
Bir şeyde iyi olmadan önce kötü olmaya ne kadar tahammül edebiliyoruz? Bu bölümde acemiliği, sabırsızlığı ve kendimize yüklediğimiz “hemen iyi olmalıyım” baskısını konuştum.
Instagram: @hayatdeneylerii
Transkript
Herkese merhabalar, ben Merve.
Hayat Deneyleri'ne hoş geldiniz.
Yeni bir yerde acemi olmaya tahammül edememek.
Kendim için söyleyeceğim en, en, en uygun tanım bu olurdu ya da cümle bu olurdu.
Son iki bölümdür sizlerle paylaştığım bir durum var, yeni bir işe başladım.
Ve genişteki o stresli hava, ne hissediyorum, nasıl geçiyor, bunları...
Sadece ilk gün çalışmıştım ve ilk günden hemen ilk günü bitirir bitirmez sizinle neler hissettiğimi paylaştım.
Gerçekten ama gerçekten benim için çok stresli bir gündü o ilk gün.
Başarısız olmamam lazım.
Öyle bir korkuyla gittim ve bakın normalde ben bir işle başladığımda bu iş ne olursa olsun hep kendime dair şöyle bir inancım var.
Elimden gelenin en iyisini yapıp o işi gerçekten...
İyi bir şekilde öğreneceğime dair bir inanç var ve yapacağıma dair de bir inanç vardı.
Ama geçen hafta hiç bu kadar stresli hissetmemiştim kendimi.
Yeni bir işe başladığım ya da yeni bir görev edindiğimde hiç bu kadar stresli bir şekilde gitmemiştim.
Hemen ilk günün peşine dediğim gibi bir podcast bölümü çektim.
Ve neler hissettiğimi sizlerle de paylaştım.
Şimdi ilk haftayı bitirdim.
Bu ilk haftada...
Gördüğüm şey gerçekten yepyeni bir yer, yepyeni bir ortam, yepyeni görevler.
Tam olarak ne yapacağımı bilsem de kağıt üzerinde ya da onların bana aktardığı kadar.
Ama öğrenmek tabii ki zaman alan bir şey.
Benim kendimden beklentim acemi gibi davranmadan profesyonel olmak.
Herkes yanımda, yöremde, çalışan arkadaşlarım nasılsa aynı şekilde davranmak.
Bu gerçekçi bir beklenti olmadığı gibi beni çok yıpratan da bir beklenti.
Aşırı strese sokan da bir beklenti.
Çünkü acımı olmaya tahammülüm yok.
Yani bir şey götürürken hem o yemekleri ben size restoranttan bahsetmiştim ama kısaca tekrar deneyeyim.
Başlangıçları böyle sayarken en az 2-3 kelimeden oluşan bir şeyler söylemeniz lazım.
Sadece oyster deyip geçmiyorsunuz.
Şimdi İngilizcesini söyleyeceğim çünkü nasıl ezberlediysem.
En azından işte o sosun nasıl bir sos olduğunu.
Yanında çünkü bir sos var.
Ya da o top dediğim şey üstünde.
Üstünde görünen pütür pütür bir şeyler var işte üstünde.
Onun ne olduğunu en azından insanlara söylüyorum.
Ya da söylememiz bekleniyor.
Hani bu şekilde öğretildi.
Şimdi ilk haftada o menüde bir sürü yemek var.
hem o bir sürü yemeği öğrenip hem o masa numaralarını masa numarası masaların üstünde yazmıyor ve değişik bir şekilde sistem.
10'dan 15'e kadar 15'in yanında hemen 20 var.
Bunlara sanırım değinmiştim.
Ne anlattığımı da inanılmaz hatırlamıyorum.
Çünkü çok yorucu bir günün peşinde hemen bir podcast çekmiştim ve gerçekten tam olarak nelerden değindiğimi hatırlamıyorum.
Ama her neyse. Yani sistem yeni başlayan birine göre çok fazla şeylerin akılda tutulması gerekiyor.
Ben de stresli bir şekilde gitmişim.
Uzun zamandır işte çalışmadığım bir boşluğum oldu.
O boşluktan sonra birkaç işe başlar gibi oldum.
Kabul edildim.
Olacak gibi konuşuldu bir yerle.
Bir yerde kabul edildim.
Her bilgimi gönderdim.
Referanslarımı bile telefon açıldı, onaylandı.
Banka bilgilerimden tutun.
Gönderilebilecek her detayı gönderdim.
