
Hayatı değiştiren şeyler çoğu zaman büyük kararlar değildir.
Sessizce alınmış küçük adımlar, fark edilmeden başlayan zincirlerdir.
Bu bölüm, kelebek etkisini kendi hayatımdaki küçük ama yön değiştiren anlar üzerinden anlatıyor.
Çünkü bazen hayat, en sessiz anında yönünü değiştirir.
Bu bölüm sende bir şey uyandırdıysa,
instagram: @kendimlepodcast
twitter: @kendimlepodcast üzerinden bana yazabilirsin.
Transkript
Merhaba, bu bölümü hayatımda sessiz ama çok büyük yere olan biriyle kaydediyorum.
Arada minik patilerinin ya da mama tıkırtısının ya da oyuncağının sesi gelebilir.
Hayatımı değiştiren şey büyük bir karar değil de bir imza, bir taşınma, bir cesur hamle değil.
Hayatımı değiştiren şey bir gün attığım çok küçük bir adımdı.
Hatta bu adımı atabilmemdi bence.
O gün önemsiz sandığım bu adım bugün yaşadığım hayatın başlangıcıymış meğer.
Ve fark ettim ki çoğumuz hayatımızı yüksek sesli anlarla değil de sessiz kararlarla değiştiriyoruz aslında.
Bugün kelebek etkisinden değil, kendi hayatlarımızdaki o küçük ama güçlü anlardan bahsetmek istiyorum.
Kelebek etkisi aslında şunu söylüyor.
Bazı sistemler vardır.
Başlangıçta olan en küçük şey bile sonradan her şeyi değiştirebilir.
Hatta şöyle örnek kullandırıyorlar.
Amazon ormanlarında bir kelebeğin kanat çırpması dünyanın yarısını dolaşabilecek bir kasırganın oluşmasına neden olabilir.
Soru şu ki, Biz o küçük anı yaşarken bunun bir başlangıç olduğunu fark etmiyoruz.
Çünkü kelebek etkisi anında sonuç vermez.
Önce sessizlik olur, sonra zaman geçer ve bir gün dönüp baktığında buraya nasıl geldim dersin.
Cevap genelde dramatik bir kırılma da değil, cevap o gün önemsiz sandığım bir tercihtir ilk söylediğim gibi.
Çünkü dönüp baktığımda hayatımın yönünü değiştiren şeyler hep çok küçük anlardı.
Bir gün gitmediğim bir yer, bir mesajı silip silmemek arasında verdiğim bir karar.
Sonra konuşuruz deyip ertelediğim bir cümle gibi.
O anlar yaşanırken hiçbir şey hissetmiyorsun.
Ne heyecan, ne korku, ne farkındalık.
Ama zaman geçtikçe o küçük anın bir zinciri başlattığını görüyorsun.
Yani aslında biz çoğu zaman hayatlarımızın nasıl değiştiğini değil de neden bu noktaya geldiğimizi kaçırıyoruz.
Sonucu görüyoruz ama süreci hatırlamıyoruz.
Ama mesele ne yaşadığımız değil, neden onu yaşadığımızı anlamamız aslında.
Sonra kendimize şunu soruyoruz.
Hayatım neden böyle oldu?
Cevap aslında genelde büyük bir travma değil de o önemsiz sandığın anlaş, öylesine verdiğin kararlar.
Benim hayatımda bazı kararlar vardı ki o gün bana çok küçük gelmişti.
Ama sonradan koca bir zincir başlattığını fark ettim.
Kedim hayattayken doğu görevine gittim.
Ve bu arada aslında her gittiğim yere yanımda götürüyordum onu da.
İlk defa ailemle beraber bıraktım.
Ve tek başıma gittim. İlk kez.
Sonrasında hayatımda belki de verdiğim en kötü karar olduğunu düşündüm bunun.
Uzakta olduğum, orada olduğum bir zamanda onu kaybettiğimi öğrendim.
O kayıp sadece bir kayıp değildi benim için.
Hayatımda birçok şeyi sessizce yerinden oynattı.
Ama bunu tabii o an anlayamadım.
Yıkıldım çünkü. Çok büyük bir kayıptı benim için.
Ama eğer o yolculuk olmasaydı, eğer o kayıp yaşanmasaydı, Muhtemelen bugün çok farklı bir hayatın içinde olacaktım.
Ve bu ihtimal beni mutlu etmeyen bir ihtimal olacaktı.
Zaman geçti.
O görev sırasında ilk harpli bazı insanlarla yolum kesişti.
Ve hep birlikte bir barınağın açılmasına vesile olduk orada.
Bu bir plan değildi aslında.
Sadece görmezden gelinmeyecek bir ihtiyaçtı.
Onlar için de benim için de.
