
Bu bölümde Pinokyo masalının anlatılmayan taraflarını anlatıyorum.
***
Instagram @hayalperestinsesi
📩 hayalperestinsesi@gmail.com
Transkript
Hayal Perest'in Sesi podcast serisi başlıyor.
Hepinize keyifli dinlemeler.
İnsan olmak için neler gerekiyor hiç düşündünüz mü?
Ya da insan olmak ne demek?
Konuşmak, gülmek, yemek yemek.
Bir sürü eylem sıralayabiliriz buraya.
Peki gerçekten bu eylemler sorumuzun cevabını karşılıyor mu?
Ya da bu sorunun bir cevabı var mı?
Çünkü bu eylemlerin çoğunu hayvanlar da yapıyor zaten.
Peki o zaman insan olmak ne demek o halde?
Hadi gelin bugün sizlerle onu konuşalım.
Beni ilk kez dinleyecekler için de ben Melis.
Başlıktan da anladığınız gibi bugün sizlerle Pinokyo masalından konuşacağız.
Pinokyo masalının görünmeyen, anlatılmayan ya da gizli verilmek istenen mesajlarından bahsedeceğim sizlere.
Pinokyo aslında bir çocuk masalı ve dışarıdan bakıldığında da işte yalan söyleyince burnu uzuyor ya hani özellikle böyle ebeveynler, aileler çocuklarını bu olaya örnek göstererekten hani böyle bir cezalandırma
yöntemi gibi bir şekilde anlatılıyor bu masa.
Ancak derinlere indiğimizde çok daha farklı anlamlar barındırıyor içerisinde.
Önce biraz tarihçesinden bahsedeyim.
Pinokyo aslında Carlo Collodi'nin 1890'larda yayınladığı Le Aventure di Pinokyo.
Yani Pinokyo'nun maceraları aldığı İtalyan bir çocuk romanı.
İtalyancı da Pino, çam ağacı demek.
Okyo ise göz anlamına geliyor.
Pinokyo klasik bir çocuk romanı iken 1940 yılında Walt Disney Pinokyo'nun animasyon filmini yapıyor.
Ve böylece bu roman, bu masal bütün dünyaya duyurulmuş oluyor.
Üzerinden yıllar geçmesine rağmen bugüne kadar 60'a yakın Pinokyo filmi çekilmiş.
3 yeni film daha eklenmiş.
Bu en son gösterime giren 3 filmin biri stop motion animasyon, diğeri 3D animasyon ve sonuncusu da normal kanlı canlı oyuncularla çekilmiş bir film.
Hatta sonuncu filmde Geppetto ile Tom Hanks oynuyor.
Peki o kadar çok masal, hikaye, roman varken neden Pinokyo?
Bu sorunun cevabını size ilk orijinal hali üzerinden yani 1940'da çekilen animasyonun üzerinden anlatmak istedim.
Bana göre masalın asıl baş kahramanı Cırcır Böceği olan Jimmy Cricket.
Ben filmde o karakteri daha çok sevdim.
Animasyon ilk olarak Cırcır Böceği'nin çok güzel bir şarkı söylemesiyle başlıyor.
Ve şarkı da şu şekilde.
Yıldıza bakıp dilek tuttuğunda fark etmez kim olduğun.
Yüreğinden ne geçiyorsa gerçek olur.
Hayalini yürekten istiyorsan hiçbir istek imkansız değildir diye devam ediyor.
Asıl konuya şimdi başlıyoruz.
Pinokyo aslında bir canlanma isteği.
Tahta bir oyuncak kukla olan Pinokyo gerçek bir çocuk olmak istiyor.
Gerçek bir insan olmak istiyor.
Ve biliyorsunuz ki sonunda da oluyor.
Şey dermişim tamam podcast bitti bu kadardı.
Hadi kapatın diyoruz. Hayır hayır gitmiyoruz.
Çayınızı kahvenizi alın.
Asıl konumuz şimdi başlıyor.
Hani biraz önce demiştim ya o kadar çok işte hikaye, masal, roman varken neden Pinokyo diye.
İşte sorularımızdan birinin cevabı burada başlıyor.
Animasyonun ilk başında dedim ya bir şarkıdan bahsettim hani bir şeyi çok isterseniz olur diye.
Aslında verilen mesajlardan birisi de o masalla ilgili.
Eğer bir şeyi çok isterseniz olur.
