara, Duygusal olarak soğuksa aşırı bakım veren kadınlara, eleştirerse sizi sürekli yücelten kadınlara çekilebilirsiniz.
Fakat aşırı uçlular ilk başta sizi rahatlatsa da uzun vadede dengeli bir ilişki kuramazsınız.
Sağlıklı partner ne annenizin aynısıdır ne de tam zıttıdır.
Sizi hem seven, hem sınırlayan, hem yakın olan, hem de ayrı bir bire olarak kalabilen kişidir.
Annenizle yaşadığınız ilişki, kadınlarla kurduğunuz ilişkinin evet ilk taslağını oluşturdu ama aşk hayatınızın kaderini belirlemek zorunda değil.
Çocukken bir kadının duygularından sorumlu tutulmuş olabilirsiniz.
Bugün partnerinizin her duygusunu düzeltmek zorunda değilsiniz.
Sevilmek için başarılı, güçlü ve kusursuz olmanız gerekmiş olabilir ama bugün sevildiğiniz yerde savunmasız da olabilirsiniz.
Yakınlık geçmişte...
kontrol, eleştiri ya da hayal kırıklığı anlamına gelmiş olabilir.
Fakat yetişkinlikte yakınlığın başka bir biçimini öğrenebilirsiniz.
Çünkü iyileşme her zaman annenizi affetmek ya da geçmişi tamamen çözmek değil.
Bazen iyileşme annenizle yaşadığınız hikayeyi karşınızdaki kadına tekrar tekrar yaşatmadığınızı fark ettiğiniz yerde başlıyor.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
