
Transkript
Herkese merhaba, ben Gökçe.
Biraz ara verdim podcastlerime çünkü ülke gündemi, işte kendi aile iç gündemlerimiz falan derken kafayı toparlayıp devam etmem bugüne kadar sürdü.
Bu arada podcastimde de bir değişikliğe gittim.
Dinleyenler ve takip edenler bilir podcastimin adı Kurumsal Kadınlar'dı.
İş hayatındaki kadınlar ve çalışan anneleri kapsayan bir podcast serisi yapıyordum ama...
Podcast hazırlarken bile fark ettim ki aslında çok daha geniş bir kitleye sesleniyorum ama kendimi kendi kendime sınırlıyorum gibi geldi.
Velhasıl podcastimin adını Kadın Dediğin olarak değiştirdim.
Çok daha fazla içimesini de söyleyebilirim.
Kadın Dediğin düşünür, Kadın Dediğin halleder, Kadın Dediğin hak eder gibi aklınıza gelebilecek kadına dair ne varsa bu podcast serisinde anlatmaya devam edeceğim.
Hele ki seçim sonrası da kadını daha fazla konuşmamız gerekliliği de ortaya çıkmışken.
Ama böyle sadece siyasi içeriklerin, işte ne bileyim kadına dair zorlukların yani böyle hep olumsuz şeylerin değil de bazen bizi keyiflendirecek konuları da ele alacağım.
Mesela birazdan anlatacağım ve hepimizin sinir sistemini zorlayan konu başlığı tam da buna uygun.
Belki de artık haftada 2-3 gün ofise gidiyorsunuz ama gene de o evden çıkıyorsunuz ya ve ne giyeceğim derdiyle baş başa kalıyorsunuz ya işte bu podcast'ta bunu halledeceğiz.
Ne giyeceğim? Hazırsanız başlayalım.
Öncelikle şu ofis giyiminin tarihçesine bir bakalım istedim.
Bakalım ki günümüze geldiğimizde ne kadar şanslı olduğumuzu görelim.
Efendim ofis giyimi modern iş dünyasının ortaya çıkmasıyla birlikte önem kazanmaya başlıyor.
19. yüzyılların sonlarında ve 20.
yüzyılın başlarında ofis giyimi genellikle sade ve resmi giyim tarzlarından oluşuyor.
Bu dönemde erkekler genellikle takım elbise, kravat, böyle cilalı ayakkabılar falan giyerken kadınlar çoğunlukla etek ve bluz giyiyorlardı.
1950'lerde ofis giyimi bir miktar daha rahat hale geldi.
Rahat dediysem günümüz gibi değil tabii ki ve bu dönemde polo yaka gömlekler, kaki, şimdilerde kanvas tarzı dediğimiz pantolonlar gibi daha spor giyim tarzları popüler oldu.
1960'larda iş dünyasında giyim konusunda daha fazla özgürlük sağlandı ve bu dönemde özellikle kadınlar için tabii ki mini etekler, dar pantolonlar ve çizgili gömlekler ofis
giyiminde de kullanılmaya başlandı.
Böyle Audrey Hepburn'u aklınıza getirin, onun böyle daracık pantolonları, mini etekleri ve mini elbiseleri gibi 60'ların tarzı da gerçekten çok güzeldi.
1980'lerde ise ofis giyimi yeniden resmi hale geldi.
Efendime söyleyeyim Tarık Tarcanlı, Tolga Savacılı veya Serpil Çakmaklı'lı, Ahu Tuğba'lı'lı filmleri ve giydiği kıyafetleri düşünün.
Gerçi şimdi düşününce daha çok çıplaklık ve en fazla mayolu giyimler aklıma geliyor ama olsun filmlerin ilk sahnelerini düşünün siz de.
Bu dönemde kravatlı takım elbiseler, omuzları vatkalı ceketler ve yüksek topuklu ayakkabılar popüler oldu.
Yine bu dönemde kadınlar da erkekler kadar resmi giyimler tercih etmeye başladılar ve kadınlar için özel olarak tasarlanmış takım elbiseler ve pantolon, ceket takımları da moda oldu gene ofis giyiminde.
Günümüzde ise ofis giyimi hala belirli bir resmi tarzı korumakla birlikte daha rahat ve modern tarzlarda kabul edilebiliyor.
Erkekler genellikle kravat takmak yerine açık yakalı gömlekler, pantolonlar ve spor ayakkabılar tercih ederken kadınlar bir miktar daha özgür olabiliyorlar.
