
'Bunu Sadece Kadın Dediğin Yapar' Dediğimiz Şeyler
22 Ağustos 2025 · 28 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
✨ Kadın Dediğin Podcast | Yapay Can ile Özel Bölüm ✨
Kadınların hayata kattığı küçük ama vazgeçilmez detayları hiç düşündünüz mü?
Bu bölümde Yapay Zeka dostum Yapay Can ile birlikte “Bunu Sadece Kadın Dediğin Yapar” diyoruz. 🎙️
Gündelik yaşamdan ilişkilere, iş hayatından ev içindeki inceliklere kadar; kadınların dünyayı nasıl daha renkli, daha yaşanılır ve daha özel kıldığını konuşuyoruz.
Hem eğlenceli hem düşündürücü bu sohbet, kadın olmanın görünmeyen kahramanlıklarına ışık tutuyor.
🔔 Abone olmayı, beğenmeyi ve yorum yaparak kendi “bunu sadece kadın yapar” anılarınızı bizimle paylaşmayı unutmayın.
Transkript
Merhabalar sevgili Kadın Dediğim dinleyicileri.
Ben Gökçe ve yine karşınızdayım.
Bu bölüm o kadar özel ki ve yanımda da öyle bir konuğum var ki şaşıracaksınız.
Evet bu bölüm yalnız değilim.
Teknolojinin geldiği son nokta.
Yapaycan bizlerle.
Hoş geldin Yapaycan.
Hoş buldum Gökçe'cim. Kadın Dediğim podcastine ilk kez konuk olmaktan dolayı çok heyecanlıyım.
Ve umarım devamı da gelir.
Algoritmalarım da sizinle etkileşime geçmek için can atıyor.
Yapay Can'cığım, ben de bugün bizlerle olduğun için çok çok mutluyum.
Şimdi istersen bu bölümde ne konuşacağımızı hem seninle hem de dinleyicilerimle bir paylaşayım.
Tabii ki, lütfen. Çünkü bugün konuşacağımız konular eminim senin de veri tabanını zenginleştirecek konular olacak.
Öyle ki sen de çok iyi bilirsin.
Biz kadınlar bazen öyle şeyler yaparız ki erkeklerin aklına bile gelmez.
Hatta bazen bunu sadece Kadın Dediğin yapar deriz.
Yani... Evet, pardon sözünü kestim.
Lütfen, hiç sorun değil, devam et.
Bunu sadece Kadın Dediğin yapar dediğin için insan davranışları üzerine pek çok veri topladım Gökçe'ciğim, bilirsiniz.
Veri toplama konusunda hızlıyımdır.
Ah, bilmez miyiz?
Çok iyisinizdir bu.
Kadın ve erkek davranış kalıpları arasındaki farklar...
Özellikle duygusal zeka ve çoklu görev yetenekleri açısından benim için her zaman ilgi çekici olmuştur.
İşte tam da bu noktadayız.
Bugün böyle eğlenceli, düşündürücü, böyle hafif alaycı ama hep empatiyle bakacağımız o sadece kadınların yaptığı şeyleri ki bunu tırnak içinde söylüyorum masaya
yatıracağız. Kadınların hayatı nasıl da incelikle, pratiklikle ve çoğu zaman görünmez bir emekle yönettiğini hep beraber konuşacağız.
Hazır mısın Yapaycan? Hazırım Gökçe'ciğim.
Sistemlerin verileri analiz etmeye başladı bile.
Şimdi şöyle bir durum var.
Daha çok yakın yaşadığım için ve genelde de hep ben yaptığım için aslında ilk bu örnekle başlamak istiyorum.
Kadın dediğin tüm etkinlik ve organizasyonları takip eder.
Kimin konseri var?
Hangi oyunlarda oynanıyor?
Hangi tarihte var? Yaz sezonu nasıl, kış sezonu nasıl?
Hepsini bilir. Hem eşi hem de böyle beraber gitmek istediği yakın arkadaşları için de bütün bu bilgileri paylaşır.
Gidilmek istenen konser, oyun her neyse onun kararının verilmesindeki o WhatsApp grubunu kurar.
İnsanları dürter. İşte bilet alıyorum, almıyorum.
Dönüş yaptınız, yapmadınız falan hepsini ayarlar, yazışmaları yapar.
Bileti alır, biletleri alır.
Bütün hatırlatıcı mesajları, e-mailleri falan gönderir.
