
Bu bölümde, ikinci çocuğuna beklenmedik şekilde hamile kalan çalışan kadınların yaşadıklarını ele alıyoruz.
“Hazır değildim” diyen kadınlar neler yaşıyor? İşe nasıl devam ediliyor? İkinci çocuk fikriyle birlikte gelen duygular, çatışmalar ve kararsızlıklar neye işaret ediyor?
Uzman görüşlerinden alıntılarla, bu süreci nasıl yönetebileceğine dair pratik öneriler ve uygulanabilir çözümler paylaşıyorum.
Bölümün başında ise, neden uzun süredir bir yayın yapmadığıma dair kısa bir iç döküş var. Kayıplar, duraksamalar ve yeniden başlama cesareti…
Bazen bir cümle iyi gelir. Belki bu bölüm sana da iyi gelir.
🎙️ “Kadın Dediğin” podcast serisinde yeni bölümlerle devam edeceğim. Takipte kal, konuşacak çok şeyimiz var.
Transkript
Merhabalar, Kadın Dediğim Podcast'ine hepiniz hoş geldiniz.
Ben Gökçe. Ne kadar çok zaman olmuş değil mi?
Buralarda olmayalı, bir şeyler paylaşmayalı.
Neredeyse bir sene olmuş.
Ama bu bir sene içerisinde burada olmamamı gerektiren çok geçerli sebeplerim vardı.
Şimdi yeni bölümün konusuna geçmeden biraz içimi dökeceğim size.
Hafif duygusal anlar yaşayabiliriz ama yapacak bir şey yok.
Burada duygular...
Her türlü duygu var daha doğrusu.
Keyifli konulardan, öğreneceğimiz şeylerden bahsederken aynı zamanda kendi duygularımızdan, yaşadıklarımızdan da bahsetmemiz gerekiyor diye düşünüyorum.
Şöyle, geçtiğimiz bir sene benim için biraz zorlu bir sene oldu.
Benim ve ailem için aslında daha doğrusu.
Tam böyle yeni bir konu bulayım, onu işleyeyim, onu araştırayım derken peş peşe bir sürü sağlık ve kayıplar aslında yaşadık ailecek.
İlki geçtiğimiz sene Temmuz ayında, Temmuz ayının sonunda benim ve eşimin 11 yıllık evladı Mars, kendisi kırma bir Golden Retriever, Ayşe
Özyılmazel'in paylaştığı bir posta görüp sahiplenmiştik Mars'ı.
Maalesef onu kaybettik geçtiğimiz sene Temmuz ayında.
Böyle sesim titriyor ondan hala bahsederken ve sadece Temmuz ayı değil onun öncesinde yani Mart'tan itibaren başlayan bir çok kötü bir hastalık süreci.
Peş peşe geçirdiği ameliyatlar zorlu bir süreçti yani Mars'la geçirdiğimiz son 5 ay ama onu sahiplendiğimizde 2-2,5 yaşlarındaydı.
O yüzden 13 seneye yakın neredeyse çok güzel bir şekilde yaşadı.
İlk iki senesinde zorluklar yaşamış olsa da sonuçta terk edilmiş bir köpekti Mars.
Ama bizimle beraber çok güzel bir 11 sene geçirdi.
O yüzden hem onun adına hem kendi adımıza çok mutluyum.
Bize de çok güzel şeyler yaşattı.
Çok güzel şeyler katkattı Mars.
Tam onun acısı hiç geçecek mi geçmeyecek mi diye böyle düşünürken geçtiğimiz senenin sonunda Aralık ayında da babamı kaybettim.
Babamın da zaten çok zorlu bir hastalık süreci vardı yıllardır süren ve ömrünün son 3-4 ayını ne yazık ki yoğun bakımda geçirmek zorunda kaldı.
Yoğun bakımda sevdiklerini kaybedenler varsa şu anda beni dinleyenler arasında çok iyi anlayacaklardır.
Her ölüm çok acı tabii ki ama canınızdan çok sevdiğiniz birini bir yoğun bakım odasına tek başına bırakıp...
Neredeyse bazen yanına bile almadıkları bir süreçte her gün doktordan alacağınız bir dakikalık bilgiyle ona tutunarak acaba yanımıza gelecek mi, tekrar yanımızda olacak mı, en azından evinde
olsa gibi böyle gelgitler yaşadığımız bir süreçti ve psikolojik olarak insanı gerçekten çok yıpratan bir süreç.
Ben, kız kardeşim ve annem çok zorlu günler yaşadık ve en sonunda babamı yoğun bakımda...
Onu son bir defa göremeden ne yazık ki kaybettik.
Peş peşe gelen bu iki kayıptan sonra insanın kendini toparlaması gerçekten çok zor oluyor.
Başka bir şeylere odaklanmak, başka bir şeylerle vakit geçirmek gibi bir şeyler yapamıyor.
Yani böyle biraz havada süzülüyor gibi oluyorsunuz.
Bu tür kayıplar yaşayanlar beni anlayacaktır.
Hepiniz anlarsınız. Herkesin hayatında belli başlı kayıplar mutlaka olmuştur.
Olmadıysa da Allah şu anda hayatta olanlara çok uzun sağlıklı ömürler versin.
Sizin de bizim benim hayatımda olanlara da.
Tam böyle artık dedim ki tamam Gökçe biraz kafanı dağıtmak için de artık başka şeylere kendini ver.
Bak podcast kanalım var.
O kadar araştırma yaptın.
Yayınlar hazırladın. Bir takım dinleyicilere de ulaştı.
Neden bunu bırakıyorsun?
Devam et diye düşünülürken.
Bu senenin başında aslında sadece Mart ayında başlayan bir şeydi.
Öncesinde zaten Ekrem Başkan bize mesajlarını vermeye başlamıştı.
Geliyorlar hazırlık yapıyorlar diye Mart ayı itibariyle başlayan bir darbe süreci mi artık nasıl söyleyeceğimi nasıl tanımlayacağımı bilemediğim bu süreçte bu sefer de memleket meselesine düştük.
Her ne kadar bazen böyle her seçimden sonra özellikle Gerçi son iki belediye seçimlerinde duygularım çok daha farklıydı ama ben mi kurtaracağım memleketi, ilgilenmiyorum
artık falan diye sözler, laflar çıksa da ağzımdan.