Hani Pinokyo'nun bu kadar popüler olma nedenlerinden biri de bu durum.
Hepimizin gerçekleşmesini istediğimiz dileklerimiz var ve insanlık var.
olduğu sürece de bu durum olmaya devam edecek.
Masalımıza devam edelim o halde.
Biliyorsunuz ki yazarımız İtalyandı ve kitaba göre de bu masal İtalya'nın Toskano bölgesinde bir köyde geçiyor.
Gepetto Usta bu köyde yalnız yaşayan birisi, bir kedisi ve bir balığı var.
Ağaç oymacılığı ve marangozluk yapıyor.
Bunları satarak para kazanmaya çalışıyor.
Her biri bir şaheserden oluşan küçük şirin müzik kutuları, guguklu saatler ve çeşit çeşit oyuncaklar yapıyor.
Ben burada animasyonla ilgili özellikle guguklu saatlerle ilgili bir şey söylemek istiyorum.
Orada bir eleştirim var çünkü bu durumdan gerçekten rahatsız oldum.
Hani guguklu saati herkes bilir yani illaki bir filmde televizyonda bir yerde görmüşsünüzdür.
Kapı açılır içeriden bir kuş çıkar ve sonra o kuş içeriye geri girer.
Burada Gepetto'nun yaptığı guguklu saatlerde o kapının önünde elinde baltayla bekleyen bir çocuk var ve içeriden her kuş çıktığında kuşun kafasına baltayla vurmaya çalışıyor.
Ve bir diğer guguklu saat modelinde de bir tane kadın var.
Kadın dizlerine çocuğunu sırt üstü bir şekilde yatırmış ve saat her ilerlediğinde çocuğunun Yani bu bir çocuk animasyon filmi ve bir çocuk romanından uyarlanmış bir film daha doğrusu.
Açıkçası o sahneler bana biraz şiddet çağrıştırdı.
Ben o sahneleri eleştirdim.
Biraz bu görüntüler hoşuma gitmedi.
Devam edecek olursak Gepetto Usta yalnız yaşıyor ve aile özlemi çeken birisi.
Neden aile özlemi dediğimi de birazdan anlayacaksınız.
Faydalı olmak isteyen, üretmek isteyen Gepetto Usta tüm bu nesneler içerisinde bir hayvan figürü, bir ev eşyası veya herhangi bir nesne değil de insan figürü yapıyor.
Canlıya en yakın bir kukla yapıyor.
Biliyorsunuz ki hareketli olmak en büyük canlılık belirtisidir.
Gepetto usta önce oyarak şekil veriyor.
Sonra boyayarak mimiklerini belirginleştiriyor.
Sonrasında ipler yardımıyla hareket etmesini sağlıyor ve ona isim veriyor.
Dolayısıyla da bu şekilde kuklamız kimlik kazanmış oluyor.
Ne var ki bunda diyebilirsiniz.
Ancak bu masalın 1800'lerde yazıldığı o dönemi düşünürsek yani o döneme baktığımızda açıkçası dikkat çekici bir seçim.
Hani neden bir hayvan figürü değil bir ev figürü değil de bir insan figürü ve canlanmak isteyen bir insan figürü.
Çünkü şimdilerde de şöyle bir durum var biliyorsunuz işte robotlar yapay zeka bana göre korkunç bir yere gidiyor gerçekten.
Umarım canlanıp bizim önümüze geçmezler.
Umarım bir Pinokyo gibi olmazlar o robotlardan.
Dolayısıyla burası da bana...
Dikkat çekici bir bölüm geldi yani.
İnsana yakın bir canlı yapma isteği.
Gepetto usta Pinokyo'nun yapımını bir gece yarısı tamamlıyor.
Kuklanın son rutuşlarını tamamlayıp çatı katındaki odasında uyumaya hazırlanıyor.
O sırada gökyüzüne bakıyor ve parlak bir yıldız görüyor.
Bunun üzerine de o parlak yıldıza bakarak bir dilek tutuyor.
Yaptığı tahta kuklanın gerçek bir çocuğa dönüşmesini istiyor.
Bunu diliyor ve sonrasında uykuya dalıyor.
Biraz önce demiştim ya Gepetto ustanın aile özlemi çektiğini işte bu dileğinden dolayı aile özlemi çekiyor.
Pinokyo her ne kadar bir çocuk masalı gibi görünse de derin derinde verilmek istenen bir diğer mesajdı bu.
