
Transkript
Herkese merhaba, ben Gökçe.
Kadın Dediğim Podcast kanalıma hepiniz hoş geldiniz.
Evet, Kadın Dediğin'in doğum izni biter ve gün gelir çalışma hayatına geri döner.
En sevdiğiniz tatlıda böyle yarım tatlı kaşıklık daha vardır ama garson gelip onu önünüzden alır ya bir saniye böyle hatta salise sürer bu an.
Hık mık durun almayın falan diyemezsiniz.
Çoktan o an bitmiştir ve tatlı gitmiştir.
İşte tam da böyle bir şey doğum izinin bitmesi ve işe geri dönmek.
Anne ve bebeği arasında kurulan o sıkı bağ sanki inceliyormuş gibi hisseder anneler çoğu zaman.
Duygu durum değişiklikleri, yeniden adapte olunmaya çalışılan bir sürü eski alışkanlık, annenin kendi psikolojisi, fiziksel ve hormonal şeyler, neyse o şeyler zaten asla tarif
edilemezler. İşte hepsinden biraz bahsedeceğim bu bölümde.
En önemlisi de...
Tüm o işe geri dönüş sürecinde yaşadıklarınızı bir tek sizin yaşamadığınızı anlatacağım.
O zaman hazırsanız başlayalım.
Önce iyi haberle başlayayım da baştan sizi şöyle bir rahatlatayım.
İşe geri dönmek zorunda kalan anneler, çocuğunu evde bırakıp işe geri dönmek zorunda olan anneler, size sesleniyorum.
Şöyle ki, çalışan annelerin herhangi bir iş günü ile Evde çocukla olan kalan ya da annelerin herhangi bir günü ayrı ayrı 24 saatleri incelenmiş.
Ve şuna bakılmak istenmiş.
Yani evde kalan anne çalışmak zorunda kalan anneye göre çocuğuna ne kadar daha fazla zaman ayırıyor?
Onunla ne kadar daha fazla zaman geçirebiliyor?
Ve ne bulunmuş biliyor musunuz?
Evde kalan anne çalışan bir annenin iş ve evde geçirdiği zaman total olarak bakıldığında Sadece 1,5 saat daha fazla çocuğuna vakit ayırıyormuş.
Yani enişelenecek çok fazla bir şey yok.
Evde kalan anne ile çalışan anne arasında çocuğuyla vakit geçirme arasında sadece 1,5 saatlik bir fark var.
Ve o 1,5 saatte aslında çalışan anneler, size söylüyorum, evde kalan annenin çocuğuna daha fazla vakit ayırdığı zaman değilmiş.
Neymiş biliyor musunuz?
Ev işlerini ayırdığı zamanmış.
Yani evde kalan anne...
Çocuğun aslında bir buçuk saat daha fazla zaman ayırabilir ama o zamanda da bir vakit bulmuşken işte çamaşırları yıkamak, ortalığı toparlamak, ütü yapmak falan gibi işleri ayırmak zorunda kalıyormuş.
Nasıl? Güzel haber değil mi?
Ama tabii ki işine geri dönmek zorunda olmayan annelere göre siz çalışan annelerin baş etmeniz gereken daha çok durum var.
Çoğu da aslında psikolojik.
Mesela şöyle bir sıralayacak olursak nedir bunlar bir bakalım isterseniz.
Eğer şu an bu podcast'i işe dönmesine sayılı zamanlar kalmış bir taze anne dinliyorsa ona sesleniyorum.
Endişelenme lütfen. Bu durumu bir tek sen yaşamıyorsun.
Hem çevresel hem de kendi içinde bulacağın çözümler var.
Şöyle düşün. Şu anki halinden hangi hale geleceksin biliyor musun?
Allah'ım okullar hiç tatil olmasa keşke diyeceğim bir hale dönüşeceksin.
WorkParent diye profesyonel bir koçluk ve eğitim veren bir firma var.
Oranın kurucusu ve CEO'su Daisy Doling, bir bebekle hastaneden eve döndükten sonra tekrar işe dönmenin benzeri olmayan bir geçiş olduğunu söylüyor.
Nedir bu benzeri olmayan geçiş?
Günlük programınızdan yeni sorumluluklarınıza, tüm yetişkin yaşamınız boyunca kendinizi nasıl gördüğünüzden kimliğinize kadar her şey değişiyor.
