
Transkript
Herkese merhaba, ben Gökçe.
Kadın Dediğin Podcast kanalıma hepiniz hoş geldiniz.
Bildiğiniz gibi biz kadınların radarına giren konuları ele almaya, bazen bir farkındalık yaratmaya, bazen de toplumsal meselelerden uzak konularla sizlere öneriler vermeye çalışıyorum.
Bu bölümde de sizi toplumsal ve bizi delirten o konulardan uzaklaştırıp, hele ki seçim öncesi, çünkü bu bölümü şu an seçim öncesi kaydediyorum, uzaklaştırıp çok daha keyifli bir konudan
bahsedeceğim. Baharın gelişi bir tazelenme hissi yaratır ve çok güzeldir.
Bu tazelenmeyi neden evlerimize de yapmayalım diye düşündüm ve bazı dekorasyon önerilerini anlatmaya karar verdim.
Buna karar vermemdeki esas sebeplerden bir tanesi aslında kendi evim içinde geçen haftadan itibaren bir takım değişiklikler yapmaya başladım.
Hala da devam ediyor bu tazelenme, kendi evimdeki bu tazelenme durumu.
Dolayısıyla madem dedim kendi evimde böyle bir değişiklik yapıyorum, O zaman bu yaptığım değişiklikleri neden beni dinleyenlerle paylaşmayayım?
Belki onlara da bir fikir verir, belki ilham olur.
Bu da tabii ki konuyu belirlememde oldukça etkili oldu bu değişim.
Kadın dediğim podcast Instagram hesabımdan da evimden bazı resimler paylaşırım ilerleyen günlerde.
Siz de o değişimleri, neler yaptığımı oradaki fotoğraflardan da görebilirsiniz.
Evlerimizi nasıl daha güzel, işlevsel ve özgün bir hale getirebileceğimize dilim döndüğünce...
ve kendi göz zevkimi üzerinden anlatmaya çalışacağım.
Ev dekorasyonu, yaşam alanlarımızı kişiselleştirmenin, kendimizi de ifade etmenin ve hatta bence ruh halimizi iyileştirmenin muhteşem bir yolu.
O zaman bütçe dostu dekorasyon fikirleri, pratik çözümler ve bu alanda sizi ilhamlandıracak bazı böyle influencer hesaplardan bahsedeceğim yeni bölüm başlasın.
Hazırsanız tabii. Efendim?
Malumunuz ekonomik kriz bizi delip geçiyor.
Hane bütçemizde de böyle bir kara delik gibi neye ne kadar harcayabiliriz ya da harcayabilir miyiz diye düşünüp duruyoruz.
Aslında bu aynı zamanda bir challenge bizim için.
Yani az bütçe ile yaratıcı şeyler yapmaya kasımız gelişiyor farkında olmadan.
Tabii keşke olmasa böyle bir şey ama bu dönemde böyle.
O yüzden dekorasyon önerileri verirken de dedim ki öncelikle bütçe dostu fikirlerle başlayalım.
O yüzden ilk sırayı tabii ki bütçe dostu dediysek kendimizle yapabileceğimiz için boya, boyamakla başlamak istedim.
Boya hayat kurtarıcı bir araç evde değişiklik yapmak istediğimiz zaman.
Ama boyadı çarmayacağız arkadaşlar.
Eşimizle, kardeşimizle, işte bir eniştemizle falan ki her halde de böyle bu işlerle ilgilenen bir dayı enişte, bir büyüğümüz de vardır bundan ki falan.
Yoksa bir arkadaşımızla falan kendimiz boyayacağız.
Odaya katacağımız...
farklı bir renk ya da sadece bir duvara uygulayacağımız örneğin bir duvar kağıdı bile evimize farklı bir boyut katabilir.
Şimdi benim oturduğum, eşimle oturduğum ev 75 metrekare.
Yani küçük bir ev olduğu için biz duvarları evde böyle ferah görünsün diye beyaz yaptık.
Bütün duvarlarımız beyaz.
Şimdi bir odamızın rengini değiştirdik.
Aslında Bir odada farklı renk kullanmak evi böyle çok ferah göstermedi.
Vay efendim o odamız çok küçük göründü gibi bir durum değil.
Yani öyle değilmiş. Bütün evi beyaz yapmak evi ferah gösterir.
Tabii ki 75 metrekare bir evi böyle rengarenk boyamak da doğru değil.
Ama bembeyaz yapmak zorunda da değilmişiz.
Onu görmüş olduk. Dediğim gibi çalışma odası olarak kullandığımız alanı hatta şey de söyleyeyim size.
Filli boyanın kozmik 90 kodlu rengiyle boyarak Müthiş bir fark yarattık odamızın içerisinde.
Nasıl diyeyim size böyle mavi desem değil lacivert desem değil böyle hele bir de üç kat boyadık istediğimiz rengi yakalamak için.
Gerçekten çok güzel bir renk oldu ve böyle çalışma odasında hani orası bir de çalışma odası ya mesela şu an bu podcast'ı da o odada çekiyorum.
Daha enerjisi yüksek kendimi böyle daha iyi hissediyorum açıkçası.
O yüzden... Bir odanızı mesela komple farklı bir renge boyayarak bir değişiklik yapabilirsiniz evinizde.
Yine boyayla ilgili bir örnek daha vereceğim.
Yine kendi evimden yaptığım bir örnek.
Siz de yapabilirsiniz. Salonumuzda da bütün duvarlarımız bembeyazdı.
Bir dedik ki bir duvarımızı böyle bir hareket katması için dekoratif sıva yapalım dedik.
Yaptık ve öylece kurumaya bıraktık.
O dekoratif sıvanın da böyle hafif pütürümsü bir dokusu var ya.