Oradaki yaşlının bir aile özlemi çektiği.
Gepetto usta uykuya daldıktan sonra gecenin ilerleyen saatlerinde mavi peri gelir ve yaşlı adamın dileğini gerçekleştirir.
Pinokyo'yu canlandırır ancak onu cesur ve dürüst olduğunu bencil olmadığını kanıtlayana kadar tahta kalacağını tembihler.
Eğer onları kanıtlarsa canlı bir çocuğa dönüştüreceğini yani insana dönüştüreceğini ancak onu cesur ve dürüst olduğunu bencil olmadığını kanıtlayana kadar tahta
kalacağını tembihler.
Yani canlanabilmesi için, insan olabilmesi için Mavi Peri'nin Pinokyo'ya şartı bunlar.
Bakın bu cümlede de çok önemli.
Hani podcast'ın başında insan olmak için neler gerekiyor demiştim ya.
İşte filmde vurgulanan mesajlardan birisi.
İnsan olmak, cesur ve dürüst olmak, bencil olmamak.
Tamamen insan olabilmesi için, bu isteğinin yerine gelmesi için şartı bu.
Söylerken çok basit gibi geliyor bunlar bize ya da hiç böyle oturup düşündüğümüz erdemlerden bile değildir belki de.
Ancak bu söylediklerimden biri bile olmadığında nasıl tiplerle karşılaşıyoruz biliyorsunuz yani sonuç içler acısı oluyor.
Dürüst olmayan birisi ya da işte ne bileyim böyle bencil olan birisi.
Dolayısıyla insan olabilmek için En önemli erdemlerden birisi de bunlar bence.
Pinokyo'ya tekrar dönecek olursak Mavi Peri'nin ne demek istediğini anlamıyor Pinokyo.
Ve bu noktada da devreye cır cır böceğimiz Jimmy Cricket giriyor.
Benim baş kahramanım.
Çok tatlı, çok sempatik.
Bunu mutlaka izleyin.
Benim favorim Jimmy oldu bu filmde.
Jimmy Cricket Pinokyo'ya yardımcı olacağını söylüyor.
Yine burada çok anlamlı bir cümle geliyor.
Pinokyo soruyor nasıl cesur ve dürüst bir çocuk olacağım diye.
Cırcır böceği de diyor ki doğru ve yanlışı ayırt edersen cesur ve dürüst bir çocuk olursun.
Ve bunun üzerine de Pinokyo şunu soruyor.
Peki bunu nereden anlayacağım?
Doğruyu ve yanlışı nereden anlayacağım diye soruyor.
Ve Cricket şunu söylüyor.
Vicdanın bunu sana söyleyecek diyor.
Bunun üzerine de Pinokyo vicdan ne diye soruyor.
Cricket de şu efsane cevabını veriyor.
Vicdan... İnsanların dinlemediği içindeki küçük seslerdir.
Bakın burayı tekrar söyleyeceğim.
Vicdan insanların dinlemediği küçük seslerdir.
En son ne zaman vicdanınızın sesini dinlediniz ya da hiç böyle dinler misiniz?
Bence insan olmak için gerekli en önemli.
Erdemlerden birisi vicdan sahibi olmak hani böyle vicdansız deriz ya yani bir insanda gerçekten vicdan yoksa o insandan her şey beklenir o insan her şeyi yapabilir.
Dolayısıyla bence insan olabilmek için en önemli erdemlerden birisi de vicdan sahibi olmak.
Masalımıza devam edecek olursak cırcır böceğimiz Pinokyo'ya kendisine yardımcı olacağını söylüyor ve diyor ki ben senin vicdanın olayım ve sana doğruyu yanlışı söyleyeyim diyor.
Bu şekilde bir anlaşma yapıyorlar aralarında.
Bu arada bütün bunlar Gepetto Usta uyurken oluyor.
Sabah oluyor Gepetto Usta uyandığında Pinokyo'nun canlanmış olduğunu görüyor ve çok şaşırıyor, çok mutlu oluyor.
Bu duruma çok seviniyor.
Burada da masalımızla ilgili şöyle gizli bir detaydan bahsediliyor arkadaşlar.
Pinokyo'yu yani ilk kukla olarak tahtadan Gepetto yaptığında hani bir erkek çocuk olarak yapıyor.
Kız çocuğu değil de erkek çocuğu olarak yapıyor.
Bunu şu şekilde yorumlamışlar.
