
Transkript
Merhabalar, Gökçe ben.
Bu haftaki podcast konusu biraz böyle gıybet havasında geçecek.
Çünkü neden? Bu sefer iş hayatında kadınların kadınları neler yaptıklarını konuşacağız çünkü.
Yani böyle gıybet kelimesi geçince de insanın aklına işte ne bileyim...
Eltesini, görümcesini işte falan canı yeni sevgilisini falan konuşacağız gibi geliyor ama öyle değil tabii ki.
Biz gene kurumsal hayattan ve iş hayatındaki kadınlardan devam eden çizgimizden çıkmayacağız.
Ama içerikler bazı araştırmalardan direkt araştırmaya katılan kişilerin kattığı yorumları okuduğum zaman da böyle bir gıybet havası gibi olacak podcast.
Peki ne bu haftaki podcast'in konusu?
Pembe tacizle denilen kraliçe arı sendromunu...
O zaman hadi başlayalım.
İlk kez 1973 yılında terminolojiye giren Kraliçe Arı Sendromu en basit tanımı ile şu demek.
Bir kadın profesyonel iş hayatı boyunca çok çok çalışır, çok çok didinir.
Kendini hem teoride hem de pratikte geliştirir.
Çalıştığı sektörün ya da kurumun dinamiklerini bilir.
Hatta bu dinamikleri ve bilgisini aktaracak evreye gelir.
Ve tüm bunların sonucunda kariyer basamaklarını tek tek çıkar ve kariyerini yönetirken karşısına çıkan tüm engelleri de aşarak terfisine hak kazanır ve üst düzey atamasını alarak
üst düzey yönetici olur.
Ama gel gör ki aynı kadın kendi kariyeri boyunca geçtiği tüm süreçleri engelleri nasıl aştığını başka bir kadına mentorluk ederek aktarmaz.
Hatta başka bir kadının terfi almasını istemez, hatta ve hatta bulunduğu pozisyona geldikten sonra bir üst düzey erkek bakış açısıyla bakmaya başlar ve altında çalışan
kadınlara bir kariyer terfi yolu açmaz.
Mümkün olduğu kadar oturduğu pozisyonda ya da koltukta tek olmak ister.
İşte buna tacizin pembesi yani kraliçe arı sendromu denir.
Peki neden kraliçe arıya benzetilmiş ve bu sendroma bu isim verilmiş?
Muntazam bir görev dağılımının olduğu arı kovanlarında elbette tüm bu görev dağılımından sorumlu olan bir birey yani kraliçe arı vardır.
Kraliçe arı hem kovandaki düzenin devam etmesini hem de işçi arıların vazifelerini düzgün yapabilmesini sağlar.
Kraliçe arı bal arısı kolonilerinde sadece bir tane bulunur.
arıların bulunduğu bu koloni popülasyonun davranışını, iş atamalarını ve dengesini yönlendirir.
Bak sen kraliçe arının görevlerini elinde tuttuğu yetkilere.
Ekosistemdeki yerleri yatsınamaz tabii ki ama iş hayatının ekosisteminde toksik bir yaklaşımı olduğunu söyleyebilirim.
İşte bu karakteristik benzetmelerinden ve benzemelerinden ötürü kraliçe arı sendromu denmiştir.
Daha önceki podcastlarımda da anlattığım bazı bilgilerden kısaca tekrar bahsetmek istiyorum ki bu sendroma bir giriş yapalım.
Öncelikle kadınların çalışma hayatındaki yerlerine bakalım ve özellikle terfi alma süreçlerine bakalım isterseniz.
Tabii ki ülkemizde şu an, şu dönemde çalışma hayatında çalışan kadın sayısında bir artış var.
Ama özellikle üst düzey görevlerde çalışan kadın sayısı halen...
Yani 2012 yılında bu oran %14 iken 2021 yılında sadece %19'lara gelmiş durumda.
Kadınların şirketlere kattığı değere rağmen günümüzde kadınlar kariyer basamaklarına tırmanmaya çalışırken hala çok yaygın olarak bulunan toplumsal cinsiyet kalıp yargıları
ve cinsiyet ayrımcılığıyla karşı karşıya kalmakta ve üst düzey pozisyonlara ulaşmak isteyen kadınlar Efendime söyleyeyim kadınların daha düşük liderlik becerisine ya da daha düşük
kariyer bağlılığına veya duygusal istikrara sahip olduğunu düşünen olumsuz ön yargılarla cinsiyet eşitsizliği olmasına rağmen yine de bazı kadınlar cam tavanı kırmayı başarabilmektedirler.
Başta da söylediğim gibi hem kadınların çalışma hayatındaki yerini hem de bu cam tavanın kadınlara neler yaşattığını konuşmuştuk zaten.
Kadın çalışanlar üzerinde yarattığı stresi konuşabiliriz ki son zamanlarda yapılan araştırmalara göre çok çok daha fazla karşılaşılan bir durum.
Hem cinsleri tarafından yönetilen kadınlar da depresyon ve strese çok daha sık rastlanmaya başlanmış durumda.
Tarafsızlık ilkesi, cinsiyet körlüğü, kadın yöneticilerin bilinç altındaki ben bu noktaya nasıl geldiysem herkes aynı şekilde gelebilir ezberi.
