
Bu bölümde sizlere Cumhiyetimizin ilanı ile gelen yenilikleri anlatıyorum 🙃
Instagram @hayalperestinsesi
📩 hayalperestinsesi@gmail.com
Transkript
Herkese merhabalar, Milis ben.
Hayalperest'in sesine hoş geldiniz.
Bugün sizlere çok özel bir bölümle geldim.
29 Ekim'i anlatmak dakikalara sığmaz aslında.
Saatlerce belki de günlerce konuşmak gerekir.
100. yılımızda birkaç gün kalmışken unuttuğumuz ya da unutturulan, belki de günlük hayatın telaşından göz ardı ettiğimiz bu devrim niteliğindeki yeniliklerden küçücük bir özet anlatmak istedim sizlere.
Hele ki ülkemizin son dönemlerde içinde bulunduğu bu durumları da düşünürsek, bu yenilikleri hatırlamaya, öğrenmeye ve hayatımıza geçirmeye...
çok fazla ihtiyacımız var.
Biz hep cumhuriyet diyoruz da peki bir cumhuriyet kelimesinin anlamı ne?
Ben öncelikle oradan başlamak istiyorum.
Cumhuriyet devlet başkanının halk tarafından seçildiği yönetim biçimi demektir.
Bu yönetim biçiminde egemenlik tek kişi veya tek aile elinde değil halkın hakimiyeti altındadır.
Buranın böyle altını kırmızı kalemle çizercesine tekrar söylemek istiyorum.
Bu yönetim biçiminde egemenlik tek kişi veya tek aile elinde değil halkın hakimiyeti altındadır.
Bu podcast'ı hazırlarken o kadar çok şeyi yazıp yazıp sildim ki o kadar böyle bir şeyleri söylemek isteyip de kendimi durdurdum ki şu anki durumumuza baktığımızda Cumhuriyet kelimesinin
anlamıyla bile bağdaşmayan bir zaman içerisindeyiz ama bu anlamları öğrenip önemini kavrayarak bugünlerin üstesinden gelebilmeyi umut ediyorum.
Konumuza tekrar dönecek olursak Devleti mutlak monarşi ile yönetilmiştir.
Padişahlık kurumu halk üzerinde egemenlik sürdürmüştür.
29 Ekim 1923'de Cumhuriyetin ilan edilmesiyle yönetimde halkın söz sahibi olması, halkın egemen olması hedeflenmiştir.
Türk halkı savaştan yeni çıkmıştı.
Yorgun ve fakirdi.
Cumhuriyetle birlikte adeta yeniden diriliş dönemi başladı.
Kurtuluş Savaşı ile küllerinden yeniden doğan Türk milleti Cumhuriyetin ilanıyla birlikte yapılanma sürecine girdik.
Mustafa Kemal önderliğinde ülkeyi her anlamda ileriye taşıyacak adımlar atıldı.
İşte Cumhuriyetin bizlere kazandırdıklarından küçücük minicik birkaç maddeler.
Öncelikle halifelik kaldırıldı, medeni kanun kabul edildi.
Bu arada özellikle eğitim ve hukuk konusunda çok ciddi adımlar atılmış.
Medeni kanunun içeriğine kısaca bakacak olursak, medeni kanun sayesinde kişilerin hak ve borçları, mülkiyet ilişkileri, miras sorunları, kiralama, satın alma gibi konularda
çıkan sorunların daha kolay çözümü hedefleniyor.
Ve yine medeni kanunla birlikte erkeklerin birden fazla kadınla evlenmesi yasak.
Tarikatların kaldırılması, tekke ve zaviyelerin kapatılması da yine önemli maddelerden.
Tarikatlar işte bu tekkedekiler her ne kadar din konularıyla ilgili bir sistem gibi görünseler de bildiğiniz üzere her dönem başımıza bela olmuşlar.
Şapka ve kıyafet kanununun getirilmesi, kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi.
Burada biraz durmak istiyorum.
Osmanlı'da kadının hiçbir toplumsal ve siyasal hakkı bulunmuyordu.
Atatürk'ün girişimleriyle kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi.
Şöyle bir bilgi paylaşmak istiyorum.
Türk kadını seçme ve seçilme hakkını 1934 yılında alıyor.
Fransa 1944'te, Japonya 1945'te, Çin 1949'da, İsviçre 1971'de ve Birleşik Arap Emirlikleri kadınlara seçme ve seçilme
hakkını 2015 yılında veriyor.
Hatta hatırlıyorum haberlerden bu Arap Emirliklerindeki verilmesini.
Şöyle bir durum var bu podcastı hazırlarken bunu daha çok fark ettim.
