
Transkript
Herkese merhaba, ben Gökçe.
Kadın Dediğin Podcast kanalıma hepiniz hoş geldiniz.
Kadına dair her şeyi konuşuyoruz biliyorsunuz.
İşte Kadın Dediğin yapar, Kadın Dediğin hak eder gibi klişe söylemlerin altında yatanları değerlendiriyoruz.
Bazen de biz kadınların söylediği aman canım Kadın Dediğin'i de yapar ya diye genellikle olumlu ve motive edici hisler uyandıran gündemleri de konuşuyoruz.
Bu haftaki bölümde sizlerle çok çok önemli bir konuyu paylaşacağım.
Biraz canımız sıkılabilir gerçeklerle yüzleşeceğimiz için ama olsun.
Günümüzde pek çok kadın şehir hayatının, iş hayatının, işte aile hayatının karmaşasında gözle görülmeyen bir mücadele veriyor.
Hatta bazen farkında bile olmadan veriyor bu mücadeleyi.
Günlük rutinlerinde falan olağan karşılıyor.
Neyden bahsediyorum?
Psikolojik şiddet.
Evet, tam da bundan bahsediyorum.
Konumuz şehirli kadınların görünmeyen savaşı, psikolojik şiddet.
Hazırsanız başlayalım.
Tabii ki öncelikle tanımından başlamak istiyorum.
Yani psikolojik şiddet ne demek aslında?
Bundan başlamak istiyorum.
Çünkü yani sıklıkla göz ardı edilen bir konu olduğu için tanımına bile takılmayabiliyoruz.
Hatta böyle cümle içinde o kadar rahat kullanıyoruz ki.
Ya işte orada psikolojik şiddet var, o ilişkisinde psikolojik şiddet görüyor falan diye çok rahat ağzımızdan çıkan ve dökülen bir iki kelime aslında bu.
Ama birazdan anlatacaklarımdan sonra aslında...
Her birimiz, üstelik böyle hani daha şehirli iş hayatında olan, biz güçlü kadınlarız, ayaklarımızın üzerinde durabiliyoruz falan diyen bizlerin bile ilişkilerimizde, iş ortamında, kendi öz aile bireyleri
arasında psikolojik şiddete maruz kaldığımızı göreceğiz, bununla yüzleşeceğiz.
Ama dediğim gibi önce tanımdan başlayalım.
Psikolojik şiddet, sözlü saldırılar, manipülasyon, kontrol etme çabaları ve diğer duygusal zarar veren davranışları içeriyor.
Şiddet deyince genelde böyle haberlerden, sosyal medyadan sıkça gördüğümüz ve maalesef üzülerek takip ettiğimiz genelde aklımıza gelen şey şu.
Fiziksel şiddet ve hatta ölüm haberleri aklımıza geliyor.
Ve genellikle de benim de gördüğüme göre çoğunlukla da fiziksel şiddeti ve böyle işte ölümle sonuçlanan şiddet durumlarında Sosyo-kültürel olarak ya da sosyo-ekonomik
olarak daha dezavantajlı kesimi etkiliyor bu şiddet türü.
Peki nispeten eğitimli, iş güç sahibi, kendi kararlarını alabilen şehirli kadınlar şiddet yaşamıyor mu?
Belki fiziksel olarak daha az olabilir ki hiç yok değil eminim.
Ama bu grup kadınlarda psikolojik şiddetin ne kadar yaygın olduğunu fark etmemiz ve bu konunun önemini anlamamız gerekiyor.
Gerçekten işte kendi kararlarını alabilen, ayakları üzerinde durabilen, çalışan, işte lisans, yüksek lisans, sürkette terfi almaya çalışan, almış kadın grubunda bile
ki kendimi de bu grubun içinde görüyorum aslında.
Bizler de belki bizi kimse kalkıp dövemez ama hani bunu bile çok böyle hiç beklemediğimiz bir anda belki yaşamış bile olabiliriz.
İnşallah hiçbiriniz yaşamamışsınızdır böylesine.
Ama hani tekrar baştan alayım cümlemi işte belki bizi hani böyle dövemez peşimizden bıçakla koşamaz işte ilişkimizin olduğu partnerimiz ya da işte iş ortamında ya da işte babamız
abimiz falan ama diyorum ya göz ardı ettiğimiz bir durum var.
Psikolojik şiddete çok fazla maruz kalıyoruz aslında bizlerde.
Aslında sorun şu, farkında değiliz bunun bir şiddet türü olduğunun.
Günlük hayatımızın içerisinde aman işte kocamla kavga ettim, aman işte patron yine bugün tersinden kalkmış falan gibi normalleştirdiğimiz kalıplara sokuyoruz.
Aslında öyle değil, bu konuya fark etmemiz gerekiyor bu konuyu.
Bu konuyu anlamamız ve içselleştirmemiz gerekiyor ve buna karşı çıkmamız ve karşı durmamız da gerekiyor.
İş yerlerimizde ve özel hayatımızda, ikili ilişkilerimizde yaşadığımız psikolojik şiddet maalesef pek çoğumuz tarafından da günlük yaşantımızın bir parçası haline gelmiş durumda.