Başarı yüceltme ihtiyacı, kıskançlık, tepe yönetimde tek olma isteği, kadın çalışanların çeşitli nedenlerle daha üst düzey pozisyondaki başka bir kadına bir çeşit tehdit
unsuru olarak görülmesi sendromun en önemli nedenleri olarak karşımıza çıkıyor.
Literatürlerde ise kraliçe arı sendromuna dair en temel özellikler erkek tutumlarını benimseyerek kadınlara karşı kullanmak, diğer kadınlarla rekabeti bertaraf etmek, ayrımla ilgili
belirtileri görmezden gelmek şeklinde tanımlanıyor.
Özellikle şunun altını çizmek istiyorum.
Ayrımla ilgili belirtiler.
Yani cinsiyet ayrımcılığını görmezden geliyor bu sendromu taşıyan kadınlar.
Podcast'ın başında kraliçe arı sendromu için pembe tacize denilen demiştim.
Ama aslında hem kavramsal olarak hem de yaşanmış deneyimlere, tecrübelere göre de bir ayrım yapmak gerekiyor.
Şöyle ki pembe taciz...
Her türlü mobbingin ya da camtavan ya da kraliçe arı sendromu gibi güçlü sendromların belirli özelliklerinin birleşerek şirket içerisinde ortaya çıkan sosyolojik bir hastalık olduğunu söyleyebilirim.
Yani camtavan bir küme olsun, kraliçe arı ise bir küme olsun onları kesiştir birbirine işte ortak kümesi de pembe taciz olmuş oluyor.
Aslında tüm bu kavramlar birer mobbing, Ama tabii mobbing konusu daha derin ele alınması gereken bir konu olduğu için onu başka bir podcast'e sakladım.
Biz sadece bu hafta içinden kraliçe arı sendromunu çekip onu konuşacağız.
Pembe tacize literatürde geçtiği için söyledim.
Bu arada neden pembe deniyor?
Tabii ki işte kadınlara, kız çocuklarına pembe rengi uygun görüldüğü için.
Yani renklerde de bir ayrımcılık var.
Literatüre öyle geçtiği için ben de bunu kullandım ama kraliçe arı sendromu olarak söylemeye devam edeceğim podcast boyunca.
Şimdi şöyle kraliçe arı sendromu da aynı daha önce anlattığım cam tavan sendromundaki gibi bir kadının başka bir kadının terfi almasını engellemesindeki keyfi
altını çiziyorum. Keyfi bir durum.
Çünkü cam tavanda da keyfi bir durum söz konusuydu.
Temelinde cinsiyet eşitsizliğinin kadında yarattığı baskıdan kaynaklı ve kıskançlık duygusunda eklenmesiyle keyfi bir tepki olması nedenlerinden biri olarak görülebilir.
Bir diğer nedeni ise kadınların birbirlerine karşı daha rekabetçi olmaları.
Ama şöyle de bir durum var.
Rekabetten dolayı uygulanan bu sendromun özellikleri üst düzey yönetici kadınların doğrudan rakiplerin uyguladıkları bir yaklaşım olarak görünmüyor.
Daha kıdemli kadınlara değil de daha genç, işe daha yeni başlamış, daha kariyerin ilk başında olan kadınlara daha fazla uyguladıklarını görüyoruz bunu.
Daha doğrusu kaynaklar öyle söylüyor.
Bu da ilginç geldi bana.
Yani neden kendisine daha yakın kıdemli olan birine değil de daha kariyerin başında olan birine uygulanıyor?
O da bir tartışma konusu gerçekten ama...
Şimdi kendi çalışma hayatımı düşünüyorum.
Gerçekten öyleydi. Yani bu kadın benimle niye uğraşıyor falan diye düşünüyordum gerçekten.
Yani işte koskoca direktör olmuş.
Artık neredeyse şirketin sahibi olacak neredeyse.
Ama bana kendimi neden böyle hissettiriyor?
Neden bana bunu yapıyor? İşte benden daha üst pozisyonda olan neden şu arkadaşıma yapmıyor da bana yapıyor diye çok düşünürdüm ama...
Zaten keyfi bir durum olduğu için de yani kraliçe arı sendromu özelliklerini taşıyan kadınların davranışları keyfi bir durum olduğu için de çok rasyonel nedenler aramamak da gerekiyor.
Biz tabii şimdi bazı nedenleri sıralayacağız ama bazen gerçekten keyfi yani öyle olduğu için davranıyorlar.
Diğer bir neden ise erkek egemen bir kurumda çalışmanın sonucu olarak kadının kendini içinde bulunduğu kadın grubu içinden uzaklaştırması ve terfi almak için Erkekle
yani eril gruba yaklaşması bu sendromun oluşmasındaki nedenlerden biri olarak söylenebilir.
Yani şöyle düşünelim.
Siz 5 tane kadın uzman olarak bir departmanda çalışıyorsunuz.
Ve çalıştığınız gruptaki arkadaşınız bir arkadaşınız mesela farklı departmanlarda bile olsa devamlı bir erkek yönetici takımına ya da işte bir erkek grubuna daha yakın duruyorsa
kendisi için planladığı terfisine destek almak.
Ve aldığı terfiden sonra kalan dört arkadaşının yükselmesine çok destek olmayacak olabilir.