O dokusundan dolayı da diğer düz beyaz duvarların arasında gerçekten çok şık göründü.
Bu arada televizyonumuz da bozulmuştu.
Yani biz retro öncesi bütün hepsini yaşamış olduk.
Retroda bakalım neler yaşayacağız.
Televizyonumuz da bozulmuştu.
O yüzden yeni bir televizyon almak için de bir takım araştırmalar yaparken.
Şimdi şu şeyler var ya frame tv'ler çerçeveli.
Tablo gibi görünen televizyonlar.
Onlar böyle radarımıza girdi.
Tablo gibi de olduğu için işte bu duvarı o televizyonda astık.
Ve böyle yanına da asmayı planladığım ve araştırdığım farklı tablolar ile de oldukça renkli, farklı, güzel bir duvar olacak eminim.
Yani tek bir duvarınızı bile böyle dekoratif sıvaya yani aslında...
Böyle evde kendinizin hazırlayıp yapabileceği.
Bunların hepsini bu arada biz kendimiz yaptık.
Boyacı falan çağırmadık.
Youtube'dan videolar izleyebilirsiniz.
Yapımı gerçekten kolay.
Hatta insan kendi evinde ustadan, boyacıdan daha da temiz çalışıyor.
Çok riskli değil.
Mesela bir duvar kağıdı kaplamak riskli olabilir.
İyi kaplanmazsa kötü görünür ama boya, düz boya hiçbir riski yok.
Dekoratif sıvanın da aynı şekilde.
Spotulanız, gerekli alet edevatı aldıktan sonra kendinizin kolaylıkla yapabileceği.
Ve sadece o dekoratif sıva bile bakın televizyonu asmadan evin içinde salondaki herhangi bir şeyi değiştirmeden bile gerçekten odaya farklı bir hava kattı.
Yani bir değişim hissi gerçekten yakaladık o duvarı öyle yaptıktan sonra.
Tabi boyadınca sadece duvar boyamak değil.
Mobilya boyamak da özellikle benim eşimin çok sevdiği bir aktivite.
Ben de kendisini bu eğlencesinden mahrum etmemek için, mahrum bırakmamak için boyayabileceği mobilyalarımızı seçtim evin içerisinden.
Şimdi pardon evimiz iki katlı.
Ay o kadar heyecanlıyım ki bu bölümü gerçekten çıkarmayacağım podcast'tan.
Yani olduğu gibi, aktığı gibi gidiyor.
Dekorasyondur, yeni trendlerdir, modadır falan anlatmayı, konuşmayı çok sevdiğim için.
Valla böyle kesintisiz.
Nasıl çıkıyorsa öyle devam edecek açıkçası.
Hiç editleme falan filan yapmayacağım.
O yüzden şimdiden kusura bakmayın.
Şimdi bizim evimiz iki katlı.
Ve merdivenleri daha sonradan çok pişman olduğumuz bir parke ile kaplatmıştık.
Yani böyle bir parke seçmiştik.
Salonumuzun parkesinden de farklı.
Hani böyle değişik bir şey olsun falan seçmiştik derken aslında benim seçimimdi.
Ve gerçekten çok pişman oldum o parkeyi yaptırdığım için.
Neyse iki sene falan o merdivenlerle bir şekilde oturduk.
Sonra Hazreti Pinteres'te gezerken gördük ki siyah merdiven çok şık ve asil görünümlü bir şeymiş.
Dedik ki ya o zaman biz de merdivenlerimizi siyaha boyayabilir miyiz acaba?
Bakın evde köpeğimiz olmasına ve siyah rengin biliyorsunuz her bir noktayı göstermesi gerçeğini göze alarak merdivenlerimizi siyaha boyadık.
Şimdi diyoruz ki...
İlk seçimimiz yani o parke kaplama tabiri caizse bayağı kroymuş.
Şu an böyle dersiniz ki asilzadenin evinin merdivenleri gibi çok farklı bir şey oldu gerçekten.
Asilzadeyi falan biraz abartmış olabilirim ama aradaki görüntü farkını anlatmak için bu sıfatları seçiyorum.
Yani bir tanesi ilki gerçekten çok kötüydü.
Şimdi sanki bir yenilik hissi verdi eve.
Yeni bir ev gibi hissettiriyor hatta bizi o kadar.
Güzel oldu. Şimdi hatta sırada mobilyalardan boyanacak olan yemek masası ve sandalyelerimiz var.
Yemek masamız bildiğiniz ahşap renkte ve sandalyelerimizde yine ahşap country tarzı bu tip sandalyelerimiz var.
Ve artık onların da siyah olma vakti geldi.
Şimdi bizim evimizin alt katı açık mutfak ve salon.
Tabii yani mutfak oturma grubumuz, televizyon ve yemek köşemiz.
Birbiriyle çok yakın olduğu için dedik ki yemek köşemizi en azından biraz ayrıştıralım.
O yüzden de böyle masayı beyaz sandalyeleri de siyah yaparak değiştirelim diye karar verdik.
O daha bitmedi. İlerleyen günlerde yine Instagram hesabında paylaşırım.
Kadın dediğim podcast Instagram hesabımda.
Oradan görebilirsiniz.
Bu arada tabii ki mobilya boyaları normal duvar boyalarından farklı herhalde.
Bunu söylememe gerek yok. Çok ucuzlar ve ticari sitelerinden alınması oldukça kolay.
alabilirsiniz. Kendiniz çok rahat bir şekilde boyayabilirsiniz.
Şöyle düşünüyorum. Beyaz masam siyah sandalyelerim hatta onların oturma yerlerinin minderi de böyle kırık beyaz gibi çok güzel.
Onları değiştirmeyeceğim zaten. Masaya siyah keten bir servis örtüsü atarım.