Memleketi kafama takıyorum gerçekten.
Duyarsız kalamıyorum.
Yani işte ağacı, ormanı, hayvanı, çocuğu, yaşlıyı, kadını yani neyi koruyacağımızı, neyi savunacağımızı şaşırdık.
Ve çok da yıprandık ve yorulduk.
Ama bunları yaşarken de hadi şimdi kadınlar size bakın ne anlatacağım diye bir şey hazırlığı içerisine de giremedim.
En son Fatih Altaylı'nın da hapse atılmasıyla birlikte gerçekten böyle bir cinnet dönemim de olmadı değil açıkçası.
Ama baktım ki bu cinnet geçirmeler hiç bitmeyecek ülkemde sağ olsun.
O yüzden şöyle düşünmeye karar verdim.
Bence benim gibi hissedenlere de tavsiyemdir bu.
Bir tane hayatımız olduğunu unutuyoruz.
Evet bu bir tane hayatı en güzel şekilde yaşamayı istemek tabii ki en doğal hakkımız ama şu anda hemen böyle elimizi şık yaparak değiştirebileceğimiz bir şeyler yoksa o zaman kendimizin keyif aldığı
bir takım şeylere odaklanmaya ve onları yapmaya da bir yandan devam etmemize gerekiyor.
Yoksa 7-24 gündemi takip edip sosyal medyanın içerisinde sadece haberleri izleyerek falan Kendimize de aslında çok iyilik yapmıyoruz.
O yüzden tabii ki vatanını seven bir birey olarak, bir vatandaş olarak ülkemin aydınlığı için elimden geleni yapmaya tabii ki devam edeceğim.
Hem kalan ömrümü daha mutlu ve refah ve ferah içinde geçirmek hem de benden sonraki jenerasyonlara da iyi bir ülke bırakmak için de elimden geleni yapacağım.
Ama bütün bunları yaparken de kendi keyif aldığım şeyleri de yapmaya devam etmeye karar verdim.
Canım Podcast kanalımda bunlardan bir tanesi.
Kadın dediğin podcast'ı ben gerçekten çok keyifle hazırlayarak içerik üretiyorum.
Böyle çok minicik de bir kitlem var.
İnşallah bu kitleyi kat be kat büyütürüz.
Şimdiye kadar genelde böyle kadının toplumdaki yeri, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, iş hayatında kadın, çalışan anne falan gibi konuları ele aldım.
Gene böyle bugün de biraz çalışan anneler üzerinden anlatacağım bir konu var.
Ama onun dışında sağlıkla ilgili, stil, moda ile ilgili belki daha farklı konular, belki ilişkilerle ilgili yeni içerikler hazırlamaya da devam edeceğim.
Şimdi efendim bugün gelelim aslında konumuza.
Evet bugün biraz böyle güleceğimiz, biraz bizi düşündürecek ama en çok da içimizi böyle ısıtacak bir konuya dalış yapıyoruz.
Şöyle konu şöyle ki hesapta olmayan bir...
Beklenmedik misafirle.
Beklenmedik misafiri tırnak içinde söylüyorum.
Yani ikinci bir hamilelikle tanışan, çalışan kadınların dünyasına hep beraber dalıyoruz.
Biliyorum bu ikinci çocuk...
Yani birinci var ikinci sürpriz beklenmedik bir hamilelik süreci dediğim için ikinciyi sürpriz olarak ele aldım ben burada daha çok.
Kimleriniz için yandık ne yapacağız şimdi zaten birinci vardı ikinciye nasıl bakacağız falan diye böyle bir hani doğursam mı doğurmasam mı endişesi hatta daha doğrusu ikilemine düşmüşleriniz de
olabiliyor. Ya da kimileri içinse de böyle ay harika bir sürpriz zaten istiyorduk da biz bunu işte konuşmamıştık da falan filan diye böyle.
çok da mutlu eden bir durum olarak karşımıza çıkabiliyor.
İşte tam da bu karmaşık duygusal iniş çıkışları, efendime söyleyeyim iş hayatının getirdiği denge arayışlarını ve tabii ki pratik konuları konuşacağız bu konu üzerinden.
Hazırlanın. Çünkü hem kendi deneyimlerimizden, bu arada benim ne bir ne de iki çocuğum var.
Ama etrafımda çocuğu olan çok fazla arkadaş, eş, dost var.
Onların tecrübe aktarımlarını da bu.
yayında sizlerle paylaşacağım ve mutlaka ortak noktalar bulacaksınız anneler çünkü yaşadıklarınız genelde birbirine çok benziyor ama kendinizi hep yalnız hissediyorsunuz aslında hepiniz aynı şeyi yaşıyorsunuz birazdan
onları da konuşacağız hem de Böyle uzman görüşlerinden tabii ki şu anda yayınıma bir uzman henüz bağlayamıyorum.
Ben biraz no name bir podcaster olduğum için ama araştırıyorum.
Yurt içinde ve yurt dışındaki kaynaklardan araştırmalar yaptım ve bazı uzmanların ortak noktada buluştuğu görüşlerini çıkarttım.
Bu görüşlerden de beslenen böyle eğlenceli ve bilgilendirici bir sohbet sizleri bekliyor efendim.
Şimdi gelelim bu sürprizi haberin ilk anlarına.
O pozitif çıkan test çubuğuyla birlikte gelen ilk şok dalgası.
Bunu şeye benzetebiliriz böyle bir bilim kurgu filminin fragmanı gibi hayal ediyorum ben.
Çünkü beklenmedik bir durum olduğu için aklıma bilim kurgu biraz gerilim filmi falan geliyor.
Mesela işte o fragmanlarda olur ya.
Beklenmedik bir misafir kapınızı çaldı ve hayatınız bir daha asla eskisi gibi olmayacak.
İlk akla gelenler.
Nasıl yani bir tane zaten yeterince zor değil miydi?
Kariyerim ne olacak? Finansal olarak altından kalkabilecek miyiz?
Peki ya ilk çocuğum o bunu nasıl karşılayacak falan diye böyle kafanızdan bin bir tane düşünce geçmeye başlar.