Yani farkında bile değiliz.
Böyle yüzeysel gelip geçiyoruz.
İşte aman gene delirmiş, kavga edecek yer arıyor falan gibi laflar söylediğinizi düşünün mesela.
Siz deli değilsiniz.
Durup dururken bu cümleleri kurmuyorsunuz.
Hepsinin altında aslında psikolojik şiddetin belki bir evresi var.
Aslında böyle düşünebiliriz.
Mesela iş yaşantımızdaki psikolojik şiddetten başlayalım.
İş yerindeki şiddet yani psikolojik şiddet tabii ki iş arkadaşlarımız, yöneticilerimiz veya işte ortaklarımız tarafından gerçekleştirilen bir dizi davranışı içeriyor.
İşte ne bileyim sürekli eleştirilme, böyle bir sürekli bir aşağılama yapılması.
Yani işte bazen böyle hani gözler devrilir falan çok net görürsünüz ya da işte böyle hani bulunduğunuz bir ortamda Fısır fısır konuşulur ve sizle ilgili konuşulduğunu falan hissedersiniz.
İşte işteki performansınıza sürekli müdahale etmeye çalışmaları.
İşte tatlım tamam sen çok yoğunsun bırak ben yaparım falan de elinizdeki projenin işinin alınması durumu falan bu tip şeyler.
Ya da böyle bir dışlama durumu.
Yani işte ne bileyim işte yemeğe...
Çok çağrılmazsınız. İşte bir kahve içmeye çok çağrılmazsınız.
Ofise bir gelmişsiniz siz daha habersiz yani haberiniz olmadan bir toplantı başlamış falan.
Sizin haberiniz yok falan gibi durumlarda aslında birer psikolojik şiddet örneği.
Böyle sıralayınca aslında şey diyoruz değil mi?
Mesela ben de ilk araştırdığımda bu konuyu baktığımda öyle düşünmüştüm.
Yani ne var ya var ofiste böyle tipler çok da kafaya takmamak lazım.
İşte her şeyi kafama takarsam işe gidilmez falan diye böyle çok yüzeysel geçiştirmiştim.
Aslında bunların hepsi birer şiddet türü.
Psikolojik şiddetin bir türü.
Ve bende gerçekten yara açıyor.
Bende birikiyor. İşte ondan sonra kendimi terapiste giderken buluyorum.
Nefes terapisi yaparken.
Yok meditasyona vereyim.
Bu rahatlama...
Ara işlerinin sebeplerinden bir tanesi de bu yaşadığımız aslında psikolojik şiddet.
Daha önceki bölümlerimi düşünün.
Cam tavanları anlatmıştım.
Kraliçe arı sendromunu anlatmıştım.
Burada da işte mobbingler vardı.
Hem kadının kadına yaptığı mobbing hem de kadının iş yerinde yükselmesini engelleyecek mobbing türlerini falan konuşmuştuk.
Aslında bunlar da birer psikolojik şiddet davranışı içeriyor.
Bu cam tavan ve kraliçe arı sendromunu da dinlerseniz orada da göreceksiniz.
Mesela bu iş yerindeki psikolojik şiddeti örneklerden bir tane şunu söyleyebilirim.
Bir arkadaşımın çalıştığı kurumsal bir şirket ve böyle hani best place to work, great place to work ödüllerinin peşinde koşan falan bunu duyurmaktan da hiç çekinmeyen, bununla övünen de
bir şirkette çalışıyor. Bir yöneticisi var.
Bu arada çalışan kişi de arkadaşım da kadın, yöneticisi de kadın.
Ama burada cinsiyet üzerinden vurgulamak istemiyorum ama gene bu bilgiyi de vermek istedim.
Kadının erkeğe yaptığı gibi bir şeyden bahsetmediğimi de anlatmak için söylüyorum cinsiyet bilgisi de.
Dışarıdan bakıldığında yöneticisi gayet böyle güler yüzlü anlayışlı falan hani böyle kimi insan böyle şeyden de tipinden falan da bakışlarından mimiklerinden de belli der.
Bu zor bir insan dersiniz ama bu yöneticiye baktığımızda öyle bir profil çizmiyor.
Ama çalışan yani onunla beraber çalışan onun altında çalışan arkadaşımın mevcut işlerinin yanı sıra çok fazla da...
Ekstra iş veriyor ve arkadaşımın iş yükü de artmaya başlıyor.
Bu arada arkadaşım da yeni doğum yaptı, doğum izninden döndü.
Hani ona da adapte olmaya çalışırken falan.
Kendi içimizle konuşurken biz de arkadaşlar olarak dedik ki tabii ki bu durum yöneticinle konuş.
Hani sen işlerini önceliklendireceksin ve önceliğin kendi sorumluluğundaki işler.
Diğerleri işte ekstra bir proje gelmiştir, işte şirkette bir pilot çalışma vardır ona seçilmişsindir falan.
Bunlar hani birazcık daha esas sorumluluğun dışındaki işler olduğu için.
Bunu üreticinle konuş ve hani önceliklendirme konusunda ondan destek iste falan diye konuşmuştuk.