Böyle dikdörtgen oluyor ya çaprazlamasını öyle sererim.
Hatta üstüne de böyle hasır bir saksı içinde aşk merdiveni diye bir çiçek var ya böyle gerçekten yaprakları merdivene benziyor.
Öyle bir değişiklik yaparım diye.
Yani o ahşap country görüntü böyle daha modern bir görüntüye gider.
Hem de salonumuzun içerisinde yani alt kattaki yaşam alanı içerisinde de yemek köşesi bir farklılaşarak tazelenir o ortam diye düşündük.
Tepesine de şöyle bir şey yapacağız.
Başka bir avize, hasır bir avize vardı masanın üzerinde.
Hani Ikea'nın yıllardır değişmeyen böyle siyah klasik bir avizesi vardır.
yuvarlak hatlı birazcık beyazı da vardır, siyahı da vardır.
Onunla değiştireceğiz. Böylelikle salondaki büyük değişim de bitmiş olacak.
Bir duvarı dekoratif sıva ile boyayıp televizyonumuz zaten bozulduğu için o tablo frame tv dediğimiz tablo görünümü televizyonu asıp yemek köşesinde değiştirdiğimiz zaman bitti.
Bize sadece bunun boya maliyeti var.
Televizyonun maliyetini tabii ki söylemiyorum ama o ekstra bir şey oldu.
Onun dışında sadece boya yapmış olduk ve bu kadar basit dokunuşlarla siz de evinizde çok farklılık yapabilirsiniz.
O sıkıldığınız köşelerden, sıkıldığınız mobilyalardan falan bu şekilde değişimler yaparak kurtulabilirsiniz.
Bir diğer ekonomik dekorasyon önerim de kendin yap şeyleri.
Yani neleri olduğunu bilmiyorum.
Ona ne denir? İşte kendin yap şeysileri.
Yani eski eşyalarınıza yeni bir hayat vermek de diyebiliriz bunu aslında.
Mesela Eski bir ahşap merdiven varsa bir yerlerde belki böyle boy ayarlaması yaparak merdiveni şimdilerde banyolarda fazlaca kullanılan böyle havlu asılan dekoratif çözümler
var ya o hale getirebilirsiniz mesela.
Veya kavanozları saksı olarak yeniden kullanabilirsiniz.
Instagram'a D Home Decoration yazarak yani bu kelimeleri yazarak çokça sayfaya ulaşabiliyorsunuz.
İşte bu kendin yap eski bir mobilyayı.
değiştirerek, işlevselliğini de değiştirerek yeniden kullan gibi örneklerin çok fazla olduğu hesaplar var.
Ben açıkçası oralarda kayboluyorum.
Bir de yine şimdilerde çok moda olan Ikea Hacks hesaplarını takip ediyorum ben.
Bu arada bizim evimiz Ikea.
Yani Ikea bizim evimizin gerçekten her şeyi.
O yüzden böyle yani bir şey alacağım zaman da böyle dekorasyon mobilya gibi şeyler alacağım zaman da öncelikle Ikea'dan başlıyoruz biz bakmaya ve genelde de aradığımız şeyi orada buluyoruz.
İşte bu Ikea Hex hesapları da işte aslında kavanoz olarak satılan bir şeyden abajur yapıyor.
İşte raflardan TV ünitesi falan yapıyor.
Yani aldığımız şeyleri illa işlevselliğinde kullanmamıza gerek yok.
Bu hesaplar bize onu gösteriyor.
Tabi burada biraz yaratıcılığımız da devreye giriyor.
Hayalimizi canlandırmak için de aslında Pinterest'ten destek almak da çok iyi olacaktır.
Ben bir odayla ilgili, evimde bir dekorasyonla ilgili herhangi bir şey için şöyle ne yapsam şuraya diye düşünmeye başladığım anda hemen Pinterest'te buluyorum kendimi.
Sonsuz öneriler ve çok yaratıcı fikirler var gerçekten.
Bazen unutabiliyoruz Pinterest'te bakmayı.
Gerçi bu tip konularda çok popüler bir sosyal medya platformu.
Ama oradan da lütfen destek almayı, hatta orada da Ikea Hacks yazdığınız zaman oradan da fikirler, öneriler çıkıyor.
Oraları da takip etmeyi bence unutmayın evde bir değişiklik yapmadan önce.
Ve bitkiler, ah canım masum bitkiler.
Hem ucuzlar hem de görsellikleriyle girdiği ortamlarda bambaşka bir hava yaratıyorlar bitkiler.
Ben gerçekten bitkileri çok seviyorum.
Çok anlamıyorum, çok da iyi bakamıyorum.
Yani şöyle bakamıyorum aslında.
Mesela eve bir bitki getiriyor biri diyelim.
İşte annem çok ilgilenir, annem çok sever, çok da anlar.
Biri bir bitki veriyor bana.
Diyor ki haftada böyle iki gün çok az su vereceksin.
Bu çiçek çok su istemez falan diyorlar.
Ben de onu yapıyorum ama o bitki benim evimde nedense kuruyup gidiyor.
Yani gerçekten konuşmak, onun yapraklarını falan sevmek, onu mu yapmak gerekiyor?
Ya da ben o... verilecek suyun miktarını mı ayarlayamıyorum ne yapıyorum bilmiyorum ama bitkilerin de eve gerçekten çok farklı bir hava kattığına eminim ve hani bazen
kuruyup gitseler bile istediğim formu veremesem bile o bitkilere çiçeklere evinde çiçek olmasına özen gösteriyorum bir de bizim bir bahçemiz de var o bahçeyi de böyle yeşillik ve çiçekle donatmayı
seviyorum şimdi bahar iyice geldikten sonra o işlere de girişeceğiz ama bitkisiz bir ev Olmasın bence.
