
bu bir tanışma bölümü değil.
daha çok bir durma hâli.
kendimle mi konuşuyorum
kedimle mi;
bazen ayırt edemediğim bir yerden,
olduğu gibi.
Bu bölüm sende bir şey uyandırdıysa,
instagram: @kendimlepodcast
twitter: @kendimlepodcast üzerinden bana yazabilirsin.
Transkript
Selam. Bunu kaydetmeden önce birkaç kez durdum.
Hatta itiraf ediyorum bu 10.
başlatışım falan sanırım.
Ne söyleyeceğimi değil de nasıl giriş yapacağımı, nasıl başlayacağımı düşünüyorum.
Ama sanırım mükemmel diye bir şey yok ve bunu durdurmayacağıma kendime söz veriyorum öncelikle.
Burası zaten bir tanışma bölümü değil de bir durma hali olsun istiyorum aslında.
Ve sen de bunu şu an dinliyorsan belki sen de biraz...
Durmaya ihtiyaç duyuyorsundur.
Bir pazar sabahı dışarıda deli gibi kar yağıyor.
Benim elimde kahvem, yanımda kedim.
Bunu izlerken bu huzurun içerisinde aslında bu adımı atmakla başlamak istedim.
İnanılmaz heyecanlıyım.
Aslında şu anda rutinimin içerisinden bana eşlik ediyormuşsunuz gibi.
Yani benim bu podcast'a başlamak istememin ilk sebebi aslında...
Biraz kendimi yalnız hissediyor olmam sanırım.
Yalnızlık aslında içine düşüren bir şey değil de kendini tercih ettiğin bir şeyse bence dünyanın en güzel şeyi bir yandan.
Ve ben severim.
Yani birlikte bir şeyler yapmaya ihtiyaç duyan biri değilimdir insanlarla.
Tek başıma yemek yemeyi, zaten uzun süredir yalnız yaşıyorum.
Kedimle birlikte vakit geçirmeyi, bir şeyler izlemeyi, aslında evde olmayı çok seviyorum.
Ama... Biraz böyle glow up diyeceğimiz bir süreçteyim ve yeni kitaplar okudukça, yeni oyunları izledikçe, yeni filmleri izledikçe bunları üzerine
konuşmak istiyor insan. Ve aslında sen geliştikçe ve sen bir şeyleri okudukça, ilerledikçe sanırım bunu paylaşabileceğin insan sayısının etrafında
azaldığını hissediyorsun. Ya da işte insanlarla aslında konuştuğun içeriklerin kalitesinin, kalitesi demeyelim ya da...
Belki de hani sohbetlerin içeriğinin daha yüzeysel kaldığını fark ediyorsun.
Ya da en azından benim için böyle oldu.
Ve eskisi kadar keyifli gelmemeye başlıyor belki de.
Yani canım arkadaşlarım buna alınmasın tabii ki.
Ama gerçek bu.
Şu anda bir şekilde kedimle ya da sizlerle ya da kendimle yaptığım sohbet bana çok daha fazla keyif veriyor.
Bu podcast bir başlangıç değil de...
Dediğim gibi bir durma hali.
Kaçmadan. Kendi iç sesimi dinlediğim.
Belki sizleri iç sesinizi dinlemeye teşvik ettiğim bir yol açsın istiyorum.
Çünkü aslında hatırlıyorum.
Birkaç yıl önce bana bir büyüğüm diyeyim.
Sadece günde beş dakika kendi iç sesimi dinlememi önermişti.
Ve bunu denedim.
Ve o kadar zorlandım ki.
Bir daha onu görmek istemedim.
Bunu yapmak istemedim.
O kadar sıkıldım.
Anlatamam size yani şu an 30 yaşındayım ve bunu önerdiği dönemlerde aslında yine hayatımın böyle boşlukta diyebileceğim bir dönemiydi.
Ve iç sesime tahammülüm yoktu.
Yani bana olumlu ya da olumsuz bir şey bile söylüyor olsa mesela çok sıkıldığım anlarda dahi aslında yalnız kalmak, iç sesimle sohbet etmek, kendi kendime vakit
geçirmek bana şu anda... Biriyle yaptığım herhangi bir şeyden çok daha fazla keyif veriyor.