Şöyle bir cevap aldığını söylemişti arkadaşım.
İşte diyelim ki arkadaşım adı Ayşe olsun.
Aa Ayşe'cim tabii ki sen yapamadığın işlerini bana pasla.
Hani ben senin yerine o işleri de yaparım.
Hiç endişe etme.
Sen hani hangi işini yapmak istiyorsan yap ama sen yetişemiyorsun anladığım kadarıyla.
Okey bana pasla ben geceleri senin işlerini de yaparım bitiririm falan gibi bir cevap almıştı.
Yani bu ne demek?
Hani ben aslında bu işlerin hepsine yetişirim.
Benim de çocuğum var. Ama sen yapamıyorsan anladığım kadarıyla tabii ki biz bu işleri yapmaya devam edeceğiz.
Sen yapamıyorsan o işleri bana pasla ben seninle de gece çalışır o işleri bitiririm.
Duymak istediğimiz şey bu değil.
Eğer o işleri de yapmamız gerekiyorsa bile böyle ifade edilmemeli.
İşte bu da psikolojik şiddet türlerinden bir tanesi.
Yani sana kendini iyi hissettirmediği bir gerçek tabii ki.
Hatta böyle bir ezik aşağılanmış.
Yani ben mi beceremiyorum? Sen benim yöneticimsin, senin de ekstra işlerin var.
Benim işlerimi takip edeceksin.
Bir de bana ekstra verdiğin proje işlerini mi de diyorsun ki ver onları da ben gece oturur.
Yani fazla mesai yaparsan işlerini de bitiririm gibi bir cevap veriyorsun bana.
Bana kendimi kötü hissettirip ezik hissettiriyorsun.
Tabii ki ondan sonra ne oldu?
İşte yok size ekstra iş olsun diye söylemedim.
Tabii ki işte ben bir şekilde bir formül bulup bunları bitireceğim, bu işleri de yapacağım falan deyip cevap vermek zorunda kalmıştım arkadaşım.
Şimdi ne oldu?
Bu da aslında bir psikolojik şiddet türü.
İşte aşağılama, dışlama.
Dışlama yok burada ama böyle net bir aşağılama ve hani sen yetersizsin.
Oysa ki ben çok yeterli bir yöneticiyim yok yeterli bir çalışanım.
Kendi işlerimi yaparım yönetici olarak farklı işlerim var onları da yaparım.
Senin yapamadığın işleri de ben yaparım tatlım sen hiç merak etme sen rahat ol gibi bir mesaj veriyor.
Bu da aslında bir psikolojik şiddet türü.
Bunun dışında işlerinde yaşanan şiddet örneklerinden psikolojik şiddet örneklerinden bir tanesi.
Taciz bu fiziksel bir taciz olması gerekmiyor ama böyle bir flörtöz yaklaşım size karşı davranışların farklı olması bunu kanıtlayamamanız ama içten içe bilmeniz de psikolojik
şiddet türlerinden bir tanesi.
Gene şeyler de var işte şu yaklaşım da psikolojik şiddet türlerinden bir tanesi.
Orası şimdi full erkek sen şimdi orada rahat edemezsin ya boşver sen gitme o seyahate o toplantıya.
Biz onun senelerini hallederiz.
İşte ne bileyim.
Sen çok yoğunsun.
O projeyi biz hallederiz.
Sen o işe çok fazla kendini yorma.
Ben hallederim. Sürekli elinizden bir işin alınması.
Halbuki bu sizin tercihiniz de olmayabilir.
Yani şu sizin tercihiniz de olmayabilir.
Belki o işi gayet iyi hallediyorsunuzdur.
Arada bir çok bunaldım yetişemiyorum demek o işleri yapamıyoruz anlamına gelmiyor.
Ama bunu fırsat bilip Bu konuşmanızı fırsat bilip işte işinizi alan yöneticiyle konuşan, ya işte Gökçe de çok yoğun olduğunu daha geçen gün söyledi, herkes duydu, çok yorulduğunu söyledi.
O yüzden o projeyi isterseniz bana verin deyip sizin ayağınızı kaydırmak isteyen çalışma arkadaşları falan.
Bu tip davranışlar, söylemler, sizin bilginiz olmadan yöneticinizle farklı konuşmalar yapan insanların olduğu bir ortamda aslında size psikolojik şiddet uygulanıyor demektir.
Hatta böyle hiç haberiniz olmaz.
Arkanızdan bir psikolojik şiddet oluşturulmuştur.
Giyim kuşamınızı, tarzınızı, saçınızın şeklini falan her şeyi konuşurlar.
Ve tabii ki bu size bir dışlanma olarak geri döner.
Bu ağ içindeki insanların davranışları bu da bir psikolojik şiddettir.
Yani iş yerinde aslında bizim böyle ya işte boşver ya onlar da öyle insanlar falan deyip duymazdan geliyorum dediğimiz birçok şey aslında birer şiddet türü.
Ve bizi yaralıyor ve bizde travmatik durumlar oluşturuyor.
Yani kanıksamamak, aman boşver dememek, bir tepki göstermek ve sınırlarımızı belli etmemiz gerekiyor gerçekten.
