
2024 ‘O’ sene olsun.. Beraber karar alalım ve uygulayalım 🎄🧑🏻🎄🎅🏻
23 Aralık 2023 · 36 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
Herkese merhabalar.
Kadın Ne Değil'in podcast'ime hoş geldiniz.
Efendim malumunuz bir yılı daha bitiriyoruz.
Valla aslında iyi ki de bitiriyoruz bu arada.
Çünkü 2023 bireysel olarak bazılarımıza iyi gelmiş olabilir ama genel olarak baktığımızda işte Maraş depremleri ve onun yarattığı travmalar, seçim sürecinde akıl sağlığımızı
yitirmemiz, hayat pahalılığı, paramızın eriyip gitmesi daha sayı mı vesaire derken çok da böyle şey bir yıl değildi aslında.
Sağlığımız yerindeyse burada şükür diyerek elimizdekilerle yetinerek geçirdiğimiz bir yıl oldu çoğumuz için.
Gelin 2024 böyle olmasın.
Dünyayı değiştirecek adımlar atamaz, kararlar alamayız belki ama hep dünya işlerine, siyasete vesaire takılarak da geçiremeyiz bu yılları.
Bizim de sonuçta bir tane hayatımız var.
Bu yüzden dedim ki...
Siz dinleyicilerime bazı yeni yıl önerileri anlatayım ve kendimle dahil hepimiz bazılarını hayata geçirmek için çaba gösterelim.
Ne dersiniz? Olmaz mı?
Hazırsanız 2024'te neler yapabileceğimize ya da yapmaya başlayabileceğimize bir bakalım.
Öncelikle yeni yıl kararlarımıza sağlık kalmayı öğrenmemiz gerekiyor.
Bir de şunu belirtmek isterim ki...
Aldığımız kararları hayata geçiremiyorsak, bunun nedeni tembel bir insan olmamız ya da zayıf karakterli olmamız değil.
Bazı davranış değişiklikleri ile kararlarımızı hayata geçirmemiz mümkün.
Sadece ve sadece erteleme eğilimi gösteriyoruz, o kadar.
Yani nedir bu erteleme eğilimi?
Alışkanlıklarımızın getirdiği bir davranış biçimi.
Bu bizim kendi öz davranış modelimiz.
Endişelenmeyin yani. Hatta böyle bilimsel bir şeyden bahsediyorum erteleme eğilim derken.
Çünkü efendim bilim dünyası diyor ki beynimizin nöronlarında esneklik varmış.
Beynimizin esnekliğinden mütevellit davranış ve alışkanlıklarımıza değişiklik yapmamız mümkünmüş.
Yani şu durumdan birazdan bahsedeceğim durumdan vazgeçmemiz çok kolay.
Ay şimdi yattığım yerden kalkıp kumandayı bırakıp hiçbir şey yapamam modundan çıkmamız beynimizin esnekliği sayesinde çok kolay.
Üstelik bazı insanlar da bunu yapabiliyor.
Yani çevrenize bir bakın. Şöyle düşündüğümüz, şöyle şeyler söylediğimiz insanlar olmuştur.
Yani nasıl böyle hemen bir şeye karar veriyorsun, onu hayata geçiriyorsun, hemen hızlı bir şekilde kararını alıyorsun, işte hızlı bir şekilde planlamanı yapıyorsun hayatın.
Bir de böyle istikrarlısın. Valla seni tebrik ediyorum.
Ben valla bunu yapacağım da, karar vereceğim de, başlayacağım da, bitireceğim de falan diye söylediğimiz, düşündüğümüz çok fazla insan vardır.
Peki bunu nasıl yapıyorlar?
Yani nasıl bir istikrar sağlıyorlar?
Bir defa bu insanların iç motivasyonları çok yüksek.
Bizim de öyle olması gerekiyor.
Bizimle derken kendimi de işin içine katıyorum.
Çünkü ben de bazı kararları gerçekten çok hızlı alır hayata geçiririm.
Bazıları böyle sürünür, yerlerde sürünür gerçekten.
O yüzden iç motivasyonumuzun yüksek olması gerekiyor.
İstikrar, karar alıp onu hayata geçirip istikrar sağlamak için.
Yani şunu da kabul etmemiz gerekiyor.
İlla dışarıdan... Motive edilmeyi böyle ödüllenmeyi beklememiz gerekmiyor.
İç motivasyonumuzla da bunu halledebiliriz.
Bu bilimsel bir kanıt.
O yüzden böyle rahat bir şekilde söylüyorum.
Üstelik içsel motivasyona sahip olduğumuzda da işte aldığımız kararlar yaptığımız eylemlerin sadece sonuçları değil yapıldığı süreçte zevk vermeye başlıyor.
İşte örneğin durmadan diyete başlayıp devam edemiyorsak kendimize şunu söylememiz gerekiyor.
Biliyorum bu süreç biraz acı verici olacak.
İstediğim şeyleri yiyemeyeceğim.
O tatlılar böyle arkadaşlarım etrafımda löp löp yerken ben sadece onlara bakacağım.
Ama sonunda istediğim forma ve görüntüye beni ulaştıracak.
Başta acılı olacak ama kilo vermeye başladıkça kendimi çok çok iyi hissedeceğim.
Üstelik kilo verdikçe o insanlar etrafımda...
ne kadar zayıflamışsın, çok iyi kilo vermişsin, valla böyle devam et, formun çok iyi görünüyor, çok zinde görünüyorsun falan dedikçe daha da mutlu olmaya başlayacağım.
