
Bu bölüm bir konfor alanı deneyi.
Hiç tanımadığım insanların olduğu bir ortama girerken neler hissettim, iç sesim bana ne söyledi ve gerçekten ne oldu?
Bazen en büyük deney: sadece gitmek.
Transkript
Herkese merhabalar. Hayattan Deneylere hoş geldiniz.
Öncelikle umarım ilk bölüm keyifle geçmiştir.
Dinlemekten keyif almışsınızdır.
Bu deneyim de biraz daha kariyerimle ve okulumla alakalı bir deney.
Hadi gelin başlayalım.
Deneye geçmeden önce kendimle alakalı kısa bir bilgi vermek istiyorum.
Ben Türkiye'de hemşerilikten mezun oldum.
Şu an Avustralya'da da biyoteknolojide yüksek lisans yapıyorum.
Hemşirelik dersleriyle biyoteknoloji, yani şu an yaptığım bölüm arasındaki dersler gerçekten farklı.
Bu okula başvurmadan önce farkındaydım ama sanırım bu kadar zorlanacağımın farkında değildim.
Biyoteknoloji de moleküler biyoloji, genetik, mikrobioloji, protein.
Yani bu tarz dersler alıyorsunuz ve tabii ki hemşirelikle gördüğüm dersler arasında çok da benzerlik yoktu.
Bu da beni haliyle her şeyi sil baştan öğrenmeme yol açtı.
Güzelliği kadar öğrenmeyi seven bir insanım ama stresli bir süreç.
Çünkü ben İngilizceyi Avustralya'da öğrenmeye başladım.
Burada yaklaşık 3 senedir yaşıyorum.
Hem İngilizceyi tamamen hayatıma katıp hem de hiç deneyimim olmayan bir bölümde yüksek lisans yapmak beni...
Zorladı, zorlamaya da devam ediyor.
Henüz mezun olmuş değilim.
Bu bilgileri verdikten sonra deneyime geçmek istiyorum.
Deneyin adı Industry Nights.
Yani çeşitli şirketlerin gelip kendilerinin tanıttığı ürünlerini, çalışmalarını, araştırmalarını anlattıkları bir gece.
Bunu duyduğumda çok heyecanlandım ama bir taraftan da inanılmaz korktum.
Çünkü size anlattığım o dersler benim background'ımda yoktu.
Bu background'a sahip olup bu tarz bölümlerde yüksek sans yapıyor.
Ben orada konuşup kendimi ifade edebilecek miyim?
Ya da onların herhangi bir ürünü ya da çalışmasını dinlerken gerçekten hakim olabilecek miyim?
Hiç emin değildim. En büyük korkum ilk bölümde de anlattığım gibi orada aptal durumuna düşmek.
Yani bu kişinin burada ne işi var diyecekler diye bir korkum vardı.
İnsan kendisi için ne düşünüyorsa sanırım karşıdan da onu duyacağını bekliyor diyelim.
Ben kendim için bunları düşünüyordum.
Bu bölüme gerçekten ait misin?
Bunu çok sorguluyordum okurken de.
Her neyse o geceye katılmaya karar verdim.
Çünkü ben artık bu bölümü başlamıştım.
Ve bir şekilde de başarılı bitirecektim bu bölümü.
Öyle ya da böyle. Bu kesinlikle almış olduğum bir karardı.
Her ne kadar korkutucu olsa da.
Ben artık bu yola çıkmıştım.
Bu gece de katılmaya karar verdim.
İlk başta içeri girdiğimde çok fazla şirket gördüm.
Hangi standa yöneleceğimi ya da ne konuşacağımı gerçekten herhangi bir fikrim yoktu.
Sadece kendimi tanıtmalıydım.
Kafamda böyle şey gitmeden, o standa yaklaşmadan ne konuşsam, ne anlatsam, ne söylesem diye bir ön hazırlık yapmaya çalıştım.
Ama inanılmaz heyecanlıydım, inanılmaz.
Ya suratım, yanaklarım kıpkırmızı.
Yüzüm ter içerisinde.
Sonra insanları dinlemeye karar verdim.
Onlar ne konuşuyor, ne anlatıyor öğrenciler anlamında.
Standa yaklaştım ve kalabalık standa gittim.
Baktım daha çok karşıdaki yetkili isimler anlatıyor, konuşuyor.
Bu biraz hoşuma gitti.
Yani ben daha az konuşacaktım.
Onlar daha çok bilgi verecekti.
Ama bu yine de korkutucu.
Yani şöyle. Onlar bana benim bilmediğim bir şey söylerse ve ben orada yanlış bir şekilde nasılıyım, konuşmaya dahil olursam gibi korkular hala vardı.
Kafama çok fazla şey yapmıştım.
Şöyle olur, böyle olur, şöyle derlerse şöyle yapacağım, böyle yapacağım.
Ya da hiç konuşmayayım ya da konuşursam sadece şöyle diyeyim.
Bir standta bildiğim bir markanın hemşire olarak da Türkiye'de çalıştığım için belli markalarda ameliyathane hemşireyle yapmıştım.
