
Transkript
Merhabalar herkese ben Gökçe.
Yepyeni bir bölümle karşınızdayız.
Bu sefer kadınlar ve seçtikleri veya seçmek zorunda hissettikleri meslekleri konuşmak istedim biraz.
Kadınların meslek seçiminde karşılaştığı zorluklar konuşacağımız konulardan bir tanesi olacak.
Şimdi söyleyeceğimi tırnak içinde söylüyorum.
Erkek meslekleri olarak algılanan alanlar ve işler var.
Bunları konuşacağız. Hatta bu alan ve işlerde kadınlar nasıl yer edinmeye başlamışlar biraz onlardan bahsedeceğiz.
Kadınların meslek seçiminde nasıl bir toplumsal algı var ve karşılaşılan tüm bu sorunların karşısında nasıl çözümler olabilir hepsini ele alacağız.
Hazırsanız başlayalım.
Bu yüzyılda bu konuyu ele almak her ne kadar utanç barındırsa da yaşadığımız coğrafyada hala kadınlara
toplumsal olarak uygun görülen ve görülmeyen mesleklerle ilgili ön yargılar ve yargılar da var.
Kimi meslek kadına yakıştırılmaz.
İşte o mesleği icra etmek erkekler ve hatta bazı kadınlar nezdinde güven vermez.
Ve mesleğin yıllarca gelen algısı nedeniyle kadınlar yaftalanabilir bile.
Yani kadın pilot ise inşallah sağ salim ineriz diye düşünülür de erkek ise hiç böyle bir şey...
aklımızdan, akıllardan geçmez.
Veya kadın servis hizmetlerinde falan çalışıyorsa bazı kişilerce hafif kadın, kolay elde edilebilen kadın olarak da algılanabiliyor.
Ya kalmadı artık böyle şeyler Gökçe'cim falan da demeyin.
Çünkü yaşadığımız hayat, bulunduğumuz çevre sadece o bizim minifanus dünyamızdan ibaret değil.
Ve bazen hatta böyle entelektüel seviyesine göre hiç beklemeyeceğimiz insanlardan da bu ön yargıları duyabiliyoruz.
Kadınların meslek seçiminde karşılaştığı bir takım zorluklar var, hala var.
Toplumsal normlar ve böyle cinsiyet beklentileri gibi faktörlerden kaynaklanabiliyor.
Bunu uzmanlar ve bazı yayınlar da böyle açıklıyor zaten.
Bu zorluklar...
biz kadınların bazen farklı meslekleri tercih etmelerini de engelleyebiliyor veya bizi daha az tercih edilen alanlarda kalmaya da yönlendirebiliyor.
Ne yazık ki. Toplumda, yaşadığımız toplumda kadınların belirli meslekleri daha iyi başarabileceği veya daha uygun olabileceğine dair yaygın inançlar var.
İşte örneğin eğitim veya sağlık gibi alanlar hemen aklınıza da onlar gelmiştir.
İşte bir öğretmen ya da hemşire olmak kadınların daha çok tercih edildiği meslekler olarak görülüyor.
Bu durum kadınları mühendislik gibi böyle teknik alanlardan uzak tutabiliyor.
Tutmuş uzun sürede uzun yıllarca da tutmuş.
Üniversite tercihi yaparken ki günlerimizi hatırlayalım.
İşte yetenekleriniz, ilgi alanlarınız veya okul yaşamı sonrası yapabileceğiniz kariyer fırsatları falan hiç konuşulmaz.
Ve aman ne yapacaksın kadın halinde o meslekte işte atıyorum mühendis sen arazi mi gezeceksin bir sürü erkeğin olduğu ortamda nasıl rahat çalışacaksın falan gibi yönlendirmelere çok maruz kalmışızdır.
Mühendislik fakültelerinde okuyan kızların sınıfın papatyası gibi olarak görülmesi de biraz bundandır.
Bir veya iki tanedirler çünkü.
Hep öyle duyduk işte. Hele makine mühendisliği falansa neredeyse kadın yoktur o sınıflarda.