Yani istediğim kiloya düşene kadar ki süreçte de aslında çok mutlu olacağım.
Bir şeyler yemekten vazgeçeceğim ama göründüğüm hal, sağlığım ve fit görüntüm, işte zinde görünmem beni çok mutlu edecek o süreç içerisinde.
İşte bunu diyebilmek güçlü bir içsel motivasyon gerektiriyor.
Bazılarımızda içsel motivasyon zayıf olabiliyor.
Devamlı isteksizlik hali de yaratabiliyor bu durum, içsel motivasyon düşük olması.
Hatta bu içsel motivasyon düşük olmasının daha ileri boyutuna da apati deniyormuş.
Yani bir hastalık bu apati.
İşte isteksizlik, ilgisizlik, kayıtsızlık hali bu apatinin belirtileriymiş.
Şimdi bu apati ile ilgili Oxford Üniversitesi'nde psikologlar ve nörologlar bir araştırma yapmışlar.
Ve apati ile...
beynin karar verme mekanizması arasında beklenmeyen bir bağlantı tespit edilmiş.
Araştırmaya apatisi olan bir grup katılıyor.
Bir de yüksek motivasyonu olan bir grup katılıyor.
İki grup karşılaştırılıyor.
Bir dizi izlemelerden sonra da şu sonuca varılıyor.
Motivasyonu düşük insanlar karar verme mekanizmalarını az kullanmak yerine gereğinden fazla kullanıyorlar.
Yani aslında kararlarımız üzerinde tekrar tekrar tekrar tekrar düşündüğümüzde vazgeçme eğiliminde oluyoruz.
Bu yüzden kararlarımız için harekete geçmek yerine düşüncede takılı kalıyoruz.
Ve aynı uzmanlar diyor ki karar verirken çok düşünmeden, ertelemeden...
Hemen uygulamaya dökün diyorlar.
Gerçekten de öyle. İşte pazartesi diyete başlayacağım.
Abi niye şimdi başlamıyorsun?
Yani şu anda yediğin makarnayı yiyorsan bırak o makarnayı.
Şu an itibariyle diyete gir.
İlla bunu etrafa pazartesi başlayacağım.
Şu son 3 gün yine yiyeceksem yiyeceğim.
İşte arkadaşımın doğum günü var o bir geçsin.
Çocuğun bilmem nesi var o bir geçsin.
Böyle erteledikçe o kararlar hayata geçmiyor.
Bir şeye karar veriyorsak o anda yapacağız.
İşte gelin bu sene...
2024 senesinde bakın kendimi de dahil ediyorum.
Instagram'dan takip edelim birbirimizi.
Aldığımız kararları hayata geçirip geçirmediğimizle ilgili kendimizi dürtelim bakalım ne yapıyoruz ne ediyoruz.
Çünkü kendim için de bunu yapacağım.
Bazen çok hızlı karar alırım ama dediğim gibi bazen de hiç hızlı karar alamam.
O yüzden bu sene apatiye mapatiye takılmadan aldığımız kararları hayata geçirelim.
Kontrol altına tutalım kendimizi ya yetişkin insanlarız.
Bence bunu yapabiliriz. O zaman repeat after me.
Benim beynim esnek, bu yüzden alışkanlıklarımı ve erteleme eğilimimi değiştirebilirim.
Fazla düşünmeme gerek yok, hemen harekete geçebilirim.
Benim de iç motivasyonum var, kendimi motive edebilirim.
O spor yapabilirim, hemen hazırlanıp çıkabilirim.
O dil kursuna hemen başlayabilirim.
Evet karar verme ve harekete geçme konusunu bilimsel olarak çözdüğümüz ve artık bahanemizde kalmadığına göre gelelim bu yıl hayata geçirebileceğimiz kararlara.
Kendim için bakın yemin ediyorum kendim için ne düşündüysem sizinle de onları paylaşacağım.
Bazıları klişe gelebilir ama o zaman da derim ki hayata geçirdin mi ki ne?
Klişe diyorsun. Yok yok demeyeceğim.
Klişe ise klişedir. Ama bilin ki bu Gökçe kardeşiniz de hayata geçirmek için adım atmış olacak.
Yalnız olmayacaksınız yani.
Mesela geçen sene kararını verip hatta geçen sene 6 Ocak'ta hayata geçirdiğim akıllı oruç beslenme ritüeline tekrar hayata geçireceğim.
Bunu gerçekten siz de yapabilirsiniz.
Ben bu ritüeli 10 kilo verdim.
Şimdi 3'ünü geri aldım o ayrı ama gene yapabilirim biliyorum.
Üstelik sadece kilo vermek için değil daha sağlıklı olmak, işte daha iyi hissetmek, o şişkin olma hali var ya işte o şişkinliği hissetmemek için de yapılması gerekiyor diye düşünüyorum.
Bence yetişkin bir kadının günde iki öğünden fazlasını yemesine gerek yok.
Hatta böyle bazı hekimler ve yayınlar da aynen bunu söylüyor zaten.
O zaman ister kilo vermek ister daha sağlıklı olmak için.
İlk öğün saat 12'de böyle mutlaka mümkünse yumurtalı bir öğünle ve son öğünü saat 19'da ve ekmeksiz istediğimiz şeyi yiyerek aralıklı oruca başlayabiliriz.
Bunu beraber yapabiliriz.
