
Bu bölümde ünlü filozof ve matematikçi Pisagor u anlatıyorum.
***
Instagram @hayalperestinsesi
📩 hayalperestinsesi@gmail.com
Transkript
Çocukları eğitin ki insanları cezalandırmak zorunda kalmayın.
Pisagor Hayalperestin Sesi podcast serisi başlıyor.
Hepinize keyifli dinlemeler.
Herkese merhabalar ben Melis.
Hayalperestin podcastine hoş geldiniz.
Bugün sizlere girişte sözünü söylediğim ilginç bir filozoftan bahsedeceğim.
Aslında genel olarak bütün filozoflar biraz ilginçtir ancak Pisagor biraz daha ilginç.
Pisagor deyince herkesin aklına ilk olarak gelen geometrinin o bir şur konusu.
Pisagor bağıntısı ya da diğer bir söyleşle hipotenüs teoremidir.
Bu teoreme göre dik bir üçgenin, dik kenarlarının, karelerinin toplamı hipotenüsün karesine eşit oluyor.
Bunu da böyle anlatmak ne kadar zor oluyor ya?
Böyle gözümün önünden üçgen falan geçiyor.
Bu podcast nereye gidiyor?
Bir üçgen çizip gösterebilsem aslında daha kolay olurdu.
Şimdi sınavlar da yaklaşıyor ya, çoğunuzun gündemidir belki de bu konular.
Konuma tekrar dönecek olursam, işte aslında çoğumuz Pisagor'u bu...
teoremiyle biliyoruz.
Ancak Pisagor tüm bunların çok çok ötesinde bir filozof.
Bu arada Pisagor değil, Pitagoros olarak geçiyor.
Tam doğru söylenişi.
Ben de podcast boyunca Pisagor yerine Pitagoros'u kullanacağım.
Hani böyle dinleyenler şey demesin ya bu kız neyi anlatıyor, kimi anlatıyor demesin.
Pitagoros olarak söyleyeceğim podcast boyunca.
Pitagoros M.Ö.
570'de Yunanistan'da bulunan Samos ya da bazı kaynaklarda Sisam olarak geçen bir adada dünyaya geliyor.
Ailesi hakkında yeterli bilgi bulunmamasına karşın babasının Mine Sarkus adlı bir taş ustası olduğu tahmin ediliyor.
Kaynaklara göre eğitim almak için Mısır ve Babil'e gidiyor Pitagoros.
Matematik ve astroloji eğitimi alıyor.
Bu eğitim süresinin 30 yıl olduğu geçiyor kaynaklarda.
Astroloji ve matematik alanında kendini geliştirdikten sonra doğduğu yer olan Samos'ta politik karışıklık olması sebebiyle de İtalya'nın güneyindeki Kroton'a yerleşiyor ve burada
bir okul kuruyor. İşte asıl konumuz burada başlıyor arkadaşlar.
Diğer filozoflarda olmayıp Pythagoras'ta olan, onu diğerlerinden ayıran Pythagorculuk ya da Pythagorasçılar şeklinde bir kavramın oluşmasıydı.
Çünkü Pythagoras'ın kurduğu bu okul, okul gibi değil de daha çok böyle bir tarikat gibiydi.
Felsefe tarikatı gibi de bir benzetme yapabiliriz.
Kendi içinde çok katı ve farklı kuralları vardı.
Sırasıyla hepsinden bahsedeceğim birazdan.
Pitagorasçılık bir mezhep gibi, din gibi yayılmış.
Hatta bu sayede tarihe geçmiş.
Ancak biraz önce dedim ya hani katı kuralları vardı diye.
Bu nedenle de tarikat dışına bilgi sızdırılmasının çok ağır cezası olduğu biliniyor.
Ve bu nedenle de Pitagoras'la ilgili sınırlı bilgiler var arkadaşlar.
Öncelikle bu okulda öğrenci olabilmenin şartlarından bahsedeceğim biraz.
Pythagoras'ın bu okulu matematikçiler ve dinleyiciler olarak ikiye ayrılıyor.
Dinleyiciler daha çok erdem ve yaşam kuralları öğrenirken matematikçiler esaslı bir eğitim alıyordu bu okulda.
Ve önceki podcastlerimde Platon'dan bahsetmiştim.
Dinleyenler varsa aranızda bilir.
Platon'un da bu okulda eğitim aldığıyla ilgili bilgiler var kaynaklarda.