O yüzden bu bölümlerde okuyan kızlara çok kıyak geçilmiştir okul hayatları.
Çok kıyak geçmiştir daha doğrusu okul hayatları diye tahmin ediyorum.
İşte kendisine öncelik verilen, en azından çayı vs.
ısmarlanan prenses günleri olmuştur.
Böyle çok tercih edilmeyen, fakültelerde okuyan kızlar olarak.
Burada yani meslek seçiminde, Ailelerin ve çevrenin de etkisi çok büyük gerçekten.
Aileler genellikle güvende ve rahat hissetmeleri için kızlarını böyle daha geleneksel olarak kabul edilen mesleklerde çalışmaya yönlendirebiliyorlar.
Kimisi başarılı oluyor, kimisi olamıyor ama çoğunlukla başarılı olmuşlar günümüze kadar aslında.
Bu durum da kadınların kendi ilgi ve yeteneklerine uygun meslekleri seçmelerini engellemişti.
Zaten meslek seçimine gelene kadar daha okul hayatında ilgi ve yeteneklerimize göre de ilerlemiyoruz ki.
Yani tek hedef bir okula kapağı atmak sonrasında bakılır diye öyle sırayla tercihler yazıp üniversitelere girdik.
Yani bilmiyorum böyle özellikle benim gibi böyle 82 doğumlu jenerasyonda daha farklı bir şey var mıydı bilmiyorum.
Çok parlak farklı bir zekaya sahip biriyseniz hani zaten her yazdığım okula girerim.
gibi değilseniz benim gibi daha ortalama olan insanlar zaten bir yere kapatayım da sonra mesleğine bilmem nesine falan bakarız diye girdik okullara.
Yani şimdiki bazı şanslı gençlerde durum daha farklı tabii.
Şimdiler nasıl işte ne yapmak istediğini net bilen gideceği okulun ders dışındaki gelişimine katkı sağlayacak özelliklerine falan bakmalar.
Şimdiki gençler böyle. Hatta aileleri de tam destek oluyor.
Çok şanslılar gerçekten ama bu da azınlık bir grup aslında.
Çoğunluk hala böyle değil.
O yüzden böyle bir bölüm okuyup bitiren ve bir kadına uygun olabilecek iş ilanlarına bakarak çalışma hayatına başlayan hatta ömrü boyunca belki de sevmediği bir işi yaparak devam eden kadın da Sayıca
çokça fazla gerçekten. Bir de eşitsizlik durumu var tabii.
Aslında bu podcast serisini yapmaya başladığımdan beri toplumsal cinsiyet eşitsizliğini kadınlar gözünden oldukça fazla anlatmaya çalışıyorum.
Maalesef her ele aldığım konuda da karşıma çıkıyor.
Gene burada da var. Bazı sektörlerde kadınlar erkeklere göre daha az iş fırsatlarına sahip oluyor.
Bu da sadece kadınlar o mesleği tercih etmiyor diye değil.
Sektör ve o meslek grubu da kadın çalıştırmayı tercih etmeyebiliyor.
İş görüşmelerinde veya terfi süreçlerinde cinsiyetlerinden dolayı ayrımcılığa maruz kalabiliyorlar.
kadınların mesleklerini seçerken karşılaştığı bir diğer zorluk olarak karşımıza çıkıyor.
Aslında ta geçmişten beri süre gelen ve bence hala devam eden işte bir takım ön yargılardan dolayı kadınlar iş bulmanın da zor olacağını düşünerek
bazı meslekleri yönelmeyebiliyorlar.
Evet şimdi günümüzde geçmişe göre çok daha fazla kadın çalışan görüyoruz ama şimdi sayacağım sektörlerde hala erkek egemen bir Çalışan sayısı mevcut işte bilim,
teknoloji, mühendislik işte matematik gibi alanlarda kadınların erkeklerle kıyaslandığında daha az temsil edildiği alanlar olarak karşımıza çıkıyor.
Şimdi işte gurur kaynağı kadınlar çıkıyor karşımıza ama sayıca erkeklerle kıyaslandığında çok daha az kalıyor.
