
Kadınlar ve erkekler arasındaki ücret eşitsizliği
3 Şubat 2023 · 30 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
Merhabalar herkese.
Her hafta podcast hazırlığı yapmadan önce diyorum ki bu hafta böyle birazcık daha keyifli, eğlenceli, daha lifestyle bir konu başlığı seçeyim ve onunla ilgili bir podcast hazırlayayım diyorum.
Ama gelin görün ki çalışma hayatı içerisindeki kadınları sadece kadın oldukları için ilgilendiren ve ele alınması gereken o kadar fazla konu var ki sürekli o keyifli, eğlenceli dediğim
konu başlıklarını öteliyorum.
İşte bu haftada sizlere böyle el alınması gereken önemli bir konudan bahsedeceğim.
Bir takım veriler paylaşacağım.
Bu haftaki konu başlığımız cinsiyete dayalı ücret eşitsizliği.
Kadın ve erkek arasındaki ücret eşitsizliği ya da başka bir tabirle ki kaynaklarda genelde böyle geçiyor.
Cinsiyete dayalı ücret farkı aslında kadınların iş yaşamına giriş yaptığı dönemden beri yani neredeyse sanayi devriminden beri süre gelen bir durum.
Ama sevindirici bir konu var.
O da Uluslararası Çalışma Örgütü bu cinsete dayalı ücret farkı konusunu çok ciddi bir şekilde ele alıyor.
Hatta 1951 yılında yapılan bir konferansta eşit değerde işe eşit ücret konusu bu örgüte üye ülkeler tarafından kabul ediliyor.
Biz de çok şanslıyız Türkiye olarak çünkü ulu önderimizin vizyonu ile 1927 yılında bu örgütle temaslar başlıyor.
1932 yılında Türkiye üye oluyor ve Türkiye'de ofisleri açılıyor Uluslararası Çalışma Örgütü'nü.
Çok kısa bu örgüte de değinmek istiyorum.
Aslında örgütün amacı çalışma hayatında refahın vazgeçilmez olduğunu savunmak ve bununla ilgili projeler geliştirmek.
Sosyal adaleti, insan ve emek haklarını gerçekleştirmek için.
Çalışmalarını sürdürüyor. Çalışma yaşamında belli standartlar yakalamak, temel ilke ve haklar geliştirmek de öncelikli konuları tabii ki.
Hem kadın hem de erkeğin aslında insana yakışır işlere sahip olmaları için de daha fazla fırsat yaratmak.
Sosyal koruma programlarının kapsamını ve etkinliğini arttırmak ki burada kadınlar biraz daha öne çıkıyor.
Ve sosyal diyaloğu güçlendirmek de örgütün ana çalışmaları arasında.
Evet eşit değerde işe eşit ücret kapsamında üye ülkeler yani bu örgüte üye ülkeler 2030 yılına kadar cinsiyete dayalı ücret farkının azaltılması konusunda çalışmak üzere anlaşmış
bulunmakta ve işbirliği içindeler.
Peki anlaşmalar yapılmış işbirliği içinde örgütteki üyeler Türkiye'de neler yapılıyor?
Örgütün Türkiye ofisi ise Türkiye'de insana yakışır koşullarda çalışan kadınların sayısını artırmayı hedefliyor.
Öncelik hedeflerinden biri bu.
Kadınlar için daha çok ve daha iyi işler programı kapsamında hem kamu kurumlarıyla, hem işçi ve işveren örgütleri ya da sendikalarıyla ya da sivil toplum kuruluşlarıyla beraber cinsete
dayalı ücret eşitsizliği ve çözüm yolları konularında farkındalık artırma yöneli çalışmalar yürütüyorlar.
Örgütün merkezi İsveç ve buradan alınan mali destekle bu çalışmalar, projeler ve kampanyalar sürdürülüyor.
Peki çok güzel hem uluslararası alanda hem de Türkiye'de cinsete dayalı ücret eşitsizliği ile ilgili oldukça fazla çalışma var.
Bir farkındalık yaratılmaya çalışılıyor.
Çok güzel. Her ne kadar ülkemizin gündemi çok hızlı bir şekilde değişse de bazen gündemden düşse de geri kalsa da bu konu.
En azından bunu düşünen ve bunun arkasında durup çalışan birileri var.
Çok güzel. Peki bu ücret eşitsizliği ne?
Biraz ona bakalım onu tanımlayalım istedim.
