
Bir teklifi reddettiğinde, neden mantıklı bir sebep bulamadan "hayır" dediğini hiç merak ettin mi? Kendini Tanıma serisinin ilk bölümünde değerlerimizin bizi nasıl yönlendirdiğine bakıyoruz.
Instagram: @hayatdeneylerii
Transkript
Herkese merhabalar, ben Merve.
Hayat Deneyleri'ne hoş geldiniz.
Bugün biraz farklı bir bölümdeyiz.
Aslında yeni bir seriye başlıyoruz.
Kendini tanıma. Garip bir şey var biliyor musunuz?
Hayatımızda en çok zaman geçirdiğimiz kişi kendimiziz.
Sabah gözümüzü açtığımızdan gece uyuyana kadar hep kendimizle beraberiz.
Ama buna rağmen çoğumuz kendimizi en az tanıdığımız kişi gibi hissedebiliyoruz maalesef.
Bir yabancıyı bir akşam yemeğinde tanımaya çalışırız.
Ama kendimize aynı merakla ya da aynı sabırla hiç oturup bakamayabiliyoruz maalesef.
Bugün bunu değiştirmeye çalışacağız.
Yani en azından küçük bir adım atacağız.
Şöyle bir şeyle başlamak istiyorum.
Hiç öyle bir an yaşadın mı?
Bir teklif geldi, bir fırsat çıktı.
Herkes, bütün çevrendekiler bu harika, kesinlikle kabul etmelisin dedi.
Ama sen içten içe bir olmazlık, bir hayır hissettin.
Ve o hayırı tam açıklayamadın.
Mantıklı bir sebep bulamadın ama vazgeçemedin de o yüzden.
İşte tam o an aslında değerinin konuştuğu andı.
Sen farkında olmasan bile içindeki bir pusula bu bana göre değil dedi.
Ve bence bu kendini tanımanın en garip taraflarından biri.
Biz genelde kendimizi düşünerek tanıdığımızı sanabiliyoruz.
Oturup yani ben kimim ne istiyorum analiz etmeye çalışabiliyoruz.
Ama aslında... Bazen en çok kendimizi böyle anlarda tanıyabiliyoruz.
Bir tepki verdiğimizde, bir şeyi reddettiğimizde ya da beklenmedik şekilde çok mutlu ya da çok rahatsız olduğumuzda.
Bugün konuşacağımız şey tam olarak bu.
Değerler konusu. Yani bizi biz yapan, kararlarımızı yönlendiren ama çoğu zaman hiç yazıya dökmediğimiz, hatta bazen kendimize bile itiraf etmediğimiz o görünmez pusula.
Ve dürüst olayım, bu bölümü hazırlarken ben de kendi değerlerimi yazmaya çalıştım.
Ve çok rahat bir egzersiz değildi açıkçası.
Çünkü bazı şeyler çıktı ortaya ki ben böyle biri miyim gerçekten diye durup düşündüm.
O yüzden bu bölüme sadece teori anlatmayıp birlikte egzersiz yapalım da istiyorum.
Peki neden bu konuyla başlıyoruz?
Yani kendini tanıma serisine neden değerlerle başladım?
Çünkü bence değerler diğer her şeyin temelinde yatıyor.
Kim olduğumuzu, neyi sevdiğimizi.
hangi ilişkilerde kaldığımızı, hangi işi seçtiğimizi, hepsinin altında çoğu zaman fark etmediğimiz bir değer hiyerarşisi var.
O yüzden bugün üç şeyi yapacağız.
Birincisi, değer dediğimiz şeyin aslında ne olduğunu, ne olmadığını netleştireceğiz.
Çünkü bu kavram çok sık yanlış kullanılabiliyor.
İkincisi, birlikte birkaç egzersiz yapacağız.
Sen de dinlerken kendi cevaplarını düşünebilirsin.
Hatta bir kağıt kalem alırsan şimdiden çok iyi olur.
Belki lazım olur. Üçüncüsü de bu yolda düşülen yaygın tuzaklara bakacağız.
Çünkü değerlerini bulmak sandığın bazı şeyler aslında seni yanıtsan şeyler olabilir.
Hazırsan başlayalım.
Değer kelimesini hepimiz kullanırız ama sorsan senin değerin ne diye çoğu insan biraz duraksar.
Çünkü aslında bu kelimeyi çok fazla başka şeyle karıştırabiliyoruz.
