
🎧 Kadın Dediğin podcast’in bu bölümünde “modern kadın” kimdir sorusuna birlikte yanıt arıyoruz.
Modern kadın olmak özgürlük müdür, yoksa görünmeyen bir yük mü?
Kariyer, şehir yaşamı, yalnızlık, flört, annelik, özgüven, güzellik baskısı…
Modern kadın imgesinin dayattığı beklentilerle ne kadar barışığız?
Ve gerçekten istediğimiz bu mu?
Bu bölümde, hem içsel sorgulara hem de toplumsal rollerimize cesurca dokunuyoruz.
Bazen alaycı, bazen duygusal ama her zaman samimi bir dille…
👉 Yalnızca kulağınızla değil, kalbinizle de dinleyeceğiniz bir bölüm oldu.
📲 Takip etmeyi, yorum yapmayı ve paylaşmayı unutmayın.
Kadın dediğin… bazen sadece kendini anlatır. Bu da o anlardan biri.
Transkript
Merhabalar herkese, Kadın Dediğin podcastine hoş geldiniz.
Ben Gökçe. Bugün gene şu son günlerde çok konuşulan kavramlardan birini ele alacağım bu bölümde.
Modern kadın kavramını inceleyeceğiz, ifadesini inceleyeceğiz.
Bu modern kadın terimi diyeyim, bize ne anlatıyor, toplumda ne gibi yankılar uyandırıyor ve neden böylesine böyle hararetli tartışmalara konu alıyor?
En son bir dizi bile yayınlandı, birazdan bahsedeceğim.
Biraz bunları ele alalım ve konuşalım istedim.
Hazırsanız bu derin ve bir o kadar da muzip konuya birlikte el atıyoruz.
Hazırsanız başlıyorum.
Belki sizler de biliyorsunuzdur.
Game platformunda yeni bir dizi vizyona girdi.
Modern Kadın adında bir dizi.
İrem Sak sevgili İrem Sak oyuncu.
Kendisini Yalan Dünya dizisindeki Tülay karakterinden hatırlayabilirsiniz.
Gerçekten efsane bir karakterdi o da.
İrem Sak yazmış ve başrolde de o oynuyor.
Ben diziden çok fazla bir şey anlatmak istemiyorum.
Böyle spoiler da vermiyorum ama bence izlenesi bir.
Keyifli, eğlenceli.
Buradan yola çıkarak tabi bu dizide yayınlandıktan sonra modern kadın ifadesi, tanımı, terimi ne derseniz deyin çok fazla sosyal medyada da görünür oldu.
Ben de bir el atayım bu modern kadın kavramına.
Neymiş, ne değilmiş, diğer kadınlardan farkı neymiş bu modern kadınların?
Biraz araştırdım, gözlemlerimi de ekledim.
Şimdi modern kadın denildiğinde aklımıza ilk ne geliyor?
Önce onunla bir başlayalım istedim.
Sıkça duyduğumuz klişeler var.
İşte kariyer sahibi kadın, bağımsız şehirli kadın, bakımlı hatta biraz da fazla iddialı sıfatını ekleyebiliriz modern kadını tanımlarken.
Ama bu yüzeysel tanımların ötesinde Modern kadını peki gelenekselden ayıran asıl şeyler ne?
Yani toplumun gözünde tırnak içinde modern sıfatıyla anılan bir kadın diğer kadınlardan nasıl farklı algılanıyor?
Bir yanda geleneksel rollerle özdeşleşen daha çok ev ve aile odaklı kadın figürü dururken diğer yandan modern kadın sanki sadece kendi ayakları üzerinde durmakla kalmayıp
bir de üstüne nasıl diyeyim size böyle bale pabuçlarıyla maraton koşuyormuş gibi bir beklentiyle karşılaşıyor.
Yapılan bir araştırma modern kadının genellikle eğitimli, ekonomik özgürlüğünü kazanmış ve kendi kararlarını alma elimde olarak algılandığını gösteriyor.
Ancak bu algı beraberinde bir dizi farklı beklentileri de getiriyor.
Hatta dayatıyor diyebiliriz.
Sanki modern kadın hem işinde CEO olacak, Hem evinde Michelin yıldızlı bir şefin menüsünü hazırlayacak öyleymiş gibi.
Hem en son sanatsal etkinlikleri takip edecek.
Hem de sosyal medyada her an mükemmel bir hayata sahip olduğunu kanıtlayacakmış gibi bir baskı altında açıkçası.