Bu geçmişte çok çok daha da fazlaydı.
Bu saydığım alanlarda kadınlar bu alanlarda yer alsa bile sık sık ayrımcılık ve cinsiyetçilikle karşılaşabiliyorlardı.
Geçmişte çok çok daha fazla.
Hatta bunu çok iyi anlatan bir film var.
Hidden Figures diye. 2016 yapımı bir film bu.
İzlemediyseniz izlemenizi tavsiye ederim.
İzleyenler varsa da çok net hatırlayacaklardır.
NASA'da çalışan 3 kadının gerçek hayat hikayesini anlatıyor.
Şöyle azıcık bahsedeyim.
Amerika'nın uzaya insan gönderme araştırmalarında NASA'da çalışan bir mühendis ikisi matematikçiydi galiba.
Üç kadın üstelik üç siyahi kadının karşılaştıkları cinsiyetçi zorlukları anlatan harika bir film.
Bu deha kadınlarımıza temizlik işleri layık görülüyor ama kahramanlarımıza asla yetmiyor.
Ve kendilerini kanıtlayacak bir sürü zorlu süreçten geçerek tarihe isimlerini yazdırıyorlar.
Kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim.
Bu çok eski işte kaç yıllarında o geçtiğini hatırlamıyorum şu anda ama işte Amerika'da uzaya ilk insan gönderme araştırmaları ne zaman başlamıştı onu düşünün.
Çok eski zamanlarda geçen bir film.
Oldukça güzel. Hala bile aslında bu durum eskisi kadar olmasa da devam ediyor.
Mesela inşaat sektörünü ele alalım.
Kadınlar çok uygun görülmez.
Yani şantiye şefi erkekse bilmem ne bey olur da.
İşte kadınsa işte ama ablacım falan böyle hatta bir aile büyüğümüz inşaat yüksek mühendisi ve çok büyük projelerde şantiye şefliği de yapmış biri.
Çok uzun zamanımı aldı.
Tabi bir tecrübe kazandıktan sonra sözünü geçiriyor ama ilk başlarda sözümü geçirmek çok zordu.
Güven vermek çok zordu diye hep anlatır.
Dediğini kabul ettirmek bazen zor olabiliyor.
Hala bile olabiliyor. Kadın mühendisler genelde işte sahalaya değil de ofise çekiliyorlar falan.
Yani şimdi aranızda beni dinleyenler arasında mühendislik bitirip şu anda satın alma yapan yani örnek vermek için söylüyorum kişiler vardır.
Ya ben mühendislik okudum ben mühendislik yapacağım deyip her şeyi bırakıp işte atıyorum.
İnşaat sektörüne geri dönmek isteseniz hem yaşınızdan dolayı ki bu yaş ayrımcılığını da bir önceki bölümde anlatmıştım.
Hem de böyle işte ya şimdi.
şantiyeye sahaya çıkacak nasıl falan diye düşünürler ve çok kolay olmaz mesleğinize geri dönmeniz.
Yani fen matematikçi bir kadınsanız ne yapacaksınız öyle değil mi?
İşte mühendislik okusanız bile belki de mühendislik yapmayacaksınız bu önyargılardan dolayı.
Başka bir zorluk olarak da bazı kadınların erkek egemenliğindeki çalışma ortamlarına uyum sağlamakta zorluk çekmesi.
Bu bazen kendilerinden de kaynaklı olabiliyor tabii ki ama çoğunlukla cinsiyetçi yaklaşımlardan da kaynaklanabiliyor.
İletişim tarzları, liderlik anlayışı ve çalışma düzeni gibi faktörler kadınların bu tür ortamlarda ayrımcılık veya dışlanma yaşamalarına neden olabiliyor.
Mesela aklıma ilk benzin istasyonları geldi bu bölümü hazırlarken ve tabii ki koşarak kendimi fark etmezse fark eder.
Diyen bir benzin istasyonu markasına atıverdim.
Çünkü bir de şöyle bir şey de var.
Kadın istihdamıyla oldukça fazla övünüyorlar.
Ve orada çalışan kadınlara hemen sordum.