O yüzden önce üç önemli ayrımı netleştirmek istiyorum.
Birincisi... Değer ile hedef arasındaki fark.
Şimdi bir hedef ulaştığın anda biter.
Terfi almak bir hedeftir.
Aldın mı bitti gitti.
Yeni bir hedef koyarsın.
Ama bir değer hiç bitmez.
Çünkü o bir yöndür, bir pusuladır.
Mesela büyümek bir değerdir.
Bugün büyüdün diye yarın tamam artık büyümeyeyim demezsin.
Hep o yönde ilerlemeye devam edersin.
Bunu şöyle düşünebilirsiniz.
Hedef bir nokta, değer bir yön.
Batıya doğru yürüyorsun diyelim.
Şehre varman bir hedef.
Ama batıya gitmek senin yönün, değerin.
Şehre vardıktan sonra bile hala batıya doğru gitmeye devam edebilirsin.
İkincisi değer ile norm arasındaki fark.
Şimdi bu biraz daha rahatsız edici bir ayrım.
Çünkü biz büyürken ailemizden, kültürümüzden, çevremizden bir sürü olması gereken öğreniriz.
Başarılı olmalısın.
Aileni önemsemelisin.
Çok para kazanmalısın.
Bunlar bize öğretilen normlar.
Ama bunlardan hangisi gerçekten senin değerin?
Hangisi sadece devraldığın bir norm?
Bu ayrı bir konu.
Bunu ayırt etmenin aslında basit bir yolu var.
Kendine sorabilirsin.
Bu değeri kimse görmese, kimse bilmese bile yine de yaşar mıydın?
Eğer cevap evetse muhtemelen gerçekten senin.
Eğer cevap hayır ama böyle yapmam bekleniyorsa o bir norm.
Senin değerin değil.
Üçüncüsü... Ve bence bugünün en can alıcı noktası söylenen değer ile yaşanan değer arasındaki fark.
Bizlere sorsan senin için en önemli şey ne diye?
Çoğumuz ailemiz, sağlığımız ya da huzurumuz der.
Bunların hepsi güzel cevaplar.
Ama sonra o insanın son bir haftasına bakıyorsun.
Zaman nereye gitmiş, enerjisi nereye gitmiş, parası nereye gitmiş.
Çoğu zaman söylediği ile yaşadığı arasında...
Büyük bir uçurum görebiliyoruz.
Bu kesinlikle bir eleştiri değil.
Çünkü hepimizin yaptığı şey çok insani bir durum.
Ama şunu gösteriyor.
Asıl değerlerimiz söylediklerimiz değil zamanımızın ve enerjimizin gerçekten gittiği yerdir.
İstesek de istemesek de.
Ve bence az sonra yapacağımız egzersizde bunu birlikte göreceğiz.
Çünkü bazen kendi cevaplarımız bizi bile şaşırtabiliyor.
Peki şimdi teoriden pratiğe geçelim.
Umarım kağıt kalem yanınızdadır.
Dediğim gibi belki kullanmak istersiniz.
Üçe egzersiz yapacağız.
İlk ikisi biraz düşünmeyi gerektiriyor.
Üçüncüsü de daha hızlı ve üçgüdüsel.
Yani sen de evde, arabada, yürüyüşte beni nerede dinliyorsanız benimle birlikte cevapları kafanızda ya da kağıda yazarak oluşturabilirsiniz.
Şimdi birincisi şunu düşünün.
Hayatınızda en gururlu hissettiğiniz ya da işte bu tam benim.
Dediğiniz üç anı hatırlayın.
Büyük başarılar olmak zorunda kesinlikle değil.
Şimdi örnek vereyim. Kafanda somutlaşsın.
Diyelim ki biri şunu hatırladı.
Bir arkadaşım işini kaybettiğinde üç gün boyunca her akşam onu aradım.
Hiçbir şey beklemeden onu aramaya devam ettim.
Şimdi bu anın altında yatan ihtiyaç ne olabilir?
Muhtemelen bağlantı ya da şefkat.
Başka biri şunu hatırlayabilir.
Herkes bana bu işi bırakma, güvenceli dedi.
Ama ben bıraktım ve kendi işimi kurdum.
Burada muhtemelen özgürlük ya da cesaret değeri vardı.
Ya da bir toplantıda herkes sustu ama ben yanlış olan şeyi söyledim.
Riskli olsa da yanlış olan şeyi dile getirdim.