İşte bu değişim gerçekten eşi benzeri olmayan, alışkanlıklarınızdan, konfor alanınızdan çıktığınız bir değişim.
Bir de bu değişime ağlayan, derdini anlatamayan, uyuyamayan minik bir bebek de eşlik edince gerçekten benzersiz bir geçiş süreci oluyor bu.
Uzmanlar bunun yoğun bir fiziksel ve psikolojik uyum süreci olduğunu söylüyorlar.
E tabii ki bu süreçte siz de kendinizi çocuğunuzu bırakıp işe gitmeye hazır hissetmeyebiliyorsunuz.
Ya da bu kararınızdan dolayı kendinizi suçlu hissedebiliyorsunuz.
Bunların hepsi çok çok normal durumlar.
Doğum izninden sonra işe dönmenin mükemmel bir yolu yok.
Yani hem sizin kendinizi rahat hissedeceğiniz hem de nasıl diyeyim bebeğinizi bırakmak zorunda olmayacağınız mükemmel bir dünya yok.
Tabii ki kendi işinizi yapmıyorsanız yani kendi ofisinize bebeğinizi götürebilirsiniz ama bir banka şubesine bebeğinizi götüremeyeceğinize göre o yüzden.
Kendi işiniz değilse bu mükemmel bir yolu yok bebeğinizi bırakıp işe dönmenin.
O yüzden uzmanların da dediği gibi bu sürecin üstesinden geleceğinize inanın ve farklı kolaylaştırıcı yolları olduğunu bilin.
İşe döneceğiniz bir gerçek.
O zaman bu gerçekle yüzleşip bu sürece kendinizi hazırlamanız gerekiyor.
Öyle son güne kadar doğum izninin ilk günü gibi takılıp ay yarın işe gideceğime inanamıyorum falan demekle olmaz.
O zaman işte az önce anlattığım, saydığım tüm durumları yaşarsınız.
Ama öncesinde ufak hazırlıklar yaparsanız daha kolay adapte olursunuz bu işe geri dönme sürecine.
Şimdi dilerseniz bu hazırlık sürecinde neler yapabileceğinizi bir konuşalım.
Bu söyleyeceklerimi belki biliyorsunuzdur ama insan günlük rutin hayatının içerisinde bunları bazen düşünemeyebiliyor, unutabiliyor.
Aa evet doğru keşke böyle bir şey yapsaydım diyeceğiniz şeyler de çıkabilir.
Ya da hiç duymamış olabilirsiniz gerçekten paniksinizdir işte hele ki böyle hem taze anne hem yaşadığınız şehirde bir aile büyüğünüz anneniz babanız yoksa falan sizi yönlendirecek biri de
olmuyor. O yüzden belki ufak böyle farkındalıklar yaratabilirim diye bu hazırlık sürecinde yapabileceklerinizi şöyle bir anlatmak istiyorum.
Hazırlık sürecine geçmeden önce aslında şunu lütfen ama lütfen kabul edelim.
Kendinize nazik davranmanız gerekiyor.
Lütfen ama lütfen kendinize karşı nazik olun.
İşte anayım ben ana bebeğe mi bakacağım işte bakıcıya mı bakacağım işe geri dönme planlarımı mı yapacağım ya psikolojim ne olacak falan diye diye kendinizi parçalamayın.
Bir rahat olun.
Derin derin nefesler alın verin.
Bunu yaşayan... İlk ya da tek anne siz değilsiniz ve sonuncusu da siz olmayacaksınız.
O yüzden kendinizi parçalamaktan, kendinizi yormaktan vazgeçin.
Her seferinde kendinize sakin olmanız gerektiğini hatırlatın.
İşe dönüşteki en önemli konulardan biri bebeği kime bırakacağınızdır.
Bunun kararı verildiyse yani bu işte bakıcı da olabilir, büyükanneler veya eşiniz de olabilir.
Bir takım alıştırmalar yapabilirsiniz.
Mesela nasıl alıştırmalar?
Siz işe gitmişsiniz gibi alıştırmalardan bahsediyorum aslında.
Yani mesela bir gün evden çıkın şöyle uzaklaşın bir süre.
Hatta bu uzaklaşmaları iş yerinizin olduğu yerler civarına doğru yaparsanız belki daha da iyi olabilir.
Bebeğin sütünü işte buzdolabını neyse mamasını ya da vesaire hepsini hazırlayın.
