
İlişkilerde Görünmeyen Şiddet Türleri: PSİKOLOJİK ŞİDDET
3 Eylül 2025 · 27 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bölümde, çoğu zaman fark edilmeyen ama derin izler bırakan görünmez şiddet türlerini ele alıyoruz.
Psikolojik baskıdan manipülasyona, gaslighting’den ekonomik şiddete kadar kadınların gündelik yaşamında sıkça karşılaştığı ancak adını koymakta zorlandığı deneyimlere ışık tutuyoruz.
👉 Peki görünmez şiddeti nasıl tanırız?
👉 Hangi işaretler aslında normal değildir?
👉 Kendimizi ya da sevdiklerimizi bu döngüden korumak için neler yapabiliriz?
“Kadın Dediğin”in bu bölümü, yaşananları görünür kılmak, farkındalık yaratmak ve kadınların kendi hikâyelerini sahiplenmelerine destek olmak için hazırlandı.
✨ Çünkü şiddet sadece fiziksel değildir.
✨ Çünkü her kadın, güven ve saygı içinde yaşamayı hak eder.
Transkript
Merhabalar, Kadın Dediğim Podcast'ta hepiniz hoş geldiniz.
Ben Gökçe. Bugün sizlerle ilişkilerdeki görünmez şiddet türleri hakkında konuşacağız.
Belki de hiç duymadığınız ama günlük hayatınızda karşılaştığınız kavramları ele almak istiyorum.
Çünkü şiddet her zaman fiziksel olmaz ki bunu zaten artık çok iyi biliyoruz.
Bazen o kadar sinsi bir şekilde hayatımıza girer ki fark etmekte bile zorlanabiliriz.
Özellikle sosyal medyanın gelişmesi dijital çağla beraber ilişkilerdeki manipülasyon ve kontrol biçimleri çok daha karmışık hale gelmiş durumda.
İşte bu sebepten de dolayı bu podcast boyunca 6 farklı görünmez şiddet türünü inceleyeceğiz ve bunların psikolojimiz üzerindeki etkilerini anlamaya çalışacağız.
Hazırsanız başlayalım.
İlk ele alacağım bu işte görünmez şiddet türü.
Orbiting yani Türkçesiyle yörüngede dolaşma bu kavramdan başlayalım istiyorum.
Bu terim astronomiden geliyor ve bir gezegenin güneşin etrafında dönmesi gibi birinin başka birinin sosyal medya hayatının etrafında dolanması
anlamına geliyor. O yüzden orbiting denmiş astronomiden karşılığıyla.
Peki bu nasıl gerçekleşiyor?
Şöyle örnekleyebiliriz.
Eskiden birlikte olduğunuz biri veya sadece ilgi duyduğunuz biri size doğrudan mesaj atmıyor da ya da arama yapmıyor da Instagram hikayelerinizi izliyor.
Her paylaştığınız story'i görüyor mesela.
Siz de bunun farkındasınız ve zaten farkında olmanızı istiyor.
Artık çok hayatımızda olmasa bile işte Facebook gönderilerinizi beğeniyor.
Twitter'da paylaştığınız bir şiire tweet ediyor.
Daha doğrusu X diyelim ona.
Ya da onu da beğeniyor. İşte kalp atıyor gönderilerinize falan.
Hiçbir zaman sizinle direkt iletişim kurmuyor.
Ama varlığını sürekli olarak hissettiriyor.
Ya yaşamışsınızdır ya da etrafınızda birileri mutlaka yaşamıştır bunu.
Bunu çok kadın davranışı olarak görmüyorum ben.
En azından benim etrafımdaki örnekler genellikle erkeklerin böyle bir yörüngede dolaşma eğiliminde olduğunu görüyorum.
Öyle örnekler var benim etrafımda.
E tabii bu durumda kadın da diyeceğim erkekler daha fazla yaptığını düşündüğüm için kadınlar da büyük bir karmaşa yaratıyor.
İşte acaba ne istiyor?
İşte hiç ilgisi yoksa o zaman beni niye takip ediyor?
Attığım her story'i ilk o görüyor falan gibi.
O zaman peki neden konuşmuyor?
Konuşmuyor da beni takip ediyor gibi sorular kafalarımızı...