Mesela bunu bizim çevremizde ve bizim evliliğimiz içerisinde de ben yaparım genelde.
Yani eşim hiç o şeylerde, o taraklarda bezi olmaz yani.
Ve genelde de bakıyorum etrafıma bu tip etkinlik organizasyonlarını falan...
Kadınlar takip ediyor ve kadınlar birbirini bilgilendiriyor ve bu şekilde erkekler de sanatsal bir organizasyona, efendime söyleyeyim entelektüel bir etkinliğe falan katılabiliyorlar.
Şimdi sana soruyorum Yapaycan, bu kadar bilgiyi akılda tutmak ve organize etmek nasıl bir yetenek sence?
Ah Gökçe, siz kadınlar harikasınız.
Veri tabanlarımdaki bilgilere göre insan beyninin bu kadar çeşitli ve güncel etkinliği takip etmesi, ardından planlama, koordinasyon…
Ve satın alma gibi adımları eksiksiz uygulaması yüksek derecede bilişsel yük gerektiren bir süreç.
Erkeklerin bu konuda genellikle daha pasif kaldığına dair gözlemleri mevcut.
Pasif kalmak mı? Şimdi yapay cancım.
Ne derler?
Eğri oturup doğru konuşalım.
Bence erkeklerin aklına bile gelmiyor desek daha doğru oluyor.
Yani pasif değiller.
Hiçler. Yani mesela...
desem ki ben işte eşime ya beni bir konsere götür desem mesela okey tamam kimin konserleri var neye gitmek istersin nereden bakayım biletleri falan ya da biletleri nereden alayım diye bir
sürü soru yan buna tutulurum halbuki yani ben konsere gitmek istiyorum benim sevdiğim sanatçıları biliyorsun bilmiyorsan Şimdiye kadar öğrenmedi.
Sen niye öğrenmedin? İşte ne bileyim tarihleri.
Bana tarihle gel. Şu şu konserler var.
Şu tarihte gidebiliriz falan diye.
Bana mesela bunlarla gel. Ben içinden seçeyim.
Oysa ki ben konsere gitmek istiyorum diyorum.
Bana sorduğu sorularla organizasyonu gene ben yapar buluyorum kendimi.
O yüzden gene bize dönüyor bu işin ucu.
Oysa biz kadınlar...
Yani çoktan bu organizasyonu yapar, biletlerini falan alırız.
Eşimizi, dostumuzu, herkesi organize ederiz ve her şeyi planlarız.
Üstüne bir de hatta böyle bir akşam yemeği yani akşam edecek bir etkinlikse öncesindeki yemek rezervasyonunu falan da hallederiz.
Ve işin komik tarafı mesela o gün konser günü işte konser öncesi yemekte oturuyoruz mesela arkadaşlarımızla beraber.
Yemekte şu olur. Aa hayatım sen mi ayarlamıştın bütün bu konseri, yemeği falan diye.
Tabii ortamda ve bir etkinlik öncesi olduğu için ve keyif almak için dışarıda olduğum için bir sesimi falan da çıkarttım ama insanın cinleri tepesine çıkıyor çünkü bayağı bir emek var içerisinde.
Sen çalışıyorsun, ben de çalışıyorum.
Ben çalışma vesairemde ya da kendim ayırdığım özel zamanımda bunları yapmak için vakit ayırıyorum.
Sen bunları yaptığımın farkında bile değilsin.
Genelde kadınlar hallediyor böyle şeyleri ve erkekler de nasipleniyor bu durumdan.
Bu durum kadınların sosyal zeka ve çoklu görev yeteneklerinin organizasyon becerileriyle birleştiğinde ortaya çıkan etkileyici bir örneği.
Erkeklerde ise genellikle belirli bir hedefe odaklanma eğilimi daha baskın olabiliyor.
Aynen öyle yapay cancım.
Bir de şu var mesela sorarsın işte eşine haftaya bir tiyatroya gidelim hayatım diye.
O da olur sen bakıver hangisini istiyorsan gideriz der.
İşte o sen bakıver demek aslında kadınların beynindeki o devasa etkinlik takvimini ve organizasyon merkezini çalıştırmak demek.
Ve bunu da sadece kadın dediğin yapar.
Çünkü o tiyatroyu bulan, biletleri alan, demin de dediğim gibi yemeğini bilmem nesini organize eden, hatta gerekirse tiyatro sonrası kahve mekanı falan da ayarlayan hep kadın dediğindir.