Bayağı böyle alışveriş yaparken doğal bir sohbet ortamında sordum bu soruyu.
Bu zorluğu çok fazla yaşamadıklarını, kurumun buna çok önem verdiğini ve huzurlu çalıştıklarını söylediler.
Darısı başka erkek egemen sektörlerin başına diyeceğim.
Çünkü her markada, her kurumsal markada böyle değil.
Hatta çok kurumsal olmayan şirketlerde bu daha da çok hissedilebiliyor.
Mesela bir arkadaşım lojistik firmasında çalışıyordu.
Böyle çok büyük bir firmada değil.
Rahat edemediğini söyledi.
Bazı bilgiler onunla paylaşılmıyor, işte bunu o bilmese de olur falan diye yaklaşımlar çok fazla olmuş ve kendini çok huzurlu hissetmediği için ayrılmak zorunda kalmıştı.
Kadınların geleneksel olarak erkek meslekleri olarak kabul edilen alanlarda yer edinmeye başlaması aslında böyle eğitim ve farkındalığın da artmasıyla başladı.
Yani alkışlara doyamayacak noktada olmasa da ülkece de fena durumda değiliz ama iyi de değiliz.
Zaman içinde eğitim fırsatları arttıkça ve farkındalık kampanyaları yapıldıkça ki bizde hala çocuğunu okula gönder kampanyaları yapılıyor.
Nerede kaldı ki işte kadınların tırnak içinde erkek mesleği olarak görülen sektörlerde mesleklerde çalışması.
Ne diyorduk farkındalık kampanyaları yapıldıkça.
kadınlar erkek egemen denilen mesleklerde yer alabileceklerini göstermeye ve görmeye de başladı.
Tabii mentorluk ve destek ağlarının yardımıyla kendi alanında başarılı kadınlar Genç kadınlara rehberlik ederek zorluklarla nasıl başa çıkabileceklerini de öğrettiler.
Şimdi artık başarı hikayeleri dinliyoruz biliyorsunuz.
Orada daha çok kadın girişimcilere ya da işte kadın çalışanlara başarı hikayelerini anlattırmaya önem veriyor.
İşte bazı konferanslar, bazı yayınlar, dijital yayınlarda bunları görebiliyoruz.
Dolayısıyla bir mentorluk kavramıyla da aslında kadınlar ya ben de yapabilirim, başarılı olabilirim deyip Belki de kendi önyargılarından da kurtulmaya çaba gösteriyorlar bunlar arttıkça.
Örneğin Sally Wright ve Valentina Tereshkova gibi kadın astronotlar uzaya giden ilk kadınlar olarak tarihe geçtiler.
Bu başarılar genç kızları uzay ve bilim alanında ilham kaynağı olmaya teşvik etti.
Günümüzde Marissa Meyer eski Yahoo CEO'suymuş ve Shirley Sandberg Facebook CEO.
Bunlar da teknoloji sektörünün önde gelen kadın liderleri.
Sektörde kadınların varlığını arttırarak ilham veriyor ve buna yönelik bir takım konferanslar ve konuşmalar ve yayınlar yapıyorlar.
Kadın mühendisler de giderek artan bir şekilde bu alanda başarılar elde ediyor.
Yine yurt dışından bir örnek vereceğim çünkü mentorluk ve rehberlik de yaptıkları için bu örnekleri veriyorum.
Emily Warren, Brooklyn Köprüsü'nün inşasında etkili bir rol oynamış ve mühendislik alanındaki kadınları...
Şu anda da günümüzde oldukça başarılı kadın girişimciler ve kadın yöneticiler var.
Bu hemen hemen her sektörde var.
Mesela Cüneyt Özdemir'in eşi ismini hatırlayamıyorum şimdi.
Silikon Vadisi'nde çok büyük bir firmada biliyorsunuz çok üst düzey bir pozisyonda yer alıyor.
Onun dışında yine inşaat sektöründe artık kadınlar hatta yurt dışında yani Türk firması yurt dışındaki şantiyelerinde bile çalışmaya cesaret edebiliyor, gönüllü olabiliyorlar.