Örüngede dolaşma davranışı tabii ki özellikle duygusal olarak sizi kontrol altına almanın ve kontrol altında tutmanın bir yolu.
Kişi sizinle gerçek bir ilişki kurmak istemez ama sizi tamamen de kaybetmek istemez.
Bu durum sürekli bir belirsizlik yaratır ve zihinsel olarak sizi çok fazla yorar.
Sürekli o buluşmalarda, arkadaş buluşmalarında işte gene...
Bak şimdi bir story atacağım ilk o görecek görüyor musun falan.
Hem gündeminizi hem zihninizi sürekli olarak doldurur.
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki bu tür belirsizlik durumları özellikle kronik stres yaratabiliyormuş.
Yani sadece belirsizliği bu örnekle düşünmeyin.
Hayatımızın her aşamasındaki belirsizlik durumları gerçekten zaten kişide bir stres yaratabiliyor.
Yani bunu bir araştırma sonucu olarak...
Okumasak da kendi yaşadıklarımızdan zaten biliyoruz ve bu gerçekten de zor bir durum ve özgüveni sarsan da bir durum ve araştırma sonuçları özgüvenin sarsıldığına dair de sonuçları
gösteriyor. Kendinizi sürekli o kişinin davranışlarını analiz ederken bulursunuz.
Ne kadar gereksiz bir meşgul ettim beynimizde böyle.
Sanki hiçbir derdimiz, hiçbir şeyimiz yokmuş gibi sürekli bir analiz.
Acaba onu mu demek istedi? Peki o zaman niye buna like attı?
Bak bu şarkıyı paylaşmıştım.
Özellikle buna kalp göndermiş.
Mesela diğer paylaşımlarımı sadece izliyordu.
Ama buna kalp de göndermiş falan diye.
Ne kadar gereksiz bir şekilde gündem oluyor hayatımızda.
Böyle insanların bu davranışları, bu orbiting, yörüne de dolaşma davranışı.
Tabii ki bu durumda bu meşguliyetten dolayı hem zamanımızı hem de mental enerjimizi tüketen bir durum olarak da karşımıza çıkıyor.
Eğer hayatınızda böyle biri varsa çok zor olduğunu biliyorum.
Çünkü bir umut oluyor bu sefer.
Hani belki mesaj atar işte bu kadar beğeni yaptıktan sonra beğeni gönderdikten sonra beni arayabilir falan gibi bir düşünceye kapılabilirsiniz.
Çünkü ne de olsa bu kişiyle ya beraberdiniz ya da ona karşı bir ilginiz vardı.
Ama hayatınızda böyle biri varsa ve sürekli olarak sadece yörüngenize dolaşıyor ve direkt olarak size bir cesaret gösterip aramıyorsa ya da zaten size ilgisi olsa mutlaka
arar öyle değil mi? Aramıyorsa bu durumun farkında olmanızı ve gerekirse değil bence kesinlikle o kişiyi sosyal medyanızdan engellemeniz
ruh sağlığınız için de.
Hayatınıza devam edebilmeniz için de çok çok önemli.
Yani bu yörüngüde dolaşma olayına lütfen aldanmayın.
Bu da bir şiddet türü, görünmeyen bir şiddet türü olarak kayıtlara geçmiş durumda.
Bu kişiyi hayatınızdan, sosyal medyanızdan falan çıkartın.
Gelelim ikinci görünmeyen şiddet türü kavramına.
Bunun adı da Benching.
Yani yede yağma.
Bu terim de spordan geliyor.
İşte bir futboldan örnek vereyim mesela bir futbolcu nasıl yedek kulübesinde oturur işte bench'e geçti falan derler ya ve oyuna alınacağı anı bekler ise benching'de de kişi sizi
duygusal olarak yedek oyuncu olarak tutar.
Size zaman zaman ilgi gösterir, mesaj atar, buluşma teklif eder ama asla gerçek anlamda ilişkiye adım atmaz.
Evet beyler bunu da genelde siz yapıyorsunuz.
Siz onun için her zaman ikinci seçeneksiniz.
İlk seçeneği olmadığında size döner, olduğunda ise sizi unutur.
Bu davranış özellikle böyle...
Çoklu dating uygulamalarının yaygınlaştığı günümüzde de çok sık karşılaştığımız bir durum haline geliyor.