Modern kadın algısı bir nevi her şeyi yapabilen süper kadın mitiyle içe geçmiş durumda.
Bu algının hem olumlu hem de zorlayıcı yönleri olduğunu kabul etmek gerekiyor.
Şöyle ki modern kadından beklenenler sadece dış görünüşle sınırlı değil.
Hatta bu en kolay tarafı aslında asıl beklenti adeta bir süper kahraman sendromuyla her alanda zirveye oynaması ve ya da bu beklenti içerisinde olması insanların.
Sanki modern kadın evde kusursuz bir aşçı, kariyerinde lider bir profesyonel, çocukları için bir pedagog ve eşi için...
daima işte heyecan verici bir partner olmalı.
Bu liste uzar gider.
Kariyer basamaklarına tırmanırken cam tavanları kırması beklenen bu kadınların ki cam tavanların ne olduğunu daha önceki bölümlerde anlatmıştım.
İsterseniz geriye dönüp o bölümü bulup dinleyebilirsiniz.
Yani kariyerlerinde yol almasının engellenmesi durumu cam tavanlar tabiri.
Aynı zamanda yani hem bu cam tavanları kırması bekleniyor bu kadınların aynı zamanda evde tırnak içinde söylüyorum bunu, kadınlık görevlerini de eksiksiz yerine getirmesi bekleniyor.
Hani derler ya işte hem evinin kadını hem işinin kadını diye, modern kadın için bu tanım hem evinin baş mimarı, hem şirketin CEO'su, hem de bir yandan da sosyal medyanın
parlayan yıldızına dönüşmüş durumda neredeyse.
Üstelik tüm bunları yaparken yüzünden gülümsemesini eksik etmemeli, yorgunluğunu göstermemeli ve her daim dinamik olmalı.
Şimdi bir de annelik cephesi var.
O tarafa gelirsek modern anne sadece çocuğunun karnını doyuran değil, aynı zamanda onun ruhsal gelişimi de yakından takip eden, her türlü özel yeteneğini keşfedip
destekleyen, helikopter ebeveynlik suçlamasına maruz kalmadan dengeyi tutturabilen bir figür olmalı.
Kreş mi seçmeli?
Dadı mı tutmalı yoksa kendi mi bakmalı?
Her seçimin ardında modern kadına yüklenen görünmez bir yargı bulutu beliriveriyor.
Şimdi konuya devam etmeden önce şu helikopter ebeveynlikten de bahsetmek istiyorum.
Belki bilmeyenleriniz vardır. Şimdi helikopter ebeveynlik çocuğunun hayatına aşırı derecede müdahale eden, onu sürekli izleyen, kontrol eden ve yönlendiren bir ebeveynlik stili olarak tanımlanıyor.
Bu terim... ebeveynin adeta çocuğunun üzerinde bir helikopter gibi sürekli uçtuğunu her an müdahale etmeye hazır şekilde tetikte olduğunu ima ediyor.
O yüzden de helikopter ebeveynlik deniyor bu ebeveynlik sinne.
Bunu bir ayrı konuda işlemek isterim.
Bilmeyenleriniz varsa diye araya girip açıklamasını yapmak istedim.
Şimdi gelelim kendi konumuza.
Deminden beri bahsettiğim tüm bu dayatmalar aslında o çok bahsedilen iş ve özen hayat dengesi nasıl kurulacak da toplanabilir.
Modern kadının en çok zorlanacağı taraf bu olsa gerek.
İş ve özen hayat dengesi.
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın raporları gibi bazı kaynaklar gösteriyor ki, kadınların iş gücüne katılımı arttıkça ev içi iş yükü genellikle erkeklerle eşitlenmek yerine,
kadınların omuz önünde biriken bir başka sorumluluğa dönüşebiliyor.
Bunu hissetmeyenimiz yoktur herhalde.
Yani modern kadının bir günde tam 48 saat yaşaması gerekiyormuş gibi bir durum söz konusu.
Bu çifte mesai, beklentilerin gölgesinde modern kadını yoran, hatta bazen tüketen bir döngüye sokuyor.
Modern kadın olmak, bazen kendinizi sürekli bir sınavda hissetmek gibi.
Peki tüm bu beklenti ve dayatmalar karşısında modern kadın olarak etiketlenen kadınlar gerçekten bu etiketten memnunlar mı?
Ya da bu yaşadıkları modern hayattan memnunlar mı?