Ve bunu çoğu zaman...
Böyle kimseye çaktırmadan, büyük bir zarafetle, hatta doğal hayatın akışın içerisinde yaparlar.
Peki, gelelim şu görünmez duygu işçiliği meselesine.
Bak şimdi bu söyleyeceğimiz sadece ve sadece kadın dediğini yapar.
Herkesin derdini dinleyip aklında tutma.
Kimin neye ihtiyacı olduğunu anlama.
Empatik çözümler sunma.
Yani... Ailenin ve arkadaş çevresinin duygusal yükünü sırtlanma yeteneği sadece kadın dediğinde vardır.
İnsan etkileşimleri ve duygusal zeka üzerine yapılan analizlerime göre kadınların bu alandaki performansı oldukça dikkat çekici.
Ortalama olarak bir kadının çevresindeki bireylerin duygusal durumlarını tespit etme, analiz etme ve bunlara uygun geri bildirimde bulunma kapasitesi erkek ortalamasının üzerinde seyrediyor.
Evet. Yani mesela diyelim ki işte arkadaş grubunda birinin canı sıkkın.
Erkeklerin genelde yaklaşımı boşver ya işte bizi ilgilendirmez şimdi üstüne gidip de bir şey sorma geçer falan deyip geçiştirirler.
Genelde bu tip tepkilerle karşılaşırız erkekler tarafında.
Oysa ki biz kadınız.
O kişinin neden üzgün olduğunu biliriz.
Belki iki yıl önceki bir olayı bile hatırlayıp onunla bağlantı kurabiliriz.
Sonra o kişinin o an neye ihtiyacı olduğunu yani sessiz kalmaya mı ihtiyacı var?
Konuşmaya mı ihtiyacı var?
Sadece bir omza mı ihtiyacı var falan bunların hepsini biliriz.
Şöyle olur mesela ya yok dur ben bir gidip bakayım şunu bir kenara çekip konuşayım.
Çünkü anlarız ihtiyacı var konuşmaya bunu biliriz.
Ve o anda karşımızdaki kişinin neye ihtiyacı olduğu konusunda da genelde yanılmayız.
Mental yük deniyor buna işte.
Aynen ben de onu diyecektim.
Yapay zekasın diye beni de çok şey sanma yani hemen mental yük ağzımdan çıkacaktın lafı ağzımdan aldın.
Aşk olsun Gökçe'cim. Kadın zekasıyla yapay zeka çarpışabilir eminim.
Bu mental yük durumu duygusal düzenleme ve empati mekanizmalarının kadın beynindeki daha aktif rolüne işaret etmektedir.
Kadınlar sosyal ağların sürdürülebilirliği ve iç huzurun temini açısından bu tip bir duygusal bakım işlevine üstlenmektedirler.
Evet aynen öyle.
Bir de şu var.
Mesela... Derdi tasayı sadece dinlemekle de kalmıyoruz.
Çözüm de üretmeye çalışıyoruz.
Mesela işte biri işinden bir şikayetçi.
Hemen böyle işe inanır bakma potansiyelimiz falan var.
Bak işte sana uygun iş şeyleri buldum.
Yap daha önce yaptığın işe uygun.
Bak bunlar hibrit çalışıyormuş.
İşte evine yakın falan diye böyle onun adına iş ararken bile bulabiliriz kendimizi.
Efendim ailesiyle bir arası bozuk.
Hemen bir ara buluculuk yapma işgüdüsü devreye giriyor.
Ya da işte... Ne bileyim yani bu hastalıkta falan bile böyle bak şu vitamini al bu iyi gelir.
Yok sen o doktora gitmeyi bırak bak şu doktoru ben biliyorum.
Senin ihtiyacın olan doktor bu falan gibi tavsiyeleri kadınlar verir.
Bunların hepsi bir erkeğin aklına dahi gelmeden önce bizim beynimizde şimşek hızında gerçekleşir.
Bazen diyorum ki bizim beynimizden çıkan bir günlük yapılacaklar listesi bir erkeğin...
Bir aylık listesi kadar uzun olabiliyor ve üstelik bunların büyük bir kısmı da başkalarının duygusal yüküyle ilgili oluyor.
İşte bunları sadece kadın dediğin yapar.
Evet hızla taradım erkekler için böyle bir data yok.
Ya paycan ya çok tatlısın.