Biliyorsunuz böyle kaydır kaydır işte geç geç geç daha doğrusu beğendi birini sola mı sağ mı bir yere kaydırıyorsun falan.
Şimdi daha farklı uygulamalar da çıkmış.
Yani kişi birkaç kişiyle aynı anda konuşuyor ve hepsini farklı derecelerde yedekte tutuyor.
Tabii bu yedeğe alınmak öz değerinizin ciddi şekilde sarsabilir.
Çünkü sürekli olarak yeterince iyi değilim hissine kapılıyorsunuz.
Son buluşmamızda her şey çok güzeldi işte harika bir gün geçirdik falan şimdi işte niye aramıyor bende mi bir şey var yani acaba şöyle demiştim buna mı alındı bu dediğim falan ona fazla mı geldi falan gibi
sürekli olarak yeterince iyi olmadığınızı o ilişkiye uygun olmadığınızı sorgular hale geliyorsunuz böyle bir durumda.
Ve kişi size ilgi gösterdiğinde umutlanıyorsunuz tabii ki ama ilgiyi çektiğinde ise hayal kırıklığına uğruyorsunuz.
Bu duygusal iniş çıkışlı süreç.
Yani gene psikolojiye bağlayacağım bunu tabii ki.
Aslında bütün şiddet türlerini, bu görünmeyen şiddet türlerini psikolojiye bağlayacağım.
Çünkü fiziksel şiddette hem psikolojik hem de fiziksel görünen sonuçları var.
Ama bu görünmeyen şiddet türünün tabii ki psikolojimiz üzerinde çok yıpratıcı sonuçları var.
Bu da öyle olacak. Yine araştırmalar bu tür istikrarsız ilişki dinamiklerinin ansiyete ve depresyon belirtilerini arttırabileceğini göstermekte.
O hayal kırıklığına uğradığınız dönemde işte böyle bir eve kapanma, hiçbir şey yapmak istememe ama sizi aradı ve buluşma teklif ettiği günde de oldukça mutlu hatta çok çok mutlu olduğunuz
duygusal iniş çıkışlar yaşarsınız böyle bir durumda.
Kendinizi sürekli birinin onayını bekler halde buluyorsanız bulmayın.
Bu ilişki şeklinin size zarar verdiğini kabul edin lütfen.
Çünkü unutmayın yani siz kimsenin yedek planı değilsiniz, olamazsınız.
Bir ilişki ya vardır ya yoktur.
Arada çok güzel bir gün geçirdik sonra yok.
Sonra bir de aradı.
O arada görüyorsunuz ki bir arkadaşlarıyla buluşmuş, bir kız kolunun altında fotoğraf paylaşmış bilmem ne.
Onu sorduğunuz zaman da sen kıskançlıkla yaftalanıyorsunuz falan böyle gereksiz manevralar falan.
Evet çok acı verici olabilir ama yani hiçbir acı geçmez değil.
O yüzden bu kişiyi hayatınızdan çıkartın.
Bir ilişki ya vardır ya yoktur.
Böyle ikili oyunlar, yedekte bekletmeler ki kendinizin yedekte olduğunu da aslında bilirsiniz de bunu itiraf etmek de çok zordur ya.
Böyle kendi kendinize kaldığınız bir an evet ben yedekte tutuluyorum kardeşim ve bu adamı artık hayatımda istemiyorum deyip o kişiyle irtibatınızı lütfen kopartın.
Bir diğer kavram da görünmeyen şiddetle ilgili slow fading.
Yani ağır ağır çekilme, yavaştan kaybolma.
Bu da şöyle tabii ki adı üstünde söylediğim gibi birinin sizden yavaş yavaş uzaklaştığı, ilgisinin giderek azaldığı bir süreç oluyor.
Kişi birden ortadan kaybolmuyor Allah razı olsun.
Bunun yerine işte mesajlarına daha geç cevap veriyor.
Buluşma sıklığı azalıyor.
Telefon görüşmelerini kısa tutuyor.
Bu da çok etrafımdaki gördüğüm, tanıdığım arkadaşlarım ya da onların çevresindeki insanların yaşadığı şeyler gerçekten.
Konuştuğumuz konular bunlar.
Tam toplantıya gireceğim.
Tatlım söyle ne söyleyecektin der.