Yoksa bu etiket aslında altın kafese sıkışmış bir serçe gibi dışarıdan parıltılı görünse de içeriden yeni baskılar mı getiriyor?
Bu soruyu sorduğumuzda çoğu zaman derin bir ilk çekiş duyuyoruz.
Zira modern kadın olmak bazen bir özgürlük bayrağı taşımak gibi görünse de aslında görünmez prangalarla dans etmek gibi olabilir.
Çoğu kadın için modern tanımı kendi seçimlerini yapabilme, bağımsız olabilme ve bireysel potansiyelini gerçekleştirebilme anlamına gelirken toplumun dayattığı şablonlar bu özgürlüğü
oldukça sınırlıyor. Modern ol deniyor ama bizim çizdiğimiz modernlik sınırları içinde kal.
O kadarcık modern ol eklemesi fısıltıyla yapılıyor sanki.
Örneğin kariyerinde çok başarılı olması beklenen modern kadının bir yandan da eşinin arkasında duran, yuvasına bağlı bir figür olması gerektiği beklentisi modernliğin adeta bir
el freni. Bu etiketin yarattığı en büyük paradokslardan biri de şu.
Kadınlar... Geleneksel rollerden sıyrılmak isterken modern sıfatıyla yeni, çoğu zaman daha ağır ve karmışık bir yükün altına girmiş gibi hissedebiliyorlar.
Sanki eski defterleri kapatıp yepyeni bir yapılacaklar listesi açılmış gibi düşünebilirsiniz.
Ve bu listenin maddeleri bir önceki listeye kıyasla daha uzun, daha detaylı ve daha yorucu.
Ya biz modern kadın falan olmak istemiyoruz.
Biz... Yurdum insanı, normal kadın, normal anne, normal çalışan insan olmak istiyoruz.
Bu modern kadın derimiyle beraber gerçekten o geleneksel kadın artık neyse o geleneksel kadın onların listesinden çok daha fazla ve uzun bir liste var önümüzde.
Gerçekten de bu böyle.
Kendi deneyimlerine baktığımızda ise birçok modern kadın sürekli olarak yeterli miyim acaba sorusunun zihninde yankılandığını belirtiyor.
Bunu bazen hani ben de bu modern kadın sıfatına uygun biri olarak duruyorum.
Uygun derken uyduğum hani buna layığım anlamında söylemiyorum tabii ki ama bu ifadenin tanımının açıklamasına baktığımızda ben de o ifadelere açıklamalar uygun görünüyorum.
Ve gerçekten bazı durumlarda yeterli miyim diye düşünmeden edemiyorum.
Hele ki bir de çocuğu olan kadınları düşündüğüm zaman bu gerçekten onlar için çok çok daha fazla...
akıllarında sürekli dönen bir soru olarak kalıyordur bence.
Kocağa yetebiliyor muyum? İşe yetebiliyor muyum?
İşte evle yeteri kadar ilgilenebiliyor muyum?
Falan diye. Gerçekten çok büyük bir yük omuzlarımızda.
Yüksek lisansını bitirirken aynı zamanda en organik sebzelerle yemek yapan, iş hayatında terfi alırken evde mum ışığında meditasyon yapan, sosyal medyada şık görünürken aynı zamanda feminist
literatürü takip eden bir figüre dönüşme baskısı var modern kadın üzerinde.
Gerçekten tam olarak bu.
Modern olmak bazen bitmeyen bir performans sergilemek anlamına gelebiliyor.
Bu da özgürlük buhan eden bu sıfatın aslında kişisel bir hükümdülüğe dönüştüğünün en bariz göstergesi.
Peki şimdi gelelim bu işin biraz can sıkan hatta bazen sinir bozabilecek kısmına.
Modern kadın sıfatının bir eleştiri ve aşağılama aracı olarak kullanılmasına.
İşte burada mevzu biraz...
Ne yazık ki günümüz toplumunda bu kavram kadınların tercihlerini, yaşam biçimlerini ve hatta bazen sadece varoluşlarını küçümsemek için
bir bahane haline gelebiliyor.
Aman ne de olsa modern şehirli kadın ondan da zaten bu beklenirdi.
Buna benzer cümleler mutlaka duymuşsunuzdur.
İşte tam da bu ince ama keskin bir hançer gibi kadınların özgüvenini ve seçimlerini hedef alan cümleler.