Bir de artık hani böyle teneke içinde balkona attığımız canlılar da değiller ya bu bitkiler.
Eskiden öyleydi. İşte vitra tenekesinin içerisinde iki tane sarmıya dik dik at balkona falan.
Artık öyle de değil. Evlerin içine daha fazla yer almaya başladı bitkiler.
Bu da iyi bir şey tabii ki.
İşte hasır, seramik veya cam saksılar içinde artık evin her yerinde kullanabiliyoruz bitkileri.
Raf üstlerinde, dolap üstlerinde böyle yaprakları sarkan aşağıya doğru inen bitkiler falan onlar çok güzel duruyor.
Hele ki bitki kocaman bir starliçe ise mesela salonun bir köşesinde harika duruyor.
Gene aşk merdiveni, yaprakları masaya değmeyecekse mesela böyle masa üzerinde gerçekten çok güzel duracaktır.
Yani bitki dekorasyonu konusunda sky is the limit.
Yani işte ben bakamıyorum, öldürüyorum falan diyorsanız siz de benim gibi şey yapabilirsiniz.
Ben de şimdi sukulentlere sardım.
Sukulent köşeleri yapabiliriz kendimiz evimizde.
Mesela böyle orta sehpanız varsa orta sehpanın üzerinde böyle minik dekoratif bir tepsi içerisinde, böyle farklı digi saksılar içerisinde sukulentler kullanabiliriz.
Yani onların rengi bile, formu, dokusu bile...
Gerçekten hani bir büyük bitkinin verdiği hazı vermez belki ama gene de çok tatlış çok güzel görünüyorlar.
O yüzden bitkilere dekorasyon anlamında evimizde mutlaka yer verelim.
Efendim şimdi gelelim mobilyalara.
Ben hep küçük evlerde yaşadım.
Yani eşimle beraber hep küçük evlerde yaşadığımız için fonksiyonel mobilyalarla ve özellikle az eşya ile yaşamayı öğrendim.
Yani biz hep 1 artı 1'lerde oturduk.
İşte 55 metrekare, 60 metrekareydi.
Şimdiki evimizde 75 metrekare.
Tam 2 artı 1. Yani bir oda fazla koymuş olduk aslında.
Ama gene de küçük bir evde oturuyoruz.
O yüzden böyle az eşyayla, daha fonksiyonel mobilyalarla falan yaşamayı öğrendim.
Az eşyayla yaşamak zaten müthiş bir lüks, müthiş bir rahatlık.
Yani şeyi hatırlayın.
İşte bu evlilik hazırlığı sürecinde yaşanan mobilya alışverişi delirmecesini yani özellikle benim gibi 40 yaşını devirmiş kadınlar herhalde gülerek hatırlıyorlardır.
Ay neydi o ya böyle ay vitrinler, büfeler, konsollar yok iç içe sehpalar, yan sehpalar, orta sehpalar falan.
İşte ne annelerimizden kalma, onlara da kendi annelerinden kalma alışkanlıklar hepsi aslında baktığımızda.
Bir de artık hayat eskisi gibi değil.
Hayatlarımız çok değişti.
Bundan da tabii ki ev eşyaları ve dekorasyon anlayışı da nasibini aldı.
Ben öyle düşünüyorum. Bilmiyorum siz ne düşünüyorsunuz ama.
Mesela vitrin nedir değil mi?
Aslında şey adı üstünde vitrin bir şeyleri ya da şöyle diyelim eskiden çeyizlik alınan kristalleri, gümüşleri göstermek için falandı.
Ya da büfe.
Bir salonda hem...
Büfe hem vitrin vardı düşün yani.
Büfe salonda böyle dört kapaklı kocaman bir dolap.
İçinde asla kendimiz için kullanmadığımız 8897 parça yemek çatal vesaire takımları vardı.
Yani neden aslında?
Eskiden böyle dışarıda yemek diye bir şey yoktu.
Hani herkes evlerinde birbirini ağırlardı.
İşte misafirliğe gitmek falan diye şeyler vardı.
E tabi bu bir de ayrıca bir sosyalleşme aktivitesi de olduğundan böyle hem şık giyinilir hem de şık sofralar ile ağırlama yapılırdı.
Ama artık kadınların da çalışma hayatında daha aktif olmasından da kaynaklı.
Yani bir tatil günümü de tüm mutfakta 6-8 kişi yemek yaparak geçirmek istemiyoruz biz kadınlarda.
Hem böyle işte yeni lezzetler, yeni mekanlar keşfetmek de istiyoruz.
İşin içine bunlar da girdiği için böyle arkadaşlarımızla ya da ailelerimizle yemek buluşmalarını en yerine restoranlarda yapıyoruz artık.
Özellikle arkadaş çevremizle.
Restoranlara gidiyoruz. Bence de öyle olmalı.
Zaten böyle hani yoğun çalışıyoruz.
Hele ki büyükşehirde yaşıyorsak zaten o büyükşehir karmaşası, keşmekeşi falan.
Bir tatil gününde gir mutfağa.
Önce alışverişe git. İşte dünya kadar alışveriş yap.
Gel gir mutfağa.
Onu hazırla. Bunu pişirdin mi?
Bunu yaptın mı? Falan filan.
Ne gerek var? Hep beraber çıkalım.
Kimse yemek yapmakla, sofra kurup toplamakla uğraşmasın.
Hepimiz aynı anda oturalım, yemeğimizi yiyelim, sohbetimizi edelim.
Artık böyle bir döneme geldiğimiz için işte o bilmem kaç parça yemek takımları, bilmem kaç parça çatal bıçaklar, vitrinler, büfeler artık bunlara da ihtiyacımız kalmadı.