Hristiyanlıkta baba oğul ve kutsal ruh üçlemesi vardır ya hani bu masalda da Bu kutsal ruh üçlemesinin olduğu işte söyleniyor.
Geppetto, Pinokyo ve Pinokyo'nun vicdanı olan Cricket, Jimmy Cricket.
Ben buna çok da şaşırmadım.
Avrupalılar çünkü biliyorsunuz ki konuyu bir şekilde buna getiriyorlar.
Hele ki bir de masalın yazıldığı 1800'lü yılları düşünürsek, Walt Disney'in 1940'da bunun filmini yaptığını düşünürsek aslında o dönemlerde bu etkinin görülmesi
de çok normal. Hatta Collodi'nin o yıllardaki ahlaksızlık, hırsızlık, yoksulluk gibi durumlardan etkilenip bu masalı yazdığı ancak baskılardan dolayı bunu bir çocuk
masalı üzerinden anlattığı da söylenenler arasında.
Biliyorsunuz ki 1800'lerde de Avrupa'nın durumu çok da parlak değil.
Masalımıza tekrar dönecek olursak Pinokyo'nun canlandığını gören Gepetto ertesi gün onun okula gitmesini istiyor.
Okula gönderirken de Pinokyo bir miktar...
para veriyor. Fakat Pinokyo okula giderken yolda kurnaz bir tilki tarafından komple düşürülüyor.
Ben ne kadar şu an bu konuyu böyle yetişkinler üzerinden anlatsam da bu aslında bir çocuk masalı ve masalımızın devamında da ne kadar kuklada olsa gerçek çocuklar gibi yaramazlık yapan bir Pinokyo'muz
da var. Masalımızla ilgili anlamamız gereken bir detay da şu şekilde arkadaşlar.
Pinokyo'nun canlandığını gören Gepetto'nun Ondan ilk istediği şey okula gitmesi.
Ben bu ayrıntıya çok şaşırdım.
Hiç bu açıdan düşünmemiştim.
Hatta böyle bayağı bir afalladım.
Yuh ya dedim yani hani o kadar da olmaz.
Çünkü şöyle bir şey var.
Geppetto'nun Pinokya'dan istediği ilk şey bunu animasyonu izlerken daha iyi anlayacaksınız.
Onun okula gitmesini istiyor.
Eğitim şart demeyeceğim.
Yirenç bir espri olacak. Hemen toparlıyorum.
Gördüğünüz gibi eğitime önem veriyorlar.
Ve ben bu ayrıntıyı gördüğümde de şunu düşündüm.
Dedim ki bu masa... Bizde olsaydı yani bizim ülkemizde herhangi bir Anadolu topraklarında yazılmış olsaydı bu masal ne olurdu?
Mesela Pinokyo'nun canlandığını görünce yani bir Türk yapımı gibi düşünün.
Ondan ilk ne istenirdi?
Benim aklıma gelen cevap şu şekilde.
Eğer bu masal bizde olsaydı bence çocuktan ilk olarak böyle işlere yardım etmesi istenirdi.
İşte ev işi olur, bahçe işi olur.
ya da ne bileyim babasının çalıştığı işe yardım etmesi istenirdi.
Üzücü bir durum ama işte hani coğrafya kader midir bilmiyorum.
Yani bu noktada biraz onu düşündüm ama bence bu masal bizde olsaydı ilk olarak okula gitmesi istenmezdi gibi geliyor.
Bu konuda sizin düşüncelerinizi de merak ediyorum.
Eğer benimle paylaşırsanız da sevinirim.
Masalımıza tekrar dönecek olursak evet Kurnaz Tilki Pinokyo'yu kandırıp parasını almak istiyor.
Pinokyo'muzun vicdanı olan ve ona yardımcı olan yardım edeceğini söyleyen circir böceği Jimmy Cricket araya giriyor tabii ve Pinokyo'ya engel olmaya çalışıyor.
Ancak Pinokyo onu dinlemiyor.
Biraz önce söyledim ya her ne kadar işte yetişkinler için anlatsam da bu aslında bir çocuk masalı ve hani Pinokyo da gerçek çocuklar gibi yaramazlık yapıyor diye işte ilk yaramazlığını burada yapıyor.
Ebeveynler de böyle çocuklarına engel olmak ister ama işte çocuklar da onu dinlemez.
Yine de başlarını belaya sokar.
Pinokyo'nun ilk vukuatı da burada başlıyor.