Ama hala böyle biraz daha kat edeceğimiz yollarımız var gibi düşünüyorum ben.
Yaşadığımız toplumda medyanın etkisi yatsınamaz durumda.
Hala bir toplum üzerinde bir etkisi var.
Belki eğitim düzeyi, sosyal kültürel ve ekonomik düzey yüksek ailelerde bu artık geçerliliğini yitirmiş olabilir ama genel toplumu düşündüğümüz zaman medyanın
da hala etkisi var.
Neyde etkisi var? Kadınların meslek seçiminde etkisi var tabii ki.
Bazı aileler ve insanlar bundan hala etkilenebiliyorlar.
Örneğin medya ne yapıyor?
Kadınları böyle oldukça sıkça işte anne, ev hanımı veya böyle destekleyici karakterler olarak resmediyor.
Bu tür temsillerde kadınların daha özgür ve çeşitli mesleklerde yer almasını zorlaştırabiliyor toplumun bazı kesimlerinde.
Ama geneli düşündüğümüz zaman...
Etkisi oldukça yüksek bu konuda oldukça yüksek.
Çünkü işte kadın annedir, ev kadındır, eviyle ilgilenir, çocuğuyla ilgilenir.
Özgürlükçü bir yaklaşım ya da farklı bir meslekle çalışması gerekmez gibi bir kanı hala var.
Başka ne yapıyor?
Kadınları belirli mesleklerde sınırlıyor.
İşte örneğin güzellik sektörü, hizmet sektörü.
Burada hizmet sektörü derken otelcilikten falan bahsetmiyorum.
Aslında böyle biraz temizlik sektöründen bahsediyorum.
Bu gibi alanlarda sıkıştırıyor.
Bu da kadınların daha teknik veya liderlik gerektiren pozisyonları düşünmelerini engelleyebiliyor.
Yani ben zaten yapamam işte ben hani maaşımı alayım hayatımı kurtarayım yeter gibi bir yaklaşımla bakabiliyor kadınlar.
Yine medyada kullanılan dil.
Cinsiyetçi stereotipleri pekiştirebiliyor.
Örneğin kadın doktor gibi ifadeler.
Kadınların bu meslekleri icra etmekte nadir olduğu anlamına geliyor aslında.
Bunlara da dikkat etmek, kullanılan dile de dikkat etmek gerekiyor.
Kadınların genellikle süslenmiş ve modaya uygun olarak temsil edildiğini görüyoruz medyada.
Erkeklerin ise daha sert ve kararlı duruşları oluyor genellikle.
Bu tür resimlerde yani bu tür görüntülerde Kadınları gene bazı mesleklerde daha az ciddi veya yeteneksiz olarak algılanmasını sağlıyor.
Gene medya reklamları cinsiyet rollerini ve meslekleri de şekillendirebiliyor.
İşte örneğin temizlik ürünleri reklamlarında kadınlar işte genelde ev işleriyle erkekler ise teknik işlerle ilgileniyor.
İşte çamaşır makinesini tamir eden bir erkekken çamaşır makinesinin etrafını temizleyen bir kadın oluyor genelde.
Ya da bu seslendirmelerde de böyle.
Hala son okuduğum bir yayında bir dergide vardı bir marketing dergisinde.
Reklam seslendirmelerinde erkek sesinin daha fazla konulması yine erkeğin etkisinin daha yüksek olduğu algısı ona inanmak.
Yani bir reklamı bir markayı erkek seslendiriyorsa bu marka bu ürün gerçekten iyidir ve satın almalıyım yaklaşımının olduğu inancı.
Bunu kırmak şöyle olabilir kadınların da seslendirmelerinin sayısını arttırdıkça aslında tüketicinin o kadının söylediği sesinden değil ya da bir kadının söylemesinden değil de markadan
ya da üründen gerçekten mutlu ve memnun kaldığı için tecrübe ettikten sonra deneyimledikten sonra işte sevdiği bir markaysa aslında o yüzden tercih ettiği anlaşılabilir aslında ama hala genelde Erkek
sesini çok fazla duyuyoruz.