Gerçek söylüyorum. Hatta ben geçen senede kullanmıştım böyle biraz motivasyon için.
Hani içsel motivasyon gerekiyor ama dışarıdan da bir motivasyon aracı gerekiyor.
O yüzden fasting diye bir uygulama var.
Akıllı telefonların uygulama tükkenlerinde bulabilirsiniz bu uygulamayı.
Ücretli ama özellikle aralıklı oruca uygun bir uygulama zaten.
Oruç başladığında böyle size bazı şeyler gönderiyor, mesajlar gönderiyor.
İşte vücudunuzda şu an ne oluyor?
İşte yok efendim yağ yakma sürecine başladınız.
Şu an bilmem ne evresine geçtiniz.
Her zamankinden fazla yağ yakıyorsunuz falan filan gibi.
Onları okudukça bir de aylık bir ücret ödedikçe de hatta böyle en az 3 aylık yapıyorsunuz galiba.
para veriyorum beni de motive etmek için uygulama elinden geleni yapıyor o yüzden gerçekten aralıklı orucun o kurallarına sadık kalmaya başlıyorsunuz işte vücuttaki değişiklikleri söylüyor işte sana su iç diyor şimdi orucun
bitmesine 5 dakika kaldı güzel bir öğün hazırla işte şimdi orucun başlıyor son lokmanı ağzına at falan gibi iletiler gönderdikçe nasıl motive olmuştum anlatamam o yüzden bu yılda Aralıklı oruç hatta bu yıl demeyeceğim
ne demiştik hemen hayata geçirmemiz gerekiyor.
Bu podcast seslendirme işi bittikten sonra hemen aralıklı oruca başlıyorum.
Ve bu yıl bunu gerçekten devam ettireceğim.
Öyle yaz geldi işte şimdi artık bırakabilirim falan demeyeceğim.
Arada küçük molalar verebilirim ama devamlı olarak hayatımda oturtmam gerekiyor.
Bu 2024'te aldığım karar ama hayatımın...
Mümkünse sağlığım el verdikçe sonuna kadar da devam ettireceğim bir şey olsun istiyorum.
Üstelik geçen sene gerçekten çok kilo almıştım.
Yani 10 kilo verdim öyle söylüyorum size.
10 kilo vermiştim.
Bu sene ise 7'sini zaten vermiş olacağım.
Bundan sonra yaptığım aralıklı oruç aslında dediğim gibi böyle daha sağlıklı görünmem.
Ve zaten bir miktar zayıflamış halimin üzerine de yine kilo vermeme destek olacağı için daha da fit bir görüntüye.
kavuşturacak beni. O yüzden gerçekten şu an aşırı motive oldum.
Bunları sizinle paylaşırken aralıklı oruca başlıyorum.
Gerçekten şunu da söyleyeyim size.
Eğer fazla kilonuz varsa, öncelikle hedefiniz ideal kilonuza düşmek içinse o kadar kafamda bitirmiştim ki olayı.
Mesela akşam arkadaşlarım, buluşuyoruz, doğum günü var, bir şey var.
Eğer yedide oruca giriyorsam gittiğim yerde sadece kahve ve çay içiyordum.
Su ve soda içiyordum. Önümde pizzalar yeniyordu.
Koca koca dilim pastalar da yeniyordu.
Ama yapmıyordum. Çünkü demek ki o içsel motivasyonumu hazırlamışım.
O kararı kafamda vermişim.
Ve gerçekten de böyle kendimi de mutsuz hissetmiyordum.
Ah götürün makarnaları.
Mis gibi koktu. Ben yemiyorum.
Ağlayacağım falan. Hiç öyle bir duruma da gelmiyordum.
Çünkü aslında şöyle aç değilim.
Ben akşam yemeğimi yedim. O yüzden evet şu anda bir diyetteyim.
Ve kilo vermem de gerekiyor. Sağlığım için de bu çok önemli.
diye kendimi motive ediyordum ve böyle hiç de üzgün hissetmiyordum kendimi.
Dolayısıyla aralıklı oruca sizler de başlayabilirsiniz.
Hep beraber de başlayabiliriz.
Dediğim gibi Instagram'dan takip edelim.
İşte aralıklı oruç nasıl gidiyor birbirimizi motive edecek mesajlar da gönderelim.
Gelelim diğer kararıma.
Siz de yapabilirsiniz.
Hatta önerim gerçekten.
Şimdi malumunuz ekonomik krizin dibinin dibindeyiz aslında.
Yani para biriktirip yatırım yapmak işte ev almak vesaire artık gerçekten çok da mümkün görünmüyor.
Yapanlar yapacağını yaptı yapamayanlar artık inşallah o günler bir gün gelirse diye hayal ediyoruz umutla bekliyoruz.
O zaman şöyle düşündüm yani kredi kartım patlayacaksa seyahat için patlasın be.
Bol bol seyahat yani hem kendi ülkemde hem de dünyada görülecek çok çok çok yer var.
Evet yurt dışı eurodan dolayı pahalı olabilir ama özellikle bazı lokasyonlar Türkiye'de yapılan tatilleri göre çok daha ucuz olabiliyor.
Ya bir de bir miktar pahalıysa da yani ne yapalım ölelim mi yani kuryalım mı evimizin içerisinde.
Yani bütçesini yayarak işte ne bileyim.