Çünkü işte aynen cam tavanda da konuştuğumuz gibi eğer şirket içinde karar vericilerin çoğu erkeklerse kadın kendini çalıştığı kadın grubu içerisinden uzaklaştırıyor ve
o gruba daha yakın oluyor. Çünkü bir şekilde kendini düşünüyor.
Yani çalışmaya başlamış, kariyerine başlamış ve tabii ki...
Kariyer yolculuğunda ilerlemek ve terfiler almak istiyor.
Dolayısıyla belki de bilmeden kendini eril gruba daha yakın, daha yaklaştırmaya başlıyor.
Bu da sebeplerden biri olarak söyleniyor literatürde ve yapılan çalışmalarda.
Ama tabii ki bu her kadın için geçerli bir durum değil.
Yani şunu da belirtmek istiyorum lütfen unutmayalım.
Bir kavramı. Bir sendromu inceliyoruz.
Ve zihnimizde bir canlandırma yapıyoruz sadece.
İşte hani beş kadın varmış. Bir tanesi oraya yaklaşmış falan gibi.
Aslında yazılan maddeyi bir zihnimizde canlandırmaya çalışıyoruz.
Ama yani lütfen itiraf edelim.
Şu anda bu yaptığımız canlandırma sırasında bile.
Yani aklımıza, sizin de aklınıza.
Çalıştığınız şirketten en az.
Bakın en az. 2-3 kadın geldi değil mi?
Yani sendromlu bir kraliçe.
Arı var etrafınızda.
O yüzden hani sanki böyle işte ne bileyim kadınlara bir laf söylemeyelim.
Hani podcast'in adı kurumsal kadınlar burada da kadınları yeriyor gibi bir durum olmasın.
Biraz da gerçekçi olmalı.
Ve bu sendromun gerekliliği olan her şeyi söyleyip zihinde canlandırma da yapmamız gerekiyor diye düşünüyorum.
Aklıma gelen git aklımdan lütfen git aklımdan git aklımdan.
Bu kraliçe arı sendromu ile ilgili tabii ki yayınlanan makaleler var, araştırmalar var.
Onları incelerken bir tane araştırmanın bazı sonuçları çok ilgimi çekti.
İşte biraz gıybet tarafı da şimdi burada başlayacak.
Onun sonuçlarından bahsetmek istiyorum.
Araştırmanın amacı kadınların çalışma hayatında özellikle diğer kadınlara uyguladıkları mobbingin mevcut durumunu tespit etmek ve altında yatan nedenleri bulmak.
Çok kısaca böyle söyleyebilirim.
Bayağı kapsamlı güzel bir araştırma aslında.
Ben podcast'in konusunu yazarken yazılı metinler içerisinde kaynaklarını da belirtiyorum.
İsteyen olursa Instagram üzerinden bana direkt ulaşabilir.
Onunla da paylaşırım araştırmanın detaylarını.
Araştırma içerisindeki tabii keyword'lar neler?
Mobbing, kraliçe arası sendromu, kadınlar arası rekabet falan gibi keyword'lar var.
Dolayısıyla tam aradığım araştırma...
Aslında bu ve yöntemin detaylarına çok fazla girmeyeceğim ama dediğim gibi bulgular oldukça dikkat çekici.
Şimdi size onları anlatacağım.
Gıybet tarafı başlıyor.
Şimdi bazı maddeler belirlemişler.
İşte kadınların uyguladığı mobbingler işte şu kaynaklı mobbingin sonucu ne falan gibi.
Şimdi size onları sırayla söyleyeceğim ve araştırmaya katılanlar neler söylemişler onları da söyleyeceğim.
Rakamlar da çok dikkat çekici gerçekten.
Bir tanesi şöyle. Kadınların kişisel itibara yönelik olumsuz eylemlerini araştırmışlar.
Yani bir kadın bir kadına mobbing uyguluyor.
Bu mobbing uygularken de kişisel itibarına zarar veriyor.
En çok ne yapıyor mesela?
Onlara bakmışlar.
Ve araştırmanın sonucunda şöyle çıkmış.
Ezmek, zulmetmek %41 oranında çıkmış.
Dedikodu %31 oranında çıkmış.
Yıldırmak %23 oranında çıkmış.
Asılsız suçlamalar, kaba davranışlar falan diye yüzdesel rakamlar düşerek devam ediyor.
Ezmek ve zulmetmenin yüksek çıkmasının ardındaki söylemler ise şöyle.
Dedim ya araştırmaya katılanlar direkt yorumlar yapmışlar.
Ne söylemişler? Kadın yöneticiyle çalışmak işinizin zorluğunu iki katına çıkaran bir durumdur.
Ezilirsiniz. İş yerinizde kapris, kişisel çekememezlik ve sürekli altındakini ezme çabasıyla karşılaşırsınız eğer bir kadın yöneticiniz var
ise. Şimdi kendi çalıştığım şirketleri düşünüyorum.
Özellikle bir tanesinde, yani LinkedIn'e girin Gökçe Erdem yazın çalıştığım şirketleri görürsünüz zaten yüzlerce şirkette çalışmadım.
Bir tanesinde kocaman bir plazada tek şirkete sahip.
ait bir plazaydı.
Orada bir katta çalışıyorum tabii ki ben de ve bulunduğum kattaki neredeyse hemen hemen tüm üst düzey pozisyondakiler kadın.
Yani bu dışarıdan bakıldığı zaman aslında oldukça güzel bir durum.