Detaylarını bunları nasıl yapacağımızı da ilerleyen dakikalarda anlatacağım.
Peki özel hayatımızda yaşadığımız psikolojik şiddetler, ya hele bunları...
İyice kanıksamış durumdayız yani.
Çünkü olağan gibi geliyor.
Etrafımdaki arkadaşlarımdan da çok duydum.
Benim de çok söylediğim ya işte herkes yaşıyor bunları ya.
Her evli çiftin, her sevgilisi olanın yaşadığı şeyler.
Tüm ilişkilerde var diyoruz.
İşte şimdi kim kavga edecek, susayım, laf etmeyeyim diyerek geçiştiriyoruz.
Ama bilin ki bunlar da minik travmalar olarak ruhumuzda birikiyorlar.
Özel hayatta yaşanan psikolojik şiddet, partneriniz, aile üyeleri...
veya diğer arkadaşlık ilişkilerinizdeki kişiler tarafından gerçekleştirilen zarar verici davranışları içeriyor.
Örneğin partnerinizin sürekli olarak sizi aşağılaması, sizi böyle izlemesi, kontrol etmesi veya sizinle iletişim kurulmasına engel olmaya çalışması gibi davranışlar özel hayatımızda yaşadığımız
psikolojik şiddetlere örnek olabilir.
Nasıl oluyor mesela bunlar?
Sürekli lafınızı keser.
Sizi anlamaya çalışmaz, anlamış gibi yapar, hep böylemiş gibi yapar falan filan tavırlarında.
Durum böyle bir yükselir size.
Yani siz bir konu konuşmaya çalışıyorsunuz ve o size böyle yükselir cevap verirken.
Ne oluyor falan dersiniz yani bir şey söylüyorum, bir fikir beyan ediyorum.
Kırıcı sözler de söyler ki illa küfür olmasına da gerek yok.
İşte mesela gene başladın zırlamaya demek de bir psikolojik şiddet söylemidir.
Araştırmalar. Psikolojik şiddetin özellikle duygusal olarak yıpratıcı olduğunu ve mağdurların yani bunu yaşayan kadınların bizlerin bu tür şiddeti tanıma ve tanımlamada zorlandığımızı gösteriyor.
Mağdurlar kendini sıklıkla suçlu hissederler veya şiddeti normalleştirirler.
Bakın bu suçlu hissetme kısmı da çok kritik gerçekten.
Bir yerden sonra işte bu manipülasyon durumu da var ya psikolojik şiddetle.
Sizi manipüle eder.
şiddeti uygulayan kişi ve siz ya ben nerede hata yaptım ya benim bir şeyleri düzeltmem gerekiyor gibi şeyler söylerken bulursunuz kendinize kendi kendinize araştırmalar
da bunu gösteriyormuş zaten farkında olmadığımız için ya suçu kendimizde arıyoruz ya da böyle bir normalleştiriyoruz yani üzerinde durmuyoruz bu çıkıyor ortaya araştırma demişken bilim ne diyor ona
bir bakalım psikoloji bilimi psikolojik şiddetin Uzun vadeli etkilerini inceleyerek bu konuya ışık tutmaya çalışıyor.
Bununla ilgili yayınlar ve araştırmalar da var ki birazdan işte yine bazılarından bahsedeceğim.
Ama kısaca şu sonuca varabiliriz.
Psikolojik şiddetin, araştırmalarda mağdur dendiği için bu kelimeyi kullanmaya devam edeceğim.
Mağdurlar üzerindeki duygusal ve psikolojik etkilerini anlamak için yapılan araştırmalar bu şiddetin mağdurlarının öz saygıları, anksiyeti, Ve depresyon düzeyleri üzerinde
olumsuz etkilere sahip olduğunu gösteriyor.
Yani bizim normalleştirdiğimiz şeyler bize nasıl geri dönüyor biliyor musunuz?
Her ilişkide olur böyle şeyler.
Her ilişkide partnerler birbirine bu sözleri söylüyor.
Herkes aynı şeyi yaşıyor dediğimiz şey zamanla giderek öz saygımızı yitirmemize sebep oluyor.
Bizde anksiyete durumu, endişe ve kaygı durumu oluşmaya başlıyor ve bu her şeye karşı sadece ilişkimizle ilgili değil günlük yaşamımızdaki her şeye karşı bir anksiyete oluşmaya başlıyor.
Sonucu depresyona kadar gidebiliyor.
Ya burada depresyon dediği şey bizim böyle ya bugünlerde hiçbir şey yesim yok, hiçbir şey yapasım yok falan.
Kolumu kaldırmaya halim yok değil depresyon biliyorsunuz.
Yani depresyona giren insan herhalde gözünü açamıyor, yataktan çıkamıyor falan.
Böyle bir çok daha ağır sonuçları oluyor depresyonun.
Düşünün bizim yaşadığımız ve maruz kaldığımız psikolojik şiddetin sonuçlarından biri de bu depresyon.
Aslında ne kadar ne kadar önemli bir konudan bahsediyorum.
Bir de şu var toplumsal normların psikolojik şiddetin yaygınlığına etkisini inceleyen araştırmalar da var.