Ben öyle olduğunu düşünüyorum en azından.
Hala olanlar varsa da onları bence bir ihtiyacı olana artık verin veya bir şekilde lütfen yok edin.
Azaltın. Depolama alanına ihtiyacımız tabii ki oluyor.
Her şeyi de atıp azaltmak mümkün değil ama yani bir vitrin bir büfe varsa birinden kesinlikle vazgeçin.
Hatta bence ikisinden de vazgeçin.
İşte televizyon sehpanızı televizyon ünitenizi falan depolama alanı olarak kullanabilirsiniz.
Artık o misafir takımı ayrı kendi takımımız ayrı dönemi bitti.
Yani en güzeli en şık neyse sevdiğiniz hem kendiniz için hem misafiriniz için kullanabilirsiniz.
Zaten bir yerden sonra da yani birkaç sene geçtikten sonra da onlardan sıkılabiliyoruz, değiştirmek isteyebiliyoruz.
O yüzden çok pahalı olmayan hem misafirde hem kendinizde kullanabileceğiniz şık takımlarınız alsın.
Dolabınızda normal mutfağınızda dursun.
Azaltın o mobilyaları gerçekten nasıl ferahladığınızı gördüğünüzde bana şükür duası edeceksiniz.
Bu net bilgi. Dedim ya benim evim açık mutfak ve salon diye.
Dolayısıyla... Depolama alanlarına ya da depolama da yapabileceğim mobilyalara tabii ki benim de ihtiyacım oluyor.
Mesela benim evimde bir tane büfe var.
Ama bu gerçekten hani eskinin büfeleri falan gibi değil.
Ikea'dan almıştım. Böyle en 180 santim bir büfe.
Ben onu aynı zamanda da böyle TV ünitesi gibi de kullanıyorum.
İşte o dekoratif sıva yaptığımız duvarın önüne o büfeyi koyduk.
Üzerine de o tablo görünümlü çerçeveli televizyonu astık.
Televizyon büfenin üzerinde durmuyor ama bir bütünlük de sağlamış oluyor televizyonun altında.
İşte onun içine böyle ıvırdı zıvırdı işte nereye koyacağımızı bilemediğimiz o eşyaları onun içine yerleştiriyoruz.
İşte bana bir depolama alanı da olmuş oldu bu.
O televizyonun etrafına da böyle farklı tablolar ya da fotoğraflar falan da asmayı planlıyorum.
Büfenin üstünde, o duvarın önünde televizyon ve resimler, işte bir fotoğraf köşesi ya da böyle sanat köşesi gibi bir alanda yapmayı planladık.
Böylelikle o duvar hem hareketlenmiş oldu.
Hem çok böyle kompakt bir büfeyi hem televizyon ütesi gibi kullandık.
Hem de depolama alanı olarak da kullandık.
Yani evinizde varsa bir ara çok modaydı.
Aslında hala Ikea'da falan da oldukça var.
İşte yanı bir kitaplık, önü açık, raf bir şey televizyona astığınız yer, altında çekmeceler falan.
Böyle şeylere çok fazla ihtiyacımız yok.
Çok eşyalık oldukça da, daha doğrusu çok mobilya oldukça da o mobilyaları doldurmaya başlıyoruz.
O yüzden... Ne kadar azalırsa o kadar iyi.
Kocaman bir televizyon üniteniz varsa ondan kurtulun derim.
Çünkü gerçekten o ünitenin çekmecelerinden, dolaplarından değişik değişik şeyler çıkıyor.
Yani niye orada durduğunu bilmediğiniz, asla hatırlamadığınız.
Hem o fazlalıklardan kurtulmuş olursunuz.
Hem de salonunuzdaki o hantal görüntüyü de ortadan kaldırmış olursunuz.
İster çocuklu ister çocuksuz aile olun.
Ama siz siz olun salonunuza.
Koca koca koltuklar almayın.
Çünkü günün sonunda çocuklar oda ya da odalarında siz de eşinizle biriniz bir koltukta diğeriniz diğer koltukta günü bitiriyorsunuz.
Konfor yüksek, şık görünümlü.
İki kişilikten bir tık büyük ama böyle üç dört kişilik kanepe değil.
İki kişilik olabilir.
İki tane kanepe koyarak bu işi halledebilirsiniz.
Dekorasyonu tamamlamak için de isterseniz bir adet de böyle tek kişilik bir koltuk da koyabilirsiniz.
Ama bence bazen buna gerek bile kalmaz öyle düşünüyorum.
Ya da ne bileyim bir L koltuk ya da bir tekli koltuk da gayet yeterli olur.
Şimdi şey tekli koltuklar var.
Eskiden böyle televizyon koltuğu denirdi ama onların modelleri çok kaba ve böyle çok güzel de görünmüyor.
Deri olurdu falan böyle işte baba koltuğu dede koltuğu falan denir.
Şimdi onların çok daha şık tasarımda olanları var.
Yani tekli koltuk gibi görünüyor.
Ama işte televizyon falan izlemek istediğinizde sırt kısmı hafif geriye gidiyor.
Ayak kısmını işte uzatabiliyorsunuz.
Ayaklarınızı uzatabiliyorsunuz.
O yüzden böyle konforunuzu düşüneceğiniz.
Tabii ki görüntü olarak da işte eve bir bütünlük katacak şıklıkta bir desende koltuklar alın.
Ama bir üçlümüz, bir ikilimiz, iki tane berjerimiz, bir de küçük bir şeyimiz falan öyle koltuklar almayın.
Gerçekten yani... Bir tane koltuk mesela eskimiyordur eminim.
Yani iki tane tekli koltuğunuz varsa birine daha çok oturuluyordur.
Bu anlamda mobilyaları da azaltmak.