İşte bir yandan korkular, belirsizlikler dört bir yandan sararken diğer yandan da kabul edin ki yani ikinci çocuğu olanlar burada kesin kabul edeceklerdir.
İçten içe böyle frizlenen bir tatlı mutluluk sarar içinizi.
Çünkü zaten bu deneyimi yani hamilelik sürecini ve doğum sürecini daha önce yaşadığınız için ve bunun ne kadar mucizevi bir olay durum olduğunu bildiğiniz için.
Bir daha aynı şeyleri yaşamak sizi çok mutlu edecek.
Üstelik bu sefer ilkinde olduğu gibi korku ve endişeler de yok çünkü bir tecrübeniz de var.
Ve mutlaka hamilelik sürecinin kadında yaşattığı ayrı bir mutluluk, böyle değişik bir dönem oluyor herhalde.
Böyle tarif edemiyorsunuz genelde o hamilelik sürecini anlatırken.
Her kadın yaşamalı bu süreci.
En ortak duyduğum cümle budur.
O yüzden bir yandan da böyle çok keyif alacağınız bir süreç olduğu için içinize de böyle hafiften bir mutluluk filizlenmeye başlıyor kesinlikle.
Yani kalbinizin bir köşesinde minicik bir tohum gibi büyüyen yeni bir hayatın heyecanı başlamış oluyor.
Tabii ki bir kadının hayatındaki en karmaşık duygusal yolculuklardan biri olabilir.
Böyle bir an kahkahalarla gülerken diğer an gözyaşlarını boğulabilirsiniz.
Yani kadınlarda bunu çok görüyoruz.
Hamileliğin genel durumunda da hani o hormonlar hormonlar dediğiniz durum var ya genelde.
İşte o hem hormonlardan hem de bu beklenmedik bir ikinci çocuk haberi sizi daha fazla böyle duygusal iniş çıkışlara sokabilir gerçekten.
Ama bilin ki bu duygusal dalgalanmalar çok dağıl.
Hatta beklenen bir durum.
Önemli olan bu karmaşayı.
Ya da bu durumu hadi karmaşa demeyelim kabullenmek ve kendimize bu duruma alışmak için zaman tanımak.
Unutmayın bu sadece sizin değil ailenizin de yeni bir macerası ve bu macerada asla yalnız değilsiniz.
Nasıl ki hamile kalırken yalnız değildiniz sonrasında da yalnız değilsiniz.
Yani eşimizi...
Mutlaka yaşadığımız bu işte duygusal iniş çıkışlara ya da endişelere dahil edip onunla daha doğrusu dertlerimizi paylaşmamız ve ortak noktada buluşmamız gerekiyor.
Ve o çocuk dünyaya gelecekse de aile üyelerinden, işte kız kardeşinizden, ablanızdan, abinizden neyse işte birilerinden yardım istemekten de çekinmemek gerekiyor.
Şimdi bu duygusal iniş çıkışları konuştuk.
Peki ya sonrası? Şimdi pozitif test çubuğuyla birlikte zihnimizdeki ilk fırtınalardan biri de...
genelde çalışan anneler için, kadınlar için kariyerle ilgili oluyor.
Yanlış söylemiyorsam eğer.
Zaten bir çocukla iş hayatını dengelemeye çalışırken bir de ikincisi gelince akıllarda bin bir soru beliriyor.
Doğum izni ne kadar olmalı?
İşe geri dönüş süreci nasıl geçecek?
Kariyer planlarım değişecek mi?
Zaten ilk çocukta da bunları düşünüyordunuz.
Yani her kadının çocuğu olduktan sonra ya kariyer planlarıyla ilgili bir takım endişeleri de olmaya başlıyor.
Bu değişecek mi?
Hele ikinciden sonra benden iyice mi ümidi keser çalıştığım şirket diye düşünebilirsiniz.
Yoksa bir süper kahraman moduna mı geçeceğim diye de aklınızdan geçmeye başlar mutlaka.
Bazı araştırmalar yaptım.
Amerika'daki kariyer koçları ve böyle işte iş hayatı uzmanları yani iş hayatı koçları daha doğrusu şöyle söylüyorlar.
İkinci hamilelikle birlikte kadınların kariyerlerinde bir dönüm noktası yaşadığını belirtiyorlar.
Bu dönemde esneklik ve açık iletişim anahtar kelimeleri olarak ortaya çıkıyor.
Yani okuduğum bütün o bulduğum dokümanlardaki hep ortak çözüm kariyer uzmanlarında ve koçlarda da esnek olun ve açık iletişim.
Yani bunu işte sonra söylerim, bunu biraz daha saklayayım, bunu son ana bırakayım ya da işte bazı endişelerim var bunları şimdi dile getirmeyeyim falan gibi düşünmemek gerekiyor ve haberi
aldığınızda yani dedik ya çubuk pozitif çıkıyor diye, test pozitif çıkıyor diye onu gördüğünüz andan itibaren çalıştığınız şirketteki herkese de yöneticinize ya
da ekiplerinize de açık iletişimde olmanızda fayda var.
İşte yöneticinizle ya da patronunuzla erken konuşmak, uzaktan çalışma veya esnek saatler gibi seçenekleri değerlendirmek hatta gerekirse daha az yoğun
bir role geçiş yapmak bile masada olabilir.
Şimdi daha az yoğun bir role geçiş yapmak deyince aklınıza şu gelebilir yani işte ben bu kadar kariyer inşa etmişim şimdi downgrade mi olacağım diye.
Yani bu downgrade tanımı evet böyle bir biraz insana kendini kötü hissettiriyor.
İşte Gökçe biliyor musun? Şurada çalışmaya başlamış ama downgrade olmuş falan.
Mesela ben de şu anda profesyonel iş hayatında çalışmaya devam ediyorum.
Yaklaşık 21 yıllık ilaç sektörü deneyimim var.
Satıştan pazarlamaya kadar yani iş geliştirme çünkü bir ara kendi işimizi de denemiştik bir aile şirketinde.
Orada iş geliştirme de çok fazla yapmıştım.
Hatta çalıştığım bazı şirketlerde yeni ürün lansmanlarında R&D ile beraber çalışma fırsatı da buldum.
Yani gerçekten sektörde belli başlı teknik departmanlarda, Finans'ta ya da HR'da deneyimlerim yoktu.