Ama o anda beni inanılmaz korkutmuştu.
Hani bırakın meditasyonu, kendimle vakit geçirmeyi.
O anda sadece beş dakika susup dinlemeye kendimi yani tahammülüm bile yoktu.
Ve o dönem şöyle bir kısır döngünün içerisindeydim.
Hawaii Metro Mother benim en sevdiğim dizi.
Bazılarında Avrupa Ekesi alabiliyor bu.
Friends alabiliyor. Benim için de bu.
Ve böyle... Defalarca kez, bütün bölümlerini ezberebilecek şekilde sadece bunu izliyordum.
Başka yeni bir şeye tahammülüm yoktu.
Yeni bir fikre, diziye, zaten kitap okumayı söylemiyorum bile.
Sadece sonsuz bir döngün içerisinde bunu izleyip ve böyle biraz daha oyalanabileceğim tarzda birkaç oyun vardı telefonumda ve sürekli bunları oynayarak diziyi izliyordum.
Ya da bu arada Türk dizileri.
Türk dizileri de bir bataklıktır, bilen bilir.
Sadece bunu yapıyorum. Herhangi bir iş yaparken bile arkadan onun sesi gelsin istiyorum.
Bir şekilde onu dinleyerek işlerime devam ediyorum.
Onu izliyorsam sadece başka bir iş yapmadan mutlaka oyunu oynuyorum.
Hani iki şeyi aynı anda yapmam gerekiyor ki dikkatimi toparlayabileyim.
Daha doğrusu bu dikkat toparlamak mıdır?
Tertülür. Böyle bir süreçteydim ve aslında uzun süre bunun içerisinden çıkmak için çırpındım.
Yani şöyle bir an oldu da...
Bu işin içerisinden çıktım diyeceğim bir an yok aslında şu an düşündüğümde.
Aslında bu bir süreçti.
Şu an bu sürecin sonundayım sanırım.
Ya da belki de sonun başlangıcı da olabilir.
Ama bu geldiğim noktadan memnunum diyelim.
Belki ilerleyen süreçlerde bu nokta da bana yetersiz gelecek.
Ki böyleyizdir yani ben hep böyle bir insanım.
Yarın bugünkü halimi yetersiz bulacağım.
Ama aslında şu andan baktığımda o anda...
Belki geçmişteki Berfin'e göre çok daha yeterliydi.
Bilmiyorum. Podcastlarım genelde bu şekilde bilinç akışı şeklinde ilerleyecek.
Şu anda da iç sesimi sizinle paylaşıyorum aslında diyebileceğiz.
Podcastımın ismi kendimle.
Parantez aslında bir tereddüt değil de birlikte var olma hali gibi.
Şu anda benim yaşadığım an gibi yani.
Kedim Bey'le birlikte kar manzarayı seçtiğimde kahve yudumlamak.
Size şu anda...
Benim yanımda eşlikçi misiniz?
dedim gözümde. Neden şu an başladığımı tekrar döndük olursam, artık bir şeyleri ertelemek istemediğime karar verdim.
Dün bir arkadaşımla sohbet ederken şöyle bir diyalog geçti.
Aslında bu podcast fikri benim çok uzun süredir aklımda olan bir fikirdi.
Ama şey gibi oldu biraz, hani böyle erkekler sallıyorum, birlikte bara giderler ve evet ya bir bar açmalıyız.
Hatta böyle bir bölüm Hawaii Metro Madrid'de de vardır.
Tam bu şekilde evet ya ben de podcast kaydetmeliyim diye düşünüyorum sürekli.
Deli gibi podcast dinliyorum artık hani müzik dinlemeyecek bir seviyeye gelecek şekilde.
Ama sadece arkada bir sekmeler de açık kafamda.
Dün arkadaşımla konuşurken bir denemesi olduğundan bahsetti bana.
Ve başlamak için o da çok tereddüt etmiş.
Hatta işte saçmalamayın ya hani ben mi ben mi bunu yapmak gibi bir ikilemde herkes gibi onda kaldığını.