Yani burada şeyi kastetmiyoruz aslında.
Kişinin tecrübesine, yaşına ya da işte eğitim durumları farklıysa oluşabilecek ücret farklarından bahsetmiyoruz aslında.
Kadın ya da erkek fark etmez.
İki kişinin aynı işi, aynı eğitim düzeyinde ve eşit iş deneyimine sahip olmalarına rağmen farklı ücretlendirilmesi durumunda ortaya çıkıyor ücret eşitsizliği.
Dünya genelinde kadınlar erkeklere göre yaklaşık %20 daha az ücret almaya devam ediyor.
Türkiye'de ise bu oran ortalama %16.
Bu fark çalışma yaşamının başlarında düşük seviyelerdeyken yani %3'lerde %3.5'lerdeyken 40'lı yaşlarda ciddi derecede kadınların aleyhine dönüyor.
Yani %26'lara kadar çıkabiliyor.
Eğitim seviyesi düştükçe ve kayıt dışı çalışmada arttıkça ücret farkı da büyüyor tabii ki.
Peki neden kadınlar erkeklere göre aynı iş, aynı efor, aynı deneyim ya da eğitim düzeyinde olmasına rağmen daha düşük ücret alıyor?
Bunlardan ilki kadınların iş gücüne katılım oranının düşük olması olarak söylenebilir bence.
Bu oran küresel seviyede erkeklerin 27 puan gibi çarpıcı bir düzeyde altında seyrediyor ne yazık ki.
Kadınların iş gücüne katılımı erkekleri oranında 27 puan daha düşük ki bunu neredeyse podcast'te başladığım günden beri söylüyorum.
Kadınların daha fazla iş hayatı içinde olması gerekiyor.
Dünyanın belirli bölgelerinde bu fark 50 puana kadar çıkıyor.
Yani Türkiye özelinde yapılan bir puan araştırması yok ama bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde puanın 27'lerin üzerinde olduğunu düşünüyorum ben.
Ekonomik hayata katılmayan kadın.
Ücret ve kazanç konusunda da elbette tabii ki erkeğin gerisinde kalıyor ister istemez.
İşte özellikle ev işleri ve sorumluluklarının, ev sorumluluklarının yani kadınlara daha çok yüklenmesi, çocuk veya evin yaşlısına bakımı gibi ihtiyaçların da kadınlar tarafından giderilmesi, kadınların
iş hayatına atılmalarında geride kalmalarına neden oluyor.
Dolayısıyla ne kadar az kadın iş hayatındaysa ona göre tabii ki ücretler de daha düşük oluyor.
Çünkü erkek gücü daha egemen oluyor iş hayatında ve ister istemez şirketlerin ücret politikaları da bunları etkiliyor herhalde diye düşünüyorum.
Kadınların erkeklerden daha az ücret almasının nedenlerinden biri de bilinçsiz önyargılar ve kadına biçilen toplumsal roller.
Daha önceki podcastlerimde de hep söylediğim gibi şu önyargıları bir kırsak ki bu da aslında herhalde eğitim seviyesiyle olabilecek bir şey bilmiyorum.
Bu önyargılardan kurtulsak her şey kadınlar için çok daha güzel olacak hele ki çalışma hayatında.
Neler değiştirebileceğiz ben düşünemiyorum bile.
Aynı işte sanki erkeğin daha çok efor sarf edeceği gibi veya kadın aynı işi...
aynı işle erkek kadar ilgilenmezmiş gibi bir önyargı var maalesef.
Toplumsal roller desen aslında az önce söylediğim gibi kadınların iş hayatına erişmelerindeki engellerin devamı gibi.
Yani işte kadınların çocuklarına bakmaları gerekir, evleriyle ilgilenmeleri gerekiyor.
Yani aynı iş yapan erkekten daha fazla işi var ev işleri de eklendiği için.
Dolayısıyla aynı performansı erkek kadar gösteremez.
O yüzden %10-15 daha az ücret alabilir gibi.
Bazı düşünceler ortaya çıkabiliyor.
Bu önyargıları kırsak ve kadının toplumdaki rolünü erkekle eşit hale getirsek aslında bundan hiçbiri olmayacak.
Yani annenin evle ilgili sorumluluğu ne kadar varsa bir aileyse bahsettiğimiz aynı şekilde babanın da var.
Dolayısıyla her şey eşit aslında ama nedense bu önyargılar ve bu toplumsal rol biçilmiş rolden bir türlü kurtulamıyor çalışan kadınlar.
