
Bu bölümde kariyerimde nerede olduğumu, bana yeniden ihtimal gösteren bir konuşmayı ve yeni bir deneyden bahsediyorum.
Instagram: @hayatdeneylerii
Transkript
Herkese merhabalar, ben Merve.
Hayat Deneyleri'ne hoş geldiniz.
Önce kısa bir update ile başlayayım.
Çünkü son birkaç bölümdür bel yansınlarımı duyuyorsunuz.
İşle alakalı ne kadar stresli hissettim, neler yaşadım vs.
İşle alakalı kısa bir update geçeyim.
İş iyi gidiyor arkadaşlar. Yani kesinlikle stresim artık yöntülebilir düzeyde.
Bu da beni daha iyi hissetti.
Yani ayaklarım geri geri gitmiyor artık.
O korku, stres düzeyim kesinlikle, halen daha benimle ama kesinlikle yönetilebilir düzeyde.
Bu da dediğim gibi iyiyim.
Yani öğrenme sürecim iyi gidiyor diye hissediyorum.
Ama ve lakin geçtiğimiz hafta işte ilk bölümümü aldım.
İlk bölümümden kastım da işte masalara bakıyorsunuz.
Ben önceden bana yemekleri öğretebilmek için ben sadece yemek götürüyordum masalara.
Bu şekilde de işte...
Yemek isimlerini, yemekleri nasıl tanıtacağımı vs.
öğrenmiştim. İlk öğrenme basamağı bu şekildeymiş o restoran için.
Her neyse ama bunun yani oradaki asıl görevim ben belli bir masalara atıyorum.
Kırklı, 40'dan 45'e kadar olan masaya ben bakacağım ya da işte 10'dan 15'e kadar gibi gibi.
Bunu duyduğumda dedim ki burada biraz zor olacak.
Daha önce bu tarz bir tecrübem olmuştu Avustralya'da ama...
Bu tarz bir restoranda değil.
Neyse bunları zaten size hani geçmiştim.
Çok böyle değinmek istemiyorum.
Şimdi benim ilk görevim bu yemek dağıtımdan sonra dediğim gibi ilk defa masa olarak bana bir sorumluluk verildi.
Artık o masanın orderını alıp ya onlarla ben ilgilenecektim.
Tesadüfe bakın ki bana ilk verdikleri masa menajerin masası.
Yani dedim ki içimden ya bunlar menajerini hiç sevmiyor ya da...
Benimle alakalı hani Merve artık bunu yaparsa her şeyi yapar.
Ya şöyle hani dediğim gibi stresim kesinlikle görüntülebilir düzeye gelmişti ama hani menajerin masasını duyunca bir de kalabalık ailesi vesaire de olacakmış.
E orada bir tekrar gerildim.
Dedim yapabilecek miyim?
Zaten şöyle hissediyorum restoranda.
Gözler üstümde. Yeni biri olduğunuzda insanlar size...
Yardım etmek için olsun.
Ya da öğretmek için olsun.
Birçok şeyleri söyleyebiliyor.
Şunu şöyle yapacaksın. Şunu şuradan alacaksın.
Bunu şu şekilde yapacaksın.
Ya da bunu doğru yaptın.
Bunu yanlış yaptın. Hissettiğim şey tüm gözler üstümde.
Öyle olmasa bile. Benim hissiyatım bu.
Şimdi menajerin masası da olunca tamamen artık yani bir hata yapsam.
İstesem de hani görünmez yapamam o hatayı.
Kesinlikle çok alelade açıkta olacak.
Dedim ki içimden yani neden ya?
Hani ilk masam. Keşke bu masayı vermeselerdi.
Her neyse. Ama ve lakin o günün sonunda iyi geçti.
Hani menajer günün sonunda işte o da sonra çalışmaya başladı.
Bu lunch içindi. Öğle yemeği içindi.
Akşam yemeğinde ben çalışmaya devam ettim.
Sonra işte biraz konuştuk.
Dedi gayet iyiydin. Ama dedi halen daha stresli olduğun gözüküyor.
Bunu çok seveceğim bir şekilde söyledi.
Önceki hissettiğim gibi işte beni çok derinden etkiledi gibi bir şey söyleyemeyeceğim.
Teşekkür ettim ki öyleydi yani gerçekten girinmiştim.
Halen daha da gerginim.
Yani halen daha da beni gören insanlar stres yaptığımı farkına varabilir.
Çünkü öğrenme süreci biraz zorlu olabiliyordu.
Özellikle ilk günlerde, ilk her şeyin yeni olduğu zamanda.
Ama şu an dediğim gibi daha iyi giden bir süreçteyim.
Öyle bakalım. Umarım ki güzel şeyler anlatmaya devam ederim.