Hatta yaftalar oluyor. Bu tür ifadeler aslında modern kadının bağımsızlığını, kariyer hedeflerini, kişisel tercihlerini veya geleneksel kanıtlara uymayan yaşam tarzını
aşağılamak için bir kılıf görevi görüyor.
Sanki modern olmak böyle otomatikman hatalı, sorumsuz veya topluma yabancı olmak anlamına geliyormuş gibi bir algı yaratılıyor.
Mesela kariyerine odaklanmış bir kadının çocuk sahibi olmayı ertelemesi ama zaten işte kariyer kariyer takılmış bu modern kadınlar hep böyle hep de kariyerini düşünür diye damgalanabiliyorlar.
Ya da kendi ayakları üzerinde duran güçlü bir kadının yalnızlığı modernliğin bedeli işte.
Kimseye eyvallah olmaz hep iş iş iş dersen böyle yalnız kalırsın falan gibi yargılanabiliyorlar.
Bu etiketleme aslında kadınları belirli kalıplara sokma.
Bizden olmayanları dışlama ve hatta bir anlamda böyle tırnak içinde söylüyorum cezalandırma amacı taşıyor sanki.
Modern kadının cesur adımları, özgür duruşu veya alışılmışın dışındaki seçimleri bu tür aşağılayıcı ifadelerle adeta normalize edilmemiş veya işte yadırganmış
bir durum olarak gösteriliyor.
Bu da kadınların üzerinde hem bir yeterince geleneksel değil hem de fazla modern baskısı yaratıyor.
Neredeyse nefes alsan yaranamayacağım bir durum yani.
Artık bu kadar söylediğim şeyden de bunu çıkartıyorum gerçekten.
En kötüsü de bu söylemler kadınların kendi içlerinde bir çelişki yaşamasına neden olabiliyor.
Bir yandan kendileri olmaya arzularken bir yandan da toplumun modernlik adı altında dayattığı bu olumsuz yargılardan kaçınmak için kendilerini kısıtlamaları veya açıklama
yapmak zorunda hissetmeleri durumu ortaya çıkabiliyor.
Ya bu modern kadın dizisinde de aynen Bunu görüyorsunuz gerçekten.
Oysa bu cezalandırma ifadesi olarak kullananların unuttukları bir şey var.
Bir kadını modern yapan şehirde yaşaması, belirli bir tarzda giyinmesi ya da falanca yerde kahve içmesi değil, kendi hayatının iplerini eline alması, seçimlerinin arkasında durması
ve en önemlisi kendi doğrularını yaratma cesaretidir.
Ve bu hiçbir küçümseyici etikete sığmayacak kadar da...
Şimdi gelelim bu modern kadın mevzusuna biraz da bilimin ışığında bakmaya.
Ben sizler için yine ufak araştırmalar yaptım.
Özellikle sosyolojiyle ilgili yayınlanmış yayınları bulmaya çalıştım.
Oradaki ortak cümleleri çıkartıp genel bir fikir olarak neler varmış diye sizlerle paylaşmak istedim.
Neden yapıyorum bunu?
Çünkü biliyorsunuz her toplumsal fenomenin ardında bir sosyolojik gerçeklik ve bir psikolojik yansıma mutlaka var.
Yapılan araştırmalar ve toplumsal gözlemler aslında bu modern kadın etiketinin ne kadar yüklü ve bazen de yanıltıcı olabileceğini gözler önüne seriyor.
Örneğin bazı sosyologların makalelerini incelediğimizde modern kadın algısının genellikle batılılaşma, eğitim seviyesi, ekonomik bağımsızlık ve kentsel yaşamla ilişkilendirildiğini görüyoruz.
Ancak bu özelliklerin beraberinde getirdiği beklentiler, Kadınların omuzlarına ek bir yük olarak biniyor.
Bunu zaten kendi gözlemlerimizde de çok rahat görebiliyoruz.
Yapılan bir araştırma şehirli ve kariyer sahibi kadınların geleneksel olarak tanımlayacağım kadınlara kıyasla her şeye yetişmek zorunda hissetme baskısının çok daha yüksek olduğunu ortaya
koyuyor. Ev işleri, çocuk bakımı, kariyer ve sosyal hayat gibi gibi.
Sanki her birine beş yıldız vermemiz gerekiyormuş gibi bir durum.
ortaya çıkıyor. Böyle bir baskı oluyor modern kadınlarda.
Yapılan bazı röportajlar var.
Böyle YouTube'da falan buldum bazılarını.