Arkadaşının da karşılık olarak sen böyle şeylerin sonucuna takılacak bir insan değilsin.
Beklenti içerisinde olmana gerek yok.
Sadece yap bu kadar.
Bize bir güzel ana olarak kalsın demiş ve onun çok etkilendiğini ve bunu başladığını söyledi.
O anda bunu bir şey söylemedim ben aslında.
O anda bu cümleden bu kadar etkilendiğimin farkında da değildim.
Telefonu kapattıktan sonra bu cümleyi sanki bana söylenmiş bir...
Söz olarak düşündüm. Hani olur ya bir şeyler aklınıza dönerken gördüğünüz bir yazı bana şey olur mesela çok.
Camilerde yazan yazılar var ya normalde görmezsin ama o anda aklında bir şey varken o camideki yazıyı görürüm.
Sanki bana ilahi bir mesajmış gibi hissettirir.
Ya da yine aynı şekilde böyle soru işaretleriyle dolu olduğum bir an okuduğum kitaptaki bir cümlenin sanki sana söylenmiş gibi olması gibi.
Bu beni çok etkiledi ve dedim ki evet ya hani.
Ben de böyle bir insan değilim.
Beklenti içerisinde olmak zorunda değilim.
Sadece bana iyi gelmesi için bile bunu yapabilirim.
Çünkü bunu söylediğim anda bu arada paralel olarak yani kendi istesin olduğunu söylediğim anda canımın inanılmaz sıkıldığı ve böyle olur ya telefonu eline alırsın ama böyle kimi arayacağını
da bilemezsin. Hani kimseye de arayasın da gelmez.
Neyse tamam aramayayım o zaman.
Kendi kendime düşünsem daha iyi dediğim bir anda.
Ama biriyle konuşmak da istiyorum.
Çünkü okuduğum kitap inanılmaz hoşuma gitti.
Bir cümle beni inanılmaz etkiledi.
Bu arada bir gün öncesinde birkaç denemem oldu.
Hoşuma giden bazı kesimlerin fotoğraflarını çekerek arkadaşlarıma gönderdim.
Ve cevap alamadım.
Okuyacağız diyenler oldu, beğenenler oldu.
Ama ben o anda onu konuşmak istiyorum.
Ve üzerine konuşmak için doğru yerin belki de böyle.
Kendi kendime olmasına karar verdim ve aslında kanalımı açmadan önce sadece kaydet tuşuna bastım ve kendi kendime konuştuğum bir ses kaydı kaydettim.
İçimden gelenleri anlattım, kitap hakkında fikirlerimi anlattım.
Karşımda kedim beni dinliyordu o sırada ve bunun hiçbirisi planlı değilken dün bir anda ismim, nelerden bahsetmek istediğim yani aslında her şeyden ve buna başlamak
istediğim netleşmiş oldu. Sonra arkadaşımla paylaştığımda bu fikrimi o da çok şaşırdı mesela.
Hani onun bana o söylediği cümlenin bende böyle bir etki yaratacağını tabii ki düşünerek konuşmamıştı.
Ama işte bazen hiç beklemediğimiz şeyler beklemediğimiz sonuçları yol açabiliyor o hayattan.
Güzel bir başlangıç oldu benim için.
Çok mutluyum açıkçası şu anda.
O yüzden ertelemeyi 2025'de bırakıyorum.
Yalnızlık aslında çoğu zaman kaçtığımız bir şey.
Ama bazen sadece kendimize yatışamamış oluyoruz bunu yaparken.
İç ses bazen çok gürültülü değil de aslında bir sustuğumuzda duyuluyor.
Ve buna dediğim gibi tahammül etmek belli bir çalışma gerektiriyor diyeyim.
Ben de şimdi iki günde böyle bir seviyeye gelmiş gibi ahkem keser tarzda konuşmak istemem.
Gerçekten yıllarımı aldı ve bu konuşmaları da düşüncelerimi de 30 yaşındayken elde ettim.
Zorlu bir yolculuktu.
Ya da şöyledir ya.
Aynı manzaraya şu an 10 kişiyle birlikte aynı manzaraya baksam herkes aynı şeyi görmeyecek.