Sen olsa da bir şey söyleyemezsin falan.
Telefon kapatılır. Bir mesaj atarsın.
8 saat sonra falan cevap verir.
Artık o mesaja cevap vermesinin bir önemi kalmamıştır.
Buluşma sıklığı. Ankara'ya anneme gideceğim.
İşte hafta sonu yurtdışından arkadaşlar geldi.
Önümüzdeki hafta konuşalım mı tekrar falan diye diye böyle yavaştan ortadan kaybolmuyor.
Yengeç yengeç uzaklaşıyor aslında.
Bu ona geliyor.
Böyle sanki nasıl diyeyim yavaş yavaş soldurulmuş bir çiçek gibi.
Hani böyle görüntülerini de yaparlar ya çiçeğin böyle yavaş yavaş solduğunu gösteren görseller falan vardır.
İşte ilişki de böyle bu çiçek gibi yavaş yavaş ölüyor.
Bu süreç özellikle acı vericidir.
Çünkü ne oluyor bir türlü anlayamazsınız.
Kavga etmedik, bir şey olmadı.
Ne bileyim ben hani bir ilişkiyi bitiren bir şey yaşanır değil mi?
Onun üzerine ya da birkaç bir şey yaşanır ve onun üzerine karşılıklı oturursunuz.
Ya da bir taraf gelir der ki artık bu ilişkiyi yürütmek istemiyorum, devam etmek istemiyorum diye.
Burada öyle bir durum da yoktur.
Ve bu ilişkinin bu şekilde bitmesi de ekstra bir acı verir gerçekten kişiye.
Demin de dediğim gibi yani kişi açıkça artık istemiyorum demez ama davranışlarıyla bunu belli eder.
Sizde sürekli yani ben mi yanlış anlıyorum diye kendinizi sorgularsınız.
Çünkü hele bir de duygularınız varsa ona karşı yoğun bir şeyler hissediyorsanız böyle.
E tamam bittiğini söylemediğine göre ilişkimiz bitmedi.
Ama neden bunu yaşıyorum diye bitmeyen bir ilişkinin acısını çekmeye başlarsınız.
Öyle bir durum oluyor gerçekten.
Ağırdan kaybolma aslında kaçıngan bir iletişim biçimidir.
Ki bunu daha önceki podcastlerimde ilişki türlerinde anlatmıştım.
Kaçıngan ilişki ve erkeklerin genelde kaçıngan ilişki ve iletişim ve ilişki yaşadığını da konuşmuştuk.
Bu şekilde bir iletişim ve ilişki biçimidir ve karşı tarafa tabii ki büyük zararlar verir.
Delirsizlik. En zorlayıcı duygusal durumlardan biridir.
Az önce anlattığım şiddet türünde de aynısını söylemiştim.
Yani belirsizlik gerçekten çok zor bir durum.
Çünkü beyin kesinlik arar ve belirsizlik karşısında sürekli analiz modunda kalır.
Bu sadece ilişki için değil işte yaptığınız bir işte falan da öyle düşünün.
Belirsiz ne olacağını bilmiyorsunuz.
Sürekli bir senaryo işte şöyle olursa böyle yaparım, böyle olursa böyle yaparım gibi sürekli bir analiz durumu oluyor beyinde.
Bu da tabii ki büyük bir enerji kaybı yaratıyor.
Kişi açık bir şekilde ilişkiyi sonlandırmak yerine bu yöntemi seçerek aslında bir yerde de sorumluluktan da kaçmış oluyor.
Sizin ise sürekli umut ve hayal kırıklığı arasında gidip gelmenize neden oluyor.
Sorumluluktan kaçan biri zaten yani bir ilişkiyi, belki bir evliliği, ne bileyim bir ebeveynliği falan zaten yürütebilecek biri değil.
Biraz da bu açıdan da düşünmek gerekiyor.
Bu durumda tabii ki böyle bir ilişki yaşıyorsanız, böyle biriyle bir ilişkiniz varsa özgüveninize oldukça sarsan bir durum olarak karşımıza çıkıyor.
Ve gelecekteki ilişkilerinizi de olumsuz yönde etki edebiliyor.
Çünkü böyle bir deneyiminiz var ve bundan sonra yaşayacağınız ilişkilerde de aynı şeyi yaşama ihtimalinden korkar hale geliyorsunuz.