Son dakikada vizemin o zaman tam vizemin bitişiydi.
Bu sebepten dolayı tekrar düşündüklerini ve uygun olmadığımı ilettiler.
Çok büyük bir hayal kırıklığıydı.
Bir işte de evime çok yakın bir iş.
Her güzelce konuştuk.
Paradan tutun her şeyi anlaştık.
Banka bilgilerim vesaire için iletişime geçeceklerini söylediler.
Bana telefon numaramı atmamı istediler.
O zaman biz e-mailleşmiştik.
Ben iletişim bilgilerimi attım.
Bana bir daha geri dönüş yapılmadı.
Tekrar bir hatırlatma maili attım.
Yine yani ghostlandım iş yeri tarafından.
Böyle olunca bir iş daha vardı.
Başlayacak gibi olup bunların hepsi aynı zaman diliminde gerçekleşti ve kendimce şöyle düşünmeye başladım.
Ya bu iş de olmazsa?
Çalışmadığım o zaman dilimi tabii ki hem para kaybı hem stresli hissediyorsunuz.
Ne zaman başlayacağım?
Çalışmam lazım. Avustralya'da size çalışma saatlerinden bahsettim.
Ben de çalışma saati üzerine yani saatlik çalışan bir insanım.
E saatlik çalışmadığımda elime geçen bir para yok.
Bunlar beni inanılmaz strese sokan durumlar oldu ve bu yeni işte de bu psikolojiyle gidince bu işi kesinlikle almam lazım.
Keyif almaya çalışıyorum bir yandan.
Yeni ortağım, çok fazla öğrenmem gereken durum.
Bir tarafı gerçekten kıymetli.
Bir tarafı gerçekten heyecanlı ama ben o tarafı çok odaklanabilecek gibi psikolojiyle gitmedim.
Hata yapmamam lazım, bu işi almam lazım.
Öyle olunca işte acemi olmaya tahammül edememek kısmı buradan geliyor.
Yeni iş yeriyle alakalı eklemek istediğim bazı noktalar daha var.
Çok yoğun bir tempo, aşırı yoğun bir tempo.
Asla ama asla durmamanız gereken, sizden sürekli hareket halinde ve sürekli...
bir şeylerle meşgul olan halinizi görmek istiyorlar.
Kabul edilen haliniz, öyle bir tempoda çalışan haliniz.
Bu tamamen okey benim için.
Çünkü fiziksel yorgunluğu, fiziksel tempoyu seven bir insanım.
Zamanın daha hızlı geçtiğini düşünüyorum.
Daha aktif bir şekilde.
Yani orada bir işte çalıştığımı hissediyorum bu tarz tempolarda.
Ama ve lakin hiç bu kadar...
Yoğun bir temponun içinde bulunmamıştım açıkçası.
Burada 30 bin adım bir günde 30 bin adım atmışım.
O kadar yoğun bir tempodan bahsediyoruz.
Cumartesi günü uzun bir shiftti.
Bunlardan gerçekten şikayetçi değilim.
Beden yorgunluğundan bedenimin alışacağına inanıyorum.
Çünkü fiziksel temposu yüksek bir insanım normalde de.
Günlük hayatıma da yürüyüş, spor bunlar hayatımda olan şeyler.
O yüzden bu tempoyla kolaylıkla uyum sağlayacağımı düşünüyorum.
Ama ve lakin yaptığım ya da daha doğrusu yapamadığım bir şey uyku düzenimi kuramadım.
Bu stresli halim beni uykusuz bıraktı ve çalışırken, çalışmaya giderken çok uykusuz bir şekilde gittim.
Bu benim odağımı düşürdüğü gibi bedenimin de çok yorgun, böyle hantal bir şekilde gerçekten çalıştım.
Bu podcastı şu an sabah saatlerinde çekiyorum.
12 saatten fazla uyuduğum bir podcast.
Çünkü bir haftayı geride bıraktım.
Dün de benim ilk off günümdü.
Pazartesi. Bunu sadı günü çekiyorum ve dün benim ilk boş günümdü.
Yeterli dinlendim.
Kafam gerçekten böyle bir sakinleşti.
Çünkü artık şöyle bir ilk haftama baktığımda tamam.
Ben bunu yaptım.
İyisiyle kötüsüyle ne kadar hızlı öğrendim yani soru işaretli ama öğrenebildiğim, öğrenerek ilerlediğim bir haftayı tamamladım.
Bu da beni kesinlikle iyi hissettirdi.