Hepsinde yer aldım ve gerçekten kariyerimi de belli bir noktaya getirmiş durumdaydım.
Ama bu işte aile şirketi deneyimiz pandemi dönemine denk gelmesi ve planların istediği gibi gitmemesinden sonra o tarafı durdurma kararı aldı.
Aile büyüklerimiz tabii ki ortak bir kararla beraber.
Ve daha sonra kendi kendime bir karar verdim.
Yani bu bir kariyerinizle ilgili alacağınız önemli bir karar.
Yani ben iş hayatımı, çalışma hayatımı bundan sonrasını nasıl geçirmek istiyorum?
Şu anda bulunduğum pozisyon beni her ne kadar geliştirme ve tatmin etme konusunda gayet güzelse de paketi konusunda daha önce çalıştığım şirketlerdeki paketler de o pozisyonlara
ait paketler gibi değil.
Ama bu bilinçli bir karardı.
Yani ben gerçekten ne yapmak istiyorum?
Siz de şunu düşünebilirsiniz.
Yani ben ikinci çocuğumla beraber çocuklarıma daha fazla vakit ayırmak istiyorum ama çalışma hayatı içerisinde daha aktif de olmak istiyorum.
Dolayısıyla şirket içinde bir rotasyon imkanı varsa beni çok fazla yormayacak başka bir role rotasyon olarak geçmek istediğimi söyleyebilirim.
Ya da o pozisyona atanmak istediğimi de söyleyebilirim diyebilirsiniz.
Veya benim gibi başka bir role...
geçmeyi isteyerek eğer imkanlarınız buna müsaitse tabii ki belki daha düşük bir paketle ama sizi daha rahat ettirecek belki daha mutlu ettirecek bir pozisyona geçmeyi düşünebilirsiniz.
Yani aslında şunu demek istiyorum burada illa daha az zorlayan rol dediğimde bunu bir downgrade işte bu kadar kariyer inşa etmişim de gibi düşünmemek de lazım.
Hayattan ne beklediğimize ne istediğimize karar vermemize de ilgili bir durum aslında.
Neyse şimdi biz gelelim bu işverenle ilgili duruma.
Patronla açık konuşacağız.
Duygularımızı ve planlarımızı ve taleplerimizi dile getireceğiz.
Ortak noktada buluşmak için bazı görüşmeler yapmamız gerektiğini konuştuk.
Şunu söylemek istiyorum.
Kariyeriniz bir maraton ama kısa bir koşu değil tabii ki.
Bazen yavaşlamak daha sonra daha güçlü bir geri dönüş yapmanızı sağlayabilir.
O yüzden... Türkiye'den de bazı aile danışmanları iş yaşam dengesi kurmanın bir mükemmellik değil bir denge arayışı olduğunu vurguluyor.
O yüzden sizin de bu ikinci çocuk haberiyle beraber iş yaşamınızdaki ve ailenizle beraber yaşadığınız hayat arasında bir denge kurmanız gerekiyor.
Şunu unutmayın lütfen her şeyin kusursuz olması imkansız.
Bizim Türkiye'deki kadınlar biz ben de dahil çocuğum yok ama bir kadın olarak böyle her şeyin mükemmel olmasını istiyoruz.
İşte evle ilgili işler mükemmel gitsin, işte aileyle ilgili işte işler mükemmel gitsin, iş de mükemmel gitsin.
Her şey mükemmel gitsin bir aksilik çıkmasın.
Böyle bir dünya yok gerçekten.
Dolayısıyla evdeki işleri eşinizle adil paylaşmak, gerekirse dışarıdan destek almak.
Hatta bazen böyle yani evdeki dağınıklığa göz yummak yani aman koy ver gitsin diyebilmek gerçekten sanırım hepimizin öğrenmesi gereken dersler olarak karşımıza çıkıyor.
Kendinize karşı acımasız olmayın lütfen.
İş hayatında da evde de önceliklerinizi belirleyin ve kendinize nefes alacak alanlar yaratın.
Unutmayın mutlu bir anne daha verimli bir çalışan ve daha iyi bir eştir.
Şimdi gelelim asıl meydan okumaya.
Yani nedir meydan okuma?
Bir çocuktan ikiye geçiş.
Eğer tek çocuklu aileyseniz acaba ikincisi nasıl olur diye merak edersiniz.
Ama birdenbire ikinci bir minik misafir geldiğinde o merak yerini tatlı bir bilinmezliğe bırakır.
İki çocuklu hayat nasıl olacak?
İki kolum, iki bacağım var.
Bu kadar enerjim yeter mi diye düşünmeye başlayabilirsiniz.
Hele bir de evde küçük bir...
Tırnak içinde söylüyorum tahtına ortak çıkan sendromu yani namıdeğer kardeş kıskançlığı baş gösterince.
Ben kendimi hatırlıyorum.
Bakın ben genelde çocukluğumla ilgili çok fazla bir şey hatırlamam.
Hatta kardeşim benimle dalga geçer böyle.
Sana her şeyi, seninle sohbet içi hiç bitmez.
Çünkü sen hiçbir şey hatırlamadığın için sana her şey yeniymiş gibi anlatabilirim diye.
Ama hatırladığım tek bir şey var.
Kardeşimin eve geldiği zaman.
Bir yandan onu hiç kimseyle paylaşmak istemiyordum.
İşte böyle benle işte arkadaşlarım falan da geliyordu eve.
Bak işte senin de kardeşim falan diyorlardı arkadaşlarıma.
O zaman böyle cinnet geçirecek gibi oluyordum.
Ne demek o benim kardeşim diye.
Ama bir yandan da nasıl yok edebilirim, ortadan nasıl kaldırabilirim bu kızı diye düşünüyordum.
Yani bu duygumu çok net bir şekilde hatırlıyorum gerçekten.
O yüzden böyle bir kıskançlık durumu oluyor.
Kıskançlık da baş gösterince işler iyice eğlenceli bir hal alıyor.
Yani burada eğlenceyi aslında nasıl söyleyeyim böyle altını biraz çizerek eğlenceyi biraz daha değişik yazarak düşünün kafanızda aslında eğlenceli değil kadın daha doğrusu anne için böyle işin
içinden çıkılmaz bir durum halini almaya başlıyor.