Bana o dönem tek iyi gelen şey bu arada haberi aldığım ilk günden Süreç devam ettiği sürece yani her gün diyebilirim.
Her gün sadece hayvanları besleyerek mutlu hissediyordum kendimi.
Çok fazla köpek vardı sokaklarda ve onlarla kurduğum bu hava bana çok iyi geliyordu.
Dönüp baktığımda şunu fark ettim.
O süreç hayatımda bazı şeylerin yerli yerine oturmasını sağladı.
Beni toparladı, beni başka bir yerden hayata bağladı.
Sonra bir gün bir daha asla kedi alamam dediğim bir noktadayken hani tekrar kaybetmek istemediğim için ve üzülmek istemediğim için Yapamayacağımı düşünüyordum açıkçası.
Bunun doğru olmadığını biliyorum ama tabii ki de her zaman doğru olan şey gibi hissetmiyoruz.
Yani hislerimizi kontrol edemiyoruz.
Orada şu an hayatımda olan kedim çıktı karşıma.
O anda onun yaşadığı yerde iyi bir muamele görmediğini, sevildiği bir evde olmadığını öğrendim.
Mutsuz bir kedi olduğunu.
Hatta belki sokağa bile atılma ihtimalinin olduğunu diyelim kısaca.
Ve bazen düşünüyorum.
Eğer o gün yollarımız kesişmeseydi belki bugün hayatta bile olmayacaktı.
Ama tabii aynı şey benim için de geçerli.
Eğer o ilk kayıp yaşanmasaydı ben de onu görmeyecek, ona uzanmayacak belki de bugün olduğum kişi olmayacaktım.
Ve sonrasında bu arada sağlık problemleri olduğunu öğrendim ben.
Onu sahiplenip veterinere götürdükten sonra.
Hatta uzun süre devam etti.
Hala da sürüyor. Ve o ilk olduğu yerde bunların farkında bile değillerdi.
Hani sakin bir kedi.
olduğu düşünülüyordu. Ama aslında ağrısı olduğu için öyle olduğunun bile farkında olamayacaklardı.
Bunu düşünmek beni inanılmaz üzüyor.
Bazı hikayeler vardır.
Tek bir bölümde anlatılmaz. Bu da onlardan biri benim için.
Belki bir gün sadece bunu konuşuruz.
Bazen kelebek etkisi hayatımıza sadece yeni yollar açmaz da bizi olmamamız gereken hayatlardan da sessizce uzaklaştırır ve aslında olmamız gereken yere sessizce sürükler diyebiliriz.
Bu noktada aklıma hep bambu ağacı geliyor.
Bambu ağacı toprağa ekildikten sonra ilk 4-5 yıl boyunca hiçbir şey görünmüyor.
Dışarıdan baksan toprak boş gibi görünüyor.
Ama bu bambunun büyümediği anlamına gelmiyor ve toprağın altında kimsenin görmediği bir yerde işte büyüyor, köklerini derinleştiriyor, zeminini hazırlıyor.
Sonra da sadece 6 hafta içerisinde metrelerce uzuyormuş.
İnanılmaz etkileyici bence.
Çünkü aslında bambu o 6 haftada büyümüyor.
O 6 hafta yıllardır süren, görünmeyen bir sürecin sonucu.
Kelebek etkisi de bence tam olarak böyle çalışıyor.
Yani biz sadece görünen sıçramayı fark ediyoruz.
Ama asıl değişim kimsenin o alkışlamadığı, kimsenin fark etmediği anlarda oluyor.
Yani sabırla beklediğin, sessizce biriktirdiğin, önemsiz sandığın kararların hepsi kök oluşturuyor.
Ve sonra sadece o altı haftayı görüyor insanlar dışarıdan baktığında.
Ne kadar doğru?
Ya da her zaman doğru olan mı olmalı?
Soru işareti. Eminim senin de vardır.
O gün oraya gitseydim, o mesajı silmeseydim.
Bir tık daha cesur olsaydım dediğin anlar.
Bunların hiçbirisi pişmanlık değil de bunların hepsi bence birer farkındalık.
Belki sen de şu an bambu dönemindesin.
Hiçbir şey olmuyor gibi, hayat ilerlemiyor gibi ama belki de sadece toprağın altında büyüyorsunuzdur.
Biz çoğu zaman kendi toprağımızı değil, başkasının hasadını izliyoruz.
Ve sonra da kendimizi yargılıyoruz.
Ama biz onun önceki sürecini bilmiyoruz.
Yani hani birinden mesela ilham almak da sadece şu an geldiği o iyi noktayı görerek ben de öyle olmak istiyorum demek değil aslında.
Bunu kendime söylüyorum.
Yani o noktaya gelene kadar neler yaşadı, nasıl süreçlerden geçti, ne kadar uzun bir dönem hazırlandı, zorlandı bunların hiçbirisini bilmiyoruz.