Etek, pantolon, bluz, elbise bir sürü seçenek ve bu sene seçenekler arasından istedikleri tarzı seçebiliyorlar.
Kadınlar için iş hayatında giyim kuşam, zamanla değişen moda trendleri ve iş dünyasındaki gelişmelere
bağlı olarak sürekli olarak evrim geçirir.
Ancak günümüzde kadınların iş hayatında daha rahat ve özgür giyinebilmeleri için birçok yeni trend de ortaya çıkmıştır.
Şimdi size bu trendlerin bazılarından bahsedeceğim.
İlla olsun demiyorum ama ofis kombinlerinizi yaparken bunlara dikkat edebilirsiniz.
1. Yumuşak ve rahat kumaşlı kombinler Kadınlar iş hayatında daha rahat giymek istediklerinden yumuşak ve rahat kumaşlardan yapılmış giysiler popüler hale gelmiştir.
Özellikle pamuk, keten, işte kadife veya triko kumaşları iş hayatında sıklıkla kullanabilirsiniz.
Öyle gidip naylon, polyester şeyler almayın.
Ne iş ne de sosyal hayatınızdaki kombinleriniz için.
Hem çok adi duruyorlar hem de Kokuyor ya o kumaşlar.
Yani siz istediğiniz kadar roll-on, stick veya deodorant kullanın.
Kumaşın yapısından mıdır nedir?
O kapalı koltuk altı ile temas ettikçe sanırım kumaş ısınıyor ve bakteriler roll-on ile daha fazla mücadele edemeyip salıyor kendini ve o malum koku ile bizi baş başa bırakıyor.
O yüzden naylon, sentetik vesaire gibi kumaş kıyafetleri lütfen ama lütfen tercih etmeyin.
Hatta böyle isim soyisinden oluşan bir kadın markası var ki soyadı Işık.
Tüm kıyafetleri hatta mağaza bile neredeyse böyle kokar mesela.
Çünkü kumaşları bence oldukça kalitesizdir.
Benden söylemesi mesela böyle mağazalardan alışveriş etmeyin.
2. Renkli ve desenli bluzlardan oluşan kombinler.
Ey kadınlar!
Ne olur kendinizi siyahlara hapsetmeyin.
Hele bahar ve yaz mevsimlerinde renkli ve desenli bluzları lütfen tercih edin.
Bu bluzlar tek renkli pantolon veya eteklerle kombinenebilir ve çok şık bir görünüm yaratırlar.
Çok zayıfsanız desenlerden hiç korkmayın.
Biraz kilo fazlanız varsa da büyük ve iri desenlerden kaçının.
3. Gömlek elbiseler Gömlek elbiseler son yıllarda kadınlar arasında oldukça popüler hale geldi.
Bu elbiseler hem çok rahat hem de şık bir görünüm sağlıyor ve iş hayatında kullanımı da oldukça uygun bir seçenek.
Üstelik seçtiğiniz kumaşa göre yaz-kış giyebileceğinizden de ekonomik bir tercih oluyor.
Keten olmadığı sürece kışında bu gömlek elbiseleri giyebilirsiniz.
Nasıl mı? Kış olduğunda elbisenin içine bir boğazlı kazak, altına çizme ya da bir postal ile yazında elbiseyi tek başına sandalet ya da snicker ile çok rahat giyebilirsiniz.
Belinize de ince bir kemer takarsınız, bel kıvrımınız olmasa bile hafif bir kıvraklık da yaratabilirsiniz belinizde.
4. Pantolon ve ceketler Dolabınızda pantolon ceket takımlar yerine farklı pantolonları ve farklı ceketleri beraber ya da ayrı ayrı giyebileceğiniz parçalarınız olsun derim.
Ama takım olarak da tabii ki kullanabilirsiniz.
Ayrı parçalar olursa daha çok kombin yapma şansınız olur.
O yüzden ayrı ayrı alın diyorum. Yani illa aynı ceketin, aynı pantolon takımını alıp dolabınıza koymanıza gerek yok.
Birbiriyle farklı zamanlarda farklı kombinler yapabileceğiniz ayrı ceketleriniz ve pantolonlarınız hatta etekleriniz olsun diyorum.
Bu kıyafetler hem resmi hem de modern bir görünüm sağlar ve kadınların iş hayatındaki güçlü duruşunda destekler.