Geçenlerde hatta bu yazıyı okuduktan sonra radyoda arabada giderken reklamları geçmedim dinledim.
Peş peşe 6 reklam dinlediysem 6'sı da erkek sesiydi gerçekten.
İşte bu. Yemek getiren servislerden tutun da işte vitamin ürünlerine kadar birçok markanın seslendirmesi hala erkeklere emanet.
Öyle görünüyor. Çünkü kadın sesinde ya abi kadın etkileyemez durumu hala var.
İşte reklamcılar daha yenilikçidir, pazarlamacılar daha yenilikçidir diye düşünürsünüz ama bu bakış açısında ve bu yargıyla devam ediyorlar hala maalesef.
Onun dışında kadınlar medyada sıkça iş ve aile dengelemesi konusunda zorlanan karakterler olarak da gösteriliyor.
Ve çoğunlukla da ne yapıyor?
Ailesini tercih etmek zorunda kalıyor.
Bu dizilerde de böyle reklamlarda da böyle yani konvansiyonel...
İşte televizyonun ekranında izlediğimiz her şeyde aslında kadın hala böyle liderlik ya da her işte başarılı olabilir algısı yerine evinde, çocuklarında, ailesinde,
daha işte geleneksel işlerde görev alan kadın olarak nitelendiriliyor.
Bu durumları göz önünde bulundurarak medyanın etkisini anlamak ve cinsiyet eşitsizliğini azaltma yönelik daha çeşitli yenilikçi ve eşitlikçi temsilleri
görmemiz gerekiyor. Bunun teşvik edilmesi gerekiyor açıkçası.
Ben buna inanıyorum. Bir de maalesef ama maalesef kadınların yaftalandığı meslekler var.
Mesela oyunculuk ve modellik.
Güzellik ve estetik kavramlarını öne çıkararak kadınları fiziksel görünümleri üzerinden değerlendirdiği için bu meslekler bu da kadınların bu mesleklerde sıklıkla
böyle Seks sembolü olarak algılanmasına yol açıyor.
Ya bu ben çocukken de böyleydi.
Bence hala bile böyle yani bir oyuncu bir modelse ya bırak şunu şimdi söyleyemeyeceğim kelimeler kullanılabiliyor çok rahat bir şekilde.
Bir öyle bir seks sembolü hafif kadın kolay elde edilebilen kadın gibi düşünebiliyor.
Yine sunuculuk ve spikerlik.
Toplumsal inançlar kadınların dış görünüşlerinin önemli olduğu.
Ve bu mesleklerde çekici olmanın gerektiği düşüncesini pekiştirebiliyor.
Böyle inançlar var. Bu nedenle kadınlar bu mesleklerde sıklıkla dış görünüşleri üzerinden değerlendiriliyor.
Yani belki cidden bir haber izlemek istiyorsak böyle bir erkek spiker haberi takip ediliyor da işte Burcu Esmersoy spor haberlerini sunarken
gece... Kız 12'de falan herhalde spor haberlerini sunuyordu.
Herkes Burcu Esmersu'nun sunduğu haber niteliğinden ziyade kendisinin güzelliğinden bahsediyorlardı.
Dolayısıyla hala böyle bir güzellik yaftalaması spikerlik ve sunuculukta da var.
Yine moda ve güzellik endüstrisi böyle estetik ve stil üzerine odaklandığı için kadınların dış görünüşleri gene ön planda olabiliyor bu sektörde de.
Bu durumda kadınları sadece fiziksel çekicilikleri üzerinden değerlendiren bir algıya neden oluyor.
Yani işte erkek ünlü modacılar böyle değerlendirilmezken kadın ünlü modacılar kendi fiziksel özellikleri ya işte atıyorum kilolu bir kadınsa ya bu mu yapacak
modaya bu mu yön verecek falan gibi yaftalanabiliyorlar.
Genel reklam ve pazarlamada İşte reklam ve pazarlama kampanyaları ürünleri cazip ve çekici bir şekilde sunmayı amaçlıyor biliyorsunuz.