Bir diğer konu ise bu daha az ücret almalarındaki çeşitlilik ve katılımcılık ilkesinin insan kaynakları politikalarına yansımaması.
Yani burada neyi kastediyorum?
Tabii ki burada insan kaynakları departmanının bu konuyu çok ciddi ele alması ve bu politikayı da benimsemesi gerekiyor.
Hani eşit işe eşit ücret yaklaşımının benimsenmesi gerekiyor demiştik ki işte bunun tüm...
kurumlarda uygulanması gerekiyor.
Bu da herhalde insan kaynaklarının yapabileceği en önemli işlerden bir tanesi olabilir.
Çeşitlilik ve katılımcılık aslında çok çok büyük şirketlerde özellikle bu çeşitlilikle ilgili Çok fazla işte eğitimler oluyor sanki bunu çok benimsiyormuş ve sahipleniyormuş gibi yaklaşımlar gösteriyor şirketler ama genelde
bunlar böyle insan kaynaklarını şirketlerde çalışanlarına verdiği işte bir günlük yarım günlük eğitimler olarak kalıyor.
Hatta artık eğitimlerde online gönderiyorlar okursan okursun okumazsan okumazsın aslında bu konunun daha ciddi el alınması gerekiyor.
Yani sadece cinsiyetle ilgili değil cinsel yönelimle ilgili de bence bu tip ayrımcılıklar var.
Bence onlar da daha az ücret alabiliyorlar, alıyorlardır.
Ben öyle düşünüyorum açıkçası.
Dolayısıyla insan kaynakları departmanlarına çok şey düşüyor.
Yönetimlerini veya patronlarını daha önce de bahsettim hani bu önyargılar var ya işte eğer böyle önyargılara sahiplerse onları kırmaları ve onları ikna etmeleri gerekiyor.
Ve şeffaf bir yaklaşım göstermeleri gerekiyor.
Yani şeffaflı da bir kurum kültürü olarak oturtmaları gerekiyor.
Tabii ki burada herkesin herkese maaşını söyleyecek gibi bir şey kastetmiyorum ama çalıştığınız şirkette bunu hissedersiniz.
Yani biri size dese ki ya sen Gökçe işte atıyorum x kişiyle aynı işi yapıyorsun.
Erkek birinden bahsedelim.
Aynı gün girdiniz, aynı eğitim seviyesi, aynı işi yapıyorsunuz, aynı pozisyondasınız.
Senden daha yüksek maaş alıyormuş.
Bazı şirketlerde buna inanmazsınız.
Güvenirsiniz şirketinize çünkü şeffaf bir politikası vardır.
Daha insana değer verir, çalışana değer verir ve bunu da oldukça hissettirir.
Ama bazı şirketlerde de bunu tahmin edebilirsiniz.
Yani evet olabiliyordur, yapmışlardır diyebilirsiniz.
Dolayısıyla şeffaf bir yönetim anlayışının şirketlerde benimsenmesi gerekiyor.
Bir diğer konu ise yine bu düşük ücret almalarının sebebi olarak kadınların cam tavan, terfi ve kariyer fırsatlarının kadın çalışanlar nezdinde daha kısıtlı olması.
Bir önceki podcastimde cam tavanı baya baya ele almıştım ve anlatmıştım.
Dolayısıyla bu cam tavan uygulamaları yani kadınların kariyerlerinde ilerlemesinin engellenmesi durumu kadınların maaşlarının geride kalmasına da neden olabiliyor.
Ya da böyle daha erkeklerin önde olduğu bir durum olduğu için aslında görünen bir şey yok.
Cam tavan görünen bir şey değildi biliyorsunuz.
Görünmeyen soyut bir metafor bir eylem aslında.
Erkekler nedense daha ön planda oluyor ve hem kariyerde daha hızlı ilerliyorlar hem de maaşlarına da farklılıklar oluyor.
Bunları konuşmuştuk. Dolayısıyla cam tavan uygulaması da kadınların erkekleri oranına daha az ücret almasını sağlayan sebeplerden biri diye söyleyebiliriz.
Bir diğer konu da şu.
Kimi sektörler ve işler vardır ve kadınlar o sektörde ve işlerde daha yoğun çalışırlar.
Yani sayı olarak daha fazladırlar.
Mesela tekstil sektörü olabilir.