İster zayıf olun ister biraz fazlanız olsun artık daracık pantolonla ve boyu kısa dar ceketlerle takımlar yapmayın.
Takım kombinlerinizi özellikle rahatlatın.
Kendinizi o daracık kıyafetlerin içine hapsetmeyin ve mümkün olduğu kadar rahat görünün.
Sneaker ile giyebileceğiniz takımlar alın mesela.
Artık sneakerlar biliyorsunuz spor yaparken veya yürüyüş yaparken giydiklerimizin çok ötesinde ve çok tarzlar.
Şimdi bir de böyle blazer model denilen sneakerlar da çıkmış.
Tam olarak takım elbise veya iç pantolonlarına çok uyumlu.
Onlara göre giyebilirsiniz. O yüzden hem rahat takımlar, rahat pantolon ve ceketler alın.
Ve özellikle düz ayakkabılar ve snikerlerle giyebileceğiniz takımlar tercih edin.
5. Topuklu ayakkabılar.
Dolabınızda sadece bakın sadece bir adet yüksek topuklu stiletto olması yeterli.
Onu da böyle nude renk ve suet alırsanız.
işte kokteyldir, özel gündür vesaire gibi zamanlarda kurtarıcı olur.
Bunun dışında başka yüksek topuklu ayakkabı almanıza gerek yok.
Tabii ki tarzınız çok klasik değilse, ekstra olarak çok seviyorsanız onu giymeyi tabii ki alabilirsiniz.
Ama böyle çok fazla topuklu ayakkabı giyemiyorsanız ve kombinlerinizi artık değiştirmek, daha rahat kombinlere geçmek istiyorsanız bir tane dolabınızda bulunsun böyle özel günlerde giymek için.
Çünkü artık topuklu ayakkabı kadınların hayatından yavaş yavaş...
Silinmeye başladı. Kabul edelim rahat değil.
Günlük koşturmacada ayaklarını sizi terk edebiliyor topuklu ayakkabı giydiğinizde.
Ve günün sonunda babete dönüyor biliyorsunuz olay.
Ama böyle minik topuklu ayakkabılarınız olsun.
Hatta onlar da mümkünse yazın giymeye uygun olsun.
Yaz kombinlerine çok yakışıyorlar çünkü.
Dümdüz babetler giymeyin derim ben.
Çünkü babetler çok şık olmadığı gibi bacağı veya ayak bileğini olduğundan daha kalın gösterdiği de bir gerçek.
Minicik topuklu ayakkabılar da en az babetler kadar rahat olabiliyor.
O yüzden pide gibi hayvan babet yerine daha zarif ve şık olan mini topuklu ayakkabılar tercih edebilirsiniz.
Hele böyle burnu kapalı arkası bantla açık olanlar çok ters.
Yine Audrey Hepburn aklınıza getirin o Chanel takımlarının altına giydiği mini topukları bildiniz mi?
Heh onu diyorum işte.
Böyle straight jeanlerle, tweed hırka veya ceketlerle de harika olurlar.
Kışın ise loafer, kolej ayakkabıları, hafif kalın tabanlı botları tercih edebilirsiniz.
İş hayatındaki hareket kabiliyetinizi arttırmaya destek olurlar.
Mini topuklu ayakkabılar ve böyle saydığım ayakkabılar.
O yüzden yüksek topuklu ayakkabıyı ufak ufak raflarınızdan azaltabilir.
Yeni alışverişlerinizde yüksek topuklu ayakkabı yerine bir düz ayakkabı ya da bir sneaker daha alabilirsiniz.
6. Çanta trendleri.
Kadınların iş hayatında kullandığı çantalarda önemli bir detaydır.
Günümüzde büyük boy çantalar, sırt çantaları ve çapraz askılı çantalar iş hayatında sık kullanılan trendler arasında.
Küçük ebatta ve çapraz takarak kullanabileceğiniz çantaları içine para, kimlik, 1-2 kredi kartı veya telefonunuz gibi özel eşyalarınızı koymak için kullanın ve bence onu hiç çıkarmayın.
Çapraz takıyorsunuz ya farklı askılar da takarak bu çantaları böyle aksesuar gibi de kullanabilirsiniz.
İşte beyaz bir gömleğin üzerine beyaz bir tişörtün üzerinde güzel de duracaktır.
Onun dışında bir sırt çantanızı da bilgisayar, tablet, defter vesaire için kullanabilirsiniz.
Ama bu sırt çantası lütfen kampa giderken kullandığınız sırt çantanız ile aynı olmasın.