Dün böyle sakin, az stresli hissettiğim bir gündü.
Yaklaşık saat öğlen iki gibi sadece bir iki saat uyurum sonra uyanırım bir yürüyüşe giderim gibi düşünülerek yatağa gittim.
Gözümü akşam 10'da açtım.
Bir su içtim. Arkadaşımla telefonda kısaca konuştum.
Sonra tekrar uyudum.
Ve şu an gözümü tekrar açtım.
Kendimi çok iyi hissediyorum.
Çünkü işte dediğim gibi hani yaptım.
Bir haftayı tamamladım.
Önümde şimdi yepyeni bir hafta var.
Daha farklı bir alanda çalışacağım.
Umuyorum ki o alanda çalışırken de aynı şekilde belki ilk...
Birkaç gün evet gene stres hissedeceğim ama katlanarak yani öğrenme sürecini hızlandırarak geçirdiğim bir hafta olacak.
Daha rahat hissediyorum.
Çünkü neyin beni bekleyeceğini biliyorum.
Burada insanlar ya en büyük avantajı insanların anlayışlı olması.
Feedback size çok veriyorlar.
Geri dönüş gerçekten olabildiğince fazla alabiliyorsunuz.
Bu iyi bir şey ama...
Kötülüğü de şuradan oluyor eğer hazır değilseniz.
Ben kendimi çok acemi hissediyordum ilk başladığım.
Daha doğrusu acemilikten ziyade çok stresli hissediyordum.
Yanlış bir şey yapar mıyım, yanlış bir şey yapar mıyım, yanlış bir şey yapar mıyım?
Böyle zihnimde dolaşan şeyler bu.
Bana orada çalışan menajer işte nasıl geçti, nasıl gidiyor vesaire dedi.
Genelde de pozitif işte çok iyi gidiyorsun Merve, tebrik ederim.
Böyle şeyler söylüyordu.
Çarşamba günü... Hiç unutmuyorum.
Çarşamba günü bana dedi ki, yo çarşamba değil pardon perşembe günü.
Dedi nasıl gidiyor?
Dedim iyi gidiyor hani öğrenerek işte ilerliyorum, daha iyi hissediyorum vesaire dedim.
Siz ne düşünüyorsunuz dedim.
O da dedi gerçekten gayet iyi gidiyorsun, iyisin, hızlısın ama dedi çok korkarak hareket ediyorsun.
Yani onun o cümlesi benim böyle kalbime bir işledi anlatamam.
Baktığınızda çok normal bir şey söyledi ve bunu kırmak için falan asla değil.
Gayet profesyonelce benim nasıl göründüğümü bana söyledi.
Ben orada ağlamak istedim çünkü çok çok çok doğru bir yere temas etmiştim.
Gerçekten korkuyordum.
Gerçekten hata yapmaktan öylesiye korkuyordum.
Hani hata yapacağım da bu işten de alacağım.
Ve bu normalde, normalde ben değilim.
Yani ben korksam da...
Yeni bir işe gittiğimizde elbette ki endişelerimiz, elbette ki korkularımız oluyor.
Ve ben de tabii ki bunları yaşıyorum.
Ama benim için bunlar hep yönetilebilir haldeydi.
Karşı tarafa verdiğim izlenim ya da kendimin de hissettiği.
Ben bunu bir şekilde yaparım.
Hep böyle hissettim ve hep bu şekilde de oldu.
Ta ki bu yeni iş dediğim gibi, bunu bu şekilde hissetmediğim gibi davranışlarıma da yansıyor.
Çok fazla...
O stresin içinde böyle kendimi eziliyormuş gibi hissediyorum.
Ve korku kısmı hani kendimi onu düşünmemiştim ama o adamın söylediğiyle beraber evet benim hissettiğim tam olarak korku.
Hata yapmaktan korkmak ve bunu dışarıya da kesinlikle yansıtıyorum.
Eve geldiğimde menajerin söylediği şey beni gerçekten çok etkilemişti.
Böyle biraz düşündüm, duygulandım.
Bir duygu boşalması da yaşadım.
Yani hafif ağladım.
Beni çok rahatlattı.
Ertesi gün kendime şunu söyleyerek gittim.
Hata yapsam da ya da bu işten olsam da hiçbir şey dünyanın sonu değil.
Bazen dediğim gibi bak mantık gerçekten işliyor.
Hani bunu ben de karşımdaki arkadaşlarıma, bana bir kişi bunları anlatsa ben de kesinlikle şunu derim.