Herkesin kendi odasında yapacağı bir iş varsa işte ders, bir şey izlemek, bir şey okumak falan.
Bunlar zaten kendi odalarımızda da yapılabilir.
Yoksa yatak odalarının sadece uyumaya gideceğimiz bir odaya da o kadar dolaplar, yataklar, şöyle konforlu böyle konforlu dizaynlar.
Bir şeyler yapmaya o zaman ona da gerek kalmaz.
Evdeki her odayı kullanmayı bilelim.
Salonu da gereksiz fazla koltuklarla doldurmayalım.
Şimdi bana yok canım falan diyebilirsiniz.
Artık koltukta mı azaltacağız?
O kadar da değil diyebilirsiniz ama gerçekten o kadar.
Fazlası bize yük.
Azaltın mobilyalarınızı.
Bir de koltukları takım alma dönemi bitti biliyorsunuz değil mi?
Bitti çünkü neden olmasın?
Yani neden o kalıplara giriyoruz ki?
İlla hepsi birbirinin aynısı olacak falan.
Birbiriyle uyumlu farklı koltuklardan kendimiz takımlar oluşturabiliriz.
İşte ne bileyim kahve ile beş, gri ile kırık beyaz, açık gri ile koyu lacivert gibi renklerden uyumlu takım koltuklar yaratabiliriz.
Evin geri kalanına yapacağımız dekoratif dokunuşlar, koltuklardaki ayrı renklerin de uyum içinde olmasını sağlayacaktır ki bu dekoratif dokunuşları da ilerleyen dakikalarda anlatacağım.
Salondaki bir diğer bölüme geçelim.
Salonumuzun bir diğer bölümüne geçiyoruz şu anda.
Orta sehpa ve yemek masası.
Şimdi biraz bunlardan bahsedeceğim size.
Bir defa böyle büyük kocaman orta sehpalar ve yemek masalarından da kaçınalım artık.
Gerçekten gerek yok. Nasıl diyeyim?
Açılınca 6 kişilik olan 4 kişilik yemek masaları salonumuza koymamız yeterli.
Yani eviniz eğer çok büyükse.
Şimdi bir de yani yeni evler falan daha küçük yapılıyor ama eğer büyük bir eviniz varsa tabii ki metrekareye göre 8 kişilik kocaman masa da koyabilirsiniz.
Ama artık genelde evler de küçük olduğundan sıkıştıkış salonu doldurmaya hiç gerek yok.
Kapalı haliyle 4 kişilik olan bir yemek masası yeterli.
Ve size bir tiyo daha vereyim.
Böyle yemek masası denilince de genelde kare ya da daha da fazla dörtgen masalara gidiyoruz.
Ya gitmeyin öyle masalara.
Kesinlikle yuvarlak masayı denemelisiniz.
Ben bu yeni evimize geldiğimiz zaman masanı yuvarlak seçtim.
Ya hem müthiş alan kazandırıyor hem de gerçekten çok daha şık görünüyor.
Böyle yuvarlak tatlı bir görüntüsü oluyor.
O yüzden yemek masalarınızı da bence bir tık küçültebilirsiniz.
Öyle düşünüyorum. Hani salonda bir ferahlık da...
yaratması açısından.
Orta sehpaya gelince de böyle yine ortada kocaman kare masa falan eviniz yani salonunuz da çok büyük değilse öyle şeyler koymayın.
Tabii ki bir orta sehpanız da olsun.
Ben yıllar önce Ikea'da sandık diye satılan bir sandık almıştım.
Ama zaten şu anda söylerken fark ettim ki zaten sandıksa neden sandık diye satılan dedim.
Bilmiyorum. Neyse işte.
Konumuzla ilgisi çok. Bir sandık aldım.
Neyse. Onu böyle beyaza boyadık.
Çünkü ham ahşap rengindeydi.
Üzerine de böyle hafif grimsi bir eskitme yaptık.
Böyle boyadık. Ve kendisini de orta sehpa yaptık.
Hem için depolama alanı olarak kullanıyoruz.
Hem de gerçekten çok da şık.
Böyle bir de çok klasiktir.
Ikea'nın sayfasına girdiğinizde sandık yazdığınızda hemen çıkar.
Böyle işte kapağı kaldırdığınızda açılan.
Direkt kaldırıyorsunuz.
Sandığın devamıyla gövdesiyle kapak vidalı değil.
Kapak hemen ayrı kaldırıyorsunuz.
Delikli deliklidir böyle.
Hafif hasır gibi bir görüntüsü vardır.
Çok güzel. Dikdörtgen bir orta sehpa.
Çok da büyük de değil.
Hem içine bir şeyler koyuyorum.
Hem de orta sehpa görevi görüyor.
O yüzden böyle illa nasıl diyeyim bu tip fonksiyonel mobilyalara da eliniz gitsin derim.
Yani Ben kendim ilk elden deneyimledim ve aşırı aşırı tavsiye ediyorum.
İlla orta sehpa alacağız diye gidip orta sehpa reyonuna gidip bakmamıza gerek yok.
Böyle gittiğimiz mağazalara işte Ikea gibi büyük mobilya mağazalarını falan gezerken o göze de bakmak lazım.
Hani ya bunu böyle burada sandık diye satıyorlar ama işte yatak odası mobilyası diye satıyorlar ama ben bunu salona da koyabilirim diye de...
Düşünün çünkü böyle standartize olmuş bir şekilde orta sehpaysa gidip oraya bakıyoruz ama belki de daha güzel bir şık görünecek başka bir fırsatı kaçırabiliyoruz.
Her reyonu gezip bakış açımızı değiştirmek gerekiyor.
Ve aydınlatmalar.
Doğru aydınlatma herhangi bir alanı daha böyle davetkar ve rahat hale getirebilir.