Bu araştırmalar toplumun bu tür şiddeti küçümsemesinin veya normalleştirmesinin şiddeti yaşayan kişilerin yani mağdurların bu şiddeti rapor etme isteğini azaltabileceğini de gösteriyor.
Yani şu çıkıyor.
Dile getirmiyoruz.
Mücadele de etmiyoruz genellikle.
Genelde iş yerinde yaşadığımız psikolojik şiddeti dile getirmiyoruz.
İşte iş kaybetme kaygısı, terfi alamama kaygısı, dışlanma kaygısı gibi.
İlişkilerimize de dile getirmiyoruz çünkü farkında değiliz ve normalleştirmiş durumdayız.
Dolayısıyla araştırmaların sonuçları gerçekten çok kritik.
Psikolojik şiddetin farkına varmamız, iş hayatındaysa bunu gerçekten...
Belirli sınırlar çerçevesinde dile getirmemiz gerekiyor.
Partnerimizle, eşimizle, sevgilimizle ya da anne babamızla, kardeşimizle yaşadığımız bir durum varsa da bir dakika ya beni şu an manipüle ediyor.
Bu normal bir iletişim yolu değil deyip bunu bunun farkına varmamız ve bunu çözecek yollar bulmamız ve buna maruz kalmamayı öğrenmemiz gerekiyor.
Peki neden psikolojik şiddeti fark edemiyoruz?
Niye farkında değiliz bu şiddete maruz kaldığımızın?
Çünkü toplumsal baskılar ve normlar var.
Toplumsal normlar bir toplumun belirli davranışları kabul etme veya reddetme biçimini şekillendiriyor.
Kadınların günlük hayatında psikolojik şiddetle karşılaştığında sessiz kalmaları veya şiddeti görmezden gelmeleri toplumsal normların bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor.
İşte örneğin genelde kadınların dile getirdiği şeyler bunlar.
Biz aile işlerimizi kendi içimizde çözmeliyiz.
İşte kol kırılır yan içinde kalır ya da işte sonuçta eşin işte hani genelde şöyle derler daha güzel toparlayacağım.
Sonuçta senin eşin yani seni daha iyi tanır herkesten bir şey de değilse bir bildiği vardır gibi yaygın inançlar kadınları şiddetin varlığını inkar etmeye veya sessiz kalmaya itebiliyor.
Ayrıca kadınların psikolojik şiddeti rapor etmeye çekimelerine neden olan toplumsal baskılar da var.
İşte örneğin şiddeti bildirmenin sonuçlarını düşünerek sessiz kalmak, kadınlar arasında yaygın bir endişe, sonucunda ne yaşayacağını bilmediği için.
İşte bu baskılar kadınları şiddetin varlığını gizlemeye veya küçümsemeye itebiliyor.
Yani işte şimdi buna dile getirmeye ne gerek var, insanlar beni konuşacaklar falan gibi bir takım...
varsayımlara ya da yargılara varabiliyoruz.
Dolayısıyla da dile getirmiyoruz.
İşte demin de söylediğim gibi işte iş hayatında işsiz kalma endişesi.
İşte ne bileyim bana şimdi inanmayacaklar.
Çünkü kanıtlayabileceğimiz bir durum da olamıyor biliyor bazen.
İşte bu inanmayacaklar sonra bir de yalancı damgası yiyeceğim gibi endişeler duyduğumuz için sessiz kalabiliyoruz.
Özel hayatımızdaysa tartışma ortamlarını yönetememek.
Hatta bazı tartışma durumlarında böyle kendimizi iyi ifade edemediğimiz durumlar olur.
İşte bu kendini iyi ifade edememenin verdiği bir baskı ile hatalı olduğumuzu düşünmeye de başlarız.
Dolayısıyla da bu psikolojik şiddeti bu baskıdan dolayı dile getirmeyiz.
Zaten artık manipülasyon sonucu hatalı olduğumuzu düşünmeye başlamış durumdayızdır bile.
Psikolojik şiddeti tanımak bazen de zordur.
Çünkü fiziksel şiddet kadar gözle görülür de değildir.
Bu nedenle şiddeti yaşayan kişi şiddeti kolayca tanımlayamaz.
İşte örneğin sürekli eleştiriler veya küçümsemeler duygusal olarak yıpratıcıdır ancak fiziksel izler bırakmaz biliyorsunuz.
Araştırmalar da kadınların psikolojik şiddeti tanımakta zorlandıklarını gösteriyor zaten.
Mağdurlar genellikle şiddeti normalleştirme eğiliminde oluyorlar ve suçlu hissediyorlar.
Yine tekrarlıyorum.
Örneğin şunu söylüyoruz.
Belki de ben hatalıydım veya bu normal bir ilişkinin parçası gibi düşünceler şiddeti gören kadınların ya da mağdurların şiddeti göz ardı etmelerine neden olabiliyor.
Gelelim psikolojik şiddetin türlerine.
Farklı türleri var mı?
Gerçek yaşamda nasıl karşımıza çıkıyor ona bakalım.
Şimdi bu psikolojik şiddet türlerinin en fazla görülenlerinden bir tanesi kontrol.
