
Transkript
Merhabalar, ben Ferhat Çekiçöz.
Kendin Olmanın Dayanılmaz Hafifliği'ne hoş geldiniz.
Bu hafta cinsellikten konuşacağız.
Sizlerden gelen cinselliğe dair sorulara dilim döndüğünce cevap vermeye çalışacağım.
Dilim döndüğünce özellikle bu hafta diyorum çünkü cinsellik malum birçok insanın zihnini meşgul eden, aynı zamanda da toplumsal anlamda yüklü, kendi içimizde
sınırları, sınırlıkları olan bir konu.
Tam da bu sebepten diye düşünüyorum ki çok çok fazla soru gelmiş.
Dediğim gibi bir şekilde sorulara eğilmeye çalışacağım.
Ancak bu sorulara eğilmeye çalışmadan evvel bir parça varoluşçuluğun cinselliği nereye koyduğundan bahsetmek isterim.
Ki aslında bunu baştan belirlemek ve netleştirmek değerli diye düşünüyorum.
Varoluşçu felsefeye göre veya varoluşçu terapi uygulamalarına göre Cinsellik sadece seksle ilgili değildir.
Çok önemli. Cinsellikle seksüel aktiviteler arasında net bir ayrım yapıyoruz.
Tamamen birbiriyle ilişkisiz değiller tabii ki.
Aslında anlamlı ve gerçekten deneyimin içinde kendimizi var edebildiğimiz seksüel aktiviteler tam da cinselliği en çok hissettiğimiz yerler.
Ama sadece seks demek değil cinsellik.
Bunu baştan bir netleştirmek istiyorum.
Ne dersiniz cinsellik varoluşluğa göre?
Aslında en temelde bir şekilde dünyayla tam, direkt, bağlantılı, net bir şekilde ilişkilenebilmekle ilgili, ortaya yeni bir şey koyabilmekle
ilgili ve bunun üzerinden kendimizi çok üç boyutlu hissedip, çok canlı hissedebilmekle ilgili.
Aslında gerçekten de anlam bulduğumuz, yani Kierkegaard'cı anlamda, iman ettiğimiz aktivitelerin tamamına cinsel deme şansımız var.
Ama daha fazla lafı uzatmak istemem bunlarla beraber ve sorularınıza geçmek isterim elimden geldiğince.
Arzuyu duyum sayamamaya varoluşçuluk nasıl bakar?
Hiç şüphesiz cinsellik dediğimizde beraberinde arzudan bahsetmemiz gerekiyor.
Yine varoluşçuluğa göre bir tanım yapacak olursak arzu, aslında dışarıdaki bir şeylerin bizi çağırması ve çekmesidir.
İçeriden gelen bir motivasyonla dışarıda bir şeylere yakınlaşma isteğidir.
Adeta bir mıknatıs etkisi gibi demek mümkün.
Arzumuzu duyabilmek, arzumuza temas edebilmek cinselliğin hayatımızda olabilmesi için çok önemlidir.
Çünkü aksi takdirde yapacağımız bütün seksüel aktiviteler Cinsel olmayan seksüel aktiviteler olacaktır.
Bize canlılık vermeyen tam aksine bir şeyleri kapatmaya çalıştığımız aktiviteler olacaktır.
Bu noktada arzuyu duyumsamak çok değerli.
Arzuyu hissedebilmek çok değerli.
Fakat arzuyu hissedebilmek için öncelikle kendimizi duyabilmemiz gerekiyor.
Kendi deneyimimize yakın olmamız gerekiyor.
Biz ne kadar kendimizden uzağa düşersek o kadar arzumuzu daha duyaması hale geliriz.
Etraflıca tartışmaya değer birçok kısmı var.
Aynı zamanda da bir kişinin arzusunu duymakla ilgili bir sorun yaşaması durumunda terapi de çok uzun uzadıya çalışılması gereken bir konu bu.