Azıcık daha işe uygun sırt çantaları tercih edin.
Bilgisayar çantaları, laptop çantaları olsun.
Hatta bence erkek markalarında çok güzel modeller var.
Hani böyle büyük bir İspanyol markası var ya, kocaman bir İspanyol markası, kadın erkek çocuk reyonları falan var.
İşte o markanın erkek reyonunda gerçekten çok şık, işe uygun tablet ya da laptop çantaları var.
Onlara bakabilirsiniz derim ben.
Ben onlardan çok yararlanıyorum.
Eşimle de beraber ortaklaşıp kullanıyoruz.
Bu trendler kadınların iş hayatında daha rahat ve şık bir görünüm yaratmalarına yardımcı olurken aynı zamanda da güçlü duruşlarını da destekler.
Şunu unutmayalım lütfen, giyinmek insanlar için sadece vücutlarını örtmek veya sıcak tutmak için yapılan bir eylem değildir.
Giyim insanlar arasındaki algıları da etkiler.
Hani bir insanı ilk gördüğümüzde bir fikir oluşuyormuş ya hatta %70 %80 o ilk gördüğümüz an görüntüsüyle bir fikrimiz oluşuyormuş.
Daha sonra konuştuğu yaptığı hareketleri o algıyı çok fazla etkilemiyormuş.
İşte o yüzden giyim kuşamda algıları etkilemek açısından oldukça önemli.
Giyinme tarzı kişinin kendine olan güvenini kişiliğini ve hatta statüsünü yansıtabiliyor.
Şimdi size giyinmek ve algı ile ilgili bazı bilgiler vermek istiyorum.
Bunlardan ilki şu.
Giyim tarzı kişinin kendine olan güveni etkiler.
Bu net. Bir cumartesi sabahı çocuğunuzun spor okuluna giderken giydiğiniz kıyafetle hissettiğinizi ve önemli bir yere katıldığınızda giydiğiniz kıyafetle kendinizi nasıl hissettiğinizi düşünün lütfen.
İkincisinde kesinlikle hate.
Buralar benim gibi bir his geliyor.
Eminim. Bana da oluyor çünkü.
Kendine uygun ve tarzını yansıtan bir kıyafet seçmek kişinin kendisini daha iyi hissetmesini ve özgüveninin artmasını sağlar.
Bunun için illa böyle ne bileyim kalem etekler ya da simsiyah takımlar giymemize de gerek yok üstelik.
Mesela dik yakalı gömlekler tercih edebilirsiniz mesela.
Ki bence dolapta en çok olması gereken parça gömlektir.
Yaka sizi daha yüksek, böyle daha özgüvenli gösterir.
Bunun dışında giydiğiniz tişörtü bile iyi seçmek gerekiyor.
Böyle yakası kaymış gitmiş şeyleri, o tarz tişörtleri giymememiz gerekiyor.
Ki tişörtler biliyorsunuz çok fazla.
Dediğim gibi işte birkaç yıkamada bozulabiliyor.
O yüzden eğer böyle hani tişört çok kullanıyorsak ki bence bilezilerin içine çekecek tişörtler çok yakışır.
O yüzden biraz tişört bütçesi ayırmak gerekiyor ki yakası ve kalıbı iyi duran tişörtlerle kombinler yapmaya devam edelim.
Bunun dışında lekeli şeyler asla giymeyin.
Aman küçücük leke işte kim görecek falan demeyin.
Siz görüyorsanız emin olun herkes görüyor.
Bunun dışında iki gün üst üste aynı tişört vesaire lütfen giymeyin.
Ütüsüz asla bunun hakkında konuşmuyorum bile.
Ceket olmazsa olmaz mesela.
Hatta böyle hafif batkalı da olursa sizi daha özgüvenli gösterir.
Demin de söyledim daracık kıyafetler seçmeyin.
Gerekirse bir beden büyük alın ama tabii üzerinizden de düşmesin o bir beden büyük.
Hani böyle kendi bedeniniz dar gelir de bir beden büyük aldığınızda da hafif boldurur ama üstünüzden düşmez.
Öyle kalıp da kıyafetler alın, tercih edin.
Yani kombinleriniz rahat olsun, onu demek istiyorum.
Daracık takımların, kıyafetlerin içindeki kişileri ben dinlemekten sıkılıyorum mesela.
Bilmiyorum size de öyle oluyor mu?