Gene böyle yurt dışındaki bazı kaynaklarda şöyle söylüyor çocuk psikologları söylüyor bunu.
Kardeş kıskançlığının doğal bir süreç olduğunu ve aslında çocuğun duygusal gelişiminin de bir parçası olduğunu unutmamak gerektiğini söylüyorlar.
O yüzden hani bu endişeye kapılmak işte kıskanacak ne yapacağız diye düşünmeye çok fazla gerek yok.
Aslında bu çok normal bir durum ve geçecek.
Bu da işte hayatın eve bir ikinci çocuk gelmesinin, işte bir kardeş gelmesinin doğal bir süreci olarak karşılamak gerekiyor bu durumu.
Önemli olan ilk çocuğunuza da zaman ayırmak, ona özel olduğunu hissettirmek ve yeni bebeği evin bir üyesi olarak kabullenebilmesi için sabırlı olmak.
Kendinize ve çocuğunuza biraz alan tanımanız gerekiyor açıkçası bu duruma alışmak için.
Yani anlayacağınız bolca sarılma.
Öpücük ve sen benim ilk göz ağrımsın temalı konuşmalar gerekecek.
Benim de çok duyduğum bir şeydi bu kardeş kıskançlığımdan sonra.
Bir de ben aileye gelen uzun yıllar sonra gelen ilk torundum.
Ve tabii ki tüm aile büyüklerinden duyduğum şey sen benim ilk göz ağrımsın.
İşte o senin yerin başka onun yeri başka falan.
Burada benim yerimin çok daha fazla bir yer kapladığını düşünüyordum.
Her zaman öyle hayal ediyorum. Şu an 43 yaşındayım.
Hala öyle düşünüyorum itiraf etmek gerekirse.
Ve tabii ki bütün bunların dışında bir de zaman yönetimi var.
Ah o zaman yönetimi.
Allah'ım bu zaman yönetimi yani işte de işte girdiğiniz mülakatlarda da ev hayatında da annelikte de hep bir zaman yönetimi var gerçekten.
Eskiden tek çocukla bir dakika ben nefes alayım derken şimdi iki çocukla nefes almak mı o da ne moduna geçebilirsiniz.
Gene aynı kaynakta okuduğum bir takım uzman görüşleri şöyle söylüyor.
Bu dönemde mükemmelliyetçiliği bir kenara bırakmayı kendinize kural edinin lütfen.
Ev işlerinde eşinize daha fazla iş bölümü yapmak.
Yani benim kocam yapamaz, beceremez.
Yapacak. Bazen de biz yapamayacağını ya da beceremeyeceğini o kadar fazla kendimize kabul ettirmeye çalışıyoruz ki yaptığı kadarına da Tama edebiliriz aslında yani bir de bunu
denemek gerekiyor. Dolayısıyla iş bölümünü arttırabiliriz ev içerisinde.
Aile büyüklerimizden veya güvendiğimiz arkadaşlarımızdan destek almak.
Bunlardan da mutlaka faydalanmak gerekiyor.
Hatta belki bir süreliğine böyle eğer imkanınız da varsa profesyonel bir yardım almak hayat kurtarıcı olabilir.
Unutmayın süper kahraman değil mutlu bir anne olmaya çalışıyorsunuz sadece.
Bir de... Anne ve babaların yani ebeveynlerin kişisel alanı var tabii ki.
Bazen sadece beş dakika yalnız kalıp bir kahve içme hayali bile lüks gibi gelebilir ikinci çocuktan sonra.
Ancak hem Türkiye'den hem de yine yurt dışından aile danışmanları özellikle onlar diyor ki çiftlerin ve bireysel olarak anne babaların kendilerine zaman ayırmasının çok
önemli olduğunu vurguluyor.
Bu evliliğiniz ve ruh sağlığınız için bir lüks değil.
Zorunluluk, küçük kaçamaklar, eşinizle kısa bir sohbet veya sadece sessiz bir ortamda oturmak bile size enerji depolama imkanı sunacaktır.
Bu döneme uyum sağlamak bir süreç ve her gün yeni bir şeyler öğreneceksiniz bu süreçte.
Önemli olan esnek olmak ve değişimi kucaklamak.
Şimdi ben çocuklu çiftlerden genelde arkadaşlarımdan daha doğrusu duyuyorum bunu.
Hele ikinci çocuğu da varsa onlardan daha da fazla duyuyorum.
Beş yıl var ki beraber bir film izlemedik, bir sinemaya gitmedik, baş başa bir yemeğe çıkmadık.
Bence bunlar yapılabilir.
Evet bebeğin belki ilk doğduğu zamanlarda anneye çok fazla ihtiyacı var.
Ama belli bir süreden sonra da bakın bir zorunluluk diyor aile danışmanları.
Bunu bir zorunluluk gibi düşünün.
Daha doğrusu görev gibi yapmayın ama bunu da hayatınızın içine adapte etmeye çalışın.
En azından iki haftada bir eşimle çıkacağım.
İşte annemden, babamdan neyse yardımcımızdan destekle.
Çocuğu iki saat bırakacağım ve eşimle beraber baş başa konuşup sohbet edeceğimiz hem kendi geleceğimiz hem çocuklarımızı konuşabileceğimiz bir zaman yaratacağım kendime diye.
Böyle planlar yapabilirsiniz.
Dedik ya zaman yönetimi çok önemli.
Evet burada da zaman yönetin.
Bu zamanda kendinizi mutlaka ayırın.
Çocuklu hayatın yeni dinamiklerine de adapte olurken, Evlilik ve ilişkide doğal olarak yeni bir denge arayışına giriyor tabii ki.
Eskiden sadece ikinizken sonra üçe çıktınız.
Şimdi dördüncüsü yolda.
Bu durum çiftler arasındaki iletişimi, sorumluluk paylaşımını ve hatta romantizmi baştan aşağı etkileyebilir.
Uzmanlar bu dönemde çiftlerin birbirlerine karşı sabırlı ve anlayışlı olmasının kritik olduğunu belirtiyorlar.
Yine ilişki uzmanları yoğun çocuk bakımı dönemlerinde çiftlerin birbirine ayırdıkları küçük zamanların bile büyük fark yarattığını söylüyor.