Ama bakın altını çiziyorum doğru aydınlatma.
Bir defa beyaz ışık kullanmıyoruz değil mi?
Yani insanı gerçekten hasta eden bir ışık ya.
Bana böyle şeyi hatırlatıyor, hastaneleri hatırlatıyor ve ben gerçekten beyaz ışık altında oturduğum zaman depresyona giriyorum.
Yani öyle depresif bir hal alıyorum yani ve o ortamdan hemen uzaklaşmak istiyorum.
Yani mutlaka bir bahane bulup ortamı terk ediyorum.
Hatta artık gittiğim yerlerde eğer varsa ya bu beyaz lambadan lütfen vazgeçer misiniz?
Beyaz ampulden artık sarı ampul ya da...
Gün ışığı ampuller var ve üstelik beyaz ampuller kadar da ekonomik.
Eskiden öyle bir inanış vardı sarılar gün ışığı olanlar çok daha fazla elektrik harcıyor beyazlar harcamıyor diye.
Hayır öyle değil artık o yüzden sarı ve gün ışığı tercih edeceğiz aydınlatmada kesinlikle öyle.
Onun dışında salonda bence tavan aydınlatması yani avize sadece yemek masasının üzerinde yeterli.
Oturma alanınızın olduğu yere tavandan bir aydınlatma koymayın.
Her zaman şey derler böyle köşeden bir yerden bir ışık gelsin oturma alanına.
Çünkü uzun süre oturduğumuz bir alan öyle düşünün salondaki oturma gruplarımız.
Tepemizden gelen bir ışık televizyona da baktıkça bizi yormaya başlıyor.
Ama köşeden gelen böyle sarı bir ışık gerçekten ortamı çok rahatlatıyor.
Sizi yormaz, gözlerinizi yormaz.
Ambiyansı da daha güzel yapıyor gerçekten böyle köşeden gelen bir ışık aydınlatma.
Dediğim gibi tavan aydınlatması ise yemek masasının üzerine yeterli.
Oturma alanında işte o köşeden gelen ışık içinde tabii ki abajurları tercih edeceksiniz.
Ben de öyle kullanıyorum ve gerçekten gelen ışık ortamı çok böyle sakin, huzurlu bir hal yaratıyor.
Çok da memnunuz o köşeden gelen ışıktan.
Onun dışında yine şey böyle gecenin ilerleyen saatlerinde böyle daha sakin daha loş bir ortam yaratan şeyler var.
Şarjlı bunlar böyle kablolu prize takılan falan değil şarjlı led lambalar var.
Böyle hani restoranlarda falan da görüyorsunuzdur şimdi böyle tepesine pıt pıt basınca işte üç kere basınca çok aydınlanıyor.
Bir basınca tık düşüyor bir basınca daha da loş oluyor falan.
Böyle kullanmak da aslında güzel fikir.
Çok tatlı tasarımlarda olanları var.
Böyle mantara falan benziyorlar.
Çok şişli şekerler. Böyle 20-25 cm kadar yükseklikte bu lambalar genellikle.
Mesela orta sehpa üzerinde falan konumlandırabileceğimiz mumdan hallice çok sakin de bir ortam yaratmaya birebirler.
Mesela benim Zara Home'da beğendiklerim vardı.
Hala da var. Online'a girip oradan da bakabilirsiniz.
Çok tatlı bir ambiyans yaratıyor.
Bu minik ledli lambaları da aydınlatma olarak tercih edebilirsiniz.
Şimdi ise böyle dekorasyon yaparken minik dokunuşlar
yapıp böyle fark yaratacak önerilerimden bahsedeceğim size.
Bunlardan bir tanesi dekoratif yastıklar ve battaniyeler.
Oturma odanızı veya yatak odanızı canlandırmak için renkli ve desenli yastıklar yani aslında bildiğimiz kırlentler ve battaniyeleri kullanabilirsiniz.
Ton sür ton veya birbiriyle uyumlu sıcak renkler seçerek böyle ortama çok güzel farklılık katabilirsiniz, bir tazelenme yaratabilirsiniz.
Bu küçük dokunuşlar mekana sıcaklık verir ve aynı zamanda bir karakter de katıyor gerçekten.
Zara Home'un, Muda Concept'in, H&M Home'un bu markaların içinde çok şık seçenekler var gerçekten.
Bir tık pahalı olabiliyorlar ama hem böyle çok kaliteli uzun süre kullanabiliyorsunuz.
Çünkü kırlentler koltuğumuzun altında belimizin arkasında yok kafamızın altında falan çok kullandığımız şeyler aslında.
Keza battaniyeler de öyle.
O yüzden bir de şık bir görüntü katıyor.
Böyle alıp uzun süre kullanmak için biraz kalitesine gitmekte fayda var.
Ama şeyde de çok güzel örnekler görüyorum ben.
Bulduğum zaman da mesela Bizim işte bir verandamız var.
Orası için kullanmıştım. LCY 22 Home ve Evideya'da da çok daha uygun fiyatta kırlentler var.
Onlar genelde baskı oluyor.
O kumaşların üzerine baskı yapıyorlar.
Çok şık. Ve böyle bakıldığında böyle aa bu baskıymış hiç öyle görünmüyor dedirtecek böyle yastıklar, kırlentler de oluyor.
Onları da orada bulabilirsiniz.
İçinden güzel örnekler seçebilirsiniz.
Battaniye keza çok fazla seçenek var.
İşte İngiliz şomlarda madem kokolar falan hepsinde aslında ürünler var.
Kendi tarzınıza ve zevkinize göre battaniye de bulup böyle bir koltuk şalı gibi de kullanabileceğiniz battaniye seçerseniz.