Öğrenciler Pitagoras'ın okuluna alınmadan önce bakın burası çok önemli okula girebilme şartları burayı lütfen iyi dinleyin.
Öğrenciler Pitagoras'ın okuluna alınmadan önce Anne, baba ve yakınlarıyla olan ilişkileri inceleniyor.
Çeşitli konularda çözümlemeler yaptırılarak problem çözme becerilerine bakılıyor.
Zekalarına, algılamalarına ayrıca konuşma, gülme, üzülme ve susmalarına bakılıyordu.
Ve yine çevrelerine, kimlerle görüştüklerine, boş zamanlarda neler yaptıklarına ve dış görünüşlerine bakılıyordu.
Tüm bunların sonunda öğrenci olmaya hak kazanan adaylar...
ağır eleştiri ve hakaretlere maruz bırakılıyordu.
Ve tüm bunlara katlanabilen adaylar ise çırak olarak öğrenciliğe kabul ediliyordu.
Bakın yaklaşık 2500 yıl önce yaşanmış bir sistemden bahsediyorum.
Okula giriş şartları ne kadar da önemli kavramlar.
Benim en çok şaşırdığım, hadi zeka kısmını bir ayrı tutuyorum da, çevrelerine, kimlerle görüştüklerine bakılması kısmı, bir de boş zamanlarında neler yaptığı kısmı, ben cidden bu bölümden çok etkilendim.
Okula giriş şartlarından.
Eğitim sadece kültür derslerinin başarısından ibaret değildir bana göre ya.
Baktığımız zaman bugün kullandığımız teoremler, kurallar hep o dönemlerin ürünü.
İlk podcast'im olan köy enstitülerinde de bahsetmiştim.
Köy enstitüleri de oldukça kaliteli bir eğitim sistemiydi.
Ama bugün geldiğimiz noktaya bakıyoruz.
Kim olduğu, nasıl bir karakteri olduğunu bakılmadan yalnızca ekonomik durumu ve referansıyla istediği okula giden 3 tane özel okuldan atılan bir öğrenci.
4. özel okulunda öğretmenini öldürüyor.
Kimse tabii bunu düşünmüyor yani niye 3 tane özel okuldan atıldı diye.
Bu şartlar altında gençlerimizin ve çocuklarımızın üretken olabilmesi çok zor.
Özgürleştirmeyen eğitim sistemi maalesef ki aptallaştırır.
Umarım güzel günler görürüz diyerek konuma geri dönüyorum.
Pythagoras okuluna çırak olarak kabul edilen öğrencilere 5 yıl boyunca kendini hiç göstermez, uzaktan gözlemler ve gizlice onlardan haber alırmış.
Bunu yapmasındaki amaç da öğrencinin şan, şöhret ve övülme olmadan bilgiyi ne için öğrendiğini anlaması içinmiş.
Pitagoras'ın bu tutumu da aslında bu okulun bir tarikat gibi olmasına ve Pitagoras'ın ilahlaştırılmasına sebep olmuş.
Hatta bazı öğrencileri Pitagoras'ın tanrı veya peygamber olduğunu falan ileri sürenler olmuş.
Öğrenciler çeşitli derslerle 5 yıl boyunca sessiz kalmaya zorlanarak diline hakim olması, gördükleri, duydukları ya da haber aldıkları olağanüstü halleri, gizli bilgileri başkalarına
kesinlikle açıklamamaları öğretilirmiş.
Bu aşamayı da başarıyla geçerlerse çıraklıktan müritliğe yükseliyorlarmış ve buradan sonraki derslerinde...
Pythagoras'un yüzünü görebiliyorlarmış.
Pythagoras tarikatında farklı kurallar var demiştim arkadaşlar.
Bunlardan bazıları baklagil yemek yasak, yerdeki çizginin üzerinden geçmek yasak, ışığın yanında aynaya bakmıyorlar.
Bir de Pythagoras'u ve onun bu okulunu diğer filozoflardan ayıran bir diğer özelliği de kadın erkek ayrımının yapılmaması.
Ben buna çok şaşırdım.
Özellikle o dönemlerde Yunanistan'da ve hatta belki de dünyanın hiçbir yerinde kadınlara eğitim verilmezken Pythagoras'ın böylesine önemli bir okulunda kadınlara da yer vermesi, ayrım
yapmaması bana göre onu diğer filozoflardan ayrıcalıklı tutan taraflarından birisi.
Ayrıca bu okuldaki öğrenciler derslerden sonra toplanır, beraber yürüyüşe çıkar, vücutlarını yağlar ve hep birlikte yıkanırlarmış bu.