Dünyanın sonu değil, her şeyin başı sağlık.
Bu iş gider, yeni bir iş bulursun vs.
Bunları kesinlikle konuşabilirim, anlatabilirim.
Bu tarz akıl verebilirim.
Kendime de bunları hatırlatıyorum.
Ama korkularım ya da o uykusuzlukla beraber yönetilemez haldeydi.
O stres yönetilemez haldeydi.
Bu feedbackten sonra sanırım en korktuğum şeydi.
Duyunca hani karşımdaki insanlara da demek ki bu davranışımı yansıtıyorum.
E artık... En korktuğun şeyi de yaşadın.
Kaçınacak bir şeyim yok ki.
Demek ki her şeyim ortada yani.
Demek ki ben bir şeyi zaten gizleyemiyorum.
O bende bir rahatlama getirdi.
Sonra işte şeyi de söylüyorum.
Dünyanın sonu değil. Yani ne yapabilirim?
Ben elimden geleni gerçekten yapıyorum.
Fazlasını da yapıyorum. Hani işte kalıcı olayım.
Ne kadar iyi olduğumu görsünler vesaire diye.
O bana bir rahatlama geçirdi.
O gün ilk defa müşterilerle vesaire de böyle iletişimim çok rahattı.
Gayet espri, hafif sohbet havası.
Öyle bir ortam da oluşturdum.
Ve hem keyifli çalıştığım gibi hem rahat da çalıştım.
İşte ondan sonra zaten bir güzel, dinlenerek uyuduğum bir boş günü geçirdim.
Bazen kendimizi hatırlatmamız gerekiyor.
Gerçekten, gerçekten.
Bunu şu an ihtiyacı olan duymayı bir daha söyleyeyim.
Şu an gerçekten duymaya ihtiyaç duyan biri varsa arkadaşlar her şey gelip geçici.
Hiçbir şey kalıcı değil.
Çok çok çok stresli mi hissediyorsunuz şu an?
Geçecek. Yani o bir hafta, geçtiğimiz hafta benim için inanılmaz stresliydi.
Ben normalde de çok fazla stresli işlerin içinde hemşirelik yaptım bir kere.
Yani hemşirelik gerçekten stresli bir meslek.
Yeni bir okula başladım.
Yani... Olabildiğince stresli ortamlarda bulundum.
Ama geçtiğimiz hafta hissettiğim stres çok değişik ve çok farklıydı.
Hani bu dışarıdan kesinlikle gözlenen bir stresti.
Hem kendime hem de size söylediğim, söylemek istediğim, hatırlatmak istediğim şey her şey gelip geçiyor.
Aslında evet deneyimi hissetmeye gayret gösterin.
Hiç kolay değil.
Çok boş da geliyor olabilir şu an dinleyen.
Bunu yaşamamış ya da geçmeyeceğini düşünen biri varsa çok boş geliyor olabilir.
Ama geçiyor. Ben o bir hafta şu an hala hayattayım.
Kendinizi de gerçekten onu hatırlatın.
Hayatta kalacağım. Daha önce de hayatta kaldım.
Daha önce de stresli durumlarla baş başa kaldım.
Ama halen daha hayattayım.
Bir şekilde atlatacağım.
Buna inandığınız an yani bir şekilde geçecek bugün dediğiniz an Evet o gün bir şekilde geçiyor ve yapabildiğinizi ilerleyebildiğinizi gördüğünüz an o korkularla beraber
kendi kendinizi zaten rahatlatıyorsunuz.
Ya da beden zaten rahatlamaya ihtiyaç duyuyor.
Yapabildiğinizi de kendinize gösterdiğiniz an e tamam artık biraz daha fazla uyuyabilirim.
Ben dün mışıl mışıl hiçbir şey düşünmeden mışıl mışıl uyumuşum ve bugün kendimi gerçekten çok iyi hissediyorum.
Ama... İşte en büyük hatalardan biri yeni bir ortağım diyorum.
Stresliydi vs. Ama bu stresi artıran kişi de bendim.
En başta söylediğim cümleyi tekrar etmek istiyorum.
Yeni bir yerde acemi olmaya tahammül edememek.
Bunu gerçekten stresi artıran en büyük faktör belki de buydu.
Çünkü acemi olacağım ki öğrenebileyim.
Ben herkesin yaptığı şekilde insanlarla iletişim kuramam.
İnsanların beklentisini ya da o açıklamaları size anlattığım gibi yemek açıklamalarını ya da o içecek listesi.
