
Bu bölümde özgüven eksikliğini ve neler yapabilirizi konuşuyoruz.
***
Instagram @hayalperestinsesi
📩 hayalperestinsesi@gmail.com
Transkript
Bir topluluk önünde konuşurken elleriniz terliyor mu hiç ya da önemli bir karar alırken yanlış yaparsam diye geri adım atıyor musunuz?
Kendinizi başkalarıyla kıyaslayıp en küçük şeylere bile hayır diyemiyorsanız hadi yaklaşın biraz da sesi açın.
Bu bölüm sizler için.
Hayalperest'in Sesi podcast serisi başlıyor.
Hepinize keyifli dinlemeler.
Herkese merhabalar, Hayalperestin Sesi Podcast'ine hoş geldiniz.
Ben Melis. Umarım neşe dolu, bol kahkahalı bir gün geçiriyorsunuzdur.
Bugün sizlerle özgüven konusunu konuşacağız arkadaşlar.
Her ne kadar özgüven eksikliğiyle ilgili birçok şey yazılıp çizilse de, anlatılsa da, bu kadar çok bilgiye ve rehbere rağmen pek çok kişinin bu konuda halen ihtiyacı var arkadaşlar.
İşte ben de bu nedenle bugün özgüven konusunu konuşmak istedim.
Sesim birinin ihtiyacına dokunur.
Konuma başlamadan önce kısa bir şey söylemek istiyorum.
Sonda söylediğim için unutulduğunu düşünüyorum.
Birine iyi gelmek, birinin hayatına dokunmak her zaman size kendinizi iyi hissettirir.
Benim podcast yolculuğumda böyle başladı arkadaşlar.
Dinlediğiniz bölümler size iyi gelmeyebilir ama bir başkası çok ihtiyaç duyabilir.
İşte bu yüzden Spotify gibi dinlediğiniz uygulamalar üzerinden beni takip ederseniz, çevrenize önerirseniz etkileşimimiz artar.
ve sesim daha çok kişiye ulaşır.
Bundan bana ne demeyin arkadaşlar.
Bir kişinin hayatının değişmesine neden olmak bile inanın benim için çok önemli.
Çevrenizde özgüvenle ilgili sorunu olduğunu düşündüğünüz kişilere bu bölümü mutlaka önerin ve bölüm sonunda da beni takip etmeyi unutmayın diyorum ve konuma başlıyorum.
Özgüven ne demek? Öncelikle onunla başlamak istiyorum.
Özgüvenin tam olarak ne anlama geldiği konusunda farklı fikirler var.
Çünkü hepimizin yaşam yolculuğu farklı.
Ancak özgüvenin en genel tanımı şu şekilde arkadaşlar.
Özgüven kişinin kendini yeterli görmesi ve bunu çevresine yansıtmasıdır.
Kişi yaşamda özgüveniyle hayatta kalır ve özgüveniyle ilerler.
Ancak özgüven doğuştan gelen bir özellik değil.
Dünyaya geldikten sonra zamana bağlı olarak yavaş yavaş kazanılan bir duygudur.
Bu da demek oluyor ki özgüven eksikliği yaşayan bir kişi bu durumu bir son olarak görmek yerine gelişim için bir başlangıç olarak değerlendirmelidir.
Şunu bilmek lazım arkadaşlar, özgüven bir anda ortaya çıkmaz.
Attığımız her adım, yaptığımız her seçim, söylediğimiz her hayır bir duvarı oluşturan taşlar gibi özgüven duygusunu oluşturur.
Özgüven eksikliğinin nedenlerini konuşmak yerine doğrudan neler yapabiliriz anlatacağım arkadaşlar.
Eminim herkes içinde kopan fırtınaların nedenini biliyordur çünkü.
Özgüven kazanmak, özgüvende olmak, öyle hemen bir günde veya bir kitap okuyunca birkaç film izleyince gelişebilecek bir şey değil.
Ciddi emek isteyen, devamlılık isteyen bir süreç.
Yeni yıla sayılı günler kalmışken bu yıla bambaşka biri olarak başlayın.
Peki özgüveninizi geliştirmek için neler yapabilirsiniz?
Şimdi de bundan konuşalım.
Öncelikle kendinizi sevmeniz, kendinizi olduğunuz gibi kabul etmeniz gerekiyor arkadaşlar.