Ay ne kadar güzel üst düzey pozisyonda bir sürü kadın yöneticimiz var falan diye.
Ama şöyle bir durum vardı.
Onların güne nasıl başladığı Benim ve benim gibi diğer çalışma arkadaşlarımın gününün nasıl geçeceğini belirliyordu.
Gerçekten böyleydi yani.
Onlar güne nasıl başlıyorsa biz de öyle başlıyorduk ve öyle bitiriyorduk.
Yani şöyle söyleyeyim size sürekli kendimi değersiz hissettiren bir üslupla konuşuyorlardı.
Yani şimdi bana bir şey dedi.
Benle dalga mı geçti?
Gerçekten mi soruyor? Asla anlayamadım bir tutum gösteriyorlardı gerçekten.
Ve aynen şöyle hani başta da söylemiştik ya.
üst düzey pozisyondaki kadın mobbingini daha çok kıdem olarak kendine daha yakın kadına değil de daha kariyerinin başındaki kadına uyguluyor.
Gerçekten de birebir onu yaşıyordum.
Yani böyle o tutumlarını, davranışlarını asla anlayamazdım gerçekten.
Şikayet etsen yani şikayet değil de işte böyle hani tanıdığın bir İK'cı varsa ya da İK'nın bir toplantısına katılıyorsan işte şirketi değerlendirme falan gibi şeylere.
Manage your manager Gökçe'cim falan yani yöneticini yönet.
Ona da bir karşılık bulamıyorsun.
İşte ben hani çalışma hayatım boyunca gerçekten sadece çalıştığım bir şirketti insan kaynaklarının.
Yaşadığım bir mobbingden kaynaklı desteğini görmüştüm ama bir destek görmüştüm sadece.
Başka hani beni evet hakkını buldu diyeceğim bir şey yaşamamıştım.
Ondan da birazdan bahsedeceğim.
Ben çok doluymuşum bu sendrom konusuyla ilgili gerçekten.
Ve hani şeyde dedim ya bu kişisel itibara yapılan olumsuz eylemler içerisinde %33 oranında da dedikodu vardı.
Ve evet o kattaki kadınlar da gerçekten dedikodudan besleniyorlardı.
Gerçekten öyleydi. Hatta raporda da şöyle bir şey söylemiş araştırmaya katılanlar.
Hepimizin yani birçoğumuzun ve benim de gerçekten yaşadığımda öyleydi.
Şirkette o şirkette. Kendisine gelen her türlü dedikoduyu dinler, kendisine dedikodu çetesi oluşturur.
Ya böyle hani Amerikan filmlerinde olur ya böyle kolejin kötü kızları vardır.
Öylelerdi. Ya o böyle yüzünüze bakmayan, sizi falan yapan kadınlar.
Bir kahve içme ortamında normalde hiçbir şekilde konuşmadığı, sohbet etmediği biriyle eğer bir dedikodu kaynağı olarak görüyorsa ve ondan alacağı bir bilgi varsa ''Aa canım sana hemen kahve alıp geliyorum lütfen otur hiçbir yere kaybolmuyorsun.''
falan güler yüzüyle kahkaha atarak falan onu dinler.
Ondan bilgiyi alır ve bir sonraki bilgi alacağı zamana kadar da yüzüne falan bakmazdı ve o bilgiyi, o dedikoduyu kullanırdı gerçekten.
Yine araştırmada biri şöyle bir yorum yapmış.
Çok güzel ve zarif bir arkadaşım.
Uzaydan gelmiş gibi hiçbir dedikoduya karışmazdı.
Böyle olunca da tüm kadınlar sinir oluyordu.
Yani bir de aynen öyle yani size mesela bir bilgi aktarır.
Bir bilgi almıştır. Sizle onu paylaşıyordur.
Ya da bir dedikoduya girmiyorsunuzdur.
Siz o bilgiyle de ilgilenmiyorsunuzdur.
Bu sefer de işte sosyal takım çalışmasına uygun değil falan.
Böyle tuhaf yorumlar da yapılabilirdi.
O yüzden bazen o dedikoduları dinlemek zorunda kalabiliyordunuz gerçekten.
Ya da işte böyle böyle bir şey duydum.
Gökçe doğru mu falan. Ben de duydum öyle bir şey ama hani ne bileyim çok gerçek de olmayabilir falan.
Nasıl kıvıracağınızı bilemeyeceğiniz anlar yaşardınız gerçekten.
Yani bu kişisel itibar yönelik olumsuz eylemler bence itiraf edelim.
Yani bu podcast boyunca çok fazla itiraf edelim diyeceğim herhalde ama kadınlar arasında yaşanan durumlar oluyor.
Yani kendi çalışma hayatıma baktığım zaman hiçbir erkek yöneticimden Kendimi değersiz hissettim.
Bana da öyle bir bakıp konuşuyor ki yok olsam daha iyi diye hissettiğimi hatırlamıyorum.
Ya da dedikodu dinlemeye çalıştığı, benden bir dedikodu almaya çalıştığı ve bunu kendi lehine kullanacak bir tavır gördüğümü hiç hatırlamıyorum.
Mutlaka örnekleri vardır erkekler içinde.