İnanılmaz fazla listede içecek ismi var.
Ve öyle normal bir şekilde A ismi B ismi diye değil onlar bir diziden esinlenerek isimler vermişler.
Bazı kokteyl isimlerini vesaire.
Ben bunların adını falan tabii ki bilemem.
Tabii ki... Zaman gerekiyor.
Tabii ki öğrenme süreci adından da o cümleden de geçtiği gibi bir süreç.
Ama bunları işte kendinize vermediğinizde, o fırsatı kendinize tanımadığınızda ve karşıdan nasıl göründüğünüzü inanılmaz önemsediğinizde iyi görünmem lazım, ne kadar iyi iş yaptığımı görsünler
diye düşündüğünüzde e ne oluyor?
Daha fazla stres, daha fazla yorgunluk, daha fazla dinlenemeden geçirilen o şifler.
Ama... Ya da insanları kandıramazsınız ki işte siz öyle görünmeye çalışıyorsunuz da.
Adamın ilk cümlesi çok iyi gerçekten hızlısın, işi hızlı öğreniyorsun ama çok korkuyorsun.
Çok korkarak yaklaşıyorsun.
Yani ne kadar o korkumu kapatmış olduğumu düşünsem de hatta korku değil de işte stres diye adlandırmıştım.
O kişinin söylemesiyle korku beni tamamen yani hissettiğim duygunun ne kadar fazlasının korkudan geldiğini ya da adlandırmam gereken duygunun adının korku
olduğunu fark ettiğimde evet bir gerçekten rahatladım.
Sonrasında ağladım.
O da beni rahatlattı ama artık hani rol yapmama gerek yok.
Çünkü yani insanlar görüyor.
O cümleyi duyduktan sonra gerçekten bir rahatlamış oldum.
Çünkü tamam artık açıktayım.
Korkum da belli.
Acemi olmamaya çalıştığım o stresli halim mi demek ki belli.
Saklayacak hiçbir şeyim yok.
Bu benim. Ben burada olabildiğince dürüst olup hem kendi düşüncelerimi hem yaşadıklarımı paylaşmaya gayret gösteriyorum.
Son değinmek istediğim bir şey daha var aslında.
Menajer bana korkarak yaklaşıyorsun dediğinde dediğim gibi çok doğru bir yere temas etmişti.
Çok duygulandım o an.
Yani karşımdaki insanlar göstermedim de eve gittiğimde Karşıdaki yani bana söylenen o cümlenin ne kadar doğru olduğunu hissettim.
Ve demek ki ben korkak biriyim diye de kendimi hemen acımasızca eleştirmeye başladım.
Ama şunu da hatırlatmak istiyorum.
Yine benzer bir şey yaşayıp benzer duygular hissettiyseniz korkarak davranmak başka korkak olmak çok farklı.
Korkak olan bir insan o kadar cesaret edip de ilerlemek istemezdi.
Korktuğum bariz çok korktum.
Başarısız olmaktan çok korktum.
Ama hepimizin zaman zaman korktuğu ama zaman zaman da korkularımıza rağmen ilerlemek zorunda kaldığımız durumlar var.
Ve benim için de yeni işteki ilk haftam kesinlikle böyleydi.
O yüzden o cümleleri, o geri dönüşü ilk duyduğumdaki demek ki ben korkam.
Artık bunları da düzeltiyorum.
Şu an güzel bir uykudan sonra.
Kesinlikle daha pozitif düşünüyorum.
Onun çok çok bir etkisi var.
Uyku, daha az stres ve pozitif düşünceler beraberinde geldi.
Korkmak başka. Korkak olmak çok başka.
Bunları da ayırt etmek lazım.
Gerçekten bunu kendime hatırlatıyorum.
Bazen kendimi çok fazla eleştiri ya da acımasız eleştiri yaparken bulabiliyorum.
En azından bu kısmını düzeltmek istiyorum kendimle alakalı.
Bu bölüm giderek daha uzun olsun istemiyorum.
Burada artık bitireyim.
Ama umarım kendinize hata payı bırakabildiğiniz, korkularınıza rağmen ilerleyebildiğiniz ve yeni bir şey yaşarken, deneyimlerken
o keyfi hissedebildiğiniz zamanlar, anlar daha fazla olur.
Acımasız eleştirileri umarım ki azaltmayı da başarabiliriz.
Keyifle dinlemişsinizdir umarım.
Sevgiyle kalın, hoşçakalın.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