Kadın bedeni bu tür kampanyalarda sıklıkla kullanılıyor.
Bu da kadınların nesneleştirilmesine ve cinsel nesne olarak algılanmasına yol açabiliyor.
Hele bir zamanlar o araba fuarları, bir şey tanıtım fuarları, o kızlar minicik şortlar, eteklerle yani kimse arabaya...
Ya da orada tanıtılan ürüne bakmaya gitmiyordu gerçekten.
Kızlar da bu şekilde kullanılıyorlardı.
Bu da bir gerçek. Ve hosteslik ve kabin memurluğu.
Bu bence artık eskisi kadar değildir.
Bu ön yargının yok olmuş olmasını diliyorum gerçekten.
Bu meslekte de kadınların özellikle genç ve çekici olarak algılanması istenebilir.
Yani şöyle bir şey. Çekici olarak algılanması derken...
Bir servis hizmeti ve müşteriye direkt temas halinde olan insanlar olduğu için daha nasıl diyeyim presentable bir görünüme sahip olmaları istenebilir tabii ki.
Ama bu yani kadınların fiziksel görüşleri üzerinden mesleki başarılarının değerlendirdiği bir algı da olmamalı.
Ya da yine böyle işte kolay kadın işte pilotla ilişkisi olan kişidir falan gibi yaftalandıkları çok fazla.
Yazılar vardı, karikatürler bunun üzerineydi, buna herkes gülerdi falan.
Şimdi artık eskisi kadar olmadığına inanmak istiyorum.
Benim host bir arkadaşım var, onunla konuştuğumda bunu yaşayan çok fazla ya da böyle hisseden çok fazla artık çevremde hostes arkadaşım yok demişti.
Umarım çoğunlukla aynı şekildedir.
Bu tür mesleklerde kadınların sadece fiziksel görünüşleri ve böyle cinsel cazibeleri üzerinden değerlendirilmesi cinsiyet eşitsizliğini ve nesnellik algısını pekiştiriyor maalesef.
Cinsiyet eşitliği ve mesleklerin yetenek, ilgi ve çaba ile değerlendirilmesi gerektiği konusunda gene farkındalıklar yaratmak oldukça önemli.
İlla bu farkındalıkları bir kampanya gibi değil de...
Böyle düşünen bir arkadaşınızı o anda uyarmak, doğru bilgiyi, doğru düşünce şeklini aktarmak bile bir farkındalık yaratmak oluyor.
O yarattığınız bir kişi de yarattığınız değişiklik domino etkisi de yaratabiliyor gerçekten.
O yüzden böyle büyük kampanyalar işte devlet uğraşsın, o uğraşsın, bu uğraşsın diye çok da fazla beklememek lazım.
Kaldı ki devletten bu konuda hiçbir şey beklememek lazım.
Peki tüm bu algılar nasıl değişecek?
Demin de söyledim bir farkındalık oluşturma, eğitim ve farkındalık oluşturma.
İşte ne bileyim belki okullarda düzenlenen seminerlerde çocuklar daha küçükken bile işte kız çocuklarının da her mesleği seçebileceği, işte öğretmen hani ne olmak istiyorsun diye sorduğunda
işte kız çocuğu hiç böyle şu anda bile erkek egemen olan sektör ya da bir meslek söylemiyorsa.
Belki çocukları o yönde bilgilendirmek çok önemli olabilir.
Yani her işi herkesin yapabileceğini anlatmak gerekebilir.
Yine rol modellerin görünürlüğü.
Demin de yurt dışından örnekler saymıştım.
Yurt içinden de örneklerimizin daha görünür olması çok önemli.
Daha görünür kadın şeflerde yani böyle mutfağın, yemeğin, lokantacılığın, restorancılığın erkek işte iyi şeflerin erkek olduğu ile ilgili algılar kırılıyor artık.
Çok iyi kadın şefler var.
Onları ben çok fazla dijital kanallarda görüyorum.
Daha doğrusu işte YouTube'da izliyorum.
Dijital yayınlarda görüyorum.