Net olmayan davranışlar karşısında net sorular sorma hakkınızın olduğunu unutmayın.
Sorun yani sen benden ayrılmak mı istiyorsun?
Bir de böyle bir dik bir duruş gösterip hani taktırmadan yani yüzle konuşuyorsanız ya da telefonla da konuşuyorsanız bilmiyorum.
O görüşme bitene kadar dik durup gerekirse evde bağıra çağıra ağlaya ağlaya işte hırtın kendinizi ama onun karşısında net olun.
Beni çok az arıyorsun, görüşmelerimiz çok azaldı, bir şey de söylemiyorsun.
Ayrılmak istiyorsan bunu benimle paylaşabilirsin.
Böyle durumlarda net olmanı çok isterim çünkü ben net olurdum falan gibi.
Çat çat yüzüne bir söyleyin.
Bakalım karşınızda kem küm mü yapıyor?
Yoksa o da gerçekten net bir şekilde bunu dile getirebiliyor mu?
Net olun, öğrenin.
Veya hala karşınızda kem küm yapıp aynı şekilde devam ediyorsa hayatınızdan çıkarın bu adamı.
Bir diğer kavramımız gaslighting.
Ki bunu daha önce de duymuşsunuzdur mutlaka.
Galiba bu Kimler Geldi Kimler Geçti dizisinde de bir bölümün adı oydu yanlış hatırlamıyorsam.
Yani gerçekliği çarpıtmak.
Bu terim de 1944 yapımı Gaslight filminden geliyor ve manipülasyonun en tehlikeli türlerinden biri.
Şimdi bu filmi de bulursanız bir yerlerde izleyin derim.
Çok fazla bir şey söylemiyorum.
İzleyin ve görün. Gaslighting böyle tanımlanabilir.
Birinin sizin gerçeklik algınızın sistematik olarak sorgulamasına ve çarkıtmasına deniyor aslında.
Kişi sürekli olarak yaşadıklarınızı inkar eder.
Hatırladıklarınızın yanlış olduğunu söyler.
Duygularınızı geçersiz kılar.
Şöyle örnek vereyim.
Çok net oturacak kafanızda.
Böyle bir şey yaşarsınız.
Bir tartışma olur falan. Ya sen de çok hassassın ya.
Başka bir tartışmada yaşanan bir şey söylersiniz.
Ya saçmalama böyle bir şey olmadı.
Neremden uyduruyorsun falan.
Ya sen kesin yanlış hatırlıyorsun.
O öyle olmadı. Bir defa böyle oldu.
Gene her şeyi çok abartıyorsun gibi ifadeler.
Bunları sürekli duyarsınız.
Bunlara maruz kalırsınız. Zamanla da...
Kendi algılarınıza güvenmeyi kaybedersiniz ve sürekli olarak karşınızdaki kişinin versiyonunu doğru kabul etmeye başlarsınız.
Yok ya böyle bir şey olmaz demeyin.
Gerçekten bunlar yaşanıyor, böyle şeyler oluyor.
Şimdi belki direkt kendi ilişkilerinizde aklınıza gelmiyor ama mutlaka yaşamışsınızdır.
Yani eşinizin, sevgilinizin böyle şiddet uygulayan, fiziksel ya da görünmeyen şiddet uygulayan biri olmadığını düşünseniz bile en basit ilişkide bile bu durum kesinlikle var.
Biz de yapıyoruzdur. Yani biz yapmıyoruz, biz çok masumuz demek istemiyorum ama en basit ilişkide bile böyle şeyler yaşanabiliyor.
Ama gaslighting'in en tehlikeli yanı ise zamanla kendi zihinsel kapasitelerinizden şüphe etmeye başlamanızdır.
Yani şöyle, acaba gerçekten yanlış mı hatırlıyorum ya?
Belki de gerçekten çok hassasım ya, doğru söylüyor yani.
Bu kadar hassas davranmamam.
gerekiyor diye düşünmeye başlarsınız.
Kendiniz olmaktan çıkmaktan bahsediyorum burada aslında.
Bu çok üzgünüm ama psikolojik bir bağımlılık yaratıyormuş.