Hani sadece ısınmak, örtünmek için değil de hani odaya da böyle bir şıklık katsın diye o modelde o tarzda bir battaniye seçerseniz koltuğunuza da kullanabilirsiniz.
Yine efendim ikinci dokunuş için söyleyebileceğim böyle duvar sanatı.
Böyle başlığını da havalı yapıyorum dikkat çeksin diye.
Yani boş duvarlarınıza kişilik katın demek istiyorum aslında.
Bütçenize göre. İster büyük bir sanat eseri, ister birkaç küçük çerçeve kullanın, duvar sanatı herhangi bir odanın görünümünü kesinlikle zenginleştirir.
Yerel sanatçıların eserlerini desteklemek veya online platformlardan baskı satın alarak da duvarlarınıza bu hareketliliği sağlayabilirsiniz.
Farklı ölçülerde ve renklerde çerçeveler kullanarak yaparsanız da çok şık bir görünüm yakalarsınız.
Pinterest'e girdiğiniz zaman işte duvar, çerçeve, tablo kullanımı falan gibi şeyler yazdığınızda veya İngilizce yazdığınızda daha da fazla seçenek çıkıyor.
Size şey önerileri çıkartıyor işte duvarınızın ölçüsü buysa şu şu ölçülerde tabloları şöyle asabilirsiniz diye size yol da gösteriyor.
Böylelikle saçma sapan bir dağılım yapmamış oluyoruz da o...
Hani o dağınıklığın da bir bütün olması gerekiyor ya duvara astığımız tabloların falan.
İşte onu Pinterest bize güzel çizmiş bir sürü örnek var.
Duvar ölçünüze göre şuraya 50-70 bir çerçeve asayım.
Şunun yanına işte 21-30 bir çerçeve asayım.
Alta yatağı koyayım işte üstü yumarlak koyayım falan gibi size hazır şablonlar gösteriyor.
Bir diğer dekoratif dokunuş ise aynalar.
Yani aynalar. Biliyorsunuz ki herkesin bildiği bir şeydir bu.
Küçük alanları daha büyük ve aydınlık gösterme konusunda harikalar.
Farklı şekil ve boyutlarda aynalar kullanmak odanızın estetiğini zenginleştirir ve aynı zamanda daha fazla ışıkta yansıtmanıza destek olur.
Şimdi ayna deyince işte eskiden dikdörtgen, yuvarlak ki bende iki tane yuvarlak ayna var.
Bir koltuğumuz duvarın önünde, onun arkasındaki duvara astık.
Sonuçta yani...
75 metrekare bir ev düşünün işte alt katta 40 metrekare.
Hani alanı biraz daha geniş göstersin diye de astık.
Hem çok şık göründü hem de gerçekten alanı ferahlattı.
Ama şimdi böyle çok farklı modellerde aynalar da var.
Böyle daha yamuk, şekilsiz falan böyle değişik aynalar.
Onlar da gerçekten çok şık görünüyor.
Mesela evimizin girişi de misafiri karşıladığımız bir yer ya yani.
İlk izlenim diye bir şey var.
İlk insanla tanışmak da öyle.
İlk bir yere gittiğimiz zaman da öyle.
İşte eve ilk girdiğimiz anda o antrenin de insanlar üzerinde evin geri kalanıyla ilgili bir algı yarattığını düşünün.
Genelde bu aynaları işte antrelerimizde falan kullanabiliriz.
Yani işte ne giydiğimi göreyim de çıkayım diye düşünmeyin de o alana da bir farklılık katsın, o alanı da bir değiştirsin diye ayna seçip alıp takmak daha güzel olabilir.
Ve tabii ki kişisel dokunuşlarınız arkadaşlar.
Ev dekorasyonunda en önemli şey mekanı sizin için özel ve anlamlı kılan kişisel dokunuşlardır.
İşte ne bileyim seyahatlerden getirdiğiniz hatıralar işte kimisi vardır şimdi şey var ya daire diye bir program var.
Onu izliyoruz Allah'ım orada da yani o evler.
Tabii her ev çok ulaşılabilir, hepimizin yapabileceği tarzda evler değil de işte şu halıların hepsini Marrakeş seyahatinden toplamıştım.
Şu duvarda gördüğünüz şeyleri bir Afrika, Güney Afrika turuna gitmiştim.
Oradan toplayıp getirdim falan.
Hani biz her şeyi toplayıp getiremesek bile gittiğimiz seyahatlerden getirdiğimiz anıları böyle işte bir çekmecenin içinde kalmasın.
Onları bir yerlerde değerlendirelim.
Seyahate gittiğimiz zaman da magnet dışında başka şeyler almaya özen gösterelim.
Yani buzdolabını süslemek için değil de.
İşte oturma alanımıza, yemek masamıza, çalışma masamıza, makyaj aynamızın önüne falan koyabileceğimiz böyle farklı şeyler bulup alırsak evimize de farklı bir hava katarlar.
Aile fotoğrafları.
Şimdi her şey Instagram'da olduğu için o fotoğraflar oralarda kayboluyor, gidiyor.
Ama beğendiklerinizi seçin.
Sosyopix diye bir web sitesi var.
Oraya yüklüyorsunuz fotoğraflarınızı.
Siz istediğiniz boyda, hazır, çerçeveli, çerçevesiz fotoğraf gönderiyorlar.
O aile fotoğraflarını...
Böyle bir yeriniz, bir alanınız, bir yer varsa orada sergileyin.
Fotoğraflara bakmak, onlarla böyle gün içinde bir göz göze gelmek, bir göz teması kurmak gerçekten insanı güzel hissettiriyor.
Veya sizin için özel bir hikayesi olan nesneler, objeler neyse onları mutlaka evinize sergileyin.
Onlarla evinizi süsleyin.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