Mavi perinin kendisine sunduğu şartı unutuyor.
Vicdanının sesi olan Jimmy Cricket'ı dinlemiyor ve babasına itaat etmiyor.
Kornastilki Pinokyo'yu Dilek Vadisi'ne götüreceğini...
Orada ne isterse gerçek olacağını söyleyerek kandırıyor.
Ve Pinokyo'yu oraya götürüyor.
Karanlık bir ormanın içinde Pinokyo'ya bir yer gösteriyor.
Diyor ki elindeki paraları buraya gömersen, işte buraya ekersen buradan bir para ağacı çıkacak.
Ve senin çok fazla paran olacak diyor.
Ve tabii Pinokyo da bu duruma kanıyor.
Bence bütün insanların zaafı ya.
Keşke böyle bir şey gerçek olsa düşünsenize.
Paranızı gömüyorsunuz ve bir para ağacı çıkıyor.
İçimiz gitti ama işte böyle bir şey yok.
Keşke olsaydı. Hem zengin olurduk hem de ormanlarımız da kesilmezdi.
Ağaçlarımıza sahip çıkılırdı o zaman.
Neyse konuma döneyim. Pinokyo paralarını gömüyor ve bu esnada kurnaz tilki bir anda ortadan kayboluyor.
Pinokyo da o karanlık ortamda tilkiyi bulmaya çalışıyor ve kayboluyor.
Tabi bu sırada da vicdanı olan Jimmy Pinokyo'nun yardımına koşuyor ve onu evlerine getiriyor.
Pinokyo ilk günden başarısız oluyor.
Hani peri diyordu ya cesur ve dürüst olursan işte bencil olmazsan seni gerçek bir çocuk yaparım diye.
Ertesi gün Pinokyo Gepetto'ya söz verdiği gibi okuluna gidiyor.
Bunlara itaat edeceğini söylüyor.
Verdiği sözü tutacağını söylüyor.
söylüyor. Pişman olmuş bir şekilde tekrardan okuluna gidiyor.
Ancak bu kez de okuldaki arkadaşları ilk günden onu eğlenmeye çağırıyorlar.
Diyorlar ki işte bir yer var. Gel oraya gidelim.
Eğlenelim. Orası şöyle güzel.
Orası böyle güzel. Ve tabii ki Pinokyo'ya bu durum çok cazip geliyor.
İlk günden Pinokyo okuldan kaçıyor ve Jimmy'yi de dinlemiyor.
Yani vicdanının sesini de dinlemiyor.
Hani masalın başında şey demiştim ya işte Pinokyo ilk canlandığında Mavi Peri ve Jimmy'ye sormuştu.
Cesur ve dürüst nasıl olunur diye.
Jimmy de doğru ve yanlışı ayırt ederek demişti.
Doğru ve yanlışı nasıl ayırt edeceğim dediğinde de vicdanın söyleyecek demişti Jimmy.
İşte hayat yolculuğu da böyledir arkadaşlar.
Dünyada karşımıza cazibeli şeyler çıktığında.
böyle eğlenceli görünen, cazibeli, renkli, ışıltılı şeyler çıktığında onun her ne kadar yanlış olduğunu bilsek de bazen hepimiz bodoslama gidiyoruz yani.
Dolayısıyla aslında vicdanımızın sesine de kulak vermek lazım.
Yani bir durup düşünmek lazım.
Ancak insanda en çok hatalarından ders alan, hata yapa yapa bir şeyleri öğrenen bir varlık.
Garip bir çelişki bence bu.
Evet Pinokyo'muz okuldan kaçtı ve eğlenmek için gösteri merkezine gitti.
Burası da filmde benim en çok eleştirdiğim yerlerden birisi.
Çünkü şöyle bir sahne var filmde gösterinin olduğu yerin kapısında bir tane adam bekliyor ve çocuklara şunları söylüyor.
Hadi çocuklar içeri girin, dövüşün, kavga edin, pro için, sigara için...
Tütün çiğneyin diyor.
Ben şok oldum. Tütün çiğneyin dediğinde ben özellikle oraya ayrı bir şok oldum.
Yani bu bir çocuk masalı.
Bu bir çocuk animasyonu.
Nasıl böyle bir sahne var?
Bence Walt Disney'in karanlık dünyasından bir yansıması bence bu durumda.
Yani filmi bu şekilde çekmesi.
Walt Disney'in de karanlık tarafları olduğunu düşündürttü bana.