Bir kişinin diğerini sürekli olarak denetlemeye veya kısıtlamaya veya engellemeye çalışması.
Örneğin işte eşiniz, partneriniz sizi sürekli olarak takip ediyorsa veya böyle iletişim kurmanıza izin vermiyorsa bu bir kontrol örneği olabilir.
Yani psikolojik şiddetin kontrole giren bir örneği olabilir.
Ya da mesela şu çok oluyor etrafımda da çok oluyor hatta bazen benim eşim bile yok benim eşim bunu çok yapıyor hatta ben ona yapıyor olabilirim itiraf etmem gerekirse ama etrafımda çok gördüğüm bir şey.
Mesela siz bir şey anlatın bir arkadaş ortamındasınız siz böyle bir konuyu anlatıyorsunuz bir olay olmuş o olayı anlatıyorsunuz.
Partneriniz sürekli böyle devamlı araya girer der ki o öyle olmadı olay tam öyle gerçekleşmedi hayır o dediğin kişi öyle söylemedi.
Demeye başlar. Siz de işte neyse tam öyle olmasa bile benzer şekilde oldu deyip anlatmaya devam ederken sizi bölmeye başlar ve işte yanlış aktarıyorsun, doğru paylaşmıyorsun,
bilgiyi doğru paylaş, insanları yanıltıyorsun gibi laflar söyleyerek sizi durmadan bölerler ve o iletişimi tamamlamanızı, o arkadaş grubunda o olayı anlatmanızı
engellerler. Aslında...
Anlattığınız olayın en önemli kısmı başka bir şeydir ama o sizi başka detaylarda engeller, böler, aslında sizi manipüle eder.
Bu da kontrol grubuna giren psikolojik şiddet örneklerinden bir tanesidir.
İşte bunu mutlaka yaşıyorsunuzdur.
Yani partner olup, eş olup, sevgili olup bunu yaşamayan çok az insan vardır diye düşünüyorum.
Amerikan Psikoloji Derneği'nin bir araştırması kontrolün.
Kontrol edilmenin, engellenmenin, kısıtlanmanın psikolojik şiddetin yaygın bir türü olduğunu ve mağdurların bu şiddet türünü de tanımakta zorlandığını söylüyor.
Psikolojik şiddeti bir diğer türde eleştirme.
Bu şiddete maruz kalan kişinin yani mağdurun sürekli olarak eleştirilmesi veya aşağılanması durumu da psikolojik şiddet örnekli türlerinden bir tanesi.
Tabii ki evimizde, özel hayatımızda da oluyor ama iş yerine de çok oluyor bu.
Ama sanırım özel hayatta daha net yaşıyoruz bunu.
Çünkü evimizin içerisinde eşle, sevgiliyle, partnerle ya da anne baba kardeşle falan çok daha rahat o laflar ağzımızdan çıkabiliyor.
Eğer şimdi işte iş yerindeki bir arkadaşınıza ya da bir yöneticinize o kadar rahat konuşamıyorsunuz.
Hatta bir konuyu konuşmadan önce hazırlık...
İçin üç beş gün geçiriyorsunuz yani bunu ona nasıl anlatsam diye ama evin içinde öyle olmuyor biliyorsunuz.
Çok daha rahat eleştiri cümlelerine maruz kalabiliyoruz.
İşte giydiğimiz kıyafet, kullandığımız kelime her şey bir eleştiri türü olabiliyor aslında.
Ama hani bu partnerinizle ikinizin arasında kalsa belki sorun değil ama en kötüsünü biliyor musunuz?
Bu eleştiri durumunun yani...
artık psikolojik şiddete varan eleştiri durumunun bir arkadaş grubu ya da ailenizin yanında yapılması gerçekten herhalde en kötüsü de bu.
Çünkü rencide oluyorsunuz.
Böyle drunk diye ağzının payını da veremiyorsunuz o anda.
Kırılıyorsunuz, modunuz düşüyor durup dururken.
Yani en mutlu anınızda mesela gülüyorsunuz, eğleniyorsunuz, bir şey anlatıyorsunuz.
Tak tak iki tane böyle...
Ağzından böyle rahatça çıkmış, sizi birazcık da aşağılamış bir iki eleştiri kelimesiyle aa bir bakıyorsunuz mutsuzlukla baş başa kalmışsınız.
İşte bunlar da birer psikolojik şiddet türü.
Ve tabii ki tehdit.
Bir kişinin diğerine zarar verme, ilişkiyi sonlandırma veya itibarını zedelemek gibi kötü niyetli amaçlarla tehditlerde bulunması da psikolojik şiddet türlerinden bir tanesi.
Psikolojik şiddet ve sağlık sonuçları adlı bir yayın var.
Onu google'layabilirsiniz. Bu yayın psikolojik şiddetin kişi üzerindeki sağlık sonuçlarını detaylı bir şekilde ele almış.
Bu yayın aynı zamanda yani şiddetin fiziksel ve duygusal sağlık üzerindeki olumsuz etkilerini de anlatıyor.
O yüzden bunu google'layıp çok detaylı bir şekilde inceleyebilirsiniz.