Bazı yönlendirici post-itler, notlar hazırlayabilirsiniz böyle buzdolabının üzerine ya da evde işte kim bakacaksa onun iyi görebileceği bir yerlere hazırlayın ve asın.
Siz evde olsanız bile yokmuşsunuz gibi bebeğinize bakmalarını söyleyin ama lütfen ama lütfen müdahale etmeyin.
Yani bebeğinizin sağlığına zarar verecek herhangi bir şey yapmadıkları sürece siz istediğiniz kadar müdahale edin.
Siz gerçekten evden çıkıp işe gittikten sonra bakan kişi nasıl bakacaksa öyle bakacak bebeğe.
Yani siz bebeği işte öyle tutma böyle tut biber onu bak böyle ver tulumu şöyle giydir vesaire bile deseniz gösterip anlatsanız bile herkesin yoğurt yiyişi başka.
Bakan kişi nasıl yapacaksa öyle yapacak.
O yüzden en iyisi işe başlama günü gelmeden 2-3 hafta önce bu alıştırmaları yapmak ve hatta dediğim gibi evden uzaklaşarak bu alıştırmaları yapmayı sağlamak en doğrusu olabilir.
Kişisel bakımınız.
Lütfen bunu da son anlara bırakmayın.
Bakın imaj her şeydir ve iş dünyası acımasızdır biliyorsunuz.
Ay bitmiş bu kadın ya diye konuşmalarına asla müsaade etmeyin.
Aslında bunu başkaları için değil kendiniz için yapın.
Boyası gelmiş saçlarınızı boyatın.
Aman zaten kış ayaklarımı kim görecek demeden pedikür de dahil el ayak bakımı yaptırın.
Böyle bir iki masaja gidin.
Belki keseye. Bıyık, kaş artık ne varsa yüz bin bakımı gibi her türlü bakımınızı yaptırın.
Unutmayın bu ruhunuza da çok iyi gelecek.
İşte o başta söylediğim sakin kalma durumuna da katkı sağlayacaktır.
Şimdi bebek gelmeden önce evde iki kişiydiniz.
Sonra bebek geldi ve düzen değişti.
Şimdi tam bebekli düzene alışmışken işe dönmeniz ile yeni bir düzene geçmeniz gerekiyor.
Temponuz artacak.
Bu yüzden hayatınızı kolaylaştıracak bir düzen kurmanız da oldukça önemli.
Ev işleri, bebek bakımı, iş hayatı arasında sıkışmış hissetmemek için çevrenizdeki insanlardan, eşinizden, kendi ailenizden sorumluluklar konusunda yardım talep
etmekten lütfen çekinmeyin.
Her şeye yetişmeye çalışmak yerine çalışmaya başlamadan önce iyi bir iş bölümü yaparak kendinizi rahatlatın.
Yardım istemekten çekinmeyin yani.
Bu şimdi tabii vizyondan kalkalı oldu ama Loosa filmini seyrettiniz mi?
Seyretmediyseniz yakında bir dijital platforma gelir.
O yüzden çok bahsetmek istemiyorum.
Bence gerçekten izlenmesi gereken bir film.
Hatta o filmin böyle lansman döneminde de Gubse Özay'ı birçok programda işte YouTube kanallarında falan izleme fırsatım oldu.
Zaten direkt kendi tecrübelerinden çıkarak yazdığı bir film bu.
O da mesela her şeyi kendi yapmak istiyormuş.
Asla yardım istemiyormuş.
Yani şöyle bir his oluyor. Yani bir çocuk sahibi oldum ve kendim beceremeyip böyle herkesten yardım isteyeceksem ben nasıl bir anne olabilirim?
Her şeyi ben kendim hallederim.
Ben yaparım gibi bir duruma sokmuş kendisini ve ne kadar yıprandığını anlatıyor.
Yani her şeyi kendisinin yapmaya çalışması, işte ben hallederim düşüncesi belki de daha hala loğusu olan bir annenin işe dönüşünde onu çokça yıpratabilir.
O yüzden lütfen böyle olmayın.
Yardım istemekten çekinmeyin.
Yani şöyle söyleyeceğim size.
Bebek nasıl ki bir ekip çalışmasıyla olduysa, biliyorsunuz bu ekip çalışmasını, bakımı ve sonrasında siz işe döndüğünüzde de bu ekip çalışması devam etmeli yani.