Rahat kıyafet içinde daha rahat olursunuz.
İşte devamlı gömlek iliği kontrol eden, etek boyunu aşağı çekiştiren bir kişiyle konuşurken sizi etkilemesini çok...
Beklemeyin. Beklemezsiniz de bence.
Siz de öyle giyiniyorsanız sizi de çok ciddiye almazlar.
Dolayısıyla kombinleri, kıyafetleri birazcık rahatlatmak faydalı olacaktır.
Ve kendinizi daha özgüvenli hissetmenizi de sağlayacaktır.
Başka bir tanesi, algı ve giyim konusuna devam ediyoruz ya.
Giyim tarzı kişinin kişiliğini de yansıtır.
Klasik giyim tarzı tercih eden bir kişi daha tutucu olarak algılanırken spor giyim tarzı tercih eden bir kişi için daha rahat ya da daha özgür ruhlu denilebilir, öyle algılanabilir.
Bu genel bir tutum tabii ki ama en doğrusudur demiyorum.
Siz iş yerinizde sosyal hayatınızdan bir tık daha farklı bir rol üstlenmek isteyebilirsiniz.
İşçilerinizin kültürü bunu gerektirebilir.
Yani çok eğlenceli bir yanınızı işçilerine çok yansıtmak istemiyor olabilirsiniz.
Daha az ve öz konuşan biraz tek kaş havada bir rol üstlenmeniz gerekiyorsa böyle renkli ayakkabılar, dergi kapağıma uygun bir kıyafet ile işe giderseniz işte bu üstlendiğiniz role uygun olmazsınız.
Hatta deli olduğunuzu bile düşünürler.
Yani kadınlık karakterine bak bir de giydiği kıyafete bak bu ne tezatlık da diyebilirler.
Aslında kimseniz ona uygun kıyafetler seçmekte de fayda var.
Başka bir tanesi ise giyim tarzı kişinin statüsünü hatta işteki pozisyonunu bile yansıtabiliyor.
Bu ne yazık ki böyle.
Ama işte her şeyi algı diyoruz ya bu biraz da bundan kaynaklanıyor.
Mesela bugün itibariyle terfi aldıysanız sorumluluk arttı ve ekibiniz olduysa mesela sizi dünkü işe başlayan yeni kız işte yeni işe başlayan kız diye düşünmemeleri gerekiyor.
Bunun için de görünümünüzde ufak değişiklikler yapmanız gerekebilir.
İşte ne bileyim modern bir saç kesimi.
Uzun süre giyebileceğiniz kumaşı, kalıbı, kaliteli bir iki ceket, mutlaka bakımlı el ve cilt ve hafif makyaj sizi pozisyonunuza hazırlamaya destek olabilir.
Ve unutmayın ki iş hayatında giyim tarzı kişinin profesyonel duruşunda yansıtan unsurlardan biridir.
Gene bir başka algı ve giyimle ilgili konu ise şu.
Giyim tarzınız insanlarla iletişiminizi de etkileyebilir.
Kendi tarzınızı yansıtan bir giyim tercih etmek insanlarla daha kolay etkileşim kurmanıza yardımcı olur.
Başkası olmak için böyle mış gibi giymek taklit olduğunuzu belli eder ve asla saklayamazsınız ve sizi ciddiye almayabilirler.
İşe giderken giydiğiniz kıyafetlerin de tabii ki iş yerinin beklentilerine uygun olması da önemli oluyor.
Yani o kadar da özgür olmamamız gerekiyor işe giderken giydiğimiz kıyafetlerde.
Şimdi yeni önerilerim gelecek.
Bu podcast'ta bayağı bir öneri saydım.
Devamı da gelecek. Tam kaydetmelik bir podcast oldu gerçekten.
Öyle olduğunu düşünüyorum. Ama tabii kesin sonuç için verdiğim önerileri denemeniz ve kendinizin yaşayıp görmesi gerekiyor.
Ama ben çok negatif bir sonuç alacağınızı düşünmüyorum.
Olumlu etkileri olacağını düşünüyorum.
Ama ne de olsa bunlar böyle yazılı kurallar değiller.
Deneyip görmeniz gerekiyor.
Şimdi işe göre giyime ve işlerinizde böyle güçlü görünmek için önerilerime başlıyorum.
Bir tanesi şu, iş yerinde giyim tarzı tabii ki sektöre ve iş yerinin beklentilerine uygun olmalı demin de söylediğim gibi.