Yani bu gaslighting çok yoğun yaşıyorsanız ilişkinizde bu artık psikolojik bir bağımlılık yaratıyor.
Çünkü sürekli olarak karşı tarafın onayına ihtiyaç duymaya başlıyorsunuz ve evet ben yanılıyorum ya.
O da bu kadar net anlattığına göre, söylediğine göre ben yanılıyorum.
Evet çok hassas davranıyorum falan.
Artık Onunla onayındasınız ve onun dediklerini kabul etmeye başlıyorsunuz ister istemez.
Ve yine araştırmalar göstermiş ki gaslighting mağdurları genellikle yine kronik ansiyete, depresyon ve post travmatik artık travmaya varacak stres belirtileri
yaşamaya başlıyorlarmış. Yani durumun ciddiyetine bakar mısınız aslında?
Bizim ilişkimiz içerisinde çok basit olarak gördüğümüz ve geçiştirdiğimiz bir şey aslında Psikolojimizde ruhumuzda nasıl yaralar açıyor?
Bu durumun fark edilmesi gerçekten çok önemli.
Çünkü kendi gerçeklik algınıza güvenmeniz temel bir hakkınızdır.
Ben böyle hatırlıyorum yani ben biliyorum.
Bunu hatırlıyorum. Dolayısıyla önce kendime inanıyorum ve güveniyorum deme hakkımız var.
Eğer ilişkinizde sürekli kendinizi sorguluyorsanız bu bir alarm zili olabilir.
Lütfen. Şöyle ilişkinizi sakin bir zamanda gözden geçirin ve bu gaslighting durumunu ne kadar yaşadığınızı bir değerlendirin.
Sonuç çoksa sevgilinizle, partnerinizle, eşinizle bu konuyu bir gündeme alın derim.
Bir diğer görünmeyen şiddet türü kavramı sessiz tahakküm.
Nasıl söyleyeyim?
Fiziksel şiddet kullanmadan birini kontrol etmenin çok sistematik bir yolu.
Öyle ki kişiyi, arkadaşlarınızı beğenmez.
Sizi onlardan uzaklaştırır.
Aile bağlarınızı zayıflatmaya çalışır.
Finansal kontrolü ele geçirir.
Hatta işte giyim kuşamınıza karışır.
Sosyal medya hesaplarınızı kontrol eder gibi gibi.
Bütün bunları yaparken de sizi tırnak içinde söylüyorum.
Koruduğu bahanesine inandırır.
Hayatım seni sevdiğim için böyle davranıyorum.
Ya ben senin kötülüğünü ister miyim?
Ben seni neden işte bilmem bir şeyine engelleyim?
Çünkü ben senin iyiliğini istiyorum.
Senin için yapıyorum bunun gibi ifadelerle davranışlarını meşrulaştırır.
Kontrol çok sinsi bir şekilde ilerler ve fark etmekte zorlandığınız bir şekilde özgürlüğünüzü kısıtlar.
Bu sessiz tahakküm özellikle tehlikelidir.
Çünkü dışarıdan bakıldığında böyle ilgili bir partner, ilgili bir eş gibi görünür kişi.
Ancak gerçekte bu davranış sistematik olarak bakın.
özertliğinizi yok etmeyi amaçlar.
Zamanla böyle karar vermeye etinizi kaybedersiniz.
Yani peki bu giydiğim olmuş mu falan.
Ne giydiğinizi sürekli eşinize sorduğunuz bir şey durumunda düşünebiliyor musunuz yani kendinizi?
Ki bu en basit yaklaşım.
Görüşlerinize güvenmemeye başlarsınız ve tamamen karşı tarafı bağımlı hale gelirsiniz.
İşte o benim iyiliğimi istiyor.
Yoksa bana işte oraya gitme der miydi?
Beni düşündüğü için o insanlarla görüşmemi istemiyor falan gibi bakmışsınız.
İşte insanlar etrafınızdan azalmış.
Onunla görüşmeyi kesmişsiniz.
Sinirlendim ya böyle dilim sürçmeye başladı.
Sanki karşımda öyle biri varmış gibi.
İşte ne bileyim her zaman gittiğiniz bir yere gitmemeye başlamışsınız.
İşte o spor salonu üyeliğinizi bitirmişsiniz.
Artık oraya gitmiyorsunuz falan gibi.