Ekip çalışmasını bırakmayacağız eşimizle.
Onun altını çizmek istiyorum.
Sonra şöyle bir hazırlık da yapabilirsiniz.
Belki de uzun yıllarda çalıştığınız o iş yerine geri dönüyorsunuz.
Ama gene de dönmeden önce yöneticinizle bir görüşme yapın derim ben.
Uzman görüşleri de bunu destekliyor.
Çünkü siz sizi bıraktığı kadın değilsiniz artık.
Hayatınızın yeni gerçekleri var.
İşe döndüğünüz ilk zamanlar biraz karmaşık olabilir.
Bunu yöneticinizle görüşün ama tabii ki böyle sonsuz bir anlayışta beklemeyin.
İşte o yeni anne oldu işte onu anlayışla karşılayalım işte o da bu işi yapmasın falan demeyeceklerdir.
Ama biraz zamana ihtiyacınız olduğunu lütfen söyleyin.
Yani işlerinize gereken özeni vereceğinizi de belirtin.
Yani açık sözlü olmakta fayda var.
Yani ben dönüyorum ev müdürüm ama hani böyle birkaç hafta bir bocalayabilirim.
Bütün düzen değişiyor.
Üstelik size destek olabilecek bir aile yakınınız olmayabilir.
Bunu anlatabilirsiniz ona.
Ama bütün işleri toparlayacağınızla ilgili de ona bir güven verin.
Karşılıklı konuşup önden bilgi vermekte ve onunla tüm psikolojik durumunuzu çok detaylı olmamakla birlikte görüşmekte fayda var.
Daha sonradan bir sürpriz olmaması için bu görüşmeyi yapın diyorum.
İşte örneğin seyahat gerektiren bir iş ise bir süre çok sık seyahat edemeyeceğinizi önceden samimiyetle anlatın ve bu konuda da antant kalın.
Yani işte ben sizinle konuşmuştum söylemiştim hiç hatırlamıyorum ya falan demeyecek şekilde yani kesinlikle birbirinizi anladığınızdan emin olun.
Hatta beraber çalıştığınız ekip arkadaşlarınızı da bilgilendirmekte fayda olabilir.
İşte işten bir iki saat erken çıkacaksanız ya da işe gelemeyeceğiniz günler varsa bunları önceden söylemeniz ekip çalışmasının gerekliliği içinde faydalı olacaktır.
Böylelikle hem de kaytırıyor ya bu dedikodusu yapılmamış da olur hakkınızda.
Hem de toplantı işte ya da görüşme yapacakları gün ve saatleri de önceden bilirler ve kendi programlarını da ona göre ayarlayabilirler.
Bu anlar der ki işe başlayacağınız gün pazartesi olmasın.
Hafta ortası gibi işe başlayın.
Yani bu hem vücudunuzun da psikolojik ve biyolojik olarak bir alışma sürecine ihtiyacı var.
Bu süreci yaşamasına izin vermemiz gerekiyor.
Aman bunun hangi günü olduğu ile ne alakası var demeyin gerçekten uzmanları dinleyin varsaymayın.
Yani işe başlayacağınız uzun bir aradan sonra ve hatta bebeğinizle geçirdiğiniz uzun aradan sonra ki o da yeni bir tecrübeydi sizin için.
Böyle pazartesi değil de çarşamba günü başlayıp böyle iki gün işe gidip sonra tekrar bir iki günlük hafta sonu tatilde size iyi gelecektir.
Yani hani böyle... Ne bileyim bir ilacı bile yavaş yavaş kessin derler ya.
Onun gibi böyle pazartesiden işte haftanın en yoğun günü, toplantıların her şeyin en yoğun olduğu gün başlamak yerine böyle hafta ortası başlamak kendinizi daha hissetmenizi sağlayacaktır.
Tabii çalıştığınız şirketten destek alabilmeniz de çok önemli.
İşte esnek çalışma düzeni olan veya çocuk bakım desteği veren bir firmada çalışıyorsanız çok şanslısınız.
Bazı ofislerde kreşler var mesela.
Çok uygun maliyette bakım hizmeti veriliyor bu tip ofislerde.
Bazılarımız için ütopik örnekler olsa da böyle firmalarda var.
Keşke çalıştığımız her şirket böyle anne çalışanlarına bu desteği verebilse.
Sizin şirketinizde yoksa başka şeyler talep edebilirsiniz.
