
Bu bölümde beni rahatlatan, sakinleştiren ve yeniden ana döndüren küçük deneylerden bahsediyorum.
Bazen bir yürüyüş, bazen sevdiğim bir kafede tek başıma oturmak, bazen de sadece telefonu bırakıp sessiz kalmak…
Hayatı değiştiren şeyler her zaman büyük kararlar olmuyor.
Transkript
Herkese merhabalar.
Hayattan Deneylere hoş geldiniz.
Bugün sizlerle paylaşmak istediğim deney ya da deneyler daha küçük görünen ama aslında bizi oluşturan deneyler.
Ne demek istiyorum? Hadi gelin başlayalım.
Öncelikle bazen olur ya çok sıkılırız, çok daralırız, çok bunalırız ya da çok fazla negatif düşünürüz.
Kaygılı hissederiz, stresli hissederiz.
Çok fazla aynı düşünceyi tekrar tekrar...
Zihnimiz kurar, senaryoyu yazar, biçer.
Bizim o anlarda deneyimlediğimiz, var olan deneylerden elde ettiğimiz o bilgileri kullanma vaktimiz.
Bunu ne demek istiyorum?
Bu tarz anlarda gidebileceğimiz, sığınabileceğimiz yerler ya da bir ses, bir konuşma, kendimizi tanıyabilmemiz için.
Fazlaca deney yapmamız lazım.
Bunların çok büyük şeyler olmasına gerek yok.
Örneğin bir yürüyüşe çıkmak büyük bir deney değil.
Ama deney. Çünkü ne hissedeceğini bilmiyorsun.
Ama yürüyüşe çıkarken çok fazla stresli olmanın da gerek yok.
Çünkü bir beklenti içerisinde değilsin.
İlla ki kendini kanıtlama, ispat etme, büyük bir getirisi olacak bir eylem değil gözünde.
Ama bu tarz deneyleri yapman lazım.
Yapmamız lazım. Çünkü kendini tanıyorsun bu küçük deneylerle.
O küçük deneyler bazen o kadar kurtarıcı oluyor ki farkına bile varmıyoruz ne kadar yararlı olduklarının.
Ben yine kendi deneyimlerimden ya da kendi deneylerimden bahsetmek istiyorum.
Türkiye'deyken çok fazla dans ederdim.
Kendimi mutlu ya da mutsuz hissettiğimde ifade etme biçimim gibi bir eylemdi.
Aşırı dans ederdim.
Hafif bir müzik, müziğin çeşidi de belli.
Aşırı, bazen çok tempolu müziklerde de dans ederim.
Ama daha çok ellerimi, kollarımı, başımı, o müziğin içinde kendimi hissettiğim ve bıraktığım figürlerle dans ettiğim bir eylem, bir deney,
bir süreç olurdu.
Bunun bana inanılmaz faydası oluyordu.
Dans etmeyi zaten seviyorum ama neye yaradığını...
Yaş aldıkça daha çok hissetmeye başladım.
Avustralya'ya geldiğimde ev arkadaşlarım vardı.
Ya da bilmiyorum.
Dans edecek o da bir enerji sanırım.
O alışkanlık burada devam edemedi.
Halen daha dans ediyorum.
Halen daha dans etmeyi çok seviyorum.
Ama bu artık benim sıkıldığımda ya da kaygılı hissettiğimde ya da herhangi bir olumsuz ya da olumlu şeyde ilk aklıma gelen eylem olmuyor.
Çünkü burada daha farklı küçük deneyler yaptım ve şu an onlarla o deneyleri hayatıma kattım.
O deneylerle beraber rutinlerim de değişti.
Sevdiğim şeylerden biri yürüyüş yapmak.
İnanılmaz seviyorum.
Buranın doğası gerçekten çok güzel.
Yani her baktığımda mucize gibi geliyor.
Ağaçları, kuşları, kuşların sesleri.
Bazen arkadaşlarıma ses atıyorum ya da telefonda konuşuyoruz.
O kuş mu? Gerçek mi?
Hani o kadar yoğun bir ses var ki arkafon gibi.
Onlar şarkı söylüyor.
Ağaçlar onlara eşlik ediyor.
Bazen o tarz romantize edebiliyorum.
Çok seviyorum çünkü yürüyüşleri.
Uzun yürüyüşleri çok seviyorum.
İlk başladığımda şunu fark ettim.
Zihnimdeki olumsuz düşünceler hemen uçmuyor.
Ama o yürüyüş zamanı, süresi arttıkça yani ben yürüdükçe Düşündüğüm o negatiflik de kesinlikle azalıyor.
Yola çıktığımla eve geldiğim Merve hiç aynı değil.
Yürümeyi Türkiye'de de çok seviyordum.
Ama maalesef bu şekilde bir alan yoktu.
Ya da gidebileceğim mesela Belgrad ormanları, uzakta yaşadığım yeri, her zamanda günü birlik evden çıkayım da yürüyüş yapayım oralarda diyebilecek mesafede olmadığım gibi daha
çok korunaklı bir alan gibi.
Burası her yerde park var.
Her yerde o özgürlüğü bulabilirsiniz.
Burada övmek için falan söylemiyorum ama danstan nasıl yürüyüşü hayatımın merkezine getirdim.
Stresimi azaltan bir deney haline geldi.
O süreçte keşfettiğim şey gerçekten bana çok iyi geldiydi ve favori rotalar, favori ağaçlar, nehir kenarının hangi tarafında yürümek istediğim.