Ama rol modellerin görünürlüğünün çok daha fazla artması gerekiyor.
İşte kadın mühendislerin, erkek hemşirelerin daha fazla görünür olması.
Geleneksel cinsiyet rolleri dışındaki başarılı bireylerin röportajlarına yer vermek, onlarla söyleşi yapmak, podcastlar yapmak da gene bu algıları değiştirmeye yardımcı olacaktır diye düşünüyorum.
Toplumsal ve kurumsal politikalar tabii ki.
İş dünyasında özellikle yani ben bunu birkaç bölümde de anlattım.
Cinsiyet eşitliğini teşvik eden politikalar ve programlar oluşturması gerekiyor.
Ya yokmuş gibi ya bizde yok böyle bir şey gibi düşünmemeleri lazım.
Çünkü aşağıda altta çalışan insanlar belki de bunu hissediyorlar, bunu yaşıyorlar ama üst yönetimler, yönetim kurulları bunun bazen farkında olmayabiliyorlar.
Çalışanlarını daha iyi tanımalı, şirketlerini daha iyi tanımalı ve buna göre politikalar geliştirmeliler.
Belki bu dile gelmiyorsa şirket içerisinde sanki böyle bir şey varmış gibi düşünerek işte insan kaynakları ya da kurumsal iletişim departmanları Yani
şirketlerdeki cinsiyet eşitliği ile ilgili eğitimler düzenleyebilirler.
Ya da eğer bu konuda başarılılarsa başarının önemini anlatacak seminerler düzenleyebilirler.
Böyle düşünmeyen çalışanları varsa da o seminerlere katılarak bir farkındalık sağlanabilir.
O çalışanlar da buna önem verebilirler.
Gene medyanın rolü tabii ki medyanın cinsiyet eşitsizliğini pekiştiren...
tüm programlardan kaçınması ve farklı yayınlar yapması, sunması gerekiyor.
İşte mesela medya programlarında farklı mesleklerde başarılı kadın ve erkek karakterlerin oluşturulması ve cinsiyet rollerini sorgulayan hikayelerin anlatılması gerekiyor.
Yani o akşam 9'da başlayan işte böyle hükümet böyle dedi muhalefet böyle yaptı diye saatlerce süren 3-5 tane aynı kişinin sürekli tükürüklerini saça saça konuştuğu programları
kaldırıp Ya da gündüz kuşağında o işte benim kaynanam o yemeği yaptı, seninki patlıcanı yaktı falan gibi programlar yerine gerçekten biraz başarı hikayelerin anlatıldığı,
kadınların istedikleri zaman neleri başarabildiklerini anlatabildikleri programlar yapılması, sunulması da gene bu algıları değiştirecek yöntemlerden biri olabilir.
Onun dışında...
Eğitim ve yetenek fırsatları tabii ki.
Yani kız çocuklarına erken yaşlardan itibaren bilim, teknoloji, mühendislik gibi alanlara erişim sağlayan eğitim fırsatları sunmak gerekiyor.
Baleye de gitsinler.
Hepsi balerin olsun. Ama bir yeteneği varsa ve bunu görmediği için yani bilimle, teknolojiyle karşılaşmadığı için, görmediği için o yeteneğini
dışarı çıkartamıyorsa...
Bu gerçekten ebeveynlerin problemi.
O yüzden kız çocuklarına da bu alanlarda kendilerini geliştirecek alanlar yaratılması gerekiyor.
Örneğin bilim atölyeleri ya da sivil toplumların oluşturacağı eğitim programları gibi programlar düzenleyerek kız çocuklarını bu alanlara yönlendirmek de bu
algıları değiştirmeye destek olacaktır diye düşünüyorum.
Evet bölümün sonuna geldik.
Kadın Dediğin her işi yapmaz canım diyen birini duyarsanız lütfen bu bölümü açın dinletin.
Ayrıca varsa yorum ve önerilerinizi lütfen Kadın Dediğin podcast instagram hesabımdan gönderin.
Gerçekten çok mutlu olurum.
Yeni bölümde görüşmek üzere.
Kendinize çok iyi bakın.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