Kendimi nasıl seveceğim diyebilirsiniz.
Bununla ilgili, kendimizi sevmekle ilgili bir podcastim var.
Orada uzun uzun tüm detaylarıyla anlattım.
O bölüm kendinizi sevme konusunda size yardımcı olacaktır.
Dinlemediyseniz bir dinleyin derim o bölümü de.
Kişinin kendini sevmesi demek aslında kendisiyle barışması demek.
Dolayısıyla önce bir kendinizle barışın.
İkinci maddemiz ise...
Kendinizle içsel konuşmalar yapın arkadaşlar.
Özgüven sorunu olan bireylerin çoğu çevreleriyle etkileşime girmekte çekinirler.
Yanlış anlaşılırsam, benimle dalga geçerlerse, hata yaparsam, ben korkarım, bende bir sorun var gibi kendi içlerinde sürekli bir çatışma halindedir.
Bunun yerine bir rahat olun arkadaşlar, bir sakinleşin.
İçsel konuşmalar her zaman kişinin hareketlerine, konuşma şekline ve davranışlarına yansır, kaygınızı artırır ve durduk yere kendi kendinize strese girersiniz.
Bu nedenle olumsuz içsel konuşmalarınızı olumlu cümlelerle değiştirin.
Örneğin, başarısız olabilirim ama bu durumdan kendime ders çıkarırım.
Yapamadım. Çünkü şöyle şöyle olmuştu.
Bir sonraki sefer farklı bir yol izleyip yapabilirim.
Mutlu olmayı hak ediyorum.
Daha önce bunu bunu başardım, yine yapabilirim şeklinde olumsuz iç seslerinizi bu cümlelerle değiştirin arkadaşlar.
Bunlar bir gün yapınca değişecek şeyler değil.
Düzenli ve disiplinli bir şekilde belki de aylarca devam etmeniz gerekiyor.
Devamlılık, süreklilik çok önemli.
Bunu sağlayabilmek için de sesinizi kaydedip dinleyebilirsiniz, günlük tutabilirsiniz arkadaşlar.
Hangi yöntem size daha yakın gelirse ilk olarak ondan başlayın.
Bir diğer maddemiz de yaptığınız hiçbir işi yarıda bırakmayın.
Kitap okumak, spora başlamak, diyete başlamak, ev temizliği, ders çalışmak gibi artık yarıda bıraktığınız şey her neyse bu davranışınızı bırakın arkadaşlar.
Çünkü bir süre sonra yeni bir şeye başlamak istediğinizde beyinde şöyle bir algı oluşuyor ve içinizden şunu diyorsunuz ben bunu da yarıda bırakacağım en iyisi hiç başlamayayım yine bırakırım
yine başaramam şeklindeki iç ses sizin özgüveninizi daha çok düşürüyor.
Bu nedenle hiçbir işinizi yarıda bırakmayın arkadaşlar.
Yapmak istediğiniz işleri küçültün.
Örneğin ayda bir kitap bitireceğim yerine günde iki sayfa kitap okuyacağım şeklinde bir hedef koyun kendinize ya da haftada şu kadar saat spor yapacağım deyip o hedefe ulaşamamaktansa
günde 15 dakika ayırın kendinize.
Yarıda bıraktığınız işler her neyse onlarla ilgili hedeflerinizi küçülterek bunu yapabilirsiniz arkadaşlar.
İşlerinizi yarım bıraktığınızda bu durum zihninizde bir yük haline gelir.
Ancak tamamladığınızda bu yükten kurtulmuş olursunuz ve içten içe kendinize bunu yapabiliyorum mesajı verirsiniz.
Özgüven düşüklüğü yaşayan bireylerin en çok yaptığı davranışlardan biri de kendisini...
Başkalarıyla kıyaslamakmış arkadaşlar.
Sıradaki maddemiz bununla ilgili.
Kendinizi başkalarıyla kıyaslamak aslında kendinize haksızlık etmek arkadaşlar.
Çünkü herkesin hikayesi farklı, mücadelesi ve başarıları farklıdır.
Başkalarının hayat yolculuğuna bakarak kendinize değer biçmek yanlış olur.
Kendinizi sürekli eksik hissedersiniz.
Kendinizi kiminle kıyasladığınızda eksik ve yetersiz hissediyorsanız o insanlarla aranızda mesa...
sosyal medyada takip ettiğiniz bir fenomense onu takipten çıkın arkadaşlar.