Ben kendi tecrübemden bahsediyorum ama kendi çalışma...
hem kendi çalışma arkadaşlarım hem de normal sosyal çevremdeki arkadaşlarım da şirketleriyle ilgili konuştuğumuz zaman genelde bu tavrı gördüklerini söylüyorlar ve şunu çok
duyuyorum gerçekten ne yazık ki böyle diyelim ki iş değiştiriyor gideceği şirkette üst düzey bir kadına bağlı çalışacağım inşallah Allah sonumuzu hayır etsin falan gibi
yani bir kadın yöneticiyle üst düzeyde bulunan bir kadın yöneticiyle çalışmanın erkekle çalışmaktan daha zor olduğunu dile getiren hem kendi çevremde arkadaşlarım var hem de yaygın olarak duyduğum
bir konu bu.
Maalesef çok üzücü ama durum böyle.
Yine aynı araştırmada kadınların cinsel kimliğe yönelik olumsuz eylemleri araştırılmış.
Bakın cinsel kimliğe yani hani birbirimizi tutalım.
İşte toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin önüne geçelim.
İşte çalıştığımız şirketlerde kadın erkek ayrımı olmasın falan derken kadın kadın ayrımı var neredeyse.
Onun da sonuçları şöyle.
Kadınların cinsel kimliğe yönelik mobbing eylemleri içerisinde %30 oranında hem cinslerinin dış görünüşüne dayanamama ve bundan dolayı eziyet etmeleri yer
alıyor. Korkunç bir şey bu.
Ama gerçekten ben gördüm.
Çalıştığım şirketlerde bu vardı.
Yani giydiği kıyafete göre, saçının rengine göre ona değer biçen kadın yöneticilerim vardı.
Ve bunu derdi.
Ve tabii ki şu anda 42 yaşındayım.
41 yaşındayım pardon.
Tam 42 olmadım.
24-25 yaşındayken İşe ilk başladığım zamanlarda buna yok artık işte X Hanım böyle de söylemeyin falan diyemiyordum.
Bunu da itiraf edeyim. Gerçekten diyemiyordum.
Mesela yorumlar tabii dedim yani direkt araştırmaya katılan kişinin yorumları var diye.
Mesela bir yorum şöyle.
Kendilerinden güzeline tahammül edemedikleri bir kadın ve bir ortamda içeriye girdiği zaman.
Pardon şöyle söyleyeceğim.
Kendilerinden güzeline tahammül edemedikleri.
Bir kadın bir ortamda içeriye girdiği zaman baştan aşağı süzdükleri, farklı ve güzel kıyafetleri diğer kadınlar için giydiklerini söyleyen, yorum yapan kişiler var.
Evet, böyle hatta direkt şahit olduğum şeyler vardı.
Siz de kendinizi düşünün, hatırlayın lütfen.
Böyle yemekhanede olabilir ya da şirketinizin bir kafeteryası vardır, bir şey vardır.
Böyle mola anlarında falan içeriye bir kadın girdiği zaman biraz da böyle...
şık giymiş havalı güzeldi bir kadınsa yukarıdan aşağıya gerçekten süzülürdü ve hatta ben şöyle şeyler duyardım hele ki o kadın da böyle kariyerinde ilerlemişse falan yani
işte havalı mavalı ortalıkta geziyor ya bunun da kariyerinin nasıl olduğu soru işareti falan gibi yorumlar yapılıyordu gerçekten hatta yorumlar arasında şunu
bile görüyoruz kadınların bu ortamda bu kadın benden daha güzel, daha bakımlı, daha güzel giyiniyor gerekçeleriyle envai çeşit Ali Cengiz oyunları oynayarak
ayak kaydırmaları yapmaktadırlar diye de yorum görüyoruz.
Yani ben açıkçası ayak kaydırma, çok havalı, çok güzel bir kadın olduğu için şu kadın yöneticim şunun tarifini vermedi falan gibi bir şey görmedim ama demek ki bunların
yapıldığı şirketler de var.
Yine bu hani üst baş dış görünüm dışında olumsuz eylemler arasında daha düşük oranlarda işte namus yönelik dedikodu, namus yönelik tehdit gibi maddeler de var.
Ben yaşamadım, umarım hiçbiriniz yaşamamışsınızdır ama yaşayan insanlar olmuş gibi araştırma raporuna girmiş ama en fazla gördüğümüz şey ve en fazla oranda da zaten raporda da çıkmış dış görünüm, güzel,
havalı, bakımlı bir kadın olmak.
Nedense işte bu mobbinge yani kraliçe arı sendromunu taşıyan kadın yöneticilerin sizin terfinizi engellemesi neden olduğunu görüyoruz.
Çok üzgünüm. Gelelim iletişim önerilik mobbing eylemlerine.
Buna da bakmışlar araştırma raporunda.
Ve şöyle sonuçlar çıkmış.
Başkaları ile iletişim kurmasının engellenmesi, sen yoksun mesajlarının verilmesi ya da sen yoksun mesajı vermeye...
Başka çalışanların zorlanması, dışlanması, hiç konuşulmaması, iş ortamından uzaklaştırılması iletişim engelleri arasında yer alıyor bu araştırma raporuna göre.
Yani gerçekten sana yokmuşsun gibi davranıyor.
Seninle bir iletişime girmiyor.
Sen anlamıyorsun işte acaba ben bir hata mı yaptım, işimi mi yanlış yaptım falan.
Hatta böyle ekip... İçinde de eğer hani çok sağ kol olan insanlar varsa kendi ekibi içerisinde onları da sana karşı kışkırtabiliyor falan.