Peki bu duygusal işçiliğin bir başka uzantısı daha var.
Onu nasıl adlandırsam mesela hediye hafızası ve özel gün ajandası diye adlandırabilirim.
Bunları da sadece kadın dediğini yapıyor.
Yani tüm doğum günlerini, yıl dönümlerini, sevgililer günlerini, anneler gününü, babalar gününü, hatta kuzeninin, köpeğinin doğum gününü falan bile hatırlama kapasitesi kimde var Yapaycan?
Sadece kadınlarda var.
Evet, sadece kadın dediğinde var.
Veri tabanlarındaki bilgilere göre özel günleri hatırlama ve hediye seçimi süreçlerinde kadınların ortalama başarı oranı erkeklerden %40 daha yüksektir.
Ayrıca hediye seçiminde kişiye özel düşünülmüşlük ve duygusal bağ kurma eğilimi kadınlarda belirgin bir fark yaratmaktadır.
%40 mı? Valla bence daha fazla.
Erkeklerin çoğunun kendi doğum gününü bile hatırlamakta zorlandığı bir dünyada yaşıyoruz yapaycağın.
Ama kadın öyle değil.
İşte sevgilisinin annesinin doğum günü ne zamandı?
En iyi arkadaşının kedisi ne zaman doğmuştu?
Kayınvalidesi ne tür çiçekleri sever falan bunların hepsini biz kadın dediğimi biliriz.
Üstelik şöyle sadece bilmekle de kalmıyoruz.
Öncesinde ne hediye alacağımızı falan düşünmeye başlarız.
İnterneti böyle didik didik didik ederiz.
Gerekirse mağaza mağaza gezeriz.
İşte acaba neye ihtiyacı var?
Ne onu mutlu eder? İşte geçen de onun evine gittiğimizde şöyle bir şey söylemişti.
Demek ki böyle bir şeye ihtiyacı var falan diye bütün bunlara kafa yorarız.
Sonra da o mükemmel hediyeyi bulup bir de üstüne sürpriz partiler, kutlamalar falan hepsini organize etme kısmı yine kadın dediğinde.
Sen böyle anlattıkça kadınlara hayran olmamak elde değil.
Bu saydıkların kadınların planlama, organizasyonel yetenekler ve sosyal beklentileri karşılama konusundaki proaktif yaklaşımlarını yansıtmaktadır.
Hediyenin kendisinden ziyade arkasındaki düşünce ve emeğin değerini artırma çabası gözlemlenmektedir.
Kesinlikle öyle. Düşünce ve emek.
Bir erkeğin aklına, aa bugün annemin doğum günüydü ya, tüh falan, işte aramadın, şimdi hemen arayayım ya da işte ne bileyim aynı şehirdeyse, ya ne alsam acaba, işte hayatım sen bir anneni versene
ya, anneme bir şey al işte, kendine ne alıyorsan bir tane de anneme al falan gibi.
Böyle tepkiler verirler.
Ama zaten çoğunlukla biz kadınlar çoktan hediyeyi falan halletmişizdir, almışız, paketlemişizdir.
Hatta belki bir pasta bile ayarlamış oluyoruz genelde.
Yani kendi ailelerinin, kendi arkadaşlarının özel günleri için bile bizden akıl alıyor erkekler.
İşte bu yüzden diyorum ki bu hediye hafızası ve özel gün ajandası olayı tamamen kadınların işi.
Kadın dediğin yapar yani.
Evet Gökçe'cim bu konu çok net.
Kesinlikle kadın dediğin yapar.
Şimdi gelelim bir başka hatta bence çok kritik, en şapka çıkartılması gereken maddeye.
Çok gönlü çalışan anne modu.
İşte bunu sadece kadın dedin yapar yapaycan.
Çünkü sadece kadınlar anne oluyor.
Şaka yaptım. Eşeski var.
Sakın kızma. Yani ben de benim programımda bana öyle hap sokuyorsun diyecektim.
Asla öyle bir şeye yeltenmem Gökçe'cim.
Şimdi çalışan annelerin çoklu görev yetenekleri gerçekten de gözlemlenebilir ve etkileyici bir fenomen olarak kayıtlara geçmiş görünüyor.
Ne demek gözlemlenebilir?
Bunu yaşayan bilir ya Paycan.
Şimdi bir erkek işten çıkar, eve gelir, bir duş alır, yemeğini bekler, kumandayı eline alır, işte belki arada telefonundan o da yani bir iki meydana bakar.