Uçak biletini işte 3-4 ay sonra gideceğin bir seyahatin uçak biletini şimdi alarak işte onu bir miktar ödedikten sonra bir ay sonra vizeye başvurarak işte konaklamasını işte iadesiz hemen parası
çekilmeyen şekilde son anda yaparak falan böyle bir seyahatler planlayabiliriz diye düşünüyorum.
Üstelik sadece yurt dışı da değil.
Diyorum ki ben İstanbul'da yaşıyorum.
Ya şu burnumuzun dibinde bir Safranbolu diye bir yer var.
Evleri meşhur bilmem ne.
Yani bir sürü meşhur şeyi var.
Safranbolu fırınları var. Demek ki bir tatlısı kurabiyesi falan meşhur.
Ya oraya gidip görmedim.
Mesela neyi bekliyorum tam olarak onu da bilmiyorum.
Ya siz de beklemeyin. Yani mesela Erciyes illa böyle kayak yapmaya mı gitmeliyiz orada?
Kayak mı yapmak gerekiyor? Ben mesela kayak yapmayı bilmiyorum.
Ama mesela gitsem...
işte bir gün bir Kayseri'yi gezsem sonra dağa çıksam bir dağ havası alıp şöyle bir sıcak şarap falan içip ya dönemez miyim illa böyle kalıplara mı sokmak gerekiyor seyahati yok o zaman gidelim
görelim gezelim ya bölelim 12 takside bir şekilde ödeyelim yani bu sene yeni yerler görmek için adım atmayalı olsun bence yani ben kendim için bunu yapacağım size de öneriyorum gene instagramdan
gittiğimiz gördüğümüz yerleri birbirimize gönderelim paylaşalım Onun dışında gezmeyi tozmayı da hallettiğimize göre gelelim hayatımıza sokacağımız
hayatımızın bir parçası haline getireceğimiz yeni bir yeni yıl kararına.
Hayatımızda hareket spor olmak zorunda.
Ya artık spor yapmayan insanlara neredeyse cahil deniliyor.
Ve bu konuda kendimi takdir ettiğim bir durum var.
Geçen sene çok iyi oturttuğum yüzme sporu.
Haftada dört gün yüzmeye gidiyorum.
Aslında biraz da bahanem boyun fıtığım ve yaşadığım vertigo atakları oldu.
Gerçekten sırt kaslarına çok iyi geldiği için boyun ağrılarım neredeyse tamamen geçti.
İşte ameliyat olursun falan dedikleri durumdan yani hiç kafam işte boynuma boyunluk takmadan gezip tozar hareket eder hale geldim.
Vertigo için de şöyle denge çok önemli biliyorsunuz.
Hani vertigo bir baş dönmeyle ilgili bir rahatsızlık.
Allah kimseye göstermesin. Kötü insanın çakıyor gerçekten ama Allah başka dertli hastalık da vermesin.
Sonuçta çözümü olan da bir hastalık.
Denge merkezini sağlam tutmak için de özellikle sırt üstü yüzmek o konuda oldukça iyi.
Dolayısıyla ben bu yüzme işini çok iyi oturtturdum.
Bu arada sevdiğim spor da 40 yaşımda buldum ben.
Çünkü ben böyle spor salonuna gidip...
İşte o aletlerin altına gir, kaldır, indir.
Yok koşu bandında 25 dakika lak lak lak lak yürü falan.
Gerçekten hiç hoşlanmıyordum.
Meğersem benim sevdiğim spor yüzmeymiş.
Çünkü zaten denizi, yazı ve denizi çok seven bir insan olduğum için.
Yani yüzme sporunu sevdiğimi bu kadar geç keşfetmemde gerçekten çok enteresan.
Yani denizi ve yüzmeyi bu kadar seven bir insan yüzme sporunu zaten severdi.
Şu anda da bir aydınlanma yaşadım.
Sizin de varsa efendim böyle sevdiğiniz bir spor üstelik böyle su gerektirmeyen bir sporsa sevdiğiniz.
Valla artık spor salonuna bile gitmeye gerek yok gerçekten.
Yani zilyon tane video var.
Evinizde videolar izleyerek ya da çıkıp evinizin yakındaki bir parkta yürüyerek de yapabilirsiniz.
Ya saat kaç olursa olsun işten çık eve gir.
Çocuğun yoksa eve girer girmez.
Çocuğun varsa uyuduktan sonra.
Erteleme eğilimine düşmeden en az yarım saat sporumuzu yapalım.
Bu sene bunu yapalım gerçekten.
Yine bu sene için şöyle bir karar alabiliriz.
Bir sivil toplum örgütünde gönüllü olarak çalışmayı deneyebiliriz mesela.
Ama lütfen bakın şimdi önümüzde de seçimler var.
Lanet olsun. Lütfen böyle oy ve ötesi vesaire olmasın bu sivil toplum örgütü seçeceğimiz.
Çünkü siyasetten gerçekten yeter artık.
Doğa, hayvanlar, çocuklar, kadınlar veya dezavantajlı herhangi bir şey için çalışabiliriz.
Ya haftada bir gün olur, ayda bir gün olur, 3-4 ayda 4 gün olur belki bilmiyorum ama hayatımıza yerleştirmemiz gereken bir kavram olduğunu düşünüyorum kesinlikle.
Yani oturduğumuz yerden hiçbir şey düzelmeyecek veya daha iyiye gitmeyecek.
Aman bana ne. Ben mi kurtaracağım falan demeden faydalı bir iş yapmanın verdiği hazı da tadarak bir yardım kuruluşunda veya sivil toplum örgütünde gönüllü olarak çalışmak
için bizi tutan böyle ne olabilir?
