
Sevgiyle Korku Nasıl Yan Yana Gelir? Bağlanma Stilleri
13 Ağustos 2025 · 13 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bazen birini çok severiz... ama içimizde hep bir tedirginlik kalır. Ya da biri bizi sever ama biz uzaklaşmak isteriz. Bu bölümde, bu çelişkili hislerin çocukluğumuzdan gelen bağlanma stilleriyle nasıl bağlantılı olabileceğini konuşuyoruz.
Transkript
Selamlar Hayal Perestin Sesi podcast kanalına hoş geldiniz.
Bazen biri bizi çok sever ama içimiz hala tedirgindir.
Bazen yanımızda biri varken bile yalnız hissederiz.
Ya da birini öyle çok severiz ki ama ne yaparsak yapalım ona karşılık halen içimizde bir mesafe vardır.
İşte bugün bu duyguların nedenlerini açıklayan bağlanma stillerinden konuşacağız arkadaşlar.
Küçük bir çocuğun ihtiyaçlarına karşılık bulamamasının Yıllar sonra bir yetişkin olduğunda bile hayatını nasıl etkilediğinden bahsedeceğim sizlere.
Eminim siz de kendinizden bir şeyler bulacaksınız.
Çünkü ben size bu bölümü hazırlarken ''Aa nasıl yani bu böyle miymiş?'' diye durup düşündüğüm yerler çok oldu.
Bazen bir şeylerin adını koymak bile insanı rahatlatabiliyor.
Ya da bizler öyle olmasını istiyoruz.
O zaman şimdi birlikte bu bağlanma stillerine biraz daha yakından bakalım.
Hangi stil ne anlama geliyor, nasıl oluşuyor ve ilişkilerimizde nasıl kendini gösteriyor?
Bağlanma teorisi, bebeklerle ebeveynleri arasında kurulan duygusal bağın gözlenmesi sonucunda psikolog John Bowley ve psikolog Mary Ansford tarafından geliştirilmiştir.
Özellikle bebeğin fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarının görülmesi, algılanması ve bu ihtiyaçların karşılanması anne ile bebek arasında güven bağı oluşmasını sağlar.
Fakat tam tersi durumunda bebeğin ihtiyaçlarının anne tarafından görülmemesi, görülüp ilgisiz kalınması ya da bu ihtiyaçlara tutarsız yanıtlar verilmesi anne
ile bebek arasında güven bağının zedelenmesine yol açar.
Yapılan araştırmalar yaşamın ilk aylarında şekillenmeye başlayan ve bebeklikten itibaren kurulan bağlanma kalitesinin Sadece bebeklik dönemini değil, çocukluk, ergenlik
ve yetişkinlik döneminde kurulan yakın ilişkiler üzerinde de etkili olduğunu vurgulamış.
Bağlanma stili kişinin kendisini ve çevresini nasıl algıladığını, seçimlerini, kararlarını, baş etme becerilerini, romantik ve yakın ilişkilerini de belirliyor.
Şimdi gelin bu kuramın ortaya koyduğu bağlanma stillerine birlikte bakalım arkadaşlar.
İlk olarak hepimizin aslında ulaşmak istediği bağlanma biçimiyle başlayalım.
Güvenli bağlanma.
Aslında hepimizin içten içe arzuladığı bir yer.
Sevildiğimizi bildiğimiz, sevgiyi hissetmekte zorlanmadığımız bir yer güvenli bağlanma.
Bir çocuğun ihtiyaç duyduğunda yanında birini bulabildiği, ağladığında sarılan birinin olması, korktuğunda ben buradayım denildiği bir ortam düşünün.
İşte böyle bir ortamda büyüyen çocuklar dünyayı güvenli bir yer olarak algılıyor.
Güvenli bağlanma biçimi sağlıklı ve amaçlanan bir bağlanma türü.
Çocuk anne ya da birinci bakım veren kişinin yanında olduğunu, kabullenici olduğunu ve duyarlı olduğunu biliyor.
Duygularına karşılık bulduğu bir bağlanma biçimi.
Güvenli bağlanmada ebeveynler çocuklarının kendi rahatlık alanlarının dışına çıkmasına izin veriyor.
Ebeveyni yanından ayrıldığı zaman çocuk ağlıyor ya da huzursuz oluyor.
Fakat ebeveyni yanına geldiği zaman rahatlıyor ve kendini güvende hissediyor.
Ebeveyninin gittiği zaman döneceğini biliyor ve kendini güvende hissediyor.
Olumlu ve olumsuz duygularını dışarı yansıtabiliyor.
Güvenli bağlanmaya sahip kişiler olumlu benlik algısı geliştiriyor.
Yetişkinlik döneminde de iyi ilişkiler kuruyor.
Gerektiği zaman ilişkilerine uygun sınırlar koyabiliyor.
Kişiler arası ilişkilerinde de olumlu bir görünüşe sahip oluyorlar.
Güvenle bağlanan bireyler yakınlık kurmaktan korkmazlar.
Aynı zamanda yalnız kalmaktan da korkmazlar.
Çünkü hem başkalarına güvenebilirler hem de kendilerine güvenebilirler.