Atölye çalışmaları yapan, atölyede çalışanları düşünürsek kadınlar daha ağırlıklı çalışırlar.
Veya sağlık sektörü de yine kadınların biraz daha yoğun olduğu bir sektör.
İşte bu sektörlerde de genel olarak kadınlara verilen maaşların benzer sektörlere göre daha düşük olduğu da görülüyor.
Böyle bir araştırma da var. Yani erkeklerin yoğun olduğu sektör veya işlerden bahsediyorum.
Hani tek sır kadınlarda yoğunsa atıyorum işte sanayide çalışan erkekler belki daha fazladır gibi böyle düşünebiliriz.
Yani başka bir de işte kadın işi de erkek işine göre daha ucuza yapılıyor.
Yani sadece kadınların hakim olduğu sektörlerde ve işlerde de kadınlar sadece erkeklerin hakim olduğu sektör ya da işlere göre daha az ücret alıyorlar.
Yani adalet işin hiçbir tarafında yok gerçekten.
Dolayısıyla bu oldukça önemli bir konu ve ele alınması gereken bir konu.
Sadece şirketlerin ya da insan kaynakları departmanlarının değil, sadece uluslararası çalışma örgütünün de yapabileceği bir şey değil.
Şöyle değil, hükümetlerin de bu konuyu çok ciddi bir şekilde ele almaları gerekiyor.
Ele alınmışsa da denetlemeleri ve denetimleri de yapılması gerekiyor diye düşünüyorum ben.
Peki bu cinsiyete dayalı ücret farkının biraz daha detayına girelim.
Mesela yaşla ilgili de var.
Bir alt detayında yaşla ilgili ücret farkları var.
Yaşa göre ortaya çıkan desek daha doğru olabilir.
Az önce de bahsetmiştim.
İş yaşamanın ilk yıllarında yani daha gençken bu fark daha az.
Ama böyle kırklı yaşlardan itibaren ciddi bir artış başlıyor ücret farklılıklarında.
Neden? İşte terfiler başlıyor.
Kadın için doğum izinleri başlıyor.
Dolayısıyla ücret farklarına da önyargılı zeminler oluşmaya başlıyor.
Bir diğeri ise eğitim düzeyine göre oluşan ücret farkları.
Burada da üniversite ve yüksek lisans mezunlarında oranlar daha düşük ama yok değil.
Ancak lise ve altı mezuniyetlerde ise oran çok yükseliyor.
İşte kız çocuklarının neden eğitime katılımının ve devamlılığının önemli olduğunda bu veriden de çok çok iyi anlayabiliyoruz.
Bu arada üniversite mezunlarında yaşanan cinsiyete dayalı ücret farkı oranı da bu arada %15.
Yani düşünün %15 üniversite ve üstü ise...
Lise ve 6 %40'lar ve daha üstlerine kadar varıyor kadın ve erkek arasındaki ücret eşitsizliği.
Mesleklere göre ücret farkında ise en yüksek fark tarım, hizmet sektörü olarak görülüyor.
Yani tarım tabii ki şöyle hani çok eski yıllardan beri yani Türkiye'de Cumhuriyet döneminden itibaren kadınlar tarımda çok yoğun bir şekilde çalışmaya da başladılar.
Dolayısıyla aslında tarımı biraz daha kenarda tutarak daha böyle çalışma hayatı içerisinde düşünürsek yani şehirli yaşam içerisinde düşünürsek de hizmet sektörü başta olarak görülüyor ücret farklarında.
Oranlar çünkü %40 civarında.
Özel sektörde yöneticiler ve bunun dışında daha profesyonel meslekler yani işte avukat, doktor, mühendis, mimar gibi mesleklerde ise oran %18'lerde.
Hiç de az değil hiç yaslanacak kadar değil gerçekten.
Hele bugün düşünün ki sizle aynı işi yapan biri sizden %18 daha fazla maaş alıyor.
Yani şu ekonomik koşullarda ne kadar önemli olduğunu düşünün lütfen.
Peki sektör dağılımlarına bakarsak da en yüksek oranlar yani kadın ve erkek arasındaki ücret farkının en yüksek olduğu.
Sektörler finans, sigorta ve gayrimenkul sektörlerinde.
Bunların toplamı %50'lerden fazla.
Herhalde şey düşünüyorum ben yani paranın ve satışın yönetimini erkekler kadınlara göre daha iyi yapar falan diye düşünüyorlar herhalde.