Ya da en azından şunu söyleyeyim.
Stres, korku bunlar muhtemelen benimle hep olacak duygular çalışırken ama en azından yönetilebilir düzeyde olmaya devam eder.
Çünkü fazlası gerçekten hata yapıp elimi ayağımı birbirine dolaştırıp doğru yapacağım şeyleri de yanlış yapmama sebebiyet verilecek duruma getirebiliyor maalesef.
Her neyse, şimdi bu updateden sonra şuna geçmek istiyorum.
İşle alakalı biliyorsunuz ben hep restorantı anlattım.
Ama benim asıl gayem master'ı bitirdim, biyoteknolojide yüksek lisans yaptım, bunu da bahsetmiştim.
Bununla alakalı hem hemşireliği hem de şu an yaptığım, yeni bitirdiğim, mezun olduğum işte yüksek lisansı kullanabileceğim bir...
İş arıyorum. Kafamda hayal ettiğim, olmak istediğim bir meslek kesinlikle var.
Ama ve lakin iş bulmak kolay değil.
Her neyse bu süreç, iş arama süreci gerçekten sancılı bir süreç.
İş arama sürecine de bir yandan devam etmeye çalışıyorum.
Ama şu an yeni bir süreçte de olduğum için, yani yeni bir işe başladığım için, yeni bir öğrenme süreci, oraya da ağırlık verirken iş arama sürecim önceki kadar yoğun bir tempoda gitmiyor.
Ve... Açıkçası zaten sizinle duygularımı paylaşmıştım ne kadar stresli bir süreçten geçtiğimi.
Bu süreç bana bir de şunu hissettiriyordu zaten iş bulamayacağım.
Yok hani mezun oldum ama acaba gerçekten boşuna mı okudum?
O kadar emek vererek mezun olduğum bir bölümden iş bulamayacağıma dair böyle artık bir umutsuzluk oluştu.
Belki bu umutsuzluk düşünceleri çok kısa sürede geldi çünkü daha yeni mezun oldum.
Henüz bir ay yeni oldu ama bilmiyorum belki şu an içinde bulunduğum süreçten dolayı bu kadar karamsarlığa düştüm.
Size geçen bölümde de bahsetmiştim.
Çok fazla işten kabul alır gibi olup son anda başlayamadığım işler oldu ve bu beni gerçekten çok büyük bir motivasyon eksikliğine sürükledi.
Çünkü oluyormuş gibi olup olmaması ya tamam bir şeyler kesinlikle eksik ya da olmayacak artık bundan sonra olmayacak gibi.
Buna dair bir inanç geliştirmeye başladım.
Neyse ben LinkedIn'den birilerine zaten yazıyorum.
İşte böyle böyle ben mezun oldum.
İşte background'ım bu vesaire.
Kendimi tanıtan kısa mesajlar yazıyordum.
Mezun olmadan önce bunlara başlamıştım.
Hani networking yapma anlamında.
Biri benimle böyle şeyi çok benziyor.
O da yurt dışından gelmiş.
Kendisi Norveçli. Çok benziyor dediğim.
Türkiye'den gelmemiş.
Norveç'ten gelmiş. Avustralya'da yaşam kurmaya çalışıyor kendisine.
LinkedIn'de görünce hesabını, kendimle benzer durumları çok fark ettim.
Onun backgroundu da benzer, o da biyoteknolojide master yapmış vs.
vs. Ulaştığımda kendisi bana geri dönmedi ki bu LinkedIn'de çok normal bir şey.
Ama gerçekten bu kişiyle konuşmak isterdim.
Her neyse aradan aylar geçti.
Ve bana...
Çok umutsuz hissettiğim bu dönemlerde işte geçtiğimiz hafta mesaj attı.
Kusura bakma çok yoğundum şöyle böyle kesinlikle konuşmak isterim.
O kadar tatlı bir şekilde bana bir mesaj yazmış ki.
Ya zaten hani nötr bir mesaj da gelse ben kesinlikle görüşmek isterim.
Olabildiğince bilgi almak isterim.
Nasıl benim o hayal ettiğim işe hani giriş yaptı.
Her neyse sonra telefon konuşması için işte biz bir gün ayarladık.
Konuşmaya başladığımızda bana sadece nasıl o işi alacağımı değil nasıl motivasyonumu sağlam tutacağımı anlatmaya başladı.
Bu işte bu iş arama sürecinde en zorlu şeyin motivasyonunu yüksek tutmak olduğundan bahsetti.
Kendisinin sürecini anlattı.
Biz bir buçuk saate yakın konuştuk ve ben inanamadım hani.
Bir kendisinin bana bu kadar zaman ayırmasına.