Bu röportajlara da bakıp dinlediğimizde kadınların nasıl söyleyeyim modern addedilmekten duydukları gururun yanı sıra bazıları bundan gerçekten gurur duyuyor ama bu
sıfatın getirdiği mükemmelliyet sendromundan da şikayetçi olduklarını görüyoruz.
Bir kadın Modernim diye hem iyi anne hem başarılı iş kadını hem de bakımlı olmak zorundaymışım gibi bir şeyler hissediyorum.
Sanki bir orkestra şefiyim ve her enstrümanı aynı anda çalmalıyım diye de bir açıklama yapan biri de vardı.
Tekrar söyleyeceğim bu Gain platformuna üye değilseniz bile yani sırf bu dizi için bir kere üye olup ya da üye olan bir arkadaşınızı bulup ondan açıp izleyebilirsiniz.
Dizinin neredeyse her bir bölümünde bu anlattığım durumlar var gerçekten.
Bir de şey vardır ya modern kadın dediğimiz kadınlara çok sorulan işte herkesin çocuğu oldu senin hala olmadığı yapmayacak mısın falan.
Sürekli bir çocuk sahibi olmak yönünde ya da evlenmedin hala niye evlenmedin evlen artık yalnız kalacaksın öyle olacaksın böyle olacaksın gibi sürekli bir yadırgama durumu söz konusudur.
Halbuki herkesin her insanın bir tane hayatı vardır ve dilediği gibi yaşamakta da özgürdür.
Herkes kendi sorumluluğunu alır.
Kendi kaderini yaşar ve kendi seçimlerini yapar ve bunda da aslında oldukça özgür olmalılardır.
Ama nedense özellikle modern kadın dediğimiz o kadın tipli neyse işte onların daha çok maruz kaldığını görüyoruz bu tip sorulara
ve yadırgamalara. Yine farklı çalışmalar var.
Onlardan da birazcık bahsedeceğim size.
Modern kadın imgesinin...
Hem bir özgürleşme alanı sunduğu hem de böyle yeni türden bir sınırlamalar getirdiği görülüyor.
Öyle tanımlamışlar. Kadınlar geleneksel rollerden sıyrılırken bir yandan da medya ve tüketim kültürü tarafından dayatılan buna ne diyebiliriz?
Böyle ideal modern kadın profiline uymak için mücadele ediyorlar.
Bu tip çalışmalar da var.
Makaleler bunları söylüyor.
Yani bu modernlik içinde bir dizi çelişkiyi de barındırıyor aslında.
Yani işte tüm bu derinlemesine sohbetlerin ve işte yaptığım bu bazı muzik gözlemlerin ve bazen de iç çekiştirmelerin ardından varacağımız tek bir yer var.
Kadın olmak hiçbir etikete sığmayacak kadar geniş, derin ve büyüleyici bir kavram.
Ne modernlik, ne geleneksellik, ne şehirli, ne de köylü hiçbir sıfat kadın olmanın o eşsiz gücünü ve güzelliğini tam olarak tarif etmeye.
Yetmiyor. Yani diyeceğim o ki modern kadın kalıplarına sokmak kendimizi ya da başkalarının bizi bu tür etiketlerle tanımlamasına izin vermek yerine her birimizin
kendi yolunu çizen, kendi hikayesini yazan, kendi seçimleriyle var olan kadınlar olduğunu unutmayalım ve bunu hep hatırlayalım.
Belki topuklu ayakkabıyla maraton koşan, belki tarlada emeğiyle toprağı yaşartan, belki de evde sanat eseri yaratan.
Her birimizin özgünlüğü en büyük gücümüz.
Unutmayın ki kadın olmak bitmeyen bir keşif yolculuğudur.
Kendini bulmak, kendini aşmak ve her koşulda kendi ışığını saçmak.
Ne başkalarının beklentileri ne de dayatmalar bu ışığı asla ve asla söndürmemeli.
Bırakın başkaları bize istediği sıfatı taksın, biz kendi değerimizi ve gücümüzü kendimiz bilelim.
İşte o zaman ne modern kelimesi bir yük olur ne de şehirli sözü bir eleştiri.
Çünkü biz sadece ve sadece kadınız tüm ihtişamımızla ve çeşitliliğimizle.
Ve bu zaten başlı başına bir zafer.
Evet bu bölümün sonuna geldik.
Kadın Dediğim Podcast'ı yeni bir bölümde görüşünceye kadar kendinize çok çok iyi bakın.
Sevgiyle kalın. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