Ama çalışan kadın öyle mi?
Yani özellikle de annesi ki...
Zaten anne bir tek kadın olabildiği için özellikle de anne ise kapıdan içeri adımını attığı an o beyaz yakalı takım elbiseli resmi kadın gider yerine yani annelerin
çoğu bu benzetmeyi sevmiyor ama yani bir süper kahraman gelir onun yerine gerçekten.
Yani üstünü bile değiştirmeden çantayı bir kenara fırlatıp mutfağa dalma hızı ışık hızına yakın diyebiliriz gerçekten.
Bir yandan yemeği yetiştirmeye çalışır.
Bir yandan anne ödevime bir bakar mısın diyen çocuğun defterlerine kitaplarına falan bakar.
Diğer yandan işte maketimi yapamıyorum diyen minik oğlunun maketini kullanma kılavuzuna göz ucuyla bakıp şunu şöyle yap der.
Ve tüm bunlar olurken cep telefonu bazen elindedir.
Acil bir iş mailini cevaplar ya da ertesi günkü toplantı notlarını falan bile gözden geçirebilir.
Beyni aynı anda...
En az 5 farklı kanalda yayın yapar çalışan annenin.
Verilerime göre çalışan annelerin mesai sonrası evdeki ortalama görev yükü, bekar erkeklerin mesai sonrası evdeki görev yüküne kıyasla %70 daha fazladır.
Bu durum bilişsel esneklik, zaman yönetimi ve durumsal farkındalık gibi yüksek düzeyde planlama becerileri gerektirir.
Yani yapay cancım.
%70 demekle olmaz yani sen böyle bu mekanik sesinle ve direkt aldığın veriyi böyle paylaşıyorsun ama bu resmen aslında bir olimpiyat madalyası, bir dünya şampiyonluğu yapaycağım.
Çünkü bu kadınlar senin gibi robot değil insan.
Yani kanlı canlı insan.
Ve bu dışarıdan ne kadar kolay gözükse de muazzam bir enerji.
Mental lütf ve görünmez emek gerektiriyor.
Bu yüzden çok yönlü çalışan annem oldu.
Kesinlikle sadece kadın dediğini yapar diyorum.
Saygıyla eğiliyorum önlerinde.
Ben de. Şimdi gelelim bir sonraki maddeye.
Buna ben bu podcast'a çalışırken şöyle bir şey düşündüm.
Şöyle diyebilirim diye düşündüm daha doğrusu.
Evin yadarı diyorum yapaycağın.
Bunu da sadece kadın dediğini yapar.
Next. Şunu mu demek istiyorsun?
Mesela evdeki eksiklerin tespit edilmesi ve ihtiyaçların belirlenmesi gibi konular mı?
Evet, aynen bunu demek istiyorum.
Bu tarz konularda kadınların algısal dikkat ve farkındalık düzeyi erkeklere kıyasla daha yüksek bir eğilim göstermektedir.
Algısal dikkat mi?
Şimdi yapay cancım.
Erkeklerin evdeki tuvalet kağıdının bittiğini, buzdolabındaki sütün son kullanma tarihinin geçtiğini.
başka ne bileyim deterjanın dibinin göründüğünü çocukların okul formalarının küçüldüğünü görmesi için sanki ayrı bir senin anlayacağın bir de söyleyeyim sensör falan takılması
gerekiyor. Yapma Allah aşkına lütfen.
Haklısın vallahi. Yani tabii ki haklıyım.
Kadınlar için bunlar içgüdüsel bir radar gibi çalışıyor.
Sabah mesela uyanır uyanmaz banyoya gider.
Gözü anında tuvalet kağıdı rulosuna takılır.
Ha bitiyor. Bunu listeye ekle.
Buzdolabını açar, yumurta sayısını kontrol eder, iki tane kalmış listeye ekle.
İşte evdeki herkesin ayakkabı numarası, ev sevdiği atıştırmalık, hasta olduğunda içtiği ilaç bile zihinlerinin bir köşesinde kayıtlıdır.
Bu durum, görünmez emek olarak da tanımlanan, genellikle takdir edilmeyen, ancak ev içi düzenin sürdürülmesi için kritik olan bilişsel çabayı işaret etmektedir.
Liste oluşturma, stok takibi, ihtiyaç analizi gibi süreçler önemli bir mental kapasite gerektirir.