Örneğin bir hukuk firmasında çalışıyorsanız sizden resmi giyim beklenir.
Salaşçı'yın işte böyle Air Max'ler ile müvekkilinizin ciddiyetini kazanmanız zor olur aksi durumda.
Ya da reklam ajanslarında daha rahat bir giyim tarzı tercih edilebilir biliyorsunuzdur.
Ve bu bir gerçek gerçekten.
Çünkü yıllarca ajanslarla müşteri olarak ben müşteri tarafındaydım.
O şekilde iletişim içinde oldum.
Ya böyle ajansla takım elbiseli birini görsem yaratıcı olmadığını düşünebilirdim.
Yani ister ön yargı deyin ister başka bir şey ama.
Böyle hissederdim, böyle bir algı oluşurdu bende.
Yani ez cümle iş yeri kültürüne ve beklentilerine uygun giymek profesyonel ve doğru kişisiniz izlenimini bırakmanızı sağlar.
Ben böyle olduğunu düşünüyorum. Aksi takdirde böyle saygı görmeniz ya da ciddiye alınmanıza zorlaşabilir.
Yani işte hukuk firmasında ırtık ciğin giymek ya da böyle bir reklam ajansında...
Bir de takım elbise falan giyildiğinde de insan böyle bir cool davranmak zorunda falan kalıyor.
Gerçekten yani bu yaratıcı bir fikir bu kişiden nasıl çıkacak diye düşünebilirim.
Yani bir önyargı olabilir.
Dolayısıyla kurumun kültürüne uygun olarak giymek önemli.
Bir diğeri ise bence yani bu hem iş yerinin kültürüne hem de kendiniz için de bence giyim tarzınızda kaliteli ve uygun boyutlu kıyafetleri
tercih etmek. Güçlü ve profesyonel bir görünüm sağlar diye düşünüyorum ben.
Kıyafetinizi bedeninize uygun seçmek kendinize olan güveninizi arttırır.
Yine aynı örnekten gidecek olursam.
İşte hukuk firmasında çalışan birisinden böyle aşırı dekolteli bir kıyafet giymesi çok beklenmez.
Şimdi lütfen linçler başlamasın.
Hani isteyen istediğini istediği yerde giyebilir diye.
Ancak dekoltenin de giyilecek başka yeri ve zamanı var diye düşünüyorum.
Bir de madem kıyafete bir para harcıyoruz.
Az da olsa kaliteli ürünleri seçmekte de fayda var.
Bakın markalar olsun demiyorum ama işte mesela ne bileyim 200 liraya iki tane düşük kalite gömlek alacağıma 600 liraya bir tane kaliteli ve hatta daha uzun süre giyeceğim
bir gömlek almayı tercih ederim ben.
Bence siz de böyle düşünebilirsiniz.
Kıyafetler çok iyi ütü tutmalı, ütülü olmalı.
İki yıkamada ağzı burnuna kaymamalı bence.
Eskimiş ve pastan göstermemeli de bizi.
Bu arada bu sadece işe giderken gidiklerimiz için değil.
Her zaman böyle olmalı yani bence.
Basit ve şık olun.
Yani iş hayatında sade ve şık seçimler yapmak profesyonel ve güçlü bir izlenim bırakmamızı kesinlikle sağlıyor.
Yani böyle Serenay Sarıkaya veya Yasemin Özilhan gibi dergi kapağından fırlamışız gibi giymek de doğru değil.
Her zaman her yerde giyebileceğimiz ve çok kombin çıkarabileceğimiz kıyafetler almak ve renkler seçmek gerekiyor.
Aşırı desenler, neon renkler, işte ne bileyim şimdi topu böyle sandalye formunda olan tasarım ayakkabılar falan sakın yani sakın almayın öyle şeyler almayın ve giymeyin.
Modaya aşırı uygun giyim tarzlarından da kaçınmak, sade ve klasik seçimler yapmak iş yerinde güçlü bir imaj oluşturmamıza da yardımcı oluyor.
Ve bu sade ve basit giyinmek hemen hemen her iş yerinin kültüne de uygun bir seçenek diye de düşünüyorum ayrıca.
Bir diğeri ise aksesuarları doğru kullanmak.
Hatta aksesuar kullanmak çoğu kadında bunun eksik olduğunu düşünüyorum ben.
Doğru aksesuarlar kullanarak giyim tarzınızı mükemmel tamamlayabilirsiniz.