Yani aktivist olun kendinizi parçalayın falan da demiyorum ama hayat koşullarımıza ve çalışma şartlarımıza böyle uygun bir kurum bulabilir ve çalışabiliriz diye düşünüyorum.
Benim çocuğum yok ve bu bilinçli bir karar.
Ancak... Anne sevgisine muhtaç, ailesini kaybetmiş veya ailesinden uzak kalmaya mecbur kalmış bir sürü çocuk var.
Mesela bu sene gönüllü anne olmayı deneyebiliriz.
Ne dersiniz? Bakanlığa bağlı kurumlar işte Korev, Koruyucu Aile Derneği, Umut Evi, Hayat Sende Derneği gibi lütfen ama lütfen güvenilirliğini de araştırarak buradaki
çocuklara ulaşabiliriz diye düşünüyorum.
Neler yapabileceğimizi özellikle bakanlığa bağlı bakım evlerinden daha net öğrenebiliriz.
Ben bu Maraş depremlerinden sonra bu sahipsiz kalan çocuklarla ilgili neler yapılabilir diye aslında bu gönüllü annelik hatta böyle işte evlat edinmiyorsun
ama bayağı ailesi oluyorsun öyle şeyler vardı biliyorsunuz.
Yardım edebileceğimiz durumlar vardı şimdi tam olarak adını hatırlamadım ama bunun için bağlı bulunduğum belediyenin toplantısına gitmiştim.
Gerçekten çok düzgün insanlar, çok da güzel bir akışı vardı, çok planlı çalışıyorlardı.
O yüzden öncelikle bakanlığın ve bulunduğunuz ilçedeki, semtteki il ya da ilçe müdürlüklerinde bunlarla ilgili bilgi alabilirsiniz.
Zaman zaman böyle konferanslar, seminerler yapıyorlar.
Onlara katılıp onları dinleyebilirsiniz.
Dolayısıyla evet belki evlat edinmek çok ciddi bir karar olabilir.
Ama gönüllü annelikte bence o çocukların hayatına dokunmak için, o çocukların hayatına farklı bir şey katmak için de çok güzel olabilir.
Belirli kuralları var, onu biliyorum gönüllü anneliğin.
Gerçekten çok ciddi bir karar vermiş olmak gerekiyor bunun için.
Çünkü size diyorlar ki size verilen gün ve saatte her hafta aynı gün ve saatte gelmeniz gerekiyor diyorlar.
Çünkü çocuk sizinle bir bağ kurmaya başlıyor ya da çocuklar.
Hem onların güvenini kazanmak için, önce hemen o bağ kurmuyorlarmış, işte nasıl olsa bir daha gelmez, bir daha göremem demeye başlıyor.
Ama gitmeye başlıyorsanız da bu devamlılığı sağlamanız çok önemli.
Çünkü sizi bekliyor, sizinle bir bağ kuruyor.
İşte sizden bir şey öğreniyorsa onun devamlılığını istiyor, sizinle oyun oynuyorsa onun devamlılığını istiyor.
Ve onun hayatında bir yer edinmeye başlıyorsunuz artık.
Dolayısıyla bu çok ciddi bir karar ama yapılamaz değil.
Benim etrafımda böyle çok tatlı kadınlar var.
Kendi çocuğu olduğu halde gönüllü annelik yapan arkadaşlarım da var.
O yüzden bu kararı verip ciddi bir şekilde verip hayata geçirebiliriz.
Yani boş boş oturduğumuz bir sürü zaman vardır diye düşünüyorum.
Arkadaşlarımıza da buluşsak yani geçen hafta buluştuğumuz arkadaşımızla da bu hafta buluşup belki aynı şeyleri konuşmayalım da o hafta o gün o iki saati gidelim o çocuğa ayıralım.
Neden olmasın? Yani bunu hayatımıza katabiliriz diye düşünüyorum.
Evet ciddi bir karar ama beynimizin esnekliği bu kararı vermemize yardımcı olacaktır.
Ya bir çocuğun gülüşüyle hayat değişebilir gerçekten.
Bu gülüşten neden kendimizi mahrum edelim değil mi?
Tiyatro, tiyatro, tiyatro.
Evet özellikle İstanbul'daysanız biz çok şanslıyız.
Şehir ve devlet tiyatrolarının haricinde özel tiyatrolarda çok atakta.
Özellikle pandemi sonrası bu atak oldukça devam ediyor.
Çok çok fazla oyun var.
İzlenecek çok fazla oyun var gerçekten.
O yüzden bu seneyi böyle bir tiyatroya ayıralım ya.
Yani gerçekten yani her seferinde buluşup yemeğe gitmeyelim de dans etmeye oynamaya gidiyorsanız tabii gitmeyelim de.
tiyatroya gidelim. Gerçekten gidelim.
Böyle o oyun kötüymüş ama bu oyun uzunmuş falan vesaire demeden oyun izleyelim.
Ya kötü olsun. Yani kötü neye göre kötü?
Zaten hani eğer profesyonel olarak oyunculuk yapmıyorsak bunun eğitimini almadıysak falan hani o kötülüğü neye göre belirleyeceğiz?
O da bir soru işareti. Ama tabii bizim işte hayal dünyamıza, bizim karakterimize, bizim zevkimiz uygun olmayan oyunlar da olabilir.
Olsun. Yine de izleyelim.
Yani herhalde tiyatro izlemekten Hiçbir şey kaybetmeyiz diye düşünüyorum.