Bu muhtemelen dürüstlük ya da adalet değerinin izi olabilir.
Şimdi görüyorsunuz her hikayenin altında bir kelime yatıyor.
Şimdi sizin sıranız.
Kendi üç anınızı düşünün ve her birinin altında hangi ihtiyacın karşılandığını sorun.
Özgürlük müydü, başarı mıydı, birine bağlanmak mıydı, adil bir şey yapmak mıydı ya da yaratıcı olmak mıydı?
Bu üç anda tekrar eden bir tamı varsa işte orada bir diğerinin üzerine buldum demektir.
Şimdi ikinci egzersizimiz zaman ve enerji takibi.
Bu az önce bahsettiğim söylenen değer, yaşanan değer farkını görmek için.
Son bir haftana dön, somut bir örnek düşünelim.
Diyelim ki biri ailem benim için...
Her şeyden önemli diyor. Ama geçen haftasına baktığında görüyor ki her hafta içi, her gün ortalama belki 11 saat çalışmış işte.
Yani vaktinin büyük bir kısmı işiyle geçmiş.
Ailesiyle toplam belki 5-6 saat vakit geçirmiş.
Üstelik o vaktin çoğunda da telefonu ile ilgileniyormuş.
Şimdi burada söylenen değer ile yaşanan değer arasında büyük bir uçurum var.
Tam tersi bir örnek.
Biri kariyerimde ilerlemek en büyük önceliğim diyor ama geçen hafta iş dışında saatlerce arkadaşlarıyla oturmuş, yeni bir hobiye başlamış, işe dair ekstra hiçbir şey yapmamış.
Bu da gösteriyor ki gerçek önceliği belki bağlantı ya da keşif.
Yani söylediği gibi kariyer değil.
Şimdi sen de üç kategoride düşün.
İş, kariyer ne kadar gitti?
İlişkileri insanlara ne kadar zaman gitti?
Kendine, dinlenmene, sağlığına, öğrenmeye ne kadar zaman gitti?
Bunu biraz önce yazdığın, söylediğin değerlerle karşılaştır.
Ölçüşüyor mu? Yoksa bir uçurum var mı?
Burada yine şunu net söylemek istiyorum.
Bu kesinlikle bir sınav değil. Uçurum bulman kötü bir insansın anlamına asla gelmiyor.
Çoğumuzun hayatı böyle. Sorumluluklar, zorunluluklar araya girebiliyor.
Ama bu farkı görmek bile başlı başına çok değerli.
Çünkü bu fark... Yani farkı fark etmeden değiştiremeyiz.
Şimdi üçüncü egzersizimize geçelim.
Kırmızı çizgi anları.
Bu sonuncusu daha hızlı, daha içgüdüsel.
Şimdi düşünün. Ne zaman içinden güçlü bir hayır, buna asla katılmam dedin?
Şimdi bir örnek vereyim.
Belki bir arkadaşın yokken onun hakkında dedikodu yapıldığını gördün ve içinde bir öfke kabardı.
O zaman muhtemelen sadakat ya da dürüstlük senin için önemli.
Ya da bir iş toplantısında.
Birinin fikrini başka biri tarafından sahiplenildiğini gördün ve bu seni inanılmaz rahatsız etti.
Bu da adalet değerinin bir işareti olabilir.
Ya da biri sana böyle davranman lazım çünkü herkes böyle yapıyor dediğinde içinde bir isyan yükseldi belki.
Bu muhtemelen özgünlük ya da özgürlük değerinin anlamı olabilir.
O anki tepkin, o öfke, o rahatsızlık aslında çiğnenen bir değerinin alarmıydı.
kızdığımız şeyler çoğu zaman değerlerimizin negatifte görünen hali olabiliyor.
Şimdi elindeki kağıda ya da artık zihninde toparladıysan ortaya çıkan kelimelere bir bak.
Özgürlük, adalet, bağlantı, dürüstlük, büyüme ne çıktıysa.
Muhtemelen 5-8 kelime birikti.
Bunları bölümün sonunda toparlayacağız ama şimdilik yanında dursun.
Ama burada durup birkaç tuzağa dikkat çekmek istiyorum çünkü Bu süreç göründüğü kadar basit değil.
Şimdi birinci tuzak.
Az önce normale değeri ayırmıştık ama bunu tekrar hatırlatmam lazım.
Çünkü bu bence en sinsi tuzak.