Neden? Çünkü bu duygunun altında aslında bir miktar kıskançlık da var.
Onun gibi olmak istiyorsunuz, giydiği şeyleri giymek istiyorsunuz, belki onun arabasına sahip olmak istiyorsunuz.
Kendinizi o kişilerle kıyasladıkça daha çok demoralize olur ve kendinizi yetersiz hissedersiniz.
Bu da özgüveninizin daha çok düşmesine neden olur.
Bunun yerine hedefleriniz...
ve hayallerinize odaklanın arkadaşlar.
İlham alabileceğiniz kişilerle olun ve sosyal medyada bu şekilde kişileri takip edin ki motivasyonunuz yükselsin.
Bir diğer maddemiz de kendinizi acımasızca eleştirmeyin arkadaşlar.
Bu durum özgüveninizi zedeleyen başlıca davranışlardan biri.
Ayrıca kendinizi sürekli acımasızca eleştirirseniz sadece eksik yanlarınıza odaklanırsınız ve bu da güçlü yönlerinizi olumlu taraflarınızı, başarılarınızı görmenize
engel olur. Kendinizi daha çok yetersiz hissedersiniz.
Bu durumu nasıl düzeltirsiniz?
Başkalarına söyleyemeyeceğiniz şeyleri asla kendinize söylemeyin.
Bir arkadaşınıza, aileden birine, sevgilinize söylediğinizde aranızın bozulacağı şeyleri kendinize söylemeyin arkadaşlar.
Bir konu karşısında kendinizi ben beceriksizim, bunu da yapamadım, benden hiçbir şey olmaz gibi eleştiriyorsanız durun ve kendinize şunu sorun ben bunları arkadaşıma
söylesem ne olurdu eminim aranız bozulurdu bu nedenle başkalarına söyleyemeyeceğiniz şeyleri kendinize de söylemeyin arkadaşlar kendinizi acımasızca eleştirmeyin Özgüveninizi
geliştirmek için yapmanız gerekenlerden biri de vücudunuza, fiziksel görünümünüze önem verin arkadaşlar.
Ayrıca vücudunuzda iyi bakmak sadece özgüveni değil.
Yaşam kalitenizi de artırır.
Günümüzdeki kalıplaşmış estetik algısı veya markalı giyinmekten bahsetmiyorum arkadaşlar.
Ancak dış görünümünüzle ilgili size özgü bir ayrıcalığınız olsun.
Şöyle düşünün diyelim ki kilo aldınız ya da sağlıklı beslenmeye önem veriyorsunuz.
Diyet yapıyorsunuz.
Bir ortama girdiğinizde gelen yemek karşısında Bu durumu dile getirdiğinizde orada bir farkınız olur ve bu kendine önem veriyor, iradesine sahip oluyor.
Kendini tuttu, o yemeği yemedi, o tatlıyı yemedi diye insanların size bakışı değişir arkadaşlar.
O ortamda aman boşver ne diyeti ye gitsin diyenler de olacaktır.
Ama bu tamamen o kişilerin kendi iradesizliğiyle ilgili.
Ben mesela farklı küpe takmayı çok severim.
Hatta bazen Instagram'da da paylaşıyorum.
Bir gün çalıştığım yerde bir arkadaşım bana şöyle bir şey söyledi.
Ya dedi küpenin kıyafet gibi bir insana yakıştığını ilk kez sende görüyorum.
Küpe sana çok yakışıyor falan.
Sana çok özeniyorum ama işte ben böyle renkli küpe takamıyorum falan dedi.
Sonra ben ona... Her gün söylüyordum işte küpelerini değiştir, bugün farklı bir küpe tak falan diye.
Sonra o arkadaşım da küpe takmaya ikna etmiştim.
Benimkiler gibi renkli kullanmasa da küpe takmaya o da başlamıştı.
Yani sizin de bunun gibi fiziksel görünümünüzle ilgili, size iyi gelen, size özel bir şeyiniz olsun arkadaşlar.
Siz o ortamda yokken bile sizin özelliğinizle ilgili bir konu geçtiğinde doğrudan insanların aklına o gelsin.
Ya da işte siz gelin bu bunu sever, bu bunu...
olmadan dışarıya çıkmaz.
Bu tam onun tarzı.