Herkes aynı güzelliği belki o anki ruh haline göre orada gördüğü şey bile değişecek.
Ama şu an ben öyle bir noktada böyle bir ruh halindeyim ki o kadar yolda hissediyorum ki tırnak içerisinde.
O kadar tanelerinin tek tek aşağı düşüşü bile beni hayranlık uyandıracak bir his uyandırıyor içimde ve inanılmaz mutlu ediyorum.
Aa kuş ne kadar tatlı.
Aa işte kedim şöyle bir...
hareket yaptığı ne kadar güzel gibi bir yerdeyim hayatımın.
Belki bunu yaşayanlar beni anlayabilir.
Ya da umarım şu ana kadar böyle bir his yaşamadıysanız hayatınızın bir noktasında ya da yakın bir noktasında bu moda girersiniz.
Çünkü gerçekten inanılmaz derecede insanın her şeyi mutlu ettiği ve böyle evet ya hayat çok güzel teşekkür ederim falan hissiyle devam ettirdiğin bir süreç.
Ya bilmiyorum ben çok mutluyum ve ben şöyle biriyimdir.
Gerçekten Bir şeyden mutlu olduysam, bir şey bana katkıda bulunduğunu hissettiysem, hoşuma gittiysem bu bir makyaj ürünü de olabilir, bir kitap da olabilir, izlediğim bir oyun da olabilir, her şey.
Hemen arkadaşlarımı arayıp, ya ben böyle bir şey yaptım, bak kesinlikle denemen lazım.
İşte bak ben böyle bir şey düşünüyorum, bu düşünce beni böyle etkiledi, senin de böyle düşünmen lazım gibi.
Sevdiğim insanlarla paylaşarak onların da bunu düşünmesini, onların da bu bakış açısını...
görmesini istiyorum. Çünkü orada gördüğüm güzel bir şey var ve bana iyi hissettirdi ve onlar da bu konuda iyi hissetsin istiyorum.
Ve aslında etrafımda yakın çevremde değil, insanları bir şekilde etkileyen ya da peş peşe arayıp hadi bak okumadın mı hala diyerek darlamalarımın etkisi olabilir.
Pişman değilim. Ve bir şekilde onların da umutlu görmesini sağlayarak kendimi tatmin hissediyorum.
Çünkü bence güzellik paylaştıkça Gerçekten kendi içine de çoğalıyor insanı.
O yüzden şu anda da belki arkadaşlarımdan çok sizlere de bunları yansıtmış olacağım.
Şu anda muhtemelen bilmiyorum.
Böyle düşünen insanlar belki vardır.
Anlaşılmayacağımı düşünmüyorum açıkçası.
Bu bölümü mükemmel yapmaya çalıştım önce aslında.
Ama bu bölümü mükemmel yapmaya çalışsaydım muhtemelen hiç yayınlayamayacaktım.
O yüzden burada kusursuzluk değil de...
yolda olma hali olduğunu açıklamak istedim size.
Artık mükemmel olmakla ilgilenmiyorum.
Bence gerçek olmak çok daha güvenli ve daha güzel.
Yani mükemmel değilim, biliyorum.
Ama daha rahatım.
Ve insanlarla aslında insanlara kusurlarını gösterdiğinde birbirlerine daha yakın hissettiklerini fark ettim.
Yani mükemmel olana kimse kendini yakın hissedip de iletişim kurmak istemez.
Benim... Düşüncem bu.
O yüzden kusurlarımı göstermekten çekinmiyorum.
Ya da bu da doğru bir tanım değil.
Gerçekliğimi ortaya koymaktan çekinmiyorum.
Ve bir şekilde buradan bağlantı kuracağımı düşünüyorum.
Etrafındakilerle. Belki birinin aynı frekansı olan birileriyle.
Buna inanıyorum. Ve bunun için gerçekten çok heyecanlıyım.
Burada her bölüm bir yere bağlanmayacak.
Belki de bir yerde duracağız.
Bazen cevap değil de.
Eşlik iyi geliyor. Şu anda sizin bana ettiğiniz gibi.
Buradaysan hoş geldin. Ben biraz Kendimle kalacağım.
Belki sen de.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