Yani işte aman oturup 15 dakika onda kahve içeceğime gider çocuk işte şunu şunu yaparım falan gibi düşüncelere dalmayın.
Mutlaka 15 dakika eşinizle oturup bir kahve içecek zamanı kendinize ayırın.
Büyük fark yarattığını söylüyor uzmanlar.
İşte birlikte içilen bir kahve demin söylediğim gibi, çocukların uyumasından sonra yapılan kısa bir sohbet veya sadece el ele tutuşup televizyon izlemek bile ilişkinizin temelini güçlendirebilir.
Sorumluluk paylaşımı da ikinci çocukla birlikte daha da önemli hale geliyor.
Yine Türkiye'den birçok aile danışmanı ev işleri ve çocuk bakımı görevlerinin adil bir şekilde paylaşılmasının çatışmaları azalttığını ve çiftler arasındaki bağı kuvvetlendirdiğini vurguluyor.
Unutmayın bu bir... Takım oyunu.
Gerçekten öyle. Demin de söylediğim gibi genelde eşlerimize işte beceremez diye güvenemiyoruz.
Çocuk tabii ki çok fazla öneme sahip oluyor.
Bir anne için belki babadan daha fazla öneme sahip oluyor.
Hele ki daha bebekken. Ama bu bir takım oyunu.
Eşinize de bazı görevler verin.
Eşinize ona ihtiyacınız olduğunu söyleyin.
O da size bu zaman yaratmak için yardımcı olsun, destek olsun.
Biraz çaba göstermek gerekiyor.
Aslında çok yoğun çaba.
Bir de bunu mu çaba göstereceğim diye düşünecek şeyler değil farkındaysanız.
Sadece içimizden gelerek yapmamız gerekiyor.
Bunlara zaman ayırmamız gerekiyor.
Ve tabii ki şu meşhur romantizm.
Yani karı koca ilişkiniz vardı.
Artık anne babasınız ama karı koca ilişkiniz de devam ediyor bir yandan.
Peki romantizm ne oldu?
İki çocukla özellikle de küçük bir bebekle romantizmi sürdürmek zor görünebilir gerçekten.
Ancak önemli olan büyük şestler değil küçük ama anlamlı dokunuşlar.
Efendim birbirinize sürpriz notlar bırakmak.
Mesela bunu araştırırken ve kendime bu podcast için anlatacaklarımı çıkartırken birbirinize küçük notlar bırakmak kısmını mesela biz eşimle yaklaşık
10 yıldır evliyiz. Bizim çocuğumuz yok.
Sadece şu çocukluğu...
Karı kocalar için söylemiyorum bunu aslında düşündüm dedim ki yani ben en son eşime böyle ne zaman küçük bir not bıraktım sürpriz bir not buldu bir yerde hiç beklemediği anda bir farklı bir mesaj gönderdim
işte kaçta gelirsin işte akşam şunu yapacağız işte kuru temizlemeye gitmeyi unutma mesajları dışında farklı mesajlar en son ne zaman yazdım diye.
Gerçekten... Bunu yapabiliriz.
İlla karşı taraftan da beklemek gerekmiyor.
Biz bir iki üç adım atarsak onlardan da mutlaka en azından bir adım geleceğini unutmamak gerekiyor gerçekten.
Notlar bırakmak diye söyledim.
Sonra mesela işte kısa bir akşam yemeği randevusu ayarlamak.
Tabii bu mümkünse ve mümkün olabilecek zamanlar mutlaka gelecek.
İşte bunu da illa eşimizden beklememiz gerekmiyor.
Yani biraz nefes alma ihtiyacınız var.
Eşinizle baş başa olma ihtiyacınız var.
Annenizden destek isteyip, kardeşinizden, çok yakın bir arkadaşınızdan destek isteyip bir buçuk iki saat bence bir yemeğe çıkılabilir.
Bu zaman ayarlanabilir.
Çok çok acil bir durum olursa zaten geri dönüp çocukla ilgileneceksiniz ama o romantizmi kaçırmamak için de böyle ufak randevular ayarlayabilirsiniz.
Veya sadece birbirinize seni seviyorum ve iyi ki varsın demek bile ilişkinizin kıvılcımını canlı tutmaya yardımcı olur.
Ya iyi ki varsın o kadar güzel bir kelime ki bir cümle ki daha doğrusu.
Seni seviyorum da çok güzel bir cümle tabii ki ama iyi ki varsın bunu dediğiniz yani bunu duyan kişi kendini gerçekten çok çok mutlu hisseder diye düşünüyorum.
Ben kendimi öyle hissediyorum en azından.
Biri bana iyi ki varsın, iyi ki şu an yanımdasın, iyi ki hayatımdasın, hiç gitme gibi sözler duyduğum zaman gerçekten çok mutlu oluyorum ve empati yapıyorum.
Bunu ben hayatımı paylaştığım, çok sevdiğim hayat arkadaşıma, eşime söylediğim zaman da o da gerçekten çok mutlu olacaktır.
Bunları yapmaya da özen göstermek gerekiyor.
Bu dönemde birbirinize destek olmak ve duygusal olarak bağlı kalmak evliliğinizin temellerini daha da sağlamlaştıracaktır.
Merak etmeyin. Şimdi geldik belki de en hassas, en can alıcı noktalardan birine.
Türkiye gibi bir ülkede iki çocuk büyütmenin ekonomik boyutu.
Yani tek çocukla bile bütçe ayarlamak zorlayıcı iken ikinci bir minik misafirin gelişiyle masraflar haliyle katlanıyor.
Ya bu konu gerçekten bundan bahsedeyim mi bahsetmeyeyim mi diye çok düşündüm ama iki çocuklu çalışan bir anneyi düşündüğümüz zaman işin ekonomik boyutunu konuşmamak olmazdı.
Okul fiyatları yani kreş fiyatları okul fiyatlarına geçmiş durumda.
İstanbul için en azından ya da büyük şeyler için neredeyse bir devlet okulu bulmak, iyi bir devlet okulu bulmak, çocuğunuzu kaydettirmek için yani iyi bir eğitim almasını sağlamak için neredeyse çok zor durumda.
O yüzden bütçe konusu da gerçekten önemli bir konu.