Bu hep birlikte yıkanma olayı bana biraz iğrenç geldi.
Bunu düşünmek ve hayal etmek asla istemiyorum.
Pythagoras ruh göçüne ve reenkarnasyona inanıyordu.
Burada çok farklı ve beyin yakıcı bir durum var arkadaşlar.
Pythagoras bu inancından dolayı et yemiyordu ve dolayısıyla onun öğrencileri de et yemiyordu.
Pythagoras'ın ruh göçü inancına göre ruh...
Bedenler arasında dolaşan bir şeydi.
Hatta bununla ilgili şöyle bir hikaye var.
Pythagoras'ın bir gün yolda dövülen bir köpeği gördü ve onu döven kişi şunu söyleyerek engel olduğu ile ilgili bir bilgi var.
O köpekte yıllar önce ölen bir arkadaşının ruhunun var olduğunu söylüyor ve köpeği döven kişi bu şekilde engel oluyor.
Burası bana biraz komik ve saçma geldi.
Ancak böyle bir şey var.
Önceki hayatında kötülük yapmış kişilerin ruhunun şimdiki hayatında bir hayvanda olduğuna inanıyor Pythagoras ve bu nedenle de et yemeyi yasaklıyor.
Hayvanlara karşı da son derece merhametli davranıyormuş.
Hadi biraz beyin yakalım.
Böyle bir şey gerçekten varsa ve biz birilerinin etini yiyorsak.
Kırmızı et sevmem ama beyaz ete bayılırım.
Kimi yiyoruz acaba? Ay düşüncesi bile çok iğrenç.
Hemen uzaklaştım bundan.
Bu konuda bana düşüncelerinizi yazın lütfen.
Şimdi diyeceksiniz ki biz Pythagoras'ı matematikçi olarak biliyoruz ama sen bize hiç bahsetmedin.
Şimdi sıra matematiğe geliyor arkadaşlar.
Bu arada araştırma yaparken şöyle de bir bilgiyle karşılaştım.
Bunu sizlerle de paylaşmak istedim.
Girişte bahsetmiştim ya hani bu Pisagor teoremi ya da hipoteniz kuralı diye.
Aslında onu ilk olarak Thales'in bulduğu ancak Pisagor'un tüm dünyaya yaydığı bilgisi yer alıyor.
Bu ne kadar doğru bilmiyorum ancak böyle bir bilgiyle karşılaştım.
Pitagoras'a göre evrendeki her şey sayılardan oluşuyordu.
Hatta şöyle bir sözü var.
İlerleme hayatın yasası, sayı ise evrenin yasasıdır diyor.
Ancak onların sayıları kullanma şekli bizimki gibi değildi.
Pythagoras, biz evreni matematiksel sayılarla açıklayabiliriz.
Sayılar olmadan hiçbir şey kavranamaz ve bilinemez diyor.
Pythagoras'a göre sayıların anlamları şu şekilde arkadaşlar.
Bir sayısı temel sayıdır.
Tek ve çift sayıları meydana getirir.
Sayıların ve varlıkların sonsuz dizisi birden çıkar diyor.
İki sayısı dişiliği ve doğayı ifade eder.
Doğa bu dişilikten meydana gelmiştir diyor.
Biliyorsunuz arkadaşlar şu an elimle sayıları gösteriyorum ya.
İyi ki tek başımayım ve iyi ki benim bu halimi kimse görmüyor.
Üç sayısı erkeğin ve erkekliğin sembolü olarak geçiyor.
Dört sayısının iki anlamı var arkadaşlar.
Bunlardan birisi dört sayısı tanrısal gücü simgeliyor.
Bir de ilk çift sayısı olan 2'nin karesi olması nedeniyle de adaletin simgesi olarak da gösteriliyor.
5 sayısı evliliğin simgesi olarak gösteriliyor.
Biraz önce söylemiştim ya 2 dişiliği 3'te erkekliğin sembolü diye işte 2 artı 3 5'ten.
5 sayısı evliliğin simgesi olarak gösteriliyor.
6 sayısı organik ve hayati varlıkların simgesi olarak gösteriliyor.
Pitagoros tarafından bunu da şu şekilde açıklamışlar.
Bir temel sayıydı, iki dişiliğin sembolüydü, üç de erkekliğin sembolüydü ve bunların toplamı olan altı da soylarının devam etmesi şeklinde bir anlam yüklenmiş Pitagoros
tarafından altı sayısına.