Yani ben burada anlatırsam çok uzun bir zaman alacağı için o detaylara girmedim.
Ama tehdit...
Kısmı da özellikle psikolojik şiddetin tehdit kısmı, tehditle yaşanan psikolojik şiddetin ruh sağlığı üzerinde çok daha fazla derin yaralar bıraktığını, işte o depresyona kadar giden
durumların yaşanma olasılığını daha fazla olduğunu gösteren yazılar var orada.
Orada inceleyebilirsiniz. Özellikle evlilikte işte boşayacağım seni, terk edeceğim seni falan gibi sürekli bu cümlelere maruz kalma.
Belki harekete geçmeyecek partneriniz bununla ilgili ama diline pelesenk olmuş sürekli söylüyor ve işte her tartışmanızda ya da ortak noktada buluşamadığınızda sizi bununla tehdit etmesi ya da kadınsa
alacağım çocuğumu gideceğim göreceksin falan gibi şeyler söylemesi de aslında psikolojik şiddet türlerinden tehdide giren türlerden bir tanesi.
Kendimizi psikolojik şiddetten nasıl koruyabiliriz?
Evet ya ben bu podcast'ı dinlediğim her şeyi ya da çoğunu yaşıyorum.
Bundan nasıl kurtulabilirim dediğimizde neler yapmamız gerekiyor?
Neler yapılabilir? Biraz da onlardan bahsedeyim.
Tabii ki öncelikle farkındalık oluşturmak.
Zaten bu podcast'ı dinlediyseniz bir farkındalık oluştu diye düşünüyorum.
Yani şimdiye kadar düşündüğümüz ve normal bulduğumuz ya da işte üzerine gitmediğimiz, aman şimdi işte kriz çıkmasın, kavga çıkmasın diye o manipülasyonu kabul ettiğimiz, sessiz kaldığımız durumların aslında bizde
yarattığı tahribatı şu an öğrendik.
Ve bunun bir şiddet türü olduğunu da öğrendik.
Yani nasıl ki sizi işte atıyorum iş yerinde...
Fiziksel olarak taciz edemezlerse ya da eşiniz sizi dövemez yani ne münasebet bana elini bile kaldıramaz dediğiniz durumlara nasıl tepki veriyorsanız psikolojik şiddetin de farkına varıp evet ben
bunları yaşıyorum ve bunları yaşamayı kabul etmiyorum demek gerekiyor.
Bunun için de bu farkındalığa vardığımıza göre şiddetin varlığını da kabul etmemiz gerekiyor.
Yani kanıksamak, normal görmek doğru değil.
Bu bir şiddet deyip kabul etmemiz gerekiyor.
Bu nedenle psikolojik şiddet yaşıyorsak, yukarıda anlattığım, yukarıda derken birkaç dakika önce anlattığım her şey, yukarıda dedim çünkü elimde notlarım var ve o
notlara da bakarak, destek alarak anlattığım için tabii ki o notların, anlattığım kısımları bilgisayarımın yukarısından kalmış oldu.
Oysa ben birkaç dakikadır anlatıyorum.
Başından beri anlattığım diyeyim.
Örnekleri de düşündüğünüz zaman psikolojik şiddet yaşadığınızı düşünüyorsanız artık farkındasınız, kabul ettiniz ve bu şiddeti reddetmeniz gerekiyor.
Yani yaşadığınızı kabul edip bundan kurtulma çabasına girmeniz gerekiyor.
Şiddet görmeyi reddetmeniz gerekiyor daha doğrusu.
Destek almak tabii ki önemli.
İşte bu kol kırılır, yen içinde kalır, dile getirmiyoruz diye de anlattım ya.
Bundan çekinmemek gerekiyor.
Yani işte bir fiziksel şiddete maruz kalsanız işte darp raporu alırsınız, polise gidersiniz, avukatınıza gidersiniz ya da belki ailenize gidersiniz, arkadaşınıza bir destek ararsınız değil mi?
Aynı şekilde psikolojik şiddette de tek başınıza lütfen yaşamayın.
Dolayısıyla yakın arkadaşlarınızla, ailenizle konuşabilirsiniz.
Hani eğer partnerinizle bunu yaşıyorsanız ve onunla...
Konuşacak doğru zemini bulamıyorsanız yakın çevrenizden destek alabilirsiniz.
Ve tabii ki terapi, psikiyatr ya da psikologlardan profesyonel destek almak da bu şiddetten kurtulmak ve bu şiddete maruz kalmamak için neler yapacağınızı öğrenmek konusunda sizi
iyi yönlendirecektir.
Destek aramak oldukça önemli.
Ve tabii ki kendimizi güçlendirmemiz ve ta en başında söylediğim...
Sınırlarımızı çizmemiz, yani bir sınır koyma stratejimiz olması gerekiyor.
Bunları belirlememiz gerekiyor.
Öz saygımızı arttırıcı çalışmalar, kişisel güçlenme ve bağımsızlık hissi arttırabilir.
Dolayısıyla kişisel sınırları belirlemek de önemli.
Kimi zaman şiddet mağdurları kendilerini böyle sınırsız bir şekilde suistimal eden kişilere karşı koruyamayabilirler.