Bu onu asla almaz, asla giymez gibi fiziksel görünümünüz ve vücudunuzla ilgili özellikleriniz olsun.
Kendinizle ilgilenmek, fiziksel görünümünüze özen göstermek ben buna değerim mesajını hem kendinize hem de çevrenize verir arkadaşlar.
Özgüveninizi geliştirmek için yapmanız gereken bir diğer maddede konuşun ve iletişiminizi geliştirin arkadaşlar.
Özgüveni geliştirmek için yüzlerce kitap okusanız, binlerce film de izleseniz toplum içinde bunları uygulayamadıktan sonra hiçbir anlam ifade etmez arkadaşlar.
Teoriyi pratiğe dökmeniz gerekir.
Gerçek özgüven deneyimle gelişir çünkü.
Denize veya havuza girmeden, video izleyerek, kitap okuyarak yüzmeyi öğrenemezsiniz.
İletişimi geliştirmek de böyledir arkadaşlar.
Konuşun, boş boş konuşun, kendinizle konuşun demiyorum.
Tabii ama bir kafeye gidin, oturun, sandviç alacaksınız, biliyorsunuz içeriğini ama olsun yine de sorun.
İçinde hangi peynir var, ne zaman yapılmış ya da tatlı yiyecekseniz bu kaç kalori diye sorun.
Ancak bu şekilde iletişiminizi geliştirir, konuşurken çekinmeyi bırakırsınız arkadaşlar.
Ben toplu taşıma araçlarıyla gidip gelmeyi daha çok severim.
Geçenlerde iş dönüşü eve geliyorum.
Tam benim oturduğum koltuğun önünde de bu inme...
için basılan buton var.
15-16 yaşında bir genç arkadaşımız butona bastı, ışık yanmadı.
Çocuk tekrar bastı, ışık yine yanmadı.
Ben de izliyorum ne yapacak diye.
Otobüs durağı geldi, ön kapıdan yolcu aldı, diğer kapıları açmadı ve yoluna devam etti.
Bu genç arkadaş butonu neredeyse yumrukluyordu.
Sonra işte otobüs devam etti diye ofladı, pufladı, kendi kendine bir şeyler söyledi.
Ben kendimi o an orada o kadar zor tuttum ki.
Hani bir de şoföre bir şeyler söyler diye bekliyorum.
Hani çocuk konuya ne zaman girecek falan diye bekliyorum.
Ama çocuk hiçbir şey söylemedi.
Tam da bu podcasti hazırladığım gündü.
Bu gibi durumları yaşamamak için konuşun, soru sorun arkadaşlar.
Karşınızdaki kişi en fazla tersler, sıkılır.
Söz konusu sizin gelip... Konuşmanız olduktan sonra başkalarının düşüncelerinin ne önemi var ki zaten?
Konumu toparlayacak olursam eğer, herkesin kendine has yetenekleri, özellikleri vardır.
Bazı konularda başarılı iken bazı konularda başarısız olmak mümkündür.
Bir şey başarmak veya başarmamak bir insan olarak kişinin değerini eksiltmez arkadaşlar.
Kimse herkesi veya her şeyi sevmek, onaylamak zorunda değil.
Dolayısıyla çevremizdeki kişiler de bizi sevmek ve onaylamak zorunda değil.
İnsanı insan yapan hafızasıdır.
Geçmişimiz olmasa bugünkü ben olamayız.
Geçmiş insanı biçimlendirir.
Ancak geçmiş sizi esir almamalıdır arkadaşlar.
Geçmişte takılı kalan kişi şimdi burada var olamaz ve özgüvenle hareket edemez.
Özgüveni geliştirmek zaman alan ve düzenli çaba gerektiren bir eylemdir.
Belki yıllarınızı alır ancak bunu başardığınızda kendinizle barışır ve...
Daha mutlu olursunuz. Hayatta her şeyden önce kendinizle iyi arkadaş olmayı öğrenin.
Unutmayın arkadaşlar özgüven bir son değil.
Aksine bir başlangıçtır.
Podcast'ı dinlemeyi bitirdikten sonra kendinize şu soruyu sorun.
Bugün kendim için ne yaptım?
İşte bu sorunun cevabı özgüveniniz için atacağınız önemli bir adım arkadaşlar.
Bugünlük benden bu kadardı.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Haftaya yeni bölümde görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın, hoşça kalın ve en önemlisi de mutlu kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