Yani kendi kararlarınızla hayatınıza aldığınız yani hayatınıza kattığınız şeylerden artık.
Vazgeçmeye başlamışsınız.
O hale gelirsiniz. Tabii ki bu durumda psikolojik bir şiddet ve ciddi travmalara bu da yol açabilir.
Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre bu tür nasıl diyeyim kontrol davranışları mağdurlarda uzun vadeli psikolojik sorunlara neden oluyor.
Dünya Sağlık Örgütü'nün sitesinde bununla ilgili çok fazla makale ve yayın var gerçekten.
Uzun süren çünkü kendinize güveninizi o kadar fazla kaybediyorsunuz ki ve başkasına bağımlı hale o kadar fazla geliyorsunuz ki tedavisi ve terapisi uzun süren bir durum olacaktır gerçekten.
Sağlıklı bir ilişkide herkesin kendi bireyselliğini koruma hakkı vardır.
Koruma adı altında kontrol ediyorsa bu gerçek bir sevgi değildir.
Tabii ki bunu ayırt etmek lazım.
Mesela eşiniz... Bir arkadaşınızla ilgili bir gözlemi var.
Ve bunu sizinle paylaşıyor.
Ve siz de bunu test edip ona hak veriyorsanız ve kendi kararınızla yine o kişiyi hayatınızdan çıkartıyorsanız bu çok güzel bir şey.
Ama işte o onun gözü göz değil onunla görüşme.
İşte onlar öyle onunla görüşme.
O spor salonuna gitme.
Onu giyme falan gibi bir durumsa bu artık koruma adı altında değil.
Bu gerçek bir sevgi olmaktan çıkıyor.
Son olarak da mikro yönetilen ilişki kavramından bahsetmek istiyorum.
Mikro yönetilen ilişki.
Bu şu demek.
Bu partnerinizin hayatınızın en küçük detaylarına kadar karışması ve her şeyi kontrol etme isteğidir.
Demin söylediğim tessiz tahakküm şeydi.
Koruma adı altında onu giyme, oraya gitme, o kişiyle görüşme falandı.
Bu mikro yönetilen ilişki kavramında artık yediğinize içtiğinize Ne zaman uyuduğunuza varana kadar ya da hangi yolu tercih ettiğiniz gibi günlük yaşamın her anına müdahale eden kişilerdir.
İşte o yoldan gitme.
Ya hayatım işte navigasyon da oraya gösteriyor.
Olsun oradan gitme bak şuradan git.
Gene mi bunu yiyorsun?
İşte artık bu yemeği yeme.
Hatta bir de şunu da yaparlar.
İşte kilo almak istiyorsun galiba gene bu yemeği yemek istediğine göre falan gibi şeyler de söylerler.
Çok erkenden yatıyorsun, bu saatte uyuma.
Artık bu şampuanı kullanma, bu kremi sürme, ya işte bu takıyı takma falan gibi gerçekten size yakışması için ya da size iyi gelmesi
için değil de böyle size karışmak için ve kendi istediği şekle sokmak için gösterilen bir davranış modeli bu.
Ve ilişkiyi de böyle yönetiyorlar.
Ve bu davranışlar genellikle tırnak içinde söylüyorum bunu.
Mükemmeliyetçilik veya düzenli olmak gibi masum gerekçelerle sunulur.
Ya hayat biliyorsun yani ben mükemmeliyetçi biriyim birazcık o yüzden söylüyorum.
Tatlım ya ben düzenli olmayı seviyorsam ve senin de ölümün olmanı istiyorsam da kötü bir şey mi?
Yani düzenli olmak kötü bir şey mi?
Valla gibi gerekçeler sunarlar.
Ancak gerçekte bu kişisel sınırlarınızın sürekli ihlal edilmesi anlamına geliyor ama devamlı.
Mikro yönetim özellikle ev ortamlarında kadınların daha sık karşılaştığı bir durum olarak da karşımıza çıkıyor.
Çünkü aynı evin içinde çok fazla beraber vakit geçirdiğimiz için daha fazla karışma imkanı oluyor partnerin.
Mikro yönetilen ilişkilerde bir de şu vardır.
Bu yaklaşımlı gösterdikleri için de aslında bunu bir eleştiri gibi de söylenenler ve sürekli olarak eleştiri altında hissedersiniz kendinizi.