Kullandığımız malzemeler vardı.
O firmayı görünce o firmaya doğru yöneldim.
Ve yaptıkları cihaz ya da alet o tarz bir şey vardı standlarında.
Soru sormaya başladım.
Çünkü o cihaz ameliyathanede kullanılan bir şeye çok benziyordu.
Anlatmaya başladılar. Şunun için, bunun için, şu işe yarıyor, bu işe yarıyor.
Kendimi bir an hem anladığım için hem de o alana biraz aşina olduğum için bana iyi geldi.
Tabii ki halen daha heyecanlıyım.
Bir de ne isteyeceğimi yani orada ne yaptığımızı bilmiyorum.
Bu şirketler burada evet öğrencilere kendilerini tanıtıyorlar ama ne için?
Öğrencilere verdikleri bir staj imkanı var mı?
Ya da iş imkanı var mı?
Hani orada varlar ama neden varlar?
O reklamlar tam olarak ne için?
Onu da anlamaya çalışıyordum.
Eğer bir fırsat varsa gerçekten ilgileniyordum.
O kadar korkuya ve strese rağmen aklımdan o fırsatları da kovalamak tabii ki geçiyor.
Tabii ki. Burada olmamın sebebi de o yani.
O ilk konuştuğum standta sadece tasarladıkları o ürünü anlamaya çalıştım.
Hiçbir şey sormadım.
Sonra stand stand gezmeye karar verdim.
Yani ilkinde birazcık rahatlayınca.
Ondan sonraki ilk standa gittiğimde direkt kendimi tanıtmam.
Ben hemşireyim. Türkiye'den geldim.
İngilizcem çok iyi değil. Ben şok.
Kendim için evet zaten korkuyordum, kendimi zaten oraya ait hissetmiyordum ama bir insan neden hemen kendini yermeye başlar?
Kafamda ben zaten yeriyordum da bırak bir söyleme.
Hani ilk söylediğim şey çok korktuğum için muhtemelen.
Hani üstüme çok gelmeyin belki bundan dolayı açıklama yapar gibi kendimi tanıtma cümleleri buydu.
Ve tekrar...
Daha da yanaklarım kızardı.
Suratım brom brom terliyor.
Neyse standtaki kişiyle konuşmaya başladık.
O daha çok anlattı.
Biz şu şu şekilde çalışıyoruz.
Ürünlerimiz şu şekilde.
İşte daha çok kimyaya yönelik moleküler biyoloji vs.
Bu tarz çalışma alanlarına sahibiz gibi.
Çok ilgimi çeken bir şey olmadı.
Sonrasında devam ettim.
Bir türlü fırsat olarak sundukları bir şey var mı?
Hiçbir standta henüz soramamıştım.
düzenli bir şekilde yaptığım tek şey kendimi aynı şekilde tanıtmak.
Ben hemşirelik mezunuyum.
Türkiye'den geldim. İyice mi değil?
Hani oraya ait değilim.
Beni böyle ait görmeyin sakın.
Bana sakın yanlış ya da anlayamayacağım bir şey sormayın.
Aslında gelen mana buydu.
Bu beni daha da o ortamda ait hissettirmemeye yol açtı.
İnsanlar gayet rahat, normal.
Yani o standdaki insanlar, o profesyonel görünen.
ya da zaten o işin yapan insanlar gayet aslında rahatlar ve öğrencilerle nasıl konuşacağını tabii ki biliyorlar ama ben o kadar korkulu bir şekilde gitmiştim ki bir türlü kendimi
de rahatlatamamıştım. Benim gibi tek yaptığım şey kendimi tanıtma cümleleri aynı şekilde.
Bir de devam etmek.
Stanttan standa gitmeye devam ettim.
Sonra bir standta şunu fark ettim.
Benim bildiğim gene...
akciğer ve kalple alakalı bir cihaz tasarlıyorlar tasarım aşamasında.
Bunları işte hayvan deneylerinde kullanacaklarmış.
Sonra anlatmaya başladı.
Çok ilgimi çekti çünkü ben daha öncesinde kalp damarı da ameliyathaneye bir şey de yapmıştım.
Gösterilen cihaz çok mantıklı geldi.
Hayvan deneylerini duyunca daha önce hiçbir hayvan deneyi bulunmamıştım.
Ne gözlemledim ne de içerisinde bulundum.
Gerçekten çok ilgimi çekti.
Sonra sohbet etmeye başladık.
Kendimi tanıttım aynı cümlelerle.
Hemşire olduğumu duyunca çok hoşlarına gitti.
Gerçekten o zaman bu işi çok iyi biliyorsunuz.
Ameliyathane çalışmışsınız. Biz de işte ameliyathane benzeri bir ortam hazırlıyoruz zaten işte hayvanlar için diye konuşmaya başladılar.
Konuşmanın sonunda biz maillerimizi alıp verdik ve bu çalışmaya istersem dahil olabileceğimi söylediler.
Ben bir anda çok mutlu oldum.