Aynı zamanda böyle eşimizle dostumuzla kaliteli zaman geçirmek için de iyi fırsat tiyatroya gitmek.
Tiyatroya vakit ayırmak. Öncesinde böyle bir ufak yemek yiyip sonra oyunu izleyip oyundan çıktıktan sonra oyun hakkında konuşmak.
Hatta bir sonraki buluşmanızda da oyunla ilgili aklınızda kalanları konuşmak falan.
Kaliteli zaman geçirmemize destek olacaktır diye düşünüyorum gerçekten tiyatroya gitmek.
Hatta şeyi söyleyeceğim.
Instagram'da elektrik kesiği diye bir hesap keşfettim.
Daha doğrusu bir arkadaşım önerdi bana.
O hesabın sahibi neredeyse tüm oyunlara gidiyor.
O oyunlarla ilgili hangi salonda oynuyor, hangi tarihlerde var falan.
Bir perde mi iki perde mi ona varana kadar bütün bilgileri paylaşıyor.
Hatta oyunla ilgili de... kendi görüşlerini paylaşıyor işte çok eğlenceliydi ya da işte çok uzundu bazı bölümler çok uzundu işte kendinizi drama hazırlayın falan gibi önden böyle spoiler vermeden
oyunla ilgili fikirlerini de söylüyor ben keyifle takip ediyorum size de öneririm Onun dışında Augusto hesabı var Instagram'da.
Onu takip edebilirsiniz. O böyle her türlü etkinlikle ilgili bilgi veriyor.
Hatta çok geniş bir yelpazesi var.
İşte moda ile ilgili, yeme içme ile ilgili, tiyatro ile ilgili.
İşte her şeyle ilgili yazılar okuyabileceğiniz bir platform Augusto.
Onu takip edebilirsiniz. İşte ben İstanbul'da yaşadığım için İstanbul etkinlik hesabını takip ediyorum.
Orada da tüm etkinliklerle ilgili fikrim oluyor.
Oyunlarla ilgili de en azından hangi sahnede, hangi tarihlerde var onu takip etmem için bir fırsat veriyor.
Oksijen gazetesi. Haftalık bir gazete.
Çok keyifli. Böyle eskiden eve 3-4 tane gazete girerdi.
İşte önce babam ana gazeteye atardı, el koyardı.
İşte ne bileyim biz annemle eklerini bölüşürdük.
Sonra ana gazete aramızda bölüşürdü falan filan.
Böyle gazete okuma ritüeli diye bir şey vardı.
Oksijen gazetesi yani tabii her gün gazete almak gibi alışkanlığı tekrar edinmemiz belki mümkün değil ama haftalık gazete Oksijen'de seviyorum ben.
Orada da bu tip bilgiler paylaşılıyor.
Oradan da takip edebilirsiniz.
Ve özellikle İstanbul'da dışında olanlar.
Valla şehrinize ne oyun geliyorsa işte kim oynuyormuş, kaç perdeymiş falan bakmadan bence mutlaka gidin.
Çünkü büyük şehirler dışında özellikle yaşayan kişiler bu tip...
tiyatro oyunlarına falan ulaşmaları, erişmeleri, müzikaller falan bunları görmeleri biraz zor olabiliyor.
İşte bazen sahneler uygun olmuyor, bazen bütçesel kaynaklı olabiliyor.
O yüzden şehrinize ne geliyorsa mutlaka gidin, izleyin.
Hatta böyle eğer kendi yaşadığınız şehre yakın bir büyük şehirdeki oyunları takip edin.
Bir hafta sonu, bir gün bile olsa gidin o oyunu izleyin ve şehrinize geri dönün.
Bu sene... Tiyatroyu hayatımızın merkezine koyalım.
Yine Instagram'dan gittiğimiz oyunları, tiyatro oyunlarını, müzikalleri hatta çocuklarınız için gittiğiniz oyunlar da varsa onları da paylaşın benimle.
Ben de beni takip eden diğer insanlarla paylaşayım.
Birbirimize fikir verelim, ilham verelim diye.
Bu sene tiyatroyu böyle hayatımızın merkezine koyalım.
Kendimde bir şey fark ettim ki o da şu.
Böyle dışarıda yemek ya da bir kafeye vesaire gitmek...
ilgili bir plan yaparken genellikle hep daha önce tecrübe ettiğim yerlere gitmeyi tercih ediyorum.
Ya bir sürü irili ufaklı efendim Michelin'li yok yıldızlı yıldızsız kafeler restoranlar var.
Ya dışarıda yemek yemek Biraz da deneyimlemek olduğundan, yoksa evimizde de oturup yemek yiyebiliriz.
İşte yeni bir mekan, yeni bir tat, yeni dekorasyon örnekleri göreceğim yerlere gitmeye karar verdim 2024'te.
Bence siz de bunu yapabilirsiniz.
Bu hayatımızda çok zorluk yaratacak bir karar da değil.
Üstelik bence çok rahat bir şekilde hayata geçirebiliriz diye düşünüyorum.
Üstelik Instagram bu tarz yerleri gösteren, anlatan hesaplarla dolu.
Yani neredeyse sürprizde yaşamayız gittiğimiz yerle ilgili.
O yüzden ben kararlıyım.
Siz de yapın. Gidelim yeni mekanlar görelim.
Yeni tatlar tadalım. İşte aynı kahveyi farklı bir mekanda içelim.