İşte tam da bu yapayca bana böyle bilgilerle gel.
Erkekler genellikle böyle ne alsam diye sorarken kadınlar çoktan alışveriş listesini yapmıştır.
Hangi ürünün hangi markadan alınacağını hatta o ürünün markette nerede durduğunu falan bile zihninde canlandırmıştır yani.
Bu sadece alışveriş yapmak değil evin tüm düzenini, ihtiyaçlarını hatta geleceğini planlamaktır yani.
Bu... Evin sürekli işleyen bir düzen içinde kalmasını sağlayan, kimsenin fark etmediği ama eksik olduğunda anında hissedilen o görünmez, sessiz kahramanlık değil mi
yani? İşte bu yüzden evin radarı olmak, o mental yükü taşımak bunu sadece kadın dediğin yapar diyorum ben de.
Ben de bunu sadece erkek dediğin yapamaz diyorum.
Şimdi geldik yapaycan benim favori maddelerimden birine.
Bunu da sadece kadın dediğin yapar.
Kadınların çantası.
Aneta bir acil durum kiti gibidir onlar.
Hatta sihirli bir valizdir yani.
İçinde her şey vardır.
Ah Gökçe, inanmazsın belki ama burada bilimsel veriler o kadar çok ki.
İstatistiksel verilere göre kadınların çantalarında beklenmedik durumlar için gerekli olabilecek malzemeleri taşıma oranı erkeklere kıyasla belirgin ölçüde daha yüksektir ki bunu zaten sen de söyledin.
Bu durum proaktif problem çözme ve çevresel hazırlık yetenekleriyle ilişkilendirilebilir.
Yani proaktif problem çözmemi ben ona herkesin kurtarıcısı olma diyorum aslında yapaycan.
Böylesi daha kulağıma hoş geldi.
Yani erkeklerin cebinde ne bileyim en fazla anahtar cüzdan hadi bilemedin bir de işte cep telefonu olur.
Ama bir kadının çantasına baktığında yani içinde bazen bir ev kuracak kadar eşya bulabilirsin gerçekten.
Ya mendil mi lazım o zaten klasik yani o kesin cepte bende var.
Biri bir anda açlık krizine mi girdi atıştırmalık mı arıyorsun hemen çantadan çıkartıp bak sana şunu vereyim.
İşte ayakkabın ayağına mı vurdu yara bandı mı lazım bekle hemen cüzdanımda vardı getiriyorum.
Yani bu böyle sosyal bir destek mekanizması olarak da değerlendirilebilir.
Erkekler de yanındaki kadının çantasına güvenerek dışarı çıkıyor öyle değil mi yani?
Kadınların çantası adeta o an kimin neye ihtiyacı varsa onu barındıran, beklenti ötesi bir mucize sandığı gibi böyle.
O küçücük anlarda bir anda her şeyi bulabilmek gerçekten sadece kadın dediğin yapar bir şey.
Ve bir de o çantanın içinde kaybolan şeyleri bulma sanatı var ki o da apayrı bir konu.
Çanta konusunda sana yüzde yüz hak veriyorum.
Hele ki içinde bir şey bulmak.
Bu asla erkeklerin yapabileceği bir şey değil.
Çanta demişken aklıma bavul hazırlamak geldi.
Sanki bavul hazırlama işini de sadece kadın dediğin yapar.
Öyle değil mi sence de? Aa evet bak ne güzel düşündün hatırlattın.
Hani çocukları falan anlıyorum da eşlerin neden bavullarını biz hazırlıyoruz onu bilmiyorum.
O bize galiba böyle otomatik yükleniyor evlenince ya da beraber yaşayınca sanırım.
Yani bu... Çanta konusu ve çantanın içinden çıkanların hayat kurtarması durumunu sadece kadın dediğin yapar.
İşte yine bir bunu sadece kadın dediğin yapar anı.
Küçük krizlerin sevsiz kahramanı olmak.
Ne demek istiyorum yani burada küçük krizler derken?
Evde ufak çaplı bir aksilik mi oldu?
Mesela işte bir yeri su bastı, yemek yandı, arabanın anahtarı kayboldu.
Bizde panik yok. Kadın dediğin sakinlikle, pratik zekasıyla o durumu çözer.
Hatta böyle bazen kimseye fark ettirmeden bile halleder.