Dolayısıyla böyle tavırlarla karşılaşabiliyoruz.
Bunlar da birer mobbing tabii ki.
İşte bunun sonucunda %5 oranında sindirme, korkutma.
Daha düşük oranlarda da işte sen yoksun mesajı verdiği bulgularına rastlanıyor.
Ama bu sen yoksun.
Yokmuşsun gibi davranma olayı gerçekten var.
Hatta birazdan paylaşacağım yaptığınız işle ilgili mobbingi de etkileyen içine alan bir durum daha doğrusu.
Yani şöyle kadınların işle ilgili mobbing eylemleri de var araştırma raporunda.
Hatta en çok oranda en çok sonuçta onda var sanırım.
Yapılan araştırmada kadın yönetici yaptığı zulümlerle insanı işten hatta hayatından bezdirir.
Kendine başka bir iş bakmak zorunda kalırsın diye yorumlar var.
Yani direkt dediğim gibi araştırmaya katılan kişilerin kendi tecrübelerinden kattıkları yorumlar bunlar.
Hatta bir tanesi şöyle demiş.
Benden haber alınamazsa bilin ki hapisteyim çünkü o kadını geberteceğim gibi yorumlar da var.
İşte ayağının kaydırılması, işinden olma, işten çıkma başlıkları altında değerlendirilmiş bu yorumlar.
İşin eleştirilmesi bulgusuna 7.4 oranında rastlanılmış.
Onun dışında yanlışlardan sorumlu tutunma bulgusu %4 oranında rastlanılmış.
İşte bir tanesi hatta yorumda şey demiş.
Bu kadınlarda devamlı tatminsizlik, devamlı mutsuzluk, devamlı eleştiri kol gezer demiş.
Hatta bir tanesi de...
Bana kalktı en zor işi verdi, beni verdiği işle gülünç duruma düşürdü ifadeleriyle bu eylemlere örnek yorumlar arasında yer alıyor diye söyleyebilirim.
Gene işle ilgili yapılan mobbinglerden bir tanesi verilen işin geri alınması, görev verilmemesi, işin sürekli değiştirilmesi gibi eylemler de var.
İşte aslında şey iletişimle de bağlantılı sen yoksun mesajını nasıl veriyor?
Aslında sana bir iş vermeyerek de sen yoksun mesajını...
Şimdi ben hem bu iletişim hem de işle ilgili mobbingi de yine çalıştığım uluslararası çok çok büyük bir şirkette yaşadım.
Şöyle ki gerçekten çok komik ve beni de bir yandan şu anda komik geliyor tabii ama o zaman beni gerçekten çok üzen bir durumdu.
Çünkü o şirkete geçerken insan bir iş değiştirirken bir takım hayalleri var, beklentileri oluyor.
Daha farklı tecrübeler kazanacağını düşünüyorsunuz.
Sürekli uluslararası bir firmaya geçmenin size katacağı farklı şeyler de olabilir diye.
Şöyle bir şey yaşadım.
Bu çalıştığım firmada kadın yöneticim yaşadığım bir jinekolojik rahatsızlığı o şirkete rahat rahat hamile kalmak için girdime yormuştu.
Evet, bir jinekolojik rahatsızlık yaşadım.
Bir doktor raporu aldım.
O raporu da şirkete götürdüm.
ve bana dedi ki sen bu şirkete çocuk yapmaya mı geldin işte hatta daha detayını da vereyim işte tüp bebek yapmaya mı geldin ben bu işleri çok çok iyi bilirim burası orası değil falan diye böyle şeyler
söylemişti bana gerçekten ve buna inanmıştı yani ben istediğim kadar açıklamak ki ben yani gerçekten bütün iyi niyetime sabrımla ona bir açıklama yapmak
yapmıştım yani birazcık böyle hani biraz kinayeli şeyler söylemiştim ama Bir açıklama da yapmıştım.
Sonrasında da tabii ki mobbingler başladı.
Yokmuşum gibi davranmak.
İçinde çalıştığım takım, ekip de çok eskiydi.
Ve o yöneticiyle çok eski, uzun yıllardır beraber çalışıyordu.
Ve ekip dışında tutulmak da yaşadığım mobbinglerden biri olmuştu.
Bazı toplantılara çağrılmıyordum.
İşte biz bunu toplantıda konuştuk falan.
Böyle baka baka kalıyordum.
Benim niye haberim yok falan diye.
İşte sundum.
Bence başarılı olabilecek projelerim onaylanmıyordu mesela.
Yani işi ilerletemiyordum.
Bir alaycı tavırlar vesaire gibi durumlar yaşadım.
Ve tabii ki işten ayrıldım.
Hatta kaçtım. Yani öyle söyleyeyim size.
Hiç başka bir iş bulmadan.
Çünkü gerçekten çok çok mutsuz olduğum günler yaşamaya başladım şirket içerisinde.
Ama giderken de herkese, tüm ilgili departmanlara durumu da anlattım.
Hatta işe girerken yurt dışından insan kaynaklarından birileriyle bile görüşme yapıyorsunuz.
Giderken de oradaki insanlara durumu anlattım.
Ama şöyle bir durum var.
Üst düzey pozisyonda çalışan kişiler, yöneticiler, kadın olsun erkek olsun siz istediğiniz kadar işten ayrılırken yaşadığınız sorunları, mobbingleri dile getirin.