Bu kişiler genellikle ilişkilerinde açık, dürüst ve dengeli davranırlar.
Duygularını ifade etmekte zorlanmazlar.
Şimdi şöyle bir durup düşünün bakalım arkadaşlar.
Hayatınızdaki insanlarla ilişkilerinizde kendinizi güvende hissediyor musunuz?
Yoksa bir yakınlık hissettiğinizde içinizden bir ses çok yaklaşma mı diyor?
İnsanlara güven duyabiliyor musunuz?
Bir gözden geçirin bakalım bu bağlanma stili sizin bağlanma stiliniz olabilir mi?
Böyle bir ortamda büyüyen çocuklar sevgi istediklerinde karşılık alamadıkları için Zamanla ihtiyaçlarını bastırmayı öğreniyormuş.
Sevgi talep etmek tehlikeli çünkü ya yok sayılıyorlar ya da cezalandırıyorlar.
Ve sonunda da şöyle bir inanç gelişiyor.
Kimseye ihtiyacım yok.
Güvende olmak için kimseye yaklaşmamalıyım.
Bu bireyler yetişkin olduklarında genellikle mesafeli olurlarmış.
Duygularını paylaşmakta zorlanır.
Hatta bunu gereksiz ya da zayıflık olarak görebilirlermiş.
Bir ilişki başladığında ilk başta çok iyi ama biri ona gerçekten yaklaşmaya başladığında içten içe rahatsız olabilirlermiş.
Mesafeyi korumak isterlermiş çünkü yakınlığı kontrol kaybı gibi hissederlermiş.
Ve aslında en derinde yatan korkuları da şu şekildeymiş yaklaşırsam incinirim.
Bu nedenle kendini diğer insanlara kapatır.
Çevresindeki kişiler de bu bir tür bağlanma stili geliştiren bireylerin aşılmaz duvarları olduğunu hissederlermiş.
Kaçıngan bağlanan bireyler duygusal veya fiziksel yakınlıktan kaçınır, bireysel bir yapıya sahip olurlar, insanlara güvenmekte zorlanırlar, derin ve romantik
ilişki kuramazlar, onlara yaklaşan kişileri tehdit olarak algılarlar, daha çok yalnız kalmayı tercih ederlermiş.
Ben kaçıngan bağlanma stiline çok üzüldüm arkadaşlar.
Aslında temelde baktığımızda bu bireyler bağlanmayı, bağ kurmayı bilmiyorlar.
Daha doğrusu öğrenemediler.
Mutlaka kendinizde veya ilişkilerinizde denk gelmişsinizdir.
İşte tam birini seviyorsunuz, hoşlanıyorsunuz.
Karşınızdaki kişi de size karşı oldukça ilgili duygularınıza karşılık veriyor.
Hop, içinizden bir ses size oradan uzaklaşmanızı söylüyor.
Neden? Çünkü siz çocukken koşulsuz sevilmediniz.
Sevmek ve sevilmek sizin için tehlikeli.
Kimseye güvenmemelisiniz.
Kimseye ihtiyacınız yok.
Çünkü çocukken başta ebeveynleriniz olmak üzere kimseyle güvenli ilişkiler kuramadınız.
Ve sevginin, güven duygusunun geliştiği yerler bilmediğiniz, alışmadığınız bir duygu olduğu için sizi rahatsız ediyor ve kaçarak o yolunda giden ilişkiden uzaklaşıyorsunuz.
İçinizdeki o korkmuş çocuk sizi...
korumaya çalışıyor. Bağlanma stillerini araştırırken kendimde gördüğüm kaçıngan bağlanma stiliydi arkadaşlar.
Saydığım maddelerde biraz kendimi buldum.
Siz de kendinizde hangi bağlanma stilini buldunuz?
Bana mutlaka yazın arkadaşlar.
Bir sonraki bağlanma stilimizde kaygılı bağlanma.
Kaygılı bağlanmaya kaçıngan bağlanmanın tam tersi diyebiliriz.
Burada sevgi var ama tutarsızlık da var.
Çocukluk döneminde çocuğa bakım verenlerin tutarsız davranmaları bu duruma neden oluyormuş.
Ebeveynler bazen çocuğun tüm ihtiyaçlarını giderirlerken bazen de çocuğa karşı duvar örmeleri sonucu çocuğun kafası karışıyor.
Yani anne ya da baba çocukla bir gün ilgileniyor, seviyor, tüm isteklerini yapıyor.
Ertesi gün ortada böyle bir anne baba yok.
İşte bu tutarsızlık sonucu çocuk bir sonraki davranışında nasıl bir tepki göreceğine karşı kaygı içerisine giriyor ve bu dengesizlik, belirsizlik kaygıyı beraberinde reddedilme,
terk edilme korkularını da getirebiliyor.
Ayrıca çocuk bu tutarsız davranışlar nedeniyle kendini tehdit altında hissederse ebeveyninin orada olacağına güvenemeyeceğinden yeni bir şeyler keşfetmek için uzaklaşmayı
göze alamıyormuş, yeteri kadar özgürleşemiyor ve ebeveynine karşı Yapışkan tavırlar sergiliyormuş.