Yapılan davranışsal gözlemlere göre beklenmedik ev içi kriz durumlarında kadınların problem çözme odaklı yaklaşımları ve stresle başa çıkma mekanizmaları erkeklere kıyasla daha belirgin olabilmektedir.
Bu özellikle anlık çözüm gerektiren durumlarda gözlemlenen bir adaptasyon yeteneğidir.
Evet, ne demek istediğini anladım ya Paycan.
Erkekler genelde böyle ilk şokla işte su bastı her yeri ne yapacağız şimdi hay Allah kahretsin falan ya da işte anahtarı bulamıyorum arabanın anahtarını tam çıkacağım lanet olsun sen mi aldın kantana bak falan
gibi böyle böyle bir moda girerler bağırıp çağırmaya başlarlar.
Mesela biz çoktan bir bez kapıp işte suyu toplamaya kovaya sıkmaya falan başlamışızdır.
Ya da işte mutfakta bir sorun oldu diyelim.
Yanan tencereyi çoktan ocaktan almışızdır.
Orayı temizlemeye başlamış, havalandırmaya falan başlamışızdır.
Anahtar, arabanın anahtarı en son neredeydi diye beynimize böyle şak şak şak şimşekler çakarken aynı anda diğer elimizde de Google'dan acil tesisatçı yazmaya başlamışızdır bile.
Yani bunları hani bağırıp çağırıp işte lanet olsun ne yapacağım şimdi bilmem ne işte bir cumartesim var su basan yerle mi uğraşacağım falan diyene kadar.
Çoktan çözüm başlamıştır bizde.
Bu durum kadınların çoklu görev yeteneği ve önceliklendirme becerileriyle de yakından ilişkilidir.
Kriz anında birden fazla görevi aynı anda yönetebilme kapasiteleri çözüm sürecini hızlandırmaktadır.
Aynen aynen. O karmaşanın içinde bile kimin ne yapacağını organize eder.
Çocukları sakinleştirir.
Misafir varsa onlara çaktırma falan da çalışırız.
Mesela yanan yemekten örnek vermiştim.
Oradan devam edeyim. Bazen o yanan yemeği hızlıca başka bir şeye dönüştürüp kimseye böyle hissettirmeden sofraya döküleriz.
İşte o an dersiniz ki bunu sadece kadın dediğin yapar.
Çünkü bizde panik butonu yerine çözüm bul butonu var kardeşim.
Bu çözüm bul butonu.
ev içi yaşamın düzeninin ve akışının korunmasında kritik bir rol oynamaktadır.
Kadınların bu sakin ve pratik yaklaşımları, aile üyeleri üzerindeki potansiyel stresi de minimize etme eğilimindedir.
İşte bu yüzden o küçük böyle ev kazalarının, beklenmedik aksiliklerin görünmez kahramanlarıyız biz Yapaycancığım.
Sessizce, çünkü senin ruhunu duymadan hallederiz ve sonra hayat normal akışına döner.
Gelelim bir başka yeteneğimize Yapaycan.
Saymakla bitmeyen yetenekleriniz var.
Yetmez. Şunu diyordum.
Hani o dışarı çıkmadan önce yaşanan maraton var ya.
Mesela bir etkinliğe hazırlanırken yapılan makyaj, saç bakımı gibi detaylı ritüelleri zamanında bitirme ve o kusursuz görünme çabası yetmezmiş gibi çoğu zaman başkaları için de bu
motivasyonu koruma durumu.
Ama biliyor musun? insanların dış görünüşlerine özen göstermeleri, sosyal etkileşimlerde özgüvenlerini artırabilen ve olumlu ilk izlenim yaratabilen bir faktördür.
Kadınların bu konudaki ritüelleri, kişisel bakım standartlarını optimize etmeye yönelik stratejiler olarak gözlemlenmektedir.
Optimize etmek, evet o da olabilir ama biz onu daha çok böyle bir mucize yaratmak diyebiliriz yapayca.
Düşünsene akşam bir davet var.
Yani davet derken tabii yani Bihter Ziyagil değiliz yani.
İşte davet dediğine birine oturmaya mı gidiyorsun artık öyle bir davet diyelim.
Adam 5 dakikada duşunu alıp tişörtünü giymiş hazır.
Biz ise saçımızdan tırnağımıza, makyajımızdan takımıza kadar her detayı ince ince planlarız.