Onlara bir şey olmuyor. Yani işten çıkarken yapılan işten ayrılış görüşmesinin bence...
Vardığı bir nokta yok. Bunun bence değişmesi gerekiyor.
O yüzden insanlar da artık dile getirmiyorlar.
Çünkü bir şeyin değişmediğini görüyorlar.
Yani siz yaşanan mobbingle baş başa kalıyorsunuz çoğunlukla.
Yani ben kurumsal hayatta çalışan çok fazla arkadaşım var.
Kendim de uzun yıllar çalıştım.
Hiçbir zaman ya işte ben böyle bir mobbinge maruz kalıyorum.
Bunu da gittim anlattım çatır çatır benim arkamda durdular.
O yöneticiye de bir uyarı verdiler.
Vesaire gibi bir örnek ben duymadım.
Eğer sizin varsa bize bir çözüm yolu olarak çözüm yolu olur.
Bana Instagram üzerinden mesajla gönderebilirsiniz ya da sesli mesajla gönderebilirsiniz.
Ben de daha sonraki podcastlerimde ya da Instagramlarımda post olarak paylaşabilirim.
Hani bakın biri böyle ya böyle yapmış ve böyle başarılı bir sonuca ulaşmış diye.
Tabii bir de şöyle de bir şey var.
yaşadıkları mobbingden dolayı işlerinden ayrılırken nasıl olsa eğer bir iş bulmuşsa nasıl olsa başka bir iş buldum artık bu defteri kapatmak istiyorum deyip yaşadığı çoğu sıkıntıyı anlatmıyor
ne insan kaynaklarına ne çok daha üst düzey birine ya da genel müdüre falan çünkü oraya kadar gidebilirsiniz aslında yani yaşadığınız durum eğer bir taciz hele ki bir cinsel taciz değilse ama
işte böyle iletişim mobbingi işle ilgili mobbing işte Dış görünüşünüze bağlı mobbing ya da ne bileyim işte sizi ezmek, zulmetmek falan yok saymak gibi durumları.
Çünkü anlatsanız da karşılığında ya işte Gökçe sen mi biraz abartıyorsun acaba falan gibi durum olabiliyor.
Çünkü yaşadığınız her anı kameraya çekmeniz, ses kayıdı almanız falan mümkün olmuyor.
Dolayısıyla ikna etmek insan kaynaklarını biraz zor oluyor.
Ama bu tavır değişmeli. Yani gerçekten belki de o üst düzeyli o mobbingi yaşadığını iddia eden kişi.
Yüz yüze gelmeli. İnsan kaynakları ya da objektif bir ne bileyim danışmanlık denetim şirketi karşısında yüz yüze gelmeli.
Ve karşılıklı şikayetler anlatılmalı.
Bu sadece daha alt kademede çalışan problemi olarak kalmamalı.
O kendisini iş aramak zorunda kalmamalı.
Bir de şöyle bir şey oluyor.
Yaşadığımız şey günün 8 saatini ofiste geçiriyoruz.
Ve mobbing yaşadığınız zaman eve döndüğünüzde hayatınıza da yansıyor bu.
Hafta sonundan bir şey anlamıyorsunuz.
Hiçbir zaman keyif almıyorsunuz.
Çünkü pazartesi o işe gideceksiniz diye.
İşte sürekli iş aramak.
Neresi olursa gideyim. Yeter ki buradan gideyim.
Ondan sonra istediğim şirketi bulurum.
Belki daha az maaşa bir yere geçiyorsunuz.
Belki çalıştığınız kurumdan algı olarak daha düşük algıda bir firmaya geçebiliyorsunuz.
Bunlar maalesef yaşanabiliyor.
Ama o üst düzeydeki yöneticilere bir şey olmuyor.
Varsa örneğiniz dediğim gibi lütfen bana Instagram üzerinden gönderin.
Ben de bizi dinleyen ve takip eden herkesle bu iyi örnekleri, başarılı örnekleri paylaşayım.
Size en başta biraz kıymet havasına geçecek diye söylemiştim.
Kendimle ilgili de bayağı kıymet verdim gerçekten.
Şimdi bu podcast'ı dinleyenler, demin de söylediğim gibi LinkedIn hesabıma gidip hangi şirketlerde çalıştığıma bakacaklar.
Hele bir de aynı şirkette çalıştığım biri varsa, kimden bahsettiğimi de çok net bir şekilde anlayacağı için kıymet benim tarafımda.
Devam edecek gibi duruyor. Şimdi tamam bu gıybet havasından çıkalım.
Peki çözüm ne? Nasıl üstesinden gelinebilir?
Şimdi bunu hem biz kadınlar özelinde hem de şirketler özelinde bakabiliriz.
Yani kadınlar çözüm üretebilirler ama en çok da şirketler çözüm üretebilirler.
Ve şirketlerin üreteceği bu çözümlerin çalışan kadın erkek...
Herkesin aslında ama bu podcast özelinde çalışan tüm kadınların bu çözümleri içselleştirmesi gerekiyor.
Yani kraliçe arı sendromunu sadece kadınları düzelterek çözemeyiz.
Yani işte gelen her kadın yöneticiye bak böyle böyle böyle böyle davranmayacaksın falan gibi bir şey yapılamaz.