Ve sadece dışarıdan sonucu görüyoruz.
Ve aa ne kadar güzel bu noktada.
Ama bizim o...
köklenme sürecine acaba tahammülümüz var mı soru işareti.
Bu arada şöyle bir örnek vermek istiyorum.
O barını açmamıza vesile olan arkadaşlarımdan biriyle o an orada tanışmasaydım bu süreçte hiçbirisi olmuş olmasaydı ben bu podcast'ı yapmaya başlamayacaktım.
Aslında onun daha önceki hayatındaki bir tanışmadan önceki bir konudaki cesareti bana bu konuda ilham oldu.
Ve sonra ben ilk bölümü yayınladıktan sonra beni çok yakın sevdiğim bir arkadaşım.
Uzun süredir aslında aklımda olan bir plan varmış.
Bir Instagram sayfası açıp gezdiği yerleri, kitaplardan okuduğu hoşuna giden bölümleri yayınlamak gibi.
Ve o gün bu sayfayı açmış.
İnanılmaz mutlu oldum.
Hani hepimiz birbirimize cesaret vermiş gibi olduk.
İşte kelebek etkisi tam olarak böyle bir şey.
Beni çok etkiliyor açıkçası.
Umarım daha fazla kişiye dokunup daha fazla hayatı değiştirmek için minik bir etki edebilirim.
Bu konuyu düşünürken aklıma bir kitap geliyor.
Gece Yarısı Kütüphanesi.
Beni son dönemlerde en çok etkileyen kitaplardan biri.
Kitap hayatında başka bir karar verseydin nasıl bir yaşamın olurdu sorusunu soruyor.
Ama bunu romantize etmeden yapıyor.
Yani her ihtimalin kendi yükü olduğunu gösteriyor aslında.
Beni en çok etkileyen şey şu olmuştu.
Başka bir hayat seçmek her zaman daha mutlu olmak demek değil.
Çünkü pişmanlık yaşanmış hayatlardan değil yaşanabileceğiniz sandığımız hayatlardan.
Doğuyor aslında. Hatta bununla alakalı şöyle bir şey söylemek istiyorum.
Metek rahatlama kitabında diyor ki bir labirentten ilk denemede çıkabildiğimiz nadirdir.
Labirentin içindeysek orada kapalı kalmamıza neden olan yolu bir kez daha giderek dışarı çıkamayız.
Labirentten ancak yeni yeni yollar deneyerek çıkarız.
Çıkmaz ola girmişsek kendimizi başarısız hissetmeyiz.
Bilakis yeni bir şey öğrendiğimiz için seviniriz.
Denenmiş yollara bir tanesi daha eklenmiştir çünkü.
Çıkmaz yolların hepsi labirentten çıkmamıza yardımcı olur.
Hangi yola gireceğimizi anlamak için birkaç yanlış yolda girmek gerekir.
Çok doğru. Yani biz hemen mutlu sona, mükemmel sonuca ulaşmak istiyor olabiliriz ama bunları denemeden bilemeyiz.
Yani bu kitabı okuyunca ne demek istediğimi, bunu neden okuduğumu biraz daha oturtacağınızı düşünüyorum.
Biz aslında hangi yoldan gidersek gidelim bir dönüş var gibi gözüküyor.
Ama o dönüş aslında bence her zaman aynı yoldan değil.
Anlatabildim mi bilmiyorum. Ama anladığınızı düşünüyorum.
Yani düşündüğümde bu kitabı okuduktan sonra acaba ben hayatımın hangi noktasını değiştirmek isterdim?
Nereye gitmek isterdim?
Hangi pişmanlıklarım var?
Bunu sorduğumda hiçbirisini değiştirmek istemediğimi fark ettim.
Çünkü şu anda çevremdeki insanlar, şu an geldiğim hal, kedim, şu an tüm mutluluklarım, her şey...
Aslında o zamanlar verdiğim belki de tırnak içerisinde yanlış kararlar sonucu oldu.
Ve ben bugün geldiğim noktadan mutluyum, memnunum.
O yüzden geçmişe dönüp de bir şeyleri değiştirdiğimde bugüne bu şekilde gelmeyeceğimi de biliyorum.
Hiçbir şey değiştirmek istemiyorum.
Umarım sen de benimle aynı hislerdi ve fikirlerdi.
O yüzden bugün şunu sormayı seviyorum kendime.
Bugün attığım hangi küçük adım yarın kim olacağımı şekillendiriyor.
Belki şu an hayatında büyük bir şey olmuyor ama belki de en önemli anlardan birindesin.
Çünkü bazen hayat sadece bir kanat çırpışını bekler.
Belki de mesele başka hayatlar seçmek değil, bu hayatın içindeki küçük kelebekleri fark etmektir.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