O yüzden daha fazla ayrıntıya giremiyorum bu noktada ama şunu söyleyebilirim ki arzumuzu duyamamak demek kendimizden uzaklaşmak demek.
Kendimizle yakınlaştığımızda geri kalan bütün deneyim parçalarımız gibi.
duygular, düşünceler, sezgiler gibi zaman içinde arzumuzla duyabilir hale geleceğiz.
İnsanın arzusuz yaşaması, maske yemesi de aslında bir nevi kendini öldürmüş olması demek değil midir?
Kesinlikle öyle. Bir şekilde arzusuz yaşamak demek aslında ruhsuz yaşamak demek.
Kendimizi robotlaştırmak, makineleştirmek demek.
Mastürbasyonu nasıl dokuyabiliriz?
Kişinin mastürbasyonu nereye koyduğuna bağlı.
Yani yine bir canlılık kaynağı mı?
Kendi bedeniyle yakından ilişki kurma, temas kurma yöntemi mi?
Yoksa can sıkıntısını geçirmek için sadece kullandığı bir araç mı?
Mastürbasyon tek başına iyi ya da kötü değil.
Cinsel mi, değil mi sorusuyla karşılaşıyoruz.
Canlılık getirir mi, getirmez mi sorusuyla karşılaşıyoruz.
Aşık olduğumuz kişiyle sevişmek, istememek kendimizle ilgili neler anlatır?
Ya aşkı...
Bir daha tanımlayın. Çünkü aşık olduğunuz insanla her anlamda yakın olmak istersiniz.
Tabii ki dönem dönem aklınız başka yerlerdedir, başka meşguliyetleriniz vardır, isteksizlikleriniz.
Tabii ki olabilir. Hepimiz insanız bu anlamda.
Ama cinsellikten arındırılmış bir aşk en azından biz faniler için bir şeylerin eksik olduğuna bir işaret olabilir.
Cinsellik ve aşk ilişkisini vowsluk bağlamında nasıl değerlendirirsiniz?
Aslında bu soruya ufak tefek cevap vermiş bulundum ama bir daha toparlayayım hepsini.
Cinsellik bize canlılık veren, arzumuzu dinlediğimizde yöneldiğimiz ve yaptığımız şeyler.
Seks bu anlamda cinsel olabilir veya olmayabilir.
Canlılık veren seks vardır, canlılık vermeyen seks vardır.
Aşk ise yani umuyorum ki...
Hayatınıza aldığınız aşklar size canlık veriyordur.
Bu anlamda cinseldir.
Ve aktivite babında da aynı zamanda da seksüel aktivitesi de olan aşklardır diye düşünüyorum.
Üçü birbiriyle çok alakalı ama çok eş anlamlı kullanıyoruz.
Bu arada dikkatimi çeken bir şey daha oldu sorularda ki o sorulara cevap vermeyeceğim.
Cinselliğe dair sorular sorun diye Instagram'a bir arket bir post koydum.
Ve bol bol aşkla ilgili veya ilişkilerle ilgili sorular geldi.
Dediğim gibi çok alakalı ama ne kadar ilginç ki cinsellik kadar direkt kendimize dair olan bir şeyi bile konuşmak veya düşünmek konusunda zorluk yaşayabiliyoruz.
Freud'un cinsellik anlayışıyla, Bağış'ın anlayışıyla göre cinsellik farkı nedir?
Yani çok uzun bir soru. Freud aslında başlangıçta çok varoluşçu bir cinsellik tanımı yapmıştı.
Çocuk cinselliğinden bahsettiğinde tam da bu canlılık kaynağı olarak cinsellikten bahseder.
Ama daha fazla ayrıntılı girmesem iyi olur.
Çünkü bu psikanalize de dahi çok ayrıntılı bir açıklama yapma gerekliliğini beraberinde getirir.
Toplumun cinsellik tabularıyla çelişirken bununla nasıl başa çıkabiliriz?
Kendi yolunuzu bularak.
Bir dipnot cinsellik.