Bu kısma gerçekten çok üzüldüm arkadaşlar.
Çünkü bir çocuğun sevgiye en çok ihtiyaç duyduğu o dönemlerde sevginin gelip gitmesi, bir gün var bir gün yok olması o küçücük kalpte ne büyük karmaşalar yaratıyor.
Hayal bile edemiyorum gerçekten.
Bakın şimdi bu davranışın yetişkinlik dönemindeki etkilerinden bahsedeceğim size.
Tıpkı çocukluk döneminde kendisine davranıldığı gibi tutarsız ve dengesiz hareketler sergilermiş, eleştiriye karşı aşırı tepki gösterirlermiş, onay bağımlılığı isterlermiş.
Sürekli yapışkan davranışlar, yalnız kalamama, kaygılı bağlanma stili olanların yetişkinlikte gösterdikleri davranışlardanmış arkadaşlar.
Ayrıca bir ilişkide partnerinizde kaygılı bağlanma durumu varsa, Neden telefonuma cevap vermedi ya da işte mesajıma cevap vermedi?
Acaba bir şey mi oldu yoksa benden mi sıkıldı?
Galiba artık beni eskisi gibi sevmiyor ya vazgeçerse ya beni yeterli bulmuyorsa gibi düşüncelerle sürekli bir tetikte olma hali yaşıyorlarmış.
Bu da o ilişkinin devamlılığını olumsuz etkiler tabii.
Son bağlanma stili de kaygılı kaçıngan bağlanma arkadaşlar.
Adından da anlaşıldığı gibi kaygılı ve kaçıngan bağlanmanın bir arada bulunduğu durum.
Genellikle çocukluk döneminde ebeveyni tarafından ihmal, istismar ve şiddete maruz kalmış kişilerde görülüyormuş.
Sevgi ve korku aynı figürde genellikle ebeveynle birleşiyormuş.
Bireyler ebeveynlerinin dengesiz davranışlar sergilediği ve onlardan korktukları bir ortamda büyüdükleri için Bir süre sonra kendileri de o davranışları sergilemeye
başlıyormuş. Kaygılı, kaçıngan, bağlanma stili olan bireyler yetişkin olduklarında duygu durum bozuklukları, kişilik bozuklukları, madde bağımlılığı gibi psikolojik sorunlar
yaşayabiliyormuş. Sürekli endişeli olma, çelişkili davranışlar sergileme, kendine zarar verme eğilimleri oluyormuş.
Yoğun şekilde de reddedilme korkusu yaşıyorlarmış.
Düşünsenize. En çok güvende hissetmeniz gereken kişiden, en çok sevgi beklediğiniz kişiden korkuyorsunuz.
Yani hem ihtiyaç duyduğunuz hem de kaçmak istediğiniz kişi aynı.
Bu duyguyu bir çocuk için hayal etmek bile zor.
O çocuk sarılmak istediği bir kucağın aynı anda onu incitebileceğini bilerek büyüyor.
Ve işte tam da bu yüzden bu SARS bağlı alma geçmişine sahip bireylerin iç dünyası çok karmaşık oluyormuş.
Çünkü çocuklukta sevgi, güven ve korku birbirine karıştıysa yetişkinlikte de bu duygular netleşmiyor.
Sevdiğiniz kişiye güvenemiyorsunuz, güvenmek istiyorsunuz ama geçmişte güvendiğinizde de canınız yanmış.
Yani beyniniz diyor ki yaklaş ama dikkatli ol, sev ama çok bağlanma çünkü her an incinebilirsin.
Ve belki de en acı olan şu.
Çocukken ihtiyaç duyduğun kişi senin ihtiyacın olduğunu görmedi bile ya da gördü ama karşılamadı ya da bazen karşıladı bazen cezalandırdı.
Gerçekten çok üzücü bir durum arkadaşlar.
Bugün bağlanma stillerine birlikte yakından baktık.
Belki bazı yerlerde aa bu tam ben dediniz.
Belki eski bir ilişkiniz, belki çocukluğunuz geldi gözünüzün önüne ve belki de ilk kez bazı duygularınıza, davranışlarınıza anlam verdiniz.
Şunu bilmenizi isterim.
Hepimizin bir bağlanma hikayesi var ve bu hikayelerin çoğu bizim elimizle yazılmadı.
Ama yetişkinlikte artık kalem bizim elimizde.
Evet geçmişi silemeyiz ama onu anlayabiliriz ve bu anlayış iyileşmenin en kıymetli başlangıcı bana göre.
Bağlanma stiliniz kaderiniz değil.
İçinizde yarım kalmış parçalar olabilir ama onlarla yüzleştiğinizde sevgiye, güvene, sağlıklı ilişkilere daha çok yaklaşabiliriz.
Çünkü insan kendini anladıkça başkalarını da daha şefkatli görmeye başlıyor.
Bugünlük benden bu kadardı arkadaşlar.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Dinlediğiniz uygulamalar ve Spotify üzerinden beni takip etmeyi unutmayın.
Haftaya yeni bölümde görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın, hoşça kalın ve en önemlisi de mutlu kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