Bir kurum kültürü oluşması gerekiyor.
Çünkü bir bütün olarak şirketler üzerinde olumsuz bir etkiye sahip oluyor bu sendrom.
İşte nedir onlar?
Üretkenlik azalıyor. Mobbing'e uğradığınız bir yerde üretken olamazsınız, verimli çalışamazsınız.
Dolayısıyla karlılık düşer, çalışan memnuniyeti azalır.
Çalışan memnuniyeti özellikle...
Bazı şirketler için çok önemli yani great place to work diye bir şey var ve ona sahip olmak çok önemli.
İşte insan kaynakları departmanlarının çoğunun performans puanı çalışan memnuniyeti ama işte bu çalışan memnuniyeti anketleri ve çalışmalarında da çalışanlar gerçek hislerini bazen yansıtamayabiliyorlar
o performans raporlarına gerçekten.
Ama bunun yani çalışan memnuniyetinin artması için de bu mobbinglerin azalması gerekiyor.
Yani ya işte ben bu kadına bağlı çalıştığım sürece sittin sene ben bu şirkette hiçbir şey olamam.
Beni burada hiçbir şey yapmaz diye düşünmemesi gerekiyor.
İşte o zaman memnuniyet kırılıyor.
Ve sonra ne oluyor? Ben de olduğu gibi işte iş bırakma eğilim.
Yani iş arıyorsun, iş bırakıyorsun.
Öyle bir durum yaşanıyor.
Şirketleri de olumsuz yönde böyle etkilemiş oluyor.
Kraliçe arı sendromunun deneyimlendiği iş ortamlarında Özellikle daha ast konumunda çalışan kadın çalışanların üstleri konumundaki kadın yöneticilerden yeterince destek almamaları
ve onlara bağlı çalıştıkları için gelişimlerinin kısıtlanması söz konusu oluyor.
Bu böyle yani gerçekten eğer onun böyle bir çemberi içine giremediyseniz bir şekilde ve sebebini de bilmiyorsanız ki çoğu zaman keyfi oluyor başta da söylemiştim.
Yeterli desteği...
Alamıyorsunuz ve gelişemiyorsunuz.
Bu anlamda belki de alınabilecek en önemli tedbir şirketlerin kendi içerisinde genelinde kadın erkek eşitsizliğini engelleyecek şekilde adaletli bir kurum kültürü
kurması gerekiyor. Yani çalışanların zihinlerinde cinsiyetten dolayı ayrımcılığa uğradıklarına dair bir şüphe oluşturmamak geçiyor.
Yani bunu oluşturduğun zaman ben öyle bir şirkette çalışıyorum ki burada cinsiyet ayrımcılığı yok.
İşte burada kadın olduğum için.
Terfim engellenmez.
Gerçekten iş performansım iyiyse, şirketin etik kurallarına uyuyorsam, kendim ahlaklı birisem ve pozisyonların gerektirdiği yeterliklere sahip birisem ben burada terfimi
de alırım. Kimse benim önümde engel olmaz.
Cam tavanlara çarpmam, arıların beni sokmasına izin verilmez falan gibi hissedebilirsiniz.
O yüzden bu kurum kültürünü oluşturmak ve şirkete güvenmek gerçekten çok önemli.
Cinsiyet odaklı herhangi bir ayrımcılığa uğramadığını düşünen kadın yönetici de astlarına karşı olan tavırlarında daha adil ve özverili olacaktır.
Başta da söylemiştim yani bu kraliçe arı sendromu davranışını gösteren kadınlarda ne vardı?
Ben bu pozisyona nasıl geldiysem o da aynı şekilde gelsin.
Benim ekstra bir şey yapmama gerek yok diye düşünüyorlardı.
Ama kendi terfi yolculuğunda kendisi kariyer basamaklarını çıkarken cinsiyet ayrımcılığına...
maruz kalmadıysa, cam tavanlara çarpmadıysa ya da onu sokan bir arı, kraliçe arı olmadıysa o da kendinden sonra gelecek daha alt kademede çalışan kadınlara destek olacaktır ve onlara
yön verecektir.
Bu yüzden yine kurum kültürü burada işte insan kaynakları departmanlarına, kurumsal iletişim bunun iç iletişim tarafını söylüyorum bu departmanlara çok
çok iş düşüyor.
Onların çok çalışması gerekiyor bununla ilgili.
Adil bir ortam oluşturulmasına rağmen işte efendim gerek karakter yapısı gerek yanlış algılamalar tırnak içinde yani yanlış algılamalar da olmuyor
da genelde karakter yapıları öyle oluyor.
Bu sebeplerden dolayı hala kendisini kraliçe arı sendromunu deneyimleyerek korumaya alan kadın yöneticiler varsa da yani şimdi işte onlara Geri bildirimler, yapıcı geri
bildirimler verilebilir. Gerekirse mentorluk verilir, koçluk yapılabilir.
Bir farkındalık kazandırılması sağlanabilir.
Ama başta da söylediğim gibi onlara genelde bir şey olmuyor.
Ama genel olarak kurum içerisinde o yöneticiyle ilgili genel bir problem varsa ve bu mobbingler yaşanıyorsa yani kusura bakmayın da düzeni bozan bir arı için tüm işçi arılardan vazgeçmemek
gerekiyor. Ne de olsa kraliçe arı bal yapmıyor.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