İki ben kendi özel durumumdan zaten bahsetmedim işte çok stresliyim iş arama süreci.
kolay değil vs. bu cümlelere hiç girmedim.
Ama kendisi bu iş arama sürecinin ne kadar zor olduğunu, onun neler hissettiğini, ne kadar zorlandığını, hatta havlu yatmak üzere olduğunu ama yine de bir şekilde
o umut edip devam ettiğini anlattı ve neler yaptığını anlattı.
LinkedIn'de neler yapmam gerektiğini, işte belli başlı organizasyonlar var, dernekler var.
Bazılarından zaten haberdardım.
Ama ne kadar yarar gördüğünü birinden duyunca kesinlikle hemen tamam bunu artık para verip alayım diye düşündüm.
Çünkü her şey çok pahalı ve neye para vereceğinizi kestiremiyorsunuz.
Eğer birisi size ben bundan gerçekten yarar sağladım, kesinlikle tavsiye ediyorum dediğinde tamam o zaman bir düşüneyim diyorsunuz.
Ve ben bu süreçte elimden geldiğince minimum harcama yapıp maksimum verimi almaya çalışıyorum.
Para kazanmak da zaten son birkaç bölümdür bahsettiğim stresin en büyük kaynağı parasal sıkıntılar.
Bu kişiyle konuştuğumda bana dedi ki beni en çok etkileyen noktalardan biri işte artık şey diye düşündüm hani yani elimdeki para gerçekten harcadım
ve restoranta mı başlasam nasıl bir iş yapsam restoranta ciddi ciddi düşünüyordum dedi.
Dedim ki ben restoranta başladım ama öyle bir heyecan.
Kadının lafını keserek ben restoranta başladım.
Kadın ne anlatıyorsa hani ben yaşıyorum şu an.
O restoranta başlamamış.
Şu an ben çalışıyorum ki çalışmak zorundayım.
Bir şekilde bir gelir almak zorundayım.
O süreci devam ettirmiş.
Burada partneri de varmış.
Sanırım burada tanışmışlar.
Anladığım kadarıyla o kadar detay sormadım ama o da destek olmuş.
Ve işte bu iş arama süreci gerçekten güzel bir şekilde sonuçlanmış.
Şu an çok güzel bir şirkette.
Benim hayal ettiğim pozisyonda çalışıyor.
Ve bana dedi ki işte haftalık neler yaptığını benimle paylaşırsan dedi.
Bana mentorluk yapmayı teklif etti.
Ücretsiz. Yani şey diye düşünüyorum.
Allah'ım ben nasıl bir iyilik yaptım.
Şimdi belki benim iş arama sürecim bu şekilde devam edecek.
Halen daha işte zorlu.
Belki hemen bir şey bulamayacağım vesaire.
Ama ve lakin o güzellik hani Allah'ım ben...
Nasıl bir iyilik yaptım dediğim nokta bana öyle bir umut verdi ki enerjimi böyle bir tavan yaptı.
O günde inanılmaz yorgundum.
Restoranda saat 10'da başladım sabah.
Akşam 10'da bitirdim.
Ve size daha önce de söylemiştim.
O restoranda hiçbir şekilde durmamanız gerekiyor.
Sürekli böyle bir aktif halde olmanız gerekiyor.
Ertesi gün pilim bitmiş öyle hissediyorum.
Bu kişiyle konuşunca hiç ne fiziksel yorgunluk kaldı ne de böyle...
Stresli aman hani kendinizi bir salıvermiştik hali vardır ya.
Kadın bana umut, enerji, motivasyon hepsini böyle.
Ya demek ki birileri yapabiliyor.
Ve birileri sizin yapacağınıza inanıyor.
Ki bu kişi beni hiç tanımıyor ama.
Hemşirelik backgroundumu duyunca şey dedi.
Lütfen dedi sakın ama sakın pes etme.
Şu an okuduğum, mezun olduğum yüksek lisansla backgroundumun kesinlikle istediğim meslek için.
Çok uygun bir aday olduğunu. Ve dedi sakın dedi hak ettiğinden daha düşük bir işi kabul etme dedi.
Ben içimden şey diye düşünüyordum.
Yani giriş seviyesi ne olursa onu kesinlikle evetim.
Ama kadının söylemesiyle birlikte ya bir dakika belki de gerçekten iyi bir şeyler yaptım.
Bana nasihatinden biri lütfen otur ve kendinle alakalı neler başardığını yaz.
Şey... Benim suratımda böyle aptalca bir gülümseme oluştu çünkü karşımdaki insan bana gerçekten psikolojik anlamda da nelerin iyi gelebileceğini düşünerek
kendisi ne yapmışsa bana da onları söyleyerek destek olmaya çalıştı ve inanılmaz iyi geldi.