Çünkü ben bazı mekanlara dekorasyon içinde gidiyorum.
Yani mesela bir köşe yapmış oluyor.
O kadar böyle içime huzur veriyor ki.
İşte kendi Instagram hesabımda da paylaşacak bir içerik oluyor benim için.
Hem de o orayı görmek.
İşte kendim evimde nasıl uygulayabilirim.
Ya da işte kendi atıyorum odamda ofisimde nasıl uygulayabilirim diye ilham da verebiliyor.
Dolayısıyla gidelim. Yeni yerler görelim, yeni mekanlar görelim.
Sürpriz değişemeyiz dediğim gibi Instagram'daki hesapları da takip edersek.
Şimdi yeni bir kanun da çıkmış.
İşte bu restoran ve kafeler menülerini ve fiyatlarını önden paylaşmak zorundalarmış.
O zaman böyle planlı, programlı, paramız hazır bir şekilde gidip, yiyip, içip Instagram'a fotoğraflar yedekleyebiliriz.
Bu sene bunu yapabiliriz.
Şimdi söyleyeceğim kararla ilgili aslında kendimi o kadar da yermeyeceğim aslında.
Çünkü yeni yıl için karar aile ile vakit geçirmek ve onlara zaman ayırmakla ilgili öneride bulunacağım.
Kendimi de çok fazla yermeyeceğim.
Elimden geldiğince bu aileye vakit ayırmayı iyi yaptığımı düşünüyorum.
Hepimiz ya evli ya sevgilimiz var, kimimizin çocukları ile kendi çekirdek ailesi var, iş yoğunluğumuz var vs.
Bu yüzden kendi anne babamıza, kardeşimize istediğimiz kadar vakit ayıramıyor olabiliriz.
Ama 2024'te bir rutin oluşturmak için bir fırsat olabilir.
Yani ailemize vakit ayıracağımız bir rutin oluşturmamız iyi olabilir.
İşte ne bileyim rutin derken her pazar kahvaltısını beraber yapmak ya da işte her pazar akşam yemeğini beraber yeme alışkanlığı gibi bir rutin oturtabiliriz.
İşte uzakta yaşıyorsak ya ayda bir, bir hafta sonu ya da bir gün ya mutlaka gidip ailemi ziyaret edeceğim alışkanlığı.
Biletlerini önden alabilirsin.
İşte bir cumartesi sabah gidip görüp akşam dönebilirsin falan gibi bir rutin oluşturabiliriz.
Özellikle beni dinleyen dinleyicilerimin yaş grubunu da ben işte analiz raporlarında görebiliyorum.
Genelde böyle 30'dan başlıyor ve işte 30 ve böyle nasıl diyeyim 50 yaş arası gibi bir kitle var.
Daha genç arkadaşlarım da var ama genellik bu yaş grubunda.
O zaman şöyle düşünelim annelerimizin babalarımızın yaşları ilerliyor.
Sağlıkları hep şimdiki gibi olmayacak.
Hatta bazılarımızın ailesinde belki de sağlık problemleri bile var.
Mesela benim için babam öyle zor bir hastalıkla mücadele ediyor ve böyle düzelmeyecek ilerleyen de bir hastalık.
O yüzden onları ne kadar çok görürsek konuşursak.
Hatta yani konuşurken, sohbet ederken şunlar da olacak tabi.
Size daha önce anlattıkları şeyi tekrar tekrar anlatacaklar.
Tekrar tekrar konuşacaklar.
Olsun gene de onlara vakit mutlaka ayıralım.
Çünkü olmadıkları ve bir daha geri dönmeyecekleri zaman geldiğinde her şey için çok çok geç olacak.
Ve iş hayatı kararları.
Valla iş hayatımız için artık böyle şımarıkça davranma lüksümüz de pek yok gibi aslında.
Belki bazılarınız için olabilir.
Ama işimize sarılmamız gereken bir dönemdeyiz.
Ne yazık ki bu çok sinir bozucu bir durum.
Çünkü böyle kendi özgür irademizle işte o işte kalmayı ya da o işten ayrılmaya karar veremiyoruz.
Bu konuda haklıyız.
Ama bu sene için şunu yapabiliriz.
Birincisi her ne olursa olsun mobbing yaşadığınız tacizin var olduğu sahtekarlığın döndüğü ve ne yaparsanız yapın kendinize ailenize vakit ayıramadığınız ve bunun
artık o şirkette normalleştiği yani dönemsel olarak çok yoğunluklar olabilir ama artık böyle sadece iş için yaşamaya başladığınız bir iş yerinde artık çalışmayın.
Çalışmayın ya. Ya evet bedeli olabilir.
Evinizi kapatmanız gerekebilir.
Ailenizin yanına taşınmanız gerekebilir.
İşte şirket aracınız varsa anahtarını verip otobüse metroya binmeniz gerekebilir.
Hayatınızı minimalist hale getirmek durumunda kalabilirsiniz.
Ama inanın değer.
Ya kaybettiklerinizin yanında motivasyonunuzu, ruh sağlığınızı, cilt ve saç sağlığınızı, fiziksel özgüvenli görünümünüzü bir süre sonra geri kazanmaya başlıyorsunuz çünkü.
Çünkü ya... Şu bir gerçek ki biz değişmezsek dünya değişmeyecek.
Hiçbir kötü gün veya zaman sonsuza dek sürmüyor emin olun.
Ya başka bir iş bulursunuz.