Çok fazla yürüyüş yaptığım için kendime göre...
Favori yerlerim var ve durumuma göre gerçekten ayaklarım beni oralara götürüyor.
O yüzden deney yapmak kesinlikle benim için çok kıymetli.
Umarım dinleyenler için de bu tarz küçük deneyler yapmaya başlarsınız.
Ya da yaptığınız şeylerin ne kadar kıymetli olduğunu daha da hissedersiniz.
Benim gibi. Çünkü büyük deneyler evet bir başarmışlık hissi verebiliyor.
Ben bunu yaptım. Bunu yapabilirim.
Kendimi gördüm. vesaire vesaire.
Ama küçük deneyler bize ne hissettirdi hemen anlamaya olabiliyoruz.
O bir süreç haline geliyor.
Hoşunuza gittiğini hissediyorsunuz zaten ve ayaklarınız, zihniniz, benim zihnim, ben ne kadar yorgun olursam olayım ya da vücudum, kendimi ayakkabılarımı giyip kulaklığımı
ya da bazen kulaksız bir şekilde yola çıkar halde buluyorum.
Sabah, öğlen, akşam fark etmiyor.
Yeter ki o zamanı bulabileyim.
Kesinlikle negatif ya da kaygılı hissettiğimde yapmak istediğim ilk şey yürüyüş oluyor.
Son zamanlarda kahve içmeyi aslında son zamanlarda demeyeyim.
Kahve içmeyi her zaman çok seven bir insandım ama yani %50'si keyif olarak, %50'si zaruri ihtiyaçtan.
Çünkü hemşire olarak çalıştığımda uyanık kalmak güzel bir duygu.
Nöbetlerde özellikle. Kahve içtikçe sizi hem uyutmuyor hem de...
Beyin fonksiyonlarınızı kullanabiliyorsunuz.
Ki ben uykuya çok düşen bir insandım.
O yüzden kahve tüketimini çok artırmıştım.
Ama dediğim gibi bu böyle keyifle içtiğim bir şey için değil.
Yani sadece verimli bir nöbet geçirebilmek için ya da daha verimli bir nöbet geçirebilmek için.
Ama burada yürüyüşe ek olarak kahve tüketimi inanılmaz iyi geliyor bana.
Böyle kendimi arkadaşlarım varmış gibi ev ortamında özellikle yalnız hissettiğim zaman.
Kendi başıma kahve içmeye gittiğimde yalnız hissetmiyorum kendimi artık.
Kahve bana çok böyle tanıdık sıcak duygular getiriyor.
Kahve içerken bir şeyler yazmak ya da o kahveyi sevdiğim bir kafe keşfedip orada içmek yine Avustralya'da yaptığım en güzel deneylerden biri.
Şimdi şunu merak ediyor olabilirsiniz.
Hani Türkiye'de de yaptığımız eylemler, Türkiye'de de yaptığımız deneyler farklı bir kafeye gidip.
Farklı bir kahve denemek ya da sürekli gittiğin o yerde aynı deneyi tekrar tekrar hissetmek, hissetmek istemek.
Evet bunları Türkiye'de de yapabilirsiniz ve umarım yapıyorsunuzdur.
Ama burada daha farklı duygular hissettiriyor bana.
Yani o küçük deneylerden elde ettiğim en kıymetli, beni yine rahatlatan deneyimlerden biriydi.
Kahve ve kafe.
Aslında bu bölümde söylemek istediğim ya da eve götürülmesi gereken mesaj.
Hayatta bazen çok büyük deneylerin peşinde koşabiliyoruz ki umarım onların peşinden de koşarız.
Umarım merak ettiğimiz, yapmak istediğimiz her şeye adım atacak enerjiye, güce, sağlığa sahip oluruz.
Bazen o büyük, bizi çok korkutan ya da çok heyecanlandıran deneyler kadar bu küçük deneyler de çok önemli.
En az onlar kadar önemli hatta.
Hayatta çünkü her zaman aynı modda, aynı duyguda olamıyoruz.
O motivasyon sabah var, belki akşam yok.
Ya da olumsuz bir şeyler yaşıyoruz.
Yani bizi biz yapan, bizi biz yaptığını hissettirdiğimiz ya da bize güç verecek deneylere ihtiyacımız var.
Kendimizi keşfetmemiz gerekiyor.
O küçük deneyler kendimizi keşfetmemizin en önemli adımlarından biri.
Umarım... Daha fazla bu deneyleri yaparız.
Umarım daha fazla bu deneyler hayatımızın bir rutini haline gelir.
Ve rutinlerimizi de değiştirmekten korkmayalım.
Çünkü size bahsettiğim gibi dans etmek benim için en önemli, bana çok iyi gelen deneyler arasındaydı.
Şu an halen daha çok sevdiğim bir eylem ama yürümek, bir kafede kahve içmek bunlar benim için paha biçilemez.
Şu an... Yani şu anki Merve için.
Ve onlara ek olarak yazı yazmak, bir şeyler dinlemek.
Kendimizi keşfetme yolculuğumuz deneylerle şekilleniyor.
Ya da deneyler bizi şekillendiriyor.
Yine aynı şeyle kapatmak istiyorum.
Denememek en büyük risktir.
Umarım keyifle dinlemişsinizdir.
Hoşçakalın, sağlıkla kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