Burada sigara ve pro içen çocuklar eşeğe dönüşüyorlar ve sokak sanatçılarına satılıyorlar.
Tabii ki Pinokyo'da.
pro içiyor ve kulakları ve kuyruğu çıkmaya başlayınca yanlış yaptığını anlıyor ve hemen vicdanı olan Cricket'a sesleniyor.
Cricket hemen onun yardımına koşuyor.
Bu arada Pinokyo eve gelmediği için Gepetto Pinokyo'yu aramaya çıkıyor.
Bakın burada şöyle bir durum var.
Gepetto Pinokyo'yu aramak için hani böyle ne bileyim okula gidip arkadaşlarına, diğer arkadaş ailelerine değil de böyle komşulara, sokaklara değil de nedense Gepetto bir sandalla denize
açılarak Pinokyo'yu aramaya çalışıyor.
Ve bu esnada da Gepetto'yu denizden çıkan büyük bir balık yutuyor.
Balığın midesinde yaşamaya başlıyor.
Bu hikaye size ne çağrıştırdı?
Hristiyanlıkta ve Yahudilikte yonah olarak geçen ve bizde ise Yunus peygamberin hikayesine çok benziyor.
Yani bana çok tesadüf gibi gelmiyor.
Hani dediğim gibi niye çocuğu başka türlü aramıyor da böyle sandalla denize açılarak çocuğu arıyor?
Bence burada da bir gönderme olduğunu düşünüyorum ben.
Tekrar Pinokyo'ya dönecek olursak Cricket Pinokyo'yu o gösteriden kurtarıyor.
Ve bir uçurum kenarına geliyorlar ve birlikte denize atlıyorlar.
Tesadüftür ki Gepetto'yu yutan o büyük balık Pinokyo ile Cricket'ı da yutuyor.
Ve balığın midesinde bir araya geliyorlar.
Pinokyo ve Gepetto balığın midesinde tam bir içsel hesaplaşma yaşıyor.
Pinokyo gerçekten çok pişman oluyor.
Dürüstçe yaptığı her şeyi anlatıyor.
birbirlerinden güç alarak balığın midesinden kurtuluyorlar.
Mavi peri de Pinokyo'nun bu dürüst davranması ve balığın midesinden çıkmak için işte çaba gösterdiği için ve Geppetto'yu da kurtardığı için Pinokyo'ya bir şans daha veriyor ve onu
gerçek bir çocuk, gerçek bir insan yapıyor.
Pinokyo masalının açık açık anlatılmayan gizli tarafları da bu şekilde arkadaşlar.
Hans Christian Andersen'un o meşhur sözü var ya hani masallar çocuklar uyusun yetişkinler uyansın diye yazılır dedi.
İşte Pinokyo masalı da tam olarak böyle bir masaldı.
Ben de bugün sizlere yetişkinlerin uyanmasını çağrıştıran taraflarını anlattım.
Sevgili hayalperest dinleyicileri işte insan olmak, insan kalabilmek çok önemli.
Gerçek bir insan olabilmenin şartları bunlar.
En zor şeyleri yapmaya cesaret ederseniz, dürüst olursanız, bencil olmazsanız ve vicdanınızın sesini dinleyip vicdanlı bir insan olursanız hayat sizi bambaşka
yerlere götürür ve Geppetto gibi, Pinokyo gibi imkansız görünen dilekleriniz de gerçek olur.
Ben podcastı hazırlarken bu 1940'da yapılan ilk animasyon üzerinden gittim.
Ancak 2022'de yapılan animeyi de izledim.
Hatta o halen Netflix'te var.
Siz de bu podcastı dinledikten sonra bir de bu açıdan izleyin bakalım.
Sizin filmle ilgili ve bu masalla ilgili yorumlarınız ne olacak?
Bugünlük benden bu kadar hayalperest dinleyicileri.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Umarım keyif aldığınız, kafanızı dağıtan farklı bir bölüm olmuştur.
Ayrıca dinlediğiniz uygulamalar üzerinden takip edip bildirimlerinizi açarsanız da yeni bölümlerden ilk sizin haberiniz olur.
Paylaşımlarımı görmek için de beni instagramdan takip edebilirsiniz.
Adresim aşağıda yazıyor.
Kendinize iyi bakın.
Hoşçakalın ve en önemlisi de mutlu kalın.
Haftaya yeni bölümde görüşmek üzere.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