Çünkü bezinden mamasına işte dediğim gibi eğitiminden giyimine kadar her şey kalem kalem hesaplanmak zorunda kalıyor.
Tabii ki bu ekonomik yükün de bir hafifletilmesi gerekiyor.
İşte bunun için bazı tasarruf eylemleri hayatınıza katabilirsiniz.
Planlamak da gerekiyor daha doğrusu.
Yani bunun için bizim kendi maliye bakanımızı örnek almayacağız tabii ki ama kendi tasarruflarımızı kendimiz oluşturacağız.
İşte ne bileyim her sabah işe giderken aldığın o kahveyi almayacaksın mesela.
İşte o yemeklerini ofise kendin hazırlayıp götüreceksin.
Çünkü gerçekten çalışan bir sadece kadın değil kadın erkek bir çalışan için en fazla gider sabah içilen o karton bardak kahveler ve öğlen yemekleri.
Artık yemek de yani gıdaya ulaşmak da neredeyse çok pahalı Türkiye'de.
Hele ki işyerlerine yakın olan restoranlarda falan fiyatlar daha da uçmuş durumda.
O yüzden bir takım böyle kendinizle ilgili tasarruflar yapmaya başlayabilirsiniz.
Bir de şu var yani şeffaf bir bütçeleme şart gerçekten.
Yani tüm gelir ve giderlerinizi masaya yatırıp nereye ne kadar para harcadığınızı net bir şekilde görmeniz gerekiyor.
İşte hepimizin başına geliyordur bende de oluyor işte kredi kartı ekstresi bir geliyor.
Aa ben bu kadar parayı nereye harcadım falan sürpriz oluyor yani her ay sonunda o kredi kartı bende bir sürpriz işte ay içinde hiç bakmıyorum.
Ve işte kafamda birisi şu kadar falan gelir ekstrem diye düşünüyorum.
Sonra bir bakıyorum aa hesapladım gibi değil çok daha fazla gelmiş.
Şimdi artık hayata yeni bir çocuk daha geleceği için.
Ve ailedeki insan sayısı dörde çıkacağı için gerçekten çok şeffaf bir gelir gider tablosu yapmanız gerekiyor gerçekten.
Dediğim gibi gereksiz harcamaları belirleyip kesmek.
Bunu belirlemek bu süreçte bir anahtar gerçekten.
Bazı uzmanlar diyor ki böyle ay ay bütçe yapmak yerine 3 aylık veya 6 aylık planlar yapmak beklenmedik giderlere karşı daha esnek olmanızı sağlar diyor.
O yüzden siz de böyle hani gün gün ya da ay ay çok zor olacaktır ama işte üç aylık nelerden kısabilirim, neler vardı, işte kendi hayatımdan da çok eksiltmeden, kendi
keyif aldığım şeylerden de çok fazla vazgeçmeden ama tabii ki çocuklarımı ön planda tutarak nelerden vazgeçebilirim diye eşinizle beraber oturup bir konuşmanız gerekiyor.
Bunun ötelenmemesi gerekiyor.
Yani nasıl olsa bir şekilde hallederiz falan.
Deyip son anda işte kredi mi çekeceğiz ne yapacağız gibi durumlara düşmemek gerekiyor gerçekten.
Bir takım devlet destekleri var.
Bu Türkiye'de yeni doğum yapan annelere verilen bazı destekler var ama onda bazı koşulları var.
O koşullara sahipseniz eğer bu devlet desteklerinden faydalanabiliyorsunuz.
Ama kriterlere bir girip bakmak lazım.
Bulunduğunuz bölgedeki belediyeyi...
Derin sayfalarından buna bakabilirsiniz.
Ve bakanlıkların sağladığı bir takım destekleri de araştırabilirsiniz.
Dediğim gibi bir takım kriterler var.
O kriterleri eğer sağlıyorsanız işte yeni doğum yapan annelere belirli şartlarda annelik maaşı, süt parası gibi destekler sağlanıyor.
Şimdi diyeceğim ki ikinci el kıyafet falan diyeceğim.
Lütfen şöyle şeyler düşünmeyin ve söylemeyin.
İşte bir çocuğum olmuş ona işte gidip başkasının kıyafetini mi giydireceğim?
Ya ben mesela artık bu ikinci el kullanımına çok daha sıcak bakmaya başladım.
Çünkü bazı ikinci eller var ki yani birinci eller gibi gerçekten.
Zaten bebekler çok hızlı büyüdüğü için alınan birçok kıyafettir falan çok uzun süre kullanamıyor bebek kardeşlerimiz.
O yüzden bu ikinci el kıyafetleri...
Takip etmek, bakmak ve almakta fayda var.
Zaten bir büyük birinci numaranız var, bir çocuğunuz daha var.
Onun sakladığınız kıyafetleri çok rahat bir şekilde kullanabilirsiniz.
İşte bebek arabasıdır, araba koltuğudur falan işte beşik falan o tip şeyler zaten iyi durumdaysa kesinlikle ikinci el almak çok daha doğru olacaktır.
Ya da etrafınızdaki insanlar artık kullanmıyorlarsa onlardan isteyebilirsiniz.
Yani ilk çocuğunuza yaptığınız o deli gibi alışverişi ikinci çocuk için hemen yapmayın.
Yani bu tip harcamaları ya ikinci ellerle ya etraftan bulabileceğiniz isteyebileceğiniz kişiler varsa onlarla irtibata geçerek ya da çok daha sonraya bırakarak yani bir bütçede delik oluşturmayacak şekilde planlamanız
gerekiyor. Onun dışında tabii ki işte indirimleri takip etmek artık o hepimizin hayatında bir rutini yani indirim.
varsa orada bir dikkat kesiliyoruz ve bunun üzerine de toplu bir alışveriş yapıyoruz.
Özellikle bebek bezlerinde mesela bu yapılabilir.
Bebeğin belli bir gelişim rutini olacak ay ay ve o aya göre ihtiyacı olacak bez boyutlarında bezler alınıp indirimdeyken stoklanabilir gerçekten.
Neredeyse bir yatırım aracı oldu artık bebek bezleri.
Unutmayın her küçük damla birikerek göl olur.
Damlaya damlaya göl olur demiş atalarımız.