Çok ciddi bir fark var. Yani bir gayrimenkul danışmanısınız.
Yani kurumsal bir şirketin gayrimenkul danışmanısınız.
Sizle aynı işi yapan erkek çalışan arkadaşınız sizden neredeyse %50'ye yakın daha fazla maaş alabiliyor.
Gerçekten inanılmaz bir oran bu.
Yine eğitim sektöründe de oran %14.
Yani ben eğitim sektöründe olmaz diye düşünüyordum.
Çünkü öğretmen... Öğretmen yani birinin birinden daha fazla iş yaptığını söyleyebileceğimiz bir durum yok.
Hepsinin çalışma saatleri, ders saatleri belli.
Etüt falan varsa onlar da belli.
Yani bir okul içerisinde bir öğretmen bir öğretmenden daha farklı ne yapıyor olabilir.
Ama burada bile oran yüzde on dörtlerde maalesef.
Ve biliyor musunuz?
Kamuda cinsete dayalı ücret farkı özel sektöre göre daha düşük.
Kamuda yüzde beş.
Tabi yani bir devlet kurumunda çalışmış olmak işte devletin belli ücret politikaları var onların da çok fazla dışına çıkmıyor ama gene birazcık da çıkmış %5'ler falan var ama özel sektörde bu ortalamasını
söylüyorum tabi ki yani sektör sektör değişir bu %16'lardan.
Yani yine altını çizmek istiyorum insan kaynakları politikaları çok çok çok önemli.
İşte bu ücret eşitsizliğinin temelinde Tekrar altını çizerek de belirtmek istiyorum.
Kadınları ev yaşamına ait gören, daha korunmaya muhtaç, daha donanımsız bulan, kalıplaşmış, cinsiyetçi düşünceler yer alıyor.
Bu yüzden bu eşitsizlikler ortaya çıkıyor.
O halde eşit işe eşit ücret ilkesi neden gerekli?
Birkaç maddeyle aklıma gelenlerle çok daha fazla çıkabilir mutlaka ama benim aklıma gelenlerle bir toparlayalım, bir özetleyeyim istiyorum.
Eşit ücret her şeyden önce temel bir insan hakkı çünkü hatta bu anayasal olarak da koruma altına alınmış.
Birinin cinsiyetinden dolayı ya da cinsel yöneliminden dolayı biri diğerinden daha az ücret alır diye bir kural olamaz.
Yasak zaten bu. Ve bu hak herhangi bir ayrım gözetmeksizin.
Yani demin de söylediğim gibi cinsel yönelimi ne olursa olsun herkese tanınmalıdır yani.
Bir diğeri...
Kurumlara da katkı sağlar.
Neden? Demin söyledim ya yani bir çalışan şirketinin nasıl bir şirketi olduğunu, nasıl bir kurumda çalıştığını bilir.
Onu kandıramazsınız.
Yani işte o şirketin nasıl yaklaştığını, şeffaf bir yaklaşımı var mı?
Yoksa işte o senden daha yüksek maaş alıyordur dendiğinde ya veriyorlardır bunlar.
Bunlar var ya daha fazlasını bile veriyorlardır falan gibi bir düşünceye sahip olup olmayacağını çalıştığı şirkete göre bilir.
Eğer bu eşitlik sağlanırsa...
Çalışanların motivasyonu artar, motivasyon verimliliği arttırır, kurumun imajını arttırır vs.
vs. Dolayısıyla çalışma yerlerine de, şirketlere de çok büyük katkı sağlar.
Eşitliğin sağlanması, ücret eşitliğinin sağlanması.
Kadın işi erkek işi şeklinde kalıplaşmış bu cinsiyetçi ayrışmaları ortadan kaldırır.
Satış ekibine birini almak istiyorum.
Ya erkek olsun. İşte ona vereceğim zonlar, bölgeler, erkek erken yapabileceği yerler.
Kadın şimdi oralarda yapamaz.
Ya da ne bileyim işte başka bir sektörde olsun.
İşte bir erkek alalım.
Kadın ona gücü yetmez.
Ya da kadın o kadar mesaiye kalamaz.
İşte kadın alırsak şimdi o iş yemekleri falan olacak.
Onlara gidemez. İşte gece 9'lara, 10'lara ya da işte 1'lere, 2'lere kadar toplantısı olacak.
Bir erkek daha iyi götürür.
Falan gibi kalıplaşmış cinsiyetçi düşünceler var.