Yani özellikle kadınlar olarak bence her Türk bireyi Atatürk'e çok fazla şey borçlu ama özellikle biz kadınlar...
Atatürk'e çok çok daha fazla şey borçluyuz.
Belki yeterli özgürlüğe sahip değiliz.
Türkiye'de daha iyi şartlarda olmak istiyoruz.
Yeterince güvenliğimiz sağlanmıyor.
Ama yine de baktığımız zaman aslında yıllar yıllar öncesinde Atatürk kadınları topluma kazandırmak için ne mücadeleler vermiş.
Şu an bizi beğenmeyen Avrupa'ya baktığımız zaman aslında ne kadar bizden sonra kadınlara haklar vermiş.
Tekrar maddelerimize devam edecek olursak.
Arap harflerinin öğrenimi oldukça zordu.
Latin alfabesiyle bu zorluk giderildi ve yeni Türk harfleri...
Soyadı kanunu çıkarıldı.
Lakap ve ünvanlar kaldırıldı.
Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçüleri kabul edildi.
Bu podcastı hazırlarken İlber Ortaylı röportajlarından da faydalandım.
Şöyle bir konuşması geçiyor İlber Ortaylı'nın.
Anadolu'da köyün birinde İnsanlar bayramlaşırken diğer köyde halk hala oruç tutuyordu diyor.
Bu madde sayesinde de bu tarz problemler giderilmiş olmuş.
Çiftçinin tarımda makine, iyi tohum, gübre ve ilaç kullanımı teşvik ediliyor.
Çiftçiye damızlık hayvan, tohum, fidan, borç para veriliyor.
Tarım kredi kooperatifleri kuruluyor.
Eğitim ve öğretim birleştiriliyor.
Türk Dil ve Tarih Kurumu kuruluyor.
Türk Dil ve Tarih Kurumları kuruluyor.
Bu sayede dilimiz Farsça ve Arapça kelimelerden aranıyor.
Üniversite öğreniminde düzenlemeler yapılıyor ve Darülfün'ün yerine İstanbul Üniversitesi kuruluyor.
Yıpranmış Osmanlı tesislerini tamir etmek için Sanayi ve Madin Bankası kuruluyor.
Ülkedeki madenleri aramak için Maden Teknik Arama Enstitüsü kuruluyor.
Madenleri işlemek için Etibank kuruluyor.
Türkiye'nin ilk demir-çelik fabrikası olan Karabük Demir ve Çelik Fabrikası kuruluyor.
Demir yolları yabancı şirketlerin elinden alınarak devletleştirildi.
Yeni demir yolları yapıldı.
Cumhuriyet'in ilanından 1938 yılına kadar 3.360 km demir yolu yapılmıştır.
Küllerimizden adeta yeniden doğmuşuz baktığımızda.
Aslında şimdilerde bu devrimlerin sürekliğini koruyamadığımız için bu sıkıntıları çekiyoruz.
Eğitimler yetersiz, üretim yapmıyoruz, köylerimizde kimse kalmadı.
Oysa ki Türkiye savaştan yeni çıkmasına rağmen Avrupa ülkelerinden önce bu atılımları yapmış, bu reformları getirmiş bir ülkeydi.
Ancak herkes ileriye giderken biz maalesef geriledik.
Şöyle bir kitap tavsiyesinde bulunmak istiyorum.
Atatürk'ün de önerdiği kitaplardan biri aslında Grigori Petro Beyaz Zambaklar Ülkesi'nde.
Kitapta şöyle bir bölüm geçiyor.
Yöneticiler iyi veya kötü olsunlar, kahraman veya zalim olsunlar.
Onlar kendi milletlerinin birer yansımasıdırlar.
Onlar milli ruhun birer kopyasıdır.
Halk kitlesinin içinden doğmuştur.
Bir millet nasılsa devlet adamları da...
Onlar gibidir. İşte bu nedenledir ki eskiden beri her millet layık olduğu idareye ve devlet adamlarına sahip olur denilmiştir.
Bizim ülkemiz için düşünecek olursak tabii hiçbirimiz bu durumlara layık değiliz.
Fakat çoğunluk olunca işte işler değişiyor.
Bu konuyla ilgili sabaha kadar konuşabilirim ancak toparlamam gerekiyor.
İlber Ortaylı'nın da hep söylediği gibi tarihimizi çok iyi bilmeliyiz ki geçmişimizden ders çıkartalım.
Aynı olaylar tekrar yaşanmasın.
adalet, hak ve hukuk içinde topraklarımızın satılmadığı Atatürk'ün bizlere en büyük armağanı, Cumhuriyetimizin 100.
yılı hepimize kutlu olsun.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Hoşçakalın, mutlu kalın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