Bu nedenle sınırlarımızı çizmemiz ve bu sınırlarımıza sadık kalmamız da önemli.
Bunu hem iş yerinde, iş hayatımızda hem de özel hayatımızda da yapabiliriz.
Yani şunu demekten çekinmememiz gerekiyor iş yaşantımıza da.
Benimle bu şekilde konuşmanız hoşuma gitmiyor.
Çünkü bana kendimi böyle böyle hissettiriyor.
diyebiliriz demeliyiz de yani ya işte o adam da öyle ağzından öyle çıkıyor o biraz ağzı bozuk bir adam öyle konuşuyor ama kötü niyetli değil falan bunu kabul etmememiz gerekiyor ya da eşimiz partnerimiz
sevgilimiz için de aynı şekilde yani sen bana bak bu kelimeyi ağzından çok rahat çıkıyor söylüyorsun ama Bu beni çok mutsuz ediyor.
Bana kendimi çok kötü hissettiriyor.
İlişkimizin başına gidelim, ilk günlerimize gidelim.
Birbirimize böyle şeyler söyler miydik?
Ben yine aynı kadınım. Evet üzerinden yıllar geçti.
İlişkimizin şekli belki boyut değiştirdi ama ben senin saygını hak eden biriyim.
Çocuğunun annesiyim gibi.
Yani o sınırlarımızı belirlememiz ve bizimle o şekilde konuşmaması, bizi manipüle etmemesini, bizi kontrol etmeye çalışmamasını Bir şekilde onu anlatmamız gerekiyor.
Aldığımız destek o terapi ya da profesyonel destekle bunu nasıl yapacağımızı söyleyecektir.
Ama mutlaka kendi kişisel sınırlarımızı belirleyeceğimiz ve öz saygımızı arttıracağımız çalışmalar yapmamız gerekliliği de ortaya çıkıyor.
Psikolojik şiddeti konuştuk.
Beni böyle biraz şey nasıl söyleyeyim anlatırken böyle heyecanlandıran Dolayısıyla böyle biraz hızlı konuştuğum böyle arada bir yükselip tekrar normal seviyelere
indiğim bir sunum yaptım aslında öyle anlattım sizlere psikolojik şiddeti.
Çünkü ben de ne yalan söyleyeyim çoğunun farkında değildim yani günlük yaşam içerisinde herkesin yaşadığı olan işte onun karakteri öyle o da öyle o da kendini öyle ifade ediyor
da ilişkiler içerisinde kendi ilişkim içerisinde de ya herkes yaşıyor işte sıradan.
kavgalarımızdan biri, işte onun her zamanki hali deyip normalleştirdiğim şeyler olduğunu düşünüyordum.
Aslında öyle değilmiş.
Yani ben şiddetin her türlüsüne, herkese yapılanına, doğaya, hayvana, insana, kadına, yaşlıya, çocuğa, herkese yapılana karşıyken kendime yapılmasına nasıl izin veririm?
Bununla ilgili bir farkındalığım oluşmuş oldu.
Böyle anlattıklarımı...
Tabii ki size anlatırken ben de tekrar tekrar düşünüyorum.
Ne kadar olağan, normal davranış olarak gördüğümüz davranışlar aslında.
Ama hepsi de birer şiddet türü olarak karşımıza çıkıyor.
Yani onunla yüzleşiyoruz, o gerçekle yüzleşiyoruz.
O yüzden böyle normalleştirmemek, kanıksamamak, tekrar altını çiziyorum çok çok önemli.
Bir farkındalık yaratmak da önemli.
İşte ben bu podcast'i hazırlayarak bu farkındalığın bir parçası oldum.
Siz de dinleyerek...
Bana katıldınız.
Bir farkındalık yarattıysam ne mutlu.
Şimdi siz yaşamıyorsanız bile etrafınızda yaşayan kadınları bu konuda uyarıp destek veya yardım almalarına ve kendi güçlenmelerini sağlamalarına yardımcı olabilirsiniz.
Bu farkındalığı birbirimize anlatarak çoğaltalım.
İşte arkadaşınız size anlatıyorsa ya kızım sen resmen psikolojik şiddete maruz kalıyorsun.
Bunu kabullenme, bunu düzeltmek senin tek başına yapabileceğin bir şey değil.
Bir destek alman gerekebilir falan gibi sevdiklerimizi, arkadaşlarımızı bu konuda yönlendirebiliriz.
Şiddetin her türlüsünü kınıyor.
Mutlu, huzurlu günler, sağlıklı günler diliyorum.
Yeni bölümde görüşeceğiz ama hemen de bir şey hatırlatmak istiyorum.
Eski bölümlerimle dahil bu yeni bölümü YouTube'a da yükledim.
Artık beni YouTube'dan da dinleyebilirsiniz.
Kadın Dediğin YouTube kanalında da.
Sadece ses kaydı olarak, podcast olarak yükledim.
Oradan da dinleyebilirsiniz. Bu bilgiyi de paylaşıyorum.
Yeni bölümde görüşmek üzere.
Hepinize mutluluklar diliyorum.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