Ne bileyim kendi yaratıcılığınızı kullanacağınız bir iş fırsatı yaratabilirsiniz.
Hatta böyle zamanlarda yaratıcı zekamız da daha aktif çalışıyor bence.
Daha odaklanma da sağlıyor.
İşte el işiniz iyiyse kendi zevk tasarımınıza göre ürettiğiniz her şeyi online böyle pazar yerlerinden satabilirsiniz.
Evinizde köpek bakımı verebilirsiniz, köpek bakabilirsiniz.
Veya köpek gezdiriciliği yapabilirsiniz ki bu köpek gezdiriciliğini mevcutta iş olan insanlar da yapıyor.
Çünkü köpeklerle vakit geçirmek paha biçilemez bir şey.
Kendi köpeğim olduğu için de söylüyorum.
Onun dışında podcast kanalı açabilirsiniz.
İşte iyi yemek yapıyorsunuz yemek tarifleri anlatacağınız bir instagram hesabı açabilirsiniz.
Yani evinde internet olup para kazanamayacak kimse yok bence.
Yani ama az kazanırsınız ama çok kazanırsınız ama illaki para kazanırsınız.
İşinizde kalmaya kararlıysanız da bu sene şunu deneyin derim.
Hatta kendim için de geçerli bu.
Biraz da yapıyorum aslında. Kendimizi iş için parçalamaya, onu da yaparım, işte bunu da yaparım vesaire demeye gerek yok.
İş için kendimizden çok fazla ödün vermeye başladığımızı gördüğümüz zaman artık hayır demeyi bilelim.
Çünkü mevcut işlerimizin yanı sıra bir de böyle projeler falan yürütüyorlar bize iş yerlerinde biliyorsunuz.
İşte artık yetişemediğimizi gördüğümüz an...
Bunu böyle ilgili kişilerle konuşup işte o projeden çıkmak istediğinizi ya da mevcut işle ilgili iş yükünüzün çok arttığını bununla ilgili bir iş paylaşım yapılması gerektiğiyle ilgili falan
konuşmak gerekiyor.
Yani susup kalınca insanlar o işleri yaptığımızı bir sorun olmadığını düşünüyorlar ve biz iş üzerine iş vermeye başlıyorlar.
Yani ne kadar iş yükümüz arttığı zaman ya onu da yaparım bunu da yaparım verin ben hallederim.
Desek bile yani ne yaparsak yapalım alacağımız prim o kadar da fazla değişmiyor.
Maaş zammında falan aman tanrım bu maaş beni zengin yapacak galiba durumu falan da yaşamıyoruz.
Yani iş bu sonuçta.
Ne kadarsa o kadar yapalım.
Yani tabii ki işimizi yapalım ama ya işte benim de böyle bir huyum var.
Ne iş verirse ekstra üzerinde katmadan yapamıyorum.
en iyisini, en maksimumunu yapmam gerekiyor.
Kafasından da çıkalım lütfen.
Beklentiyi karşılamak yeterli.
Müdürüne böyle çok fazla challenge'a da gerek yok.
Çünkü şöyle bir gerçek var.
Müdürün mutluysa sen de mutlu oluyorsun.
E tamam işte yani işimizi asgari beklentide yapıp esas olan kendi hayatımıza odaklanmamız gerekiyor.
Onu kaçırmayalım ve bu sene bunu gerçekten yapalım.
Hayat iş değil.
Yani bir gün başımıza bir şey geldiğinde hep onu düşünüyorum.
Sağlığımla ilgili bir problem oldu.
Bakın ölüp göçüp gitmeyi söylemiyorum bile.
Ya da bir gün seni kapının önüne koydular.
Yani ne oldu yani o kadar kendini parçaladın?
Tabii ki yani böyle sessiz bir direnişle yapmaya gerek yok.
Bir maaş kazanıyorsak, para kazanıyorsak hakkını vermek zorundayız.
Size o işi yapmak için bizi işe alıyorlar.
Ama fazla fazla yapmaya da, kendimizi parçalamaya da...
Hele böyle bir kariyer için falan acayip böyle kendini göstermek için sabahlara kadar çalışmalar falan.
Böyle şeyler yapmaya gerek yok.
Gene söylüyorum. Bir tane hayatımız var.
Ve yani iş için gelmedik bu hayata.
Evet iş bir araç.
Para kazanmak ve hayatımızı idame ettirmek için.
Ama askeri düzeyde.
Bizden bekleneni yapalım.
Yaptığımız işin marketingini de yapalım.
Tabii ki böyle ben yapıyorum beni görsünler.
Öyle bir dünya da yok. Yok yani iş dünyasında da böyle değil.
Yaptığımız işi duyuralım.
Ama böyle o yalakalık sınırı çok ciddi önemlidir.
Oraya böyle aşmadan falan.
Ondan sonra da kendi hayatımıza bakalım.
Deminden beri anlattığım şeylere odaklanalım.
Yani 2024'te işi hayatımızın merkezinden çıkartıp hayatımızın etrafındaki diğer araçlardan bir tanesi haline getirelim.
Bence bunu yapabiliriz. Yeni yılda yeni bir
biz için daha fazla hayır deyip daha az şikayet edelim.
Daha çok deneyip daha az pişmanlık duyalım.
Daha fazla yenilik yapıp geçmişe daha az takılalım.
Daha fazla şükredelim ve kendimizi daha suçlayıp daha çok sevelim.
Hepinize sağlıklı, mutlu, top dolu bir yıl diliyorum.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