Aksesuarlar da iş yerinde güçlü bir izlenim bırakmamıza yardımcı olabilir.
Örneğin şık bir saat veya şık bir çanta.
Bu arada şık bir saat şık bir çanta derken yine böyle...
Çok çok pahalı markalardan bahsetmiyorum.
Yani bu işte e-ticaret sitelerine girdiğiniz zaman bazen çok uygun fiyata çok farklı bir saat çok farklı tarz bir çantada bulabiliyorsunuz.
Hatta böyle çok ucuza aldığınız bir şey insanlar çok da sorar ya işte bunu nereden aldın nereden aldın falan diye.
Maksat yani önemli olan daha doğrusu o farklı görünen atıyorum çantayı o sitenin içerisinde bulabilmek.
Dolayısıyla şık bir saat şık bir çanta derken dediğim gibi böyle markalardan falan bahsetmiyorum.
Hatta aksesuarlar takılara gelirsek eğer kıyafetlerinizde de böyle her gün aynı şeyi giyiyorum hissinden de çıkmanıza yardımcı oluyor takı alternatifleri.
Mesela aynı beyaz gömleği işte boynunuzda fular ile kullanabilirsiniz veya başka bir gün kocaman ahşap materyal bir kolyeyle takarsanız kombinlerinizin farklılaştığını Görürsünüz hatta
sizi de farklılaştırır ve hep aynı gömleği giyiyorum hissinden de çıkmanızı sağlar.
Lütfen yeni bir ayakkabı alacağınıza bence takı alın.
İşte yüzük, kolye, küpü olsun mutlaka.
Ve ayrıca takılarınızı...
İşte evinizde, odanızda, dolabınızda, çekmece veya kutuların içinde saklamayın.
Görünür olsunlar, görün yani onları.
Yoksa unutuluyor ve kullanılmıyor.
Böyle evden de sabah apar topar hazırlanıp çıkarken hiç aklımıza bile gelmiyor.
Ama onları gördüğümüz bir yere koyarsak, işte kolyeleri, askıları asarsak mesela, işte yüzükleri daha görünür bir cam kutunun içine koyarsak mesela, görüp hatırlayıp hemen alıp bir tane takabiliriz.
Sonuç olarak böyle iş hayatında...
Güçlü ve profesyonel görünmek için ve iş yerinin kültüne de uygun olması için iş yerinin beklentilerine uygun da giyinmek gerekiyor.
Kaliteli ve uygun boyutlu kıyafetler seçmek, sade ve şık olmak, doğru aksesuarları kullanmak, temiz ve düzenli giyinmek aslında iş yerinin beklentilerini karşılamak ve böyle özgüvenli duruş sağlamak için
oldukça yeterli unsurlar.
Peki işe giderken hatta kendi sosyal hayatımda benim...
Nasıl bir tarzım olmalı diye düşünüyor musunuz?
Ya da işte ben artık giyim tarzımı değiştirmek istiyorum ama nasıl bir tarzım olmalı bilemiyorum diye düşünüyorsanız.
Şimdi bunu da yanıtlayacağım size.
Yine ipuçları vereceğim.
Lütfen kaydedin podcast'ı.
Başucu podcast oldu gerçekten bu.
Efendim nasıl bir tarzım olsun?
Bunun cevabı işte klasik, casual, kolej stili, gotik vs.
olabilir. Ama bence...
Bunu tam olarak tam Türkçe karşılığı olmadığı için cool kelimesini kullanacağım.
Cool bir tarzı benimsemek demin saydığım tüm o tarzları da barındıracağı için çok yerinde olacaktır diye düşünüyorum.
Ve bu cool denilen giyim tarzı sadece kişisel zevkler ve tercihlere göre şekillenir.
Yani ben size burada ne desem, hangi ipucunu versem, nasıl örnekler verirsem vereyim.
Karakterinize, kendi zevklerinize ve tercihlerinize göre şekillendireceksiniz.
Ama bir yol haritası olması için bazı örnekler vereceğim, bazı öneriler de bulunacağım.
Bir defa kendinize özgü bir stil oluşturun mutlaka.
Yani cool giymek kendine özgü bir stil oluşturmakla başlar.
Kendinize yakışan kıyafetleri, renkleri ve tarzları belirleyin.
Ve bunları kombinleyerek kendinize özgü bir tarz yaratın.
Mesela işte biraz bol ama demin de söylediğim gibi burada çuval gibi duran kıyafetleri kastetmiyorum.