Çünkü kendisinin en çok vurguladığı şey bana psikolojik anlamda dayanıklılık bu süreçteki en önemli faktörlerden biri çünkü Umudumuzu kaybettiğiniz
an zaten iş arama sürecine belki devam etmeyeceğim.
Belki pes edip başka yollar, işte şu an restoranda çalışıyorum.
Belki bu tarz daha kolay iş alabileceğim mesleklere, işlere yönelicem.
Ve bana pes etmemem için neler yapmam gerektiğini anlatınca dediğim gibi inanılmaz bir umut, inanılmaz bir enerji verdi.
Ve kendimi gerçekten çok iyi hissettim o gün.
Ara ara kötü hissediyorum yine ama kötülükten de kastım işte umutsuz hissedebileceğim anlar oluyor.
Ama ve lakin o kadının düşünceleri, sözleri ve kendi deneyimini duyunca pes etmek için gerçekten çok erken olduğunu düşünüyorum.
Şu an bilmiyorum çok güzel bir umut var böyle kalbim pır pır ve inanıyorum ki hayal ettiğim iş çok yakında beni bulacak diyeyim.
Neydi? 777. Öyle miydi?
Hatırlamıyorum. Manifest.
Bu podcast manifest olsun.
Neyse şu an podcast'ı kapatmak üzereyim.
Ama kapatmadan bir deneyden bahsetmek istiyorum.
Biliyorsunuz ki ben bu podcast'ta koşu deneyiyle başlamıştım.
İlk adımı atmanın ne kadar zor olduğundan bahsetmiştim.
Şimdi yine koşuyla alakalı bir şey yapmak istiyorum.
Uzun zamandır yoğun iş temposu, stresli durum.
Koşuya yeterli...
ağırlık veremedim ki normalde bir şeye başladığımda düzenli olmasını çok istiyorum.
Eğer düzenli yapamıyorsam bu beni çok strese sokuyor.
İşte cumartesi hep koşu günlüğümde neden yapamıyorum vesaire.
Bu aralar gerçekten hiç iyi koşamıyorum.
Koşuya da gidemiyorum. Ona vakit ayıramıyorum.
Bedenim çok yorgun bir kere.
Neyse ama istediğim bir şey vardı.
10 kilometrelik bir yarışa ya da maraton değil de burada bir etkinlik var.
Bridge to Brisbane.
Köprüden böyle koşarak geçiyorsunuz.
Hep ona özeniyordum buraya geldiğimden beri.
Bir, çok kalabalık.
İki, çok güzel bir enerji taşıyor insanlar bana göre.
Şimdi kendime böyle bir hedef, böyle bir deney belirledim.
Bana çok iyi geleceğini düşünüyorum.
Çünkü kendimle alakalı bir şey yapmayınca gerçekten bu da beni çok demoralize ediyor.
Sadece iş, işte...
Gelecek kaygısı. Bunları düşünmek de gerekiyor tabii ki ama kendinize alakalı bir şey yapmadığınızda aman tanrım işte o stres yönetilemez hale kesinlikle geliyor.
Neyse bu kuşuyu gördüğüm an inanamadım çünkü tarih çok yakın.
Önümüzdeki ay. Henüz biletini almadım.
Bir 5 kilometrelik bir de 10 kilometrelik var.
Hayatında hiç 10 kilometre koştum mu diye sorarsanız hayır koşmadım.
İşte deney de burada olacak.
10 kilometre koşmak istiyorum.
En azından denemek istiyorum.
Bu atmosferde kesinlikle bulunmak istiyorum.
10 kilometrelik koşacağıma dair bir inancım var.
Şimdi önümüzdeki ay dedim.
Önümüzdeki ayın sanırım sonuna doğruydu.
Şu an tarihi çok hatırlamıyorum.
Yaklaşık önümde 4 haftalık bir süreç var.
Ben maksimum 7 kilometre koştum.
7 kilometre de birkaç kere hatta 8 kilometreye yakın da koştum.
10 kilometre yapmadım.
Şimdi öncelikle kademe kademe.
Önümdeki bir ayı güzel kullanıp 10 kilometre koşmaya niyetlendim.
Deneyimiz umarım başarılı sonuçlanır.
Bu da beni çok heyecanlandırıyor.
İnstagram'da da muhtemelen koştuğum günün fotoğrafını ya da videosunu paylaşırım.
İnstagram konusunda halen daha biraz pasifim böyle paylaşma konusunda ama daha iyi gideceğimi de inanıyorum.
Öyle bu bölüm burada bitiriyorum artık.
Daha fazla uzatmadan.
Umarım keyifle dinlemişsinizdir.
Instagram'dan bana ulaşmak isterseniz Instagram hesabım açıklamalarda.
Sevgiyle kalın, hoşça kalın.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