Böyle düşünürken şu an telaffuz ederken bile gerçekten çok sinirleniyorum.
Dolayısıyla bu kadın işi bu erkek işi diye bir ayrışım çıkmış ortaya.
Ama bu denge sağlanırsa yani ücretlerdeki denge sağlanırsa bu ayrışma da ortadan kalkar.
Ve bir de aklıma ne geliyor?
İşte toplumsal eşitliği bir adım daha yaklaştırır.
Yani hep söylüyoruz ya toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlanması.
Yani bu sadece işte...
Kadınların taciz edilmemesi, öldürülmemesi gibi konular değil.
Yani bu şu an konuştuğumuz konuda ücretlerdeki dengesizlik ve eşitsizlik de aslında ortadan kaldırılırsa toplumdaki eşitlik de artar.
Aile ekonomisini güçlendirir gibi gibi.
Peki biz kadınlar olarak ya da çalışanlar olarak öyle de değerlendirelim.
Çünkü hem kadın hem erkek için eşit bir hak bu.
Biraz daha pozitif ayrımcılık yaparak, kadınlar olarak biz neler yapabiliriz bu ücret eşitsizliğinin farkına vardığımızda onu düşündüm ve onu paylaşmak istedim sizlerle.
Bu farklar karşısında neler yapabiliriz?
Aslında böyle daha gençliğimizden yani eğitim hayatımızdan başlıyor her şey.
Keşke o farkındalıkla yetiştirilsek ama...
Her zaman işte iyi bir rehber olmuyor önümüzde.
İşte yeter ki sınava gireyim, üniversiteyi kazanayım, nereye girersem gireyim, yeter ki üniversite bitireyim yaklaşımında oluyoruz.
Çoğumuz böyleydi.
Bir okul bitireyim de ondan sonrasına bakarız gibi bir durumumuz oluyordu.
Özellikle böyle benim gibi 40'lı yaşlarında olanların işte lise sonu hallerini düşünün.
Üniversiteye hazırlandığınız zamanlarınızı düşünün lütfen.
Öyleydik çoğunlukla.
Yani rehber öğretmenlerimizse onlar da kim rehber olsun?
Yani benim öyleydi açıkçası.
O yüzden yani gelecekteki işimizi hesaba katarak eğitim hayatımızı şekillendirmemiz, ona göre okul seçmemiz gerekiyor.
Ama bu belki şu anki çocuklar için ya da şu an beni dinleyen çalışan anneler, çocuklarınız için bunu yapabilirsiniz gerçekten.
İnşallah onlar iş hayatına geldiklerinde böyle ücret eşitsizliği falan gibi konular çoktan rafa kalkmış olur.
Ama Türkiye çok çok geriden geldiği için bu tip konularda gene de hazırlıklı olmakta fayda var.
Gerçekten eğitim hayatımıza karar verirken gelecekte ne iş yapmak istiyorum, nasıl bir kurumda çalışmak istiyorum bunları da hesaba katıp ona göre eğitim hayatımıza yön vermemiz gerekiyor.
Bunun dışında çalışacağımız sektörü iyi belirleyebiliriz.
Burada tabii üniversite, yüksek lisans mezunu...
Kadınlar biraz daha şanslı oluyorlar hani sektör belirleme konusunda.
Çünkü artık lisans eğitimi tamamlamış olmak yani iş ilanlarında öylesine yazılan bir konu.
Yoksa hani bitirdiğiniz okul okullar, kaç dil bildiğiniz falan gibi konular artık çok fazla gündemde.
Çift Anadol yapmış olmak falan bile fark yaratabiliyor.
Özellikle iş hayatının başında daha tecrübe kazanmamışken.
O yüzden çalışacağımız sektörü ya da o sektördeki kurumları da iyi belirlememiz gerekiyor.
Yani aslında bu bir araştırma.
İşte LinkedIn'in sırasıyla iş ilanlarına bakıp çat çat çat kolay başvuru yapmak değil artık olay.
Çünkü şirkete girdikten sonra işte bu şirkette böyleymiş.
Daha birinci ayımda bak neler oldu.
İşte şunu öğrendim.
İşte ücretler böyleymiş.
Ben işte çok düşük ücrete anlaştım falan gibi hayal kırıklıkları yaşayabiliyoruz.
O yüzden çalışacağımız sektörü de iyi belirlememiz gerekiyor.
Veya şunu yapabiliriz.