7 sayısı kritik zamanları temsil ediyor.
Müslümanlığa göre yani İslamiyet'e göre işte göğün 7 kat olduğu inancı, bir haftanın 7 gün olması gibi ya da işte böyle büyücülük gibi şeylerde 7 sayısının geçmesi gibi
sebeplerden dolayı kritik zaman olarak simgelenmiş.
8 sayısı akıl, ahlak ve...
Erdem'in temsilcisi olarak gösterilmiş.
9 sayısı da ilk tek sayı olan 3'ün karesi olduğu için 4 gibi ona da adaletin simgesi olarak gösterilmiş.
Pitagoras'a göre 10 sayısı yetkin bir sayıydı.
Yaşamın ilkesi ve yol göstericisiydi.
Eğer 10 sayısı olmasaydı her şey belirsizlik ve karanlık içinde kalırdı diyor Pitagoras.
Peki 10 sayısı için neden böyle bir anlam düşünmüş?
Onu da açıklayayım.
Birden 10'a kadar olan tüm tek sayılar ve çift sayılar kendi içinde toplandığında 10 sayısını veriyor.
Böyle söyleyince kafanız çok karıştı.
Tahmin edebiliyorum. Hemen örneğini vereceğim size.
1'den 10'a kadar olan tek sayıları düşündüğümüzde 1 artı 9 işte 10.
3 artı 7 onu veriyor.
Aynı şekilde çift sayılarda bu durumu düşündüğümüzde de 2 artı 8 10 işte 4 artı 6 onu veriyor.
Bu nedenle de 10 sayısına Pythagoras tarafından bu kadar anlam yüklenmiş.
Yaşamın ilkesi, yol göstericisi eğer 10 olmaz.
her şey belirsizlik içinde olurdu şeklinde bir anlam yüklenmiş.
Pythagoras'un dünya tarihine ve bilimine katkıları sadece sayılar değildi.
Astronomide önemli ilerlemeler kaydetmişti.
Fizikle ilgilendi, matematik ve geometri bilimini rasyonalize etti.
Ayrıca Pythagoras müziğin üzerinde de durmuştur.
Telli çalgılarda telin gerildikçe sesin inceldiğini keşfetmiştir.
Hatta bu buluşuyla ilgili şöyle de bir hikaye var arkadaşlar.
Pitagoros bir gün demircilerin olduğu yerden geçerken çıkan çekiç seslerini duyar.
Geçtiği yerde 5 ayrı demirci dükkanı vardır ve 5'inden de farklı tınıda çekiç sesinin geldiğini fark eder.
Bunu araştırdığında ise çekiçlerin boyutları ile alakalı olduğu sonucuna ulaşır.
Ağırlıkları farklı olunca çıkan seslerin de farklı olduğunu görür.
Demircilerden izin ister ve bu 5 çekicin ağırlığını hesaplar.
Ağırlık arttıkça çıkan sesin daha hafifleştiğini fark eder.
Bu çalışmasıyla da ilk kez müzik ve matematik bir araya gelir.
Bu denemeyi 12 birimlik bitel üzerinde uygular ve müzikte çok önemli bir kavram olan oktav kavramını elde eder.
KPSS'ye çalışanlar hadi bu da size bir bilgi olsun.
Oktav kavramı da bu şekilde keşfedilmiştir.
Pythagoras'ın ölümüyle ilgili de iki tane rivayet var arkadaşlar.
Bunlardan birincisi okula kabul edilmeyen öğrenciler tarafından yapıldığı, ikincisi de Pythagoras tarikatı hükümet tarafından tehlikeli bulunduğu için Devlet tarafından yaptırıldığı
ile ilgili okulun içinde öğrenciler ve Pythagoras varken yakıldığı fakat Pythagoras'ın ve öğrencilerin hiçbir şekilde kaçmak için çalışmadığı ve bunun sonucunda da hepsinin yanarak
öldüğü geçiyor kaynaklarda.
Hatta o günden sonra da Kroton'da Pythagoras ve bu okulla ilgili hiç kimsenin konuşmaması istenmiş.
Ünlü filozof, matematikçi, geometrici Pisagor'un hayatı bu şekilde arkadaşlar.
Güzel bir sözüyle de podcast'ı kapatmak istiyorum.
Pisagor, mutluluğu kovalamayın, o her zaman içinizdedir diyor.
Evet, bir bölümün daha sonuna geldik.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Haftaya yeni bölümde görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın, hoşça kalın ve en önemlisi de mutlu kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