Kendimi o kadar yermeme rağmen bir şey başarmış gibi hissettim o.
Hani o çalışmada yer alabilecek miyim, alamayacak mıyım?
Tabii ki soru işareti. Bunun da sonuçta bir süreci, prosesi oluyor ama yani kendimi bir şekilde rahatlatıp o insanlarla normal bir muhabbet edebilmiştim.
Mail alıp verdikten sonra işte onlarla bir vedalaştık.
O kısma sonra geleceğim.
o insanlarla alakalı da eklemek istediğim şeyler var.
Bir sonraki standta ben çok mutlu olunca ve kendimi birazcık hemşirelik okunmuş olmam aslında bir avantaj da olabilir kısmını hissedince birazcık bir sonraki standta
yani o işte hayvan deneyleri için konuştuğum standtan sonraki standta yine aynı şekilde güzel bir konuşmaya muhabbete başladık ve inanılmaz iyi geldi bana.
O kişiyle de Benim mailimi aldılar, ben de onların mailini aldım ve iletişime geçeceğimizi konuştuk.
Bu benim için çok büyük bir başarıydı.
Dediğim gibi henüz bir araştırma içerisinde, yani araştırma projelerine dahil olmadığım ya da olup olmayacağım konusunda bile belirsiz.
Önemli olan bunu başarabileceğimi görmüş olmamdı.
Bir şeyin içinde ait değilseniz ya da ait olduğuna inanmıyorsanız...
Orada yaptığınız tek şey kendinize daha fazla çelme takmak.
Yani benim yaptığım öyleydi. Başkalarının deneyimleri için genelleme yapmak da istemiyorum burada ama ne işim var diye diye aslında standları gezdim.
Tek yaptığım kendim için şey o standları gezmeye devam etmiş olmamdı.
Vazgeçmedim. Yanaklarım evet küp kırmızıydı, yüzümdeki ter.
Yani beni normalde gören bir insan hani kesinlikle çok heyecanlı olduğumun yüzümden anlayabilirdi.
Bu kişilerle iletişime geçtim.
Ben bu Industry Night gecesi, yani Industry Night zaten, industry gecesi, bu geceye katıldığımda ilk katılımım, ilk deneyimim Semester One'dı.
Yani ilk dönem öğrencisiydim.
Bu da şu demek, henüz herhangi bir projeye katılacak dersleri almamıştım.
Zorunlu dersleri bitirdikten sonra projelere dahil olabiliyorsunuz.
Ben bunu tabii ki bilmiyordum.
Ama bu insanlarla iletişime geçtim.
Onlar da bana geri dönüş yaptılar.
Hatta yardımcı olmaya çalıştılar.
Gelecek için tekrar iletişime geçelim dediler.
Ve konuşabildik.
Konuşma da çok böyle başarılı bir konuşma değildi.
Yine çok heyecanlıydım. Ama bu konuşmayı yapabildim.
Yani o maili alıp bu insanların da gerçekten ciddi olduklarını gördüm.
Çalışmaya beni dahil edebileceklerini gördüm.
Gerçekten başardım hissi oluştu.
Bir sonraki yıl oluşan Industrial Night'a katıldım.
Şu an bir araştırma projesindeyim.
Hatta 3 dönemdir bir araştırma projesindeyim.
Onu da bu industry night'ta tanıştığım bir hocayla konuşarak buldum.
Yani ilk deneyler gerçekten çok sancılı olabiliyor.
Benim için çok sancılıydı.
O geceyi gerçekten unutamıyorum.
Maalesef bazı korkuları kendimiz de büyütebiliyoruz.
Ama denemekten vazgeçmemek, evet bize başarı ya da başarısızlığı, Hani orada illa ki bir belki proje bulamayabilirdim.
Belki bir fırsat bulamayabilirdim.
Ama bulduğum şey ya da gördüğüm şey ben bunu yapabilirim.
Evet İngilizcem belki yeterli değil.
Evet belki farklı backgrounddan geliyorum.
Ama bir şekilde ben oradayım.
Orada olduğum için de yine kendim için yapabileceğim en iyi şey neyse onu yapmaya devam edeceğim.
Deneyler insana çok şey öğretebiliyor.
Bana da gerçekten çok şey öğretti.
Özellikle Avustralya'da yaptığım bu deneyler hayatımda belki bu kadar korkularımla yüzleştiğim anlar olmamıştı.
Evet, şu an baktığımda mutluyum.
Ama o gece için baktığımda çok stresliydim.
Ne korkular ne de o kadar yoğun negatif duygular.
Hiçbir şey kalıcı olmuyor.
Sadece zaman ve...
Bence denemek ya da denemekten vazgeçmemek.
Vazgeçeceğini hissettiğin anda bile devam etmek.
Umarım keyifle dinlemişsinizdir.
Varsa denemek istediğiniz ya da deneyeceğiniz bu korkulara rağmen siz de adım atabilirsiniz.
Çünkü bence denememek hayattaki en büyük risk.
Sevgiyle kalın, hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