Keşke herkesin öyle bir şansı olsa ama çok yönlü bir meslek seçebiliriz.
Yani tek bir sektöre bağlı kalmadan çalışılabilecek bir meslek seçebiliriz.
Burada hani profesyonel mesleklerden bahsetmiyorum tabii ama atıyorum işte bir finans uzmanıysanız hemen hemen her sektörde çalışabilirsiniz.
İşte satın alma işi yapıyorsanız hemen hemen her sektörde çalışabilirsiniz.
Ama çok niş kuralları olan belli regulasyonda olan sektörlerle çalışıyorsanız farklı sektörlere geçmekte biraz zorlanabilirsiniz.
Dolayısıyla hep aynı sektör içerisindeki belli firmalar arasında kaldığınız için çok fazla iş değiştirme şansınız da olmayabilir.
farklı sektörlerde aynı iş yapabileceğiniz bir mesleğimiz olursa işte bu ücret farkı konusu sizin için hani en azından bir çeşitlilik olur ve başka bir şirkete geçme ya da sektöre geçme şansınız
olur. Ücret eşitsizliği yaşamayacağınız bir şirket ya da sektöre geçme şansınız olabilir.
Bir de şu var bence bu da çok önemli bir konu.
Eğer bir aile kuracaksanız Biz kadınlar yani kuracaksak genelde kuruyoruz.
Çalışma hayatımız ve sosyal hayatımızda bizi destekleyecek eşlerimiz, hayat arkadaşlarımız olmalı.
Bunu seçmek de çok önemli gerçekten.
Yani işte ya bana işte daha düşük ücret veriyorlarmış.
E boşver gitme işe bırak sen de o zaman falan gibi bir yaklaşımda olmaması gerekiyor işimizin.
Ya da işte ev işlerine çocuğun bakımıyla ilgili işlerde eşit efor sarf etmemiz gerekiyor ki kadınlar performans olarak iş yerlerinde geride kalmasınlar.
Ya da böyle algılar kalmasın en azından.
Dolayısıyla seçtiğimiz hayat arkadaşımız da gerçekten çok çok önemli.
Ya da özellikle çalışan anneler için söylüyorum.
Çocuklarını destekleyen.
Bakımına destek verecek firmalar gibi böyle daha büyük ve daha eşitlikçi yaklaşım gösteren firmalarda çalışmayı seçebiliriz mesela.
Bazı şirketlerde gerçekten çocuklarına göre alanlar da yapılmış falan hani böyle alanlar var çocuklarını getirip bırakıp kreş gibi yani öyle alanları olan firmalar bile duyuyorum ben.
Ya da bu konuda daha esnek olabilen işte daha hibrit çalışma yaklaşımı göstermiş ki hele ki pandemiden sonra bu çok çok daha arttı ama.
Yani çocuğunuzla ilgili bir durumdan dolayı sürekli izin almak falan zorunda kalmayacağınız, bu konuda dikkat çektiğinizi düşünmeyeceğiniz bir firmada çalışmayı seçebiliriz.
Ya da çocuk sahibi olarak çalışmaya başlarken işte ulaşım süresini azaltmak ya da ne bileyim daha rahat bir günlük hayat ve iş hayatı dengesi kurmaya izin veren firmalarda çalışmayı seçebiliriz.
Çünkü bu tip firmalarda dediğim gibi burada çalışana ve insana değer ön planda olduğu için ücret eşitsizliği...
çok fazla gündem olacak bir madde gibi olmaz.
Olmaz daha doğrusu.
Bir de şu var.
Özellikle işte bir şirketten bir şirkete geçerken mesela ya da transfer olması gerekmez yani bir işe başlarken bu ücret konusunda pazarlık yapmayı böyle biz bir
ayıp görüyoruz yani. Halbuki ücret pazarlığı yapmak ayıp değil.
Yani babasının hayrına o parayı vermiyorlar bize.
Biz de bir tecrübe katacağız oraya.
Çalışacağız, iş üreteceğiz.
İşte şirketin büyümesi için bir şeyler yapacağız.
Bazen kendimizden, bazen aile hayatımızdan, sosyal hayatımızdan fedakarlıklar ederek de çalışacağız orada.
Dolayısıyla pazarlık yapmak ayıp değil.
Bir de iyi araştırma yapmak gerekiyor.
Yani sadece çalıştığımız şirketten kurtulmak için başka bir şirkete geçmek de doğru bir yöntem değil.