Ve aynı şekilde seks, seksüel aktiviteler illa bir ötekiyle olmak zorunda değil.
Açık fikirli düşünmeye çalışın.
Siz önce kendi cinselliğinizle, kendi seksüel yanınızla tanışırsanız, haşir neşir olursanız, bir şekilde buna izin verirseniz, sonrası gelecektir.
Sonrasında kendi yolunuzu elbet öyle ya da böyle bulacaksınızdır.
Çocukluk yaşantıları sebepli cinsel problemler psikanitik çözümleme olmadan iyileşir mi?
Ya iyileşir.
Hiç şüphesiz iyileşir ama terapide nasıl çalıştığımız faslına burada genel anlamıyla bu videolarda giremiyorum.
Keza aynı şekilde cinsel işlev bozukluklarıyla nasıl çalışır?
Vajinismus gibi diye sormuş biri.
Sadece şu kadarını söyleyeyim.
Bir kişi cinsel işlev bozukluğundan muzdaripse öyle ya da böyle hayatında canlılık yok demektir.
Varoluşçu anlamda tanımladığımız şekliyle...
Hayatında cinsellik kalmamış, arzusuyla temas edemiyor demektir.
Eğer bu bozukluğun fizyolojik bir sebebi yoksa.
Çalışırken de temelde bunu baz almaya çalışıyoruz elimizden geldiğince.
Varoluşçu psikoterapide cinsel yönelimler diye bir ayrım var mıdır?
Yani genel anlamıyla insanları kategorize etmeyi çok sevmiyoruz.
Zaten kategorizasyonların ne kadar yetersiz olduğunu her geçen gün artan kategori sayısıyla görüyoruz.
Cinsel çekimi herhangi bir cinse karşı, cinsiyete karşı yaşayabiliriz ve bu konuda varoluşu kategorize etmek yerine karşısında oturan kişi, varoluş terapi karşısındaki
oturan kişiyi tanımaya ve kendiyle tanıştırmaya çalışır.
Bireyler tabulardan nasıl etkilenmeden kendi kararlarını verebilirler?
Tabuyu görün, bu bir tabu değil ve o tabuya karşı siz nerede durmak istiyorsunuz onu bulmaya çalışın.
Basit bir çözüm gibi gelebilir kulağa ama hiç şüphesiz duygusal anlamda çok fazla yükü vardır.
İnsanlar neden fazla hızlıca ulaşıp bunu tüketmek için cinselliği kullanır?
Aslında bunu bir parça bağımlılık videosunda da, bölümünde de konuşmak istiyorum.
Önümüzdeki haftalarda, galiba bir hafta sonra hemen.
Hazda, seks ve hazda bir bağımlılık olabilir.
Kendimizden uzaklaşmak.
İçimizdeki hiçliği, boşluğu görmemek, kendimizi duymamak için kendimizi hazdan haza atabiliriz.
Çok olası, bu da mümkün.
İnsan olma ihtimalleri arasında.
Nedenini bilmiyorum ama yapıyoruz.
Var böyle bir ihtimalimiz ve bu ihtimali gerçekleştirdiğimizde biz kendi hayatımızdan çalmış oluruz en temelde.
Nedenine odaklanmak yerine ben bunu yaptığımda hayatım ve içinde yaşadığım dünya neye dönüşüyor?
Bunu sormak daha iyi bir soru olabilir.
Varoluşluk cinsel işle bozukluklarına nasıl yaklaşıyor?
Az önce de cevap verdim.
Genel anlamıyla kişinin hayatında bir canlılık veya varoluşlu anlamda cinsellik yokluğu üzerinden yaklaşmaya çalışır.
Varoluşluk biyolojik cinsiyet cinsel yönelim ve cinsel karşısındaki ilişkiye bakar mı?
Nasıl bakar? Bunu bir kısmına cevap vermiş oldum.
Bir tek belki biyolojik cinsiyet faslına bir cevap vermek isterim.
Bir şekilde evet yani bedensel anlamda belli üreme organlarıyla doğuyoruz.