Evet belki bebeğinize bakım veremezler ama işinizde size eğitim ve gelişim fırsatları sunabilirler.
Bu konuda talepkar olun lütfen.
Sektördeki son trendler veya şirket içi değişiklikler hakkında bilgi vermek için bir oryantasyon programı hazırlamalarını talep edin.
Bakalım ne yapacaklar. Siz de uzun süredir işten ayrıydınız.
Ne değişti? Ne oldu siz yokken?
Böyle geldiğinizde biz şimdi artık bu sisteme geçtik tatlım.
Sen yoktun tabii doğum izindeydin falan gibi şeylerle karşılaşmamanız için.
Eğer ofis içinde bebeğinize bakım desteği verecek bir kreşleri yoksa sizin gelişiminize sizin daha kolay adapte olmanızı sağlayacak şeyler yapabilirler.
Neler oldu? Sistemler mi değişti?
Yeni kararlar mı alındı? Farklı görev sorumlulukları mı geldi?
Bu tip şaşkınlıkları yaşamamak için...
Bence işe döndüğünüz hafta size hemen böyle doğum izinden sonraki adaptasyon için bir oryantasyon programı hazırlamalarını isteyebilirsiniz.
Ve talep edin bence bunu.
Bakalım ne yapacaklar. Öyle hani işte ben insan kaynaklarındayım falan demekle olmuyor.
Gerçekten işte çalışana böyle anlarda mutlu etmek, memnun etmek, bu tip çalışmalar yapmak gerçekten önem kazanıyor.
O işte böyle hani...
Kimi elini çarpsa aldığı en iyi iş yeri bizmişiz.
İşte en iyi işveren firması biz olduk.
İşte the best place to work falan.
Hani böyle neredeyse bütün şirketlerde var o ödüller biliyorsunuz.
Artık inandırıcılığı da kalmadı.
Bakalım böyle şeyler talep ettiğinizde ne yapıyorlar?
İşte o zaman gerçekten o aldıkları plaketten daha değerli bir ödül oluyor.
Çalışanı memnun etmek ve bağlı yapmak.
Talep edin şirketinizden böyle şeyler isteyebilirsiniz.
Ya da sizinle böyle bir süre...
Şey yapabilirler böyle check-in toplantıları yapabilirler.
Karşılaştığınız zorluklar var mı?
Nasıl düzeltilebilir?
Bir dinlesinler sizi. Hemen bir mentor isteyin mesela.
İşte kariyer yolculuğunuz kaldığı yerden devam ediyor.
Bu hedeflerinize ulaşmak için sizi önemsediklerini göstersinler.
Yani çoğu kadın bazen işte bu kariyer yolculuğundan kopmamak için bile çocuk sahibi olmayı erteleyebiliyor.
Çünkü işte hamilelik süreciyle birlikte doğum izinde bakıldığında nereden baksanız böyle bir, bir buçuk sene kadar bir iş yerinizde hem varsınız hem yoksunuz gibi bir durum oluyor.
Ama yani çocuk sahibi olduğunuz için kariyer yolculuğunuzda geri kalmak zorunda değilsiniz.
O yüzden neler yapacaklar sizin tekrar işte kariyer yolculuğunuzdaki gelişiminiz için ya da neredeydiniz, nasıl bir süreç bekliyor sizi bundan sonrası için biraz şirketinizi de bu anlamda zorlamakta
fayda var diye düşünüyorum.
Ez cümle her annenin işe dönüş yolculuğu benzersizdir.
Ancak paylaştığım bilgiler...
Ve nacizane söylediğim tavsiyeler sayesinde bu yolu birlikte daha güçlü ve daha bilinçli bir şekilde yürüyebilirsiniz.
Şimdi şöyle birine sesleniyorum.
Arkadaşı, tanıdığı, bildiği bir arkadaşı doğum izninden dönecek olan kişiye sesleniyorum şu anda.
Eğer bu podcast'ı dinlediysen, hele ki bu süreci de deneyimlediysen, ofise dönüş yapacak arkadaşını gidip ilk gün bul, yanında olduğunu ve onu desteklediğini söyle lütfen.
Çünkü bazen tek ihtiyacımız da...
Bu olabiliyor. Kadın dediğim podcast'ı dinlediniz.
Yeni bölümde görüşmek üzere.
Kendinize lütfen çok çok iyi bakın.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