İyi araştırmak.
O sektördeki o şirketin konumunu, çalışanların durumu ne, mutlular mı, ücretler nasıl, çalışanını bu anlamda koruyor mu, şeffaf bir yaklaşımı sergiliyor mu gibi konuları
benimsiyor mu? Yani şirketleri araştırıp öyle iş değiştirmek gerekiyor ve ücretin pazarlığını da yapmak gerekiyor bu anlamda.
Eğer bir şey duymuşsanız, ücretlerle ilgili bir şey biliyorsanız ve size de teklif edilen bunun altındaysa o zaman bunun pazarlığını yapma gücümüz de olmalı.
Öyle bir hakkımız var zaten.
Ayıp bir şey değil. Onu vurgulamaya çalışıyorum.
Çekimser davranmaya gerek yok.
Ve tabii ki çalışırken de çalıştığımız iş yerinde yani tüm haklarımıza sahip çıkmamız gerekiyor.
Çünkü sadece biz kadınları değil aslında herkesi koruyan bir anayasa maddesi var.
Bu eşit işe eşit ücret konusu.
Dolayısıyla... Bu konuda konuşmak, çekimser davranmak da doğru değil.
Bunu dile getirebiliriz.
Tabii ki her kurumda ve şirkette dile getirmek kolay olmuyor.
Çünkü işini kaybetme, mimlenme, ilk küçülmede seni işten çıkarırlar falan gibi çok fazla durum var.
Bir korku da oluyor.
Hele ki şu dönemde, şöyle bir ekonomik ortamda gerçekten bunun için de işimi kaybedemem.
Yaklaşımı çok fazla olabilir.
Doğru onda da haklısınız ama çok sessiz kalmamak ve haklarımızı bilmemiz de gerekiyor.
O yüzden böyle arada bir girip hani işçi hakları neymiş diye böyle arada bir açıp okumak lazım.
Sadece böyle işte kötü ayrıldığımız bir şirketi dava ettiğimiz zaman benim böyle haklarım da varmış diye öğrenmektense çalışırken de bazı haklarımızı bilip bazı taleplerimizi o haklarımıza göre.
Doğru üslupla dile getirmek de oldukça önemli diye düşünüyorum ben.
Peki çözüm ne?
Yani cinsiyete dayalı ücret eşitsizliğinin ortadan kalkması nasıl olabilir?
Çözümler ne olabilir? En önemlisi farkındalık yaratmak.
Çalıştığınız şirketi bir düşünün.
Gerçekten böyle bir dengesizlik olduğunu düşünüyorsanız ya da biliyorsanız bunlar belli platformlarda dile getirilebilir.
Kavgacı bir üsluptan bahsetmiyorum ama mutlaka çalıştığınız şirkette belli durumlarda ya da platformlarda bu konuların konuşulduğu dönemler oluyordur.
O zaman bu geri bildirimler verilebilir.
Biraz farkındalık arttırmak gerekiyor.
Kimse sesini çıkarmazsa herkes mutlu ve bir sorun yokmuş gibi düşünebilir şirketler ve üretimler.
Dolayısıyla farkındalığı arttırmak gerekiyor.
Onun dışında belki de şirket yönetimlerine bir takım danışmanlıklar aldırmak gerekiyor.
Şeffaf bir politikayı sahiplenmek ve ücret eşitsizliğini ortadan kaldıracak bir yaklaşım, bir kurum kültürü oluşturmak gerekiyorsa, bunun nasıl yapılacağıyla ilgili Türkiye'de çok iyi danışmanlıklar
veren şirketler var. Onlardan destek alınabilir, onlarla bir yol haritası çizilebilir.
konuların hep takip edilmesi gerekir.
Yani biz yaptık, eğitim aldık.
Tamam bundan sonrası artık neyse o gibi bir yaklaşımla bu iş düzeltilmez.
Sadece bizim yapacağımız değil tabii ki işte sendikaların örgütlerin ve hükümetlerin de yapacağı şeylerle beraber bu ücret dengesizliğinin ortadan kalkacağıyla ilgili bir umudum var benim.
Türkiye 2030 yılına kadar hedef koymuş.
Umarım çok çok daha erken bir dönemde bu ücret eşitsizliği oranları en azından oldukça düşer ve ben herkesin beni dinleyen herkesin bu ücret dengesizliği eşitsizliği
konusunu yaşamamasını gönülden diliyorum
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