Ama o konuda da çok daha dar düşünmememiz gerekiyor.
Birazcık kafamızı kaldırıp baktığımızda çok farklı hormonal kombinasyonlar, farklı üreme organları kombinasyonları vesaire hepsi mümkün.
Azınlık bile olsa hermanfroditlik vesaire gibi.
Varoluşunun bakmaya çalıştığı yer kategorize etmeden.
Kişinin kendisinin nerede durduğunu anlamaya çalışmak.
Savaş bölgesinde veya ciddi kayıp durumlarında üreme arzusunun varoluşsal yorumu.
Ben bunu genel geçer bir genellemeyle gelmiş soruyu soran kişi.
Varoluşlukta genellikle genellemelerden, genellikle genellemelerden kendi içinde ironi oldu.
Uzak durmaya çalışıyoruz.
Çünkü herkes öyle mi yaşıyor emin değilim.
Savaş mağduru kişiyle çalıştım.
Tam aksine arzunun kaybı, cinselliğin kaybı, canlılığın kaybı da aynı şekilde kendini gösterebilir.
Belki de, belki belki, az önce bağımlılık üstünden verdiğim cevap, haz üstünden yasla temas etmemek veya yasla uzaklaşmanın bir yolu olabilir ama
gerçekten kişiye bakmak gerekiyor.
Bu ezberi cevaplar çok iyi olmayabiliyor.
İnsanın kaçamadığı...
Bir övüşük bir gerçeği var mı?
Var tabii ki. Yani soyunun ve aynaya bakın.
Göreceksiniz kaçamadığınız bir övüşük gerçeğiniz.
Ve sadece aynada gördüğünüzde de sınavı değil.
Vazif bir ilişkide cinselliği nereye koyar?
Olmazsa olmaz mıdır? Yani bir şekilde partnerinizle bir fiziksel yakınlığınız olmalı.
O fiziksel yakınlığına siz ikiniz tabii ki karar vereceksiniz.
Nasıl olacağına. Ama olmalı.
Öteki türlü bedensiz bir ilişki yaşıyorsunuz demektir.
Bu biraz beden kısmıyla da alakalı bir soru.
Ve bedensiz ilişki yaşamak demek canlılığın kaybı demek.
İlla ki intercourse yaşamak zorunda değilsiniz.
İlla ki belli seksüel eylemleri yapmak zorunda değilsiniz.
Ama bedensel canlılığı bulmanın yollarını aramanız gerekiyor ilişkide.
Yoksa evet ilişki bir şekilde eksik kalacaktır.
Yine bir vajinismus sorusu.
Cevap verdim. En çöp ve neredeyse sadece cinsel kesin aslında kendimi canlı hissetme sebebi ne olabilir?
Bu soruyu soran kişiyi tanımıyorum.
Tanımadan atıp tutacağım bir risk alarak.
Yani gerçekten canlılık mı hissettiniz yoksa haz mı?
Önemli olan soru bu.
Çünkü sadece seks sırasında veya seksüel aktiviteler sırasında kendinizi canlı hissediyorsanız ve cinselliğin seks dışında başka bir karşılığı yoksa hayatınızda Bu da önemli bir soru işareti.
Bir aşk sorusu var.
Aşk buranın konusu değil.
Sosyolojik yapı kadının cinselliği yaşarken kendi olmasına ne kadar izin veriyor?
Bu konuda kızanlar olabilir ama bence ne kadınlar ne erkekler sosyolojik yapı hepimize bir şeyler dayatmaya çalışıyor.
Zaten sosyal yapının, toplumun bütün esprisi bu.
Önemli olan ona karşı kendimizi bulmak.
Çünkü sadece seksi olarak düşünmeyin.
Kendimizi buldukça bütün dayatmalara karşı ve onlarla anlaşarak ve müzakere ederek daha canlı ve daha otantik olma şansımız var.
Çok teşekkürler dinlediğiniz için.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