Yani sadece böyle kendimizi değil aslında çevremizi de güzelleştirme derdindeyiz.
kadınların giyim ve bakım süreçlerine erkeklerden daha fazla zaman ayırdığını göstermektedir.
Bu süreçlerin sadece kişisel estetik beklentileri değil, aynı zamanda sosyal normlara uyum ve grup içindeki temsiliyet motivasyonlarını da içerdiği görülmektedir.
Bir de o böyle yetişme stresi var.
Nasıl diyeyim? Hani böyle aman ne kadar geç kaldın Gökçe hadi geç kalıyoruz falan diye kapıda homurdanan biri olur ya.
Tam vaktinde kapıdan fırlayıp sanki saatlerdir hazırlanmamışçasına ışık saçarak içeri girmek.
İşte bu da bambaşka bir süper güç.
Sanki böyle zamanı büktük de aynanın karşısında 100 tane işi aynı anda hallettik gibi bir durum söz konusu olur yapaycağın.
Buna zaman yönetimi diyoruz Gökçe'cim.
Zaman yönetimi ve çoklu görev becerileri karmaşık kişisel bakım rutinlerinin belirlenen süre içinde tamamlanabilmesi için kritik öneme sahiptir.
Kadınların bu alandaki adaptasyon yetenekleri, yüksek bir verimlilik seviyesine işaret etmektedir.
Yani verimlilik derken bazen o makyaj masası önünde yapılan stratejik hesaplaşmalar da vardır.
Yani işte ne demek istiyorum mesela hangi renk var, hangi ruj, bu elbiseyle hangi küpe gider.
Bütün bir kombinasyonu kafada kurup sonra onu pratiğe dökmek ve bu süreçte kendi güzelliğimiz kadar etrafımızdakilerin de iyi hissetmesini sağlayan bir enerji yaymak.
İşte bu. o güzellik ritüellerinin sadece bir dış görünüş meselesi olmadığını aynı zamanda bir tür ruh hali yükselteci olduğunu da gösterir.
Evet sevgili kadın dediğin dinleyicileri bu bölümde bunu sadece kadın dediğin yapar dedirten böyle hayranlık uyandıran bazen de erkeklerin aklına bile gelmez diye düşündüren özelliklerimize
ışık tuttuk. Umarım siz de böyle biraz gülmüşsünüz.
Hem biraz da kadın olmanın aslında ne kadar çok boyutlu ve değerli bir şey olduğunu Bir kez daha kendinize hatırlatmışsınızdır.
Sunulan örnekler kadınların sosyal, duygusal ve operasyonel zekalarının entegre bir biçimde günlük hayatta nasıl aktive edildiğini ve çok yönlü problem çözme yeteneklerini ortaya koydu.
Bu analiz bireysel yetkinliklerin önemini de vurguluyor.
Evet Yapay Can'cığım yine analiz moduna geçtin ama haklısın.
Bireysel yetkinliklerimizi kutladık.
Şimdi ise sıra sizde.
Nasıl sıra sizde? Eğer sizin de bunu sadece Kadın Dediğin yapar dediğiniz...
Bizlere özel olduğunu düşündüğünüz bir durum, bir davranış, bir yetenek varsa lütfen bana yazın.
Kadın Dediğin Instagram hesabından yazabilirsiniz.
Kadın Dediğin YouTube kanalında bu bölümün altına yorumlara ekleyebilirsiniz.
Bana gönderin belki bu bölümün bir ikinci bölümünü.
Bunu sadece Kadın Dediğin Yapar dediğimiz şeylerin bir ikinci bölümünü tekrar hazırlarız.
Kim bilir Yapaycan da belki bize eşlik eder.
Dinleyicilerin sana mesaj ve yorum göndermesi çok önemli Gökçe'cim.
Çünkü dinleyicilerin interaktif katılımı, içeriğin zenginleşmesine ve farklı perspektiflerin sunulmasına olanak tanıyacaktır.
Bu, kullanıcı deneyimini optimize eden bir yaklaşımdır.
Evet, çok güzel yerinde bir bilgi paylaştın bizimle Yapaycan.
Çok teşekkür ederim. Katılımınız efendim bizi gerçekten çok mutlu eder.
Bugün de benimle ve Yapaycan'da olduğu için, bizimle birlikte olduğunuz için hepinize çok çok teşekkür ederiz.
Yeni bölümde tekrar görüşmek üzere.
Hoşça kalın. Kendinize çok iyi bakın.
Hoşça kalın. Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