Bazen bir kelime kağıda çok doğru görünür.
Mesela başarı. Ama aslında o senin değerin değil, sana yıllarca söylenmiş bir şeydir.
Aileden, okuldan, sosyal medyadan devranılmış bir şablon olabilir.
Bunu ayırt etmek için şu soruyu kendine tekrar sor.
Bunu kimse görmese, kimse takdir etmese yine de peşinden gider miydim?
Bu gerçekten önemli bir soru.
Eğer cevabın hayır ise onu listenden çıkar.
İkinci tuzak çok fazla değer listelemek.
Şimdi bazı insanlar bu egzersizi yapınca 15-20 kelime çıkarabiliyor ortaya.
Ben de bu bazı insanlardan biriydim.
Ve bu aslında bir sorun çünkü hepsini aynı anda yaşayamazsın.
Değerler bazen birbiriyle çelişir.
Mesela güvenlik ile macera aynı anda tam güçte yaşanmaz.
Ya da başarı ile denge.
O yüzden şunu öneriyorum.
Listendeki kelimeleri 3 ya da 5'e indirmeye çalış.
Zor bir egzersiz ama gerçekten faydalı.
Kendine sor. Eğer sadece 5 tanesini seçebilseydim hangileri olurdu?
Bu seçim seni gerçekten rahatsız edebilir.
Çünkü sevdiğin bazı kelimeleri elemek zorunda kalacaksın.
Ama işte tam o rahatsızlık.
gerçek bir öncelik sıralaması yaptığının işareti.
Üçüncüsü değerlerinin sabit olduğunu sanmak.
Şimdi bazı insanlar bir kere değerini buldum diyor ve sanki bu ömür boyu değişmeyecekmiş gibi davranabiliyor.
Ama değerler yaşam evreleriyle değişebilir.
Bu arada bunu hepimiz yapabiliyoruz.
Değerlerimizi yani yaşam boyunca değiştirmemeye çalışabiliyoruz ama 20'li yaşlardaki önceliğin özgürlük de diyelim.
Sonra bir çocuğun olduğunda bu güvenlik ya da istikrara kayabilir.
Bu başarısızlık değil, doğal bir gelişim olması gereken.
O yüzden bu egzersizi yılda bir kez yapmak çok iyi bir alışkanlık olabilir.
Hayatının o anki fotoğrafını çekmek gibi düşünebilirsin bu egzersizleri yaparken.
Şimdi bence epey bir yol katettik.
Yani kısaca özetleyelim.
Değer bir hedef değil, bir yön dedik.
Değer sana öğretilen bir norm değil, kimse görmese de peşinden gideceğin bir şey.
Ve en önemlisi gerçek değerlerin, söylediklerin değil, zamanının ve enerjinin gerçekten gittiği yer.
Birlikte egzersizlerimizi yaptık ve umarım elinde şimdi birkaç kelime vardır.
Beş, altı taneye indirmeye çalıştığım bir liste.
Şunu söylemek istiyorum.
Bu egzersiz tek seferde tamam buldun diyebileceğim bir şey değil.
Ben de hazırlanırken birkaç kere listemi değiştirdim.
Dediğim gibi bende de çok fazla kelime çıktı ortaya.
Ve bu listeyi tekrar tekrar düşünerek sadeleştirmeye ve daha işte en son elimde şu an 6 tane kelimem var.
Ve bazı kelimeler bu aslında bana öğretilmiş benim değil diye elendi.
Bu normal hatta sağlıklı bir sürecin parçası.
O yüzden senden bir şey istiyorum.
Bu haftayı bir ödev olarak düşün.
Bir kağıda beş değerini yaz bugün çıkardığın listeden.
Sonra bu hafta boyunca günün sonunda bir dakikanı ayır ve sor kendini.
Bugün bu değerlerden hangisine zaman ayırdım?
Hangisine ayıramadım?
Yargılamadan sadece gözlemle.
Ve isterseniz bu deneyin sonucunu benimle paylaşabilirsiniz.
Sosyal medya hesabım açıklamalarda hangi kelimeler çıktı?
Hangi sürpriz farkındalıkları yaşadın?
Kendini tanıma serisinin ilk deneyiydi bu.
Değerler üzerine. Bir sonraki bölümde de yine seriye devam edeceğiz.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Umarım keyifli bir bölüm olmuştur.
Sevgiyle kalın, hoşça kalın.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