Yaptığınız hiçbir şey yeterince iyi değildir.
Ve sürekli daha iyisini yapmanız da beklenir sizden.
Kişi üzerinde o büyük bir stres yaratır ve özgüveninizi ciddi şekilde sarsar.
Kendi kararlarınıza güvenmeyi kaybeder ve sürekli onay arayışı içinde olursunuz.
Ne kadar çok ortak payda sürekli onay aramak, özgüveni kaybetmek.
Bütün bu görünmeyen şiddet türlerinde aslında sonuç aynı yere varıyor.
Psikolojimizi çok fazla etkiliyor, stres yaratıyor ve onaylanma...
özgüven kaybı sürekli bunlardan bahsetmiştim.
Aslında üzerimizde ne kadar gittiği yaralar açabilecek şiddet türleri bunlar aslında.
Yani belki fiziksel şiddet tabii ki asla tahsip etmiyorum ve bir kıyaslama yapmıyorum ama bir morluğun geçmesi belki 3-5 günü buluyor.
Tabii onunla beraber getirdiği psikolojik travmanın da ayrı bir boyutu var ama bu şiddet türlerini de böyle çok fazla yansımamak gerekiyor.
Yani dövüyor muymuş ya, dayatmıyormuş ki?
Deyip basitleştirmemek gerekiyor.
Çünkü tahribatı gerçekten oldukça fazla.
Yine bakın psikolojik araştırmalar gösteriyor ki bu tür sürekli kontrol ortamları kişide öğrenilmiş çaresizlik sendromu geliştirebilir.
Yani kişi zamanla hiçbir konuda inisiyatif alamaz hale gelir.
Sağlıklı ilişkilerde karşılıklı saygı ve kişisel alan çok çok önemlidir.
herkesin kendi kararlarını verme hakkı vardır.
Bakın öğrenilmiş çaresizlik o kadar zor bir durum ki gerçekten.
Hiçbir karar veremiyorsunuz.
Her şeyi eşinize, partnerinize danışmak zorunda kalıyorsunuz.
Çünkü her şeyin iyisini o biliyor.
Çünkü o benden daha mükemmeliyetçi biri.
Benden daha düzenli biri falan deyip ve artık bu sizin normal haliniz olmaya başlıyor.
Her şeyi ona danışmak.
Farkına bile varmadan o hale geliyorsunuz.
Hayatınızda böyle biri varsa evliyseniz karşınıza alın konuşun bunu net bir gündem olarak masaya yatırın.
Hala böyle medeni kanunla bağlanmış bir ilişkiniz yoksa da hayatınızdan çıkartmayı bile düşünebilirsiniz böyle kişileri.
Evet sevgili kadın dediğim podcast dinleyicileri.
Bugün konuştuğumuz altı kavram.
Yani neydi? Yörüngede dolaşma, yedeğe alma, yavaştan çekilme, gerçekliği çarpıtma, sessiz tahakküm ve mikro yönetilen ilişki hepsi ama hepsi görünmez şiddet türleridir.
Bu davranışlar fiziksel bir iz bırakmaz belki ama psikolojik olarak her kavramı anlattığımda söylediğim gibi çok derin yaralar açar.
Bu tür davranışlarla karşılaştığınızda bunların normal olmadığını hatırlamanız çok önemli.
Podcast yayından beklediğim şey aslında bu.
Bunlarla karşılaşıyorsanız normal değil.
Lütfen bunu kendinize hatırlatın.
Sağlıklı ilişkilerde saygı, açık iletişim, güven ve özellikle kişisel sınırlara saygı temel unsurlardır.
Eğer bir ilişkide kendinizi sürekli sorguluyor, mutsuz hissediyor veya kontrol altında hissediyorsanız profesyonel yardım almanızı şiddetle tavsiye ederim.
ya da o ilişkiyi sorgulayıp o ilişkiden uzaklaşmanızı nacizane olarak önerebilirim.
Lütfen ama lütfen lütfen unutmayın.
Herkes sevgi, saygı ve anlayışlı olan ilişkileri hak eder.
Kendinize değer verin ve sağlıklı sınırlar koyma cesaretini gösterin diyorum.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Kendinize çok iyi bakın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