Yani hafif dökümlü, sizi böyle dık dıkı sarmayan kıyafetler seçmeyerek başlayabilirsiniz.
Yaptığınız kombinlerin bence fotoğraflarını çekin ve zorlandığınızda dönüp bu fotoğraflara bakarak kombinlerinizi tekrar hatırlayın.
Cool giyim tarzı aynı zamanda...
Minimalizmle de ilişkilendirilir.
Yani böyle basit, sade ve klasik parçaları tercih ederek cool bir görünüm elde edebilirsiniz.
Yani her zaman giyebileceğiniz, işte bugün aldığınız bir ceketi 3 yıl sonra giyebileceğiniz öyle bir tarz, öyle bir dolap oluşturun kendinize.
Ayrıca cool giyim tarzı doğru renklerin kullanımıyla da ilişkili.
Yani işte beyaz, siyah, bej, mavinin tonları gibi renklere.
Gömlek, ceket, straight pantolonlar gibi kıyafetlere yönelebilirsiniz.
Bunun dışında yine cool giyim tarzı farklı desenleri ve dokuları bir arada kullanarak böyle eşsiz, unik bir stil yaratmayı da içeriyor.
Örneğin çizgili bir gömleği deri bir ceketle kombinleyin ya da minik çiçek desenleri olan bir elbiseyi suet botlarla giyin.
Hatta uygun...
Bulduğunuzda yani uygun bir görünüm yakalayacağını düşündüğünüzde böyle ince çizgili bir gömleği, çiçek, minik çiçek desenli bir etekle falan bile giyebilirsiniz.
Şimdi gözünüze canlandığı zaman böyle ya ne alaka çok rüküş oldu diyebilirsiniz ama girin Pinterest'te yazın karma stil diye.
O kadar güzel örnekler çıkacaktır ki karşınızda.
Desenleri birbiriyle karıştırmaktan çok fazla korkmayın ama tabii böyle yani çingene bohçası gibi de olmamak önemli burada.
Eğer desenleri birbiriyle karıştırıyorsanız işte orada biraz böyle marka daha kaliteli ürünlere, kıyafetten yönelmekte fayda var.
Ama dediğim gibi böyle desenleri, tarzları birbiriyle karıştırarak kullanmaktan korkmayın.
Ve en önemli faktörlerden biri, son ipucumu veriyorum.
Kendinize güvenli bir tavır sergilemek.
Yani cool giyim tarzı özgüvenli bir duruşla tamamlanır bence.
Kendinizi rahat hissettiğiniz kıyafetleri giyin ve güvenle taşıyın onları üstünüzde.
Artık giydiniz. Böyle ya ben bunu niye giydim de niye oldu falan filan.
Öyle bir vücudunuzu o şekle sokmayın.
Böyle yüz ifadenizden biz sizin o gün böyle kendinizi iyi hissetmediğinizi anlamayalım.
Giydiniz çıktınız artık onu sahiplenin o kıyafeti üstünüzde.
Çünkü belki de hepsinden önemlisi nasıl bir duruş sergilediğiniz.
İsterseniz en iyi markanın en iyi ceketini giyin.
Şöyle omuzlarınız dik.
Yüzünüzde gülümseme ve içinizde iyi niyet olmadıktan sonra neye yarar?
Bugün böyle
stil konusuna birazcık giriş yaptık ama yani bu giyinmek, alışveriş, alışveriş tüyoları falan bu konuları bu podcast ile bırakmayacağım.
İlerleyen haftalarda gene bu alışveriş konusuna ve işte doğru alışveriş yapma, işte vücudumuza göre giyime falan gibi detayları da gireceğim.
Çünkü bayağı araştırdım. Elimde bu kadar bilgi varken onları sizinle paylaşmasam olmaz gerçekten.
Oldukça öneride bulundum.
Oldukça tüyo verdim.
Dedim ki başucu podcast oldu neredeyse.
Gerçekten kendimi şaşırıyorum şu anda ama bence güzel bilgiler oldu öyle düşünüyorum.
Umarım siz de beğenmişsinizdir.
Evet kadın dediğim podcast'ini dinlediniz.
Lütfen beni takip etmeyi ve bildirimlerinizi açmayı unutmayınız.
Ben haftalık olarak podcast'imi yayınlamaya devam edeceğim.
Aynı zamanda yine beni kadın dediğim podcast instagram sayfamdan da takip edebilirsiniz.
Yeni bölümde görüşmek üzere.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