Bu dönemde ailece ekonomik kararlar almak, Ve israfı önlemek sadece cüzdanınıza değil aynı zamanda çocuklarınıza da değerli bir ders olacaktır.
Ez cümle iki çocukla ekonomik dengeyi sağlamak mümkün.
Türkiye'de zor ama mümkün.
Planlı olmak, devlet desteklerini araştırmak, uygunsa faydalanmak, tasarruf bilincini geliştirmek ve en önemlisi paniklememek bu zorlu ama keyifli yolculukta sizi oldukça rahatlatacaktır.
Beklenmedik bir hamilelik ve iki çocuklu yaşam.
Elbette zorlukları beraberinde getiriyor.
Yalan yok. Ama unutmayın bu yolculukta yalnız değilsiniz.
Size harika tavsiyeler verecek uzmanlar var.
Aile terapistleri var.
Hepsinin ortak söylediği bir şey var.
Bu süreçte en önemli şeyin mükemmel anne sendromundan kurtulmak olduğunu söylüyor.
Paniklemeden yani işte ya yetişemezsem ya alamazsam işte ilk çocuğuma yaptım ikinci çocuğuma yapamazsam falan gibi panik durumlarından lütfen çıkın ve sakin olmaya çalışın.
Kendinize karşı aynı zamanda nazik de olun.
Çünkü iki çocukla hayat bazen tam bir karmaşı olabilir ve bu gayet normaldir.
Şimdi size bazı pratik çözümler söyleyeceğim.
Bir defa hayatınızdaki her şeyi planlamaya çalışmak yerine esnek olmaya özen gösterin.
Esneyin. Vücut egzersiz olarak da esneyin.
Vücudunuza çok iyi gelir. Ve kurallarınız konusunda da esneyin.
Amerikan Pediatri Akademisi'nin bir yayınını gördüm.
Oradaki şu cümleyi hemen çektim aldım içinden.
Bir çocuğa sahip olmak size belirli bir düzen dayatır.
Bakın bir çocuğa sahip olmak size belirli bir düzen dayatır.
Evet bir düzene sokmamız gerekiyor hayatınızı.
Çocuksuz hayatta daha özgürsünüzdür.
Bir çocuk size bir düzen dayatır.
İkinci çocukla birlikte bu düzenin esnemesi.
Kaçınılmazdır. Yani kurduğunuz o düzen bile esnemek zorunda durumunda.
Yani aynı düzen ve aynı kurallarla ikinci bir çocuğu da hayatınıza sokarak istediğiniz şeye ulaşamayabilirsiniz ve bu da sizi mutsuz edebilir.
O yüzden bu esnemeler nasıl olabilir?
Hem kendi kurallarınızın biraz dışına çıkmaya özen göstereceksiniz.
Ve yardım istemekten çekinmeyin lütfen.
Eşinizden ki en önemlisi eş burada.
Aile üyelerinizden veya yakın arkadaşlarınızdan destek almak.
Hem fiziksel hem de zihinsel olarak size nefes aldıracaktır.
Küçük şeyleri kutlayın.
Kendinize küçük molalar verin.
Ve en önemlisi bu yeni maceranın tadını çıkarmaya bakın.
Yani işte ikinci çocuk geliyor.
Eyvahlar ne yapacağızlar?
İşte bakalım şimdi şunu yapmayacağım, bunu engelleyeceğim falan gibi.
Kendinizi böyle mutsuz edecek durumlar yaratmayın lütfen.
Böyle kendinizi mutlu edecek küçük şeyler yapmaya devam edin ve yani hamileliğin lütfen tadını çıkarın.
9 ayın ilk çocuğunuzdaki o 9 ay nasıl güzel geçmişti.
İşte sabah bulantıları ya da başka türlü rahatsızlıklarınız mutlaka olmuş olabilir ama.
Her anne aynı şeyi söylüyor. Hamilelik harika bir süreç.
Keşke hiç bitmeseydi, daha uzun olsaydı falan gibi şeyler çok duyuyorum.
O yüzden lütfen bu maceranın tadını çıkarın ve hayaller kurun.
Yani ikinci bebek geldiği zaman kardeşiyle şöyle bir ilişkisi olsa, işte ilk çocuğumda yapmadığım şu vardı, bu çocuğumda daha dikkat ederim, belki ilk çocuğumla beraber bunu hayata geçiririm falan gibi hayaller kurun.
Ve tadını çıkarmaya bakın lütfen.
Kabul ediyoruz yani aslında her iki çocuklu anne de bunu kabul eder.
Bazen kaotik bazen de yorucu olabilir.
Bu kaçınılmaz bir şey gerçekten.
Ama tüm bu bilinmezliklerin ve zorlukların ötesinde ailenizin genişlemesiyle gelen tarifsiz bir güzellik de var.
Kardeş çok güzel bir şey gerçekten.
Çocuğunuzu düşündüğünüz zaman ben kardeşim olmasaydı ne yapardım bilemiyorum.
O yüzden hani ailenin büyümesi gerçekten tarifsiz bir güzellik.
İlk çocuğunuzla kurduğunuz bağın bir benzerini şimdi yeni bir mucize ile tecrübe edeceksiniz.
Unutmayın ki her annenin hikayesi eşsizdir.
Ve siz bu yolculukta yalnız değilsiniz.
Yalnız değilsiniz. Bunu kaç defa söyledim bu yayın içerisinde bilmiyorum ama bunu unutmayın lütfen.
İçinizdeki gücü keşfetmekten, yardım istemekten ve kendinize karşı nazik olmaktan lütfen çekinmeyin.
Her gün yeni bir öğrenme, yeni bir sevgi ve yeni bir bağ kurma fırsatı demek olacak bu süreç boyunca.
Evet geldik bir yayının daha sonuna.
Şimdi başlangıçta da söylemiştim ya hani o test sonucunu gördüğünüz andan itibaren başlayan yeni bir macera diye.
Ya bu gördüğünüz çift çizgi, bu beklenmedik yolculuk belki de hayatınızın en anlamlı ve en dolu dolu macerası olacak.
O yüzden lütfen tadını çıkartmaya bakın.
Ve sevgili Kadın Dede'nin dinleyicileri kendinize çok çok iyi bakın.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
